Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Kariyer Kategorisindeki bloglar

17 Nisan 2008 , Perşembe
Kategori (Kariyer)

Kimse Kendi Olmaktan Kaçamaz!




KİMSE KENDİ OLMAKTAN KAÇAMAZ!
* Bilginin zehiri bünyeye bir kez yayılmaya görsün; değiştiremediğimiz gerçekler karşısındaki çaresizliğimizi sürekli bize hatırlatarak, her anımıza acımasızca sinerek hayatın tadını kaçırır. Her çeşit bilgi, kazandırdıkları kadar kaybettirdikleriyle de hayatımızı biçimlendirir…

* Kimse kendi olmaktan kaçamaz… Bu bir kabul sorunudur aslında. İşin kötüsü, sizin kendinizde kabul edemediğiniz bazı şeyleri, diğerlerinin önceden görüp sizi böyle kabul etmeleri ve bunu size söylemeden kendi aralarında konuşmalarıdır…

* Deneyimlerden öğrenmenin yolu, ille de bire bir yaşamalar mıdır? Neden kişiler kendi deneyimlerinin başkaları için de vazgeçilmez olması gerektiğine bu kadar inanırlar? Biliyorum, kendini başkalarının yerine koyabilme yeteneği olmayan kişilerin asla yanıtlayamayacağı sorular bunlar.

* İnsan ilişkilerinde en çabuk öğrendiğimiz şeylerden biri, başkalarının yarasını kullanmaktır.
İnsan ilişkileri söz konusu olduğunda, bilinmesi gereken onca temel şeyi öğrenmezken, başkalarının zaaflarını kullanmada, açıklarını yakalamada, yaralarını kurcalamada neredeyse doğuştan gelen hain bir yeteneğimiz vardır…

* Hepimiz, kendi tarihimizin içinde bir noktada durup çok ardımıza baktığımız için mi taş kesiliyoruz? Hayatımızı yenileyemiyor, yeni başlangıçları göze alamıyoruz; bütün hayatı yalnızca yitirilmiş mazi sanıyoruz!..

* YORGUNLUK benim genel halim… Bana " Nasılsın?" diye soranlara, en sık verdiğim yanıtın " Yorgunum" demek olduğunu keşfettiğim günden beri, daha bilinçli olarak yorgunum! Şu memlekette yaşayıp da yorgun olmamak mümkün mü? Beden yorgunluğu dediğin ne olacak, iki- üç dinlenmeyle geçer. Ama ben aslında ruh yorgunuyum, gönül yorgunuyum, hayat yorgunuyum; öğrenmek, bilmek, anlamak, anlamış gibi yapmak, düşünmek, hissetmek, tanımak, tanık olmak, katlanmak, anlayış göstermek, görmezden gelmek, üzerinde durmamak, idare etmek, üzülmemiş görünmek, alışmak, alışmak, alışamamak, sabretmek, katlanmak, beklemek yorgunuyum… Tam da artık bu memlekette, dünyada hiç bir şey beni şaşırtamaz sanırken, her seferinde yeniden şaşırmak yorgunuyum.

* Hamlet’ i dişileştiren belki " kelimeler, kelimeler" di; kadınları erilleştirense "sorular, sorular" oluyor… Bu kadar çok soruyla başa çıkamayan kadın, ne kadına biçilen geleneksel rolün içinde kilitli kalabiliyor, ne de içinde serpilip gelişebildiği yeni bir hayat kurabiliyor. Bütün okuduklarımız, Bildiklerimiz gelip gelip bizi gündelik hayatın ortasında vuruveriyor…

Yazarı : Murathan MUNGAN



12 Kasım 2007 , Pazartesi
Kategori (Kariyer)
Kariyerin sözlük anlamı "bireyin, başlangıç yaptığı, yaşamının üretken yıllarını kullanarak geliştirdiği ve genelde çalışma hayatının sonuna dek sürdürdüğü iş ya da pozisyon" olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde yetişkin personel ve nitelikli insan gücünü işletmede tutabilmek ciddi bir sorundur. Bugün nitelikli işgücü, ancak gelişmeye açık bir kariyer yönetimi ile işletmede tutulabilmektedir. Onun içindir ki, tüm profesyonel organizasyonlar ciddi bir şekilde çalışanı için kariyer programları ve uygulamaları düzenlemektedir.
Kariyer, seçilen bir iş yolunda ilerlemek ve bunun sonucunda daha fazla deney ve yetenek kazanmak, daha fazla sorumluluk üstlenmek, daha fazla saygınlık elde etmektir . Diğer yandan kariyer, kişinin çalışma hayatında, işe ilişkin tecrübeleri, aktivitesi ve hiyerarşik pozisyonunu gösteren bir bileşke anlamını da taşımaktadır. Bireyler bir pozisyonda, yararlı tecrübelerini biriktirirler, daha sonra yeteneklerini geliştirip daha üst bir pozisyona geçerler.
Kariyer kavramı 70’li yıllarda başlayarak farklı yönleri ile ele alınmış ve değerlendirilmiştir. Bunların sonucunda da literatüre kariyer hareketliliği (career mobility), kariyer durağanlığı (career stability), kariyer platosu ve kariyer dengeleri (career anchors) gibi olgular kazandırılmıştır. Kariyer sadece dikey bir ilerleme olarak düşünülmemelidir. Kişi aynı pozisyonda bilgi ve becerilerini arttırarak da kariyerini geliştirebilir. Ayrıca işle ilgili her türlü tecrübe bireye bir kariyer sağlar. Kariyer kavramı ile, başarı ve başarısızlık, hızlı veya yavaş ilerleme kastedilmez. Çünkü kariyer değerlendirmesinde var olan bir standart yoktur
Kariyer, günlük yaşamada genellikle sadece “bir iş” olarak algılanabilmektedir. Oysa kariyer sadece olanaklar, ilerleme ve başarılarla ilişkili bir iş veya istihdamı içermez. Bu tip tanımlamalar, kariyere yönelik sadece geleneksel yaklaşımları yansıtmaktadır. Daha az ve geleneksel diğer kariyer tanımlamaları da vardır. Örneğin Arthur vd.’ne göre kariyer, bireyin yaşamı boyunca ardışık iş deneyimleridir. Tanım, “ilerleme “ açısından incelendiğinde “iş” ve “zaman” gibi iki temel boyutu içermektedir



12 Kasım 2007 , Pazartesi
Kategori (Kariyer)

Eleman arayanların, verdikleri iş ilanlarına mutlaka ekledikleri bir özellik “prezentabl” olmak… Peki, anlamı ne bu kelimenin? Veya güzel ya da çirkin, bakımlı ya da bakımsız olmak iş hayatındaki başarıyı ne derece etkiliyor? Cevapları aradık.

Prezentabl olmak özellikle son yıllarda iş ilanlarının olmazsa olmaz şartı. Eğitiminiz, iş tecrübeniz ne olursa olsun, prezentabl olmazsanız, şu rekabet ortamında bir işte tutunamazsınız. Bu ay üzerinde durmak istediğimiz konu da bu. Yani bu ay "prezantabl olmak ne demek?" ve "dış görünüş iç hayatımız üzerinde ne kadar etkili?" sorularına cevap arıyoruz.

Hürriyet gazetesinin pazar günleri verdiği "İnsan Kaynakları (I.K)" ekine siz de benim gibi göz atıyorsanız, kesin görmüşsünüzdür iş ilanlarının çoğunda aranan en önemli özelliğin "prezentabilite" olduğunu. Gerçekte böyle bir deyiş bilmiyorum ama dilimize Fransızca "presentabl" kelimesinden geçen bu sözcüğün kelimesinin Türk Dil Kurumu’nun sözlüğündeki anlamı "sunulabilir". Kelime, yapı olarak da bir isim. Tanım çok açıklayıcı olmasa da günlük dilde kelime, eli, yüzü düzgün mümkünse güzel ve bakımlı çalışan olarak tarif edilebilir. Bence asıl sorun bu prezantabilite özelliğine kimin karar vereceği. Çünkü sonuçta her insan kendine göre az çok prezentabldır. Kendini çok beğenen, seven bir insanı, siz hiç çekici bulmayabilirsiniz. Ama sonuçta ilanı işveren olduğu için buna karar verecek olan kişi de kesinlikle işveren.

Şimdi beraber bazı ilanlara bir göz atalım: "…Satış ve pazarlama konusunda deneyimli; bilgisayarı iyi kullanabilen; prezantabl bayan elemanlar aranmaktadır…" diyor bir ilan. İlanı veren bir dijital baskı firması. Bir diğer ilan "şık bir teklif" başlığıyla şöyle belirliyor aradığı sekreterin özelliklerini. "Ofis düzenini ve telefon trafiğini idare edebilecek, orta derecede İngilizce bilen, prezentabl, güleryüzlü ve pozitif enerjili…" Yani iş görüşmesi sırasında siz heyecandan titrerken bir yandan da pozitif enerjinizi akıtmanız gerekiyor işverene, güleryüz ise olmazsa olmaz özelliğinizden biri olmalı. Bir süpermarket de satış yöneticileri arıyor. Özellikleri şunlar: "Süpermarket piyasasında deneyimli, portföyü olan, oto ehliyetine sahip ve yine olmazsa olmaz şartımız prezentabl". Bu garip ilanlar listesi uzayıp gidiyor. 21. yüzyılda kişinin en önemli niteliğinin eğitim olması gerekirken, pozitif enerji, prezentabilite gibi kavramlar nedense işverenleri daha da çok ilgilendiriyor.

"Görselliğe dayalı işlerde tabii ki dış görünüş en önemli özellik"

Duygu Başara-Kast Ajans Sahibi

İş görüşmelerinde dış görünüş (her sektöre göre farklılık gösterse de) çok önemli. Bizim sektörde özellikle daha da önem kazanıyor. Çünkü işimiz görselliğe dayalı. Ajansıma hergün onlarca yeni aday, yeni yüz başvuruyor. Reklamlarda rol almak isteyenler, dizilerde görünmek isteyenler, fotomodellik yapmak isteyenler vs. Bu insanlar ajansıma geldiğinde, onlarla ilgilenen asistanlarımın, sekreterimin de hoş görünümde, prezentabl olması gerekiyor. Dolayısıyla bana iş görüşmesine gelen kişilerde de dış görünüşe dikkat etmek zorundayım, Tabii ki zeka, pratik zeka, sempati, pozitif enerji de çok önemli benim için ama biz sektörel mecburiyetlerden dolayı dış görünüşe önem veriyoruz. Siz ne kadar zeki, akıllı, pratik vs. olursanız olun, eğer tipiniz, insanlarda bıraktığınız intiba olumsuzsa bir yere kadar başarılı olabilirsiniz. Bu bir gerçek. Tabii kötü bir şey, farkındayım ama maalesef bu bir gerçek.

"Prezentabl olmak, bence ifade yeteneği"

Gülnaz Arsel-Televizyon Programcısı

Prezentabl olmak, konuyu ne kadar bildiğiniz değil, o konuda ne kadar yaratıcı fikirlere sahip olduğunuz, bilgi birikiminizi hangi yönlerde kullanarak ortak payda sağlayacağınızın göstergesi aslında. Ancak bir şeyi söylemenin 40 farklı yolu olabilir. Burada önemli olan parçaları iyi birleştirmek. Ses tonunuz duruma uygun, kararlı bir tonda çıkıyorsa ve güne uygun, bir tarzı yansıtacak ama abartılı olmayan renklerde ve biçimde giyinmişseniz geriye sadece bilginizi doğru ve gerektiği kadar yansıtmanız kalır. Yani rahatlayabilirsiniz çünkü prezentablsınızdır. Konsantrasyonunuzu sadece anlatacaklrınıza verebilirsiniz. Üzerinde çalışıp geliştirdiğiniz proje zaten yarar sağlayacak bir işse, bu şekilde bir prezentabl olmakla alamayacağınız onay, bitiremeyeceğiniz proje olamaz kanısındayım.

"İş görüşmelerinde asıl önemli olan beyine yapılmış olan yatırımın ölçülmesidir, işte bize yapılan başvurularda kağıt üzerinde yazılı yetkinlikler yetersiz kalır. Yazıda anlatılanların kahramanını görmek, tanımak isteriz. Çünkü yüzyüze görüşmelerde bu yetkinlikleri hayata geçirebilecek biri ile görüşüp görüşmediğimiz ortaya çıkar. Zaten kişi bir iş görüşmesine çağrılıyorsa bu olumludur. Özgeçmişler arasından en temiz bulunan sicillerden biridir bizimkisi. Artık gol atmak ve 90 dakikalık maçta kalabilmek için tek yapacağımız güzel çalım atmaktır. Son çalımda ise temizlik en çok etkileyen unsurdur. Görüşmelerde dış görünüşün içerisine katacağınız ifade yeteneğine gelince; her işte rakiplerinizi açık ara farkla elemenizi sağlar. Güvenli adımlar, güven veren tokalaşmalar, giyiminiz, cümleler arası verdiğiniz esler, makyajınız veya göz temasınız … Herşey kontrol altındadır. Bol şans’.

"İşe makyajsız gelen, soluk görünümlü arkadaşımızı uyardık"

Manolya Küçükkınacı-Yönetici

Her işverenin eleman seçimi konusunda dikkat ettiği unsurlar vardır. Dış görünüşün bu unsurlar arasında yer aldığını söyleyebiliriz. Dış görünüşüne önem veren bir kişinin profesyonel hayatta, işine, iş arkadaşlarına, çevresine ve en önemlisi kendisine saygı duyduğunu ve iş hayatını ciddiye aldığını düşünüyoruz. Prezentabl olmayı; firmayı temsil edebilme yeteneğine sahip olma, dış görünüşüne, kişisel temizlik ve bakımına önem verme, giyimine profesyonel ortam çerçevesinde özen gösterme olarak tanımlayabiliriz. Biz, Adecco olarak prezentabl olmak ve dış gorünüşe önem vermek konusunda oldukça hassas bir firmayız. Birlikte çalıştığımız tüm danışman arkadaşlarımız da bu konulara gereken önemi veriyorlar. Müşterilerimiz ve adaylarımızla yakın ilişki içerisinde olduğumuzdan, dış görünüşün iş ortamım olumsuz yönde etkilediğine dair zaman zaman bazı duyumlar alıyoruz. Müşterilerimizden bir vaka aktarmak gerekirse; birebir müşteri ilişkilerini yürüten bir bayanın, makyaj yapmamasından dolayı sağlıksız bir ifadeye sahip olduğu gözlemlenmiş ve yöneticisi tarafindan kendisine yüzüne renk gelmesi ve bakımlı gözükmesi için hafif makyaj yapması tavsiye edilmiştir.

"İş hayatında abartıdan kaçınmak şart"

Sinem Tuncay- İşe Alım Hizmetleri Yöneticisi

İş görüşmelerinde görüşülen kişilerin dış görünümünün, ilk izlenime etkisi, iş görüşmelerinde ve kişilerin değerlendirilmelerinde oldukça büyük önem taşıdığını söylemek mümkün. Ancak dış görünüm derken kişilerin fiziksel özellikleri değil, düzgün, temiz ve iş ortamına uygun kıyafet seçimi, saç şekli, bayanlar için makyaj gibi görünümü belirleyici tarafların dikkate alınması gerekir. Kıyafet seçiminde ise abartıdan kaçınmak, yapılan işe uygun giyinmek, temiz, düzgün görünümlü olmak yeterli olacaktır. Bayanlar için makyajın sade, fazla renkli olmayan, abartısız şekilde yapılması da dikkat edilmesi gereken bir nokta.

Kullanılan "prezentabl" kelimesi tüm bu saydığımız unsurların bir arada olduğu bir dış görünümü ifade etmekte kullanılan bir sözcük. Dış görünümde önemli olan dikkati çekmek değil, iş yaşamıyla uyumlu olabilecek şekilde profesyonel ve düzgün görünümlü olmak ve herhangi bir abartıdan kaçınmaktır. Bazı görüşmelerde karşılaşılan dış görünüm herşeyiyle o kadar dikkat edici ve abartılı ya da özensiz olabiliyor ki, kişiyi değerlendirme aşamasında kendini ifade etmesinden çok dış görüntüsüne dikkat çekmeye çalıştığı izlenimine bile kapılmak mümkün.

“Dış görünüş kişinin kendine gösterdiği özenin bir göstergesidir"

Şükran Tümay-Kariyer Danışmanı

Çok adil olmasa da insanların ilk izlenimlerine dair kararlarını İlk 10 saniyede verdikleri ispat edilmiştir. Dolayısıyla iş görüşmelerinin de karşılıklı bir etkileşim olduğunu düşünürsek kıyafet en azından ilk görüşmelerde kişiselleştirilmemeli. Bu nedenle ilk görüşmede tercih edilecek kıyafet, abartıdan ve kişisellikten uzak olmalı ve genel bir tarzı yansıtmalıdır. Her ne kadar giysiler kişiliği yansıtsa da kişinin ve görüşmenin önüne geçmemeli, etkileşimin ağırlığının sözel iletişimde kalmasına gayret edilmelidir. Çizilmesi gereken güncel ama aşırı moda olmayan bir imaj olmalıdır. Prezentabl olmak güzel veya çirkin olmak anlamına gelmez, herkes kendine gösterdiği özen ile prezentabl olabilir. Kişinin görüntüsüyle beraber kendisini nasıl sunduğu da son derece önemlidir. Güleryüzlü ve sıcak bir ifade, kendinden emin tavırlar, göz teması ve vücut dilinin etkili kullanımı, kişinin özelliklerini sunumunun en önemli gerekliliklerindendir. Çalışılan sektöre bağlı olarak kılık kıyafetin önemi tabii ki değişir ama kurumsal ortamlardan bahsedecek olursak, kişilerin genelde bir prolotipe uymasının beklendiğini söyleyebilirim. Yaratıcı ve renkli sektörlerde, kişilerin kendilerini giysileri ile ifade etmeleri işlerinin gereği olurken, "plaza insanları"nı genelde tek tip olarak görüyoruz. Böyle olmasının nedenini ise kişilerin görüntülerinin daha çok kurum ve sektör kültürü tarafindan önceden belirlenmiş olmasına bağlayabiliriz.

"Dış görünüşünüz, insanlar üzerinde bıraktığımız intibanın bir bölümüdür"

Arzu Pervizpour-İnsan kaynakları Uzmanı

İş görüşmesine gelen bir adayın o anki görünüşüne göstermiş olduğu özen hem çevresine hem de kendisine olan saygısının bir göstergesidir. Kişinin işe alınmasında tabii ki karakter özellikleri ve işe yeterliliği birincil rol oynar, ancak iş hayatının gereklerinden biri de kişinin bakımlı ve düzenli olmasıdır. Bu doğrultuda, adayın iş görüşmesine ne derece özenli geldiği görüşmeyi yapan kişi üzerinde pozitif bir etki yaratır. Bence, prezentabl olmak kişinin dış görünüş itibariyle temiz, bakımlı ve düzenli olması demektir. Bu, kişinin modayı ne derece yakından takip ettiği veya üzerindeki kıyafeti hangi mağazadan aldığı ile değil, kendisine ve üstüne başına ne derece itina gösterdiği, giydiği kıyafetin ütüsü, temizliği ve bakımı ile ölçülür. Başvurduğu pozisyona göre aday, temiz ve ütülü bir tişört ve pantalonla, pırıl pırıl bir çift ayakkabı ile, temiz ve tıraş olmuş bir şekilde de görüşmeye katılıp ve o işi alabilir. Önemli olan üzerine giydiği kıyafetlerin tamamlayıcı faktör olduğunu unutmamaktır. Hangi iş dalında çalışırsak çalışalım dış görünüşümüz, insanlar üzerinde bıraktığımız intibanın bir bölümünü oluşturuyor.

"İlk izlenim çok önemlidir"

Esra Çeçen- Halkla İlişkiler Uzmanı

Çalışma hayatında insanların kılık kıyafetlerine özen göstermeleri, bakımlı olmaları, öncelikle kendilerine sonra da karşılanndakilere olan saygılarının ifadesidir. Giyilen kıyafet yerine göre spor da olabilir ancak önemli olan temiz ve bakımlı görünmek ve karşı tarafa kendine ihtimam gösterdiğini belli etmektir. Ben giyim kuşamın yanı sıra konuşma ve davranış şeklinin de önemine inanıyorum. Bir firmayı temsil eden kişinin karşısındakilere sıcak, sempatik ve güleryüzlü yaklaşması çok önemlidir. Bu tür davranışlar karşı tarafta saygı ve güven yaratır. Çalışma arkadaşlarıma firmamızı temsil ederken hep kendilerini "misafirini ağırlayan ev sahibi" yerine koymalarını öneririm. Sonuç olarak prezentabl olmak demek, kişinin kendini ve çalıştığı kurumu en iyi şekilde temsil etmesidir. Bu sebeple de kıyafete, davranışlara ve konuşma şekline -yani genel olarak dış görünüme- dikkat edilmelidir.

"Dış görünüş etiket gibi bir şey"

Mehmet Ağaoğlu-Mimar

Bence sosyal hayatta değil de iş hayatında dış görünüş kesinlikle çok önemli. Çünkü gazetelerdeki ilanlarda bile aranan kişide mutlaka bir çekicilik aranıyor. Herhangi bir iş görüşmesinde insanın kendi tarzını yansıtabilmesi ve karşısındakine o elektriği vermesi şart. Kendi sektörüm olan dekorasyon firmalarından örnek verebilirim. Firmalarda genellikle bir ürün satıldığı için -bu hizmet de olabilir- sonuçta ürün satmak önemli. Bu nedenle de prezentabl olmak gerekir. Bu göz boyamak gibi bir şey. Aslında siz ürünü satan bir animasyonsunuz. Sonuçta bir toplantıya kot pantolon ve kazak yerine ciddi bir takımla katılmak arasında çok fazla fark var.

"Dış görünüşün etkisi iş kolunun durumuna bağlı olarak değişebilir" İlkay Özer- Yönetici

Karşınızdaki şahsı muhtemelen ilk görüşünüz olduğu için, ilk değerlendirme ancak o an mevcut verilerle mümkün olacaktır. Bunlar fiziksel durum, konuşma ve giyim olarak karşımıza çıkar. Söz konusu şahsı tanıdıkça bu etkenler önceliklerdeki yerini diğer manevi değerlere bırakabilir. "Dış görünüş, iş hayatını etkiliyor mu?" sorusuna "Tamamıyla etkiliyor" demek imkansız, iş kolunun durumuna bağlı olarak etkinin kuvveti değişebilir. Bu konuyla ilgili başımdan geçen bir olay var. Diyalog, eşimle bakıcı bulan ajans arasında geçiyor. Gösterilen birkaç adaydan sonra ajans yetkilisine eşim "başka adayınız var mı?"diye soruyor ve karşılık olarak "Evet aslında bir tane daha var. Ancak bir kusuru var. Çok güzel" diyor. Eşim anlamayınca yetkili: "Pek çok hanım evinde malum sebeplerden güzel bakıcı çalıştırmak istemiyor da…" diyor.

Kaynak : Elele



12 Kasım 2007 , Pazartesi
Kategori (Kariyer)

Genetik temellere dayanan liderlik özelliğinin, özel eğitimler ile gerçeğe dönüşmesi sağlanıyor.

Stratejik Yönetim Danışmanı Prof. Dr. İsmail Üstel, kaos dönemleri, kriz ortamları, köklü değişim devreleri, şok gelişmeler, belirsizlik koşulları ve yüksek gerilimli ortamların liderlik özelliğini su yüzüne çıkartan zamanlar olduğunu belirtti.

Prof. Dr. İsmail Üstel, kişinin lider olabilme özelliklerini doğuştan taşıdığını ancak, bunun hayata geçirilmesi için kişiye vizyon kazandıran eğitimlere gereksinim olduğunu söyledi. Liderlik ve genetik özellikler ilişkisini elmas ve pırlanta ilişkisine benzeten Prof. Dr. Üstel, genetik yapıda olan özelliklerin işlenerek, eyleme geçirilip başarıya dönüştürülebileceğini belirtti.

"Karizma liderliğin garantisi değil"

Prof. Dr. Üstel, lider kişilerde, topluma öncülük etme güdüsü, başarı inancı, sorumluluk duygusu, özgüven, gerçekçilik, olumlu yaklaşımlar ve tükenmez bir azim olması gerektiğini, büyüleyici bir görünümünün ise liderlik için şart olmadığını belirterek, "Karizma, liderlik ön koşulu değildir. Karizma lider olmayı garanti etmez" dedi.

Lider özelliğe sahip kişilerin, diğerlerinden en önemli farkının adımlarını atarken, doğru yer ve doğru zamanı belirlemeleri olduğunu kaydeden Prof. Dr. Üstel, “Yöneticilik, çiviyi duvara doğru çakmaktır. Liderlik ise çiviyi doğru duvara çakmaktır” diye konuştu.

Karmaşa dönemi

Genlerinde liderlik özellikleri olan kişilerin, karmaşa dönemlerinde ön plana çıktıklarını anlatan Prof. Dr. Üstel, şöyle devam etti:

"Liderlik ve koşullar arasında önemli ilişki var. Kaos dönemleri, kriz ortamları köklü değişim devreleri, şok gelişmeler, belirsizlik koşulları ve yüksek gerilimli ortamlar liderlik özelliği taşıyan insanların bu yönlerini su yüzüne çıkartan zamanlardır. Bir anlamda da, liderlik bu koşullarla mücadele edebilme yeteneği olduğu için, olumsuz ortamlarda risk alabilen hedefe kilitlenen, dinamik kararlar verebilen, stresle baş edebilen ve başarısızlıktan ders alarak yoluna devam edebilen kişiler lider olarak insanları peşinden sürükleyebilir."



12 Kasım 2007 , Pazartesi
Kategori (Kariyer)
 

kariyer is

İş yaşamında en büyük korkularımızdan biri sektör değiştirmek…

Büyük bir istekle başladığımız kariyer yolculuğumuzu başka bir yöne çevirmek korkutur bizi. Daha önce yaptıklarım ne olacak, işverenler özgeçmişimi gördüklerinde ne düşünecekler diye kaygılanırız. Oysaki bu kaygılar yersizdir çünkü her deneyim bize başka yetenekler katar. Bunların hepsinin toplamında iş yaşamındaki duruşumuz ortaya çıkar.

Hangi sektörde olursak olalım bizi biz yapan yeteneklere ‘taşınabilir yetenekler’ deniyor. İsmimiz gibi yeteneklerimizi de gittiğimiz iş yerine taşır, bu şekilde fark ediliriz. Peki taşınabilir yetenekler nelerdir?

İletişim yeteneği: İletişim kurma becerisi, takım ruhu bilinci, motivasyon yüksekliği.

Teknik bilgiler: Bilgisayar programlarına hakimiyet, teknik bir hata oluştuğunda sorun çözme yeteneği.

Hafıza gücü: Evrak ve bilgi saklamak, analiz yapma ve araştırma yeteneği.

Örneğin bir şirket eğitmenisiniz ve bu yetenekleri insanlara öğretmeniz gerekiyor. İşverenlerin sizden istediği en temel şey, bu özellikleri öğretmeniz olacaktır. Bu yüzden çalışanlar da verimli bir iş yaşamı için bu yeteneklere sahip olmaları gerektiğini kısa süre içinde anlarlar. Ya da bir yöneticisiniz: O zaman da durum değişmez. Eleman ararken yine aynı özellikleri, yani iş yaşamında kimin hangi beceriyi şirketinize katabileceğine bakarsınız.

Yeteneklerimi nasıl belirleyebilirim?
Öncelikle geçmişte yaptığınız işle yeni seçtiğiniz iş hakkında düşünün. Bugüne kadar bu özelliklerden hangilerine sahip olduğunuzu belirleyin, hatta bir kalem kağıt da alıp not alın. Daha sonra yapmak istediğiniz işte hangi özelliklerin istendiğine bakın ve kendi özelliklerinizle karşılaştırın. Bu şekilde her şeyi daha net görebilirsiniz.

Kendiniz için çizeceğiniz kariyer yolunda ilk olarak bu maddeleri düşünün. İş yaşamınızdaki başarınız bu sorulara vereceğiniz cevaplarda saklı, unutmayın.

Kaynak: www.monster.com
(yenibiris.com)



12 Kasım 2007 , Pazartesi
Kategori (Kariyer)

Çalışan kadınlar kilo sorunuyla neden daha çok karşılaşıyor? Kilolarla barışık yaşamak için ne yapmalı?

İş hayatı çoğumuz için kabus gibidir. Bir düzen kurmakta zorlanırız. Hele kadınlarda dünya ikiye ayrılır. Bir yanda ev işleri, çocuklar ve eş, diğer yanda strese boğulduğunuz iş. Öğün saatleri ayarlanamaz ya da unutulur.

Kadınların iş hayatında kendilerini daha sık göstermeleriyle birlikte kilo problemi de daha sık görülüyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri, kişilerin vakitsizlik bahanesi ile çok az öğün yapıp yapılan öğünde yüksek kalori içeren besinler tüketmesidir.

Kilo alma nedenleri
Araştırmalar çalışan kadınların yüzde 23′ünün 50′li yaşlarına geldiklerinde obezite sorunuyla karşı karşıya kaldığını belirtiyor. Kilo alımı genler ve beslenme alışkanlığı kadar sosyal yaşamdan da kaynaklanıyor.

Hızlı yemek: Yoğun iş hayatı olan kadınların hızlı yemek yemeleri kilo problemlerinin oluşmasına neden olabilir. Fast food tarzı besinlerin yenilmesi veya enerjisi yüksek atıştırmaların yapılması vücutta yağ hücrelerinin büyümesine yol açabilir. Yemekler yavaş yenildiğinde tokluk hissi daha erken fark edilir ve daha az kalori alınmış olur.

Egzersiz yapmamak: Çalışan kadınların çoğu masa başı işleri yapıyor. Sürekli oturur halinde çalışmak bel ve basen bölgesinde yağ birikiminin artmasına neden olabilir.

Egzersiz yaparken vücutta mutluluk hormonu olan endorfin hormonu salgılanır. Bu hormonun, egzersiz tamamlandıktan sonra da devam eden sakinleştirici bir etkisi var. Bu da çalışan kadınları strese ve aşırı yemeye karşı koruyabilir.

Hormonal denge: Kadınlar daha çok armut tipi (basen bölgesinde yağ birikmesi) şişmanlığa yatkındır. Erkeklerde ise elma tipi şişmanlıkla karşılaşılır. Elma tipi şişmanlık diyabet, kalp krizi ve inme açısından yüksek risk taşıyor.

Kadınlarda armut tipi yağ dağılımının asıl nedeni östrojendir. Östrojen basen bölgesinde yağ birikimini artırsa da bu, hastalıklara karşı riski azaltabilir. Kadınlarda östrojenin fazla salgılanması armut tipi şişmanlığın gelişmesine, yağların kalçalarda birikmesine ve orantısız bir vücut tipine neden olabilir.

Nasıl mücadele etmeli?

• Sabah güne mutlaka kahvaltıyla başlayın.

• İş stresini azaltmak için işyerinde gün içinde 5 dakikalık yürüyüşler yapabilirsiniz.

• Sofranızda besin çeşitliliği ve renk çeşitliliği oluşturun.

• Üç ana ve üç ara öğünü mutlaka tüketmeye çalışın.

• Egzersiz yapmayı vakit kaybı olarak değil, sağlıklı yaşamanın yolu olarak görmeye çalışın.

• Diyetinizde bütün besin gruplarını bulundurun.

• Kilo vermek için kalorisi aşırı kısıtlı katı rejimler uygulamayın.

• Şeker, tuz ve unlu gıdalardan mümkün oldukça uzak durmaya çalışın.

• Tuz ve sodyum alımını düşürün.

• Az ve sık yiyin.

• Bol su için.



12 Kasım 2007 , Pazartesi
Kategori (Kariyer)

Çalışan kadın için en zor karar çocuk yapmaktır? Hele bir de işinde en verimli dönemindeyse çocuk yapmak için doğru zamanlamayı beklemesi gerekmektedir.

İş hayatında iyi bir yere gelmek istiyor ve kariyerinizde ilerlemek istiyorsanız sizin için en uygun çocuk yapma yaşı ya 20′li yaşların başı ya da 30′ların ortasıdır. Çünkü çocuk yapmak ve aynı zamanda kariyere devam etmek için, kariyerin başlangıç dönemi, 20-25 yaşlar arası uygun bir dönemdir. Bu yaşlarda işi yeni öğrenmeye başlamışsınızdır.

30′lu yaşlardaysa artık belirli bir yere gelmişsinizdir. 35 yaşında olup da belirli bir yere gelmek isteyen kadınların durumu ise oldukça karışık. Çünkü bu yaşlarda doğum yapan kadının yeniden iş hayatına başlaması çok uzun zaman alır. Bu da kadının iş bulmasını güçleştirebilir.

Bir çocuk yapmayı planlamadan önce işyerinizde üç, dört yıldır çalışıyor olmaya özen gösterin. Böylelikle çalıştığınız zaman içinde kendi alanınızı daha iyi tanıyabilirsiniz. Ayrıca iş arkadaşlarınızı da yeterince tanımış olursunuz. Müdürünüz de artık sizin bu işi ne kadar iyi yaptığınızın bilincindedir. Bu nokta anne adayı için oldukça önemlidir. Eğer müdürünüz için değerli bir elemansanız, onunla masaya oturma şansınız da var demektir.

Bebekten sonra iş hayatına dönmek

Tekrar çalışmaya, kendinizi hasır hissettiğiniz zaman başlayın. Kendinizi çalışmaya hazır hissettiğinizde ve bebek memeden kesildiğinde çalışmaya başlamak sizin için en uygun zamandır.

Ayrıca çocuğunuzu bakıcıyla yetiştirmeye hazır olup olmadığınız sorusuna da cevap bulmanız gerekir.

İşyerinde çocuk hakkında fazla konuşmamaya, dikkat edin. Böylece sizin bir iş kadını olduğunuzu insanlara hatırlatacak ve tekrar işinize könsantre olabileceksiniz.