Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Aşk

28 Ağu

Engelli Annesiyiz

Engelli Annesiyiz

Downu ,otistiği,spastiği
Mikrosefanisi,hidrosefalisi
Fizikseli, zihinseli,
Biz engelli annesiyiz

Tutmasa da bütün ezası
Olsa da geride zekası
Çoğunda vardır epilepsi
Biz engelli annesiyiz

Yorulsa da bedenimiz,beynimiz
Sızlasa da kalbimiz,yüreğimiz
Hiç umudumuzu yitirmeyiz
Biz engelli annesiyiz

Allah’a isyan etmeyiz
Kulunda sitem etmeyiz
Şükretmeyi unutmayız
Biz engelli annesiyiz

Açmaya çalışan güllerimiz
Sevgiyle emekle büyütürüz
Solmalarına dayanamayız
Biz güllerin annesiyiz

Önce Allah’a
Sonra özel eğitim merkezlerine emanetiz
Elimizden geleni yapar,rahattır vicdanımız
Çocuklarımıza emek verenlere minnettarız
Biz meleklerin annesiyiz

Başka annelerden farkımız
Özürlü değil ,özel çocukların
Özel annesiyiz
Şerife Çalışkan yüreginize saglık.Teşekkür ederiz.

18 May

ATATÜRK’TEN SON MEKTUP

ATATÜRK’TEN SON MEKTUP
 
 

Siz beni halâ anlayamadınız .
Ve anlamayacaksınız çağlarca da…
Hep tutturmuş ‘Yıl 1919, Mayıs’ın 19′u’ diyorsunuz.
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz .
Mustafa Kemâl’i anlamak bu değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.
Bırakın o altın yaprağı artık,
bırakın rahat etsin anılarda şehitler.
Siz bana, neler yaptınız ondan haber verin.
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin ?
Mustafa Kemâl’i anlamak yerinde saymak değil.
Mustafa Kemâl’in ülküsü, sadece söz değil.

 

Bana, muştular getirin bir daha,
uygar uluslara eşit yeni buluşlardan..
Kuru söz değil, iş istiyorum sizden anladınız mı ?
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı ?
Mustafa Kemâl’i anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Halâ, o, acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
halâ oturmuş, 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz .
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın !
Uluslar, feşine çıkıyor, uzak dünyaların..
Mustafa Kemâl’i anlamak göz boyamak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil..

Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız ;
Laboratuarlarda sabahlayın, kahvelerde değil.
Bilim ağartsın saçlarınızı.. Kitaplar..

Ancak, böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar…
Mustafa Kemâl’i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü..
Görüyorum ki, halâ aynı yerdesiniz, hiç ilerlememiş,
birbirinize düşmüşsünüz, halka eğilmek dururken.
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen ?
Mustafa Kemâl’i anlamak itişmek değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla.
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla.
Bu vatan, bu canım vatan, sizden çalışmak ister,
paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter !
Mustafa Kemâl’i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil…

 

18 May

BİR KURTULUŞ DESTANI

BİR KURTULUŞ DESTANI

Osmanlıydı bir zaman tarihler yazan,
Dört bir yana kök salmış, kükreyen aslan.

Asırlarca yaşadı, nesil geçti aradan,
Zayıfladı kuvvetçe, dediler "hasta adam".

Asiler çıktı, Osmanlıya başkaldıranlar,
Fitneyle parçaladı hain düşmanlar.

Küçüldü topraklar savaşlarda bir yandan,
Atmak istediler Türk’ü Anadolu’dan.

Bir inançla gürledi, yüce Türk milleti,
Önder seçti kendine Mustafa Kemal’i.

Millet birlik oldu, koştu düşman üstüne,
Nice canlar verildi, Maraş, Urfa, Antep’te.

Cephelerde Mehmetçiğin Allah sedası,
Temizlendi düşmandan güney, doğu, batısı.

Ay ve yıldız dalgalandı akan kanlar üstüne,
Ve ölümsüz marşımız doğdu Mehmet Âkif’le.

Büyük harpler yaşadı bu vatan, bu topraklar,
Yine de bir nebze susmadı gök kubbede ezanlar.

Büyük Ata önder oldu, açtı Millet Meclisi,
Daha sonra kuruldu Milletin İradesi.

Binlerce şehidiyle aldı, Türk milleti vatanı,
Tarihe şerefiyle yazıldı, bu "Kurtuluş Destanı".

Bu "Kurtuluş Destanı"dır kuşak boyu sürecek,
İlelebet, yok etmeye kimsenin gücü yetmeyecek

                                               Erdoğan GÜNEŞ

18 May

19 MAYIS GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI

 MAYIS GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI

 

19 Mayıs 1919 Müjdeli gün,

Türk çocuğu unutma,ne oldu dün.

Türk’ün uyanıp şahlandıgı o gün,

Özgürce yaşamanı sağladı bugün.

 

Türk’ün Bayrağı karalar bağlamış,

Gitmeden esaret dalgalanmam diyor.

İstanbul Fatihi Mehmet Han ağlamış,

Mezarında Ruh’u yatmam diyor.

 

Fransızlar Adana benim diyor,

Doganbey Vatan için can veriyor.

Urfa,Maraş ve Antep’te İngilizler,

Namus ve şerefime göz dikiyor.

 

Yunan Ordusu çıkmış İzmir’ime,

Hançerini saplamak ister Yüreğime.

Antalya ve Konya’da İtalyanlar,

El uzatmış Ay-Yıldızlı Bayrağıma.

 

Samsun’da İngiliz cirit atıyor,

Ermeni-Rum Türk’ü satıyor.

Irak ve Filistin’i İngiliz almış,

Suriye -Lübnan Fransız’a kalmış.

 

İngiliz Bayragı Yürekleri dağlıyor,

Evliyalar şehri İstanbul ağlıyor.

Eyüp Sultan’da toplanmış Şehitler,

Başta Gençosman ferman dinliyor.

 

Ermeni-Rum Çeteleri silahlanmış,

Anne karnında bebeleri Süngülüyor.

İngiliz - Fransız destekli Sülükler,

Türk’ün Kan’ını içerek besleniyor.

 

Şahin bey Antep’ten seslenir,

Yakışmaz Türk’e Esaret Ar gelir.

Adana’dan Sinan Paşa cevap verir,

Esir yaşamaktansa ölüm hoş gelir.

 

19 Mayıs 1919 Kutlu sabahında,

Mustafa Kemal’im Bandırma Vapurunda.

Özgürlük Meşalesi tutuştu Samsun’da,

Yayıldı dalga dalga Anadolumda.

 

Mustafa Kemal’im Bayrak olup,

Esti Samsun’dan Yurdum üzerine.

Zulmün kahredici Güneşi olup,

Doğdu Emperyalist güçlerin üzerine.

 

Savunmasız Yurdum işgal selinde,

Esaret ölümdür gönül telinde,

Kefen teninde,Şehitlik dilinde,

Toplandı Milletim Ata’nın emrinde.

 

Ondokuz Mayıs Gençlik Bayramı,

Gençler Sporla kutlar Bayramı,

Atatürk’ün gençliğe büyük armağanı,

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı.

08 May

ANNELER GÜNÜ İLE İLGİLİ ŞİİRLER

ANNEM

Annelerin en güzeli,
Sensin, benim güzel annem.
Ilık esen bahar yeli,
Sensin, benim güzel annem.
 
Güneş yüzlü, altın kalpli,
Ağır başlı, tatlı dilli,
Meleklerin eşi sanki
Sensin, benim güzel annem.
 
Açan çiçek, çağlayan su,
Gülümseyen engin duygu,
Evimizin mutluluğu
Sensin, benim güzel annem.

H. Latif SARIYÜCE

  

 

ANACIĞIM

 

Dünyada apayrı yeri olan bir sevgi
Anne sevgisi.
Artık ben de bir anayım.
Anam seni dünden daha çok seviyorum!
Çocukluğumda dua ederdim Allah’a
Anam ölmesin diye.
Tanrım kabul etti dualarımı,
Göstermedi bana senin acını.
Bu yıl da geldi ‘Anneler Günü’
Ne alsam sana yetmez,
Senin hakkın ödenmez!
Sana duygularımdan bir demet.
Anneler günün kutlu olsun.
Ellerinden öptüm, canım anacığım!

Nuray (Kahveci) Zaralı

 

  

ANNELER GÜNÜ

 

“Anneme ve bütün annelere”

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Kaç geceler bana ninni söylerdi
Hasta olunca oydu başucumda bekleyen
Biraz yorulmayayım, üzülmeyeyim, hemen
Alır kucağına okşardı, saçlarımı öperdi.

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Uzun kış geceleri masal masaldı
Güzel çoban kızları, iyi kalpli sultanlar
Bir suyun akışı gibi geçip gitti zamanlar
Şimdi ne o dünkü çocuk, ne de o masal kaldı.

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Yıkayan oydu mürekkep lekeli parmaklarımı
Akşam biraz geciksem yollara düşerdi
Sokağa çıkarken «Yavrucuğum üşütme» derdi.
Hemen bir kazak örerdi biraz boş kaldı mı.

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Bilirim yine kalbinde yerim anacığım
Selam sana Anneler Günü İstanbul’dan
Yeni dönmüşçesine bir akşam okuldan
Vefalı ellerinden öperim anacığım.

Ümit Yaşar Oğuzcan

  

 

ANNEM

Bağım olsa, bahçem olsa
İpek kumaş bohçam olsa,
Sabah olsa, akşam olsa
Annem gitmese yanımdan
 
Her zaman baksam yüzüne,
Uyurum yatsam dizine.
Rastlamadım kem sözüne
Sesi çıkmaz kulağımdan.
 
Bir sözünü iki etmem.
Canımı verir incitmem
Annemsiz cennete gitmem
Onu severim canımdan

İbrahim Şimşek

 

  

ANNEME ŞİİR

 

Annemi ben çok severim,
Melek annem, güzel annem,
Üzülmesin sakın derim
Melek annem, güzel annem.

İyi doğru sözler onda,
Şefkat dolu gözler onda,
Sevgi, ışık var yolunda,
Melek annem, güzel annem.

Anne yüzü ne asil yüz,
Anne gözü ne derin göz,
Anne özü, pırlanta öz,
Melek annem, güzel annem.

O gülerse çağlayanım,
O ağlarsa ağlayanım,
Ona gönül bağlayanım;
Melek annem, güzel annem.

Rıfat Necdet Evrimer

 

 

ANNE ANNE ANNE

 

Ağaç olsan
Dal olurum anne
Yaprak olurum
Sana gelirim

Deniz olsan
Sel olurum anne
Irmak olurum
Sana gelirim

Bahçe olsan
Gül olurum anne
Toprak olurum
Sana gelirim

Güneş olsan
Yol olurum anne
Bayrak olurum
Sana gelirim

Tacettin Şimşek

  

 

CANIM ANNEM

 

Yemeyip de yediren,
Giymeyip de giydiren,
Her an bizi düşünen
Canım annem, gül annem.

Kol açıp, kanat geren,
Ömrünü bize veren,
Biz gülünce sevinen
Canım annem, gül annem.

Bülent Özcan

 

  

ANNECİĞİM

Ne sevimli bir annesin!
Ne tatlıdır senin sesin!
Benim canım mısın nesin
Sen olmazsan yapamam ben!..
 
Senden yakın kim var bana?
Kalbim, canım bağlı sana!..
Üzüntüm yok ondan yana
Seviyorsun beni de sen.
 
Gülsem güler yüzün
Ağlamamdan alır hüzün…
Senin gecen ve gündüzün
Işık alır sanki benden!

Rakım Çalapala

 

  

TUT ELİMİ ANNEM

Tut elimi annem
Ah annem, canım annem.
Gül bahçesi istemem,
Yüreğini açtın ya
Yeter bana.Güllük gülistanlık benim için hayat…
Ama annem düşündün mü hiç?
Ya yorgun düşerse bu yürek.
Bakmaya bile kıyamadığım
Kokusuna dayamadığım güller
Solarsa bir hazan sabahı ansızın.
Nasıl bakarım anne gökyüzüne?
Dökülürken gözyaşların gökten.
Ve nasıl dayanırım bu acıya?
Dökülen her yaprak yüreğimi yaralarken.
Nasıl bakarım o viran bahçeye?
Bir kıvılcımda, yanar yüreğim.
Ama hiç bir yangın
Senin kadar sıcak değil be annem…
Nasıl da üşürüm sensiz,
Gözümden akan her damlada ne fırtınalar eser,
Ne firari hayallere dalar bu yaşlı gözler,
Ve akan her damla
Haykırır başıboş yalnızlığıma.
Hazan yelleri eserken annem
Bu körpe yüreğimde
Güneş açar mı hiç?
Mis gibi kokan bu menekşe,
Bülbüller şakır mı kahkaha ata ata?
Bahçedeki gülümüz,
Sümbül gibi büker mi boynunu yoksa?
Duyabilir miyim kanat çırpışını Turnaların,
Unutur musun beni annem?
Tembihler misin büyüklerin gittiği her yere gidilmez diye?
Bilirim korkarsın gelirim peşinden diye

Kaf dağına gider miyiz?
Güler miyiz çatlayana kadar?
Ve ağlar mıyız usul usul?
Gözlerimiz kan çanağı olana kadar.
Annem, canım annem,
Nasıl da kandırdın beni,
Hani gitmeyecektin,
Nasıl bıraktın beni buralarda,
Bu yaban ellerde…
Ne yaparım şimdi ben?
Kan çiçekleri bıraktın Annem ardında.
Ve her gün sulama yarışı yaptığımız Fesleğeni…
Neredesin be annem?
Bak kar yağdı avuçlarıma.
Coşkun seller gibi atıyorsun damarlarımda.
Yüreğimin vazgeçilmez Deltasında
vazgeçilmez bir nehir gibi yani.
Gitme bırakma beni dedim
Gözyaşlarımda uyutur
Göz bebeğimde avuturum dedim.
Ama ne fayda dinletemedim be annem…
Annem canım bi tanem,
Var oluş sebebim, tek gerçeğim,
Gören gözüm, duyan kulağım,
Ne zor şeymiş sensiz olmak,
Ve ne zor şeymiş,
Sensiz coğrafyaların sert iklimlerini tatmak.
Burası bana göre değil
Ben seninle olmak,
Dizinde uyumak,
Sana seni sevdiğimi haykırmak istiyorum.
Ne olur!
Tut elimi annem…
Bir kez daha öp ıslak ıslak

Hazar Cırık

30 Nis

Gülün Adı Boyalı

Bir yağmur serpintisi

Fırtına bekleyen titrek titrek yüreğimin tortularına

Umutlar devşiren sabinin hayali

Saklıydı kimsesiz yarınlarına

                                                   Boyalı

Maskelerin kabuğuna asılı gözler

Söylesene  gören mi var,matruşkanın saçına

Ve gecenin ıslak elmaslarını

İçindeki utangaç erguvanlar saklıyor nisanlar

Damla damla ağlıyor gül

Yabancının omuzlarında!..İnsanlar

Kırmızıya vurgun!..alem-i mana durgun

Doloşıp fırtınanın dudaklar buluttan gerdanlıklarda

Sonra pinokyo olur meltemler

                                                     Oyalı

Karganın sıkımlık serzenişlerini özler

Onlar,yüzler ve bedenler evlerin yılkı mazbutları

Meskeni böceklerin boş tabutları

Bir ölü için tartışır iki kalem

Yeniden doğar papatya gözbebeğinin birinde

Sarı-beyaz uzlaşır merhemdir

                                                     Diğerinde….

Bir çift yarasa nasıl da çeker ciğerinin kırmızısını

Can bulur gecenin yaslı seyrinde

                                                           Yalı

Susar,susar,susar da susar

Buluttan yatağında ve sedece sağında bir gece kadar

Varmaz  farkına ne yeşilin ne toprak bir elin

Leyleğin ayağındaki pembeyi bekler

İçindeki bebeğin beşiği için

Kapalıdır kapılar pencerelerden bulut girmesin diye

Çığlıklar çıkar ayyuka!…Mabedim verilmez ki hediye

Sunar cam fanusta beynin kirini

                                                          Alı

Versinler koşarken suda ayak izini

Bıraksınlar cüzdanımın beyaz yalanlarını

Tek sıçrayışla tamamladım okyanus dibindeki gezimi

Kapatamam ellerimi hatırlamadım ellerini

Güneşler sakladım tülüm altında

Güvercinler besledim ey!…Gülüm adında..

MEHMET RIZAOĞLU

30 Nis

Gülün Adı Boyalı

Bir yağmur serpintisi

Fırtına bekleyen titrek titrek yüreğimin tortularına

Umutlar devşiren sabinin hayali

Saklıydı kimsesiz yarınlarına

                                                   Boyalı

Maskelerin kabuğuna asılı gözler

Söylesene  gören mi var,matruşkanın saçına

Ve gecenin ıslak elmaslarını

İçindeki utangaç erguvanlar saklıyor nisanlar

Damla damla ağlıyor gül

Yabancının omuzlarında!..İnsanlar

Kırmızıya vurgun!..alem-i mana durgun

Doloşıp fırtınanın dudaklar buluttan gerdanlıklarda

Sonra pinokyo olur meltemler

                                                     Oyalı

Karganın sıkımlık serzenişlerini özler

Onlar,yüzler ve bedenler evlerin yılkı mazbutları

Meskeni böceklerin boş tabutları

Bir ölü için tartışır iki kalem

Yeniden doğar papatya gözbebeğinin birinde

Sarı-beyaz uzlaşır merhemdir

                                                     Diğerinde….

Bir çift yarasa nasıl da çeker ciğerinin kırmızısını

Can bulur gecenin yaslı seyrinde

                                                           Yalı

Susar,susar,susar da susar

Buluttan yatağında ve sedece sağında bir gece kadar

Varmaz  farkına ne yeşilin ne toprak bir elin

Leyleğin ayağındaki pembeyi bekler

İçindeki bebeğin beşiği için

Kapalıdır kapılar pencerelerden bulut girmesin diye

Çığlıklar çıkar ayyuka!…Mabedim verilmez ki hediye

Sunar cam fanusta beynin kirini

                                                          Alı

Versinler koşarken suda ayak izini

Bıraksınlar cüzdanımın beyaz yalanlarını

Tek sıçrayışla tamamladım okyanus dibindeki gezimi

Kapatamam ellerimi hatırlamadım ellerini

Güneşler sakladım tülüm altında

Güvercinler besledim ey!…Gülüm adında..

MEHMET RIZAOĞLU

30 Nis

Kıyamet Geçidi

Günün birinde

Dürülünce güneş

Uçuşunca yıldızlar

Nurunu aheste tamamlarken ay

Bir baştan bir başa çatırdayacak yer

Sözün esasını

O zaman söyleyeceğim

Divan kurulurken

Kitap verilirken

Oa zaman söyleyeceğim

Nefsimi kurban edip ghönlümde sakladığım sırrı

And olsun ki söyleyeceğim

Sararmış benzimle

Güllerin nasıl solduğunu

Kalplaerin nelerle doldyrulduğunu

Bir volkanın nasıl söndürüldüğünü

Isısı alınmamış güneşin feryadını

Bir de parçalanmış ayı alıp yanına

Dolaşacağım bütün münkirleri

Yeri yarıp gelen ağaçların gölgesinde

O’nun adıyla

Kaldıracağım şehadet parmağımı göğe

Sonra lime lime olmuş yıldızlara

Bakacağım doya doya

Haykıracağım dolunaya

Şahit olun diyeceğim

Şahit olan

Ey bu fezanın sakinleri

Söyleyemedim

Söyleyemedim

Doğarken söylemem gerekenleri

ŞEREF YILMAZ

29 Nis

Hallerin dilinde AŞK!

Sesini duydugunuz anda avuclariniz terlemeye
kalbiniz
deli
gibi carpmaya
basliyorsa…
Bu ask degil HOSLANMAKtir

Ellerinizi ondan cekemiyor surekli dokunmak sarilmak istiyorsaniz..
Bu ask degil ARZULAMAKtir

Yaninizda bir tek o oldugu icin onu istiyorsaniz….
Bu ask degil YALNIZLIKtır

Herkes onunla olmanizi bekledigi icin
onunlaysaniz…
Bu ask degil SADAKATtir

Size sicak, yakin davrandigi icin
onunlaysaniz…
Bu ask degil KENDINE GUVENSIZLIKtir

Uzulmesini istemediginiz icin onunlaysaniz…
Bu ask degil ACIMAKtir

Ona deger verdiginiz icin hatalarini hosgoruyorsaniz..
Bu ask degil ARKADASLIKtir

Butun gun ondan baska hicbirsey dusunmediginizi soyluyorsaniz..
Bu ask degil KOCA BIR YALAN dir

Onun iyiligi icin kendinizden cok Sey feda edebiliyorsaniz…
Bu ask degil YARDIMSEVERLIKtir

O uzgunken sizin de kalbiniz aciyorsa…
Iste bu ASKtir
Tarif edemediginiz bir cekim yuzunden ondan bir turlu kopamadiginizi dusunuyorsaniz..
Iste bu ASKtir
O herkese guclu gorunmesine ragmen icindeki
zayifligi hissedebiliyorsaniz..
Iste bu ASK tir

29 Nis

Aşk Merhamet İster..

Aşk tutkuların kavruldugu çöl gibi yakar yüreği,
denizlerin bilinmez yerlerine gizlenmiş girdaplar gibi
çeker insanı içine. Aşkta sormak yoktur, cevap aramak
yoktur. Bu yüzden aşk gönüllü bir körlüktür.

Aşk yavan bir sevgi değildir, kuru birkaç söz hiç
olamaz. Birkaç yapmacık kelimenin arkasına sığınmış
ürkek bir gölge durumuna hiç düşmemeli.

Aşk bazıları için tabudur. Konuşulması,
düşünülmesi, arzulanmasi yasak olan. Bazıları için
alelade halk pazarında satılan yapma bir çiçeğe
benzer. Bu sebeple kimileri aşkı ulaşılmayacak bir
kızıl elma olarak yazmışlardır kafalarına. Kimileri
için sıradandır, herkes aşık olabilir. Öyle değildir
aslında her seven aşık her sevilen maşuk olamaz.
Aşk bu yüzden yürek ister

Aşk Anadolu’da el tezgahında ilmek ilme
dokunan kilim gibidir. Kilimi ortaya çikarmak için her
gün bıkmadan usanmadan ilmek atmak ister. Aşkta yarına
birakmak yoktur. Her rengi, desene göre yerleştirmek
ister. Her ilmekte daha fazla özen ister.
Aşk bu yüzden sabır ister

Aşk diken bahçesinde güle ulaşmaya benzer.
Attığın her adımda önüne dikenler çıkacaktır. Sen
çıplak ayaklarınla ona yürümelisin, ayakların gülün
rengini alana kadar gerekirse kanamalıdır. Gün gelir
dağları kazma ile yarmak gerekir Ferhatça. Gün gelir
Mecnun olmak gerekir çölü aşmak için. Bazen yanmak
gerekir Kerem gibi.
Aşk bu yüzden zahmet ister

Aşkın cilvesi vardır, nazı vardır vahaya
benzer çölde, yakalamak istediğinde, dokunmak,
sıcaklığına sokulmak istediğinde kaçar senden. Bir
çoban yıldızı gibidir geç vakitlerde çikar. Sen her
gece yıldızların arasından onun çıkmasını beklerken
onun acelesi yoktur. Sabah kızıllığından önce endamı
çikar. Bir daldı mı gözlerin kaçıverir habersizce
güneşlerin ardına. Seni her doğan güneşte geceye
hasret bırakır. Gündüzler gece olur, sıkar bedenini
aşkın ızdırabı.
Aşk bu yüzden acı ister.

Biz aşkı dar zamanlarin içine sığdırmaya
çalışırız. Aşk geniş zamanların emeğidir. O her anı
kuşatmadıkça yürekte maya tutmaz.
Aşk bu yüzden zaman ister

Aşk suya benzer akmadı mı paslanır sürekli yol
ister, yenilik ister, değişiklik arzular. Duraganlık
onun intihar etmesidir. Farkına varmadan önce kırılır
sonra yikılır. Buz dağı gibi eriyip gider.
Aşk bu yüzden hareket ister

Aşık olmak yetmez. Aşkı yaşatmaktır esas olan.
Askın ömrünü uzatmak gerekir. Aşkın varlığının devamı
sevgi ve saygıdır bir bakıma. Ancak bunlar bir yerde
tökezleyecektir. Aşk yara aldıgında, düştüğünde boynu
bükük kucağına, ellerin sonsuzlugun sahibini
aradığında umut tükenmiş değildir.

Her şeyin ve
herkesin devreden çıktığı, köprülerin yıkıldığı,
nefret ırmaklarının taştığı, "ben"lerin kılıçlarını
çektiği yerde bitmemeli aşk.
Aşk bu yüzden her zaman Merhamet ister..(alıntı)

Sayfalar : [1] 2 3 4 5 6 ...
Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.