Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


ANNELER GÜNÜ

(0 Oy, 5 üzerinden 0 puan )
Loading ... Oyunuz Gönderiliyor ...
8 Mayıs 2008 Perşembe | İhbar Et | Etiketler : edebiyat

ANNELER GÜNÜ

Bülent TOP


 

 

Anafilya’nın Mayıs sayısı için “anne sevgisi” gibi bir tema belirlenmesi elbette ki anneler günü ile ilgili bir seçimdi. Bu konuda bir yazı yazmak gerektiğinde hafızam beni 20 sene kadar öncesine götürdü. Edebiyat hocamız yaklaşan anneler günü ile ilgili bir kompozisyon yazmamızı istemişti. O günün dünya görüşüyle özeti şöyle olan bir yazı yazmıştım: “ANNELER GÜNÜ ANNESİ OLMAYAN ÇOCUKLARLA ÇOCUĞU OLMAYAN ANNELERİ ÜZMEKTEN İBARETTİR” Bu radikal çıkışıma hoca tepki göstermekle kalmadı, o sene bu yazımdan dolayı beni sınıfta bıraktı.

Yazılarımdan dolayı tepki almaya alışık bir insanım. Şimdiden söyleyeyim bu yazımdan dolayı beni sınıfta bırakabilirsiniz. Şimdiki hocam sevgili Halit Umar o ne yapar artık bilmiyorum. Kendisi çok iyi biliyor ki yaşadığım küçük şehirde yerel gazeteye yazdığım yazılardan dolayı aforoz edildim. Olsun, aforoz edilmek boyun eğmekten her zaman iyidir. Anne gibi annelik gibi kutsal bir kurum üzerine yazı yazmak kolay değil. Hamasi cümlelerle bezenebilir bir yazı, bunu herkes de yapabilir. Ben gene aykırılığı seçeceğim. Anneler gününe, anneler günü gibi benzeri dayatma günlere karşı olduğumu baştan söyleyerek yazımı süsleyeceğim. Baştan söyleyeyim amacım kimsenin içini karartmak değildir. Yazım karamsar gibi görünse de büyük egoda bunun böyle olmadığını söylemeliyim. Küçük egoların tatmini peşinde değilim. Anne, anne sevgisi diyince evrensel bir düşüncede olduğumu dünyanın tüm annelerini özellikle de ülkemdeki tüm anneleri kucakladığımı bilmenizi istiyorum.

Annem 65 yaşında. Doktorlara ve hastanelere prim vermeyen bir insan. Kendince mevsimine göre topladığı otları kurutup kaynatıp içen birisi. Yaşama sevinci dolu, neşeli, pozitif enerji saçan birisi. Onun yanında kendimi zaman zaman yaşlı hissettiğim olmuştur. Senede bir kez gittiği deniz tatilinin hasretiyle yaşayan birisi. Denize sabah giren, abartmasız öğleyi çıkan, hafif bir şeyler yiyerek öğleden sonradan saatlerce denizde yüzen, deniz aşığı birisi. Bu seansları aksatmadan her gün yapan ve kilometrelerce açılarak saatlerce yüzen biridir benim annem. Sanırım onu kaybettiğimde her sene hasreti olduğu denizin suyunu toprağına taşımakla geçecek ömrüm. Ömrünü ev hanımlığıyla geçirmiş ve ömrühayatında bir kez bile elektrik faturası, su faturası yatırmamış birisidir benim annem. Hiçbir devlet dairesinin kapısından girmemiştir. Belki de onun ömrünü uzatan ona bu yaşamı sağlayan babam oldu.

1988 yılında askerliğimi yaptım. Güneydoğudaydım. Askerliğim boyunca ne izne gelebildim ne de bir ziyaretçim oldu. Tek arkadaşım transistörlü bir radyoydu. 8 mayıs doğum günümdü. Yanlış söylemeyeyim, sanırım 1989´du. Bayramın ikinci günüydü. Aynı zamanda anneler günüydü. Elbette pazardı. Lisedeyken yazdığım acının benzerini yaşadım. Annemden uzaktaydım. Kimsem yoktu. Acı bir burukluk bana hakimdi. Aynı güne üst üste bir çok şeyin binmesi göz yaşlarıma dönüşmüştü. Bir türküye dolandı dilim:

geçici ayrılık benimkisi, ilkyaz çiçeğine gebeyim

ağıtlar yakmayın adıma, ben ölmedim ölmeyeceğim

sıcak saklayın gecelerimi, karlar altından çıkıp geleceğim

düşlerinizin ateşinde, ılık bir rüzgar gibi eseceğim

demlice bir çay koyun üstüne, aç çocuk gibi besleyin sobayı

nasıl tütüyorsanız gözlerimde, öylece tütsün buharı

can canım canlarım, hazır mı koynunuzda yerim

gün olur gecikmiş çocuk gibi, bağıra çağıra koşar gelirim

Aradan yıllar geçince yeni dünya düzenine uyup görüşlerini yaşama bakış açısını değiştirenlerden değilim. Siz dinozorlardan sayın isterseniz. Anneler günü ile ilgili görüşüm 20 sene öncesine göre değişim değil gelişim gösterdi. Şimdi daha detaylandırabiliyorum görüşümü.

Anneler günü çocuğu olmayan anneleri üzmektir

Anneler günü annesi olmayan çocukları üzmektir

Anneler günü annesi olup da ona hediye alamayan çocukları üzmektir

Anneler günü çocuğu kendisine hediye alamayan anneleri üzmektir

Anneler günü çocuğu annesine hediye alamayan babaları üzmektir

Anneler günü çocuğu kendisinden ırak anneleri üzmektir

Anneler günü annesi kendisinden ırak çocukları üzmektir

Anneler günü tüketim toplumunu yaratmak, bunu kamçılamak uğruna insanlarımızı üzmektir.

Siz kendi annenizi çok seviyorsunuz değil mi? Ne güzel, ama ne kolay. Gelin dünyadaki tüm anneleri sevin. Somali’de Amerikalıların öldürdüğü çocukların annelerini seviyor musunuz? Irak’ta çocuğuna yiyecek ve ilaç bulamayan anneleri seviyor musunuz? İkizkulelerde çocuklarını kaybeden anneleri seviyor musunuz? 17 Ağustos depreminde ölen ya da çocuklarını kaybeden anneleri seviyor musunuz? Yakın bir gelecekte, gene Irak’ta ölecek anneleri ve çocukları ölecek annelerin acısını duyuyor ve seviyor musunuz? Afganistan’da ölen anneleri seviyor musunuz? Ölüm oruçlarında çocuklarını görmek için cezaevi önlerine gidip coplanan anneleri, ölüm oruçlarında ölen insanların annelerini seviyor musunuz? Diyarbakır’da çocuklarını doyurmak için çöplüklerden yiyecek toplayan anneleri seviyor musunuz? Dünyanın bir çok yerinde devam eden savaşlarda ölen gencecik bedenlerin annelerini seviyor musunuz? Önce buna evet diyin, sonra beraber kutlayalım anneler gününü.

Ülkemde asgari ücret 100 dolar. Yüzbinlerce de işsiz. Evine ekmek götüre- meyen, çocuğuna süt alamayan bir toplumun acısını bilirken kolaysa gelin de kutlayalım anneler gününü. %5 gibi mutlu bir azınlık gene dolduracak renkli mağazaları. Annelerine hediyeler alacaklar. Bu küçük mutlu azınlığın görüntüsü sakın yanıltmasın sizi. Saman alevi gibi bir görünüp yok olacaklar.

Anneler gününüz kutlu olsun…

 

Yorumlar




Yorum yazmak için Giriş yapınız
Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.