Aralık, 2007 Arşivi
|
31 Aralık 2007 , Pazartesi
Kategori (Haber)
Çalışanlar yarından itibaren vergi iadesi için fatura-fiş toplamayacak, vergi kimlik numarasının yerini de TC kimlik numarası alacak. İşte 2007′nin vergileri.
Yarından itibaren yeniden değerleme oranı çerçevesinde maktu damga vergisi, harçlar, Vergi Usul Kanunu ile ilgili cezalar ve trafik cezaları yüzde 7,8 oranında zamlanacak.
Emlak vergisine tabi değerlerdeki artış da yüzde 3,9 olacak. Bu çerçevede her bir kağıttan alınacak damga vergisine ilişkin üst sınır 946 bin 915,2 YTL’ye çıkacak. İş yerleriyle ilgili çevre temizlik vergisi, büyükşehirlerde bina grupları ve derecelere göre 17 YTL ile 2.000 YTL arasında, büyükşehir dışındaki illerde ise 14 ile 1.600 YTL arasında uygulanacak. Konutlarda su tüketim miktarı esas alınarak hesaplanan çevre temizlik vergisi ise yüzde 6,25 ile yüzde 7,7 arasında zam görecek.
Böylece verginin hesabında esas alınan değer, büyükşehirlerde metre küp başına 17 YKr, diğer yerlerde ise 14 YKr olacak. Harçlardaki artış ile de 1 yıllık pasaport alacaklar, yarından itibaren 126,7 YTL yerine 136,5 YTL harç ödeyecek. Silah taşıma vesika harcı 329 YTL’ye, silah bulundurma vesika harcı da 526,3 YTL’ye çıkacak. B sınıfı sürücü belgesi için de 177,5 YTL harç yatırılacak. Veraset ve intikal vergisi matrahı da yarından itibaren yüzde 7,8 oranında artış görecek. Böylece Veraset ve İntikal Vergisi oranlarında ilk dilim 130 bin YTL’den 140 bin YTL’ye çıkacak.
MTV’DE İLK TAKSİT OCAKTA YATIYOR
Birinci taksidin 4 Ocak’tan itibaren yatırılacağı Motorlu Taşıtlar Vergisi de yeni yılda yüzde 7,8 oranında zamlı ödenecek. 1-3 yaş grubunda, motor silindir hacmi 1301 ile 1600 cm3 arasında otomobili olanlar, Ocak ve Temmuz aylarında toplam 524 YTL motorlu taşıtlar vergisi ödeyecek. Bu rakam, motor silindir hacmi 4001 cm3 ve üzerinde olan otomobiller için ise 11 bin 845 YTL’ye çıkacak. Vergi ve trafik cezaları da yarından geçerli olmak üzere yüzde 7,8 oranında artacak. Yeni düzenleme ile fatura, gider pusulası, müstahsil ve serbest meslek makbuzu alınmaması ve verilmemesinin cezası 139 YTL’ye yükselecek. Nüfus cüzdanı, pasaport, ehliyet gibi değerli kağıtlar için vatandaşın cebinden çıkan parada da yeni yılda yüzde 6,3 ile 8,3 arasında artış olacak.
GELİR VERGİSİ DİLİMLERİ DE DEĞİŞTİ
Yeni yılla birlikte, gelir vergisinde de yeni dilimler geçerli olacak. Buna göre, 7.500 YTL’ye kadar olan gelirlere yüzde 15, 7.500 ile 19 bin YTL arası gelirlere yüzde 20, 19 ile 43 bin YTL arası gelirlere yüzde 27, 43 bin YTL’nin üzerindeki gelirlere de yüzde 35 vergi uygulanacak.
İŞLEMLER, TC KİMLİK NUMARASI İLE YAPILACAK
Bu arada yarından itibaren gerçek kişiler tarafından gerçekleştirilen her türlü işlemde vergi kimlik numarası yerine TC kimlik numarası kullanılmaya başlanacak. Ancak, Gelir İdaresi Başkanlığı, yaşanabilecek çeşitli sorunların önüne geçebilmek için vergi kimlik numaralarını, sicil işlemlerinde dosya numarasına dönüştürecek. Vatandaşlar, vergi numarası gerektiren işlemler sırasında TC kimlik numarasını kullanacak. Ancak, Gelir İdaresi, işlemlerin takibinde TC kimlik numarasının yanı sıra dosya numarasını da kullanacak. Tüzel kişiler ise yeni yılda da vergi kimlik numarasını kullanmaya devam edecek.
FATURA-FİŞ TOPLAMAYA SON
Öte yandan TBMM’de bulunan yeni Gelir Vergisi Kanun Tasarısının yasalaşması ve Cumhurbaşkanınca onaylanarak, yürürlüğe girmesi halinde, çalışanlar yılbaşından itibaren artık vergi iadesi almak için fatura-fiş toplamayacak. Yürürlük tarihi 1 Ocak 2007 olarak öngörülen tasarı ile vergi iadesinin yerini, asgari geçim indirimi alacak. Bu şekilde ücretlerin belli bir bölümü gelir vergisinden muaf tutulacak. Aynı şekilde vergi kayıp ve kaçağı ile mücadele amacıyla yeni güvenlik müesseseleri de devreye sokulacak.
BÜYÜK MÜKELLEFE ÖZEL HİZMET
Yeni yılda büyük mükelleflere özel mükellef temsilcisi aracılığıyla hizmet sunulmasını içeren Büyük Mükellefler Vergi Dairesi de hizmete girecek. Ocak ayı içinde İstanbul’da faaliyete geçecek olan Büyük Mükellefler Vergi Dairesine kayıtlı mükellef sayısı 400 ile 500 arasında bulunacak. Daire, yeni yılın ilk yarısında İzmir’den başlayarak, diğer bazı illerde de şubeler açacak.
KURUMLAR VERGİSİNDE YENİ DÜZEN
Bu yıl yasalaşan ve vergi oranını yüzde 20′ye çeken Kurumlar Vergisi Kanunun beyannameli mükellefler açısından gerçek uygulama yılı da 2007 olacak. Bu yıl yeni Kanuna göre geçici vergi ödeyen kurumlar vergisi mükellefleri, 2006 gelirleri için Nisan ayında verecekleri yıllık beyannameler sonucunda da indirimli orandan vergi ödeyecekler. Kurumlar vergisinin transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımına ilişkin hükümleri de 1 Ocak 2007′de yürürlüğe girecek.
2007 VERGİ DÜZENLEMELERİ
Yeniyılda yürürlüğe girecek olan yeni vergi düzenlemelerinde yer alan bazı hadler şöyle:
MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİ
Otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzerleri (1-3 yaş grubu) Motor silindir hacmi Yıllık vergi tutarı (cm3) (YTL)
1300 cm3 ve aşağısı 328
1301-1600 cm3′e kadar 524
1601-1800 cm3′e kadar 920
1801-2000 cm3′e kadar 1.446
2001-2500 cm3′e kadar 2.170
2501-3000 cm3′e kadar 3.025
3001-3500 cm3′e kadar 4.606
3501-4000 cm3′e kadar 7.238
4001 cm3 ve üstü 11.845
HARÇLAR
Pasaport harçları 6 aya kadar olanlar 95,6
1 yıl için olanlar 136,5 2 yıl için olanlar 230,3
3 yıl için olanlar 329,3
3 yıldan fazla süreli olanlar 466,7
Giriş vizesi (Tek giriş) 164,2
Müteaddit giriş 549,6 Transit vizesi 329,3
Silah taşıma müsaade vesik. 329,0
Silah bulundurma vesikası 526,3
A sınıfı sürücü belgesi 59,1
B sınıfı sürücü belgesi 177,5
F ve H sınıfı sürücü belgesi 59,1
DEĞERLİ KAĞITLAR
Noter kağıdı, Nüfus cüzdanı 2,7 Pasaport 75,0 Aile cüzdanı 26,0 Sürücü belgesi 32,5
(AA)
|
|
31 Aralık 2007 , Pazartesi
Kategori (Dünya)
| YENİ YIL |
 |
|
|
Aralık ayının son günü gece yarısından sonra yeni bir yılın ilk günü başlar. Ocak ayının birinci gününden Aralık ayının 31. günü gece yarısına kadar geçen süreye bir yıl denir.
|
Dünyanın; biri Güneş, öbürü kendi ekseni çevresinde olmak üzere iki türlü hareketi vardır. Dünyanın Güneş çevresinde bir kez dolanması bir yılda tamamlanır. Bu hareketten mevsimler oluşur. Dünyanın kendi çevresinde dönmesinden gece – gündüz meydana gelir.
Dünyamız Güneş çevresindeki dolanımını 365 gün 6 saatte tamamlar. Her yıl 365 günden artan 6 saatler 4 yılda bir 24 saat, yani 1 gün eder. Bu bir gün 4 yılda bir Şubat ayına eklenir. Böylelikle, 28 gün olan Şubat ayı 4 yılda bir 29 gün olur. Buna artık yıl denir. 4’le bölünebilen yıllar artık yıldır.
Dünyamız Güneş çevresinde dolanırken yumurta biçiminde bir yol izler. Bu yola dünyanın yörüngesi denir. Yerkürenin içinden geçip, kutupları birleştirdiği varsayılan eksen dünyanın yörüngesine dik değildir. 23,5 derece eğik durumdadır. Bu nedenle Dünya üzerindeki herhangi bir yere Güneşin ışınları yıl boyu aynı eğimle gelmez. Yılın kimi zamanları ışınlar dik olarak gelir. Bu yörelerde gündüzler uzun, havalar sıcak olur. Kimi zaman ışınlar eğik gelir. Bu durumda da gündüzler kısa, havalar soğuk olur. Bu sıcaklık ayrımları mevsimleri oluşturur. Bir yılda dört mevsim vardır.
| Sonbahar |
23 Eylül - 21 Aralık |
| Kış |
21 Aralık - 21 Mart |
| İlkbahar |
21 Mart - 21 Haziran |
| Yaz |
21 Haziran - 23 Eylül |
21 Mart ve 23 Eylül’de gece ile gündüz birbirine eşit olur. 21 Aralık’ta en uzun gece, en kısa gündüz, 21 Haziran’da en uzun gündüz, en kısa gece yaşanır.
İnsanlar tarihin ilk çağlarından beri olayları zaman içinde kolaylıkla belirlemek için yılı aylara, ayları haftalara, haftaları günlere bölmüşlerdir. Bu düzenlemeye takvim denir.
Her takvim önemli bir olayı başlangıç olarak almıştır. Örneğin; Müslümanlar, peygamberimiz Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye göç olayını takvim başı olarak kabul etmişlerdir. Buna göre düzenlenen takvime Hicri Takvim denir.
Bugün dünyada genel olarak kullanılan takvim, İsa Peygamber’in doğumunu başlangıç olarak alan Miladi Takvimdir. Bu takvimde İsa’nın doğumundan önceki yıllara MÖ (Milattan Önce), sonraki yıllara da MS (Milattan Sonra) denir. Geçmiş tarihler buna göre hesaplanır. Örneğin Büyük Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesi MÖ 365 yılında olmuştur. Bu: Roma İmparatorluğu’nun İsa Peygamberin doğumundan 365 yıl önce ikiye bölündüğünü belirtir. İstanbul’un İsa’nın doğumundan 1453 yıl sonra Osmanlılar tarafından alındığını belirtir. Ancak uygulamada MÖ’ler kullanılır. MS’ler ancak gerektiğinde kullanılır.
İnsanlar yaptıkları takvimlerde yılı 12 aya bölmüşlerdir. Bu 12 ayın 7 ayı 31 gün, 4 ayı 30 gün, Şubat ayı da 28 gün olarak hesaplanır. Her mevsim 3 aydır. Bir ayda 4 hafta, bir yılda 52 hafta vardır.
Bir hafta 7 gün, bir gün de 24 saattir. Bir saat 60 dakikadır. Saat zaman ölçüsü birimidir. Tarihlerin belirlenmesinde kolaylık sağlayan bir başka zaman ölçüsü birimi de yüzyıldır. Yüz yıllık zaman parçasına yüzyıl (Asır) denir. Çok eski olaylar kolaylık olsun diye yüzyıllarla belirlenir.
| |
Yeni bir yıl başlarken : Biten yıl neler yaptığımızı, neler öğrendiğimizi gözden geçiririz. Çevremize yararlı olup olmadığımızı, zamanımızı iyi kullanıp kullanmadığımızı düşünürüz.
Her yeni yıl; yeni atılımlar, teni umutlar, kısaca yenilikler yılıdır. İnsanlık her yeni yılda tarihini yeni başarılar, yeni buluşlar, her alanda ilerlemelerle zenginleştirir.
|
Bizim de bu hızlı gidişe ayak uydurmamız, yeni yılda daha çok çalışarak daha başarılı olmamız gerekir.
Her yeni yılda yakınlarımızın, arkadaşlarımızın yeni yılını kutlarız. Yeni yılın başarılı, verimli olmasını dileriz.
DÖRT MEVSİM MASALI
Bir zamanlar Toprak Ana, evinde yalnız yaşıyormuş. Yalnız yaşamak zormuş, bu yüzden canı çok sıkılıyormuş. Bir gün kalkmış, gök kralına misafirliğe gitmiş. Sarayın kapısına varınca, gürültüler, patırtılar duymuş. Kapıdaki nöbetçiye, “bunların ne olduğunu” sormuş.
Nöbetçi:
― Ne olacak, demiş. Mevsim kardeşlerin gürültüsü. İkisi kız, ikisi oğlan dört yaramaz çocuk var. Kavga edip duruyorlar.
Toprak Ana :
― Onları bana gönderin, demiş. Ben yalnızım, biraz da benimle otursunlar.
Nöbetçi Toprak Ananın isteğini krala söylemiş. Kral da “Peki” demiş. Toprak Ana bunun üzerine evine dönmüş, mevsim kardeşleri beklemeye başlamış.
Önce en küçük kardeş gelmiş. Pembe, beyaz saçlı, güzel bir çocukmuş. Toprak Anaya :
― Benim adım İlkbahar, demiş. Size ufak bir armağan getirdim.
İlkbahar, çantasını açmış, çantasından tomurcuklanmış dallar, renk renk çiçek demetleri, cıvıl cıvıl ötüşen kuşlar çıkarmış.
Çok geçmeden ikinci kardeş gelmiş. Tombul, kırmızı yanaklı bir kızmış. Adı da Yaz’mış. Kardeşine :
― Haydi çekil bakalım, bak, ben geldim, demiş. Sonra po da çantasından çilek, kiraz, şeftali, erik gibi meyveler çıkarmış, bunları Toprak Anaya sunmuş.
Derken üçüncü kardeş gelmiş. Sarı sapsarı bir çocukmuş. Toprak Ana’ya :
― Ben sonbaharım demiş. Yalnızlığı, sessizliği çok severim, demiş. Sonra da kuşları kovmuş, her yeri sarıya boyamış. Ortalığa bir sessizlik çökmüş. Tam bu sırada dördüncü kardeş gelmiş. Çiçekleri, meyveleri dağıtmış, cebinden beyaz bir su çıkarmış, bu suyla her yeri beyaza boyamış. Bir yandan da :
― Benim adım kış, benim adım kış diye bağırıyormuş.
Dört kardeş de Toprak Ananın evinden gitmek istememiş. Kavgaya tutuşmuşlar. Ortalık alt üst olmuş. Toprak Ana kızmış :
― Beni dinleyin, demiş. Ya sırayla gelin, evimde üçer ay misafir kalın, ya da çekilip gidin. Hepinizi birlikte istemiyorum.
― Bunun üzerine mevsim kardeşler düşünmüşler. Aralarında anlaşıp Toprak Anaya, “peki” demişler. İşte o günden beri sırayla geliyor, Toprak Anada üçer ay misafir kalıyorlar.
|
|
31 Aralık 2007 , Pazartesi
Kategori (Dünya)
| ♥ Yeniyıl Mesajları |
♥ Yine bir yıl başı yaklaşıyor bu yıl başı sevdiklerinizle birlikte mutlu huzurlu bir yıla başlangıç yapmanızı ve tüm yılınızın aynı güzellikte geçmesini diliyorum.
♥ Her yeniyıl bir başka güzel.. 2008 yeniyıl sizlere hayatınız boyunca unutamayacağız güzellikler yaşatsın. Yeniyıl ınız kutlu olsun.
♥ Herkes bir başkasına yardım etseydi, herkesin işi yapılmış olur. Yeni yıl paylaşımlarımızın yılı olsun. Mutluluk, esenlik ve sevinçler getirsin. Mutlu yıllar dilerim.
♥ Sağduyu aklın kapıcısıdır. Görevi: Kuşkulu fikirlerin içeri girmesine, ve de dışarı çıkmasına engel olmaktır.Yeni yılda hepizin mutlu, sağduyulu ve sağlıklı günler getirmesi dileğiyle..
♥ Düşsüz büyük şeyler yapılamaz. 2008 yılında tüm düşlerinizin gerçekleşmesi dileğiyle..
♥ Hiç hata yapmayan insan genellikle hiçbir şey yapamaz. 2008 yılında hatalarımızın az, başarılarımızın devamlı olması dileğiyle mutlu yıllar..
♥ Sahip olduklarımızla yaşamayı öğrenmek bir süreç, bir katılım, yani yaşamımızın yoğrulmasıdır. Gelecek yıllar varlığımızı zenginleştirecek. Yeni yıl ilk adım.. Nice yıllar, mutlu yıllar..
♥ Gül için dikene razı olur musunuz, yoksa dikeni de gülü de red mi edersiniz? Yeni yıllarda güllerle dolu günlerin dikenleri sizi düşmanları koruyan çitler olsun. Mutlu Yıllar!!
♥ Nerede yaşam varsa, orada umut da vardır. Yeni yılda tüm umutlar ve başarılar seninle olsun. Mutlu Yıllar dilerim.
♥ Zamanı yapamayacağımızı şeyleri istemekle geçirdiğimiz söylenir. Oysa gücümüz tüm zamanları zorlar. Yeter ki kendimize ve dostlarımızın gücüne inanalım. Yeni yılda inancımızı pekiştirmemiz ve mutlu olmamız dileklerimle..
♥ Dünyayı değiştirmek istersen yüreğine inan , dostlarına güven, sevgine sarıl.. Yeni yıl senin başarılarının anahtarıyla tüm kapıları açacaktır.. Mutlu Yıllar!!
♥ Susmak, dayanılması çok güç bir yanıttır. Yeni yılda tüm sorunların yanıtları seninle olsun.. Mutlu yarınlar, mutlu yıllar..
♥ İnsan, armağanını kalbi ile birlikte vermezse ne değeri vardır. Yeni yıllar Tanrı’nın bizlere verdiği armağandır. En mutlu günler seninle olsun.. Armağanınla yücel..
♥ En işe yaramayan günümüz hiç gülmediğimiz gündür. Yeni yılın dolu dolu ve geniş en içten gülümsemelere açılması dileğiyle mutlu yıllar..
♥ Bembeyaz yağan kar, ne yaşanmışsa yaşansın örter geçmişin hatalarını… Yeni bir gelecek sunar bize ve yeni bir başlangıç… Yeni yılınız kutlu olsun…
♥ Şeker gibi tatlı, masal gibi güzel bir yıl diliyorum..
♥ Yeni yıl bizlere kutlu olsun.. Yeni yıl sizlere de kutlu olsun.. Sağlık, başarı ve mutluluk dolu olsun..
♥ Yeni yılda, her şeyin gönlünüzce olmasını diler, tüm beklentilerinizin gerçekleşmesini temenni ederim. Mutlu yıllar…
♥ 2008 yılında da hiç ümitsiz kalmaman ve hayallerine kavuşman dileğimle. İyi ve sağlıklı seneler!
♥ Kardeşliğin doğduğu, sevgilerin birleştiği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de umutlu, yine de sevgi dolu nice yıllara!
♥ Yeni bir yıla girerken sevgi ve barış diliyorum. Savaşların, acıların ve felaketlerin, geçip giden koca bir yıl gibi geride kalması umuduyla.. Nice Yıllara!
♥ 2008 yılı öyle bir yıl olsun ki, 2007 yılının tüm olumsuzluklarını bize unuttutabilsin.. İsteklerimizin gerçekleşeceği bir yıl dileğiyle..
♥ 2007 yılı acılarımızla, sevinçlerimizle geride kalacak. 2008 daha fazla umut, daha fazla sevinç, daha fazla mutluluk getirsin. Yaşamında güzel yıllar, mutlu yarınlar, gerçek dostluklar hep seninle olsun. Yeni yılın sana ve tüm sevdiklerine sağlık, mutluluk, neşe, başarı, bolca para, sevgi ve huzur getirmesini dilerim. Mutlu Yıllar
♥ Hepimizin tüm ilgisi gelecek olmalıdır, çünkü yaşamımızın geri kalanını orada geçireceğiz. 2008 yılı geleceğimize atacağımız ilk adımdır. Tüm adımlarımızın sağlam olması dileğiyle nice mutlu yıllar dilerim..
♥ İdeal denen şey bir yıldıza benzer, ona hiçbir zaman ulaşamayız ama, tıpkı denizcilere olduğu gibi bize de yolumuzu gösteren odur. Yeni yılda tüm ideallerine kavuşman dileğiyle mutlu yıllar..
♥ En büyük zaman hırsızı, yaşadığımız kararsızlıktır. 2008 yılı tüm kararlarımızın gerçekleşmesi ve mutluluğu getirmesi dileğiyle, nice mutlu yarınlara..
♥ Şunu unutma: Her şeyin yok olduğunu düşündüğünüz anda, gelecek hâlâ yerindedir. Yeni yıl geleceğin ilk adımıdır. Mutluluk ve başarı dileklerimle..
♥ Başaramadığınız zaman düş kırıklığına uğrayabilirsiniz ancak, yeniden denemezseniz işte o zaman sizin için her şey bitmiş demektir. 2008 yılının ülkemiz, ailemiz ve hepimiz için mutlu ve başarılarla dolu olması dileğiyle..
♥ 2007′ye ELVEDA, 2008′e MERHABA!! Hoşgeldin Yeni Yıl…
♥ 2008 yılının sağlık, mutluluk, başarı ve bol kazanç getirmesi dilekleriyle. Neşe dolu yıllar!
♥ Yaşamınca güzel yıllar, mutlu yarınlar, dostça dostluklar hep senin olsun. MUTLU YILLAR!
♥ Yeni yılda tüm dargınlıkların bitmesi ve barış içinde yaşanması dileğimle…
♥ Bugün, yarına dünle beslenerek yol alır. 2008 yılı senin güzel yüreğinle birlikte sana mutluluk getirecektir, eminim. İyi yıllar dileğiyle ..
♥ Bu dünyada mutlu olan insanlar; ayağa kalkıp istedikleri koşulları arayan, bulamazlarsa da yaratan insanlardır. Nice mutlu yıllar sana yakışacaktır..
♥ Mutlu insan sevgisine ve kendine güvenendir. Sevgi bütün kapıları açar .. Yeni yılda sevgi dolu günler dilerim.. Mutlu yıllar.
|
| Yeniyıl Mesajları 2 |
♥ Bulutsuz gökyüzü senin olsun demiştim; ümitlerin solmasın, tükenmesin diye. Yeni yılda hiç ümitsiz kalmaman ve hayallerine kavuşman dileğiyle.. İyi yıllar!
♥ Geleceği oluşturacak her yeni günün bir önceki günden daha güzel, isteklerinize uygun ve sizi daha da mutlu etmesi dileğiyle. Mutlu Yıllar!
♥ Yaşamınca güzel yıllar, mutlu yarınlar, dostça dostluklar hep senin olsun. MUTLU YILLAR!
♥ Yeni yılda tüm dargınlıkların bitmesi ve barış içinde yaşanması dileğimle…
♥ Baharda gelinciklerin en güzel başlangıçları müjdelemesi gibi yeni yılda da tüm güzelliklerin sizinle olması dileğiyle? Nice mutlu yıllara!
♥ 2007 yılının sağlık, mutluluk, başarı ve bol kazanç getirmesi dilekleriyle. Neşe dolu yıllar!
♥ Sevgi bestesinin tınılarını yüreğinizde hissedeceğiniz, ümitlerinizin dostluklarla pekişeceği, gülücüklerinizin hiç bitmeyeceği, sevgi, huzur ve barış dolu bir yıl dileğiyle…
♥ Baharda gelinciklerin en güzel başlangıçları müjdelemesi gibi yeni yılda da tüm güzellikler sizinle olsun? Mutlu ve sağlıklı yıllar!
♥ Yeni Yıl; Türkiye için umutlu, bereketli, 2006′de yaşanan tüm olumsuzlukların tersinin yaşanacağı bir yıl olmasını dileriz… Nice Yıllara…
♥ Sevgi bestesinin tınılarını tüm insanların yüreğinde hissedeceği, hüzünlerinizin dostluklarla silineceği, ümitlerinizin hiç bitmeyeceği, sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir yılı sevdiklerinizle birlikte geçirmeniz dileğiyle. 2007 yılı size sağlık, mutluluk, başarı ve bol kazanç getirsin! Neşe dolu bir yıl geçirin!
♥ Şeker gibi tatlı, masal gibi güzel bir yıl diliyorum..
♥ Bembeyaz yağan kar, ne yaşanmışsa yaşansın örter geçmişin hatalarını… Yeni bir gelecek sunar bize ve yeni bir başlangıç… Yeni yılın tüm insanlığa ve ülkemize barış, mutluluk getirmesi dileğiyle yeni yılınızı kutlarım. Her şey gönlünüzce olsun!
♥ YENİ YILDA; Hayatı tutabilmek, Sevgiyi kaçırmamak, Keşke dememek için düşlerini ikiyle çarp bu kez… Ve onları gerçekleştirecek zamanı ayır kendine… MUTLU YILLAR!!
♥ Bulutsuz gökyüzü senin olsun demiştim; ümitlerin solmasın, tükenmesin diye. Yeni yılda hiç ümitsiz kalmaman ve hayallerine kavuşman dileğiyle.. İyi yıllar!
♥ Her Yeni Yıl, yeni tazelenen umutların, çoğalan sevgilerin habercisidir. 2008 yılı da böyle olsun ama hep güzel olsun.. Nice Yıllara..
|
| Yeniyıl Mesajları 3 |
♥ Bembeyaz yağan kar, ne yaşanmışsa yaşansın örter geçmişin hatalarını… Yeni bir gelecek sunar bize ve yeni bir başlangıç… Yeni yılınız kutlu olsun…
♥ Yeni yılın tüm insanlığa ve ülkemize barış, mutluluk getirmesi dileğiyle tüm dostların yeni yılı kutlu olsun.
♥ Kardeşliğin doğduğu, sevgilerin birleştiği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de umutlu, yine
♥ 2007 yılında da hiç ümitsiz kalmaman ve hayallerine kavuşman dileğimle. İyi ve sağlıklı seneler!
♥ Yeni yıl bizlere kutlu olsun.. Yeni yıl sizlere de kutlu olsun.. Sağlık, başarı ve mutluluk dolu olsun..
♥ Yeni yıl bizlere kutlu olsun.. Yeni yıl sizlere de kutlu olsun.. Sağlık, başarı ve mutluluk dolu olsun..
♥ Daha iyi yıllara, hep birlikte, elele.. MUTLU YILLAR !!!
♥ Yaşamın kaynağı .Sevgi ise sevgi bir tutku, tutku bir amaç, amaç bir şeyleri birileriyle paylaşmaksa, paylaşmak dostluk, dostluk hatırlamaksa eğer hep aklımdasınız! Yeni yılda da dostluğumuzun daha da pekişmesi ve ebedi olması dileğimle daha nice mutlu yıllara!
♥ Yine yeni bir yıl var kapımızda. 2008 yılına gireceğimiz şu günlerde istediğiniz her şeyin gerçekleşmesi dileğiyle. Geleceğinizi oluşturacak her yeni gün bir önceki günden daha güzel, isteklerinize uygun ve sizi mutlu edecek şekilde olsun! İyi Seneler!
♥ Yeni bir yıla girerken sevgi ve barış diliyorum. Savaşların, acıların ve felaketlerin, geçip giden koca bir yıl gibi geride kalması umuduyla.. Nice Yıllara!
♥ Yeni yılın tüm insanlığa ve ülkemize barış, mutluluk getirmesi dileğiyle yeni yılı kutlu olsun.
♥ Bir yıl daha geçti. Mutluluğunun ömür boyu devam etmesini,yaşantında hiçbirşeyin seni üzmemesini diler ve yeni yılını candan kutlarım.
♥ Yeni yılın tüm insanlığa ve ülkemize barış, mutluluk getirmesi dileğiyle tüm dostların yeni yılı kutlu olsun.
♥ Sevgi bestesinin tınılarını yüreğinizde hissedeceğiniz, ümitlerinizin dostluklarla pekişeceği, gülücüklerinizin hiç bitmeyeceği, barış dolu bir yıl dileğiyle…
|
|
|
14 Aralık 2007 , Cuma
Kategori (Sağlık)
|
SORU KATEGORİLERİ
|
|
Adet düzensizliği - gecikmesi
bobrek rahtsızlıkları ıdrar yollrı enfeksıyonu adet gecıkmsıne neden olabılırmı…tes edrımm
mrb,
eğer basit düzeyde ise etkilemez, kronik böbrek hastası veya diyaliz hastası ise etkileyebilir
|
| |
SİBEL Adet düzensizliği - gecikmesi
(01-12-2007)
Dr.bey ben tam bir ay önce kürtaj oldum fakat daha hala adet görmedim tekrar hamile kalma olasılığım varmıdır doktorum bu sürenin bazen kırk yada kırkbeş güne çıkabileceğini söyledi bu normalmidir
mrb,
kürtaj sonrası adet görülmesi kürtajın yapıldığı tarihtan sonraki 3 ila 6 hafta içinde olmaktadır genelde,bu normaldir yani
|
| |
betul Adet düzensizliği - gecikmesi
(18-11-2007)
selamile, hacca gidecek bayanlarin adetgUnlerini tehir etmek icin kullanilan haplarin bir zarari varmi ?Tavsiye edrmisiniz etmezseniz nicin ? TESEKKURLER
mrb,
doktor kontrolünde yapılırsa sorun yoktur, zaten ultrason yapıp mani yoksa çokça uygularız.
Allah nasip ve kabul etsin, yolunuz açık olsun
|
| |
ebru Adet düzensizliği - gecikmesi
(31-10-2007)
merhaba cenk bey… ben 26 yaşında bekar bir genç kızım.Adetlerim düzenli fakat kanamalarım çok az oluyor ,bu normal midir, yani sizin dediğiniz ölçülerin dahi altında (1 yada en fazla 2 ped ) adet günüm ise toplam 5 gün .kanamayı artıracak ne yapabilirim,az kanamanın halk içinde kilo almaya yol açtığı falan söyleniyor,doğrumudur??.kilom normal ama spor yada vb.aktivitelerin kanamayı etkinleştirme yada artırma özelliği olurmu?.. sizden önerilerinizi bekliyorum ..teşekkürler
5 gün, günde 1-2 pet kanama normaldir
|
| |
tubiş Adet düzensizliği - gecikmesi
(30-10-2007)
merhaba hocam, ben 4 aylık evliyim.son 2 adetimi 2 -3 gün önceden oluyorum.nedeni ne olabilir,zararı varmıdır,nasıl bir tedavi uygulanabilir?
bu olabilir, süre dahada kısalırsa muayene olunuz
|
| |
Adet düzensizliği - gecikmesi
(–)
Merhaba Cenk Bey, yaklaşık 1 ay veya 45 gün önce kız arkadaşım bakire olduğu için anal ilişkiye girdim. Prezervatif kullanmadım. Herhangi bir sorun olmadı. Ancak ilişkiye girdikten sonra kız arkadaşım adet görmediğini söyledi. Ve karın bölgesinde şişkinlik olduğundan bahsetti. Bu arada yaşım 26. Anal ilişkide hamile kalınmaz ancak adet görmeme sebebi ve şişkinliğin nedeni ne olabilir. Cevaplarsanız sevinirim.?
bu stress veya baska nedenlerden dolayi olmus olabilir,muayenesiz bunun nedeni bilinemez
|
| |
Adet düzensizliği - gecikmesi
(–)
Merhaba ben güzel; size çok önemli bir soru sormak istiyorum ve lütfen en kısa zamanda cevap yazarsanız çok sevinirim. Ben Kasım 1989 doğumluyum ve daha regl olmadım ama akıntım çok var 2002′nin nisan sonunda akıntım başladı acaba akıntı olunca kesin regl olucam anlamına gelirmi ve 1,54 boyndayım annem 1,63 babam 1,69 boyunda ben ne kadar daha uzarım cevap yazarsanız çokkkk sevinirim şimdiden çok teşekkkürler.
akıntı denilince ; vajinanın normal ıslaklığından daha fazla sıvı gelmesi anlaşılır.
akıntı adet görüleceği anlamına gelmez, bir hastalık belirtisidir genelde,
bu yaşlarda adet görmeye başlamanız gerekir,
vücudunuzda kıllanma ve göğüslerde büyüme cinsel gelişin göstergesidir.
Boya gelince aileden gelen faktörlerin yanı sıra beslenme ,spor gibi etkenlerde etkili olur.
düzgün beslenip,spor yapın ve sigara ,içki kullanmayın
|
| |
Adet düzensizliği - gecikmesi
(–)
merhaba.ben 24 yasindayim dogumkontrol hapini bir sure once biraktim simdi duzensiz adet goruyorum hamile degilim ne yapmaliyim tesekkurler.
Bu hormonal veya psikolojik veya kullanilan başka bir ilaca bağlı olabilir,
tedaviler nedene yönelik yapılır,
nedeni tespit etmek gerekir.
Nedenin nasıl ve nerede tespit edileceğinide biliyorsunuz sanırım !!
|
|
|
|
14 Aralık 2007 , Cuma
Kategori (Sağlık)
www.mutluinsan.com dogum bölümünü hazırlarken bu sayfadan alıntılar yaptık ve yazıları yayınladık.Hazırlayanların ellerine saglık
|
|
14 Aralık 2007 , Cuma
Kategori (Sağlık)
Hamile kalan her bayanı ,birazda babaları katarsak yeni anne ve baba adaylarını 9 ay boyunca en çok düşündüren konu doğumun nasıl olacağıdır. Özellikle ilk hamilelikte hamile bayan doğumda neyle karşılaşacağını ,hangisinde neler hissedeceğini bilmemekte sezeryanın mı yoksa normal doğumun mu daha iyi olacağına karar verememekte,arkadaşları,aile büyükleri,daha evvel bebek sahibi olmuş kişilerin söyledikleri ile bir o tarafa ,bir bu tarafa meyil etmekte ,panik ve heyecan içinde bir çıkar yol aramaktadırlar.
Peki ne ne zaman yapılmalı,nasıl karar verilmeli? kime danışmalı?
Tabi ki bu konudaki yol göstericiniz ,daha doğrusu karar verecek ve kararı size onaylatacak kişi hekiminizdir.
Çünkü sizin ne istediğiniz veya neye inandığınızdan çok önemli olan ,neyin gerekli olduğu veya sezeryanın mı yoksa normal doğumun mu hem anneye hem de bebeğe o anki pozisyon içinde faydalı olacağıdır.
Hemen her gebelikte başlangıçta yapılan kontrollerde bir özellik yoksa doğumun normal doğum olarak yapılması planlanmalı,eğer gebelik sırasında veya son dakikalarda bir problem ortaya çıkarsa sezeryana dönülünebilinmelidir .Yani başlangıçta özel bir durum yoksa şu veya bu olacak diye kesinkes şartlanılmamalıdır,çünkü doğum anında veya yaklaştıkça her şey değişebilir,oluşabilecek sıkıntılara göre kararlarda değişebilmektedir.
Gebeliğin başlangıcında kesinkes sezeryana karar verdiğimiz bazı özel durumlar vardır,bunların başında ;
-çatısı dar(kalça yapısı doğum yapamayacak kadar dar olan),doğuma uygun olmayan hanımlar ,
-bebeğin duruş bozukluğu(yan duruş gibi doğuma olanak vermeyen duruşlarda)olduğu durumlarda,
-genelde yaşlı gebeliklerde( 35 yaş üstü ve ilk gebeliği olan hanımlarda)
-bazı çok genç anne adaylarında
-anne adayının ıkınmayı engelleyecek hastalıklarında (çeşitli göz bozukluğu,yüksek tansiyon,bel fıtığı gibi )
-anne adayının psikolojik olarak veya zihinsel olarak normal doğumu tolere edemeyeceği durumlarda
-ikiz,üçüz gebeliklerin çoğunda
-gebelik sırasında gelişen tansiyon problemlerinde
-rahim ağzı hastalığı(rahim ağzı kanseri gibi)olanlarda,
-plasentanın(çocuğun eşi)rahim ağzını kapadığı durumlarda,
-genelde eski sezeryan geçirmiş hanımlarımızda,
-bazı kalp rahatsızlıklarında,
-vajinada mikrop veya hastalık olan bazı durumlarda(herpes veya tümör gibi)
-vajen daraltma ameliyatı geçirmişlerde
ve birkaç diğer nedende hekiminiz sizi değerlendirecek ve kesin karar verebilecektir. Bunların dışındaki kesin olmayan durumlarda verilecek karar gebeliğin gidişine ,annenin ve bebeğin sağlık durumuna göre son dakikaya kadar değişecektir.
Normal doğum;yıllardır insanoğlunun ve bütün memeli canlıların soylarını devam ettirdikleri doğal bir yöntemdir. En önemli özelliği kendi kendine olmasıdır .Normal bir doğum sonrası anne kısa bir dinlenme süresi sonunda normal günlük yaşantısına dönebilmektedir. Ve eğer doğumu hastanede yapmışsa(ki artık evde doğumu oluşabilecek aksiliklerin önlenebilmesi açısından önermiyoruz) kısa sürede evine dönecektir. Bazılarına göre de çekilen doğum sancısı kadını olgunlaştırmakta,geliştirmektedir.
Peki normal doğumun rizikoları nelerdir;
-tamamen normal seyreden bir doğumda bile her an bir problem gelişebilir,
-bebeğin çıkışta oksijensiz kalması,
-bebeğin çıkışta sıkışıp kalması,
-vajende oluşabilecek yırtıklar,
-zor doğumlarda sonradan ortaya çıkan idrar kaçırma problemleri ve bunun gibi nedenlerdir.
Ama bu tip sıkıntılar çok nadiren oluşmaktadır ve uygun koşullarda yapılmaya çalışılan normal doğumlarda hemen müdahale etme şansı vardır.
Anne adaylarımızı normal doğumdan korkutan olayların başında ise bazen 12 saate kadar uzayabilen doğum sancılarının yarattığı sıkıntıdır. Ama günümüzde gelişen anestezi teknikleri ile ağrısız doğum,hipnozla ağrısız doğum gibi yenilikler bu korkuları ortadan kaldırmaktadır.
Başkaca ise doğumun nerede ve ne zaman başlayacağının bilinmemesi,hastaneye yetişememe veya doktoru bulamama gibi nedenler anne adaylarını sezeryana yönlendirmektedir. Ama bunlarda daha önceden hekiminiz ile bütün olasılıklar konuşularak yok edilebilinir.
Sezeryan; anne karnının kesilerek rahmin içinden bebeğin karın yolu ile çıkarılmasıdır(doğurtulmasıdır).
Sezeryan (tıbbi olarak ‘’sezeryan seksiyo” olarak adlandırılır) isminin Julius Sezar’ın doğumuyla bir ilgisi olmadığı düşünülmektedir. Tarihçilere göre bu isim Numa Pompilius (M.Ö 715-642) zamanından beri gelip Sezar(Casears) kanunlarında geçen bir hükme göre ölen gebeliği ilerlemiş kadınların rahimlerindeki çocuğun alınması gerekliliğinden gelmiştir,yani lex caesarea kelimesinden gelmiştir. Bazı tarihçilere göre ise latince kesmek (caedere)kelimesinden türemiştir.
Canlı bir hastada ilk sezeryan 1610 yılında yapılmıştır.
İlk başarılı sezeryan ameliyatı ise 1794 yılında Amerika’da gerçekleştirilmiştir.
Sezeryanla ,normal doğumda oluşabilecek yukarıda saydığımız ve sayamadığımız bütün rizikolar yok edilmektedir. Ve son yıllarda da sezeryan ile doğum sayısında büyük bir artış vardır,bunun nedeni de anne adaylarının normal doğumdan korkmaları ve kendilerinin sezeryan istemeleridir. Sezeryanla doğumda bebek açısından bütün risklerin çok azalması da büyük bir avantajdır. Bunun yanında sezeryanla doğumda normal doğuma göre anne açısından daha risklidir. Birinci risk anestezidir, ,ama epidural veya spinal anestezi ile(sırttan yapılan iğne ile belden aşağısının uyuşturulması)bu rizikoyu azaltılmakta buna ek olarak iğnenin yapıldığı yerden omur-beyin sıvısı iltihabı rizikosu az da olsa gündeme gelmektedir. Sezeryan sonrası 3-4 gün hastanede kalma,normal hayata dönmenin 5-6 günü bulması,ameliyat sonrası ağrı normal doğuma göre dezavantajdır. Ameliyat yerlerinden enfeksiyon kapma,geç yara iyileşmesi,veya iyileşmemesi,uzun dönemde dikiş yerlerinde ve karın içinde ağrı olabilmesi,karın içinde yapışıklıklar olabilmesi sezeryanın rizikolarındandır.
Görüldüğü gibi her ikisinin de bir birine göre avantajlı,dez avantajlı yönleri vardır,ve tek başlarına değerlendirilmemektedirler.
Yapılması gereken zamanın ve gebeliğin hem anne hem de bebek için neler getirdiğine bakmak,neyin her ikisi içinde en iyisi olacağına doğru karar vermektir. Bunun içinde herhangi bir fikirde ısrarcı olmadan sakin ve kontrollü hareket etmek ,hekiminizin uyarı ve önerilerine uymak,onunla uyum içinde hareket etmek gerekmektedir,ve son kararı koşullara göre onunla birlikte vermek en uygun olanıdır.
Sağlıklı kadın = mutlu kadın Hep mutlu olun
Düzenli kontrollerinizi yaptırmayı ihmal etmeyiniz !
|
|
14 Aralık 2007 , Cuma
Kategori (Sağlık)
| Doğum Başladı mı? Doktorumuzu arayalım mı? Hastaneye Ne Zaman Gidelim? |
|

Önce sizi tebrik eder
ve sakin olmaya davet ederiz,yakında anne olacaksınız belki
bazılarınız için bu ilk kez olacak ve neler yaşayacağınızı bilmiyorsunuz,gerçi
daha evvel doğum yapmışlar içinde fazla bir şey fark etmiyor,insan vücudu günden
güne değişiyor ve her doğum bir öncekinden çok çok farklı olacaktır.
Son adet tarihinize ve ultrason tetkiklerinize göre size bildirilen veya beklenen bir doğum yapma tarihiniz vardır,eğer bu tarihten önce herhangi bir şikayetiniz
ağrınız veya sızınız veya karında sertleşme olursa hemen doktorunuzu arayınız.
Eğer doğum yapacağınız tarihe yaklaşık 10 gün kalmış ve doktorunuzla irtibat halinde iseniz yani özel bir doktorunuz varsa o sizi yönlendirecektir.
Ben kendi takip ettiğim gebeleri 9.ayda ay başında bir kez,15 gün sonra bir daha,ve bir hafta kala da son kez olmak üzere kontrole çağırdığım için
durumları hakkında yeterli bilgiye sahip olurum.
Eğer özel bir doktorunuz yoksa da sizi hastanede takip eden doktorlar bu konuda sizi yönlendireceklerdir.
Peki,ne zaman neye dikkat edelim;
ilk şey ; ağrıların gelişi ve sıklığı, yani kaç dakikada bir ağrı geliyor ve geldiğinde kaç dakika sürüyor bu çok
önemli.Ağrıların ne kadar sürdüğünü anlamak için kendiniz veya yanınızdaki birisi karnınıza elini koyarak karındaki sertleşmeyi saat ile takip edebilir.Başlangıçta farklı aralıklarla gelen sancılar bir düzene girecek ve ritmik olarak gelecektir,
mesela; her 15 dakikada bir gelen ve yaklaşık 2 dakika süren ağrım var gibi.
hekiminiz arama veya hastaneye gitme zamanı ;
ilk kez doğum yapacak gebelerde 7-8 dakikada bir geliyorsa,daha evvel doğum yapmış gebelerde 10 dakikada geliyorsa ,uygun zamandır. Tabii ki
bu normal şartlar altında ve kontrol altında bulunan gebelerdedir.
En önemli şey suyunuzun gelmesidir,suyunuzun geldiğini hissettiğiniz anda nerede
olursanız olunuz,yere yatıp ayaklarınızı havaya kaldırıp bir süre beklemenizdir.Bu
bebeğin göbek kordonunun rahim ağzından bebekten önce gelip sarkmasını engelleyebilecektir.
Kordon önceden gelirse daha arkadan gelen bebek başı ,kan akımının geçtiği göbek kordonunu rahim ağzında sıkıştırıp bebeğe zarar verebilir.
Her hangi bir koşulda suyun gelmesi halinde ise hiç beklemeden doktorunuzu aramalısınız.
|
|
|
13 Aralık 2007 , Perşembe
Kategori (Eğitim)
|
Erken çocukluk adı verilen 0-6 yaş arası dönem, çocuğun en hızlı geliştiği, büyüdüğü ve çevresiyle etkileşimden en çok etkilendiği dönemdir. Erken çocukluk dönemindeki deneyimler beynin gelişimi için belirleyicidir. Çocuğun bu dönemde yeterli beslenmesi ve gelişimini destekleyen bir ortamda bulunması gerekmektedir. Erken Çocukluk Eğitimi, insan gelişiminin en önemli devresinde bu imkanı sağlamaktadır…
|
|
Sevinç, gurur, mutluluk, endişe, korku… Anne baba olmanın beraberinde getirdikleri. Bu duyguların kaynağı çocuklarınızı en iyi şekilde büyütmek, yetiştirmek isteğinizdir. 0-6 yaş arasındaki dönem, onun en hızlı geliştiği, büyüdüğü ve çevresinden çok etkilendiği dönemdir. Hamilelik sürecinden başlayarak, çocuğunuzun ilk 6 yılında onun gelişimini desteklemeniz için farklı konularda bilgi, öneri ve fikir sunarak size yardımcı olmak ve sorularınıza cevap bulabilmek istiyoruz.
|
|
Okul öncesi devrede çocuğun yaşadığı deneyimler, tecrübeler, etkileşim içinde bulunduğu kişiler ve ortamlar, onun gelişimi ve büyümesi için belirleyicidir. Bu yaşlar onun en hızlı geliştiği, büyüdüğü ve çevresinden en çok etkilendiği dönemdir. Bu alanda çalışan bir eğitimci olarak, onlara bu imkanları sağlamadaki önemli rolünüz ve sorumluluğunuzda size destek olmak için, burada farklı bilgi ve kaynaklar sunuyoruz.
|
| “ 7 Çok Geç ! ” Kampanyası |
|
Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) uzmanlık alanı olan 0-6 yaş dönemi, erken çocukluk eğitiminin önemi konusunda kamuoyunu bilinçlendirmek ve Türkiye’deki bütün çocukların okul öncesi eğitim hizmetinden yararlanabilmesini sağlamak amacıyla “7 Çok Geç” adlı bir kampanya yürütmektedir. Kampanya kapsamında yapılan ve yapılması planlanan tüm faaliyetler burada sizlere sunulmaktadır. Hedefimiz sizlerin de bu bilincin yaygınlaşması, talebin artması için destek olmanızı sağlamak, ilgili kurum ve kuruluşların dikkatini çekmektir.
|
|
|
13 Aralık 2007 , Perşembe
Kategori (Eğitim)
*Çocukları kendinize karşı saygılı yapmak için; Ona karşı daima güler yüzlü olun küçük kabahatlerini cezalandırmayın, niyetinin ne olduğuna bakın. Onun hislerine değer verin ve bunu gösterin. *Çocukların kendinize güvenini kazanmak için; Onları babaları ile korkutmayın, babasından ve annesinden her olumlu hareketinde destek göreceğini anlatın onların sevinçlerini paylaşın acılarına ortak olun, size bir şey sorduklarında ilgiyle cevap verin. Çocukların size güvenmesini sağlamak için onlara boş vaatlerde bulunmayın vaadinizi yerine getirir eşler olarak birbirinize saygı gösteriniz çocuklarınızın önünde birbirinize karşı davranmayınız. *Çocukların size saygı göstermesi ve iltifat etmesi için; Çocukların kusurlarını, suçlarını alay ve hakaretle karşılamayın, her şeylerini tenkit etmeyin zira tenkit edilen çocuk çekingen olur. (Olumlu tenkitler hariç) *Çocuklarınızın sözünüzü dinlemeleri için; Emir verirken yerine getirip getirmediklerine bakın onlardan yerine getirebilecekleri şeyler isteyin, kuru tehdit savurmayın. Çocukları kardeşlerini sevmeleri için birini cezalandırırken, öbürünün mükafatlandırmayın bu düşmanlığa yol acar. Birini severken ve takdir ederken aynı şeyleri diğerlerine de yapın. Birbirlerine hakaret ettikleri zaman hemen araya girin ceza verirken suçun kimde olduğuna bakın. *Çocuklara insanları sevdirmek için; Onlara daima iyi insanlardan bahsedin dünyadaki yardımlaşmadan ve iyiliklerden bahsedin. *Çocukları yumuşak ve merhametli yapmak için; Herkese ve çocuğa yumuşak davranın, zayıfları koruyun, bıçak ve tabanca taşımayın. *Çocukları kıskanç yapmamak için; Çocuğun yanında durumu iyi olanları çekiştirmeyin. Varlıklı, işi yerinde, mutlu İnsanların başkalarını düşünmeyen insanlar olduğunu söylemeyin. *Çocukları tabiattaki güzelliklerle karşı duyarlı yapmak için; Onlara Allah’ın sanat harikalarıyla dolu olan tabiatla ilgilenince bu meraklarıyla alay etmeyin. Çiçekle, böcekle, kurtla, kuşla ilgilenmesini teşvik edin. Onlara çok küçük yaşta okuma yazma öğretmeyin, seviyesinin üstünde bilgi vermeyin. Ders çalışmadığı için bedensel ceza vermeyin. *Çocukların hayal ve kabus görmemeleri için; Onlara sihirden, büyüden, peri masallarından, Kaf dağının ardındaki devden, kötü kalpli cadıdan vs. bahsetmeyin, ve bu tür film ve dizilerden uzak tutun. *Çocuklarınızın inatçı olmamaları için; Onların her istediğini yerine getirmeyin. Çünkü böyle bir durumda istediği şeyi alamayan çocuk inatlaşabilir. Yalnızca onların haklı isteklerini yerine getirin. Eğer çocuk ‘illa da istiyorum’ diye tepinmeye başlar ve sizde bundan sonra istediğini yerine getirirseniz çocuk haklı haksız her istediğini elde etmek için tepinir. *Çocuğun yalancı olmaması için; Yalan söylemeyin. Ona sürekli yalanını kötülüğünden bahsedin daha küçüktür diye yalanlarını hoş görmeyin. Eğer çocuk suçunu itiraf ediyorsa onu cezalandırmayın. Çünkü bazı durumlarda çocuk sırf cezadan kurtulmak için yalan söyler. *Çocuğun kimseye iftira atmaması için; Çocukların yanında kimseyi çekiştirmeyin. Çocukların nankör ve somurtkan olmamaları için her şeyin iyi yönünü gösterin hayattan ve kaderinizden şikayet etmeyin. *Çocukların gayeli, enerjik ve hayata sıcak bakan bir fert yapmak için; Onlara ders yönünden fazla baskı yapmayın, bunun yerine dersin öneminden bahsedin oyun oynamak istiyorlarsa onlara gerektiği kadar izin vermeyin. Onun hoşlandığı ve yeteneği olduğu mesleğe yönlendirin. Çocuğu sosyal faaliyetlere katın. (spor faaliyetleri, folklor, satranç, resim vb.) *Çocukların tutumlu olmaları için; Nereye sarf ettiklerine bakmaksızın bol para vermeyin. Çocuğunuzun harcamalarını nereye yaptığını inceleyiniz. Kumbara alarak harçlıklarını bir kısmını biriktirmeleri için (ara-sıra bir miktar atarak) sağlamaya çalışınız. *Çocuklara güven duygusu yerleştirmek için; Çocuklar kendilerini size beğendirmek isterler. Bunun için kendince ev işi yapar, hoplar, zıplar, bütün bunları taktir edin ve olumlu iş yapmaları için teşvik edin. Kendi başlarına iş yapmalarına olanak hazırlayın. Bu onları hayata hazırlayacaktır. Başaramayacakları işleri vermeyin. *Çocuklarınızı düzene ve temizliğe alıştırmak için; Yataklarını, oyuncaklarını, kitaplarını ve evi düzelttiklerinde tebrik edin ve onlara ödül verin. Ama her zaman ödül vermeyin. Zira ödül araç olmaktan çıkıp amaç olabilir. Çocuklara dürüstlük aşılayın mutluluğun sadece parada ve zenginlikte olmadığını canlı bir örnek ile anlatın. *Onların cimri olmamaları için; Paraya çok değer vermeyin. Fakirleri, miskinleri, bakıma muhtaçları koruyun. Çocuğunuzun yanında yardıma ihtiyacı olanlara yardım edin. Bu onlarda merhamet duygusunu gelişmesine yol açar. EĞER *Bir çocuk düşman bir çevrede yaşarsa kavgacılık öğrenir. *Bir çocuk korku içinde yaşarsa korkmayı öğrenir. *Bir çocuk kıskançlık içinde yaşarsa nefret etmeyi öğrenir. *Bir çocuk vermeyi öğrenirse sevmeyi öğrenir. *Bir çocuk ona cesaret veren bir çevrede yaşarsa kendine güvenmeyi öğrenir. *Bir çocuk onu öven bir çevrede yaşarsa oda taktir etmeyi öğrenir. *Bir çocuk sevilirse sevmeyi öğrenir. *Kendine değer veren bir çevrede büyürse bir gayesi olduğunu öğrenir. *Daima dürüst muamele görürse adaletli olmayı öğrenir. *Daima dostluk güler yüz ve anlayış gösteren bir çevrede yaşarsa dünyanın içinde yaşanacak güzel bir yer olduğunu öğrenir. ALTIN KURALAR *Gülünç duruma düşürülen çocuk çekingen olur. *Tenkit edilen çocuk her zaman kendini kabahatli bulur ve kendine güveni olmaz. *Kendisine inanılmayan çocuk, yalancı ve dolandırıcı olur. *Kin ve nefret içinde yaşayan çocuk, düşmanca duygular geliştirmeye başlar. *Kendisine sabırla muamele yapılan çocuk, hoşgörülü olur. Unutmayın ki çocuk anne ve babasının ortak eseridir. ÖZEL FEZA EĞİTİM KURUMLARI PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK ve REHBERLİK SERVİSİ
|
|
13 Aralık 2007 , Perşembe
Kategori (Eğitim)
ANNE BABALARA ÇOCUK YETİŞTİRMEDE ÖNERİLER Anneler ve babalar; Çocuklarınız sürekli bir büyüme ve değişme içindedir. Sizin çocuğunuz olsa da sizden ayrı bir kişilik geliştirmektedir. Onu tanımaya ve anlamaya çalışın. Çocuğunuz, yaşamı deneme ve taklit yoluyla öğrenir. Ona ayak uydurmakta zorluk çekebilirsiniz. Onları oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşlarında özgür bırakın. Onu her yerde ve her zaman koruyup kollamayın. Onu, küçük diye şımartmayın. O zaman çocuğunuz hep çocuk kalmak ister. Çocuksu davranışlar sergiler. Her istediğini istediği zaman elde edemeyeceğini onlara öğretin. Onlara, yerli yersiz söz vermeyin. Sözünüzü tutamazsanız sizlere olan güveni azalır. Çocuğunuza kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığını görünce onu sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakları ona, “aile kuralı” olarak benimsetin. Çünkü hiç kısıtlanmayınca ne yapacağını şaşırırlar. Ona karşı tutarsız davranışlar sergilemeyin. Çünkü onlar, tutarsız davranışlarınız karşılığında hem bocalar hem de onlardan yararlanırlar. Çocuğunuza sürekli nasihat vermeyin. Onlar nasihatinizden daha çok davranışlarınızdan etkilenirler. Yanlış yapmaktan korkmayın. Çünkü çocuklar, bunları çabuk unutur. Birbirinize karşı saygı ve sevgiyi koruyun. Aranızda saygı ve sevginin azaldığını görmek onları yaralar ve sürekli tedirgin eder. Çok konuşup çok bağırmayın. Çünkü onlar yüksek sesle konuşulanları pek duymazlar. Yumuşak ve kesin sözler, onlarda daha iyi iz bırakır. “Ben senin yaşında iken….” vb. sözlerle asla kulak asmazlar. Kendinizle özdeşleştirmeyin. Onları olduğu gibi kabul edin. Yanılma payı bırakın. Küçük yanılgılarını büyük suçmuş gibi başına kakmayın. Korkutup, sindirerek, suçluluk duygusu aşılayarak usandırmaya çalışmayın. Yaramazlıkları için onları kötü çocukmuş gibi yargılamayın. Yanlış davranışları üzerine durarak düzeltin. Ceza vermeden önce mutlaka onu dinleyin. Suçunu aşan cezalar vermeyin. Onu dinleyin. Çünkü öğrenmeye en yatkın olduğu anlar, soru sorduğu anlardır. Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun. Gerçekleri söyleyin. Soru sorma şevkini kırmayın ve özenle cevaplandırın. Onları, yeteneklerinin üstünde işlere zorlamayın, başarabileceği işler için güdüleyin. Ona, güvendiğinizi belli edin, onu destekleyin ve çabasını övün. Onu başkalarıyla karşılaştırmayın, umut-suzluğa kapılmasın. Yaşının üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın. Öğrenmesi için zaman tanıyın. Dürüst davranmadığı zaman, çok fazla üstüne gitmeyin. Onu, yalan söylemeye sevk etmeyin. Sizi çok bunaltsa da soğukkanlılığınızı yitirmeyin. Kızabilirsiniz, ama onu aşağılamayın. Yoksa o da sizi yabancıların yanında güç duruma düşürebilir. Çocuğunuza karşı haksızlık ettiğinizi fark ettiğinizde, ona açıklamaktan korkmayınız. Açıklamalarınız, sizi ona daha çok yakınlaştırır. Bunu zayıflık olarak görmeyin ve kullanmasından korkmayın. Unutmayın ki, çocuğunuz sizi olduğunuzdan daha iyi görür. Kendinizi ona karşı yanılmaz ve erişilmez olarak göstermeye çabalamayın. Ondan “örnek çocuk” olmasını beklemeyin. Çünkü o, sizden kusursuz olmanızı beklemiyor. Sevecen ve anlayışlı olmaya çalışın. Çocuğunuza zorla yemek yedirmeye çalışmayın. Yemek yedirirken rahat davranın ve sağlıklı yiyecekleri alternatif olarak sunun. Çocuğunuz onlar arasından seçimini yapacaktır. Çocuğunuzun yeme isteğini yükseltin. Yediğinden emin olduğunuz yemek veya yemek çeşitlerini mutlaka sofrada bulundurun Yemek saatinden önce abur cubur şeylerle onun karnını doyurmayın. Yemek saatinde, onun acıkmış olması gerekmektedir. Yemeklerin görüntüsünün iştah açıcı olmasına dikkat ediniz. Tatlıyı (çikolatayı, şekeri…) yemeklere karşı rüşvet olarak kullanmayınız. Böylece tatlının yemeklerden daha çekici olduğunu düşünmezler. Yemek ya da yemekler arasında seçim yapabilirler. Herkes için yemek pişirmeyin, onun sevmediği yiyecekleri yenileriyle karıştırın. Yemek saatlerinin bütün ailenin zevk aldığı bir zaman dilimi olmasını sağlayın. Çocuklarınız, dövüşür, atışır ve kavga ederler. Kavgayı önleyemezsiniz ama onunla baş etme ya da daha aza indirmek sizin elinizdedir. Çocuklar genellikle günün belli saatlerinde ve belli durumlarda kavga ederler. Kavganın gerçek nedenini saptamak için ailenizi çok iyi gözlemleyin ve bunlara çözüm bulmaya çalışın Çocuklarınız kavga ettiği zaman hakemlik yapmayın, “kim başlattı” vb. sözlerle tartışmanın içine girmeyin. Onlara kavgalarla baş etme sorumluluğunu verin. Odadan çıkın, onların sizi kullanmasına izin vermeyin. Ancak olayın kötüye gittiğini hissettiğiniz durumlarda araya girin. Unutmayın; olayın ne kadar dışında kalırsanız çocuklarınız da kendi aralarındaki anlaşmazlıkları çözmede o kadar yaratıcı olacaklardır. Çocuklarınıza birbirlerine sevgilerini göstermelerini onlara öğretin. Çocuklarınız, zaman zaman şiddet duygusuna kapılabilirler. Bunu engelleyemezsiniz. Ama şiddet davranışlarını engelleyebilirsiniz. Bunun için çevreyle ilişkilerinde şiddet hareketlerine sapmalarını engelleyecek kurallar koyun ve bunları ödün vermeden uygulayın. Şiddet duygularını bastırmayın, duygularını size dökmesine fırsat verin. Böylece onları rahatlatmaya çalışın. İçten içe şiddet ve nefret duygularının gelişmesini engeller. Çocuklarınıza kitap sevgisini, küçük yaşlarda kazandırmaya çalışın. Çünkü onlar 0-6 yaşta ne almışlarsa 70 yaşında da o birikim iledir. Kitaba karşı ilk ilgi ve merakın uyanması, okuma öncesi dönemine rastlar. Çocuğun eline verilen bol renkli, resimli kitaplar, ona anlatılan çeşitli öyküler, masallar, oyun oynama düşlerine seslenen dizeler, tekerlemeler bu dönemde çok önemlidir. Çocuğun resimli kitabı eline alıp, kendi kendine yüksek sesle bir şeyler okuyup anlatıyormuş gibi yapması, çözemediği gizemli harflerin ardından çeşitli dünyaların da olduğunu, kavradığını gösterir. Okumayı öğrendikten sonra, harflerin ötesinde heyecan uyandırıcı, şaşırtıcı renkli dünyaların kimsenin yardımı olmadan kendi kendine çözümlemeye başlar. Artık kitap okuma çocuk için ayrılmaz bir bütün olur. Okumak; düşünerek, benimseyerek, özümseyerek bireyin hayat görüşünü belirler. Çocuklarınızın sevgi, dostluk, barış ve iyi değerleri içeren konulu kitapları okumasını sağlayın. Vurdulu, kırdılı, ezberciliğe dayanan, kin ve nefret konulu kitapları okumalarına izin vermeyin. Çocuk kitaplarında çevre, barış, eğitim, sevgi ve aşk, kadın erkek eşitliği, insan hakları, kuşaklar arası çatışma, geleneklerle hesaplaşma gibi kavramlarına yer verilmelidir. Bağnazlık ve ön yargıdan uzak olmalı, ırk üstünlüğü ve din ayrımı gibi inançlar aşılanmamalı, yurt sevgisi ve ulusal değerler aşılanmalıdır. Uluslararası düşmanlıklar körüklenmemeli, yiğitlik abartılmamalıdır. İnsan, çocuğa olumlu ve olumsuz yönleri ile tanıtılmalı, katı ahlak kuralları yerine insani değerler, hoşgörü ve esneklik esas alınmalıdır.
|
Sayfalar : [1] 2 3 4 5 6 ...
|
|