Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Aşk

16 Haz

Dantel Örnekleri

Uç Dantel Örnekleri
Farklı bir mutfak takımı örneği


[

08 Ara

PATİK ÖRNEKLERİ

PATİK ÖRNEKLERİ

 

patik( www.negatif.com ) patik( www.negatif.com )

08 Ara

SEVDA YORGUNUYDUM BIKMIŞTIM YALANLARDAN

SEVDA YORGUNUYDUM BIKMIŞTIM YALANLARDAN

kimin yüzüne baksam aynı ikiyüzlülüğü görüyordum,bu beni yıldırıyordu
anlıyormusun..?bir hayal kırıklığı daha aşkla olan bütün bağlarımı
koparacaktı,bu yüzden korkuyordum sana yakın olmaya..kimse beni
üzmemeliydi artık..kimse yüreğimin tellerini inciltip
gitmemeliydi..bende herkes gibi biriyim..gün olur,hayata düşer hiç
beklemediğin bir anda çıkıp gidebilirm hayatından..uzak
durdum,duygularıma gem vurdum..yarım kalan aşkların yüzünden bıraktığı
o acı izlere bir tane daha eklenmemesi için..bunun sorumlusu olmamak
için uzak durdum..bilsen nasıl yanıyor içim..bırakıp gidenler değil bu
ateşi körükleyen,kendi yenilmişliğime yanıyorum…sadece birisi sevsin
beni,bende onu seveyim,çıkarsız ve yalansız..bir sevdamız olsun,başka
da hiçbirşeyimiz olmasın..beni yarı yolda bırakmayacağını
bileyim,hayatımı adamaya hazırım…
neden güvenmiyordum kendime…?en zorlu aşkların üstesinden
gelebilmiş,imkansızlıkları ortada kaldırmış,aşk için herşeyi göze
almış ben,şimdi neden böyle tedirginim..?niye sorguluyorum
kendimi..?kaygılarımdan kurtulmanın zamanı geldi artık..bıraktım
cevapsız soruları,seni ve kendimi düşünüyorum yanlızca..yaşıyacağımız
aşkı düşünüyorum…!uzak durmayacağım artık,gel yanıma..çıkalım bu
sevdanın yoluna ve yürüyelim el ele..korkmak yersiz,aşk korkakların
işi değil…iki yüreğiz biz iki kocaman yürek..yeminler etmemeize
gerek yok..biliyorum kimse kimseyi yarı yolda birakmayacak…bir aşk
yaşanacaksa en tutkulu halde yaşanacak..hadi durma orada,yakın dur
bana..soluğunu hisedeyim,kokun yayılsın içime..şimdi aşkın zamanı..aşk
denizindeki en büyük geminin kaptanı olmaya adayım..bana teslim
edeceği o gemiyi batırmayacağıma söz veriyorum..
hiç kolay değil biliyorum;ama,vazgeçmeyede niyetim yok..birlikte
paylaşacağımız çok şeyin olduğunu düşünüyorum…kolay kolay hissetiğim
birşey değil bu..madem hissediyorum,o halde hislerimin gösterdiği
yolda yürümeliyim..

 

             Ahmet Akçay……

08 Ara

Çiçekle Suyun Aşkı

Çiçekle Suyun Aşkı

Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar.İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder birliktelikleri, tabii zaman lazımdır birbirlerini tanımak için.

Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan içi içine sığmaz artık ve anlar ki, suya aşık olmuştur. İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar. "Sırf senin hatırın ey su" diye…

Öyle bir zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı bir şeyler hisstetmeye başlamıştır. Su da ilk defa aşık oluyordur.

Günler ve aylar birbirini kovalar ve çiçek acaba "Su beni seviyor mu?" diye düşünmeye başlar. Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle…  Halbuki çiçek, alışkın değildir böyle bir sevgiye dayanamaz.

Çiçek, suya "Seni Seviyorum" der. Su, "Ben de Seni Seviyorum." der.
Aradan zaman geçer ve çiçek yine "Seni Seviyorum" der.
Su, yine "Ben de" der. Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler…  Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz etrafa ve son kez suya "Seni Seviyorum" der. Su da ona, "Söyledim ya, ben de Seni Seviyorum." der ve gün gelir, çiçek yataklara düşer. Hastalanmıştır çiçek artık. Rendi solmuş, çehresi(yüzü) sararmıştır çiçeğin. Yataklardadır çiçek. Su da başında bekler çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine…  Bellidir ki, artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla başını döndürerek çiçek suya der ki; "Seni ben, gerçekten Seviyorum."

Çok hüzünlenir su bu durum karşısında. Son çare olarak bir doktor çağarır nedir sorun diye… Doktor gelir ve muayene eder çiçeği. Sonra şöyle der doktor: "Hastanın durumu ümitsiz, artık elimizden bir şey gelmez."

Su, merak eder sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık nedir diye ve sorar doktora. Doktor, şöyle bir bakar suya ve der ki: "Çiçeğin bir hastalığı yok dostum…  Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için." Ve anlamıştır artık su sevgiliye sadece "Seni Seviyorum" demek yetmemektedir.

07 Kas

BILMECELER BULMACALAR

FIRILDAK

Malzemeler

  • Resim kağıdı
  • 25-30 cm’lik bayrak çıtası
  • 2 adet yuvarlak boncuk
  • Çekiç
  • Makas
  • Cam çivisi
  • Pastel boya, sulu boya, gazlı kalemler

YAPILIŞI
Resim kağıdı, kare şeklinde katlanarak, fazlası kesilir. Elde edilen karenin diğer iki köşesi de üst üste konularak katlanır. Köşelerden oluşan dört çizginin üzerinden orta noktaya doğru makasla kesilir. Kağıt, istenilen şekillerde boyanır, desenler çizilir. Ardından bayrak çıtası da istenilen şekilde boyanır. Boyama bittikten sonra kağıt, köşelerinden ortaya doğru katlanır. Çiviye, önce boncuk takılır. Ardından boyamış olduğumuz kağıdın dört köşesinde teker teker çivinin ucu batırılır ve kağıdın ortasından geçirilir. Pervane biçimi elde edildikten sonra çivini ucuna bir boncuk daha takılır. Küçük bir çekiçle pervanenin iğnesi sopaya tutturulur. Boncuklar, pervanenin dönmesini kolaylaştırır.

Eğitimsel Değeri
Boyama ve kesme faaliyetleri nedeniyle çocuğun küçük kaslarının etkili bir biçimde kullanılması sağlanır.
Çocuk, bu oyuncakla oynarken koşması, hareket etmesi gerektiğinden büyük kas gelişimine yardımcı olur.
Çocuk, rüzgar enerjisi hakkında bilgi sahibi olur.

Yorum (0) :: Bağlantı

11/10/2007 - KUKLA BALON

KUKLA BALON 

     Malzemeler

  • Orta büyüklükte bir adet balon
  • 2 su bardağı un
  • Küçük boy hunu
  • Gazlı kalem
  • Yün, renkli ip
  • Yapıştırıcı

YAPILIŞI
Önce bir yetişkin tarafından balon şişirilir ve yumuşatılır. Havası alındıktan sonra huni yardımıyla içine un doldurulur. Balon dolduğunda ağzı bağlanır. Böylece balon, oyun hamuru kıvamına gelmiş olur. Balon elle yoğurularak değişik yüz biçimleri oluşturulur. Ardından gazlı kalemle ağız, burun ve gözler çizilir. Yün parçalarından saçlar yapılır.

Eğitimsel Değeri:
Boyama ve kesme faaliyetleri nedeniyle çocuğun küçük kaslarının etkili bir biçimde kullanılması sağlanır.
Kesme, yapıştırma, bağlama etkinlikler çocuğun el-göz kordinasyonun gelişmesini sağlar.

Yorum (0) :: Bağlantı

11/10/2007 - BİLMECELER

Kutuplara giden zenci ne olur?
Yeter Çektiğim!
Gece gündüz yufka açar!
Şehirden şehire koşarım, köyden köye giderim fakat hiç hareket etmem
Ağzı vardır konuşmaz, yatağı vardır, fakat hiç uyumaz
Ben iki hasretlinin arasında dururum. Onları konuştururum
Yeşil mantolu, kırmızı entarili, siyah düğmeli
Denizler gerçekte mavi boya olsaydı ne olurdu?
Eğri oturalım, doğru konuşalım
Yerin altında kırmızı minare
Uzaktan baktım hiç yok yakından baktım pek çok
İstanbul da süt pişti kokusu buraya düştü
Açarsam dünya olur yakarsam kül olur
Dört ayaklı ayı üstünde kabadayı
Ufacık sandık içine un bastık
Adamın biri 13. kattan düşmüş, ölmemiş. Niçin?
Temel her şimşek çaktığında saçını, başını düzeltiyormuş. Niçin?
Çarığı çattım bacaya attım
Yedi delikli tokmak bunu bilmeyen ahmak
Uzaktan baktım bir karataş, yanına gittim dört ayak bir baş
Et dedim met dedim git şuraya yat dedim
Altı göl üstü gül
Yer altında yağlı kayış
Zilim var, kapım yok
Başımda saç yok, içimde tat çok
Yorum (0) :: Bağlantı

10/10/2007 - yolunacak kaz(mutlaka okuyun)

Padişah, ihtiyarı selamlamış:"Selamunaleykum ey pir’i fani…"

"Aleykumselam ey serdar’i cihan…"

Padişah sormuş:

"Altılarda ne yaptın?"

"Altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor…"

Padişah gene sormuş:

"Geceleri kalkmadın mı?"

"Kalktık… Lakin, ellere yaradı…"

Padişah gülmüş:

"Bir kaz göndersem yolar mısın?"

"Hem de ciyaklatmadan…"

Padişahla baş vezir adamın yanından ayrılıp yola koyulmuşlar. Padişah baş vezire dönmüş:

"Ne konuştuğumuzu anladın mı?"

"Hayır padişahım…"

Padişah sinirlenmiş:

"Bu akşama kadar ne konuştuğumuzu anlamazsan kelleni alırım."

Korkuya kapılan başvezir, padişahı saraya bıraktıktan sonra telaşla dere kenarına dönmüş. Bakmış adam hala orada çalışıyor.

"Ne konuştunuz siz padişahla…"

Adam, başveziri şöyle bir süzmüş:

"Kusura bakma. Bedava söyleyemem. Ver bir yüz altın söyleyeyim."

Baş vezir, yüz altın vermiş.

"Sen padişahı, serdar-ı cihan, diye selamladın. Nereden anladın padişah olduğunu."

"Ben dericiyim. Onun sırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi."

Vezir kafasını kaşımış."Peki, altılara altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor ne emek?…"

Adam, bu soruya cevap vermek için de bir yüz altın daha almış.

"Padişah, altı aylık yaz döneminde çalışmadın mı ki, kış günü çalışıyorsun, diye sordu. Ben de, yalnızca altı ay yaz değil, altı ay da kış çalışmazsak, yemek bulamıyoruz dedim."

Vezir bir soru daha sormuş…"Geceleri kalkmadın mı ne demek?"

Adam bir yüz altın daha almış.

"Çocukların yok mu diye sordu. Var, ama hepsi kız. Evlendiler, başkasına yaradılar, dedim…"

Vezir gene kafasını sallamış.

"Bir de kaz gönderirsem dedi, o ne demek…"

Adam gülmüş.

"Onu da sen bul…"

Yorum (0) :: Bağlantı

10/10/2007 - FIKRA

Eve gönderdim

Delileri uçağa bindirip, bir şehirden ötekine naklediliyorlardı. Ama o kadar çok gürültü yapiyorlardı ki, sonunda pilot dayanamadı.

Uçağı ikinci pilota teslim ederek içeride ne olup bittigini görmek istedi.
Deliler uçakta hep bir ağızdan bağırıp çağırıyorlardı. Baktı, en başta bir deli, ötekilere uymamış, akıllı, uslu oturuyordu.

Pilot:
-Sen neden bağırmıyorsun? diye sordu.

Adam :
- "Ben bunların öğretmeniyim. Onlarda benim öğrencilerim. Şimdi teneffüsteler de onun için ses çıkartmıyorum" diye cevap verdi.

Pilot, çaresiz yerine döndü. Bir süre geçti. Bir an geldi ki sesler büsbütün kesiliverdi.

Pilot:
- "Aman çok güzel!" diye sevindi. "Herhalde kendini öğretmen sanan deli, ötekileri derse almış olsa gerek" diye düşündü.

Ama dakikalar geçiyor, arkadan hiç bir ses seda çıkmıyordu. Pilot biraz daha bekledikten sonra merak etti. Gidip bakmak istedi. Bir de ne görsün! Uçağın kapısı açık ve içeride öğretmenden başka kimsecikler yok! Dehşetle sordu :

-Ögrencilerin nerede?, diye…

Öğretmen:
- "Dersler bitti.Hepsini evlerine gönderdim!"

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.