Depresyon Neden Önemlidir?
Major depresyon hastalarının % 15 kadarı intihar ederek hayatlarına son vermektedir. Hastanede yatan diabet,kanser,kalp hastalıkları,felç gibi rahatsızlıkları olan kişilerin % 25 inde major depresyon görülmektedir. Depresyon kişilerin mesleki başarısını düşürmekte ve iş kayıplarına ; cinsel bozukluklara yol açarak evlilik sorunlarına; kişinin durumun etkisinden kurtulmak, kendini rahatlatmak için alkol ve uyuşturucu maddelere yönelmesi sonucu trafik kazaları, kavga ve suça yönelme görülebilmekte ,ruh sağlıkları bozuk çocuklar ve sonuçta ruh sağlığı bozuk bir toplum olmamıza yol açmaktadır.
Depresyon Oluşumunda Etkili Olan Kişisel Özellikler
| -Öfke ve nefretin, çevresindeki kişilerin kaybına yol açacağı düşüncesiyle onlara yönlendirilemeyip, kendisine yönlendirilmesi (bu yapıdaki bir kişilik hayatın ilk 1-2 yıllık döneminde düzenli ve yeterli bir anne-çocuk ilişkisi yaşamamıştır. Kişinin yaşadığı depresyon gerçek ya da farz edilen bir kayıp ile bağlantılıdır).
- Kişinin kendisi, çevresi ve gelecekten beklentileri, idealleri ile kendi gerçek durumu o kadar farklı, gerçekdışı ve orantısızdır ki , bu yüksek standartlara ulaşamamak kişide güçsüzlük ve yalnızlık düşünceleri ile depresyona yol açabilir.
- Kişinin süper egosu ( üst benlik) o kadar kuvvetli ve baskındır ki sürekli kişiyi kısıtlayıp, suçlar, zevk verici, rahatlatıcı etkinliklerden ala koyup, adeta işkence eder.
-Kişinin çevresindekiler ondan o kadar çok şey beklemektedir ki, kişinin bu beklentileri karşılaması olanaksızdır. Bu da zayıflık ve çaresizlik düşüncelerinin gelişip, depresyona gidişe yol açabilir.
-Kişinin küçüklüğünden itibaren sevip, saygı ve gurur duyacağı, ondan da destek ve sıcaklık göreceği, benzemek istediği, imrendiği, idealize ettiği düzeyde bir kişi (baba, anne, öğretmen ,akraba vs) yoktur. Bu da kişiliğin gelişimini olumsuz yönde etkiler ve kendine güven kaybı ve depresyona yol açabilir.
-Çocuklukta anne-baba ayrılığı ya da kaybı, stresli koşullar karşısında yeterli desteği bulamayıp, yanlış ya da yetersiz başa çıkma mekanizmaları geliştirmesine, bu da ileri dönemde depresyona zemin hazırlayabilir.
- Sahip olunan kişilik yapıları da depresyon gelişiminde etkilidir. Obsesif-kompulsif, bağımlı, histrionik ve sınırda (borderline) kişilik bozukluğu gösterenlerde depresyona eğilim daha yüksektir.
Her ne kadar depresyon yalnız hissettirse de çoğu araştırmada % 8-20 oranında major depresyon düzeyinde depresif şikayete rastlanmıştır. Kalıtımsal eğilimin olduğu major depresyon vakalarının 30 lu yaşlarda en yüksek düzeyde olduğu gözlenmiştir. Major depresyonun erkekler için hayat boyu görülme olasılığı % 2-12 ; kadınlar için % 5-26 arasında bulunmuştur. Araştırmalara göre her yıl major depresyon hastalarına yüz bin kişide 247-598 kadın; 82-201 erkek yeni vakanın eklendiği saptanmıştır.
Kadınlarda neredeyse erkeklere oranla iki kat daha fazla depresyona girerler.Bu yüksek riski taşımaları; ergenlik çağında yaşadıkları kısmen hormonal değişiklikler, aybaşı, menopoz ve hamilelik yüzündendir.
Erkeklerin depresyon riskleri daha az olmasına rağmen, yardım almak isteyen erkeklerden muhtemelen daha fazla sayıdadırlar. Onlar da tipik depresyon belirtileri gösterirler fakat kadınlara göre daha asabi ve saldırgan olurlar veya alkol, uyuşturucu gibi maddeler kullanarak maskelemeye çalışırlar. İntihar, depresyona giren erkekler için ciddi bir risktir ve intihar vakaları kadınlara nazaran 4 kat daha fazladır.
Yaşlılar; sevdiklerini kaybetmiş ve artık yalnız yaşamak zorunda kalabilirler. Artık fiziksel olarak rahatsız ve daha önce yapabildikleri aktiviteleri yapamaz halde olabilirler.Bütün bu değişimler depresyona katkıda bulunabilir.sevdikleri bu belirtileri yaşının getirdiği sonuçlara bağlayabilirken zaten bir çoğu bu belirtileri konuşmaya bile isteksizdirler.Sonuç olarak yaşlı insanlar depresyon için tedavi olmayabilirler. |
|
|
| -Öfke ve nefretin, çevresindeki kişilerin kaybına yol açacağı düşüncesiyle onlara yönlendirilemeyip, kendisine yönlendirilmesi (bu yapıdaki bir kişilik hayatın ilk 1-2 yıllık döneminde düzenli ve yeterli bir anne-çocuk ilişkisi yaşamamıştır. Kişinin yaşadığı depresyon gerçek ya da farz edilen bir kayıp ile bağlantılıdır).
- Kişinin kendisi, çevresi ve gelecekten beklentileri, idealleri ile kendi gerçek durumu o kadar farklı, gerçekdışı ve orantısızdır ki , bu yüksek standartlara ulaşamamak kişide güçsüzlük ve yalnızlık düşünceleri ile depresyona yol açabilir.
- Kişinin süper egosu ( üst benlik) o kadar kuvvetli ve baskındır ki sürekli kişiyi kısıtlayıp, suçlar, zevk verici, rahatlatıcı etkinliklerden ala koyup, adeta işkence eder.
-Kişinin çevresindekiler ondan o kadar çok şey beklemektedir ki, kişinin bu beklentileri karşılaması olanaksızdır. Bu da zayıflık ve çaresizlik düşüncelerinin gelişip, depresyona gidişe yol açabilir.
-Kişinin küçüklüğünden itibaren sevip, saygı ve gurur duyacağı, ondan da destek ve sıcaklık göreceği, benzemek istediği, imrendiği, idealize ettiği düzeyde bir kişi (baba, anne, öğretmen ,akraba vs) yoktur. Bu da kişiliğin gelişimini olumsuz yönde etkiler ve kendine güven kaybı ve depresyona yol açabilir.
-Çocuklukta anne-baba ayrılığı ya da kaybı, stresli koşullar karşısında yeterli desteği bulamayıp, yanlış ya da yetersiz başa çıkma mekanizmaları geliştirmesine, bu da ileri dönemde depresyona zemin hazırlayabilir.
- Sahip olunan kişilik yapıları da depresyon gelişiminde etkilidir. Obsesif-kompulsif, bağımlı, histrionik ve sınırda (borderline) kişilik bozukluğu gösterenlerde depresyona eğilim daha yüksektir.
Her ne kadar depresyon yalnız hissettirse de çoğu araştırmada % 8-20 oranında major depresyon düzeyinde depresif şikayete rastlanmıştır. Kalıtımsal eğilimin olduğu major depresyon vakalarının 30 lu yaşlarda en yüksek düzeyde olduğu gözlenmiştir. Major depresyonun erkekler için hayat boyu görülme olasılığı % 2-12 ; kadınlar için % 5-26 arasında bulunmuştur. Araştırmalara göre her yıl major depresyon hastalarına yüz bin kişide 247-598 kadın; 82-201 erkek yeni vakanın eklendiği saptanmıştır.
Kadınlarda neredeyse erkeklere oranla iki kat daha fazla depresyona girerler.Bu yüksek riski taşımaları; ergenlik çağında yaşadıkları kısmen hormonal değişiklikler, aybaşı, menopoz ve hamilelik yüzündendir.
Erkeklerin depresyon riskleri daha az olmasına rağmen, yardım almak isteyen erkeklerden muhtemelen daha fazla sayıdadırlar. Onlar da tipik depresyon belirtileri gösterirler fakat kadınlara göre daha asabi ve saldırgan olurlar veya alkol, uyuşturucu gibi maddeler kullanarak maskelemeye çalışırlar. İntihar, depresyona giren erkekler için ciddi bir risktir ve intihar vakaları kadınlara nazaran 4 kat daha fazladır.
Yaşlılar; sevdiklerini kaybetmiş ve artık yalnız yaşamak zorunda kalabilirler. Artık fiziksel olarak rahatsız ve daha önce yapabildikleri aktiviteleri yapamaz halde olabilirler.Bütün bu değişimler depresyona katkıda bulunabilir.sevdikleri bu belirtileri yaşının getirdiği sonuçlara bağlayabilirken zaten bir çoğu bu belirtileri konuşmaya bile isteksizdirler.Sonuç olarak yaşlı insanlar depresyon için tedavi olmayabilirler. |
|
|
| -Öfke ve nefretin, çevresindeki kişilerin kaybına yol açacağı düşüncesiyle onlara yönlendirilemeyip, kendisine yönlendirilmesi (bu yapıdaki bir kişilik hayatın ilk 1-2 yıllık döneminde düzenli ve yeterli bir anne-çocuk ilişkisi yaşamamıştır. Kişinin yaşadığı depresyon gerçek ya da farz edilen bir kayıp ile bağlantılıdır).
- Kişinin kendisi, çevresi ve gelecekten beklentileri, idealleri ile kendi gerçek durumu o kadar farklı, gerçekdışı ve orantısızdır ki , bu yüksek standartlara ulaşamamak kişide güçsüzlük ve yalnızlık düşünceleri ile depresyona yol açabilir.
- Kişinin süper egosu ( üst benlik) o kadar kuvvetli ve baskındır ki sürekli kişiyi kısıtlayıp, suçlar, zevk verici, rahatlatıcı etkinliklerden ala koyup, adeta işkence eder.
-Kişinin çevresindekiler ondan o kadar çok şey beklemektedir ki, kişinin bu beklentileri karşılaması olanaksızdır. Bu da zayıflık ve çaresizlik düşüncelerinin gelişip, depresyona gidişe yol açabilir.
-Kişinin küçüklüğünden itibaren sevip, saygı ve gurur duyacağı, ondan da destek ve sıcaklık göreceği, benzemek istediği, imrendiği, idealize ettiği düzeyde bir kişi (baba, anne, öğretmen ,akraba vs) yoktur. Bu da kişiliğin gelişimini olumsuz yönde etkiler ve kendine güven kaybı ve depresyona yol açabilir.
-Çocuklukta anne-baba ayrılığı ya da kaybı, stresli koşullar karşısında yeterli desteği bulamayıp, yanlış ya da yetersiz başa çıkma mekanizmaları geliştirmesine, bu da ileri dönemde depresyona zemin hazırlayabilir.
- Sahip olunan kişilik yapıları da depresyon gelişiminde etkilidir. Obsesif-kompulsif, bağımlı, histrionik ve sınırda (borderline) kişilik bozukluğu gösterenlerde depresyona eğilim daha yüksektir.
Her ne kadar depresyon yalnız hissettirse de çoğu araştırmada % 8-20 oranında major depresyon düzeyinde depresif şikayete rastlanmıştır. Kalıtımsal eğilimin olduğu major depresyon vakalarının 30 lu yaşlarda en yüksek düzeyde olduğu gözlenmiştir. Major depresyonun erkekler için hayat boyu görülme olasılığı % 2-12 ; kadınlar için % 5-26 arasında bulunmuştur. Araştırmalara göre her yıl major depresyon hastalarına yüz bin kişide 247-598 kadın; 82-201 erkek yeni vakanın eklendiği saptanmıştır.
Kadınlarda neredeyse erkeklere oranla iki kat daha fazla depresyona girerler.Bu yüksek riski taşımaları; ergenlik çağında yaşadıkları kısmen hormonal değişiklikler, aybaşı, menopoz ve hamilelik yüzündendir.
Erkeklerin depresyon riskleri daha az olmasına rağmen, yardım almak isteyen erkeklerden muhtemelen daha fazla sayıdadırlar. Onlar da tipik depresyon belirtileri gösterirler fakat kadınlara göre daha asabi ve saldırgan olurlar veya alkol, uyuşturucu gibi maddeler kullanarak maskelemeye çalışırlar. İntihar, depresyona giren erkekler için ciddi bir risktir ve intihar vakaları kadınlara nazaran 4 kat daha fazladır.
Yaşlılar; sevdiklerini kaybetmiş ve artık yalnız yaşamak zorunda kalabilirler. Artık fiziksel olarak rahatsız ve daha önce yapabildikleri aktiviteleri yapamaz halde olabilirler.Bütün bu değişimler depresyona katkıda bulunabilir.sevdikleri bu belirtileri yaşının getirdiği sonuçlara bağlayabilirken zaten bir çoğu bu belirtileri konuşmaya bile isteksizdirler.Sonuç olarak yaşlı insanlar depresyon için tedavi olmayabilirler. |
|
|
Depresyonda Hafıza
Dikkat toparlanamaz,
Konsantrasyon bozulur,
Unutkanlık başlar,
Yeni şeyler öğrenilemez,
Bu nedenle bir iş performansı ciddi şekilde düşer.
Depresyon Belirtileri
-Hemen her gün ve günün büyük bir kısmında gözlenen çökkün bir duygu-durum hali ( kendini mutsuz, ağlamaklı, kederli hissetme hali).
2-Hemen her gün yaklaşık gün boyu süren tüm ya da çoğu etkinliğe karşı ilgi ve zevk almada azalma (daha önce keyif alınan işler, hobiler ve alışkanlıklardan artık hoşlanmama,mecburen yapma hali,(dünyayı verseler umurumda değil şeklinde bıkkınlık hisleri,bazı kişilerde cinsel isteksizlik ).
3-Diyet uygulanılmamasına karşın önemli derecede kilo kaybı ya da alımı ( bir ay içinde vücut ağırlığının %5 ‘inden fazlasının artması ya da azalması) ya da hemen her gün iştahta artma ya da azalmanın olması.
4-Hemen her gün uykusuzluk ya da aşırır uyku hali.
5-Hemen her gün olağan beyinsel ve vücutsal işlevsellik, hareketlilik halinde azalma ya da huzursuzluk (oturmayı veya yatmayı yeğleme ya da sıkıntıdan yerinde duramama)
6-Hemen her gün halsizlik, yorgunluk hisleri, daha önceki günler kadar enerjik hissetmeme.
7-Hemen her gün kendini değersiz hissetme, küçük görme, kendini beğenmeme,suçlu ya da günahkar hissetme hali.
8-Hemen her gün düşünme ya da konsantrasyon yeteneğinde azalma olması (konuşulanlara, okunan şeylere, izlenilen tv programlarına dikkatini verememe, söylenilenlerin bir kulaktan girip diğerinden çıkması gibi) ya da kararsızlık hali.
9-Tekrarlayan ölüm düşünceleri, intihar planları veya eylemlerinin varlığı.
Bu belirtiler kişiden kişiye değişebilir. Fakat; eğer bu belirtilerden bazılarını 2 haftadan fazla bir süredir hissediyorsanız, ve bu hissiyat artık günlük yaşamınıza müdahale ediyorsa, depresyona girmiş olabilirsiniz.
Depresyon Nedir?
| Depresyon çökkün duygu durumudur. Çökkün duygu durum ve kişinin daha önce ilgilendiği etkinliklerden ilgisini çekmesi, artik zevk alamaması, depresyonun önemli belirtileridir. Depresyondaki bir kişi ümidini kaybetmiştir; kendisini ve içinde bulunduğu çevreyi bomboş, anlamsız, zevksiz, değersiz hissedebilmektedir. Bu durum ruhsal bir acı gibi tanımlanabilmektedir. Kişiler artik ağlayamadıklarından yakınmaktadırlar. Enerji kaybı, okul ve iste başarısızlıklar, sorumlulukları yerine getirememe, yeni islere girişmekte isteksizlik, uykusuzluk, sabah erkenden uyanma, gece uykunun bölünmesi ve sorunları akıldan çıkartamama, cinsel alışkanlıklarda değişiklikler ve iştah değişiklikleri sıklıkla görülür. Bazen kişiler yaşamı ve kendilerini değersiz hissedebilirler, ölümü, kendilerine zarar vermeyi düşünebilirler. Bu da depresyonun ve çökkün duygu durumunun bir belirtisidir.Depresyon tedavi edilebilen bir durumdur. Tedavi sonrasında kişiler bu duygu ve düşüncelerinde düzelmeyi yaşamaktadırlar.
Eğer depresyon teşhisi konulmuşsa, bunun neden kaynaklandığını merak edebilirsiniz.Gerçek şu ki; herkes depresyona girebilir.Depresyonla başa çıkabilmenin ilk aşaması; depresyonun ne olduğunu, sizi nasıl etkilediğini ve nelerden kaynaklandığını bilmektir. Bu bölümde temel konuları kapsayan; bakıp,görüp ve öğrenebileceğiniz özellikleri bulabileceksiniz. |