Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Aşk

05 May

sevilen çiçek ve göz rengi kişiliği ele veriyor

sevilen çiçek ve göz rengi kişiliği ele veriyor



Gül sevenler; Derin sevgiye ve derin arkadaşlığa değer veren, genellikle hassas, duygu yüklü ve duygusallar. Neşeli, mantığı ile değil hisleriyle hareket etmeyi seven kişilerdir.

Karanfil sevenler; En küçük bir şeye dahi kızabilen, güçlü ve derin duygulara sahiptirler. Az ama öz konuşup, çok dinlemeyi tercih ederler. Oldukça sert bir kişilik yapıları mevcuttur ve sevgilerinde aşırı derecede kıskanç bir yapıda olurlar.

Zambak sevenler;
Güzeli seven bir yapıya sahip insanlardır. Bu kişiler o güzelliği sadece sevmekle kalmazlar, ona tamamen ve hemen sahip olmak isterler. Fakat bu yapıları, onların acı çekmelerine ve mutsuz olmalarına sebep olabilmektedir.

Sardunya sevenler;Dengeli bir duygu dünyasına sahiptirler. Hayatları onlar açısından kutsaldır. Hayal dünyasıyla işleri yoktur.

Yasemin sevenler; Hayalperest ve daima bir bekleyiş içerisinde olan oldukça da kırılgan bir yapıya sahip kişilerdir. Onlar için acele diye bir kavram yoktur. Ağırbaşlıdırlar.

Hanımeli sevenler; Birbirine ters olan görüşleri vardır. Onların o an içinde mutlu, umutlu olmaları sizi aldatabilir, nedeni ise bir süre sonra değişerek mutsuz ve ümitsiz bir havaya bürünebilmeleridir.

Menekşe sevenler;Gerçekte kindar olmayan, alçakgönüllü, yüreği sevgi dolu ve paylaşmayı seven kişilerdir. Doğuştan temiz ruhlu ve temiz duyguları besleyebilen karakterleri, onları herkes tarafından aranan insan yapar.

Manolya sevenler; Yaşam bu kişiler bakımından bir beklenti yumağıdır. Haris ve güçlü benlikleri, onların her an için ve her yerde, her şeyden üstün ve ukala olma duygularını kamçılar. Övülmekten ve de pohpohlanmaktan çok hoşlanırlar.

Lale sevenler; Aşırı derece narin kişilerdir. Oldukça çabuk kırılabilen yapıları vardır.

Leylak sevenler; Açık kalpli, içten ve nezaketlidirler.

Kasımpatı sevenler; Ciddi, ağırbaşlı, katı ve acımasız yapıdadırlar. Titiz ve zor beğenirler.

Sümbül sevenler; İnsanlardan ve kalabalıktan oldukça uzak, sessiz sakin bir ortamı severler. Dağınık ve savruk bir yaşamları vardır.

Göz rengi ve kişilik özellikleri arasındaki bağ da şöyle:
Mavi gözlüler; Durağan olmayı sevmeyen, enerji doludurlar. Eli açık ve biraz hayalperesttirler. Bu yapıları nedeniyle de gerçekleri görmekte zorlanırlar.

Siyah gözlüler; Olaylar karşısında çok çabuk heyecanlanan,disiplinli, düzenli kişilerdir. Duygu yüklü olan bu insanların, gerek sevgisi, gerek de kindarlığı oldukça çok güçlüdür. Onlar karşılarındakileri daima idare etmek isterler.

Yeşil gözlüler; Sevdiklerini kırmak istemeyen bir yapıları vardır.Kırıcı olmamaya çok dikkat ederler, çok asabi yaradılışta olmalarına rağmen bu böyledir.

Ela gözlüler; Sezgisel güçleri yüksektir. Oldukça hassas bir kalbe sahip insanlardır. Gururlarına olabildiğince çok düşkün kişilerdir. Gururları kırıldığı zaman asla ve asla afları yoktur.

Kahverengi gözlüler; Aslında bu insanlar kendilerini idare ettirmek konusunda isteksizdirler. Bir kötü yönleri de her yerde sırlarını açıklamalarıdır.

sibel kalemine ve yüregine saglık

05 May

Doğacak Bebek…

Doğacak Bebek…



yorgun yürek kalemine ve yüregine saglık
05 May

Gül Adetlerinin Anlamları

Gül Adetlerinin Anlamları



1 Gül Size odaklanmış özel sevgi…

2 Gül Karşılıklı derin bir aşkla birbirimizi seviyoruz…

3 Gül Seni seviyorum…

6 Gül Senin olmak istiyorum…

9 Gül Sonsuza kadar birbirimizi seveceğiz…

11 Gül Hayatımda en çok sevdiğim kişisin…

12 Gül Tatmin edici bir beraberlik ve karşılıklı sevgi…

13 Gül Gizli Aşk…

24 Gül Her dakikayı sevgiyle hatırlıyorum…

33 Gül Derin aşk ile seviyorum…

36 Gül Bana geldiğinden dolayı romantik hissetmek…

44 Gül Hiç değişmeyeceğim için söz vermek…

50 Gül Bu karşı konulmaz bir aşk…

56 Gül Aşkım…

66 Gül Başarılı aşk beraberliği…

99 Gül Karşılıklı anlayış aşkı sonsuzlaştırır…

100 Gül Bu yüzyılda harmoni içinde bir beraberlik ve yaşlanıp olgunlaşıncaya kadar birbirlerine adanmış çift…

101 Gül Sadece sen…

108 Gül Benimle evlenir misin???

111 Gül Sonsuz aşk…

123 Gül Özgür aşk…

144 Gül Seni gece gündüz sonsuza kadar seviyorum…

365 Gül Seni her gün düşünüyor, her gün seviyorum…

999 Gül Bitmeyen ve sonsuza kadar aşk…

1001 Gül Vefakar aşık ve ölünceye (ebediyete) kadar…

04 May

Anne Karnındaki Bebegin Hikayesi

Anne Karnındaki Bebegin Hikayesi



5 Ekim: Bugün var edildim. Buradayım. Varım. Müthiş bir duygu bu. Var olduğumu henüz annem ve babam bilmiyor.

Bir elma çekirdeğinden bile küçüğüm. Ama ne de olsa, ben benim. Varım ya! Bu bana yetiyor. Henüz bedenim belli belirsiz, yüzüm yok ama, varlığımı ve benliğimi hissedebiliyorum. Bir kız olacağım ve baharda çiçekleri seveceğim.

19 Ekim: Biraz büyüdüm. Kımıldamam mümkün değil. Annem henüz farkında değil ama onun kanıyla besleniyorum. Kalbini dolaşıp gelen sımsıcak kan bana geliyor. Beni sevecek bir kalbin kıpırtılarını şimdiden hissediyorum. Annem beni çok sevecek. Annem için güzel bir sürpriz olacağım.

23 Ekim: Hiç göremediğim bir el ağzımı biçimlendirmeye başladı. Dudaklarımda onun dokunuşunu hissediyorum. Bu "el"in dokunduğu yerler dudağım damağım oluyor. Düşünün bir yıl sonra bu elin dokunduğu yerde tebessümler açacak, güleceğim. Dudağımdan ve dilimden sözler dökülecek. Herhalde önce "Anne!" diyeceğim. Anne duyuyor musun beni? Seninle konuşacağım. Sana güleceğim. Kimilerine göre hâlâ daha var değilmişim. Nasıl olur? Varım ve gülücükler sunacak dudaklarım da olmak üzere ya. Hem sonra bir ekmek kırıntısı ne kadar küçük olursa olsun yine ekmektir. Öyle değil mi anneciğim? Ah bir konuşabilsem!

27 Ekim: Bugün pek mutluyum. İçimde tatlı bir kıpırtı başladı. Artık bir kalbim var. Kalbim atmaya başladı. Hayatım boyunca böyle atıp duracak. Sevgilerle dolduracağım kalbimi. Tıpkı anneminki gibi… Annem bedeninde iki kalbin birden atmaya başladığını bilseydi ne kadar sevinirdi! Duyuyor musun anne?

2 Kasım: Her gün biraz daha büyüyorum. Kollarım ve bacaklarım da biçimlenmeye başladı. Hele bir büyüsün kollarım bak nasıl kucaklayacağım seni anneciğim. Şu ayaklarım da tamamlansın da, beraber çiçekli bahçemizde yürürüz. Belki birlikte okula gideriz.

12 Kasım: Ah evet. Bunlar, bunlar ne kadar sevimli ve küçük şeyler. Aman Allah’ım parmaklarım da çıkmaya başladı. Bunlarla çiçek toplayacağım, annemin elini tutacağım, kalem tutacağım. Belki de güzel bir şiir yazacağım. Anneciğim, orada mısın? Ellerimi ellerinin arasına koymak için sabırsızlanıyorum.

20 Kasım: Oh, nihayet.. Annem doktora gitti. Burada olduğumu öğrendi.. Yaşasın! Doktor teyze özel bir cihazla gördü beni. Ultrason diyorlarmış. Resmimi bile çekti. Sevinmiyor musun anneciğim? Seneye kalmaz kollarının arasında olacağım.

25 Kasım: Artık babam da burada olduğumu biliyor. Fakat henüz kız olduğumun farkında değiller. Onlara sürpriz yapacağım..

10 Aralık: Bugün yüzüm tamamlandı. Artık iki güzel gözüm, bir küçük burnum, dudaklarım ve yanağım var. Anneme benziyorum galiba.

13 Aralık: Artık çevreme bakabiliyorum. Etrafım çok karanlık ama olsun. Yine de mutluyum. Yaşıyorum ve varım. Kısa bir süre sonra gün ışığını görebileceğim, renkleri ve çiçekleri tanıyacağım. Rüyamda gördüm. Dünyada gökkuşağı diye bir şey varmış.. Onu çok merak ediyorum.. Anneciğim, babacığım sizin yüzünüzü de göreceğim. Tanışacağız.. Mutlu olacağız. Gülüşeceğiz..

24 Aralık: Kulaklarım daha iyi duyuyor artık. Anneciğim, senin kalbinin seslerini duyuyorum. Benim kalbimin atışlarını da sen duyabiliyor musun? Hatta sesini bile tanıyabiliyorum. Sesin ne kadar tatlı. Hiç duymadığım bir şey bu. Güzel ve sağlıklı bir kız olacağım. Kollarında uyuyacağım, yüzüne bakacağım, o tatlı sesini dinleyeceğim. Benim için ninni de söyleyecek misin anneciğim? Sen de beni özlüyorsundur mutlaka. Beni koklayacaksın.. Çok seveceksin, değil mi?

28 Aralık: Anne burada bir şeyler oluyor. Doktor abla neden mutsuz bakıyor böyle… Sen acı çekiyor gibisin. Kalp seslerin değişti… Sustun. Benimle niye konuşmuyorsun anne? Anne. Anne. Anneciğim. Yüzümde soğuk bir şey hissediyorum. Anne, yüzümü parçalıyorlar… Anne bir şeyler yap. Anne. Kolumu çekiyorlar anne. Canım yanıyor anne… Anne. Ayaklarımı parçalıyor bu şey anne… Beni sana bağlayan damarı kopardılar anne. Anne kalbimi parçalıyorlar. Anneciğim. Anne. Anne. An.

Ah! Kürtajınız tamamlandı hanımefendi. Geçmiş olsun !.

04 May

Allahtan kadınım dedirden 100 neden

Allahtan kadınım dedirden 100 neden



1. Sigaradan sararmis biyiklarimiz yok…
2. Arabamizin yolda patlayan lastigini degistirmeyi bilmesek de
olur.
3. "Ya kalkmazsa?"
4. "Ya inerse?".. sizin de isiniz zor valla yaaa…
5. Pantolon giymek bizim için fizyolojik olarak en az etek kadar
rahattir.
6. Kisiligimiz kullandigimiz arabanin beygir gücü ile dogru
orantili olarak degismiyor.
7. Tuvalette sadece tavana degil, sagimiza solumuza herhangi bir
ölçme-biçme endisesi duymaksizin bakinabiliriz.
8. "Gerçek mi, rol mü yapiyor?"
9. "Damsiz Girilmez" bize bir sey ifade etmiyor…
10. Kirmizi isikta yanimizdaki arabanin bizden önce çikmasi ya da bir aracin bizi sollamasi hiçbir sey demek degildir.
11. Istedigimiz her yerde ve her kosulda ağlayabiliriz.
12. Bedensel hareketlerimiz vücudumuzdaki olasi kaslari
belirginlestirecek diye bir zorunlulugumuz yok…
13. Vücudumuzda kas olacak diye bir zorunlulugumuz da yok hatta..
14. Kas gücü gerektirecek isleri zevkle yapacak birileri her zaman vardir…
15. Dügme, sökük vs. dikmek özel bir beceri gerektirmiyor.
16. Dünya yerle bir olsa önce kadinlar ve çocuklar!
17. "Yoktan var edilen" yapay bedenlerimize tapinacak bir karsi cins varken, kozmetik ürünleri ve estetik cerrahinin olanaklarindan sonuna kadar yararlaniyoruz…
18. Asik oluyoruz… korkmadan.
19. Biraz göbek sevimli mi durur? .. hadi ordan!! siz hiç "kalçalarimdaki yaglar beni çekici gösteriyor" diyen bir kadin gördünüz mü? Asla dis görünüsümüzle ilgili yalan telkinlerle kendimizi kandirmaya çalismayiz.. Rejim gerekiyorsa rejim… alla alla…
20. Tecavüze ugradigimizda cinsel tercihimizi degistirmek zorunda degiliz…
21. Duygusal saçmaliklar adina kredi sahibiyiz… çiçek ve çikolata istiyoruz….
22. Evde, banyoda, kil- tüy dökmeyiz…
23. Dokundugumuz bedenin herhangi bir kismindan silikonlar fiskirma korkusu duymayiz… genelde tabi!
24. Sünnet olmayız
25. Meslek grubunda "ev kadini" diye kebap bir seçenek var… 26. Birinden hoslansak da "ilk adim atma kabusu"ndan muafiz…
27. Evet, gelinlik 200.- $, smokin ise 100.-$.. ve her ikisini de
sevgili damat ödüyor…
28. "3 dubleden sonra fecii sarhos olurum" diyebiliriz rahatlikla…
29. "Çirkin" kadin yoktur.
30. 50 yasindan önce hiçbir erkege seks için para ödemek zorunda degiliz.
31. 31 sayisi da sadece digerleri gibi bir sayi…
32. Kisa boy mu? E topuklu ayakkabilar ne güne duruyor ki?
33. Yasimiz ne olursa olsun bir uçan balon tasiyabilir, pamuk
helva ve elma sekeri de yiyebiliriz.
34. Her sabah tras olmak zorunda degiliz.
35. Bir gece hos bir rüya görsek ertesi sabah pijamamizi kirliye
atmamiz gerekmez.
36. Genellikle istedigimizi almamiz için söylememiz yeterlidir….
37. Bazen istemedigimizi söyleyerek de aliriz.
38. Blue-jean’lerimizin muhtelif kisimlari diger taraflarina göre
dengesiz biçimde beyazlamaz… ya da sararmaz…
39. Kizdigimizda birbirimizin anneleri, kizkardesleri, ebeleri,
dayilari ya da sülalesine dair cinsel taleplerimiz olmaz…
40. Ayakta kalmak(?) için 1,5 kaymakli künefe yememiz gerekmiyor…
41. Bebeklik albümlerimiz sirtüstü çirilçiplak resimlerimizle dolu
degil…
42. "Hadi amcalara göster.." seklinde rezil bir çocukluk animiz da hiç olmayacak…
43. Uçan tekmelerle birbirimizin agzini yüzünü kirdigimiz sporlar
yapmiyoruz…
44. Fiziksel güç iddiamiz yok ama grip olunca da ölümcül birhastaliga yakalanmis gibi iptal olmuyoruz…
45. Silah… hiç iki kizin silahla oynarken birbirini vurdugunu duydunuz mu?
46. Horlamiyoruz….
47. Az bildigimiz bir seyi çok anlatabiliriz.
48. Birbirimize, beklenmedik yikici sonuçlar dogurabilecek, esek
sakalari yapma adetimiz yoktur.
49. Canimizin çektigi yemegi pisirir, kötü de olsa herkese yedirebiliriz.
50. Kerizi parasindan ayirmada Allah vergisi bir yetenegimiz vardir.
51. Sigaramizi yakacak birileri hep vardir…
52. Evde bozulan bir aleti, onarmaya çalisip bir daha
kullanilamayacak hale getirmek yerine tamirci çagirmak rasyonalitesine sahibiz
53. Tükürmeyiz…
54. Giysilerimizden o gün ögle yemeginde ne yedigimiz anlasilmaz.
55. Harika alyansimiz asla killarin arasinda kaybolmaz.
56. Estetik sanatlarin %90′i kadindan esinlenmistir.
57. Ayaklarimiz kokmuyor.
58. "Erkek sözü" gibi ikna etmeye yönelik sifatlar yaratmadik
hiç…Yoksa verilen sözlerin tutulmamasi gibi bir sorun mu var?
59. Övgü ve komplimanlar sadece ruhumuzu oksar geçer, ikna
etmeye yetmez… ya gururu oksanan bir erkek neyi reddeder ki? 60. Çapkinliklarimizin ardindan giysilerimizde, biz istemedikçe
(mesela Monica L. istemisti!), deliller (ruj lekesi, sari saç teli vs.)
bulunmasi ihtimali yok…
61. Toplum içinde organ düzeltme stresi..
62. Cep telefonumuzun sesi popomuzdan gelmez.
63. En sevmedigimiz insanlara bile, öyle gerekiyorsa eger, yeterince dayanabiliriz.
64. Sevisirken sirtimiz yere gelse de bu kazananin karsi taraf
oldugu anlamina gelmez.
65. "Anneme gidiyorum" diyerek kapiyi çarpmak bize yakisan
bir ayricalik…
66. Saçimizi boyayabiliriz… 20 yasinda bile…
67. Çiglik atabiliyoruz… sevinince, üzülünce, korkunca…
68. Aradigimiz adresi, kaybolmadan önce sormayi düsünebiliyoruz…
69. Uzaga iseme, uzaga tükürme, yüksek sesle gegirme vb. karizma krikolarimiz yok….
70. Askere gitmiyoruz..
71. Annelik duygusu… apayridir…
72. Sevgilimize, agabey ya da babamiza ait gömlek, kazak,
mont, T-shirt’leri giyebiliyoruz.
73. Bale, dans, ritmik jimnastik, buz pateni vb. ugraslar edinmemiz cinsel tercihimiz hakkinda tartisma yaratmaz….
74. Hayatimizin hiçbir döneminde kravat takmak zorunda
degiliz…
75. Mücevherler bizim…
76. Yagmurda semsiyesiz kalmayiz.
77. Belli dönemlerimiz, cinayet bile islesek hafifletici
neden kabul edilir.
78. "Bosanmak istersek" tek celsede bosaniriz.
79. "Bosanmak istemezsek" zengin bir dul oluruz.
80. Bir gün önce çikardigimiz çoraplarimizi evin alti üstüne gelmeden, üstelik de kimselere sormadan bulabiliyoruz.
81. Kol saatimizin ayni zamanda hesap makinesi, takometre, barometre, termometre ve radyo olmasi gerekmiyor. 82. Playboy Late Night, kirmizi nokta, Tutti Frutti vb. yüzünden
uykusuz geceler geçirmiyoruz.
83. Özel günleri parmagimiza kirmizi iplik baglamadan da hatirlayabiliyoruz..
84. "Kaaaave.."ye gitmiyoruz.
85. Trafik polisinin alkol vs. çevirmelerinden muafiz…
86. Istemezsek hesap ödemeyebiliriz.
87. Yürürken ceplerimizden bozuk para, anahtar, çakmak vs.
sesleri gelmez…
88. Gece eve birakiliriz…
89. Bulasik makinesi karmasik bir dünyadisi mekanizma
degildir…
90. Geceyarisi yataktan sivisip, buzdolabinin isiginda zeytinyagli
dolma, börek ve "hain köfte" yemiyoruz…
91. Ortaliktaki alakasiz her türlü nesne ve sözcükten cinsel çagrisimlar çikarip günün 14 saatini seks düsünerek geçirmeyiz…
92. Kel olmuyoruz…
93. Toplu tasima araçlarinda nadiren ayakta kaliriz.
94. Futbol mu? Bizim tuttugumuz takim genelde kaybetmez…
95. Her basarili erkegin arkasinda bir kadin vardir…
96. Berberde kimse yüzümüzü 800 kolonya ile ovusturarak
gözlerimizi yuvalarindan ugratmiyor.
97. Bizim berberlerin koltuga yaslanmasi ya da üzerimize abanmasi da gerekmiyor…
98. Para cüzdanimiz bir süre sonra kavisli yuvarlak hatli bir
sekil almiyor.
99. Pantolon almaya çikip eve uçak maketi, uzaktan kumandali araba, mini langirt masasi vb. emtia ile dönmüyoruz.
100. Eh… bir de Brad Pitt hak ettik artik.
04 May

Kadınlar nerelerde yalan söyler?

Kadınlar nerelerde yalan söyler?



Beyler, sizin için özel tüyolar burada…

ABD’de 26 yaşındaki Lauren Cleri, bu sorunun yanıtı için tam 500 kadın ile röportaj yaptı. Ve bunları "Küçük Beyaz Yalanlar ve Derin Karanlık Sırlar" adıyla kitaplaştırdı.

1. PARA: Ne aldıkları ve ne kadar harcadıkları.

2. ANNELİK: Doğum sonrası zorluklar ve çocukların yaşattığı sıkıntılar.

3. GÜZELLİK: Kozmetik harcamaları, estetik ameliyat ve botoks.

4. SEKS: Gizli aşkları ve sevgililer.

5. AŞK: Para için evlendikleri ve kocalarıyla mutsuz oldukları.

6. AİLE: Dayak vb. kötü muameleler.

7. BAĞIMLILIK: Alkol, kumar, porno.

8. İŞ: Deneyimli ve başarılı görünme.

04 May

‘Eşler Birbirinin Kıymetini Nasıl Bilebilir ..

 ‘Eşler Birbirinin Kıymetini Nasıl Bilebilir ..



Ömür boyu mutluluk için eşler şartlar nasıl olursa olsun, birbirlerini üzecek, yıpratacak, manen çökertecek uygulamalardan uzak durmalıdır. Zira, evlenirken Rablerinin huzurunda ömürlerinin sonuna kadar bir arada yaşamak üzere söz vermişlerdir.
Sonradan çıkan her türlü problem bizim için ancak imtihan vesilesidir. Kısmetimize razı olmalıyız ki, maddi-manevi rahat edebilelim. Birinin küskünlüğü ya da yıpranmasıyla ailenin bütün yükü diğerinin üzerine kalır. Ve kırgınlıklar zamanla daha da derinleşir.

Huzursuz ailelerde psikolojik sorunlar daha fazla olur. Eşlerin birbirlerine ilgisizliği karşılıklı ihtimam eksikliğini ve bu da daha kolay hasta olmayı, hastayken daha geç iyileşmeyi netice verir. Eşlerin karşılıklı yıpranması ailenin saadetini kaçırır.

En sevdiğimiz bir eşyayı bile yıpratmamaya özen gösterirken, sokaklarda kullandığımız ayakkabımıza ihtimam göstermeye çalışırken, canımızdan aziz bilmemiz gereken insanlara, ailemize karşı hoyrat davranmamız anlaşılabilir bir şey değildir. Hastalıkların en önemli sebebini moral, yıkıntı oluşturur, bu arada hastalıklar sırasında yeterince iyileşememenin en önemli sebeplerinden biri de moral eksikliğidir. Morali bozulmuş, ümitsizliğe düşmüş insanlar çok rahat hasta olur. Eşlerden biri bir kere hastalığa duçar oldu mu, hastalıklar hastalıkları kovalar ve aileler günlerinin önemli bölümünü hastane önlerinde geçirmeye başlar. Ekonomik yük ve aile düzeninin bozulması da ayrıca önemlidir.

Aile, düello yeri değildir

Kıymeti bilinmeyen, özellikle hanımlar çok çabuk yıpranır. Bunun neticesi de ailede mutsuzluk ve tatsızlıktır. Aile hayatı kısa sürede karşılıklı düelloya döner ve kalp birliği ortadan kalkar. Böyle olunca da Allah’ın rahmeti ve sekinesi o aile üzerine inmez.

Eşler birbirlerini üzmemelidir

‘Duvarı nem, insanı gam öldürür.” demişlerdir. Özellikle hanımlar üzüntüye hiç gelemezler. Çok çabuk hasta olup, hemen manen yıkılıverirler. Üzüntü birçok psikolojik rahatsızlıklara yol açar. Bu birçok fizikî hastalıkları da tetikler. Mide, bağırsak, karaciğer vs. birbiri ardına alarm sinyalleri vermeye başlar. İmanı sağlam olan ve kul hakkından korkan bir insan ne bir şeye üzülür, ne de karşısındakini üzer.

Ailelerin tek derdi helal lokma olmalıdır. Kul hakkından kaçmaya çalışmak olmalıdır. Muhabbeti ve karşılıklı sevgisi yerinde olan ailelere Cenab-ı Hak bu dünyada da öbür dünyada da karşılığını verecektir. Kalbimiz Allah sevgisiyle dolmalı, hedefimiz kendimizi O’na razı etmeye çalışmak olmalıdır. Müminin tek üzüntüsü olabilir o da Allah’a hakkıyla kul olamamaktır.

04 May

soyunma tarzınız ve kişiliğiniz

soyunma tarzınız ve kişiliğiniz



Gelişi güzel soyunanlar:

Eğer soyunurken çıkardıklarınızı rastgele evinizin herhangi bir tarafına fırlatanlardansanız, arkadaş canlısı birisiniz. Hayatı bir parti gibi görüyorsunuz. Düşüncelerinizde rahat ve açık fikirlisiniz. Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü ise hiç umurunuzda değil.

Titiz soyunanlar:

Eğer çıkardıklarınızı düzgün bir şekilde bir yere koyuyorsanız ciddi birisiniz ve sakin yaşamayı tercih ediyorsunuz. Rutinliği seviyorsunuz. Hayattaki problemlerin üstesinden gelmenin en iyi yolunun onlardan uzak olmak gerektiğine inanıyorsunuz.

İlk ayakkabı ve çorapları çıkaranlar:

Mükemmeliyetçi, utangaç ve yoğun birisiniz. Bir karar vermeden önce iyice düşünürsünüz. Güvenilir birisiniz. Nelere ne kadar dikkat edilmesi gerektiğini iyi biliyorsunuz. Üzerinize düşenleri methodik bir biçimde büyük konsantrasyonla çözümlüyorsunuz.

Yavaş soyunanlar:

Eğer tişörtünüzü çıkardıktan sonra pantolonunuzu ya da eteğinizi on dakika sonra çıkarıyorsanız,
kendine güvenen, entelektüel, derin düşünen ve fazla zorluk çıkartılmasını istemeyen birisiniz. Ayrıca kendinize fazla zaman ayırmayı ve dolayısı ile yalnızlığı seviyorsunuz.

Hızlı soyunanlar:

Eğer kıyafetlerinizi olabildiğince çabuk çıkaranlardansanız başkalarına önem veren birisiniz. Diğer insanların sizden beklentileri çok önemli. Kendi ihtiyaçlarınız açısından da endişelisiniz. Çoğunlukla işi gücü bol olan ve aile düşkünü birisiniz.

İlk mücevherler çıkıyorsa:

Eğer ilk olarak mücevherlerinizi, aksesuarlarınızı ve hatta saatinizi çıkarıyorsanız sıcak, düşünceli, duygusal, hassas ve romantik birisiniz.

Her seferinde farklı iseniz:

Şüpheci ve ilginç biri olduğunuzu söyleyebiliriz. Risk almayı ve macerayı seversiniz. O günkü tutumunuza göre ne yapacağınız değişir.

son olarak da, eve girip soyunmadan, bütün gün dolaştığı o kıyafetle ortada dolanan tipler vardır ki işte onlardan uzak durun. Okuldan gelmiş çocuğunuza soyunmayı öğretmek gibi ona da bunun önemini ve yararını öğretmeniz gerekir. Hatta banyoya sokup yıkamanız da söz konusu olabilir. Neyse ki tuvaletlerini kendileri yapabilir…

04 May

renklerin dili

renklerin dili



Uzmanlar giyilen kıyafetlerin renklerinin kişiyi huzursuz veya huzurlu edebileceğini, güven ve enerjisini arttıracağını veya azaltacağını, karşısındaki kişiyi etkileme rol oynayacağını bildirmektedirler. Bakalım çeşitli renkler yaşamımızı nasıl etkilerler.

Kırmızı: Kırmızı yaşam enerjisinin rengidir, insan iradesini ve gücünü temsil ediyor. Titreşimi en güçlü, en dinamik renktir. Bazı canlılarda (örneğin boğa) sinir bozucu etkisi vardır. Kırmızı renk kan dolaşımlarına ve kansızlık hastalıklarına yardımcı olur, grip, soğuk algınlığı, denge bozukluklarına yararlıdır. Kırmızı kimilerine göre hırsın göstergesidir. Yalnız olumsuz etkileri de yok değildir. Kırmızı renk, uzun uzun bakıldığında sinir bozukluğu, gerginlik, sık nefes alıp verme, kalp çarpıntısı gibi olumsuz etkiler de yaratır.

Sarı: Sarı renk kişinin çevresiyle uyum sağlamasına, neşeli olmasına yararlıdır. Limon sarısı tonlarıyla bu renk rahatlatıcı ve ferahlatıcıdır. Uzun uzun seyredilen sarı renk, kanın damarlarda daha düzenli akmasını, sinir sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Sarı ayrıca egemen olma duygusunu çağrıştırır. Açık sarı iyi bir morali, koyu sarı moral bozukluğu ve bunalımı ifade eder.

Beyaz: Beyaz eskiden beri saflık, temizlik, masumiyet ve başlangıçların rengi olarak bilinmektedir. İnsanı huzurlu edebileceği söylenmektedir.

Siyah: Bu renk çeşitli şekilde kabul edilir. Yaygın olarak belirsizliğin, matemin, hüznün simgesi olarak bilinmektedir. Ama siyah daha çok gücün, korumacılığın, gizemliliğin simgesidir.

Mavi: Mavi yarattığı tazelik, huzur, mutluluk, rahatlık, serinlik hissi ile sinir sistemini sakinleştirir, rahatlık ve huzur verir. Düşünmeyi simgelediği söylenilen mavi algılama gücünü arttırıcı bir özelliğe sahiptir. Ayrıca bağışıklık sisteminin gücünü arttırır ve baş ağrısı, astım, uykusuzlukta yararlıdır.

Yeşil: Yeşil renk psikolojik sorunların giderilmesinde önemli rol oynayan dingin bir renktir. Yeşil seven kişi, sevecen ve içten davranışlarıyla dikkat çekiyor. Yeşil tüm tonları ile, kendini izleyene ferahlık ve açıklık etkisi verir. Bazen inançların, bazen ölmezliğin, bazen de bolluk ve bereketin rengi olarak kabul edilir. Bel ağrılarına, yüksek tansiyona, aynı zamanda mide, akciğer, rahim, göğüs ve kalın bağırsak kanseri hastalarına yararlıdır.

Turuncu: Turuncunun güç verici bir özelliği vardır. Gün batımı, gün doğumu gibi romantik anları çağrıştırır, rahatlık ve parlaklığı simgeler. Yorgunluğa, halsizliğe, uykusuzluğa, korkuya, depresyona karşı etkilidir. Turuncu rengin yoksunluğu, huzursuzluk yaratabiliyor.

Lacivert: Lacivert etkileyici bir renktir. Diş, göz, kulak ağrılarında etkilidir.

Mor: Bu renk sakinleştirici bir renktir. Kalbi sakinleştirir, korku ve kaygıları azaltır. Sinir sitemine, halsizlik ve psikolojik yorgunluklara en çok uyan renktir. Bazılarına göre ise mor en soğuk renktir. Kaderci ve melankolik içe kapanıklığın rengidir. Bazı inanışlara göre mor renk matem ifadesidir.

30 Nis

Merhabalar

s.yildiz34  sanada diğer arkadaşlarımada hakkım helal olsun.Sizlerde bana lütfen haklarınızı helal edin.Sizleri yazılarımla kırmış üzmüş veya izinsiz yazılarınızı kullanıp yazmış olabilirim özürdilerim.Ben şunu belirtim yazılarımı posta gazeti

şok gazetesi

ailem dergisi

sızıntı dergisi

yağmur dergisi

ve bazı hazır sitelerden araştırıp alıntılar yaparak yazıyorum.İyi-kötü-güzel-çirkin tüm yorumlarınıza teşekkür ederim.

Allaha emanet olun.

Sayfalar : 1 2 3 4 [5] 6 7 8 9 10 ...
Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.