Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Şubat, 2008 Arşivi

28 Şubat 2008 , Perşembe
Kategori (Sağlık)

Günde 10 bardak su için, dinç görünün

* Gün içinde zinde olmak için tam tahıl ürünleri tüketin.
* Gün içinde bol bol su için. (Günde 8-10 bardak)
* Spor yapıyorsanız ya da çok terliyorsanız soda ve meyve suyu tüketin.
* Yağlı besinlerden olabildiğince uzak durun.
* Özellikle akşam yemeklerinizin sebze ağırlıklı olmasına dikkat edin.
* Kızartmalardan uzak durun. Fırında, haşlama, buğulama tercih edin.
* Kendinizi yorgun hissettiğinizde bir tane muz yiyin


28 Şubat 2008 , Perşembe
Kategori (Sağlık)
Bugünlerde her zaman yaptığınız işler sizi her zamankinden daha fazla mı yoruyor? ‘Hangi vitamini alsam da eski canlılığıma kavuşsam’ diye mi düşünüyorsunuz? Alacağınız küçük önlemlerle yorgunluk sorunundan kurtulmanızı sağlayacak yolları işin uzmanları gösteriyor. Banyonuzun ısısından günde içeceğiniz su miktarına, menünüzden seçeceğiniz spora kadar küçük ama etkili önlemler alarak yorgunluktan kurtulmanız mümkün .Sabahları yataktan yorgun argın kalkanlar dikkat: Hareket miktarınız arttıkça yorgunluğunuz azalacak. Prof. Dr. Ayşen Yücel’e göre hareketsiz yaşamlar yorgunluğu davet ediyor.

Anadolu Sağlık Merkezi’nden Prof. Dr. Ayşen Yücel, yorgunlukla ilgili sorduğumuz soruları yanıtladı.

EN ÇOK YORULAN ASLINDA EN AZ ÇALIŞANDIR

* Neden bazı dönemlerde daha çok yoruluruz?
Bazı dönemlerde yeterli besin alınmaması, vücutta vitamin ve minerallerin eksik kalması, tiroit bezinin çalışma düzensizlikleri, tansiyon, kalp, enfeksiyon hastalıkları hatta sigaranın fazla içilmesine bağlı olarak da yorgunluk artabilir.

* Yorgunluk ve ağrı neden artık daha fazla görülüyor?
İnsanlar maalesef giderek daha az hareketli bir yaşamı benimsiyorlar. Kapısının önünden arabasına gidip işine giden, gün boyu işte bilgisayar karşısında çalışan, son derece aktivite yapan ve akşam yine evine arabayla gidip yemek yedikten sonra yatan insanlar haline geldik. Bu kadar hareketsizlik aslında insanın vücut yapısına aykırı bir durum. Çünkü hem kaslarımız hem de eklemlerimiz fizyolojik olarak belirli hareketleri gerçekleştirmek üzere düzenlenmiştir. Yani biz eklem ve kaslarımızın sağlıklı olmasını istiyorsak onları hareket ettirmek, çalıştırmak zorundayız. Hareketsiz yaşamın iki kötü sonucu var: Biri şişmanlık, diğeri ise, ağrı ve yorgunluk hissi. Ama maalesef günümüzde kişiler daha çok şişmanlığa konsantre olmuş durumdalar; diyet yapıyorlar, bitkisel ürünler kullanıyorlar ancak hareketsiz yaşamın diğer kötü sonucu olan yorgunluğu göz ardı ediyorlar.
TEMBELLİKTEN KURTULUN

* Hareketsizlik nasıl yorgunluk ve ağrıya yol açıyor?
Hareketsiz bir kişide giderek kas tembelliği oluşup, kasların doğal kasılı olma hali ortadan kalkıyor ve eklemler yıpranıyor. Bu durum zamanla kişinin kendisini yorgun hissetmesi gibi sonuçlara neden oluyor. Bununla birlikte eğer kişi farklı zamanlarda, beklenmedik bir şekilde ani hareket ederse ya da yorucu bir aktivitede bulunursa (örneğin, çok hareketsiz bir kişi arkadaşlarına söz verdiği için maç yaparsa ya da yine günlük yürüyüşü hiç adet edinmemiş bir kişi trekkinge giderse) bu insanlarda çok şiddetli kas ve eklem ağrıları görülüyor. Eğer kişi hareketsiz bir hayatı yaşam tarzı olarak benimserse genel ya da bölgesel olarak kas ağrıları ve yorgunluk hissi ortaya çıkar.

* Hangi ağrılar bunlar?
Genel olarak bazı kişiler daha çok boyun kasları, sırt kasları, üst kol kaslarıyla seyreden baş boyun bölgesi ağrıları ve o bölgede güçsüzlük, yorgunluk hissediyor. Diğer bir grup ise, daha çok sırt, bel, bacak kasları bölgesinde yorgunluk ve ağrı hissediyor. Biz bunlara genel olarak ‘miyofasyal ağrılı hastalar’ diyoruz. Çünkü miyofasyal ağrıda kasların bazı noktaları zaman içinde hassasiyet kazanıyorlar ve bu hassas nokta ya da tetik noktalar dediğimiz bölgeler çeşitli faktörlerle kasta ağrılı kasılmalar oluşturuyorlar. Örneğin soğuk veya sıcak havada ya da yorgunluk ve stresin birlikte olduğu durumlarda kas kasılmasına bağlı ağrılar yaşanır. Baş-boyun ağrısı olan hastalarla, ya da kas kasılmasına bağlı bel-bacak ağrısı olan hastalarda buna dikkat etmek gerekir.

SOĞUK AĞRI YAPAR

* Çok soğukta kalmak ağrıya mı yol açıyor?
Evet, çünkü çok soğukta kalınca kişilerde kas kasılması oluyor. Normalde soğukta kaslarımızı kasarız. Sıcak bir yere girdiğimizde insanın kasları gevşer. Ama bu zemini olan bir insanda kas kasılı kalır ve çok şiddetli ağrısı olur. O yüzden hastalar "Soğuğa çıktığım zaman çok şiddetli ağrılarım oluyor" derler. Bu hastalar, hareketsiz hayat tarzını devam ettikçe bu ağrılara bir de yorgunluk eklenir. Bir süre sonra, "Ben uzun süre bilgisayarda çalışıyorum sonra kollarım o kadar yoruluyor ve kendimi o kadar halsiz hissediyorum ki işime devam edemiyorum" demeye başlarlar. Ama bu grup hastayı, yani miyofasyal ağrı sendromları dediğimiz hastaları fibromiyaljiden ayırmak lazım.



28 Şubat 2008 , Perşembe
Kategori (Sağlık)

Uykusuzluk hata riskini arttırıyor

Amerika Ulusal Uyku Vakfı’nın araştırmasına göre, Amerikalılar’ın yarısı uykusuzluk sorunu yaşıyor. Her yıl nüfusun yüzde 3′lük kesiminin vardiyalı işlerde çalışması, sorunun daha da büyümesine neden oluyor. Araştırmalar, vardiyalı çalışanların çalışmayanlara oranla daha çok uyku sorunu çektiğini gösteriyor. Yapılan araştırmalar, vardiyalı çalışan sürücülerin direksiyonda uyuma risklerinin daha yüksek olduğunu kanıtlıyor. Uykulu sürücülerin, uykulu yola çıkmayanlara oranla daha çok ölümlü kazaya karıştığı biliniyor. Uykusuzluk dikkati azaltıyor, refleksleri yavaşlatıyor, işyeri ve trafik kazalarına neden oluyor. Verimliliği düşürüyor ve iletişim kurmayı zorlaştırıyor.



28 Şubat 2008 , Perşembe
Kategori (Aşk)
Aşk, beyinde güven, inanç, haz duyma ve ödüllendirme fonksiyonlarını etkinleştiriyor. Bu fonksiyonlar; oksitosin, vazopressin, dopamin ve serotonin isimli maddeler aracılığı ile gerçekleşiyor. Oksitosin hormonu, sevecenlik dönemlerinde salgılanıyor ve bu hormon arttıkça, aşk duyguları artıyor. Stres ve gerginlik dönemlerinde ise, vücuttaki oksitosin salgılanması azalıyor. Fonksiyonel MRI kullanılarak yapılan araştırmalarında, kişiye önce sevdiği kişinin, ardından da arkadaşlarının fotoğrafları gösteriliyor. Alınan tepkiler, romantik aşkın beyin kabuğunun altındaki bölümlerle ilişkilendirildiğini gösteriyor. Yoğun aşk duyguları yaşanırken, bu bölgelerdeki faaliyetler artıyor. Ayrıca aşkın, sağlık ve mutluluk gibi sonuçları da bulunuyor.



28 Şubat 2008 , Perşembe
Kategori (Aşk)

Sevgi Adına Ne Varsa…!

 

 

 

 

 HERŞEY AŞKINA …!

Uçan kuşların kanadındadır diye seyrederken gökyüzünü,
Dalıp gitmişim özlediğim hayaline tutamamışım, uzanmışımda,
Gezdiğimiz yerlerdedir gönül izlerin diye, dolaşırken parkları,
Düşüp kalmışım, hala aşkının sarhoşuyken duramadım ayakta.

Sanki uyurken ellerin yine yüzümde,yine yanımda bir sevda,
Bil ki uyurken yine sevdana dualarım, yine mutluluğuna,
Her şey aşkına,iyi ol diye, benimle ya da bensiz hayatında,
Resimlerine bir buse kondurdum, yine her gece uyuyamadığımda.

Sende hayat gibi vefasız olmayasın,hasret kalmayasın dünyada,
Unutsan da beni ateşin yüreğimde, düşünme ölmem yaktığında,
O mum ışığının ardındaki güzel gözlüsün, hala hatırımda,
Hala benim için saklanan en değerli varlıktır güneşin,sen olmasan da yanımda.



27 Şubat 2008 , Çarşamba
Kategori (Edebiyat)

Son bir haftadır epeyice yoğun bir temponun içindeyiz yine. Burada her yıl yapılan geleneksel festival başladı . Bu festival kapsamında bir sanat sokağı oluşturdular. Küçük küçük birbirine bitişik dükkancıklardan oluşan çarşılara burada souk deniliyor. Geneleksel mimarı tarzında oluşturulan bu souk tan eserlerini sergilemek isteyen bütün sanatçılara birer minik yer verdiler. Cıvıl cıvıl rengarek , çeşit çeşit el sanatları , güzel sanatlar burada.. Ressamlar bir yandan resimlerini yapıyor, heykeltraşlar heykellerini şekillendiriyor, bir oyma ustası kalın bir ağaç kapının üzerine nefis bir oyma desen işliyor, ebru ustaları suyun üzerinde boyalarıyla harikalar yaratıyor, Hat sanatçıları o güzelim sanatlarını sergiliyor…

Biz de bir kenardaki yerimizde dekoratif boyama sanatından örnekler yapıyoruz… Her akşam yüzlerce , belki binlerce insan ziyaret ediyor burayı. Yeni insanlarla tanışmak, sohbet etmek inanılmaz zevkli..

 

Bu arada önümüzden geçen bu kalabalığı seyrederken Rabbimin yaratma sanatı karşısında adeta dilim tutuluyor..Bu çok farklı ülkelerden gelmiş, apayrı kültür ve karakterlere sahip insanları gördükçe hayrete düşüyorum.. Geçen gün Afrikadan gelen dansçılar vardı, yerel kıyafetleri ile kurulan sokak sahnesinde Afrika dansı yaptıktan sonra sanat sokağına dağıldılar ve sanatçıları ziyarete başladılar.. Bize uğrayanlarla biraz sohbet ettik.. Zenci ırkının güzelliğini onlarda daha bir farkettim. İnanılmaz zevkliydiler, sanata yatkınlıkları, arkadaşça , dostça tavırları, neşeleri görülmeye değerdi… Dün gece de aynı sahnede bir baktım Türk folklor ekibi halkoyunları sahneliyor.. Çok mutlu oldum, nasıl özlemişim.. Üstelik gerçekten başarılı bir ekipti.. Kardeniz bölgesinden oyunları çok güzel bir şekilde ortaya koydular ve büyük ilgi gördüler.. Sırf bu festival için davet edilmişler…

 

Dediğim gibi bir ay sürecek bu sanat sokağı bana adeta bir okul oluyor. Her gün tanıştığım ve konuştuğum yeni insanlar adeta bir ayna gibi bana insanı, ondaki gizi gösteriyorlar.. Hepsi çeşit çeşit, renk renk…

Onlarda, söze ilk başlamanın karşıda bıraktiği etkiyi görüyorum. Sessizce sevgiyle gülümsemenin inanılmaz büyüsünü farkediyorum. Nezaketin açamayıcağı kapı olmadığını farkediyorum. Olumlu yaklaşan ve pozitif olan kişlerin hep iyi sonuçla karşılaştiğini, aşırı titizlenen, birşeyi mıncık mıncık inceleyen ve devamlı eleştiren insanların ise sonuçta istediklerini elde edemediklerini, yada elde ettikleriyle hiç mutlu olamadıklarını görüyorum… Tolerenslı, tevekkel davranışların hem insanın kendisini hem karşısındaki muhatabını rahatlattığını farkediyorum… Birkaç dakikada sanki yıllardır tanışıyormuş hissine kapılıyorum bazen.. Allah rızası için Rabbim yarattığı için sevgiyle uzatılan her el boşlukta kalmıyor, sevgi ve ilgi hep aynen bize geri dönüyor… Kibir ve büyüklükle yaklaşanların nasıl soğuk rüzgarlar estirdiğine de şahit oluyoruz tabiki.. Bütün bunlar kişinin kendisine dönmesi ve kendiyle hesaplaşması için de fırsat yaratıyor. Her gece evimize döndüğümüzde o günün muhesebesini yapıp insan aynasından yansıyanları takarar ediyorum unutmamak için. Ve de çıkardığım dersleri tekrarlıyorum. Bu aynada gördüklerim benim dersim oluyor adeta… Rabbime şükürler olsun bana bunları gösterdiği için….

 

Burada bir de sunu açıkça gördüm ki insanın içindeki yetenekler, zevkler, sanatçı ruhu kesinlikle bulunduğu mevki, maddi gücü , refah seviyesi yada tahsili ile doğru orantılı değil… Rabbim bazı insanların mayasına katmış bu inceliği…

Hani meşhur hikayedir adamın birisi yıllar sonra kendini yaka paça makamına getirten ve oturduğu koltuğunda gururla yayılan oğluna hitaben “Ben sana müdür olamazsın demedim, ben sana adam olamazsın demiştim” der. Babasını ayağına kadar apar topar getirten müdür elbette ki adam olamamıştır… İşte bu hikayedeki gibi makam mevki sahibi olmuş ama adam olamamış insanların yanısıra bazen de beni hayrete düşüren öyle insanlarla karşılaşıyorum ki… Onlar bu dünyanın gizli hazineleri , her yerde…belki bizim sokağımızı temizliyor, belki çöplerimizi topluyor, belki ayakkabımızı tamir ediyor, belki simit satıyor.. Çok Çok dikkatlı olmak lazım…

Örneğin iki gün önce bizim küçük dükkanın önünden geçerken çekinerek içeri bakan bir temizlik işçisi böyle idi… Gülümseyerek buyrun deyince bir cesaretle yaklaşti… Ve öyle  şeyler sordu öyle yorumlar yaptı ki pek çok beyefendi görünüşlü kişiye taş çıkarırdı.. Üstelik sonunda o binbir zorlukla kazandığını bildiğim parası ile birşeyler satınlamaya kalktı… İnanamadım , üstelik de hiç pazarlık bile etmeden… Oysa her gece olan paralarını bile vermeye kıyamadan kıran kırana pazarlık yapan öyle hanımları beyleri ağırlıyoruz ki biz.. Hiç düşünmeden yarıya indirdim fiyatı. Şaşırdı ama ben bunu bu fiyata alamam daha fazla eder bu demez mi… Tamam dedim ben veriyorum. Belki on defa teşekkür etti. Gözlerindeki mutluluk görmeye değerdi.. Bende mutluydum. Çünkü gerçekten değerini bilecekti..



26 Şubat 2008 , Salı
Kategori (Eğitim)

ÇOCUK RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI ANABİLİM DALI

 

Anabilim Dalı Başkanı

Prof. Dr. Belma AĞAOĞLU

Öğretim Üyeleri

Prof. Dr.

Belma AĞAOĞLU

Prof. Dr.

Ayşen COŞKUN

Yrd.Doç.

Işık KARAKAYA

Yrd.Doç.

Şahika Gülen ŞİŞMANLAR

Yrd.Doç.

Özlem Yıldız ÖÇ

Uzm.Dr.

Nursu Çakın MEMİK

Uzman

Aycan SANCAK

Öğretmen

Sevda KAYGUSUZ ÖZER

 

Uzmanlık Öğrencileri             Eğitime Başlanıldığı Tarih

Şaziye Senem BAŞGÜL

26.11.2001

Tuğba CAMCIOĞLU

02.07.2003

Muhammet AYAZ

04.01.2005

Sema AKTAŞ

14.11.2005

 

I. YARIYIL 1 Ocak 2007 – 30 Haziran 2007

II. YARIYIL 1 Temmuz 2007 – 31 Aralık 2007

 

ÇOCUK RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI ANABİLİM DALI
UZMANLIK ÖĞRENCİSİ EĞİTİM PROGRAMI

 

1.YIL EĞİTİMİ

Teorik

 

Öğretim Üyesi

Kod

1.Yarıyıl (Ocak-Haziran)

 

 

 

TCR 101

Çocuk ve Ergenin Psikiyatrik Değerlendirmesi

2

Pzt.

Yrd.Doç.Dr.Şahika G.Şişmanlar

TCR 103

Çocuk ve Ergenin Ruhsal muayenesi

2

Salı

Yrd.Doç.Dr.Şahika G.Şişmanlar

TCR 105

Psikolojik Testler

2

Çarş.

Yrd.Doç.Dr.Özlem Yıldız Öç

TCR 107

Teorik ve Uygulamalı Psikoterapi Teknikleri

2

Perş.

Prof.Dr.Ayşen Coşkun

TCR 109

Teorik ve Uygulamalı Psikoterapi Teknikleri

2

Cuma

Prof. Dr. Belma Ağaoğlu

 

2.Yarıyıl (Temmuz-Aralık)

 

 

 

TCR 100

Semiyoloji

2

Pzt.

Yrd.Doç.Dr.Şahika G.Şişmanlar

TCR 102

Freud’un Yapısal Kuramı

2

Salı

Yrd.Doç.Dr.Şahika G.Şişmanlar

TCR 104

Freud’un Bölmesel Kuramı

2

Çarş.

Yrd.Doç.Dr.Şahika G.Şişmanlar

TCR 106

Teorik ve Uygulamalı Psikoterapi Teknikleri

2

Perş.

Prof.Dr.Ayşen Coşkun

TCR 108

Teorik ve Uygulamalı Psikoterapi Teknikleri

2

Cuma

Prof. Dr. Belma Ağaoğlu

 

2.YIL EĞİTİMİ

 

 

 

 

1.Yarıyıl (Ocak-Haziran)

 

 

 

TCR 201

Savunma Mekanizmaları

2

Pzt.

Yrd.Doç.Dr.Özlem Yıldız Öç

TCR 203

Psikososyal Gelişim Kuramı ( E.Erikson )

2

Salı

Yrd.Doç.Dr.Özlem Yıldız Öç

TCR 205

Aile Gelişimi ve Dönemleri

2

Çarş.

Prof. Dr. Ayşen Coşkun

TCR 207

Teorik ve Uygulamalı Psikoterapi Teknikleri

2

Perş.

Prof. Dr. Ayşen Coşkun

TCR 209

Teorik ve Uygulamalı Psikoterapi Teknikleri

2

Cuma

Prof. Dr. Belma Ağaoğlu

 

2.Yarıyıl (Temmuz-Aralık)

 

 

 

TCR 200

Anne baba tutumları

2

Pzt.

Prof. Dr. Belma Ağaoğlu

TCR 202

Zeka ve gelişim testleri

2

Salı

Psk. Aycan Sancak

TCR 204

Mental Retardasyon

2

Çarş.

Yrd.Doç.Dr.Şahika G.Şişmanlar

TCR 206

Teorik ve Uygulamalı Psikoterapi Teknikleri

2

Perş.

Prof. Dr. Ayşen Coşkun

TCR 208

Teorik ve Uygulamalı Psikoterapi Teknikleri

2

Cuma

Prof. Dr. Belma Ağaoğlu

 

3.YIL EĞİTİMİ

 

 

 

 

1.Yarıyıl (Ocak-Haziran)

 

 

 

TCR 301

Anksiyete Bozuklukları

2

Pzt.

Prof. Dr. Ayşen Coşkun

TCR 303

Travma Sonrası Stres Bozukluğu

2

Salı

Yrd.Doç.Dr. Işık Karakaya

TCR 305

Somatoform Bozukluklar

2

Salı

Prof. Dr. Belma Ağaoğlu

TCR 307

Teorik ve Uygulamalı Psikoterapi Teknikleri

2

Çarş.

Prof. Dr. Ayşen Coşkun

TCR 309

Teorik ve Uygulamalı Psikoterapi Teknikleri

2

Perş.

Prof. Dr. Belma Ağaoğlu

 

2.Yarıyıl (Temmuz-Aralık)

 

 

 

TCR 300

Yıkıcı Davranış Bozuklukları

4

Pzt.

Yrd. Doç. Dr. Özlem Yıldız Öç

TCR 302

Özgül Öğrenme Bozuklukları

2

Salı

Yrd. Doç. Dr. Özlem Yıldız Öç

TCR 304

Teorik ve Uygulamalı Psikoterapi Teknikleri

2

Çarş.

Prof. Dr. Ayşen Coşkun

TCR 306

Teorik ve Uygulamalı Psikoterapi Teknikleri

2

Perş.

Prof. Dr. Belma Ağaoğlu

 

4.YIL EĞİTİMİ

 

 

 

 

1.Yarıyıl (Ocak-Haziran)

 

 

 

TCR 401

Yaygın Gelişimsel Bozukluklar

4

Pzt.

Yrd. Doç. Dr. Işık Karakaya

TCR 403

Bipolar Affektif Bozukluklar

2

Salı

Prof. Dr. Belma Ağaoğlu

TCR 405

Teorik ve Uygulamalı Psikoterapi Teknikleri

2

Çarş.

Prof. Dr. Ayşen Coşkun

TCR 407

Teorik ve Uygulamalı Psikoterapi Teknikleri

2

Perş.

Prof. Dr. Belma Ağaoğlu

 

2.Yarıyıl (Temmuz-Aralık)

 

 

 

TCR 400

Depressif Bozuklukları ve İntihar

2

Pzt.

Prof. Dr. Belma Ağaoğlu

TCR 402

Psikotik Bozukluklar

2

Salı

Yrd. Doç. Dr. Işık Karakaya

TCR 404

Aile Terapisi

4

Çarş.

Prof. Dr. Ayşen Coşkun

TCR 406

Teorik ve Uygulamalı Psikoterapi Teknikleri

2

Perş.

Prof. Dr. Ayşen Coşkun

TCR 408

Teorik ve Uygulamalı Psikoterapi Teknikleri

2

Cuma

Prof. Dr. Belma Ağaoğlu

 

5.YIL EĞİTİMİ

 

 

 

 

1.Yarıyıl (Ocak-Haziran)

 

 

 

TCR 501

Oyun Terapisi

4

Pzt.

Prof. Dr. Ayşen Coşkun

TCR 503

Davranışçı Terapi

2

Salı

Prof.Dr.Belma Ağaoğlu

TCR 505

Teorik ve Uygulamalı Psikoterapi Teknikleri

2

Çarş.

Prof. Dr. Ayşen Coşkun

TCR 507

Teorik ve Uygulamalı Psikoterapi Teknikleri

2

Perş.

Prof. Dr. Belma Ağaoğlu

 

2.Yarıyıl (Temmuz-Aralık)

 

 

 

TCR 500

Bilişsel Terapi

2

Pzt.

Prof. Dr. Belma Ağaoğlu

TCR 502

Psikofarmakoterapi

4

Salı

Yrd. Doç. Dr. Işık Karakaya

TCR 504

Teorik ve Uygulamalı Psikoterapi Teknikleri

2

Çarş.

Prof. Dr. Ayşen Coşkun

TCR 506

Teorik ve Uygulamalı Psikoterapi Teknikleri

2

Perş.

Prof. Dr. Belma Ağaoğlu

 



26 Şubat 2008 , Salı
Kategori (Sağlık)

Evlat edinme, çocuğu bulunmayan kişilerin, aile kurmak ve çocuk sahibi olma özlemlerini gerçekleştirmelerine yardım eden ve aynı zamanda bir aile yuvasından yoksun olan çocukların korunmasını amaçlayan bir kurum olup, Medeni Kanunumuzun 253-258. maddelerinde düzenlenmiştir.

Türk Medeni Kanunu evlat edinmeyi, evlat edinenle evlat edinilen arasında kamu makamlarının öz iznine dayalı bir sözleşme olarak öngörmüştür. Evlat edinmek isteyen kişi bizzat veya tutacağı bir avukat aracılığıyla evlat edinilmek istenilen kişinin Türkiye’deki ikametgahının bulunduğu yerdeki yetkili Sulh Hukuk Mahkemesine M.K.’nun 256. maddesi uyarınca "evlat edinmeye izin" için başvuruda bulunması gerekir.

Yetkili mahkemeden alınacak "evlatlığa izin" kararı ile noterlikçe resmi senet yapılarak, keyfiyet doğum kütüğüne ve evlatlık ile evlat edinenin aile kütüğüne bildirilir.

Yurtdışında yetkili yabancı makamlar önünde bir Türk vatandaşının evlatlık alınmasına ilişkin olarak mahalli usüllere göre yapılan evlat edinme mukaveleleri evlatlık açısından Medeni Kanundaki asli şartları taşımak ve Türk Mahkemelerinden izin alınmış olmak kaydıyla Türkiye’de geçerlidir.

Bu tür mukavele noterden Türkçeye tercüme edilmiş olarak mahkeme kararı ile nüfus idarelerine, yurt dışında temsilciliklere verildiği takdirde, medeni kanundaki asli şartları taşıması halinde nüfus kütüklerine işlenir. Evlat edinme için kanun maddi ve şekli bir takım şartlar aramaktadır. Her iki tarafın Türk olması halinde aşağıda belirtilen hükümler geçerlidir:

Evlat Edinmenin Maddi Şartları

  1. Yaş Şartı: Yasa, evlat edinilen için bir yaş şartı gerektirmemiş olup, bir kimse yaşı ne olursa olsun evlat edinebilir.Buna karşın, evlat edinenin en az 35 yaşında olması gerekir. Ayrıca evlat edinen kişinin evlatlıktan en az 18 yaş büyük olması şarttır. (M.K.253)
  2. Evlat Edinenin Sahih Nesepli Füruu (Altsoyu) Bulunmaması Şartı:Bir kimsenin evlatlık sözleşmesi yapıldığı sırada sahih nesepli çocuğunun bulunması evlat edinmeye engeldir. Buna karşılık, gayri sahih nesepli füruun bulunması veya evlatlığının bulunması evlat edinmeyi engellemez.
  3. Evlatlığın Menfaati Şartı: Evlat edinmeye hakimin izin verebilmesi için, bunda evlat edinilecek çocuğun menfaati bulunması lazımdır.
  4. Önceden Evlat Edinilmiş Olmama Şartı: Medeni Kanunun 255. maddesi uyarınca, bir kimsenin iki kişi tarafından evlatlık edinilmesi kural olarak mümkün değildir. Bunun tek istisnasi, bir kimsenin karı koca tarafından birlikte evlat edinilmesidir.
  5. Rıza Şartı:
  • Evlat Edinilenin Rızası: Medeni Kanunun 254. maddesine göre, "mümeyyiz olan kimse rızası olmadıkça evlatlığa alınamaz. Evlat edinilen mümeyyiz olmakla birlikte, velayet altında ise, anne ve babasının rızası aynen gereklidir. Eğer velayet altındaki evlat edinilen temyiz kudretinden yoksun ise, evlat edinilmesi yalnız velayete sahip ana ve babanın rızasıyla gerçekleşir. Ana ve babadan yalnız birisi velayet hakkına sahip ise, onun rızası aranır. Eğer evlat edinilecek kişi vesayet altında ise, vasinin onayı ve ayrıca M.K.406. maddesi gereğince Sulh Hakiminin ve Asliye Mahkemesinin izni gerekir.
  • Evlat Edinenin Rızası: Evlat edinme şahsa sıkı surette bağlı bir hak olduğundan, evlat edinmenin temyiz kudretine sahip olması gerekir. Eğer evlat edinmek isteyen kimse mümeyyiz bir kısıtlı ise, vasinin ve ayrıca Sulh Hakiminin ve Asliye Mahkemesinin izni gereklidir.
  • Eşin Rızası: Evlat edinen veya evlat edinilen veya her ikisi de evliyse, evli olan tarafın eşinin de rızasının bulunması gereklidir. (M.K.255)

Evlat Edinmenin Şekli Şartları

  1. Hakimin İzni: Medeni Kanunun 256. maddesi uyarınca, evlat edinme, evlat edinen kimsenin ikametgahı, Sulh Hakiminin iznini gerektirir. Hakim, burada evlat edinme şartlarının mevcut olup olmadığını, evlat edinmede haklı bir neden ve evlat edinilenin menfaati bulunup bulunmadığını araştırır.
  2. Resmi Senet Düzenlenmesi: Evlatlık sözleşmesi, M.K.nun 256. maddesi uyarınca hakimin izni temin edildikten sonra resmi şekilde noter tarafından düzenlenmelidir.
  3. Nüfusa Tescil: Evlatlık sözleşmesinin tamamlanmasından sonra, meydana gelen evlatlık bağının hem evlat edinenin, hem de evlatlığın nüfus siciline işlenmesi gerekir.

Evlat Edinmenin Sonuçları

  1. Evlenme Yasağı: Evlatlık sözleşmesinin düzenlenmesiyle meydana gelen evlatlık bağı, kesin olmayan bir evlenme yasağı oluşturur. (M.K.92/3)
  2. Miras: Evlatlık ve füruu evlat edinen kimsenin mirasçısı olur. Buna karşılık, evlat edinen ve hısımları evlatlığın mirasçısı olamaz. Evlatlığın asıl ailesindeki mirasçılığına da halel gelmez.
  3. Velayet: Evlat edinilen küçük ise, kendi öz anne ve babasının velayetinden çıkar, evlat edinenin velayeti altına girer.
  4. Nafaka: Evlatlık ve evlat edinen birbirinden karşılıklı olarak nafaka isteyebilirler.
  5. Soyadı: M.K. 257/1 maddesi uyarınca, evlatlık, evlat edinenin soyadını taşır.
  6. Vatandaşlık: Bir Türkün evlatlık edindiği yabancı henüz reşit değilse ve ana babasının yeri bilinmiyor veya kendileri bulunamıyorsa, yahut evlatlık vatansız oluyorsa, o takdirde Türk vatandaşı olur. (T.V.K. 3/11)
  7. Evlatlığın Öz Ana ve Babasıyla Kişisel İlişkileri: Yargıtay içtihadına göre, evlatlığın öz ana ve babası, küçük çocuklarıyla kişisel ilişki kurma hakkına sahiptir. 

Evlat Edinmenin Sona Ermesini Gerektiren Nedenler

  1. Evlenme: Evlatlık ile evlat edinen veya bunlardan biriyle diğerinin koca veya karısı, evlenme engeline rağmen, birbirleriyle evlenirlerse, evlenme geçerli olmakta, fakat evlatlık ilişkisi sona ermektedir.
  2. Tarafların Anlaşması ile: Evlatlık ilişkisi, bu hususta hakimden izin alındıktan sonra resmi bir şekilde yapılacak anlaşma ile ortadan kaldırılabilir.
  3. Hakimin Kararı ile
  • Evlatlığın İstemi Üzerine: Evlatlık, evlat edinenin çocuğa karşı bir suç işlemesi veya ödevlerini ağır bir şekilde ihlal etmesi, ahlaka aykırı davranışlarda bulunması gibi haklı nedenlerin varlığı halinde, hakimden evlatlık sözleşmesinin kaldırılmasını isteyebilir. (M.K. 258)
  • Evlat Edinenin İstemi Üzerine: Evlat edinen, evlatlığın mirastan iskatini gerektirecek nedenlerden birinin varlığı halinde, evlatlık sözleşmesinin kaldırılmasını hakimden isteyebilir.

Eğer evlat edinen veya evlatlık yabancı ise, bu takdirde 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku hakkında kanun hükümleri devreye girer. Bu kanunun evlat edinmeyi düzenleyen kurallarını kısaca gözden geçirmek istersek, şunları söylemek mümkündür.

Sözü edilen kanunun yabancı unsurlu evlat edinme ilişkisini düzenleyen 18.maddesinin 1.fıkrasına göre, evlat edinme ehliyeti ve şartları hakkında taraflardan her birinin evlat edinme anındaki milli hukuku uygulanır. Taraflar aynı tabiyette ise, onların müşterek milli hukuku evlat edinme ilişkisine hakimdir. Tabiiyetleri farklı ise, evlat edinme ehliyeti ve şartları, taraflardan her birinin evlat edinme anındaki milli hukuklarına tabi olur.

Evlat edinmede esasa ait şartlar içinde taraflardan her birinin milli hukukları nazara alınır. Kanunun hükmü bu şartlar bakımdan her iki milli hukukun birlikte uygulama çağını ifade etmiştir. Bu bakımdan evlat edinme için aranan şartlar ise çocuğu olmamak, asgari yaş haddi, yaş farkı gibi, evlat edinen için, isterse evlatlığın rızası, ana ve babanın izni, vesayet makamının muvafakatı gibi, evlatlık için söz konusu olsun, tarafların milli hukuklarının aradığı esasa ilişkin kanuni şartların yerine getirilmiş olması gerekir.

Örnek olarak; evlat edinen yabancı, evlatlık Türk vatandaşı ise, Türk hukukunun aradığı kanuni şartlar yanında, evlat edinenin milli hukukunun evlat edinme için aradığı şartlar da tahakkuk etmelidir.

Evlat edinme işlemlerinde usul meseleleri, adli ve resmi makamların müdeahalesi gibi, kural olarak işlemin yapıldığı yer hukukuna (Lex Fori) tabi olur.

Evlat edinmenin hükümleri, yani evlatlığın ismi, ikametgahı, evlat edinen ile edinilen arasındaki hısımlık ilişkisi, evlenme yasağı, velayet durumu, nafaka, evlat edinmenin hükümsüzlüğü veya sona ermesi gibi konular evlat edinenin milli hukukuna, eşlerin birlikte evlat edinmesi halinde evlenmenin genel hükümlerini düzenleyen hukuka tabidir.

Evlat Edinmek İsteyen Kişinin İbraz Etmesi Gereken Bilgiler

  • Vukuatlı nüfus kayıt örneği
  • Nüfus cüzdanı fotokopisi
  • Evlilik cüzdanı fotokopisi
  • Sağlık kurulu raporu
  • Sabıka kaydı
  • Oturma izin belgesi
  • Gelir durumu belgesi-( maaş, taşınır taşınmaz mallara ait )
  • Çiftin birer fotoğrafı
  • Ülkenin kaç yaş grubuna kadar olan çocuğu kabul ettiğini gösterir belge

Genel koşullar bunlar olup doğrudan Çocuk Esirgeme Kurumuna başvurmanız halinde oradaki yetkili kişiler sizlere yol gösterecektir.

KadınSaglıgı.comdan alınmıştır bu yazı.

var _JOOMLACOMMENT_MSG_DELETE = ‘Bu yorumu silmek istediğinize emin misiniz?’; var _JOOMLACOMMENT_MSG_DELETEALL = ‘Tüm yorumları silmek istediğinizden emin misiniz?’; var _JOOMLACOMMENT_WRITECOMMENT = ‘Yorum yaz’; var _JOOMLACOMMENT_SENDFORM = ‘Gönder’; var _JOOMLACOMMENT_EDITCOMMENT = ‘Yorum düzenle’; var _JOOMLACOMMENT_EDIT = ‘Düzenle’; var _JOOMLACOMMENT_FORMVALIDATE = ‘Lütfen en azından yorumunuzu giriniz.’; var _JOOMLACOMMENT_FORMVALIDATE_CAPTCHA = ‘Resimdeki kodu giriniz.’; var _JOOMLACOMMENT_FORMVALIDATE_CAPTCHA_FAILED = ‘Girdiğiniz kod yanlış. Lütfen tekrar deneyin.’; var _JOOMLACOMMENT_FORMVALIDATE_EMAIL = ‘Bilgilendirmek için emeailiniz giriniz’; var _JOOMLACOMMENT_ANONYMOUS = ‘Anonim’; var _JOOMLACOMMENT_BEFORE_APPROVAL = ‘Yorumunuz site yöneticileri tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.’; var _JOOMLACOMMENT_REQUEST_ERROR = ‘Isteğiniz başarısız oldu’;



26 Şubat 2008 , Salı
Kategori (Sağlık)

Bu yönteme (ingilizce kelimelerin baş harfleri birleştirilerek Intra-Cytoplasmic Sperm Injection) ICSI de denilmektedir.

Mikroenjeksiyon IVF tedavisinden daha ileri bir aşama olup özellikle ciddi sperm bozukluğu ve sperm azlığı veya yokluğundaki çiftlerin çocuk sahibi olmasına olanak sağlayan bu yöntemde uyarma tedavisiyle elde edilen yumurta hücrelerinin içine ince bir pipet yardımıyla sperm, doğrudan yumurta zarının içerisine sokulur.

lk kez 1992 yılında uygulanmaya başlanan ICSI

  • Konvansiyonel IVF uygulamalarında fertilizasyon başarısızlığı
  • Sperm parametrelerinin ileri derecede düşük olduğu durumlar
  • Cerrahi yöntemlerle az miktarda spermim elde edildiği fertilizasyon şansının düşük olduğu durumlarda
  • Antisperm antikorlarının varlığı
  • İleri anne yaşı nedeniyle az sayıda yumurta hücresinin elde edildiği durumlarında bugün için kullanılan esas yöntem haline gelmiştir.

Şimdilerde pek çok merkez tüp bebek uygulaması yapılacak tüm hastalara nerdeyse ICSI uygulaması yapmaktadır.

Assisted Hatching(AHA )
Yumurta hücresinin etrafında zona pellucida isminde bulunan zar embriyoların bütünlüğünü korumaya devam eder.3. günün sonunda blastokist döneminde kendiliğinden çatlamakta ve blastokist serbest kalarak endometrium dokusu ile direkt temasa geçer ve tutunma işlemi gerçekleşir.Bu çatlama olayına hatching denmektedir.Bazı durumlarda tutunma olayının gerçekleşmesine yol açan hatching olayının zorlaştığı ve gerçekleşmediği düşünülmekte ve bunu bizzat İVF ekibinin gerçekleştirme olayına ise asisste hatching denmektedir.

Genel olarak

  • 37 yaşın üzerindeki hastalarda,
  • implantasyon başarısızlığı gelişmiş olan çiftlerde
  • Bazal FSH değeri yüksek olanlarda
  • Zona Pellucida normalden kalınsa >17mikrom.

olan çiftlerde implantasyon şansını artırmak için AHA işleminin uygulanması önerilir.
3.günde yapılan embriyo değerlendirmesi sırasında AHA işlemi 3 yöntem kullanılarak yapılır.

Bunlar:

  • Laser teknolojisi
  • Asit Tyrode
  • Mekanik

Donör Sperm:
Eğer erkekte hiç sperm yoksa hem aşılama hem de tüp bebek (IVF) için başka erkekten veya sperm bankasından (donör spermi) sperm alınarak işlemler yapılabilir. Türkiye’de halen sperm bankası yoktur ve donör spermi kullanılarak IUI veya IVF yapılması yasal değildir.

Donör Yumurta:
Bir başka kadından alınan yumurta hücresi erkeğin spermleri ile laboratuar ortamında döllenir ve kadının rahmine enjekte edilir. Bu yöntem, diğer yollarla yumurtlaması veya yumurtalığı olmayan, menapoza girmiş kadınlarda kullanılmaktadır. Halen ülkemizde yasal değildir , uygulanmamaktadır.

Gamet İntrafallopian Transfer (GIFT ):
Yumurtlama ilaçları ile elde edilen yumurta hücreleri spermlerle birlikte tüplere verilir. Basarı şansı % 27 kadardır. Çoğul gebelikler elde edilebilir.

Zygot İntrafallopian Transfer (ZIFT):
Fertilize edilmiş yumurta hücreleri rahim içine değil tüp içine verilir.

Frozen Embryo Transfer (FET):
IVF sırasında döllenmiş yumurtalar dondurulur ve depolanır,gelecekte kullanılmak üzere saklanır.Uygun zamanda embriyo ortamda çözülür ve rahim içine verilir. Başarı şansı her dondurulan embryo için % 15 kadardır.

Kiralık Anne:
Yukarıda bahsedilen yöntemlerde başarısızlık olduğunda kiralık anne akla gelebilir.nKiralık anne olarak tespit edilen kadın ile yumurtası alınacak kadın aynı adet düzenine getirilerek uygun günde yumurta toplanıp eşinin spermleri ile döllendikten sonra kiralık anne rahmine ekilir.
KadınSaglıgı.comdan alınmıştır bu yazı.



21 Şubat 2008 , Perşembe
Kategori (Edebiyat)

*Acı ve hüzün bir yıldız kadar uzak, mutluluk gözbebeğin kadar yakın olsun.Umutların gerçek, gerçeklerin mutluluk, mutlulukların sonsuz olsun..

 

*Zaman gelir yollarına kar yağar, etrafını hüzün bulutları sararsa, ne zaman bir dosta ihtiyaç duyarsan dost olabildiğim kadar buradayım

 

*Hayata değer bir yaşam, sevmeye değer bir aşk, dostluğa değer bir arkadaşlıktan asla vazgeçme. Ne eksik ne fazlasını ara ve seni üzenle asla uğraşma!

*Hayata değer bir yasam, sevmeye değer bir aşk, dostluğa değer bir arkadaşlıktan asla vazgeçme. Ne eksik ne fazlasını ara ve seni üzenle asla uğraşma!

*Ağırdır sevgilerim her yürek taşıyamaz! Büyüktür umutlarım her omuz kaldıramaz! Sonsuza dektir dostluğum her insana değmez!

*O masum yüzünde acı ve hüzün hiç olmasın, gözlerinde mutluluğun en parlak yıldızı parlasın, dost eli elini hiç bırakmasın ne olur.

*Ay yıldızlara mutluluk fısıldarken gökyüzü sevincini yeryüzüyle paylaşırken ben sana bir parça mutluluk yolluyorum içindeki umut çiçekleri hiç solmasın diye.

*Acıların bir kum tanesi kadar küçük, mutlulukların nisan yağmuru kadar bol olsun. Hayatta bir kere ağlarsan o da mutluluktan olsun Dostum.

*Koca bir çölde kum tanesi olmak yada okyanusta su damlası, ama en güzeli milyonlarca insan arasında senin arkadaşın olmak.

*Bizim ömrümüzde bir ırmak vardır, köpüklerinde hayallerimizi yüzdürdüğümüz. Bizim ömrümüzde dostlarımız vardır. Günlerimiz ayrı geçtiğinde

üzüldüğümüz…

*Gülerken herkes eşlik eder, ya ağlarken. Başarılara herkes ortak olur, ya yenilgilere. Öyle bir dost edin ki; kötü gün kapını çalınca kapıya seninle beraber

baksın.

*Bir insanın idealleri olmalı sonsuzluk gibi, bir insanın özlemleri olmalı umutla açan çiçekler gibi, bir insanın dostu olmalı senin gibi…

*Dostluk ağlamaksa,yüreğindeki acıyı paylaşmaksa, üzüldüğünde sıcacık bir kucaksa ve dostun için ateşe atılmaksa dünya durana dek dostumsun.

*Alacakaranlığı sevmem,ya gündüz olmalı ya gece; kurşun dediğin ya derinden vurmalı ya namluda kalmalı; dost dediğin ya senin gibi olmalı ya hiç

olmamalı.

*Rüzgarın keman çaldığı ve damlaların pencereye vurduğu soğuk bir gecede yatağına uzanıp hayalini kurduğun ve keşke dediğin bütün isteklerin gerçek

olsun.

 

*Hayattaki kötü günlerin sahildeki ayak izlerin gibi geçici, güzel günlerin ise kayalara çizilen resimler kadar kalıcı olsun.

*Bir yürek çarpıntısında saklıdır sevdam. Yeter ki selamını esirgeme can dostum, iyi ki varsın…

*Kalbin hangi sevgi için atıyorsa doğacak güneş seni ona götürsün.

*Hayatı yenecek kadar güçlü, hayattan beklentilerini alacak kadar umutlu, umudunu yitirmeyecek kadar inançlı, mutlu ve sevgi dolu günler senin olsun…

*Riya ile paranın padişahı değiliz bir. Parçalanmış gönül hırkalarını yamar giyeriz biz. Dostlarla ağlar dostlarla güleriz biz. Canım Dostum!

*Dostluklara mesken bu yürek, Aşka değil, sevgilinin gözlerine değil, dostun sözlerine, selamına, merhabasına muhtaç bu yürek. Merhab ey dost bu günde

yürektesin.

*Zaman gelir yollarına kar yağar, etrafını hüzün bulutları sararsa, ne zaman bir dosta ihtiyaç duyarsan dost olabildiğim kadar buradayım.

*Dostluk dallara goncadır. Dostluk sırattan incedir. Dostluk her şeyden öncedir. Sönmesin muhabbetin közü. Merhabadır dostun sözü merhaba

*Bir dost yüzüne ihtiyaç duyduğunda başını kaldır ve gökyüzüne bak.. Gündüzleri bulutların, Geceleri yıldızların arkasından gülümsüyor olacağım.

*Kimsesiz zamanların yalnızlığında, aydınlık diyarların masalsı görüntülerinde, küçük bir çocuk yüreğinin annesine olan sevgisi değerinde bir merhaba

dostum..

*Hep zamana yenik düştük esiri olduk anlamsız koşuşturmaların. Ama bir kez adını yüreğimize kazıdığımız dostlarımızı hiçbir zaman unutmadık.

*Sen gülerken yanındakilerde güler ama ağlarken yalnız ağlarsın, onun için öyle bir ağaca yaslan ki asla yıkılmasın, öyle bir dost edin ki seni asla

bırakmasın.

*Yaşam gülmeyi, sevgi hak etmeyi, vefa unutmamayı, dostluk sadık kalmayı bilenler içindir. UNUTULMADIN!

*Dost vurulunca değil unutulunca kahrından ölürmüş. Biz dostlarımızı kır çiçekleri gibi avucumuzda değil, kurşun yarası gibi yüreğimizde saklarız.

*Yastık diye başını ateşe dayayan, yatak diye yılanların üzerinde yatan bir adam, emniyet ettiği bir dostundan düşmanlık sezen bir adamdan daha rahat uyur.

 

*Dost deniz kenarındaki taşlara benzer. Önce tek tek toplarsın sonra birer birer denize atarsın ancak bazılarına kıyamazsın. İşte sen o

kıyamadıklarımdansın…

*O masum yüzünde acı ve hüzün hiç olmasın, gözlerinde mutluluğun en parlak yıldızı parlasın, dost eli elini hiç bırakmasın ne olur.

*Yürek umutlara gebe olduğundan beri dostluklar ayrılıklara yenik düşmedi, yüreğimiz dar ağacındayken bile ölüme koşup dostumuzu sevmeyi bildik.

*Ay yıldızlara mutluluk fısıldarken gökyüzü sevincini yeryüzüyle paylaşırken ben sana bir parça mutluluk yolluyorum içindeki umut çiçekleri hiç solmasın diye.

*Acıların bir kum tanesi kadar küçük, mutlulukların nisan yağmuru kadar bol olsun. Hayatta bir kere ağlarsan o da mutluluktan olsun Dostum.

*Aşk ve arkadaşlık bir gün yolda karşılaşırlar. Aşk kendinden emin bir şekilde sorar: ben senden daha candan ve daha yakınım, sen niye varsın ki bu

dünyada? Arkadaşlık cevap verir: sen gittikten sonra arkanda bıraktığın gözyaşlarını silmek için…

*Hayata değer bir yasam, sevmeye değer bir aşk, dostluğa değer bir arkadaşlıktan asla vazgeçme. Ne eksik ne fazlasını ara ve seni üzenle asla uğraşma!

*Ağırdır sevgilerim her yürek taşıyamaz! Büyüktür umutlarım her omuz kaldıramaz! Sonsuza dektir dostluğum her insana değmez!

*Hayata değer bir yaşam, sevmeye değer bir aşk, dostluğa değer bir arkadaşlıktan asla vazgeçme. Ne eksik ne fazlasını ara ve seni üzenle asla uğraşma!

*Dostlarınla öyle yaşa ki düşman olduğunda hakkında söyleyecek sözleri olmasın. Düşmanlarınla öyle yaşa ki dost olduğunda yüzün kızarmasın.

*Hayatı yenecek kadar güçlü, hayattan beklentilerini alacak kadar umutlu, umudunu yitirmeyecek kadar inançlı, mutlu ve sevgi dolu günler senin olsun…

 

*Beyaz bir güvercin gönderiyorum sana kanatlarında mutluluk, yüreğinde sevgi, karbeyaz tüylerinde dostluk var. Mutlu Yıllar…

*Riya ile paranın padişahı değiliz biz. Parçalanmış gönül hırkalarını yamar giyeriz biz. Dostlarla ağlar dostlarla güleriz biz.

*Hayattaki kötü günlerin sahildeki ayak izlerin gibi geçici,güzel günlerin ise kayalara çizilen resimler kadar kalıcı olsun.

*Zaman gelir yollarına kar yağar, etrafını hüzün bulutları sararsa, ne zaman bir dosta ihtiyaç duyarsan dost olabildiğim kadar buradayım.

öyle bir yaşaki hayat seni kıskansın, öyle bir sevki ölüm sana acısın, öyle bir dost ol ki dostun olmayan utansın…

 

*Dostun yürekten gelen hürmeti başka olur onun el uzatması hikmeti başka olur. Çağlayan kenarında su verseler ne çıkar, çöldeyken su verenin kıymeti

başka olur.

*Sen gülerken yakınındakilerde güler ama ağlarken yalnız ağlarsın. Onun için öyle bir ağaca yaslanki asla yıkılmasın, öyle bir dost edinki seni asla

bırakmasın.

*Dostlukların en güzeli, gönülde olanıdır. Gönülde olmayan dostluklar, riya ve yalandır.

 

*Kavgagı bir yaprağın üzerine yazmak isterdim, sonbahar gelsin yapraklar dökülsündiye. Öfkeyi bir bulutun üzerine yazmak isterdim, yağmur yağsın bulut

yok olsun diye. Nefreti karların üzerine yazmak isterdim, güneş açsın karlar erisin diye. Dostluğu ve seygiyi yenidoğmuş bebeklerin yüreğine yazmak

isterdim, onlarla birlikte büyüsün bütün DÜNYA’YI sarsın diye……..:)

*Dostluk gülü dikeniyle avuçlamaktır kanasada dostluk vefadır onu hiç unutamazsın unutulmayan her dost güzeldir o dosta selam olsun…

*DOSTLUK; arkadaşlıksa yüreğindeki acıyı paylaşmaksa, sıcacık bi kucaksa gerektiğinde ateşe atılmaksa, dünya durana bu can bedenden çıkana kadar

dostumsun…

*Sizi kanatlarının arasına alıpta gagalayan arkadaşlarınızdan uzak durun..!

*Gerçek dost, gidelim dediğinde nereye diye sormayandır

*Şerefsiz dostum olacağına, şerefli düşmanım olsun.

 

*Git rüzgar dostuma onu nasıl sevdigimi anlat mutluysa usulca gel yanıma mutsuzsa dostun her zaman yanında diye fısılda kulagına unutmasın yüregim

daima onunla

*Sana dostluk çiçeğinin tohumunu gönderiyorum onu al yüreğinin en derin köşesine ek sevginle besle cesaretinle koru! gün gelir kapını çalar paylaşırız olur

mu?

*Paylaşmanın asaletini hicbir zaman bencilligine tercih etme. Öyle bir arkadaş sec ki sen onun icin ölümü düşündügünde o coktan ölmüş olsun…

*Gözlerinle sözlerinle samimiyetinle ve kalbinle bence dünyada sahip olunacak en güzel arkadaşsın!!!



Sayfalar : [1] 2