Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Hayvanlar Kategorisindeki bloglar

29 Nisan 2008 , Salı
Kategori (Hayvanlar)
 
 

 

deniz-yasemen hocam resimlerinizi kullandık  sayfanız çok güzel olmuş.



14 Kasım 2007 , Çarşamba
Kategori (Hayvanlar)

Ayıların Soyu Tükenmek Üzere (!)

Dünyadaki sekiz ayı türünden altısının soyunun tükenme tehlikesi içinde olduğu bildirildi.

Dünya Koruma Birliği, "güneş ayısı"nın da, soyları tükenme tehlikesi içindeki türlerin yer aldığı "Kırmızı Liste"ye dahil edildiğini bildirdi. Böylece, soyları tehlike içindeki ayı türlerinin sayısı altıya çıkmış oldu.

Güneş ayısının soyunu tehlikeye sokan unsurlardan birinin, Çin’de avcılar tarafından, hastalıkların tedavisinde kullanılan safra için öldürülmesi olduğu belirtildi.Birliğin güneş ayısı uzmanı Ron Steinmetz, güneş ayılarının nüfusunun son 30 yılda yüzde 30 oranında azaldığını tahmin ettiklerini söyledi.

Dünya Koruma Birliği uzmanlarından Simon Stuart da, "Sayıları artan siyah Amerikan ayısı dışında, tüm ayı türleri için durum kötüye gidiyor" dedi.Siyah Amerikan ayısının yanı sıra Kırmızı Liste’nin dışında kalan diğer ayı türünün, Avrupa’dan Alaska’ya kadar birçok yerde yaşayan boz ayı olduğu bildirildi.

Uzmanlar, pandaların da koruma çabalarına karşın soylarının tükenmesi tehlikesiyle karşı karşıya olduklarını söylediler. Güneydoğu Asya’nın tropikal yağmur ormanlarında yaşayan güneş ayısı, dünyadaki ayıların en küçüğü ve çok iyi bir tırmanıcı olarak bilinir. Malaya ayısı veya tropikal ayı isimleriyle de anılan bu ayı türünün göğsünde nal biçiminde sarımsı-turuncu bir leke bulunur.



11 Kasım 2007 , Pazar
Kategori (Hayvanlar)

 

 

 

Cekirge: Abi naber ya!?
Yilan: N’olsun be abi, sürünüyoruz. Sen nabiyorsun?
Cekirge: Abi, 2 kere ziplayip 3cüyü ziplayamiyorumda. Onu calisiyodum.
Yilan: Kolay gelsin. Tisss..
Cekirge: Eyvallah.

Örümcek1: abi nabiosun?
Örümcek2: Nabiyim abi, yengen gelcek aksama. Yemek hazirliyom.
Örümcek1: Abi, benden duymus olma. Ama ona ‘Kara Dul’ diolar abi. Birlikte oldugu erkegi yiyomus.
Örümcek2: Yok lan. Aslinda tanisan o kadar iyi bir örümcekki
Örümcek1: Peki abi. O gelmeden ben gidiyim bari.

geyik: abi bu aralar kilo aldın sanırım…
fil: hadi bee..
geyik: valla göbek iyice belli olmuş… bence rejim yap.. yürüyüş yap..
fil: iyi gelir mi..
geyik: gelmez mi abi.. bana bak tığ gibiyim..
fil: seninde boynuzların uzamış gibi.. yengeyle aran bozuk sanırım..
geyik: …..

Geyik: Abi, buralarda sulak bi yer varmis. nerde biliyo musun?
Aslan: Huuaarrrggg!!

Sincap: Oh be, bu delikleri kim actiysa allah razi olsun. findiklarimi saklarim buraya.
Agackakan: Lan iiittt.. evime ceviz doldurmus. Hayyvann .. git llaannn .. laannn ..
Sincap: Bostu lan burasi geldiimde.
Agackakan: Nabcaktin gt herif. Koltuk takimi, kanepe mi koysamdim.

Zürafa: Hammddiii .. Hammddiii .. Nerdesin lan? Hani tavla oynicaktik.. Hammmdiiieee..
Köpek: Üstüme oturuyon abi.
Zürafa: Pardon Hamdi..

anne sinek: sameeet gel oğlum bak çorban pıhtılaşıyo…!
velet sinek: ben okulda atıştırdım anne
anne sinek: bok ye ozaman
velet sinek:bak o olur

maymun: siz geyiklere çok üzülüyorum
geyik: o niye
maymun:kafanızdaki boynuzlar yüzünden
geyik: ne varmış boynuzlarımızda
maymun: pembe dizi gibisin vallahi aşk entrika ihtiras ihanet ama filmin asıl konusu ihanet
abicim ne biçim bir medeniyetsiniz ya kimin eli kimin kıçında
geyik:sen ne diyorsun yaa
maymun: ne dediğimi anladın sen yokmu abicim aranızda şöyle karısına kocasına sadık boynuzsuz biri
geyik: cahil şebek seni sen git biraz hayvanlar alemi ile ilgili kitaplar okuda kültürün artsın
maymun: yaw bunlar çıkarken çok kaşınıyormu
geyik : defolllll



5 Kasım 2007 , Pazartesi
Kategori (Hayvanlar)

                                                      HAYVANLARLA İLGİLİ İLGİNÇ BİLGİLER

 

Fareler kusamaz.

·  Sineklerin 5 tane gözü vardır.

·  Bir sineğin hızı saatte 8 km.dir.

·  İstakozların kanı mavi renktedir.

·  Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar.

·  Sığırların 4 tane midesi vardır.

·  Kangurular geri-geri yürüyemezler.

·  Zebralar beyaz üzerine siyah çizgilidir.

·  Baykuş mavi rengi görebilen tek kuştur.

·  Deniz kobrası dünyanın en zehirli yılanıdır.

·  Bir karıncanın koku alma yeteneği en az bir köpeğinki kadar gelişmiştir.

·  Kediler şeker tadını ayırt edemezler.

·  Deve deniz suyu içebileceği gibi bir defada 250 litre su da içebilir.

·  Karınca kendi ağırlığının 50 katını taşıyabilir.

·  Çekirgenin kulağı dizindedir.

·  Avusturalya’da yaşayan Rheobatrachus Silus türü kurbağalar yavrularını midelerinde büyütür.

·  Zürafanın kalbi 350 mmHg.’lik bir basınçla kan pompalayacak kadar güçlüdür.

·  Bir pire kendi vücut yüksekliğinin 100 katından fazla yükseğe sıçrayabilir.

·  Öte yandan pirelerin kan damarları yoktur. Vücudun iç kısmı tümüyle, berrak akıcı bir kanın içinde yüzer.

·  Bazı yılanların 0.028 gramlık zehiri, 125.000 fareyi öldürecek kadar güçlüdür.

·  Yılanların çene kemiği olmadıgından ağızlarını diledikleri kadar çok açabilmektedirler.

·  İnsan vücudunun radyasyona direci 600 rads dolayındadır.Oysa akreplerde bu direnç 40-150 bin rads’a kadar yükseliyor.

·  Bukalemun dili kendi uzunluğunun 1,5 katı mesafeye kadar ulaşır.

 

 


5 Kasım 2007 , Pazartesi
Kategori (Hayvanlar)

 Free MySpace Glitter Graphics - MySpaceGlitter.com



5 Kasım 2007 , Pazartesi
Kategori (Hayvanlar)

 

_uacct = “UA-482556-13″;
urchinTracker();



5 Kasım 2007 , Pazartesi
Kategori (Hayvanlar)

Balık

Balıklar (Pisces) poikloterm olan, nerdeyse sadece suda yaşıyan ve solungaçlar ile solunum yapan, soğuk kanlı, yürekleri çift gözlü, çoğunun vücudu pullu, genellikle yumurta ile üreyen omurgalı hayvanlardır. Bazıları doğurarak ürer.

Bulunmuş olan en eski balık fosilleri 500 milyon yaşındadır. Günümüzün balıkları kıkırdaklı balıklar (Chondrichthyes) ve kemikli balıklar (Osteichthyes) olarak ikiye ayrılırlar. Bunlar gibi diğer iki grubu oluşturmuş olan Placodermi (Zırhlı balıklar) ve Acanthodii (dikenli köpek balıkları)’nın nesilleri 300-400 milyon yıl evvel tamamen tükenmiştir

Bir kulakcık ve karıncıktan meydana gelen yüreklerinde daima kirli kan bulunur. Yürekten çıkan kirli kan solungaçlarda temizlendiğinden, vücutta temiz kan dolaşır. Ağızdan alınan su, solungaçlardan dışarı atılırken suda çözülmüş oksijen, osmozla kana verilir. Bu arada suda bulunan besinler ise yutulur. köpek balıklarında su hem ağızdan hem de ilk solungaç yarığından alınır. Tuzlu su balıkları su içtikleri halde, tatlı su balıkları su içmezler. Gerekli su ihtiyaçlarını solungaç zarlarından osmozla alırlar. Deniz balıkları içtikleri suyun tuzunu böbrekle değil, solungaçları ile ayırır. Balıklarda göğüs ve karın yüzgeçleri çift, sırt, kuyruk ve anal yüzgeçleri tektir. Tek yüzgeçler nadiren birden fazla olsalar da simetrik çiftler meydana getirmezler.

Uçan balıklar çok gelişmiş olan göğüs yüzgeçlerini açarak bir-iki dakika su üstünde uçabilirler. Yaşadığı yerlerde su kuruduğu zaman balçığa gömülüp akciğer solunumu yapabilen, sürünerek gölden göle geçebilen, kısa bir süre havada uçabilen, elektrik ve ışık üretebilen çeşitli balık türleri mevcuttur. Balıkların pulları birbirleri üzerine kiremit gibi dizilmiş, kemiksi, kaygan ve antiseptiktir. Antiseptik mukus salgısı, üzerine yapışan bakteri ve sporları yok eder.

Balıkların harekette önemli rol oynayan değişik kuyruk tipleri mevcuttur. Çatallanmış kuyruk tipine “difiserk”, çatallı olup eşit parçalı olana “homoserk”, köpek balıklarında olduğu gibi çatalları eş olmayan kuyruk tipine de “heteroserk” denir.

Balıklar omurgalı canlılar içerisinde sayıca en fazla olanıdır. Çalışmalarda balık türünün 40.000 kadar olduğu söylenmektedir.

Balıkların günümüzde sportif ve akvaryumdaki değeri yanında büyük bir protein kaynağı olması ticari değerini arttırmaktadır. Balıkların yeryüzündeki dağılımları o kadar geniştir ki, Antartika sularında, sıcak tropikal sularda, acı sularda, tatlı sularda, ışığın ulaştığı dağ derelerinde veya insanların henüz ulaşamadığı oldukça derin ve karanlık sularda yaşayabilmektedir. Üç türlü beslenme görülür: Herbivor (otçul), karnivor (etçil) ve omnivor (hem et hem de bitkisel besin yiyenler). Yalnız çenelerinde değil, bütün ağız boşluklarında ve yutaklarında sıralanış ve şekil olarak birbirinden farklı birçok diş bulunur. Bu genelde beslenme şekillerine göredir. Bazılarında farinks (yutak) dişleri gelişmiştir. Yalnız Mersin balıklarında ve Demetsolungaçlılarda diş bulunmaz.

BALIKLAR NİÇİN ÖLÜNCE TERS DÖNER?

Bu durum en belirgin, çevre kirliliği ve patlayıcı ile avlanma nedenleri ile ölüp yüzeye gelen balıklarda gözlemlenebilir. Ölen balıklarda süratle bir iç bozunma yani bir çeşit çürüme oluşur. Bu iç çürümeden dolayı çıkan gazlar balığın alt tarafındaki bağırsak boşluğunda toplanırlar.

Balık ayıklayanlar bilirler, ayıklanacak balığın alt tarafındaki yumuşak karnı yarılır, buraya yapışık mide ve bağırsaklar kolayca çıkartılır. Balığın etli kısmı üst tarafındadır. Balık ölüp gazlar mide boşluğunda toplanınca bu kısım şişen bir balon gibi hafifler, ağırlık merkezi yukarı kayar ve balık, daha ağır kısmı aşağı gelecek şekilde ters döner.

Bazı balıklarda, içinde hava bulunan yüzme keseleri vardır. Balık içi hava dolu bu keseyi daraltıp genişleterek kendisini elverişli derinlikte dengede tutabilecek yoğunluğu sağlar. Bu kese çoğu zaman basit bir boruyla sindirim organına bağlıdır.

Eğer deniz suyundaki tuzluluk oranı (yüzde 3,5) dörtle birine düşürülürse sonuç balığın kanındaki sodyum, klor, kalsiyum ve potasyum oranının aynısı olur. Deniz suyu ve tüm omurgalıların kanlarındaki tuz oranlarındaki bu benzerlik hayatın denizden başladığı teorisini destekliyor.

Hayat başladığı zaman denizlerdeki tuz oranının omurgalıların kanlarındaki oranla tamamen aynı olduğu, zamanla bu oranın artması sebebiyle omurgalıların denizleri terk edip karada yaşamaya başladıkları, balıkların ise denizde kalıp artan tuz oranından korunmak için bir mekanizma geliştirdikleri ileri sürülüyor.

Balıkların solungaçları civarındaki klor hücreleri salgıladıkları bir enzim sayesinde, deniz suyundan aldıkları fazla sodyumu tekrar dışarı verirler. Buna ilaveten böbrekleri de tuz iyonlarını filtre ederek idrarla dışarı atarlar. Bu nedenle idrarları az sulu, yoğun, tuz oranı yüksek ve az miktardadır.

Tatlı su balıklarında ise tam tersi bir fiziksel mekanizma vardır. Yaşadıkları ortamdan aldıkları suyun içindeki az miktardaki tuzu, atmak yerine vücut ihtiyaçları için konsantre halinde tutarlar. İçinden tuz alındığından idrarları da bol ve suludur. İdrar miktarı günde vücut ağırlığının üçle birini bulur.

Sonuç olarak, tatlı su balıkları denizde yaşayamazlar çünkü vücutları deniz suyundaki tüm tuzu alır, vücut susuz kalır, kurur ve balık ölür. Denizde yaşayan balıklar da tatlı suda yaşayamazlar çünkü zaten az miktarda olan tuzu ayırıp fazla su tuttuklarından şişerler ve onlar da ölürler.

Yani her iki balık türünün de kan ve tuz kompozisyonları aynıdır ama bir tür, kana tuz sağlamaya çalışırken diğeri azaltmaya uğraşır. Ortam değişikliğinde de aynı şekilde çalışmaya devam eden mekanizmalar balıkların ölümlerine neden olurlar.

Gerçi Somon gibi hem tatlı hem de tuzlu sularda yaşamayı başaran balıklar da vardır. Somonlar tatlı sularda doğuyorlar, gençliklerinde nehirler boyunca okyanusa yüzüyorlar ve hayatlarının geri kalan kısmını oralarda, tuzlu sularda geçiriyorlar.

Bu tip balıklarda iki tip mekanizma da vardır ama yolculukları sırasında, nehirlerin ağızlarında, tatlı ve tuzlu suların birleştikleri yerlerde, bir süre kalarak vücutlarını öbür ortama ayarlıyorlar. Her iki tür sularda da yaşayabilen deniz canlılarının ortak özellikleri, yumurta ve bebeklik evrelerini tatlı sularda, yaşlılıklarını ise tuzlu sularda geçirmeleridir.



5 Kasım 2007 , Pazartesi
Kategori (Hayvanlar)

Tavşanın bir günü:
Tavşanlar crepuscular, yani gece aktif olan hayvanlardır. Gündüzleri kendi köşelerine çekilip uyumayı tercih edeler. Aktif olduklarında ise yapmayı en çok sevdikleri şeyler kazmak ve kemirmektir. Tavşanların kemirgen hayvanlar olduklarını ve onları kemirmekten asla alıkoyamayacağımızı asla unutmamalıyız. Kemiremiyor olmaları dişlerinde ve sindirimlerinde de problemlere yol açacaktır.

Evde bir tavşanın tamamen serbest gezmesi için evin çok iyi izole edilmiş olması gerekir (bkz. Kemirme ve izolasyon). Eğer bu yapılmamışsa tavşan kemirmemesi gereken eşyaları kemirecek (halı, mobilya kenarları ve kablolardan kaçışınız yok), hem eşyalara zarar verecek, hem de kendi sağlığını riske atacaktır. Bu yüzden tavşanın evde yüzde yüz serbest gezinmesi önerilen bir şey değildir. Evde özgürce dolaşan bir hayvan isteniyorsa tavşan bunun için iyi bir seçim değildir.

Yaşam Alanı:
Tavşan ile yaşarken ideal yol tavşanlar için yapılmış büyük kafesleri tercih etmek veya tavşan için özel bir oda ayırmak (kapalı balkon gibi) olacaktır. Günün belli saatlerinde, ev sakinleri gözetiminde evin geri kalanı içerisinde dolaşması olabilecek kazaları en aza indirmek için idealdir. Yalnız bu noktada tavşanların sosyal hayvanlar olduklarını ve onlar ile iletişim kurulmazsa çok mutsuz olabileceklerinin üstünden geçmekte fayda var. Kafes içinde veya odasında bütün gün unutulmuş bir tavşan kadar kötü bir şey olamaz. Özellikle kafeste yaşayan tavşanların günde 3-4 saat evin içinde gezinip koşmaya ihtiyaçları vardır.

Kafes veya odanın içinde kendine ait minik bir kulübesi olması tavşanın kendisinin güvende hissetmesini sağlayacaktır. Kulübe konusunda dikkat edilecek noktalar ise: tavşanların büyüdüğünü unutmayarak çok ufak yapılmaması ve mutlaka iki adet kapısının bulunmasıdır.

Kafesin zemini hakkında: demir telleri olan zeminler tavşanların patilerini acıtır, öte yandan düz zeminli kafesler idrar ve dışkı ile sürekli temasa sebebiyet verirler. Bu hem hayvan hem de insan sağlığı açısından çok yanlıştır. Bu sebeple zemini tavşan ayağına uygun ızgara telli kafeslerin seçilmesi uygunudur.

Kafes ve yaşam alanı konusunda dikkat edilecek noktalar:
- sıcaklığın 8-24 derece arasında olması,
- temiz içme suyunun ve bol samanın bulunması,
- tuvaletinin temiz olması kağıdının (boyasız kağıt) her gün değiştirilmesi
- yaşam alanının haftanın belli günlerinde temizlenmesi (bkz. Hijyen)
- kemirebileceği oyuncakları bulunması
- içine girip kazabileceği ve saklanabileceği oyuncakları bulunması
- tuvaletinin yerinin değiştirilmemesi (bkz. Tuvalet alışkanlığı)

Beslenme:
(bkz: Beslenme) bölümünde üzerinden geçildiği üzere kuru hazır mamaların belli bir miktardan fazla verilmemesinde yarar var. Bu konuda bazı bitkilerin zehirli olduklarını unutmamak gerekir. Bu yüzden her gördüğümüz yeşilliği eve getirip tavşanımıza ikram etmemek konusunda dikkatli olunmalı. Tavşanlara çürümüş, taze olmayan yeşilliklerin verilmemesi gerekir. Yeşillikleri verirken yıkayıp kurulamak gerekir.

Dikkat!!!
Tavşanların iki ayda bir tırnaklarının kesilmesi gerekir. (bkz: Hijyen) Dişler de bir çene probleminde normalden fazla uzayabilir.  Tüm bunlar, hem de genel check-up için düzenli veteriner ziyaretleri yapmakta yarar var.

Tutuş:
Tavşanı kucağa alma ve kucakta tutma ile ilgili ufak bir iki noktayı eklemekte yarar var. Tavşanları tutup kaldırırken önerilen yöntem bir elle ensesinden kaldırıp diğer el ile arka bacaklarından tutup kavramaktır. Ancak biz Topi çok büyüdüğü için bu yöntemde başarılı olamadık ve iki elimizle belinden tutarak kaldırıyoruz. Bu pozisyonda fazla tutulmadıkları sürece zararı olmaz. Bu şekilde kucağınıza aldıktan sonra tavşanı  kolunuzun üstünde sabitleyip diğer elinizle de sıkıca üstten tutun çünkü kucağınızdan atlamak isteyebilirler. Atlarlarsa bel kemiği veya ayak kırma riski olduğu için mutlaka yere yakın bir mesafeden eğilerek bırakmak gerekir. Tavşanlar kendilerini emniyette hissetmek için mutlaka arka ayaklarının yerde olmasını veya bir zemin üzerinde olmasını tercih ederler. Kucağınızda arka araklarının ya kolunuzun ya da karnınızın üstüne gelmesine dikkat edin.  
                         

Oyuncaklar:
Büyük bir kutunun içine konulmuş samanlar bir tavşan için mükemmel bir oyuncaktır. Kazıp içine girecek, samanları ayıracak, dağıtacak, bir kısmını yiyecek ve eğlenceli saatler geçirecektir. Bu eğlenceli saatlerin sonunda ortalık birazcık (!) dağılacak ve eğlencenin bedelini tavşan sahipleri ortaya saçılmış samanları temizleyerek ödeyecekler, ama çok mutlu bir tavşanınız olmuş olacak.

Peki ama saman bulunamıyorsa ne olacak? Öyle ya, mesela İstanbul’da şehrin ortasında canımız isteyince samanı nereden bulalım? Biz de bu sorunu yaşayıp çevreye sormaya başladık. Bu konuda gelen ilk öneri bir şarküteri sahibindendi: yumurtaların saman içinde geldiğini ve samanları tavşanımız için ayırabileceğini söyledi. Bu öneriyi sevinçle kabul ettik, fakat gelen samanların çok ince ve kısa doğranmış ve içinde yumurta taşındığı için pis olduğunu gördük. Tavşanımız da bunlar ile hiç ilgilenmedi. Halbuki bir tarla kenarında bulduğumuz uzun buğday ve arpalar çöplerini çok sevmişti.

Saman bulamadığımız zamanlarda imdadımıza kartonlar plakalar ve koliler yetişti. Tavşanımızın odasında sürekli kocaman sert karton plakalar vardır. Bunları doyasıya kemirmekte özgürdür. Ayakkabı kutuları veya kolileri sakın atmayın ve tavşanınıza verin.
Bu işlevi görecek başka bir madde manavların sebze meyve taşıdıkları tahta kutulardır (Topi’nin en sevdiği oyuncağı). İnce tahtadan yapılmış olan bu kutuları tavşanlar kemirmeye bayılırlar. Bu zevkli kemirme seansları sonunda ortalık epey dağılmış olacak, yerler bir marangoz atölyesini aratmayacak kadar kıyılmış ve kemirilmiş parçalar ile dolu olacak.

Topi’nin bir günü:
Topi gününün büyük bir kısmını kapalı bir balkonda geçiriyor, burası tamamen ona ait olan bir alan. Tuvaleti, evi, mama ve su kabı, kemireceği oyuncakları burada duruyor. Gün içinde ise toplam 3-4 saate yakın evin ofis odasında geçiriyor. Bu oda tamamen bunny proof hale getirilmiş ve odada kemireceği karton kutuları, kağıt topları ve tahta parçaları var ve saklanmayı sevdiği dolap arkası gibi minik tüneller ve noktalar mevcut. Bunun dışında her gün salon ve koridorda bizim gözetimimizde yürüyüşe çıkıyor.
Benim odama gelip yatağımın arkasına girmeyi çok seviyor. Buna çok fazla izin vermiyoruz çünkü sanırım yatağın arkasına girdiği zaman oradan sihirli bir tünel ile bir yerleşe çıkacağına inanıyor, halıflexi kazıp kemirmeye çalışıyor. Zaten benim odamda vukuat sayısı bol olduğu için kesinlikle yalnız kalması söz konusu değil.



5 Kasım 2007 , Pazartesi
Kategori (Hayvanlar)

Hayvanları sevmeyen insanları anlayamıyorum..Tamam hadi iri köpekleri korktugunuz için sevmiyorsunuz ama elim kadar köpekten , küçücük kediden ne istiyorsunuz? Ne zararı var bu ufacık hayvanın size? Onlarda bir canlı değil mi? Kendi adıma konuşuyorum televizyon da film izlerken bir insan öldürülse aldırmıyorum ama bir köpek,kedi öldürülürse üzülüyorum.Birçok hayvan birçok insandan(!) çok daha insancıl (!) Doğru Değilmi ama? Benim bir kedim ve bir köpeğim var..Hayatım boyunca evimde bir tek hayvanın eksik olduğunu hatırlamıyorum.O kadar tatlı ve güzeller ki.. Yanlız anında dost oluyorlar.Korktugunda yanındalar ve sanki hislerini anlıyorlar.İnsanlar gibi değiller.Ne kadar kötülük yaparsan yap her zaman senin dostun..

 

Dünya Hayvan Hakları Bildirgesi

 

 Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi metni, Uluslararası Hayvan Hakları Birliği ve ona bağlı ulusal birlikler tarafından 21-23 Eylül 1977 tarihinde Londra’da hayvan hakları konusunda yapılan üçüncü uluslararası toplantıda kabul edildi. Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi ise, Paris’te UNESCO Sarayında 15 Ekim 1978 tarihinde törenle ilan edildi.
* Tüm hayvanlar eşit doğar ve eşit yaşama hakkına sahiptirler.
* Tüm hayvanların saygı görme hakkı vardır. Bir tür hayvan olan insan, diğer hayvanları yok edemez. Hayvanları kendi çıkarı için karşılıksız kullanamaz.
* Hiçbir hayvana kötü ve zalimce davranılamaz. Bir hayvanın öldürülmesi zorunlu ise bu, bir anda ve acı çektirilmeden yapılmalıdır.
* Vahşi hayvanlar kendi doğal çevrelerinde yaşama ve çoğalma hakkına sahiptir. Eğitim amacıyla bile olsa vahşi hayvanlar özgürlüklerinden mahrum bırakılamaz.
* Evcil hayvanlar, uyumlu bir biçimde ve özgürlük içinde yaşama hakkına sahiptir. İnsanların kendi çıkarları için evcil hayvanların yaşama koşullarında yapacakları her türlü değişiklik, haklara aykırıdır.
* Evcil hayvanlar, doğal yaşama sürelerine uygun uzunlukta yaşama hakkına sahiptir.
* Tüm çalışan hayvanlar (at, eşek…) iş süresinin sınırlandırılması, işin daha az yorucu olması, güçlerini artırıcı bir beslenme ve dinlenme hakkına sahiptir.
* Hayvanlara fiziksel ya da psikolojik acı çektiren deney yapmak, hayvan haklarına aykırıdır.
* Beslenmek için bakılan hayvanlar barındırılmalı, taşınmalı ve ölümleri de korkutmadan ve acı çektirmeden olmalıdır.
* Hayvanlar, insanlar tarafından eğlence amaçlı kullanılamazlar. Hayvanların seyrettirilmesi ve hayvanlarla gösteri yapılması, hayvan onuruna aykırıdır.
* Zorunlu olmaksızın bir hayvanın öldürülmesi, yaşama karşı işlenmiş bir suçtur.
* Çok sayıda vahşi hayvanın öldürülmesine neden olan safariler ve av partileri, hayvanlara karşı yapılmış bir soykırımdır. Doğal çevrenin kirletilmesi, yıkılıp yok edilmesi de soykırıma eşdeğerde alçakça bir davranıştır.
* Hayvanların ölüsüne de saygı göstermek gerekir. Hayvanların öldürüldüğü şiddet sahneleri, sinemalarda ve televizyonlarda yasaklanmalıdır.Ama hayvanlara yapılan saldırıları kınamak amacında olan filmlerde bu sınırlama yoktur.
* Hayvanları koruma kuruluşları, devlet katında temsil edilmelidir. Hayvan hakları da insan hakları gibi yasayla korunmalıdır.
 
 
 
 
       
TÜRKİYE’DE HAYVAN HAKLARI
       Çevre Bakanlığı’nca hazırlanan ve TBMM Genel Kurul gündeminde bulunan “Hayvanları Koruma Kanunu Tasarısı”, hayvanların korunması ve yaşama haklarının güvence altına alınması amacıyla hazırlandı. Kanun tasarısının amacı, başta evcil hayvanlar olmak üzere tüm hayvanların, insan ve doğa kaynaklı mağduriyetlerinin önlenmesini, gözetilmesini, bakımlarını, kötü muamelelerden uzak tutulmalarını, üremelerini, canlarının ve sağlıklarının korunmasını sağlamak.
       Bu amaca ulaşmak için hayvanların korunmasına ilişkin geliştirilen temel ilkeler şunlar:
* Bütün hayvanlar eşit doğar ve bu kanun hükümleri çerçevesinde yaşama hakkına sahiptir. Ancak kanuni istisnalar ve insan gıdası olarak yararlanılan hayvanlar bu hükmün dışında tutulmuştur.
* Geleneksel olarak insanların çevresinde yaşayan türden olan evcil hayvanlar, türüne özgü hayat şartları içinde yaşama özgürlüğüne sahiptir. Sahipsiz hayvanların da sahipli hayvanlar gibi yaşamaları desteklenir.
* İnsanlar, hayvanların korunmaları, gözetilmeleri, bakımları ve kötü muamelelerden uzak tutulmaları için gerekli önlemleri alırlar.
* Hiçbir maddi kazanç ve menfaat amacı gütmeksizin sadece insani ve vicdani sorumluluklarla hayvan besleyen ve koruyan gerçek ve tüzel kişilerin desteklenmesi esastır.
* Yabani hayvanların yaşama ortamlarından koparılmaması, doğada serbestçe yaşayan bir hayvanın yakalanıp özgürlükten yoksun bırakılmaması esastır.
 
 

 
       
       Tasarıda yer alan düzenlemelerden bazıları şunlar:
* Hayvan sahiplenen veya ona bakan kişi, hayvanı barındırmak, türüne ve üreme yöntemine uygun olarak ihtiyaçlarını temin etmek, sağlığına dikkat etmek ve aşılarını yaptırmakla yükümlüdür.
* Hayvan sahiplenecek kişi, hayvanın sağlığı ve yaşam koşulları ile ilgili insan-hayvan etkileşimi ve çevre sağlığı açısından sorumludur.
* Hayvan sahipleri çevreye ve insanlara verecekleri zararları ve rahatsızlıkları tazmin etmekle yükümlüdür.
* Çevre Bakanlığı, hayvan bulundurma ve sahiplenme şartları ile rahatsızlıkları önleyici tedbirleri, çıkaracağı bir yönetmelikle belirleyecektir.
* Sağlık nedenleri ile gerekli olmadıkça, bir hayvana zor kullanarak yem yedirmek, acı, ızdırap ya da zarar veren yiyecekler ile alkollü içki, sigara, uyuşturucu vb. bağımlılık yapan yiyecekler veya içecekler verilmesi yasaktır.
* Hayvanları taşıyan ve taşıtanlar, onları türüne ve özelliğine uygun ortamlarda ve şartlarda taşımak, taşıma esnasında bakmakla yükümlüdür.
* Hayvanların kendi mekanlarında yaşamalarının desteklenmesi esas olup, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların öldürülmesi yasaktır.
* Hayvanlarda acı veren müdahalelerin uyuşturmaksızın yapılması yasaktır.
* Sadece veteriner hekimler acil ve zorunlu müdahalelerde bulunabilirler.
* Hayvanların bilimsel olmayan tedavi ve deneylerde kullanılması yasaktır.
* Hayvanlara acı, ızdırap, korku veren tıbbi, ticari ve bilimsel deneylerin yerine alternatif yöntemlerin kullanılması esastır.
* Hayvanların ticareti esnasında sağlıklarının iyi, satıldıkları ve yaşadıkları yerin temiz ve sağlık şartlarına uygun olması zorunludur.
* Hayvanların doğal kapasitelerini veya gücünü aşacak ve yaralanmalarına ya da acı çekmelerine yol açacak yöntemlerle eğitmek, başka bir hayvan üzerinde şiddetini denemek, onların acı çekmesine, yaralanmasına, sakatlanmasına ve ölümüne neden olabilecek şekilde dövüştürmek yasaktır.
* Her ilde valinin veya görevlendireceği bir vali yardımcısının başkanlığında, ilgili bakanlık ve gönüllü kuruluşların da temsil edildiği “il hayvan koruma kurulu” oluşturulacaktır.
* Kanun’un yürürlüğünü müteakiben her türlü hayvan bulunduran tüzel kişiler, işletmeleri ile ilgili belgelere dayalı bilgileri altı ay içerisinde il hayvan koruma kuruluna bildireceklerdir.
* Denetim konusunda Çevre Bakanlığı ve mülki amirler yetkilidir.
* Hayvanları koruma amacıyla kontrollerde bulunarak bu kanuna aykırı hususları tespit, görevlilere haber vermek ve kötü muameleyi engellemek üzere hayvan koruma gönüllüleri görevlendirilecektir.
* Kanun’un amaç ve kapsamına uygun faaliyet ve çalışmalarda bulunmak ve finansmanı sağlamak için Türkiye Hayvanları Koruma Vakfı kurulacaktır.
* Eğitici yayınlar, trafik kazaları, hayvanat bahçeleri, yasak ve izinler, koruma alanları, koruma altına alma ile ilgili düzenlemeler yapılacaktır.
* Kanun hükümlerine uyulmaması durumunda para cezalarını içeren ceza hükümleri devreye girecektir.
       


5 Kasım 2007 , Pazartesi
Kategori (Hayvanlar)
DÜŞÜNÜN ŞU TATLI KEDİCİĞE KIYABİLİRMİSİNİZ?  



Sayfalar : [1] 2 3