Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Spor Kategorisindeki bloglar

10 Aralık 2007 , Pazartesi
Kategori (Spor)

DAĞLAR.. DAĞLAR..

 

Dağcılığın felsefesi çok yalın aslında: Bireysel özgürlük ile bencilliğin, öz disiplin ile baskının, dayanışma ile sömürünün birbirine karıştırılmadığı, dağların havası, suyu, yaşayan tüm varlıkları, geçmişi, geleceği ile bütün görüldüğü, dağlardaki birlikteliğin, iç uyumun, dağlarla olan uyumun arınma, özgürleşme yolunda bir yolculuk…

 

BAŞLARKEN…

Türkiye, farklı yüksekliklerde, zengin jeomorfolojik ve tektonik yapıya sahip, bitki örtüsü çeşitliliği bakımından son dererce zengin olan ormanlara sahip, zengin av ve yaban hayatı olan dağlarıyla, hem kış turizmi, hem de dağ yürüyüşü ve tırmanışları için, dağcılık sporunu sevenlere olağanüstü çekici ve ilginç olanaklar sunar. Ülkemizde, yerli ve tabancı dağ tutkunlarının uğrak noktaları, Ağrı-Ağrı Dağı, Antalya-Beydağlar, Kayseri-Erciyes Dağı, Mersin-Bolkar Dağları, Niğde-Aladağlar, Rize-Kaçkar Sıradağları, Tunceli-Mercan (Munzur) Dağları, Van-Süphan Dağı.

 

            TÜRKİYE’DE DAĞCILIK:

            Dağcılık, Türkiye’de 19.yy’ın ortalarına kadar uzanan bir geçmişe sahiptir. İlk uygulamalar, Ağrı Dağı’na duyulan dinsel ilgi nedeniyle Hıristiyanlar tarafından gerçekleştirildi. Ülkemizde diğer dağlara yapılan ilk tırmanışlar da genellikle yabancılar tarafından yapıldı. Prof. Ali Vehbi Türküstün’ün Fransız arkadaşları ile 30 Temmuz 1902′de, Alp Dağları’nın Mont - Blanc doruğuna tırmanarak beraberinde getirdiği Türk bayrağını dikmesi, Türkiye’de dağcılık sporunun başlangıç tarihi kabul edildi. Osamanlı döneminde, Türklerin dağcılıkla ilgileri, önceleri, yurt savunmasının bir gereği olarak kayak sporu ile birlikte ele alındı.

            Cumhuriyet döneminde, bu spora olan ilginin artması sonucu, dağ komando okulları faaliyete geçti. Türk dağcılık tarihinde Miralay Cemil Cahit Bey’in 28 Ağustos 1924′teki Erciyes tırmanışı ilk Türk çıkışı olarak kabul edildi. 1928 yılında ilk Türk Dağcılık Örgütü olan "Türk Dağcılık Cemiyeti" kuruldu. 1939′da ise Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak "Dağcılık ve Kış Sporları Federasyonu" oluşturuldu. Ve 1966 yılından itibaren bağımsız "Dağcılık Federasyonu" olarak çalışmalarına devam etti. Türk dağcılarının yüksek düzeydeki teknik tırmanışları ise, 1970′lerde başladı. Türkiye Dağcılık Federasyonu 1977 yılında Uluslararası Dağcılık Örgütü’ne (UIAA) resmen üye oldu.      Türkiye’deki ilk olimpik tırmanış ise 1992 yılında yapıldı. 1995′te Nasuh Mahruki, dünyanın damı olarak nitelenen Himalayalar’a tırmanarak, Everest’e ulaşan ilk Türk dağcı olurken, Alper Sesli 5898 m yükseklikteki Klimandjaro’ya tırmandı. Aynı yıl Ağustos sonunda Dağcılık Federasyonu Başkanı Tayfun Tercan Kaçkar Dağları’ndaki tırmanış sırasında düşerek hayatını kaybetti.

 

Bu spor dalını diğer spor dallarından ayıran en önemli nokta bir yarışçısının veya seyircisinin bulunmaması ve sporu yapan kişinin üst seviyede disipline ve kendi sorumluluk bilincine sahip olmasıdır. Son yıllarda dağcılık ilgi patlamasıyla yoğun bir kitle tarafından yapılmaya başlanmıştır. Bunun sonucu olarak; dağcılık, salt dağcılıktan çıkarak, birçok alt kola bölünmüştür. Yüksek irtifa dağcılığı, kış dağcılığı, buzul tırmanıcılığı, kaya tırmanışları, trekking veya doğa yürüyüşleri.

 

DAĞCILIĞA GİRİŞ:

Ülkemizde dağcılığın tarihini bilmek, bu spora başlamak için sadece bir adım. Ama, dikkatimizden kaçmamalı ki, bu bir spor. Dolayısıyla, fiziksel ve ruhsal yeterlilik (çelik gibi sinirler, saat gibi işleyen bir kalp, vs.), ilkyardım bilgisi, azim, disiplin, ekip ruhu ve teknik donanım şart.

 

            SAĞLIK:

Öncelikle, sağlık kontrolünden tam not alınmalı. Gerçi bu da tek başına yeterli değil. Çünkü, tırmanış, doğa koşullarına ve bu koşullardaki ani değişimlerin yanında, kazalara soğukkanlılıkla ve hemen müdahale edebilme yeteneği da gerekmektedir.

Dağcılık faaliyeti sırasında karşılaşılabilecek sağlık sorunlarına kısaca bakacak olursak, ilk başlık yüksek irtifa hastalıklarıdır. Temel sebebi yüksek irtifadaki düşük hava basıncından kaynaklanan kandaki oksijen miktarının azalmasıdır, ki bu duruma dayanıklılık eşikleri kişiden kişiye değişir.Yüksek İrtifa hastalıkları da kendi içinde Akut dağ hastalığı (Uyku sorunu, uyku sırasında düzensiz solunum, kusma,el ve yüzde şişme, koyu renkli ve az miktarda idrar, orta veya şiddetli baş ağrısı, yorgunluk, iştah kaybı ve baş dönmesi, nefes nefese kalma gibi belirtileri vardır.), Yüksek İntifa Akciğer Ödemi ve Yüksek İntifa Beyin Ödemidir. Lokal donmalar (soğuk ısırığı), soğuktan dolayı, dolaşımın azalması nedeniyle, vücut dokularının donmasıyla oluşan bir rahatsızlıktır. .Hipotermi ise, vücut iç ısısının normalin altına düşmesidir

 

MALZEME:

Giyim Malzemeleri: Bere– Şapka -Yüz Maskesi  -Pantolon – Şort –Mayo -Gömlek- Kazak- T-Shirt- Uzun iç çamaşır (alt ve üst)- Rüzgarlık- Yağmurluk (alt ve üst)- Dolgu malzemeli anorak- Yelek- Beş parmaklı iç eldiven- Orta kat eldiven- Dış kat eldiven- Dağ ayakkabısı- Yürüyüş ayakkabısı- Çorap ve yedeği- Tozluk- Sandalet

Yürüyüş Ve Kamp Malzemeleri: Sırt çantası- Günlük çanta veya bel çantası- Batonlar-, tur ayakkabısı, foglar- Çadır- Çadır tamir seti- Kazıklar, kar kazıkları ve plakaları- Kar fırçası- Kar küreği- Uyku tulumu- Uyku tulumu iç astarı- Şişme mat tamir seti- Isıtıcı toz- Fener veya alın feneri- Yedek pil- Yedek ampul- Mumluk ve mumlar

Teknik Malzemeler: Kazma- Buz çekici- Kaya çekici- Krampon ve anahtarları- Emniyet kolonu- Kask- Tırmanış ipi- İp torbası- Karabinalar ve diğer emniyet ekipmanı- Kişisel iniş, emniyet alma malzemeleri- Buz vidaları ve deadman- Çığ sondası- Kaya tırmanış ayakkabısı

Temizlik Malzemeleri: Kişisel temizlik malzemeleri

Mutfak Malzemeleri Tencere, tava seti- Çatal, kaşık, bıçak- Plastik bardak- Bulaşık yıkama bezi- Sıcak içecekler- Ambalajlanmış yiyecek- Vitamin hapları- Elektrolit tabletleri veya tozu- Termos- Su şişesi ve kılıfı- Su bidonu veya torbası- Su dezenfekte tabletleri- Su filtresi- Ocak- Ocak tamir takımı- Ocak rüzgarlığı ve altlığı- Benzin şişesi veya ocak kartuşu- Sudan etkilenmeyen kibrit- Çakmak

                        Diğer Malzemeler - Güneş gözlüğü - Fırtına gözlüğü- Güneş yağı- Dudak kremi- Böcek savıcı- Çakı- Harita- Pusula- GPS- Çığ sinyal cihazı (Ortovox, Pieps,vs.)- Kağıt, kalem- Düdük- Altimetre- Termometre- Dikiş seti- Yardımcı ipler- Yedek çanta tokası- Sıkıştırma perlonları- Dürbün- Kimlik, para, telefon kartı, jeton- Gerekli belgeler- Telsiz ve pilleri- İlk yardım malzemesi- Özel ilaçlar- Saat, radyo, Fotoğraf makinesi ve film

Yiyecek malzemesi: Bul ama dengeli karbonhidrat desteğiyle, hazırlaması ve yemesi pratik yiyecekler, içecekler, vitamin desteği sağlayacak haplar

 

        Bakir dağlar, bizleri bekler,,,

Lakin, burada edinilen tüm bilgiler,

Yolunuzu aydınlatacak bir mum değerindeler…

Daha detaylı bilgi için,

Emrinizde bütün dernekler…

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/2/2007 - YOLDAN ÇILKMIŞ BİR YAZI “OFF ROAD”

Kategori: spor

YOLDAN ÇILKMIŞ BİR YAZI “OFF ROAD”

 

Ana yolların dışında, ama ara yolların da dışında; şehir içi tüm yolların dışında ve tabii ki şehirler arası yolların da dışında yol almak… Aklınız mı karıştı? “Başka neresi kaldı gidecek” mi diyorsunuz? Yol kavramını belirleyecek bir olgu kalmadığı zaman, ne bir işaret levhası, ne trafik ışığı, ne yol çizgileri, ne asfalt, o zaman doğru yoldasınız. Yani “off road” dasınız. Kemerleriniz bağlı, kaskınız başınızdaysa, BAŞLIYORUUUZ…

 

Kelime olarak “off road”

Off-Road kelimesini Türkçe’ye çevirmek istediğimiz zaman, bazı yabancı kelimelerde karşılaştığımız zorlukla burun buruna geliyoruz. Yol dışı demek mümkün, yolsuz, ya da yoldan çıkmış… Hangisini seçerseniz seçin off-road, Türkçe’ye çevrildiğinde bir türlü anlamını bulamayan o garip kelimelerden biri haline geliyor. Üstelik, nedense anlamları hep olumsuz çağrışımlar yapıyor. Düşünsenize İSOFF – İstanbul Off- Road Kulübü’nün adını İstanbul Yolsuzlar Kulübü, ya da Yoldan Çıkmışlar Kulübü olarak Türkçeleştirdiğimizi…

 

Kavram olarak “off road”

Kelime olarak içinden çıkması zor olsa da, kavram olarak yerini bulmuştur diye düşünmek çok da doğru değil. Neden mi? Genellikle, 4 çeker araçlarla ve macera ile özdeşleşmiş bir kelime. Yeterli mi? Tabii ki değil. Yolun dışında yapılan her türlü aktivite off-road alanına girer. Yani, yol kullanmadan yaptığınız tüm sporlar offroad sporudur, tüm geziler off-road gezisidir. Bu nedenle, doğada spor yapan herkes de offroad’cudur.

 

Spor olarak “off road”

Derin su geçişleri, çamur ve bataklık parkurlar, kaya tırmanışları, dik rampa ve inişler gibi, normal araçlarca aşılaması olanaksız engelleri geçmeye yönelik yarışları ile, zevkli seyir olanakları sağlayan bir spordur. Tüm yarışan araçları aynı anda görme olanağı sağlayan etapları, ve bazı engellerde yoldan çıkmalarına ya da devrilmelerine karşın, bir puan için birbirini didikleyen yarışmacıların yardımlaşmaları ve elbirliği ile yarışa devam ettirilen araçların ilginç görüntüleri ile, seyredenlere heyecanlı anlar yaşatır. Yani kısaca çamura bulanmış adrenalin.

 

Yolun dışında yapılan her türlü aktivite off-road alanına girer. Üstelik bazen bahsi geçen yol sadece fiziki anlamda engebeli alanlar olmayıp, toplumun çizdiği ve genel olarak uymamız gereken “zihinsel ya da manevi bir yol” dahi olabilir. Genel kabul görmüş kuralların dışında hareket etmeyi tercih eden kişiler kendilerine rahatlıkla “zihinsel off-road’cu” diyebilir…

 

Eğitim şart

Off-Road bir doğa sporudur. Bu nedenle, içinde bulunmaktan keyif duyduğumuz doğanın korunması konusunda özen göstermek ilk ödevdir. Kamp alanını kurup toplamanın, ateş yakmanın ya da kalan araçları vinçlerken ağaçlara dikkat etmenin de kuralları vardır. Doğaya zarar vermeden geçip gitmek, doğa içinde kendine zarar vermemek de belli kurallara uyulduğu sürece ve bilinç sahibi olunduğu sürece mümkündür. Bu nedenle, belli kulüpler ve federasyonlar bünyesinde, araçların limitlerinin tanınması, farklı arazi koşullarında güvenli sürüş yapabilmesi, için düzenli eğitim seminerleri verilir. Bu eğitimlerde vinçleme teknikleri, yol sürüş teknikleri, ilk yardım ve hayatta kalma teknikleri öğretilir.

 

Off-Road yarışlarında sonucu belirleyen faktör ralli ya da pist yarışlarında olduğu gibi ekibin hızı değil engelleri aşma becerisidir. Yarışlarda takla atan ya da devrilen araçlar, sık karşılaşılan olağan görüntülerdir. devrilen araç elbirliği ile düzeltilir, kırılan camlar temizlenir ve yarış devam eder.

 

Yolun dışına çıkarken hangi araçlar kullanılabilir

Aktivitenin kapsamı bu kadar genişken, kullanacağımız araçlar da önemli. Neler kullanabiliriz? İstediğiniz her aracı kullanabilirsiniz. 4 çeker araç kullanabilirsiniz, –isterseniz 2 çeker araç da kullanabilirsiniz keyfiniz bilir ama pek tavsiye etmem- motosiklet kullanabilirsiniz, bisiklet kullanabilirsiniz, bacaklarınızı kullanabilirsiniz.  Hazır yoldan çıkmışken, topraktan da ayrılmak istiyorsanız parapant kullanabilirsiniz, delta kanat kullanabilirsiniz, kano, raft, yelken, tekne kullanabilirsiniz. Genellikle 4×4 araçlarla eşleştirilen bu sporda, araç donanımlarına göre sınıflandırılması ise yıldızlarla ifade edilir. 

 

1 YILDIZ (*) Standart 4×4 araçlar.

2 YILDIZ(**) ilaveten Arazi lastiği, strep, u kilit, yangın söndürücü, ilk yardım seti.

3 YILDIZ(***) ilaveten Roll-Bar, telsiz, balta, kürek

4 YILDIZ(****) ilaveten Roll-Cage, vinç, makara, yedek benzin, su, avadanlık seti,

5 YILDIZ(*****) ilaveten Hi-Jack, diferansiyel kilidi, kum paleti, sabit nokta teçhizatı,

           

            Arazi tipleri

                       

1-      bataklık araziler (sulak alanların yakınlarındaki sazlık araziler)

2-      kumluk araziler (çöller, deniz ve iç suların kenarlarındaki kumluk alanlar)

3-      ormanlık arazi (ağaç topluluklarının bulunduğu alanlar(

4-      işlenmiş araziler (tarlalar, çeltiklikler gibi nisan tarafından işlenmiş arazilerdir.)



7 Aralık 2007 , Cuma
Kategori (Spor)

FENERBAHÇE DERBİSİ İÇİN İŞTE YENİ ‘ASLAN’ LAR

Haftasonu oynanacak derbiye hazırlanan Galatasaray, Fenerbahçe karşısına yepyeni ‘Aslan’lar ile çıkacak…
04 Aralık 2007 Salı 13:36


30 Ekim 2007 , Salı
Kategori (Spor)
Spor Nedir,
Spor Bilimi Nedir?
 
 
 
 
   
A.Bülent MELİK
Sporcu Eğitim Mrk. Müdürü
 

 

 
   
 

Spor evrensel kültürün bir parçası, dünyada dili, ırkı, dini farklı insanları birleştiren önemli bir vasıtadır. Dünya barışına katkı sağlayan bir etkinliktir, diyebileceğimiz gibi çağımız sporunu; fiziksel faydalarının yanı sıra insanların ruhsal sağlığını da olumlu yönde etkilemek, sosyal ve moral kazançlar sağlamak amacı ile yapılan hareketler topluluğu olarak da tanımlayabiliriz. Görüldüğü gibi sporun belirli sözcükle kalıplaşmış klâsik bir tanımı yoktur.

Spor sözlük anlamı olarak lâtince DİSPORTARE ve DESPORT biçiminde "dağıtmak, bir birinden ayırmak" anlamına gelen sözcüklerden 17 yüzyıldan sonra günümüze gelinceye kadar ilk hecesi aşınarak "SPORT" biçimine dönüştüğü araştırmacılar tarafından öne sürülmektedir.

Britannica ansiklopedisi spor’u " Belirli ölçüde güç ve beceri gerektiren yarışmalı ve eğlenceli etkinlikler." olarak tanımlamaktadır.

Sportif ögelerin tümünde dinlenmek, eğlenmek olduğu kadar aynı zamanda sosyal bir kaynaşma da vardır. Toplumla kaynaşma ve özdeşleşme konusunda spora önemli görevler düşer. Sporun sağladığı bedensel ve ruhsal anlamdaki doyum olanakları, serbest zamanları ve yaşam seviyeleri düzenli olarak artan sanayileşmiş ülkelerin özlemini duyduğu yeni bir yaşam şeklinin ayrılmaz parçasıdır.

İnsanlık tarihinden bu güne değin insanoğlu hep çalışagelmiştir. İlk çağlardan günümüze kadar savaş için çalışmış, barış için çalışmış, kendi egoları olduğu kadar içinde bulundukları toplum için çalışıp durmuşlardır. Peki böyle bir efor kaybı ile bu insanların hepsi spor mu yapıyordu? Sözcüğünün bu günkü tanımına göre tarihte spor ne zaman başlamıştır?

Sporun ne zaman başladığının belirlenmesi hemen, hemen olanaksızdır. Bazı araştırmacılar bu soruya; "Spor insanlığın yer yüzüne yayılması ile başlamıştır." derken, bazıları ise spor’u; "İnsanların ilk çağlarda ana babalarından, daha sonra içinde yaşadıkları kavim ve kabilelerden taklit etmek suretiyle öğrenmişler." demektedirler.

İnsanın doğadaki ilk hareketini spor olarak kabul edersek bu konudaki görüşlerin çatıştığını görürüz. Spor vücudu çalıştırmak suretiyle elde edilen güçle bazı işleri yapmak demektir, anlamında kullandığımızda; ilk çağlardan bu güne değin yaptığımız her türlü çalışmanın spor olduğunun kabullenilmesi gerekerdi.

Günümüz anlayışına göre spor ilk başta çok önemli bir kitle eğitim vasıtasıdır. Spor insan bedenini fiziki yönüyle geliştirdiği gibi oyunlar, hareketler, yarışmalar vasıtasıyla aynı zamanda insan seciyesini, egosunu, davranış niteliğini, psişik yapısını belirleyen yeni bir bilim dalıdır.

Sporun getirdiği farklı sorunlara ait bilimsel bulgu, tartışma ve metodların oluşturduğu alana SPOR BİLİMİ diyoruz. Günümüz özellikle sporda ileri gitmiş ülkelere on yıl öncesine göre daha farklı algılanmaya başlamıştır. Örneğin spor meslek alanları alt gruplara ayrılmış, bu meslek dalları da kendi konularında uzmanlık gerektiren meslekler haline gelmişlerdir. Çok yakın bir zamana kadar ülkemizde de hepimizin bildiği gibi spor meslek dalı olarak sadece beden eğitimi öğretmenliği ile branş antrenörlüğü bulunmakta idi. Oysa şimdi spor’a ilişkin öğretmenlik, kondisyon ve sağlıkla ilgili meslekler, spor yönetimi, spor basını ve yayımcılığı, spor hukuku, spor danışmanlığı, spor bilimcisi, spor hekimliği, spor istatistikcisi, ve benzeri bir çok değişik meslek grupları ortaya çıkmıştır. Bunlar da kendi içerisinde alt gruplara ayrılmaktadırlar.

Spor bilim adamları son yıllarda "Beden Eğitimi" sözü anlamına itiraz etmekte ve beden sözcüğü canlı organizmanın sadece fiziksel yönünü ifade etmekte demektedirler. Oysa fiziki yapı ile zihnin birbirinden soyutlanamayacağını, günümüz eğitim felsefesi kavramında beden eğitiminin daha doğrusu spor eğitiminin amaçları beden sözcüğünün çok ötesindeki amaçlara yönelmektedir. Bunlar sosyal, fiziksel, duyusal ve bilişsel (vukufi) gelişmelerdir. Bu amaçlar doğrultusunda beden eğitiminin bedenin geliştirilmesinin ötesinde çok daha fazla anlam taşıması nedeniyle spor bilimcileri bu sözcük yerine "Spor Eğitimi" sözcüğünü kullanmaya başlamışlar ve spor kültürü ile hareket fenomeni birlikteliği beden eğitiminden spor eğitimine geçişi sağlamıştır. Böylece 20. yüzyıl sonlarında "Spor Bilimleri" adı verilen yepyeni bir dal diğer bilim dalları arasında yerini almıştır.

Günümüzde spor bilim adamları eski ve klâsik beden eğitimi kavramından daha üst düzeyde düşünmeye başlayınca insan hareketlerini özellikle sportif hareketleri egzersiz fizyolojisi, biyomekânik, sosyoloji, felsefe,psikoloji, pedagoji, biyokimya gibi çok farklı bilim dalı kökeninden gelerek incelemeye ve irdelemeye başlamışlar ve sonuçta yaklaşık 20 yıllık böyle bir evrim sonucu "Spor Bilimi" ortaya çıkmıştır.

Spor bilimi doktrininin bu denli yeni boyutlar kazanması ile toplumlar, uluslar ve tüm dünya, spor kavramını deyim yerinde ise adeta yeni baştan keşfetmektedirler.

Ahlâk eğitimi ile spor eğitimini de birbirinden soyutlamak olmaz. Bu iki kavram etle tırnak gibi birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Büyük önder Mustafa Kemâl ATATÜRK; " Ben sporcunun zeki, çevik aynı zamanda ahlâklısını severim." tümcesinde bu hususu en somut biçimde dile getirmiştir. Çünkü kişi seçtiği spor eğitimi vasıtası ile bu sağlam vücuda çelik gibi bir seciye, sade, temiz, açık, doğru ve hür bir ruh aşılar. Sıhhatini ihmal eden kuvvetsiz ve çürük vücudun iyi bir kafa yapısına aday olması oldukça zorlaşır. Ahlâk eğitimi ile spor eğitiminden beklenen sonuç kuvvetli bir kişilik yapısıdır.

Spor kavramını tanımlarken dünya barışına katkısından söz etmiştik. O halde biraz da spor’un uluslararası plâtformdaki rolü nedir sorusuna değinelim.

Uluslararası spor karşılaşmalarının bir savaş değil tersine bir barış unsuru olduğu hepimizce bilinmektedir. Nasıl ki bir devletler hukuku varsa bir de uluslararası spor hukuku vardır. İnsanoğlunun tekâmülü ile eski Yunandan bu güne değin gelişen kurallar, bu gün ileri düzeydeki prensiplerine ulaşmışlardır. Dolayısı ile sporda kuvvetli olan kazanır, zor kullanan kaybeder. Bireysel anlamda spor, kişinin egemenlik ve olanaklarını değerlendirme duygularını geliştirir. Dolayısı ile kişi ve ulusların eğitimini tamamlar. Müşterek eğitim esasına dayanır ve spor ulusların akıl ve eğitim düzeyinin aynasıdır.

Spor uluslararası plâtformada savaşların en asilidir. Çünkü o barışın savaşıdır. Uluslararası spor savaşları politik savaşlara benzemez, hizipler, gruplar oluşmaz. Sportif karşılaşmalar mertçe, hilesiz, dostça ve kısacası sportmencedir. Böyle bir sportmenlik için insan doğuştan sporcu olamaz, o unvanı hak etmesi, kazanması lâzımdır.

Uluslararası yarışmalarda sporcuların hepsinde aynı duygu vardır. İç dünyalarını aynı heyecan ve düşünce kaplar. Bu öyle bir dünya savaşıdır ki, hiç bir ulusa yönelmiş değildir. Taraflar karşı karşıya gelmekle birlikte ideal tektir. Dünya gençliği bu muhteşem kalabalık içinde her renk saça, her cins tene ve dünyada mevcut bütün ırklara rastlamak mümkündür. Zaten Olimpiyad Oyunlarının birbirine geçen beş halkası, beş kıtanın birbiri ile kenetlenmesini ifade etmiyor mu? Bu topluluk gençlerin bir dava uğrunda birleştiği muhteşem bir tablodur. Bir dünya barışı tablosu…

Sporun anayasası sağlığa, birlik ve beraberliğe, kardeşliğe, arkadaşlığa ve dostluğa dayanan bir insan topluluğu ekolüdür.

 

 

   

 
       
 
 
……….KAYNAKLAR :  
  • BilimTeknik Dergisi sayı: 315 (Caner Açıkada)
  • Seçilmiş Spor Makaleleri (Yrd.Doc. Dr. Suat Karaküçük)
  • Türklerde Spor ( Fehmi İşcan)


30 Ekim 2007 , Salı
Kategori (Spor)

Ağır spor programları gözünüzü korkutmasın! Uzmanlar, düzenli olarak uygulanan 30 dakikalık bir egzersiz programının sağlığı korumak için yeterli olduğunu belirtiyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon alanındaki çalışmaları ile tanınan Uzman Dr. Cavit Meclisi, spor ile ilgili merak edilen sorulara yanıt verdi.

Spor yapmadığı halde, gündelik yaşamlarında hareketli olan kişilerin bile hastalıklara karşı daha dirençli olduğu biliniyor günümüzde. Formed Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nden Uzman Dr Cavit Meclisi hastalarının tedavisinde, Tai Chi’den Pilates’e pekçok disiplinden faydalanıyor. Sağlık için hareketli yaşamın önemine dikkat çeken Meclisi, spor ve sağlık hakkında merak edilenleri anlattı.

Sporun, sağlık üzerindeki etkileri nelerdir?

Düzenli spor yapmak, kalp ve damar hastalıkları, şişmanlık, diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve osteoporoz gibi hastalıkların oranını azaltıyor. Ayrıca, geçirilmiş kalp hastalıklarının tekrarlama riskini düşürüp, tüm hastalıklardan ölüm yaşını geciktiriyor. Kişinin kendi sağlını daha iyi düzeye getirme işlevinin dışında, toplumun genelinde hastalık oranını azaltma gibi bir etkiye sahip. Çünkü hastalıklar gibi sağlık da bulaşıcı. Sigara içen kişi nasıl çevresini sigaraya özendirirse spor yapan da aktif bir yaşam için yakınlarını özendirir. Ayrıca, kişinin mikrobik hastalıklara yakalanma ve bulaştırma riski azalıyor. Bu nedenle, bireyler aktif bir yaşam sürmeli, hatta sporun teşvik edilmesi bir devlet politikası haline gelmeli…

Egzersiz yapmak, stresle başa çıkmak için ne tür yararlar sağlar?

Spor, stresle başa çıkmanın en keyifli yollarından biridir. Kişi, sağlığı için iyi bir adım attığını düşünerek motive olup egzersize başlarsa, devamında zaten keyif alacaktır. Çünkü egzersiz sırasında vücutta endorfin salgılanır. Huzur ve mutluluk veren bu hormon, hafif depresyon hallerinde bile kişiyi rahatlatıp kendine güveninin artmasını sağlar. Ayrıca hergün spor yapmanın yorucu olacağı da düşünülmemeli, tam tersine düzenli egzersiz kişiye dinamizm verir. Çünkü güçlenen kaslar, daha uzun süre yorulmadan çalışabilmeye başlar. Uykunun düzene girmesi ve vücudun daha estetik bir görünüme kavuşması gibi etkiler de mutluluk veren, sağlıklı olmanın tadını çıkartmayı sağlayan faktörlerdendir.

Fizik tedavi uzmanı olarak nasıl bir spor programı önerirsiniz?

Sağlıklı olmak için spor salonunda egzersiz yapma zorunluluğu yok. Vakit darlığı, bir salona gidememek spor yapmamak için bahane değil. Haftada 5 gün, 30 dakikalık, orta şiddette bir aktivite sağlık için yeterli. Burada orta şiddette derken, aktivite sırasında nabız sayısının 100′ün üstüne çıkacağı, ama yanınızdaki ile konuşmanızı engellemeyecek hızda bir programdan bahsediyoruz. Bu 30 dakika, 10 dakikalık sizi biraz yoran ve günde 3 kez yapacağınız aktivitelerden de oluşabilir. Arabayı park ettikten sonra ya da otobüsten indikten sonra hızlı yürümek, asansör yerine merdiveni kullanmak gibi basit yaşam alışkanlıkları da sağlık için faydalı olacaktır. Bu şekilde gün boyunca aktif olan kişilerin de spor yapanlar kadar hastalıklardan kendilerini koruduğu ve uzun yaşadıkları araştırmalarla gösterilmiştir. Bunlara alternatif olarak, haftada 3 gün, nabız sayısını 120′nin üstüne çıkaran toplam 20 dakikalık aktiviteler ve haftada iki gün ağırlık çalışması tercih edilebilir.

Önerdiğiniz aktiviteler her yaş grubu için uygun mudur?

Bunlar Amerikan Kalp Birliği ve Amerikan Spor Hekimliği Koleji’nin, herhangi bir hastalığı olmayan, 65 yaşın altındaki kişiler için önerileridir. Eğer tansiyon veya kolesterol yüksekliği, şişmanlık ve sigara içimi gibi risk faktörleri mevcutsa tıbbi kontrolden geçmek gerekir. 65 yaşın üstündeki kişilerin, özellikle eklem ve denge sorunlarına yönelik egzersizler yapmaları daha sağlıklı olacaktır.

Tarif ettiğiniz egzersiz programı, kilo kontrolü sağlar mı?

Bahsettiğim önerilerin yerine getirilmesi, sağlık için yeterlidir ve egzersizi artırmak daha yararlı olmayacaktır. Kilo kontrolü için aktivite süresinin 60-90 dakika arasında olması gerekir. Nabız sayısını 100′ün üstüne çıkaran ve toplamda en az bir saati bulan çeşitli aktiviteler, kilo vermek için etkili olur.