Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Aşk

31 Ara

Yeni Yıla Yeni Vergiler

Çalışanlar yarından itibaren vergi iadesi için fatura-fiş toplamayacak, vergi kimlik numarasının yerini de TC kimlik numarası alacak. İşte 2007′nin vergileri.

Yarından itibaren yeniden değerleme oranı çerçevesinde maktu damga vergisi, harçlar, Vergi Usul Kanunu ile ilgili cezalar ve trafik cezaları yüzde 7,8 oranında zamlanacak.

Emlak vergisine tabi değerlerdeki artış da yüzde 3,9 olacak. Bu çerçevede her bir kağıttan alınacak damga vergisine ilişkin üst sınır 946 bin 915,2 YTL’ye çıkacak. İş yerleriyle ilgili çevre temizlik vergisi, büyükşehirlerde bina grupları ve derecelere göre 17 YTL ile 2.000 YTL arasında, büyükşehir dışındaki illerde ise 14 ile 1.600 YTL arasında uygulanacak. Konutlarda su tüketim miktarı esas alınarak hesaplanan çevre temizlik vergisi ise yüzde 6,25 ile yüzde 7,7 arasında zam görecek.

Böylece verginin hesabında esas alınan değer, büyükşehirlerde metre küp başına 17 YKr, diğer yerlerde ise 14 YKr olacak. Harçlardaki artış ile de 1 yıllık pasaport alacaklar, yarından itibaren 126,7 YTL yerine 136,5 YTL harç ödeyecek. Silah taşıma vesika harcı 329 YTL’ye, silah bulundurma vesika harcı da 526,3 YTL’ye çıkacak. B sınıfı sürücü belgesi için de 177,5 YTL harç yatırılacak. Veraset ve intikal vergisi matrahı da yarından itibaren yüzde 7,8 oranında artış görecek. Böylece Veraset ve İntikal Vergisi oranlarında ilk dilim 130 bin YTL’den 140 bin YTL’ye çıkacak.

MTV’DE İLK TAKSİT OCAKTA YATIYOR

Birinci taksidin 4 Ocak’tan itibaren yatırılacağı Motorlu Taşıtlar Vergisi de yeni yılda yüzde 7,8 oranında zamlı ödenecek. 1-3 yaş grubunda, motor silindir hacmi 1301 ile 1600 cm3 arasında otomobili olanlar, Ocak ve Temmuz aylarında toplam 524 YTL motorlu taşıtlar vergisi ödeyecek. Bu rakam, motor silindir hacmi 4001 cm3 ve üzerinde olan otomobiller için ise 11 bin 845 YTL’ye çıkacak. Vergi ve trafik cezaları da yarından geçerli olmak üzere yüzde 7,8 oranında artacak. Yeni düzenleme ile fatura, gider pusulası, müstahsil ve serbest meslek makbuzu alınmaması ve verilmemesinin cezası 139 YTL’ye yükselecek. Nüfus cüzdanı, pasaport, ehliyet gibi değerli kağıtlar için vatandaşın cebinden çıkan parada da yeni yılda yüzde 6,3 ile 8,3 arasında artış olacak.

GELİR VERGİSİ DİLİMLERİ DE DEĞİŞTİ

Yeni yılla birlikte, gelir vergisinde de yeni dilimler geçerli olacak. Buna göre, 7.500 YTL’ye kadar olan gelirlere yüzde 15, 7.500 ile 19 bin YTL arası gelirlere yüzde 20, 19 ile 43 bin YTL arası gelirlere yüzde 27, 43 bin YTL’nin üzerindeki gelirlere de yüzde 35 vergi uygulanacak.

İŞLEMLER, TC KİMLİK NUMARASI İLE YAPILACAK

Bu arada yarından itibaren gerçek kişiler tarafından gerçekleştirilen her türlü işlemde vergi kimlik numarası yerine TC kimlik numarası kullanılmaya başlanacak. Ancak, Gelir İdaresi Başkanlığı, yaşanabilecek çeşitli sorunların önüne geçebilmek için vergi kimlik numaralarını, sicil işlemlerinde dosya numarasına dönüştürecek. Vatandaşlar, vergi numarası gerektiren işlemler sırasında TC kimlik numarasını kullanacak. Ancak, Gelir İdaresi, işlemlerin takibinde TC kimlik numarasının yanı sıra dosya numarasını da kullanacak. Tüzel kişiler ise yeni yılda da vergi kimlik numarasını kullanmaya devam edecek.

FATURA-FİŞ TOPLAMAYA SON

Öte yandan TBMM’de bulunan yeni Gelir Vergisi Kanun Tasarısının yasalaşması ve Cumhurbaşkanınca onaylanarak, yürürlüğe girmesi halinde, çalışanlar yılbaşından itibaren artık vergi iadesi almak için fatura-fiş toplamayacak. Yürürlük tarihi 1 Ocak 2007 olarak öngörülen tasarı ile vergi iadesinin yerini, asgari geçim indirimi alacak. Bu şekilde ücretlerin belli bir bölümü gelir vergisinden muaf tutulacak. Aynı şekilde vergi kayıp ve kaçağı ile mücadele amacıyla yeni güvenlik müesseseleri de devreye sokulacak.

BÜYÜK MÜKELLEFE ÖZEL HİZMET

Yeni yılda büyük mükelleflere özel mükellef temsilcisi aracılığıyla hizmet sunulmasını içeren Büyük Mükellefler Vergi Dairesi de hizmete girecek. Ocak ayı içinde İstanbul’da faaliyete geçecek olan Büyük Mükellefler Vergi Dairesine kayıtlı mükellef sayısı 400 ile 500 arasında bulunacak. Daire, yeni yılın ilk yarısında İzmir’den başlayarak, diğer bazı illerde de şubeler açacak.

KURUMLAR VERGİSİNDE YENİ DÜZEN

Bu yıl yasalaşan ve vergi oranını yüzde 20′ye çeken Kurumlar Vergisi Kanunun beyannameli mükellefler açısından gerçek uygulama yılı da 2007 olacak. Bu yıl yeni Kanuna göre geçici vergi ödeyen kurumlar vergisi mükellefleri, 2006 gelirleri için Nisan ayında verecekleri yıllık beyannameler sonucunda da indirimli orandan vergi ödeyecekler. Kurumlar vergisinin transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımına ilişkin hükümleri de 1 Ocak 2007′de yürürlüğe girecek.

2007 VERGİ DÜZENLEMELERİ

Yeniyılda yürürlüğe girecek olan yeni vergi düzenlemelerinde yer alan bazı hadler şöyle:

MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİ

Otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzerleri (1-3 yaş grubu) Motor silindir hacmi Yıllık vergi tutarı (cm3) (YTL)

1300 cm3 ve aşağısı 328
1301-1600 cm3′e kadar 524
1601-1800 cm3′e kadar 920
1801-2000 cm3′e kadar 1.446
2001-2500 cm3′e kadar 2.170
2501-3000 cm3′e kadar 3.025
3001-3500 cm3′e kadar 4.606
3501-4000 cm3′e kadar 7.238
4001 cm3 ve üstü 11.845

HARÇLAR

Pasaport harçları 6 aya kadar olanlar 95,6
1 yıl için olanlar 136,5 2 yıl için olanlar 230,3
3 yıl için olanlar 329,3
3 yıldan fazla süreli olanlar 466,7
Giriş vizesi (Tek giriş) 164,2
Müteaddit giriş 549,6 Transit vizesi 329,3
Silah taşıma müsaade vesik. 329,0
Silah bulundurma vesikası 526,3
A sınıfı sürücü belgesi 59,1
B sınıfı sürücü belgesi 177,5
F ve H sınıfı sürücü belgesi 59,1

DEĞERLİ KAĞITLAR

Noter kağıdı, Nüfus cüzdanı 2,7 Pasaport 75,0 Aile cüzdanı 26,0 Sürücü belgesi 32,5

(AA)

07 Ara

SABOTAJMI ? KAZAMI ? TORYUM !

Uçaktaki 6 nükleer fizikçi
Uçaktaki nükleer fizikçiler ÇOK ÖNEMLİ bir projede çalışıyordu. Bu durum senaryo yarattı. Isparta’da düşen uçağın yolcuları arasında çok önemli 6 isim vardı. Bu kişiler Türkiye’nin yetiştirdiği değerli bilim adamlarıydı.

Nükleer fizikçiler, Isparta’da yapılan kongreye gidiyorlardı. Nükleer Fizik Kongresi, gelen acı haber ile ertelendi. Uçak kazasında yaşamını yitiren 6 nükleer fizikçiden 3′ü Boğaziçi Üniversitesi’nde, 3′ü ise Doğuş Üniversitesi’nde görev yapıyordu. Yaşamını yitiren 6 fizikçiden 2’si alanlarında uzman olan profesörlerdi.

Kazada yaşamını yitiren fizikçilerin isimleri;

Boğaziçi Üniversitesi: Profesör Doktor Engin Arık
                                 Arş.Görv. Özgen Beroldoğan
                                 Yük. Lisans. Öğrencisi Engin Abat

Doğuş Üniversitesi  : Profesör Doktor Şenel Boydağ,
                                Doç.Dr. İskender Hikmet
                                Arş.Görv. Mustafa Fidan


ÖNEMLİ BİR PROJEDE ÇALIŞIYORLARDI
İstanbul-Isparta seferini yaparken iniş sırasında düşen Atlasjet uçağında hayatını kaybeden 6 bilim adamının 2 yıl önce başlatılan ve DPT tarafından desteklenen ”Türk Hızlandırıcı Merkezi Teknik Tasarımı Ve Test Laboratuvarları” projesinde görevli oldukları bildirildi…
Projede, Ankara, Gazi, Boğaziçi, İstanbul, Uludağ, Erciyes, Niğde, Dumlupınar ve Süleyman Demirel Üniversitelerinden 25 öğretim üyesi ile toplam 75 araştırmacı yer alıyor. Projede, malzeme bilimi, biyoteknoloji ve tıp gibi alanlarda yeni teknolojilerin kullanıldığı bir Ar-Ge alt yapısı oluşturmak amaçlanıyor. Geçen yıl başlatılan ve 2010 yılında tamamlanması öngörülen projede, Ulusal Hızlandırıcı Teknolojileri Araştırma ve Uygulama Enstitüsünün de kurulması hedefleniyor.

PROF. DR. ENGİN ARIK, CERN’DE GÖZLEMCİYDİ

İstanbul’da, 14 Ekim 1948′de doğan Prof. Dr. Arık, İstanbul Üniversitesi Fizik-Matematik Bölümünden 1969 yılında mezun olduktan sonra Pittsburgh Üniversitesinde fizik alanında master ve doktora yaptı.

Londra Üniversitesinde 1976-1979 yılları arasında araştırma görevlisi olarak çalışan Arık, 1979 yılında Boğaziçi Üniversitesi Fizik bölümüne geçti. Arık, 1983 yılında Boğaziçi Üniversitesinden ayrılarak 2 yıl Control Data Firmasında uzman olarak çalıştı.

Viyana Üniversitesinde 1997-2000 yılları arasında görev alan Arık, 1985 yılından bu yana Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümünde Öğretim Üyesi olarak görev yapıyordu.

Engin Arık, ”Deneysel Yüksek Enerji Fiziği” alanında yaptığı çalışmalarla 1981 yılında doçent, 1988 yılında profesör oldu.

Prof. Dr. Engin Arık, İsviçre’nin Cenevre kenti yakınlarında kurulu nükleer araştırma merkezi ”European Organization for Nuclear Research (CERN)”deki ”Atlas Deneyi”nde çalışıyordu. CERN’de yürütülen ”Atlas” deneyine, Ankara ve Boğaziçi üniversiteleri ”gözlemci” statüsünde katılıyor.


Bu kaza onu susturmak için mi?
Ölen profesör Türkiye’nin bir servete sahip olduğunu söylemişti. O servet neydi? Bu kaza onu susturmak için mi?
İstanbul-Isparta seferini yaparken düşen uçakta hayatını kaybeden Boğaziçi Üniversitesi Profesörü Dr. Engin Arık ‘toryumlu nükleer santral’ araştırmalarını destekliyordu! Arık, Türkiye’deki Toryum rezervleri ve bu rezervlerin hayati önemi konusunda çarpıcı açıklamalar da yapmıştı. Toryum’un bir servet olduğunun ve Türkiye’nin sonsuz bir enerji kaynağına sahip olduğunu ısrarla söyleyen Arık’ın bir kazada ölmesi kafalarda ciddi soru işaretleri yarattı. Çünkü Arık’ın söylediklerinin doğru olması Türkiye’nin ciddi bir güce erişmesi manasına geliyor ki bu da birçok çevrenin isteyeceği bir şey değil…

Peki Arık’ın bahsettiği Toryum nedir? İşteArık’ın ağzından Toryum serveti:

SONSUZ BİR ENERJİ KAYNAĞI

“Servetin üstünde oturuyoruz da haberimiz yok. Türkiye’nin sahip olduğu düşünülen toryum rezervi enerji üretimi açısından, 120 trilyon dolarlık petrole eşdeğer 120 trilyon dolar, ABD’nin 2001 yılı milli gelirinin 12 katına eşdeğer. Türkiye için sonsuz bir enerji kaynağı anlamına geliyor. Türkiye’ye bir servet kazandırabilir. Türkiye’nin 2005′e kadar toryumlu nükleer santral araştırması için 40-50 milyon dolara ihtiyacı var. 2006-2010 yılları arasında deneme reaktörü kurulması için ise 1 milyar dolarlık bir yatırım gerekiyor.

BU TEKNOLOJİYİ ÖĞRENMELİYİZ

“Toryum, enerji bağımsızlığımızı sağlayacak. Bizim için en önemli şey, bu teknolojiyi öğrenmemiz. Şu 1-2 yıl içinde ciddi şekilde üzerinde çalışmamız lazım. 2005 yılına kadar toryumla çalışan nükleer reaktör prototipi üretebilecek bilgiye ulaşmış elemana sahip olabiliriz. Bunun için gereken yatırım 40-50 milyon dolar. 2006-2010 yılları arasındaki ikinci aşamada ise 1 Gigawatt’lık bir deneme reaktörü kurulması için, 1 milyar dolar civarında bir yatırım gerekiyor"

07 Ara

SaDeCE 4,5 DaKiKa DaHa ErKeN İnMeK İçİnMi

SaDeCE 4,5 DaKiKa DaHa ErKeN İnMeK İçİnMi

 

 

Kestirmeden iniş ancak gündüz yapılır

Sadık GÜLEÇ HABER MERKEZİ
Isparta’daki faciaya pilotun "kestirmeden inmesinin" yol açtığı iddialarını bir kaptan pilot değerlendirdi: Bu manevra gündüz yapılır, gece çok riskli olur..
 
Isparta’daki uçak kazasına pilotun "short cut" yani "kestirmeden" inmek istemesinin neden olduğu iddiasını halen görevde olan bir kaptan pilot değerlendirdi. İsminin açıklanmasını istemeyen kaptan pilot "Pilot ’short cut’ yapmış olabilir" diye konuştu. SABAH’a konuşan tecrübeli kaptan pilot, pilotların çalışma koşullarını ve neden "short cut" yaptıklarını anlattı. İşte "Pilotlar vicdanları ile cüzdanları arasına sıkışıyor. Elbette insan hatası olacaktır. Uçağa bomba konması gibi çok uç bir durum olmadığı sürece, tek başına teknolojik bir hatadan dolayı kaza olmaz" diye konuşan kaptan pilotun çarpıcı değerlendirmeleri:

ÖZEL ŞİRKETLER TEŞVİK EDİYOR
"Pilot short cut yapmış olabilir. Gündüz yapması gereken bir manevrayı gece yapmaya kalkmıştır. Pisti gördüğünden dolayı bunu denemiş olabilir. Dolayısıyla piste konsantre olup, tepenin yüksekliğini göz ardı edip o tepeye vurmuş olabilir. Short cut aslında görerek iniş demek. Ama gece koşullarında pek uygulanmaz. Özel şirketler daha çok short cut yapmaya pilotları teşvik eder. Ama short cut risklidir. Şirketler ve sivil havacılık yöneticileri tarafından birçok kural ihlal ediliyor. Bu da bu ihlallerden birisidir. Kazanılan 4 dakikada yakıt tasarrufu yapılıyor, uçak gecikme yapmıyor böylece şirket kara geçiyor." Özel havayolu şirketlerinde denetimlerin daha yetersiz olduğunu söyleyen kaptan pilot, çalışma koşullarının ağır olduğunu ileri sürüyor: "Çalışma limiti 14 saattir. Atlasjet’in bunu sorumlu kaptan pilot kararıyla 16 saate çıkardığı yığınla örnek vardır. Uçuş limiti aylık 110 saattir, Atlasjet’te bu limiti geçen kaç pilot vardır? 16 saat çalışmak zorunda olduğunuz bir günde 15′inci saatte bu inişi yapıyorsanız, bunun üstüne bir de bir yıllık kronik yorgunluk varsa, bu size bir sürü hata yaptırır."

ABD’Lİ HEYETTEN İNCELEME
Bu arada Isparta’da düşen Atlasjet’e ait uçağın imalatçısı McDonnell Douglas firmasından gelen yetkililer, enkazda incelemelerde bulundu. Isparta Süleyman Demirel Havalimanı’na inmek üzereyken düşen Atlasjet’e ait yolcu uçağının enkazının olduğu bölgeye gelen heyet, yaklaşık 1.5 saat inceleme yaptı. MD firmasının 3′ü ABD’li, 2’si Japon 5 yetkilisi ile sigorta şirketinden 1 görevlisinin incelemesine, 1 Türk yetkili de eşlik etti. Heyet incelemeyi tamamladığı sırada, heyete eşlik eden Türk görevli, bölgeden ayrılan heyeti görüntüleyen İhlas Haber Ajansı Antalya Muhabiri Sabri Çağlar’a tepki gösterdi

07 Ara

Atlasjet yolcularının ölüm nedenleri

Isparta`da düşen Atlasjet uçağının gövdesi sağlam kaldı, yangın çıkmadı. Peki yolcuların tamamı niçin hayatını kaybetti. ODTÜ Profesörü Cüneyt Can, bu durumu şöyle açıkladı:
 
Düşen Atlasjet uçağının gövde kısmının sağlam kalması ve yangın çıkmamasına rağmen yolcuların tümünün neden öldüğünün ardında basit bir fizik kanunu bulunuyor.

Kazada ölen fizikçi Prof. Dr. Engin Arık ile birçok projede ortak çalışmış olan ODTÜ Fizik Profesörlerinden Cüneyt Can, ölüm nedenini şöyle açıkladı:

"Bu uçak iniş için hazırlandığına göre hızı 300-400 km/saat düzeyine düşmüş olmalı. Dağa çarptığı yerde fazla sürüklenmemiş olması, uçağın en azından 10 g"lik (yerçekimi ivmesinin 10 katı) bir yavaşlama ivmesiyle, çok kısa sürede ve çok kısa mesafede durduğu olasılığını kuvvetlendiriyor.

10 g insanlar için azami ivme olarak düşünülür. Dolayısıyla yolcuların bu büyük ivme nedeniyle çok büyük kuvvetlerin etkisi altında kaldıklarını ve bedenlerinin belki de dışarıdan görülmeyen tahribata ve iç kanamalara uğradığını sanıyorum.

Bu olayın benzerleri duvardan ayaklar üstüne düşüldüğünde veya kafa kafaya araba kazalarında da görülür. Bu nedenledir ki, çok küçük yaşta bile yataktan atladığımızda dizlerimizi bükeriz ve yerle çarpışma süresini ve yavaşlama mesafesini artırırız. Böylece üzerimizde oluşan kuvvetler azalır."

07 Ara

Sosyal güvenlik Ağustos”u bulabilir

Çalışma Bakanı Çelik, sosyal güvenlik reformuyla ilgili yasanın maddelerinin yürürlük tarihlerinin farklı olabileceğini belirterek, "Yasanın alacağı şekle göre bazı maddeler için 3, bazı maddeler için 5, bazı maddeler için 8"inci ayı bulabilir dedi.
 
ANKARA - Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik , TBMM "de bulunan sosyal güvenlik reformunun kademeli olarak yürürlüğe gireceğini açıkladı. Bakan Faruk Çelik , bazı maddeler için yürürlük tarihinin gelecek yılın Ağustos ayını bulabileceğini söyledi.Çelik düzenlediği basın toplantısında, "Bazı maddelerin yürürlüğü 3. ayı, bazıları 5. ayı, bazıları ise 8. ayı bulabilir dedi.

Reform konusunda gelecek her türlü katkı ve öneriye açık olduklarını söyleyen Çelik,, Reform tasarısını siyasi arenaya çekmeyi doğru bulmuyorum diye konuştu.

Sosyal taraflarla Pazartesi günü yeniden bir araya geleceklerini de kaydeden Çelik, Aralık ayında tasarıyı parlamentodan geçirmeyi düşündüklerini belirtti.

HAK İŞ "TEN TEPKİ

Öte yandan, Hak-İş Başkanı Salim Uslu , Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu "nun hazırlanış şekli ve içeriğini kabul etmediklerini, bazı maddelerine yönelik itirazları bulunduğunu söyledi. Uslu, tasarının yeterli tartışma ortamı oluşmadan Meclis "e sevk edilmesini de eleştirdi.

Uslu, sosyal güvenlik reformundan önce kamu personel reformunun gerçekleştirilmesi gerektiğini savundu. Salim Uslu , reforma tepki olarak yapılan sendika toplantılarının, sadece DİSK tarafından yürütülmesine de tepki gösterdi.

07 Ara

RUS DONANMASI AKDENIZE INIYOR

Rus Donanması Akdeniz’e İniyor
Rusya Deniz Kuvvetleri’nin, Atlas Okyanusu ve Akdeniz’de tatbikat yapacağı bildirildi. Kremlin’den yapılan açıklamaya göre Rusya Savunma Bakanı Anatoli Serdyukov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesinde, bu manevraların amacının Rusya donanmasının dünya okyanuslarının taktik olarak önemli bölgelerinde varlığını sağlamak olduğunu söyledi.

Manevraların, bugünden itibaren 3 Şubat 2008′e dek süreceğini belirten Serdyukov, aralarında 4 savaş gemisinin bulunduğu 10 kadar geminin bu tatbikata katılacağını, Karadeniz ve Baltık Denizi donanmalarının bu gemilere eşlik edeceğini, aralarında stratejik bombardıman uçaklarının yer aldığı 47 uçağın bu "taktik tatkibata" dahil olacağını, tatbikatta atış yapılmasının da öngörüldüğünü kaydetti.

Serdyukov, "6 ülkenin limanlarında demir atmayı öngörüyoruz. 71 günde 12 binden fazla deniz mili yol katedilecektir" dedi.

Putin, bu yılın başında yaptığı açıklamada, uzun menzilli stratejik bombardıman uçaklarının dünya çevresinde yeniden devriyelere başlayacağını ve Rusya’nın uzun menzilli nükleer güçlerinin yeni füze denemeleri yapacağını söylemişti

07 Ara

Bütün emekçiler eşittir memurlar daha eşittir

Tasarı aynen çıkarsa, işçiyle esnafın prim ödenen her yıla ilişkin emekli aylığı bağlama oranı daha da düşecek. Tasarıda memurların oranına dokunulmadı…

Yeni sistemde işçi-esnaf emeklileriyle memur emekli aylıkları arasında halen yüzde 15 olan makas yüzde 50′ye ulaşacak.

ANKARA - 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (SSGSSK) Tasarısı’nda yapılacak değişiklikle, işçi ve esnafın prim ödedikleri her yıla ilişkin emekli aylığı bağlama oranı yıllık yüzde 2.6′dan yüzde 2′ye çekilirken, işçi ve memur arasındaki emekli aylığı uçurumu daha da açılacak. Halen aynı süredeki ve aynı kazançtaki çalışmaya karşılık memur emeklileri yüzde 75, işçi ve esnaf emeklileri yüzde 65 emekli aylığı alabiliyor.

Yeni sistemde memurlarınki aynı kalacak, işçi ve esnafın emekli aylığı ise yüzde 50′ye düşecek. 20 yıldır aylık ortalama bin YTL gelirle çalışmakta olan bir işçi, 25 yılın sonunda mevcut sistemde emekli olsaydı 650 YTL emekli aylığı alabilecekken, yeni sistemde 620 YTL emekli aylığı alabilecek. Hükümetin önceki gün TBMM’ye sunduğu, Anayasa Mahkemesi’nce memurlarla ilgili maddeleri iptal edildiği için yürürlük tarihi 1 Ocak 2008′e ertelenen 5510 Sayılı Kanun’da değişiklik yapılmasına ilişkin yasa tasarısı, işçilerle memurlar arasındaki emekli aylığı makasını daha da açacak. Halen 25 yıllık sigortalılık süresi için SSK ve Bağ-Kur’da prime esas kazancın yüzde 65′i oranında; Emekli Sandığı’nda (ES) ise emeklilik keseneğine esas kazancın yüzde 75′i oranında emekli aylığı bağlanıyor.

Makas daha da açılacak

Bu oranlar yıllık bazda SSK ve Bağ-Kur’da yüzde 2.6′ya, ES’de ise yüzde 3′e denk geliyor. 25 yılın üzerine çalışılan ilave her yıl için aylık bağlama oranlarında SSK ve Bağ-Kur’da yüzde 1.5, ES’de ise yüzde 1 artış yapılıyor.

5510 Sayılı Kanun’da, memurlar da dahil tüm çalışanlar için aylık bağlama oranının 2016′ya kadar yüzde 2.5 olarak uygulanması, 2016′dan sonra da yüzde 2′ye çekilmesi öngörüldü.

Ancak, TBMM’ye sunulan tasarıda kademeli geçiş süresi kaldırılarak, yasa yürürlüğe girdikten sonra işçi ve esnafın aylık bağlama oranının yüzde 2 olması öngörülüyor. 25 yılın üzerine çalışılan her yıl için halen yüzde 1.5 olan aylık bağlama oranı da bundan sonra yüzde 2 olarak uygulanacak. Yapılan bu değişiklik, halen bir işte çalışmakta olan işçi ve esnafın, yasanın yürürlüğe gireceği tarihten sonraki çalışma sürelerini de olumsuz etkileyecek. Mevcut memurlar ise halen olduğu gibi yüzde 3 aylık bağlama oranıyla çalışmaya devam edecekler. Yasa yürürlüğe girdikten sonra işe giren tüm işçi ve memurlar ile esnafın aylık bağlama oranı ise çalışma yaşamları boyunca yüzde 2 olarak uygulanacak. Mevcut sistemde, prime esas kazancı çalışma yaşamı boyunca bin YTL varsayılan bir işçi 25 yıllık çalışma sonunda 650 YTL’lik emekli aylığına hak kazanıyor. Aynı durumdaki bir memur ise 750 YTL emekli aylığı alıyor. Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilen 5510 Sayılı Kanun, işçi, memur ve esnaf arasındaki emekli aylığı uçurumunu kapatmayı öngörüyordu. İptal kararıyla memurların sosyal güvenlikle ilgili mevcut tüm hakları koruma altına alındığı için onlara dokunulmadı. Ancak işçi ve esnafın aylık bağlama oranının düşürülmesiyle, işçi-esnaf emeklileriyle memur emekli aylıkları arasında halen yüzde 15 seviyesinde olan makas yüzde 50′ye ulaşacak. Çünkü yeni sistemde 25 yıllık çalışmanın sonunda bin lira maaşlı memurlar 750 YTL emekli aylığı almaya devam ederken, işçi ve esnafın emekli aylığı 650 YTL’den 500 YTL’ye düşecek.

Çalışanlar ne olacak?

Getirilen bu uygulamadan, halen çalışmakta olan işçi ve esnafın bundan sonraki çalışma süreleri de etkilenecek. Örneğin, 20 yıldır aylık ortalama bin YTL gelirle çalışmakta olan bir işçi, 25 yılın sonunda mevcut sistemde emekli olsaydı 650 YTL emekli aylığı alabilecekken, yeni sistemde 620 YTL aylık alabilecek.

Vekile avanta para

Halen çalışmakta olan işçi ve esnafın emekliliğe kalan süresi ne kadar artarsa, alabileceği emekli aylığı miktarı da o kadar düşecek. Aynı örnekten hareketle, 15 yıldır aylık ortalama bin YTL gelirle çalışmakta olan ve kalan çalışma süresini de aynı gelirle sürdüreceği varsayılan bir işçi, yeni sistemde 650 YTL yerine 590 YTL; mevcut sistemde 10 yıl, yeni sistemde de 15 yıl geçirecek bir kişi ise 650 YTL yerine 560 YTL emekli aylığı elde edebilecek. Değişiklik tasarısının Çalışma Bakanlığı’ndaki görüşmeleri sırasında, herhangi bir işte çalışmayan ve emekli aylığı da almayan eski milletvekillerine, bir işte çalışıncaya kadar her ay 30 bin gösterge rakamının memur maaş katsayısıyla çarpımına tekabül eden 1.480 YTL tutarında temsil tazminatı ödenmesini öngören düzenlemeden ise, gelen tepkiler üzerine vazgeçildi. Bu durumdaki eski vekillere herhangi bir ödeme yapılmayacak.

DİSK Başkanı: Emek cephesini bölme taktiği

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, sosyal güvenlik yasa tasarısıyla ilgili olarak Çalışma Bakanlığı’nda sosyal taraflarla gerçekleştirilen görüşme sürecini eleştirdi. Tasarı daha önce 85 maddeden oluşmasına karşın, en son 16 Kasım Cuma günü yapılan toplantıda önlerine 35 maddelik bir taslak konulduğunu kaydeden Çelebi, "Çalışma Bakanı Faruk Çelik, önümüze bu kadar kapsamlı bir değişiklik getirilmiş olmasına rağmen taslağı 19 Kasım Pazartesi günü Bakanlar Kurulu’na sunacağını söyledi. Taslağı incelemek için süre verilmesini istedik ama kabul etmedi" dedi.

5510 Sayılı Kanun’un sosyal güvenlik alanında yapılacak değişikliklerin Sosyal Güvenlik Yüksek Danışma Kurulu’nda ele alınmasını öngördüğünü, bunun yapılmadığı gibi Çalışma Bakanlığı’ndaki toplantıların işçilerle ayrı, memurlarla ayrı gerçekleştirildiğini ifade eden Çelebi, "Memurun ne dediğini işçiler bilmiyor, işçinin ne dediğini memurlar bilmiyor" dedi. Çelebi, bakanın yapmadığı Yüksek Danışma Kurulu toplantısını kendilerinin yapma kararı aldıklarını belirterek, 3 Aralık günü Türk-İş’te yapılacak toplantıya, Yüksek Danışma Kurulu’nun Hak-İş dışındaki tüm emek kanadının katılacağını söyledi. İşçi ve esnafın aylık bağlama oranının düşürülerek daha düşük emekli aylığının yolunun açılmasını değerlendiren Çelebi, bunun emek cephesini bölme taktiği olduğunu, böylece bir tarafın susturulmasının amaçlandığını savundu. Çelebi, sosyal güvenlikle ilgili en büyük adaletsizliğin Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla memurların sistemin dışına çıkartılması olduğunu vurgulayarak, "Anayasa Mahkemesi’nin görmediği olay bizim sürekli haksızlığa uğramamızdır. Artık ortak bir yasa olmuyor bu yasa; ortak bir sosyal güvenlik şemsiyesi de değil. Memurla işçiyi karşı karşıya getiren bir anlayışı doğru bulmayız. Böl parçala sisteminin bir stratejisidir bu" dedi.   Radikal

07 Ara

Emeklilere 35 bin YTL’ye 50 metrekarelik daire

Emekli Bir-Sen Genel Başkanı İsrafil Odabaş, Türkiye’deki dar gelirli emeklilerin yaşamlarını sağlıklı bir şekilde sürdürebilecekleri bir site kuracaklarını açıkladı. ‘Emeklilerin Yaşam Kenti’ adlı proje hakkında bilgi veren Odabaş, şunları söyledi: "Sağlık merkezi, ambulans ve fizik merkezinin yer alacağı A tipi yaşam merkezinde 50-70 metrekarelik konutlar yapılacak. Konutlar emeklilere maliyetine, yaklaşık 35 bin YTL’ye satılacak. Emeklinin vefatından sonra yine yaşam merkezine kalacak olan konut, daha sonra başka emekliye yine makul bir fiyata satılacak." Odabaş, B tipi yaşam merkezlerinde ise tek kalan erkekler ve tek kalan kadınlar pansiyonu ile yetim kalan çocuklar için çocuk yuvası bulunacağını belirtti. Odabaş, C tipi yaşam merkezlerinde ise zengin ya da fakir olsun, tamamen bakıma muhtaç emeklilere hizmet verilmesinin planlandığını aktardı. Odabaş, E tipi yaşam merkezlerinde de emeklilere seracılık, besicilik, sütçülük ve etçilik konularında üretim yapabilmelerini ve gelir elde etmelerine imkân verecek tesislerin yer alacağını kaydetti. Maliye’den arazi talebi Odabaş, proje için Dünya Bankası ve AB fonlarıyla Milli Emlak kontrolündeki Hazine arazilerinden faydalanmayı planladıklarını ifade etti. Konutların yapımı için TOKİ, diğer hizmetler için de Bayındırlık ve İskan, Tarım ve Köyişleri bakanlıklarının yanı sıra sosyal hizmet birimleri ve belediyelerle işbirliği yapılacağını ifade etti. Odabaş, 2008 yılında Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nden Ankara’da ilk etapta 10 bin konutluk bir arazinin tahsisinin isteneceğini ifade etti. Odabaş, emekli sendikası olarak henüz yasal statüleri bulunmadığına dikkati çekerek, bu projeyi gerçekleştirebilmek için emeklilerin örgütlenmesinin önünü açacak yasal düzenlemenin bir an önce yapılması gerektiğini dile getirdi.

07 Ara

Bu fark zor kapanır

Bu fark zor kapanır

BM’nin İnsani Gelişme Raporu’ndan ‘tanıdık gerçekler’ çıktı. Gelişmişlik düzeyinde 84. sırada bulunan Türkiye, kadın-erkek eşitsizliği dikkate alındığında 111. sıraya düşüyor. Eğitimde Ermenistan, Kazakistan, Polonya gibi ülkelerin oldukça gerisine düşen Türkiye’de yaşam süresi 15 yılda 7 yıl artsa da hâlâ kendisinden fakir olan bazı ülkelerin gerisinde

Birleşmiş Milletler (BM) Kalkınma Programı’nın (UNDP) İnsani Gelişme Raporu’na göre, Türkiye 177 ülkenin değerlendirildiği insani gelişme sıralamasında 84. sırada yer alıyor. Sadece toplumsal cinsiyet eşitsizliği dikkate alındığında ise Türkiye bir anda 111.’nci sıraya düşüyor.

İstanbul’da Boğaziçi Üniversitesi’nde ve Brezilya’da eş zamanlı olarak açıklanan 2007 İnsani Gelişme Raporu, hem Türkiye hem de gelişmiş ve geri kalmış ülkeler arasındaki çarpıcı çelişkileri ortaya koyuyor.
BM raporunda, resmi kaynaklardan elde edilen ortalama yaşam süresi, yetişkinlerde okur yazarlık oranı, ilköğretim, ortaöğretim ve üst öğretime kayıt ve gelir düzeyleri incelenerek hazırlanıyor.

Aradaki fark büyük
Bu yıl insani gelişme sıralamasında ilk sırada İzlanda yer alıyor. İzlanda’yı Norveç ve Avustralya izliyor.
İlk sırada yer alan İzlanda’da yaşam süresi 81.5 yıl, okuryazarlık oranı yüzde 99, üniversiteye kadar eğitim alanların oranı ise yüzde 95.4. Kişi başına düşen gelir ise 36 bin 510 dolar.
84. sırada yer alan Türkiye’de ise ortalama yaşam süresi 71.4 yıl. Okuryazar oranı yüzde 87.4, üniversiteye kadar eğitime katılanların oranı yüzde 68.7. Kişi başına düşen gelir ise 8 bin 407 dolar.

Sıralamada, Ermenistan, Kazakistan, Polonya gibi ülkeler de Türkiye’nin üstünde yer alıyor.

Türkiye yükselmedi
Türkiye 2004 verilerine dayanılarak hazırlanan 2006 değerlendirmesinde ise 92. sırada yer alıyordu.
Türkiye’nin geçen yıl güncel veriler kullanılması halinde 83. sırada yer alacağı, bu nedenle gerçekte bu yıl 8 sıra yükselmediği, 1 sıra gerilediği de vurgulanıyor. Buna rağmen Türkiye’nin son yıllardaki genel yükselişinde ise, ekonomik iyileşmenin etkili olduğu belirtiliyor.
Türkiye, sadece toplumsal cinsiyet eşitsizliği dikkate alındığında ise kendine ancak 111. sırada yer bulabiliyor.
Türkiye’nin 2005 yılındaki 0.775 oranındaki insani gelişim endeksi değeri, OECD (Ekonomik İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı) ülkelerinin 0.916 oranındaki bölgesel ortalamasının altında.

OECD’de sonuncuyuz
Bu oran, bütün gelişmekte olan ülkelerdeki orandan ve orta düzeyde insani gelişim endeksi değerine sahip ülkelerin oranından ise yüksek. Rapora göre Türkiye, insani gelişim endeksi değeri oranında OECD üyesi ülkeler içinde son sırada.
Rapora göre, Türkiye’nin temel insani kalkınma göstergelerindeki ilerleme son 15 yılda tutarlı kaldı.

Ortalama ömür 7 yıl arttı
Ülke 1990 ve 2005 arasında taban göstergelerin tümünde ilerleme gösterdi ve bu süre içinde ortalama ömür yaklaşık 7 yıl arttı. Türkiye’de 2005 yılı için ortalama yaşam süresi 71.4 oldu. Kişi başına düşen yurt içi hasıla ise üçte biri geçen oranda arttı.
Raporda, Türkiye, benzeri coğrafya ve insani gelişim değerlerine sahip Ürdün ve Lübnan’la da kıyaslanıyor. Bu üç ülkedeki değerler 1990 ile 2005 arasında artış gösterirken, Türkiye diğer iki ülkeye göre biraz daha iyi bir performans sağladı.
Raporda iklim değişikliği sebep-sonuç ilişkisi değerlendirildiğinde şu çarpıcı örnekler ortaya çıkıyor:

Zararı Afrikalı görüyor
• Sıcaklığın 2.9 derece yükselmesi ve yağışların yüzde 4 azalması durumunda Afrika kıtasının Sahra altı bölümünde kişi başına gelir yüzde 25 azalacak. Bu bölgenin tamamı, tek başına ancak Teksas eyaleti kadar sera etkisine yol açan karbondioksit gazı üretiyor.
• ABD tek başına Çin ve Hindistan’ın 2004 yılında beraber yaptığı salım kadar çok salım yaptı. İngiltere karbon salımında tek başına, 500 milyon insanın yaşadığı ve aralarında Nijerya ve Pakistan’ın da bulunduğu 5 ülkeden fazla salım gerçekleştiriyor.

1.8 milyar insan su sıkıntısı çekecek

Rapordan ilginç bazı satırbaşları şunlar:
• 2080 yılına kadar 1.8 milyar insan su sıkıntısı çekecek.
• 70 milyon Bangladeşli, 22 milyon Vietnamlı ve 6 milyon Mısırlı, küresel ısınmanın sebep olduğu sel baskınlarından etkilenebilir.
• Ortaya çıkan yeni sağlık risklerinin yanı sıra fazladan 400 milyon kişi sıtma riskiyle karşı karşıya kalabilir.
• Tehlikeli iklim değişikliğinden kaçınmanın maliyeti, dünyanın orduya yaptığı mevcut harcamaların üçte ikisinden daha az.
• Afrika’nın güneyinde yaklaşık 550 milyon kişinin enerjiye erişimi yok. Gezegendeki her yoksul, bir ABD’li ya da bir Kanadalı kadar enerji tüketseydi, ortaya çıkan kirlilikle 9 gezegene ihtiyaç duyulacaktı.

 

(milliyet.com.tr, 29 Kasım 2007)

15 Kas

Haber

Yüksekova’ya ABD üssü mü?

 

Yüksekova'ya ABD üssü mü?

Hakkari’nin Yüksekova ilçesine yapılacak havalimanının 2008’de inşaatına başlanacak. Havaalanı için yapılan hazırlıklar nedeniyle ilçe halkı “ABD için yeni üs mü hazırlanıyor” gerilimi yaşamıştı.

ULAŞTIRMA Bakanı Binali Yıldırım Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’ne yapılacak havaalanın yapımına 2008’de başlanacağını açıkladı. İran’a yönelik ABD operasyonunun gündemin üst sıralarında yer almaya başladığı dönemde Yüksekova’da yapılacak havalimanını AKŞAM manşetine taşımıştı.

Yüksekova’ya gelip giden Amerikalı heyetlerin sıklaşması bölgede ABD üssü için hazırlık yapıldığı endişelerine yol açmıştı. Ulaştırma Bakanlığı yetkililerikeşif ve proje çalışmalarının olduğunu ancak havaalanı için henüz bir girişimlerinin olmadığını açıklamışlardı.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bakanlığının bütçesi üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, havalanı için çalışmalara 2008’de başlanacağını söyledi. Yüksekova’da havaalanı ihtiyacı olduğunu belirten Yıldırım, “Hem güvenlik hem de ihtiyaç bakımından bu projeyi önemsiyoruz’’ diye konuştu. 2010’da açılması planlanan 50 milyon dolarlık havalimanı, Hakkari - Yüksekova Karayolu’nun güneydoğusuna inşa edilecek.

AKŞAM’ın 17 Nisan 2006’da manşetten duyurduğu haberde bölgede yaşayanların “ABD’nin İran’ı vurmak için kullanacağı hava üssü mü?” kuruluyor sorusu gündeme getirilmişti. Bölgeye ABD’li ve İsrailli heyetlerin gelerek inceleme yapmasından dolayı Aksu ve Akalı köylüleri endişelendiklerini dile getirmişti.
Akşam

1 yılda 1.8 milyon dolarlık silah aldı

 

1 yılda 1.8 milyon dolarlık silah aldı

Terör örgütü PKK, Irak ve İran’da 24 ayrı kampta silahlı faaliyet yürütüyor. PKK, son bir yıl içinde çeşitli ülkelerden 1 milyon 800 bin dolarlık silah satın aldı.

İstihbarat birimlerinin, yargıya sunduğu raporlar, terör örgütü PKK’nın son durumunu ortaya koyuyor.

Alınan istihbarata göre, PKK, ABD’nin Irak’ı işgalinin ardından 2006 yılında, Irak ve Ermenistan üzerinden 1 milyon 800 bin dolar değerinde silah satın aldı. Silahlar Rus, ABD, Çin, İngiltere, Macar ve Bulgar menşeli.

Yine örgütün, 9 adet Doçka uçaksavar, havan topları, Stinger ve Strella tipi füzeler satın alıp Kuzey Irak’taki ana kamplara yerleştirdiği ifade ediliyor.

İstihbarat birimlerinin raporlarına göre, PKK, sadece bu yıl içerisinde uyuşturucu kaçakçılığından 15 milyon dolar gelir elde etti.

Kuzey Irak ve İran’da 24 kamp

Raporda PKK’nın Kuzey Irak ve İran topraklarında toplam 24 ayrı kampının bulunduğu kaydediliyor. Kampların ikisi İran topraklarında.

Bu kamplardaki terörist sayısı 2 bin ile 2 bin 300 arasında değişiyor. Türkiye topraklarındaki terörist sayısı da 3 bin 500′ü buluyor.

Örgütün 2004 yılına kadar Türkiye topraklarında bin 800 civarında silahlı gücünün bulunduğunun yer aldığı raporda, örgüt içindeki fikir ayrılıklarının yoğunlaşması üzerine Türkiye’ye sızmaların artığı belirtiliyor.

CNN

15/11/2007 | Kategori: HABER | Yorum (0) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Nutuk, ders kitabı olsun çağrısı

 

Nutuk, ders kitabı olsun çağrısı

Açıköğretimliler Birliği Vakfı yönetimi, Türk gençliğine Atatürk’ün noksan anlatıldığına dikkat çekerek, Atatürk’ün Nutuk kitabının ilköğretim okullarında ders kitabı olarak okutulması çağrısında bulundu.

Atatürk’ü anmak için bir araya gelen Açıköğretimliler Birliği Vakfı yönetimi, Türk gençliğine Atatürk’ün noksan şekillerde anlatıldığına dikkat çekerek, Atatürk’ün Nutuk kitabının ilköğretim okullarında ders kitabı olarak okutulması için hükümete çağrıda bulundu.

Atatürk’ün 69.ölüm yıldönümünde bir araya gelerek Ata’yı anan Açıköğretimliler Birliği Vakfı yönetimi , dünyada ki önemli liderlerin hemen hemen hepsinin unutulduğu ve hatta heykellerinin yıkıldığına işaret ederek, Türk milletinin Atasını hiç unutmadığını ve unutmayacağını vurguladı.

Atatürk ve sonrası konulu değerlendirme toplantısı sonucunda Mütevelli Heyet Genel Başkanı Muharrem Soğuksu, Genel Sekreter Av.Erden Er, Başkan Yardımcısı Metin Yavuz imzası ile yapılan açıklama metninde, Türk gençliğine Atatürk’ün tam olarak anlatılmadığı ifade edilerek, Hükümete; İlköğretim okullarında Atatürk’ün Nutuk kitabının ders olarak okutulması çağrısında bulunuldu.

Yapılan açıklamada şu görüşlere yer verildi.

“ Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğimize tam anlamıyla anlatılmadığı bir gerçektir. Atatürk’ün laikliği, İslamiyet’in kutsallığının korunması için kurduğu açıktır. Ama bugün laiklik ile İslamiyet’in bir arada olmayacağı yönündeki gafleti, gençlerimize de angaje edilmeye çalışılmaktadır. Atatürk’ün doğa ve insan sevgisi, milliyetçilik duygusu gençlerimize yeterince anlatılmamaktadır. Bugün eğer gençliğimizin bir kısmı sapık ideolojilerin ağına düşüyor ise, bu Atatürk ve felsefeleri bilgisizliğinden kaynaklanmaktadır. Devletin ilgili kurumları artık bilinçli Atatürkçü nesli yetiştirmek zorundadır. Bunun içinde fazla detaya gerek yok. Atatürk’ün Nutuk kitabının ilköğretim okullarında ‘Ders kitabı’ olarak okutulması yeterlidir. Bunun içindir ki Hükümete Nutuk kitabının, okullarımızda Ders kitabı olarak okutulma çağrısında bulunuyoruz.”

Sayfalar : 1 [2] 3
Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.