Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Kasım, 2007 Arşivi

27 Kasım 2007 , Salı
Kategori (Aşk)

KALPTEKİ YARALAR

Genc bir adam kentin merkezinde durmus, o yoredeki en guzel kalbin
kendi kalbi oldugunu soyluyordu.
Cevresinde buyuk bir kalabalik olmustu. Herkes en kucuk bir leke ya
da catlak olmayan bu kalbe imrenerek bakiyor, onun guzelligini
konusuyordu. Sonunda hepsi de bu kalbin gordukleri en guzel kalp
olduguna karar verdiler. Genc adam cok gururlandi ve daha yuksek sesle
kalbini ovmeye basladi. Aniden kalabaligin onunde yasli bir adam ortaya
cikti kalbinin guzelligini oven bu adama seslendi;
‘Bir dakika genc adam `’dedi’’senin kalbin benimki kadar guzel degil.’
Kalabalik ve genc adam hep birlikte yasli adamin kalbine baktilar.
Cok guclu atiyordu ama izler ve yariklarla doluydu. Kimi parcalari yok
olmustu, kimi parcalarin yerine kucuk, kucuk parcalar konmustu, ancak
bunlar tam yerine oturmamisti,gelisi guzel konmustu ve kimi
yerlerinde kocaman oyuklar vardi. Insanlar hayretle baktilar’
‘Nasil bu adam kalbinin daha guzel oldugunu soyleyebiliyor? Dediler.
Genc adam da yasli adamin kalbinin haline bakti ve’’saka yapiyor
olmalisin”dedi’ kendi kalbini nasil olurda benimkiyle
karsilastirabilirsin. Bak benimki mukemmel, senin ki ise yarik ve eksiklerle dolu”
Yasli adam kendisinden emin bicimde yanitladi genc adami;
”Evet” dedi .’seninki mukemmel gorunuyor, ben seninkiyle
yarisamam, Ama bak, benim kalbimde gordugun her yarik sevgimi
verdigim bir kisiyi temsil eder.

Kalbimin bir parcasini koparip onlara verdim ve
cogu kez onlarda bana kendi alplerinden birer parca koparip verdiler.
Ama tam benim parcaninbuyuklugunde olmadigi icin arada bosluklar
kaldi.Ancak ben bubosluklara Sukrediyorum. Cunku onlar,paylasilan
sevgileri bana animsatiyor.

Bazen ben insanlara sevgimi comertce vermeme karsin onlar
bana karsiligini vermediler.Bu derin bosluklarin nedeni iste bu
karsilikalamadigim sevgilerdir.Bunlar aci veriyor ama olsun,onlar da
benim sevgime karsilik vermeyen insanlari bana animsatiyorlar.
Ben yine de benim sevgime karsilik verecekleri bu bosluklari
dolduracaklari gunu bekliyorum.
Simdi GERCEK GUZELLIGIN NE OLDUGUNU ANLADIN MI ?
Genc adam yanagindan akan yaslarla sessizce duruyordu.
Yasli adama dogru yurudu harika guzellikteki kalbinden bir parca
kopardi ve yasli adamin titreyen ellerine verdi.
Yasli adam aldi ve onu kalbine yerlestirdi.Sonra kendi yara dolu
kalbinden bir parca koparip adamin
kalbindeki bosluga yerlestirdi.Bosluk doldu ama koselerde biraz
bosluk kaldi. Genc adam kalbine bakti.Artik mukemmel degildi ama
oncekinden daha guzeldi. Cunku yasli adamin kalbinde sevgi onun kalbine akmisti.

Birbirlerine sarildilar ve yan yana yurumeye basladilar



27 Kasım 2007 , Salı
Kategori (Aşk)

AŞK bir yıl sürer
SEVGİ bir ömür

AŞK gözünde büyütür
SEVGİ razı olur

AŞK aldatır
SEVGİ ikna eder

AŞK (aşık) kıskanır
SEVGİ (sevgili) güvenir

AŞK seni de onu da ikiye böler
SEVGİ ikinizi bir eder

AŞK zehir gibidir
SEVGİ ilaç

AŞK ay gibidir hep bir karanlık yüzü var senden gizlenen
SEVGİ güneş gibidir hep sana bakar içini ısıtır

AŞK gider (isteyince)
SEVGİ kalır (isteyerek)

AŞK çeker, ezer, cesaret kırar
SEVGİ iter, teşvik eder, yüreklendirir.

AŞK ise; o senin için hedeftir
SEVGİ ise; ikiniz de aynı hedefe koşan oklarsınız.



27 Kasım 2007 , Salı
Kategori (Aşk)

AŞKI BEKLERKEN

 

 

                       17 yaşın Velena’ sına
 

Coşup fışkırmak

Serpilip büyümek için

Asit yağmurunda yürüdüm

 

 

Ne yaprak açabildim

Ne de yeni sürgün verebildim

Çelimsizim, bereketsizim


Bilmiyordum ki….



27 Kasım 2007 , Salı
Kategori (Aşk)

HAYATIM’ A

 

 

   Ben o gün o salonda o toplantıda olmamalıydım. O güzel yüzünü,  kokunu almamalıydım. Alsam bile aldırmamalıydım baştan çıkaran, insana aşktan başka bir şey hatırlatmayan o kokuya…

 

    Aşkım benim….

Hiçbir suçum yok benim, her şey senin yüzünden oldu…

    O gözler bana  o kadar anlamlı bakıyordu ki

O eller de aynı nedenle bu kadar sıcaktı biliyorum… Ya o gülüş?  Yok,  yok ne gülüşü ne de bakışı beni etkileyen sendin . O koca salonda toplantının ortasında beni etkileyen o gözlerdi. Güneş ışığıyla aydınlanmış bir salonun köşesinde sakince  oturuyordum, ben oysa… Sevdaların kanatlandığı yüreğimin acısını bu dinginlikle bastırmaya çalışıyordum. Güneşin sıcaklığını değil senin sıcaklığınla ısınıyordum , buram buram senin kokun yayıldı salona. Sonra seni gördüm, güneş bir başkaydı bugün. Acının hükmü silindi, bir garip heyecan sardı yüreğimi. Korku başımı döndürmeye başladı. Sen sen ve sen

    Aşkın zamanımıydı şimdi?

Bunca kırılmışlık, gereğinden fazla acı varken yeni bir sevdayı kaldırabilir miydim ki? Zaten hep zamansız gelir ya aşk, bu güneş kandırdı. Benim gibi aşk da gökyüzünün güzelliğine  kandı, göç ettiği memleketten geri döndü. Dedim ya her şey senin başının altından çıktı. Ben o gün o kokuyu almasaydım, bunların hiç biri olmayacaktı. Yanına gelip konuşmaya başladığımda, güneş, sıcaklığın ve o güzelim kokun..

     Buyurun işte, bir müzik esintisi, o da tamamlandı. Nasıl olmasın insan. Nasıl kaptırmasın kendini. Güneş parıl parıl parlarken, kuşlar bile havalarda uçuşurken , güller şarkı söylüyor. Taş değilim ki ben, buna karşı durayım ? Kim kimi tamamlıyordu acaba, güneş mi bizi  yoksa biz mi güneşi? Asıl kahraman o ve bendim tabii,  güneş bulutlar kuşlar bizi izliyordu… Şimdi böyle bulutlar üzerinde gezmemin de, suratımdaki bu aptal gülümsemenin de, ortalığa çıkıp “Aşığım ben” diye bağırma isteğimin de sebebi aşk, sebebi sen bebeğim!

      Hani aşık olmayacaktım ben? Hani yeterdi artık çektiğim yürek sancıları… Hani bundan böyle aşka uzak, gerçeğe yakın duracaktım. Ah… Ah… O güneş ve o tatlı gülüş durduramadı. Asıl aşk  sarhoş edermiş insanı, kendinden geçirirmiş. Beni mahveden o bizim aşkımıza ışık olan bizi aydınlatan güneş, bizi bir araya getiren o…. Bebeğim seni çok özledim, seni çok seviyorum.

   Sen hayatımdasın, sen yanımdasın, sen canımdasın…..

Senden tek bir şey istiyorum sakın sakın beni bırakma. Hani kuşlar kanatsız kaldıklarında uçamaz ve ölürlerya bende sensiz kaldığımda yaşayamam ve ölürüm aşkım..



24 Kasım 2007 , Cumartesi
Kategori (Eğitim)
ÖĞRENCİDEN ÖĞRETMENE AÇIK MEKTUP PDF  Yazdır E-posta 
Pazartesi, 06 Kasım 2006

            Geçtiğimiz haftaki yazımda "Veliler adına öğretmenlerimize açık mektup” başlığı altında bir yazıyla sizlerle buluşmuş Abraham Lincoln’ün oğlunun öğretmenine gönderdiği mektuptan derleme yaparak öğretmenliğin ne kadar yüce bir meslek olduğunu anlatmaya çalıştım.

Aldığım mail lerin sayısı ve içeriği öğretmenlerin ne kadar yüce insanlara olduğunu bir kez daha göstermiş oldu.İçlerinde bir mail var ki bunu anlatmak yerine aynen aktarmak istiyorum.

Aşağıdaki yazının yazarı Adile Sucu bu yazıyı, 2001-2002 öğretim yılında 1-B sınıfında okuyan kızı Elifsu Sucu’nun öğretmeni Canan Sonat için 24 Kasım öğretmenler günü armağanı olarak kaleme almış.

Bugün çok heyecanlıyım. Anneme önceden söyledim, “Ben, öğretmenime bir çiçek ve armağan alacağım” diye. Annem bana, “Öğretmeninin 1-B bahçesinde otuzdokuz tane rengarenk, misk gibi kokan çiçekleri var”dedi. Ama ben de size bir şeyler vermek istiyorum. O zaman anneme “Öğretmenimize güzel bir armağan alalım” dedim.

Annem bu ısrarım karşısında, süslü, püslü, jelatine sarılmış, pahalı armağanlardan öğretmenlerin hoşlanmayacağını söyledi. Hem öğretmenlerin şimdi, sevgiye, yeni umutlara, dayanışmaya ve takdir edilmeye gereksinimleri varmış. Siz ne dersiniz bu işe öğretmenim? Annem bana, en güzel armağanın, duygularımız, düşüncelerimiz, umutlarımız ve sevgimiz olduğunu söyledi. Sizce de öyle midir öğretmenim? Ben annemin sözünü tuttum. Size duygularımı armağan edeceğim öğretmenim.

Hem size dünyaları versek de, sizin hakkınız ödenmezmiş öğretmenim. Biliyor musunuz ben size pırıl pırıl parlayan bir taşlı kolye almak isterdim. Ama, Güneş’in parlaklığı, Ay’ın aydınlığı, Yıldızların parıltısı yanında, bu parlak taşlı kolyenin hiçbir anlamı yokmuş. Hem siz o kolyeden on tane, yüz tane alabilirmişsiniz. Ama sevgiyi satın almak çok zormuş. Ben size bugün kucaklar dolusu sevgilerimi sunuyorum.

Hem öğretmenim siz, Güneş, Ay, Yıldız, sevgi, umut, mutluluk, düş, gelecek, özveri, çaba, aşk, şiir, sanat, demokrasi, barış, cumhuriyet, insan hakları, dürüstlük, doğrulukmuşsunuz. Siz öğretmenim, bu kadar ağırlığı nasıl taşıyorsunuz? Bunları bize öğretince, kuş gibi hafifliyor, çok mutlu oluyormuşsunuz.

Öğretmenim, siz hiç aşık oldunuz mu? Doğaya, mavi denizlere yemyeşil ormanlara, gün batımına, gök kuşağına, deniz kabuklarına, evine yiyecek taşıyan karınca ordusuna. Eğer siz aşık olduysanız, biz de çok kolay aşık olurmuşuz. Zaten bunlara aşık olamayanlar öğretmenlik yapamazlarmış.

Öğretmenim, bize hemen aşık olmasını öğretir misiniz? Ama şimdi herkes tek bir şeye aşıkmış. Ondan başkasını kimsenin gözü görmüyormuş. O da paraymış. Acaba bunlar doğru mu?

Benim dedem köy enstitüsü mezunuymuş. Büyük dedem de cumhuriyet dönemi atlı eğitmenlerdenmiş. O günlerde herşey çok zor ve sıkıntılıymış. Ama mutluluk ve heyecan doruktaymış. Şimdi tüm öğretmenler mutlu mudur sizce? Öğretmenim siz mesleğinize aşıkmışsınız. Annem şöyle dedi:

“Ben yaşamında mesleğine aşık olan bir kişi daha tanıdım.” Benim babam da mesleğine aşıkmış. Ama öğretmenim, televizyonda haberlerde, herkesin paraya aşık olduğunu söylüyorlar, bu nasıl olur?

Biliyor musunuz öğretmenim, bir gazetede okumuştum. Bir okulda öğretmenler gününde çok komik bir olay olmuş. Aslında çok acı birşeymiş, annem öyle dedi. Bir sınıf öğretmeni kendisine, öteki sınıfın öğretmeninden daha ucuz bir armağan alındığı için, “Öğretmenler odasında rezil oldum”diyerek armağanı alan veliye çıkışmış. Öğretmenim sizce bir öğretmen böyle yapar mı? Siz yapmazsınız. Çünkü siz bizim öğretmenimizsiniz. Siz Canan Sonat’sınız. Neyse bu haberler pek bizi ilgilendirmiyor. Biz 1-B sınıfıyız. Biz 1-B sınıfı olarak sizi çok seviyoruz. Siz de bizi seviyor musunuz? Zaten sevmeseniz, sabahtan akşama dek okulda olmazsınız.

Öğretmenim, size daha çok şeyler yazmak istiyorum, ama kimi cümleleri daha öğrenmedik. Onları da öğrenince yazacağım.

Öğretmenim, bugün düş kuracak mıyız? Hemen gözlerimizi kapayalım. Güzel bir dünya, temiz bir çevre, sevgi aydınlık dolu geleceğin Türkiye’si için. Kumları sevgiden, demirleri barıştan, çimentosu umuttan olan. Bunlar düş olsa bile, siz Canan Sonat’lar  oldukça gerçekleşmesi mümkün.

Ben şimdi düş kurmaya başladım öğretmenim. Şimdi gökmen oldum. Şu anda gece… uzayın sonsuz derinliklerindeyim. Oraya sizin uzattığınız “sonsuz bilgi merdiveni” ile çıktım. Şimdi size evrendeki tüm yıldızları topluyorum. Bir kendim bir de arkadaşlarım için. Bu yıldızları ne yapacağım biliyor musunuz? 24 kasım’da başınıza serpeceğim

Ahhh….. öğretmenim şimdi zil çaldı. Teneffüse çıkma zamanı. Size bir şey söylemek istiyorum. Biz minik yavrularınız sizi çok seviyoruz. Yüksek sesle mi söyleyelim? Öğretmenim, biz sizi çok seviyoruz. Daha iyi anlamak için heceleyelim isterseniz:

“si-zi çok se-vi-yo-ruz…..



24 Kasım 2007 , Cumartesi
Kategori (Dünya)

BU DA ŞEHİT ÖĞRETMEN MEKTUBU…


Adı Soyadı : Erol Ercan
Medeni Hali: Bekar
Memleketi:Bartın
Olay Tarihi: 5.11.1994
Şehit Olduğu Yer : Mardin - Savur Karayolu
Defin Yeri : Bartın - Döngeller Köyü

Saygıdeğer babacığım ve anneciğim.

Benim için üzülmeyin olur mu. Ben çok iyiyim. Buradaki rahatım da iyi. 2000 (İkibin) kişilik bir köydeyim. İlçeye çok yakın. Keçi deresinden Kumluca gibi. Köy gayet sakin, köyün ortasından bir çay akıyor. Çayın iki tarafında kavak tarlaları ve bahçeler var. Köy Arap köyüymüş. 4 tane şıh denilen bir adamlar var onlar sayesinde köyde pek olaylar olmuyormuş. Okulda 15 öğretmen varız. Bana birinci sınıfları verdiler. Çocukların bazıları Türkçe biliyor, bazıları hiç bilmiyor, sadece Arapça biliyor.

Okulun lojmanı yokmuş. Köyün içersinden bir ev tuttum. Bu mektubu da anca yazabildim. Eve taşınmadan önce bir öğretmen arkadaşın evinde kalıyordum. Eve eşya olarak 1 tane çekyat, 1 tane masa, 4 tane sandalye, 1 kilim aldım. Birkaç tane eksikliklerim var, onları da ilerde yavaş yavaş tamamlarım.

Babacığım aylığımı aldım ama hemen para gönderemedim. 6 milyon lira gönderiyorum. 1 milyon lirasını harçlık yaparsın. Televizyonda haberlerde söylüyorlar, öğretmenleri de öldürüyorlar. Siz benim için dua edin ben de biraz dikkatli olurum Allahın izniyle hiçbir şey olmaz inşallah. Keçideresine telefon edin diye Ankara’ya telefon etmiştim. Belki haber almışsınızdır. Bundan sonra da fırsat buldukça ben haber yollamaya çalışırım. Benden haber alamazsanız merak etmeyin olur mu. Devamlı mektup yazamam okunur belki. Devamlı telefon da edemem. Nizamettine mektup yazamıyorum. Ona yazın kusura bakmasın. İki üç ay sonra parası bitmeye başlayınca ben size gönderirim sizde ona gönderirsiniz.

Selamlara gelince beni soran herkese selamı var. rahatı da iyiymiş, aylığını alınca bize para gönderdi deyiverin. Sizlerinde hepinize ayrı ayrı selam eder, ellerinizden öperim. Haber, mektup alamazsanız merak etmeyin.

Oğlunuz Erol Ercan



24 Kasım 2007 , Cumartesi
Kategori (Eğitim)

Öğretmenim! Size 16 Ağustos’un yakıcı sıcağına yenik düşmüş Yalova’daki evimden
yazıyorum.saat gece yarısını henüz geçti.İçimde tuhaf bir his var….Sanki size şimdi yazamazsam hiç
bir zaman yazamayacakmışım gibi geliyor.Hayatla hesaplaşmak için bu son fırsatım gibi hissediyorum.
Hatırlarmısınız yurttan kaçtığımız akşam , bizi bir bilardo salonunda yakalamış ve
yurda döndüğümüzde bana ”Fatih ,bilirmisin ki ,dünyanın en mutlu cimrisi ,edindiği gerçek dostlarını
muhafaza edebilenlerdir? Biz gerçekten dostsak ,arkadaşlığımızı bilardoya değişmezsin…”demiştiniz.
Sonra uyuyor numarası yaptığım o gece ,” Allah’ım öğrencilerimi çok seviyorum! Bana
onların yüreklerine tesir edecek sözleri söylemebilme gücü ver ! Bilmiyorlar , bilseler böyle
davranırlarmıydı? ” diye dua edişinizi , battaniyenin altında akıttığım gözyaşlarımla dinlemiştim..
Ah öğretmenin! ” Bu adamın bizimle ilgilenmesinden çıkarı ne ? ” diye , için için
bir öfke duydum ilk zamanlar . O zamana kadar ya bir karşılık beklenen ‘eğer’ türü sevgiyle veya
bir şeylere sahip olmanın sonucu olan ‘çünkü’ türü sevgiyle karşılaşmıştım :
”Eğer iyi bir çocuk olursan, ailen seni sever.”,
”Seni seviyorum ,çünkü o kadar zengin ve ünlüsün ki…”
Hep düşündüm , karşılıksız veya mevcut bir duruma bağlı olmayan gerçek sevgi yok mu , diye..
Ta ki sizin bizimle paylaştığınız ” Herşeye rağmen sevmek ” duygusuyla karşılaşıncaya kadar…..
Düşünsnize öğretmenim; sigara içmeme , size defalarca yalan söylememe ve bir çok kötü
alışkanlığma rağmen sevdiniz beni..
Ne güzel bir insanı; kusurlarına ,cahilliğine ,kötü huylarına rağmen sevebilmek! En çok ihtiyacımız
olan sevgi de bu değil midir? Kalbimizin derinliklerinde dünyada kimsenin size aldırmadığı ve sizi
gerçekten sevmediğini düşünseydiniz, edindiğiniz mal veya şöhretin ,başarı veya ünvanların sizin
için bir anlamı kalır mıydı? Dünya başınızın üstüne çöküvermez miydi? Günün birinde gerçek ve
doyurucu bir sevgiye ulaşabileceğiniz umudu olmasa,hayatınızın geri kalanını nasıl yaşayabilirdiniz?
Ne olur öğretmenim, hep böyle kalın ! İnanın ,üniversiteyi kazanamazsam veya
son dakikalarını yaşıyor olsam da; bunu bize tattırmanızın verdiği mutluluk , her şeye bedeldi.
Bundan sonra öğrenciniz olma mutluluğunu yaşayabilecek öğrencilerinize de, şu dileklerimi
aktarabilir misiniz?
” Arkadaşlarım, kardeşlerim, ağabeylerim!… Sizce bu yılınızı iyi geçirdiniz mi?
Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi? Bu yıl kaç defa gün ışığıyla uyandınız ? Kaç kişiye,
sırf içinizden geldiği için bir hediye aldınız? En son ne zaman mektup yazdınız veya
eski bir arkadaşınızı aradınız ? Bunlar , aslında önemsiz gibi görünen küçük ayrıntılar değil mi?
İyi bir hayatın ,bunlar gibi birçok küçük şye bağlı olduğunu hiç düşündünüz mü?
Öyleyse bundan sonra bir düşünün.
Yayılın çimenlerin üstüne.Acele edin.Er veya geç ,çimenler yayılacak üzerinize…. !”
Canım Öğretmenim!
Bilseniz, şu an o kadar rahatım ki saat 03:00′e geliyor.Artık uyuyabilirim , hem de
bir daha uyanmamacasına…..Hoşça kalın! Sizin ” herşeye rağmen ” sevginize layık olamayan ama
sizi herzaman sevecek olan yaramaz öğrenciniz…..

NOT:
Bu mektup 17 ağustos 1999 depreminde vefat eden Mesut Fatih Çelik’in, depremden kısa bir süre önce
öğretmenine yazdığı mektubudur.Fatih, üniversite imtihanında bilkent üniversitesi işletme (burslu)
bölümünü kazandığını öğrenemedi.Mektubu Fatih’in annesi,enkazın altından bulup Fatih’in öğretmenine getirmiştir…



24 Kasım 2007 , Cumartesi
Kategori (Eğitim)

Öğrencilerimden mektup almayı hep istemişimdir. Özellikle mesleki deneyimlerini paylaşmaları, aldıkları eğitimin işlerini yapmayı ne kadar kolaylaştırdığını bilmek ya da hangi konularda bilgiye gereksinim duyduklarını bilmek benim için çok önemlidir.

Ancak sanıyorum önlerinde açılan pencereden dolayı geriye bakmayı genellikle ihmal ediyorlar.

Aşağıda artık öğretmen olmuş öğrencilerimden yani meslektaşlarımdan ve gelecekteki meslektaşlarımdan gelen elmekler bulunmaktadır.

Geliş sırasına göre ve düzeltmeden yayınlıyorum.

Umarım ilginç yaşamlarını ve deneyimlerini yazar, ben ve öğrencilerimle paylaşırlar.

Birbirlerinden kopmamaları ve haberleşmeleri de bu yayımlamanın diğer amacıdır. Mektuplarınıza burada yayınlamasam da cevap yazacağım.

Haydi genç öğretmen, artık köyde de internet var!

[Dr. İkram Çınar]

Merhabalar Sayın Hocam,


        Hocam nasılsınız iyisinizdir umarım. Ben Ağrı ili Patnos ilçesi Karbasan Balcılar İlköğretim okulunda görev yapan 2004 yılı mezunlarından eski öğrenciniz Engin Çalışkan. Sayın hocam bugüne kadar size ulaşamadığım için kendimden utanç duyuyorum, nedeni ise ben sizlerin sayesinde öğretmen olduğumu unutmuş olmam. Sayın hocam ben çok iyiyim. Öğretmenlik mesleğinde 2. yılımı doldurmuş bulunmaktayım. Mezun olduğum yıl atanmadım. Hocam inanın gerçekten de öğretmenlik mesleği çok zor meslekmiş. Çok zorluklar yaşadım burada. İlk geldiğim gün sanki başka bir ülkeye gelmiş gibiydim. İnsanların Kürtçe konuşmalarından dolayı iletişim ve anlayış konusunda zorluklar çektim. Fakat misafirperverliklerine bir sözüm yok doğrusu çok iyi insanlar. Hocam görev yaptığım okul birleştirilmiş sınıflı okul,  tek öğretmenim. Okulumda 1. sınıftan 5. sınıfa kadar 25 öğrenci bulunuyor.


        Sayın hocam çok zor şartlarda görev yapıyorum. Eğitim araç gereçlerinden yoksun bir okul. Öğrencilerimin durumları oldukça kötü, benden önceki öğretmenlerin hepsi vekil olduğundan dolayı eğitime ve öğretime gerekli ilgiyi vermemişler. Zaten veliler de çocukları okumuş okumamış pek umurlarında değil Çocuğa öğrenci parası çıksın yeter anlayışı hakim velilerde. Hocam bu söylediklerim tüm köy okulları için geçerli, hepsinin durumu neredeyse aynı diyebilirim.

 
        Sayın hocam, yaşadığım zorluklar bununla da sınırlı değil, zorlu kış şartları insanların benim düşünce, inanç ve ideallerime olan saygısızlıkları saymakla bitmez. Ancak mesleğimi çok seviyorum. İleride daha da iyi olacağıma inanıyorum. Bunun için kendimi her alanda geliştirmeye çalışıyorum. Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün dediği gibi: ÖĞRETMENLER, YENİ NESİL SİZLERİN ESERİ OLACAKTIR.  Bu söz benim vizyonum ve misyonum olacak, bundan hiç şüpheniz olmasın. Hocam msn adresim: caliskan-4@hotmail.com her zaman cevabınızı bekliyor olacağım. Sayın hocam kendinize çok çok iyi bakın bizleri, eski talebelerinizi unutmayın. Biz sizi asla unutmayacağız. Eminim ki bütün öğrencileriniz sizi unutmaz buna eminim. Saygılarımla…

 
   
  ENGİN ÇALIŞKAN

  Karbasan Balcılar İÖO  Müdür Yetkili Öğretmeni 1.7.2007

 

 

 

Selamün aleyküm hocam,

 

Nasılsınız ben şu anda manisada sözleşmeli öğretmen olarak görev yapıyorum sözleşmeli öğretmenlerin durumu ne olacak bilmiyorum ama görevime dört ekle sarılmış birleştirilmiş sınıflı eğitim veren bir okulda 4-5 sınıfları okutuyorum. üniv.yılları tos pembe gerçekler zor be hocam.

hatırladınız mı bilmem 2003 mezunu niğdeli biraz iri bi öğrenci olan ismail demirkoparan neyse kendinize iyi bakın

 

İsmail Demirkoparan 3.6.2007

 

 

 

Merhabalar İkram Hocam,


B
en 2003 mezunlarından Sevil Ekinci (Gündüz).”Eski öğrencilerimden mektup almak istemişimdir” yazınızı okuyunca size yazmak istedim. Şu an Van’ın Muradiye ilçesinde 1. sınıf öğretmeniyim. Burada 4.yılım.


     Buraya ilk geldiğim günü unutamıyorum. Eşimle birlikte aynı yere tayinimizin çıkmasının mutluluğuyla yola çıktık.(Eşim de Beden Eğitimi öğretmeni) Zor kısmı atlatmıştık çünkü büyük bir şansla ikimizin de ataması Van’a yapılmıştı. Ardından kura çekimi ve Muradiye. İlk günler çok zordu. Birinci sınıf verdiler. Mart ayıydı ve bir kişi bile okumaya geçmemişti. Bir ay kadar ben okuttum ve 10 kişi okumaya geçti. Daha sonra öğretmenleri gelince 3. sınıf aldım. Şu an 1.sınıf öğretmeniyim ve inanın öğretmen olmanın mutluluğunu şimdi yaşıyorum.

 

Çocuklarımı çok seviyorum. Onlara yeni şeyler öğretmek ve ilk öğreten olmak çok güzel bir duygu. İlk başta yapamam gibi gelmişti çünkü 2 yaşında bir kızım var ve onunla çok zor olacağını düşünüyordum.


     İlk zamanlar çok zor oldu. 1 rakamını bir haftada öğrendiler,e harfini öğretene yazdırana kadar neler çektik zümrelerimle. Ama şimdi okuyorlar, yazıyorlar bazen düşünüyorum ben mi öğrettim ? diye(:  Şimdi iyi ki birinci sınıf almışım diyorum çünkü ben öğretmenliği bu yıl sevdim. Çocukların okumaya geçtiği anki mutluluğu anlatamam.


        Bizleri bilgilerinizden yoksun bırakmadığınız için size sonsuz teşekkür ediyorum. Sizden çok şey öğrenmişim. Görüşmek dileğiyle hoşça kalın.
            

SEVİL EKİNCİ GÜNDÜZ
 CUMHURİYET İ.Ö.O  MURADİYE\VAN.   22.5.2007

 

 

 

 

Merhabalar Hocam..

 

   Ben Eski Öğrencilerinizdenim.. Şu an Diyarbakır’ın Eğil ilçesinin Sağlam köyünde öğretmenim.. Okulumuz büyük bir okul.Taşımalı eğitim yapıyoruz. Sağlam Köyüne bağlı beş mezramız var. Köyün ağasının servisleriyle yürüyor okul.. Yeni bir okul. Eksiklerimiz çok fazla.. Kitaptan tutun, önlüğe, deftere, çoraba giyeceğe vs… Sizden bir ricam olacak; Üniversiteli gençlere sizin aracılığınızla duyursak belki eski kıyafetleri, okumadıkları kitapları kardeşlerinin eski  önlükleri vardır.. Onları kargoyla bir şekilde bizim öğrencilerimize ulaştırabilsek?

 

   Cevabınızı bekliyorum Hocam..   Saygılarımla!

 

Arzu Hallac 5.5.2007

 

 

 

Merhaba HOCAM.

Nasılsınız.Umarım her şey yolunda.

 

Geçen gün öğrencilerime verdiğim ödevi kontrol etmek için defterlere bakıyordum.Ödev olarak Hece Kitabındaki bir şiiri yazmalarını istedim. Kimler ödevini yaptı dedim. Kitabının olmadığını bildiğim bir öğrenci de yaptığını söyledi. Ben de onun kitabının olmadığını bildiğim için yalan söylediğini düşündüm ve ona kızdım. Daha sonra defterini getirip arkadaşından kitabını alıp ödevini yaptığını söyledi. Çok üzüldüm şeker falan verdim. Sarıldım öptüm.

 

Öğrencilerimin resmini de ekte gönderdim. Sevgiyle kalın.

 

A.Kadir BÜTE

973387

İLK MEZUNLARINIZDAN

 

 

 

 

İyi akşamlar hocam ve eğitişim grubu. Ben Şırnak Silopi’de görev yapıyorum. Beni hatırlar mısınız bilmem ama bir konuda yardımınızı isteyeceğim bu konuda aklıma ilk siz geldiniz. Görev yaptığım okul yeni bir okul ve kütüphanesi yok bir kütüphane kurmak istiyoruz.Bu konuda hepinizden kitap yardımı bekliyorum.Emin olun buradaki çocukların ve insanların hepimize ihtiyacı var. Bu arada nevruz bayramınız kutlu olsun. Elmeklerinizi bekliyorum.

 

Pembegül Sönmez. 21.3.2007

 

 

 

 

Sevgili İkram Öğretmenim,

 

 Muş’tan sevgiler. Geçen yıl Şırnak’ta sözleşmeli olarak görev yapmaktaydım şu an ise yazımın başında belirttiğim gibi Muş’ta görev yapmaktayım. Bulunduğum köy okulunda 5 öğretmen arkadaşımla çalışmaktayız. 137 öğrencimiz var. Tabii ki bildiğiniz üzere okul binası fiziki olarak çok kötü bir durumda.

 

      Öğretmenlik görevine başlarken ilk maaşımda bir takım çantası, bir matkap ve aletlerini almıştım ve inanın ki çok doğru bir karar verdiğimi zamanla daha iyi anladım. bulunduğumuz köyün su sorunu var  lojmanda büyük bidonlarla bu sorunu aşmaya çalışıyoruz. Tabii ki Muş’ta 40 dereceleri görüyoruz pardon eksi 40 demek istedim. buzdolabındaki yumurtaların içi bile donuyor öyle hatırı sayılır bir soğuk yani..sene başından beri tesisatcılık, eletrikcilik, duvar örme, boya yapma, kanalizasyon işleri ve sayamadığım birçok iş yaptık ve yapacağız. Çünkü bu çocukları birilerinin sahiplenmesi ve yönlendirmesi gerekiyor. 2001 ile 2007 yılları arasında 24 öğretmen değiştirmiş her dönem iki öğretmen yani. bunu neden belirtiyorum çünkü geçen yıl 5. sınıfta 29 öğrenciden 4 tanesi adını ve soyadını yazamıyordu bunun en büyük sorumlusu ÖĞRETMENCİLİK  oynayan kişilerin görev yapmasıdır. daha önceki yıllarda görev yapan öğretmenler demiyeceğim şahıslar Okulun fiziki olarak hiçbir yerinde değişiklşik yapmamışlar. nasıl bulmuşlarsa öyle devretmiş ve kaçmışlar.

    

Bu nasıl bir anlayıştır ben anlamakta zorlanıyorum. Önce görev olsun nere olursa olsun diyorlar bayrağımızın dalgalandığı her yerde görev yaparım diyorlar ya sonra işler çok değişiyor geldikleri yeri beğenmiyorlar, dedesi yaşındakilerle evlilik yapıp kaçanlar mı dersiniz, annesini babasını hasta edip kaçanlar mı dersiniz, torpilini bulup kaçanlar mı dersiniz…. yani abartmazsam yüzde doksanı geldiği gün gitmenin hesabını yapıyorlar. Sonra da bu nasıl ülke neden böyle oluyorun  hesaplarını güdüyorlar.

 

Sevgili İkram Öğretmenim herkes bu sıralardan geçerek bir yerlere geliyor iyisi de kötüsü de. Eğer bir şeyler değişecekse bizler sayesinde olacaktır. Bu çocukları kaderlerine terk etmemeliyiz. İnanın ki çok zekiler ve iyi bir ortamda iyi bir eğitim-öğretimi fazlasıyla hak ediyorlar.

 

     Eski görev yaptığım okulda şu an 15 öğrenci varmış bir hayırseverden aldığımız 100 ytl para ile onların her biirine bir ayakkabı aldık, kırtasiye malzemeleri gönderdik. ve umarım çeşitli yerlerden gelecek giysi yardımlarını da ulaştıracağız. İnsan isteyince her şey oluyor. Bencil olmayalım herkes taşın altına elini koymalı.

 

     Şu anda görev yaptığım yerde kalıcı ve uzun süreli ve örnek olacak yenilikler yapıyoruz bunları ilerleyen zamanda sizlere ulaştıracağım. (İnternet bağlantımız kurulur kurulmaz)

 

     Öğretmen adaylarına sizin aracılığınızla şunu söylemek istiyorum öğretmen olurken ne kadar zor bir işin altına giriyorlar farkında olsunlar ve ne olur bu görevi yaparken özverili davransınlar. Görev yerlerine giderken bir takım çantası yanlarına alsınlar.

 

     Sevgili İkram Öğretmenim ihtiyacımız olan eşyaların listesini vereyim bunlardan temin edebileceğiniz olanları bize gönderirseniz çok seviniriz.

2 adet bilgisayar,

4 adet tepegöz,

2 adet projeksiyon cihazı,

Eğitim cd leri,

Kırtasiye malzemeleri,

Anasınıfı için oyuncaklar (bunlar kullanılmış oyuncaklar da olabilir)

Çocuklar için giysiler.

 

İkram Öğretmenim emin olunki oradaki çocukların işine yaramayan her türlü malzeme burada Muş’ta ve Şırnak’taki okulumuzda değerlendirilecektir.

 

Gökhan KIRVAŞ

Aşağı Üçdam İ.Ö.O

Müdür Yetkili Öğretmen. 19 Mart 2007

 

 

 

Değerli meslektaşlarım,

 

Son zamanlarda birçok yerden yardım talebi almaktayım. Yetişmeye çalışsam da beni ve olanaklarımı aşıyor. Bu konuda örgütlenmek gerekiyor. Eğitişim hareketi olarak bunu belki zamanla yaparız ancak şimdilik sizi bu konuda çalışan bir kuruluşa yönlendirmek istiyorum: www.ulusalkoykutuphaneleri.com Bu adresle bağlantı kurarak hem yardımlarınızı hem de taleplerinizi karşılayabilirsiniz. İ.Ç.

 

 

 

Saygıdeğer hocam;

 

Ben Hakkari’nin Şemdinli ilçesinden Mehmet Akif Acar. Nasılsınız, umarım iyisinizdir? Hocam siz derslerinizde kitap okumanın önemini bizlere anlatmıştınız. Kitap okuma alışkanlığını bana siz kazandırdınız. Bunun için size çok teşekkür ediyorum. Ben de aynı şeyleri öğrencilerime söylüyorum.

 

Ayrıca kitabınızı (Mankurtlaştırma Süreci) birçok arkadaşıma okuttum. Zaten Haziran ayında sizi ziyaret ettiğimde bir arkadaşım için kitabınızı imzalamıştınız. Sayenizde bir eğitimci arkadaşıma çok güzel bir hediye verdim. Çalışmalarınızda başarılar dilerim.

 

Saygılarımla… 20.1.2007

  

Mehmet Akif Acar

Altınsu Köyü Atatürk İlköğretim Okulu

Hakkari-Şemdinli

 

 

 

Merhaba hocam.

 

Ben sınıf öğretmenliği üçüncü sınıftan Rüveyda. Ödevimi size göndermek için sitenize girdiğimde "öğrencilerimden mektup almaktan çok hoşlanırım" yazınızı gördüm ve size elmek yoluyla bir mektup göndermeye karar verdim.

 
  Mezun olmuş öğrencilerinizin size göndermiş olduğu bazı mektupları
okudum.Henüz mezun olmadığım için size yazacak öyle güzel bir anım yok ama bir gün olacak inşallah ve ben de benden sonrakilerle paylaşacağım.

 
  Benim bir üstüm olan Rukiye(Aktar)yurtta(oda arkadaşmdı) bana sizden çok bahsederdi yani dersinize irerken hakkınızda bazı şeyleri biliyor olarak girdim. Sizin çok iyi bir öğretmen olduğunuza inanıyorum ama bazen de sizi hiç anlamadım. Her türlü görüşe karşı saygılı oluşunuz çok güzel. Aslında görüş de değil de düşünceye açık olmanız.Derste sizden dinlediklerimden yola çıkarak yazıyorum bunları.Ne demek istediğimi anlamışsınızdır siz zeki bir insansınız (ayrıca da azimli).

 
  Size verdiğim günlükte de el yazımın çok kötü olduğunu biliyorum. Umarım daha  çok çalışma yaparsam biraz güzelleşir.

 

  Size önce de bir mektup yazmayı istedim ama yanlış anlamanızdan korktum. Sonra yaptığımız final sınavı iyi geçince çekinmedim.


  Eğitişim dergisine abone olmadım. Biraz tembellik birkaç kez de teşebbüs ettiğim halde beceremedim çünkü bilgisayarı çok iyi kullanamıyorum. Şimdi biraz geliştirmek için kursa gidiyorum.

 

Rüveyda Tan

 

 

 

 

Merhaba Değerli Hocam,

 
  Uzun zamandan sonra sayfanıza bakındım ve elmeklerdeki yazınızı okuduktan sonra yazmaya kara verdim hissettiklerimi.

 

  Öncelikle seçmeli ders olarak verilen Okul Yönetimi dersi inanılmaz işime yaradı. Üç ay Müdür Yetkili olarak çalıştım ve bu dersin çok faydasını gördüm. Hani hep hayaller kurardık MERKEZDE ÖĞRETMEN OLMA hayalleri. Hayal diyorum çünkü birçoğumuz mesleğimize hayallerimizden başlamadık. İşte bu noktada bu dersin faydasını çok gördüm. Öncelikle bunun için teşekkür etmeliyim.

 
   Şimdi 356 öğrencisi ve 20 personeli olan bir okulda Müdür Yardımcısı olarak görev yapıyorum. Belki de burada olmama sebep bir ders.

 

   Diğer bir konu EL YAZISI. İkram ÇINAR’la özdeşleşen bir konu ve bugün müfredatımızda zorunlu. İşte yine bizlere kazandırılan bir davranış.


   Ve yumurtanın akında çizilen yazı tahtası çizgileri ne kadar işime yaradı. Gerekli olduğunu fark ettiğim anda sizi hatırladım.

 

 Ancak tüm bu öğrendiklerimizin yanında ben hala üniversite verilen eğitimin daha çok uygulamaya dönük olması gerekliliğini savunuyorum ve bu noktada eksiğimiz olduğunu düşünüyorum.


   Özellikle birleştirilmiş sınıflı eğitimin var olduğu gerçeğinin öğretmen adaylarına aktarılması gerekir tüm yönleriyle. Bu noktada da sıkıntılarım oldu. Sonuç olarak mesleğime bir yerden başladım ve her geçen sene yeni hataya başlamanın gururuyla devam ediyorum…

 
   Bize kazandırdığınız her şey için teşekkürler…

 
 Saygılarımla….

Ahmet EMERCE

Aşağıulupınar 75.Yıl  Cumhuriyet İlköğretim Okulu

Müdür Yardımcısı

Darende-MALATYA

 

 

 

Hakkari’de Öğretmen Olmak

 

Merhaba Hocam. Ben 2005 Mezunlarından 4-A Sınıfından Seyran Karaca.Ben Şu An Hakkari Merkezde 4. Sınıf Öğretmeniyim. Burada 2. Yılım.Geçen Yıldan Beri Bu Mesleğe Bakış Açım O Kadar Değişti ki. Hep Kendimi Bir Köy Okulunda Öğretmenlik Yapacağımı Düşünürdüm.Ama Şu anki Okulum Merkezde Olmasına Rağmen Pek de Köy Okulundan Farklı Değil.

 

Bazen Bu Meslekte Burada Ne İşim Var Diye Düşünerek Buluyorum Kendimi.Geçen Yıl Geldiğimde Anladım ki Eğitim Fakültesinde Öğrendiklerim Hep Teoride Kalmış. Ya Ben Kendimi Geliştiremedim
Ya da Okuldan Verim Alamadım. Ama Şunu Biliyorum Herşeyi Burada öğrendim. Hala Öğreniyorum.Burası O Kadar Farklı Bir Yer ki.Özellikle Öğrenciler.Bir Harikalar.Geçen Yıl Sınıfı Aldığımda Okuma Yazma Bilmeyen 4 Öğrenci Vardı Şimdi Sadece Bir Öğrenci Kötü Durumda.Yeni Müfredatı Uygulamak Başta Zor Oldu,El Yazısına Etkinliklere Alışmakta Zorluk Yaşadılar.Neyse ki Şimdi Her şey İyi Gidiyor.

 

Herkes Buradan Bir An Önve Kaçmanın Yollarını Arıyor En Fazla 4
Yıllık Öğretmen Var.Çocuklar Her Dönem Öğretmen değiştirebiliyorlar. Sizden Bir Tek İsteğim Var Hocam Kitap.İze Eğer Okumak İçin Kitap Bulabilirseniz İnanın Bu Çocukları Çok Mutlu Edersiniz.Ama Olmaz Derseniz Anlarım Herşeyi Kendi Çabalarımızla Halletmeye Çalışıyoruz.Şimdiden Teşekkür Ederim. 10.10.2006

Seyran Karaca
Fatih Sultan Mehmet İlköğretim Okulu
Merkez/Hakkari

 

 

 

 

Hocam merhabalar.

 

Nasılsınız, umarım iyisinizdir. Bilmem beni anımsayabilecek misiniz? 2004 yılı mezunlarından Kasım BOZKURT. Şanlıurfa ili, Birecik İlçesi, Sumaklı köyünde tek öğretmen olarak çalışmaktayım. Şu an ise Eğirdir Dağ Komando Okulunda Asteğmen Adayı olarak askerlik görevimi yerine getirmekteyim. Her şeyden önce şunu belirteyim ki asker olduğum için özellikle de KOMANDO olduğum için çok gururluyum. Çok zor bir eğitim sürecinden geçsek de dağdan aşağı inmesek de sırtımızda 20 kg’lık çantalarla saatlerce yürüsek de KOMANDO olmak ayrıcalıktır. Vatan borcu ödenecek mutlaka.

 

Hocam yalnız benim düşündüğüm şey öğrencilerim ve okulum onlardan ayrılmak zor oldu.   Ama kısmetse bir yıl sonra kavuşacağız. Kavuşacağız ama bıraktığım gibi mi olacaklar bilmiyorum. İki yıl önce harabe olarak aldığım okulu 2 yılda pırıl pırıl etmiştim ama şimdi Allah bilir vekil mi verilir sözleşmeli mi belli değil. Onlar da bi yılda naparlar bilinmez.

 

Hocam size ve sizin aracılığınızla tüm hocalarıma ve arkadaşlarıma saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Kendinize iyi bakın.

                      KASIM BOZKURT

         MÜDÜR YETKİLİ SINIF ÖĞRETMENİ

            PİYADE KOMANDO ASTEĞMEN 2.9.2006

 

 

 

Merhaba değerli öğretmenim;

 

Ben, Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde görev yapıyorum. Sizin hakkınızı nasıl öderiz bilmiyorum? Bizlere çok şey öğrettiniz.Ben 5.sınıfların öğretmeniyim. Aslında öğretmen olabilmem için çok ekmek yemem gerekiyor.

 

Hocam özellikle ülkemizin doğusunda öğretmenlik yapan arkadaşlarımız için anlattığınız şeyleri buraya gelince çok iyi anladım. Size çok şey borçluyuz. Ülkemizin kırsal kesimlerini gördükçe köy enstitülerinin kurucuları arasında yer alan İsmail Hakkı TONGUÇ gibi eğitimcilere ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Bizlere İsmail Hakkı TONGUÇ’u anlattığınız için teşekkür ederim.

 

Sizden bir ricam olacaktı. Ben okulumuz çocuk hakları kulübünde görevli öğretmenim. Kulüp olarak okulda yaptığımız toplantıda öğrencilerimizle bazı kararlar aldık. Okulumuz kütüphanesinde yeteri kadar kitap bulunmamaktadır. Bizlere bu konuda yardım edebilir misiniz?

 

Şemdinli Altınsu Köyü Atatürk İlköğretim Okulu öğrencileri adına teşekkürlerimi iletirim.

Saygılarımla…

 

Mehmet Akif ACAR

 Altınsu Köyü Atatürk İlköğretim Okulu

 Hakkari-Şemdinli 29.12.2005.

 

 

hocam merhabalar…..

 

ben geçen yıl sınıf öğretmenliği bölümü 4-a sınıfından mezun olan öğrenciniz halil çam….. hocam kpss’den 87 aldım ve şu an şırnak silopi’de öğretmenlik yapmaktayım….tercih dışı olarak burada bulunmaktayım.aslında bir köye atandım ama merkezde açık oldugu için beni merkeze aldılar geçici görevle.köyde iki öğretmendik.ikinci kişi bizim sınıftan sedat dogru.ben kadrolu buraya atanınca oda sözleşmeli olarak yanımı yazdı ve buraya geldi.köyde 36 öğrenci vardı.iki öğretmenli birleştirilmiş sınıf olarak ders işliyorduk.ama 36 öğrenciye iki öğretmen
çok dediler ve merkezde de açık oldugu için beni merkeze aldılar.köy silopi ye 15 km.köyde kalıyorum ve günlük geliş gidiş yapıyorum.hocam burası tahmin ettigimden çokiyi.rahatım ama 87 ile burada olmak insana koyuyor.hep maraş’ı yazdım ve maraş 90 puan üzerinde aldı.böyle olunca tercih dışı burası geldi.keşke bizlere tercih konusunda da bilgi verseymişiniz.neyse alıştık artık hocam.

 

bilmiyorum biliyor musunuz?silopi 40 50 bin nüfuslu bir yer.sosyal hayat yok.görüğümüz tek şey 20 30 km yi bulan kamyon kuyrukları.hani habur sınır kapısı varya burda.halkın geçim kaynağı genelde ırak’a yapılan nakliyat,taşımacılık ve kaçakçılık işleri.genellikle kürtçe
konuşuluyor. öğrenciler köyde türkçe bilmiyorlar ama merkez çok iyi.öğretmene karşı çok saygılılar.zaten bir askerler var birde öğretmenler.asker daha soguk geliyor halka.hocam çok
uzatmayayım.sorunlarımız illaki var.en büyük sorun sınıfların aşırı kalabalık olması.ben 800 kişilik bir okuldayım.17 öğretmen var.sınıf mevcutları 50 ve üzeri.ikinci kademe daha rahat.çünkü sınıflar 30 kişi civarında.iyi ki şu sözleşmeli öğretmenlik çıkmış yaksa öğretmen
gelmiyor.ama sözleşmeliler de kaçmaya başladı.bunun sonucu olarak ta sınıflar iyice kalabalıklaştı.ben 1.sınıfları okutuyoum ve sınıfım 54 kişi.bir cümle yazmaya baslıyorum defterlere ders bitiyor.öğrencilerle yeterince ilgilenemiyorum dogak olarak.zaten ailelerin çogu da duyarsız böyle olunca da bayagı agır ilerliyorum.bu konuda ne tavsiye edersiniz?

okulda materyal hiç yok.bahçede topraga birşeyler yazdırıyorum farklı olarak.çocuklarda sıkılıyor bu durumdan elim kolum baglanıyor.dersi cazip hale getirmek için ne yapmalıyım?bize materyal konusunda yardımcı olabilir misiniz?hocam önerileriniz beni aydınlatacak yardımcı olursanız minnettar kalırım…görüşmek üzere……..saygıyla selamlıyorum……

 

Halil Çam 22.12.2005.

 

 

Tekrardan herkese ve özellikle size selam sevgili öğretmenim İkram ÇINAR.

 

Öncelikle yazılarınızı burada değişik nedenlerden dolayı geç okuyor ve geç cevaplayabiliyorum bundan dolayı özür dilerim.
   yazdıklarımı sevgili bir öğretmenimiz okumuş, ve değerli fikirlerini sunmuş saygı duyuyorum ve teşekkür ediyorum. bu benim yazılarımın ne kadar geniş ve düzeyli kesimlere hitab ettiğinin bir göstergesidir.
   Tabii ki eğitim eğitilmek ve bunların içindeki önemli yerimizle biz öğretmenler üzerimize düşenleri gerektiği şekilde yapmakla yükümlüyüz. Vicdani değerlere sahip olan her insan bunlarla yükümlüdür.
   Ben yazımla ve düşüncelerimle ilgili olarak üzerine basarak şu açıklamalarımı tekrarlamak istiyorum. Elbetteki öğretmen olarak, insan olarak üzerime düşenleri elimden geldiği kadarıyla yapmaktayım ve yapacağım.
   Ben yazımda yanımda kalan imamla ilgili düşüncelerimi dile getirmiştim gerkirse aynı düşüncelerimi yinelerim. Elbetteki müslüman bir ülkede yaşıyoruz ve hepimizde müslümanız,ama böyle olması imamlar hakkında eleştirilerimizin olmasını engellememeli.
   teşekkür ediyorum görüşmek dileğiyle
Not: aceleyle yazdım yanlışlarımdan dolayı özür dilerim

 

Gökhan Kırvas

 

 

Değerli İkram hocam, tekrar merhaba.

Gönderdiğim yazıyı değerlendirip, diğer arkadaşlarla paylaşmanıza çok sevindim. Burada çalışmak gerçekten bazı zorluklara direnmeyi ve onlarla baş etmeyi gerektiriyor. Belki de meslek için konuşmak gerekirse hayatın kendisiyle karşıkarşıyayım. Açıkçası fiziksel sorunlarla öyle ya da böyle baş edebiliyorsunuz; ama bazı zorluklar ve yapılan haksızlıklar var ki onlarla başetmek pek mümkün olmuyor.

  Bunlara değinmek ne derece doğru onu da  bilmiyorum ama her şeyi de sindiremiyorum. Buranın ilçe milli eğitim müdürü inşaat mühendisiymiş, iki yıllık bir MYO bitirmiş ve siyasi destekle buraya atanmış. Şube müdürlüğüne bir sınıf öğretmeni bakıyor.Burada birde yatılı bölge okulu var orada da nelerin döndüğü malum.
   Değerli, hocam uzun lafın kısası burada çok mükemmel bir kadrolaşma var ve tabiri caizse çiftlik haline getirilmiş kimin ne yaptığı belli değil. Görünen birşey var ki o da kimse, işini yapmıyor ve yapılmasınıda istemiyor. Bazı  konularda yardım istediğim zaman bana verilen cevap " aman hocam rahat ol, fazla uğraşma " oluyor.
   Düşünüyorum, burası ….. Türkiye’de daha kaç tane … var?
   Yani hocam kurulan komplo teorileri doğru görünüyor. Eğitim bura ve benzeri yerlerde darbe alıyor.
   Merak etmeyin hocam ben kişiliğimi paraya değişmem, görevimi elimden gelenin en iyisi şeklinde yapmaya kararlıyım. Buradaki gördüklerim her ne kadar moralimi bozsa da ben kararlıyım…
 Hocam sizden bir isteğim olacak, öğrencilerinizi bu konulara duyarlı ve dirençli yetiştirin. …’ın sayısı artmasın, bu zihniyet devam etmesin…
   
  Saygılarımla, görüşmek dileğiyle
   Gökhan Kırvas

 

 

Hocam size e-mail atanların çoğunluğunun hissettiği gibi anımsayamayacağınızı zannederek yazıyorum.

 

Merhaba Kahramanmaraş Göksun’dan. 5. sınıfların öğretmeniyim ve her geçen yıl biraz daha öğretmen olduğumu hissediyorum. Hocam size olan minnettarlığımı ifade etmek için yazıyorum daha çok bu mektubu. O zaman bize ne kadar çok şey öğretmeye çalışıyormuşsunuz meğer yeni anlamaya başladım bunları. Meğerse onlar hayatta var olması gereken şeylermiş. Ne mi onlar? web sitesi oluşturmak, günlük tutmak, dergi çıkarmak) Şimdi bunları ben kendi öğrencilerimden istiyorum. O zaman ben sizin için boşa uğraşıyor diye düşünüyordum. Öğrencilerimde benim hakkımda böyle mi düşünüyor acaba.

Size ilk yılımdan biranımı anlatmak istiyorum:

2001-2002 öğretim yılında Göksun’un bir dağ köyüne atandım. Müdür yetkili ve tek öğretmendim. Hiç bir şeyi bilmediğimi zannediyordum ve haklıymışım da. Bir gün müfettişler geldi. Çok heyecanlandım tabi. Müdür odasına geçtik hemen (burası bir odaydı ama sadece bir oda olduğunu Göksun merkeze atanıp okul müdürünün odasını görünce anladım) "Hoca gelen - giden defterini görebilir miyim."deyince gelen müfettiş titreyerek uzattım. "Hocam bana şu numaralı yazıyı getirin" dedi. Getirdim. Baktı ve güldü." Oğlum bu ne?" dedi.Yazdığım giden yazının bir örneğini gönderiyorum hocam…….

Sizde bakın ama gülmeyin!!!!

Ümit YAMAÇ uyamac@mynet.com  6.5.2005

 

 

 

Merhabalar Hocam,

Eskişehir ili Seyitgazi ilçesi Karaören Köyünde başladım ben de öğretmenliğime. Şuan Bilgisayar sertifikası için başlatılmış olan kurstayım. Sitenize girdim ve Kasım’ın yazısıyla karşılaştım. Baktığım pek çok yazı şikayet dolu. Halime şükrettim Hocam. Müdür yetkili olsam da komşu köyün müdürü bana pek çok konuda yardımcı oldu. Köyüm gayet iyi, büyük ve imkanı bol olan  bir  köy.Ulaşım sorunu yok, alış veriş problemi yok. Tek derdimiz cep telefonlarının çekmemesi. Birde müstakil Birinci sınıfları okutuyorum. İnanılmaz bocaladım uzunca bi süre. 15 tane çocuğum var. 6 tanesi okumaya geçti. 2 tanesi geçme aşamasında.Bu normal midir Hocam?

ders bitti hocam kendinize iyi bakmanızı umuyorum…

 

  Elif Başak TALAY 20 Mart 2005

 

 

 

Merhabalar öğretmenim

Nasılsınız , umarım iyisinizdir ve o bizim zamanında kıymetini pek de bilmediğimiz derslerinize devam ediyorsunuz. Hocam ben Şanlıurfa iline bağlı olan Birecik ( Kelaynak kuşlarının anavatanı)ilçesine 35 km. uzaklıktaki bir köyde öğretmenliğe başladım. Köyde tek öğretmen olduğum için müdürlük görevini de yürütmek zorunda kaldım. Bu müdürlük ilk günlerde başımı çok ağrıttı. Komşu köylerdeki öğretmenlerin yanına yürüyerek gitmekten ilk haftada iki tane ayakkabı eskittim!

Benden önceki öğretmenimizde fen-edebiyat fizik mezunu birisiymiş.Köylülerin anlattığına göre iyi niyetli, çalışkanmış ama benim devraldığım okulda öğrencilerde hiçte iç açacak bir durumda değillerdi.Buralarda şunu fark ettim hocam köylüler bizim zannettiğimizden çok daha kötü bir durumda. Her şeyi bir başkasından bekliyor, çok zor durumda kalmazsa kılını bile kıpırdatmıyor.Ben çocuklara hafta sonu ders yapınca “napacan hoca bizim çocukları sen mi kurtaracan” diyorlar.

Hocam inanın ki zor duruma düştüğüm her an bizlerin üzerinde gerçekten çok emeği olan siz saygıdeğer hocalarımızın bize öğrettikleri tek çıkış yolumuz oluyor. Kendinize çok iyi bakın hocam çünkü bu ülkenin sizin gibi öğretmenlere çok ihtiyacı var. Bizlerin de sizden öğreneceğimiz çok şey var.

NOT: Aceleyle yazdığım için yanlışlıklar olabilir affola.

Kasım BOZKURT. 18 Şubat 2005

 

 

 

 

Merhaba hocam.

 

Ben geçen yıl mezun olup bu yıl eğitim camiasında yerini almış bir öğrenciniz olarak sizleri en içten dileklerimle selamlıyorum. Üniversiteyi bitirdikten sonra şansımın bu kadar açılacağını hiç tahmin etmemiştim.

 

Eşimle birlikte (Nurten AVA(Çoban)) Van’ın Saray ilçesine bağlı Keçikayası köyüne atandım.

 

80 öğrencim var.Bunların 52 tanesi 1-2-3, 28 tanesi de 4-5. sınıf.Okulumuz tek derslikli olduğu için ikili öğretim yapıyoruz. Sabahları 4-5. sınıflar öğleden sonra da 1-2-3. sınıfları okutuyoruz.!-2-3. sınıflar kalabalık olduğundan müdür odasını boşaltıp derslik haline getirdik. Şu an 1.sınıfları sabah 2 ve 3. sınıfları da öğleden sonra okutuyorum. Sabah 7 den akşam 4. 50 ye kadar dersteyim, yoruluyorum ama her şey öğretmene hasret öğrenciler için.

 

Okula geldiğimiz zaman 1. sınıfları çıkarırsak 61 öğrenciden 40 tanesi okuma yazma bilmiyordu. Şu an bu sayı 10 a düştü umarım tamamına okuma yazmayı bu yıl sonuna kadar öğretiriz.Köyüm sınır bir köy, Van’a 100 km uzaklıkta bulunmakta.

 

Aklımdayken köyümden bir öğrenci İnönü Üniv. İşletme de okuyor.Hocam sizleri, üniversiteyi, Malatya’yı çok özledim.Kısmet olursa yakında oraya geleceğim.Tüm mutluluklar ve güzel günler sizin ve öğrencilerinizin olsun. Görüşmek üzere…

 

İrfan AVA 5 Ocak 2005 iava@mynet.com

 

 

 

merhaba hocam

 

> Sayın hocam merhaba.Beni hatırlayacak mısınızacaba?Ben 2002 İlköğretim

> Matematik Öğretmenliği mezunlarından Mehmet AliYALÇIN.Afiyettesiniz İnşallah..

>

> Evet selam kısmınıatlattık sanırım.

>

> Sayın hocam,bakıyorum da bizöğrencilerinizden gelen mektupların üst kısımları

> hep eleştirilerledolu.Sanki bizlerden utanıyor muşsunuz gibi

> hissediyorum.Neden mi?Meselademişsinizki:bu elmekleri

> düzeltmedenyayımlıyorum..Ya da ne bileyim işte demokrasi bizde oturmamış

> birsistem..bunları ve bizleri baya eleştiriyorsunuz..Bir de elmek

> adabılafınıza çok bozuluyorum.Ne demek elmek adabı.Size mektup yazanlar

> adapsızmı?Ya da bir kısmı..

>

> Gelin size bir hikayeanlatayım:

>

> Hindistanda çok ünlü birressam varmış.Tabi bu ressamın öğrencileri de

> varmış.Öğrencilerden biriçok iyi yetişmiş ve eserlerini halkla paylaşmak

> istemiş.Hocasına gitmiş vedemiş ki

>

> -hocam ben artık yetiştimeserlerimi herkes görsün istiyorum.

>

> hocası:

>

> -o zaman en güvendiğin eserinial,şehrin pazar yerinde en görünür yere

> koy.Yanına da bir kırmızı kalemkoy.Sonra bir not yaz ve de ki:eserimde

> beğenmediğiniz yerlerin üzerinebir çarpı koyunuz.

>

> Bir hafta geçer öğrencieserini koyduğu yere tekrar gider.Bakar ki eserinde

> çarpılanmamış yerkalmamış..

>

> Bu duruma çok üzülür.Hocam benbaşaramadım der.

>

> Hocası:

>

> -Tamam o zaman şimdi yine aynı yerebir eserini bırak ve yanına bir not yaz.Not

> şöyle olsun:işte size fırçabir ton boya,beğenmediğiniz yerleri siz düzeltin.

>

> Tma bir hafta sonra gider bakar kiöğrenci eseri aynen durmaktadır…

>

> Tabiburadan bizim çıkaracağımız şu olmalıdır:YIKICI OLMAK BEĞENMEMEK

> ÇOKKOLAY.ÖNEMLİ OLAN YAPICI OLMAKTIR.

>

> Siz ne kadar yapıcısınızbilemiyorum ama bence üslubunuzu biraz

> değiştirmelisiniz. Umarım bu elmekimiyayımlarsınız.

>

> Size,bize verdiğiniz emeklerdendolayı teşekkür ederim.

>

Nurdağı Aslanlı İlköğretim OkuluMatematik Öğretmeni

 

Mehmet Ali YALÇIN

 

 

 

Sevgili Mehmet Ali Yalçın,

 

İyi olduğuna, eski öğretmenlerinizi anmış olmana çok sevindim.

 

Elmek adabının sizleri rahatsız etmemesi gerekirdi. Her işin bir adabı, olması gerektiği gibi olması lazımdır. Öğretmenler noktalama işaretlerini, yazım kurallarını, inceliği, zarafeti kısaca daha iyi olmayı öğretirler. Bunun için örnek olmaları gerekir.

 

Bana gönderdiğin ve zevkle okuduğum mektubunda bile o kadar yazım hatası var ki! Tam da “bunu yapmayın” demek istemiştim… Ayrı yazılması gerekirken bitişik yazılanlar… Küçük harfle başlayan cümleler… Kurallı ve düzenli olmak biraz da okuyucuya, izleyiciye saygı gereğidir. Yazı da dile saygıdır. Öğretmenlikte öğrenciye doğruyu öğretmektir ve mesleğe sonuçta kendimize saygı gereğidir.

 

Mektubunu aynen yayınlayacağım, haberin olsun:-))

 

Selam ve sevgilerimi gönderiyor, işlerinde başarılar diliyorum.

 

 

Dr. İkram ÇINAR

 

 

 

Merhaba sevgili hocam.

 

Ben (…) köyünden (….) torunu Ömer Aydın. Türkçe öğretmeni oldum. görevime bu sene başladım. atamam şubat ayına kaldığı için ücret karşılığı öğretmenlik yapmaktayım. Hazırladığınız sitenizi ilgiyle takip etmekteyim. Eğitişim dergisindeki değindiğiniz konular meslek hayatıma başladığım bu ilk yılımda çok yardımcı oluyor. İzmir’deki öğretmen arkadaşlarıma fırsat oldukça sınıf yönetimi sayınızda yazdıklarınızı okuyorum, onlarında istifade etmesini sağlıyorum.

özellikle 7. sayıdaki babanızın "Göller"’de çektirmiş olduğu resim çok dikkatimi çekti. öğrencilerinizin size göndermiş olduğu elektronik mektupları okudum. çektikleri sıkıntıları daha yaşamadım ama öğretmiş olduklarınız sayesinde hepsinin üstesinden geleceğimizi düşünüyorum.

sevgili hocam sizinle tanışamadım, derslerinize iştirak edemedim ama kendimi sizin öğrenciniz olarak görüyorum sitenizi düzenli olarak takip ediyorum. dokuz eylül üniversitesinde okumama rağmen böyle aktif eğitim veren üniversitenizde ve sizin derslerinizde bulunamadığım için kendimi şanssız görüyorum.

bizleri bilgilerinizden yoksun bırakmadığınız için Başta sizlere ve öğrencilerinize en içten teşekkürlerimi sunuyorum.

 

 

Ömer AYDIN

 

 

 

 

selamlar hocam ben Oğuzhan Güler. geçen sene sınıf öretmenliğinden mezun
oldum. Şu anda Yozgat ili Aydıncık İlçesi Hacıilyas Köyü İlköğretim Okulu 1.
sınıf öğretmeniyim. 9 tane öğrencim var. bunlardddan bir tanesi 11 yaşında.
daha önce tedavi görmüş. hastalığını tam olarak bilemiyorum. babası deli
tedavisi gördüğünü beklirtti. 2 tane 9 yaşında kızımız var. onları da nüfüs
cüzdanı olmadığından okula almamaışlar. ben aldım.
okulumuzda 3 öğretmen var. 1, 2 ve 3. sınıflar var. tıoplam 35 öğrencimiz
var. sizin belirtttiğiniz gibi zorlukları burada bulamadık. gayet rahat bir
ortamda derslerimizi yapıyoruz. kendimi birleştirilmiş sınıf, müdür
yetkililikgibi şartlara alıştırmışken bunun yerine yukarıda saydıklarımın
karşıma çıkması bende piyango etkisi yaptı.
size elmek göndermeyi çok istedim. ancak fırrsat buldum.
şu anda hazırlayııcı eğitim kursu görüyoruz. ancak üzülerek belirteyim ki
diğer kursiyer arkadaşlara göre bu konularda en az bilgiye sahibim. bunun
sorumluluğu bana ait. kabul ediyoru. diğer arkadaşlarım mevzuat hakkında
yeterli bilgiye sahipken ve bu eğitimi okulda aldıklarını söylerken ben
onları dinlemekle yetiniyorum. ve düşünüyorum ki okul bana bu konularıda
birşey katmamış.
öğretmenlik olarak ise bana en büyük katkıyı stajdan aldığım biligiler
sağlamış. burada insan daha kolay anlıyorki öğretmenlik teorik olarak değil,
pratik olarak öğrenilir. sizlerin katkıları azımsanmaz ancak (bunu ilk defa
burada söyledim) keşke bize bu bilinci okuldayken verebilseydiniz.
saygılarımla. inşallah ilerleyen dönemlerde size elmek göndermeye çalışacağım

 

Oğuzhan GÜLER

 

 

 

 

 

Hocam yeni sezon hepimiz için hayırlı olsun.Google da arama yaparken sizin yayınınıza denk geldim.Orda "öğrencilerimden hep mektup almak istemişimdir" diye notunuzu görünce hemen bir şeyler yazmak istedim.

       İnanın burda internette dahi olsa insan bildik birşeylere denk gelince çok seviniyor.Okul dönemlerimde belki böyle yazılara hiç ilgi duymadım ama şu an yazmaya o kadar ihtiyaç duyuyorum ki anlatamam.

       Hocam izninizle Van’a geliş öykümü anlatmak istiyorum.

       2 eylül 2004
     
       Tercih etmiş olduğum Van’a atandığım haberini alıyorum.Tabi bu kadar zor bir sınavdan çıkıp üstelik arkadaşlarımızın çoğunun tercih bile yapamadığımını biliyorsak bu bizim için çok güzel bir haber oluyor

       7 eylül 2004

       Sabah saat 10,00 da Fırat üniversitesi’nde Yüksek Lisans için yabancı dil sınavına  giriyorum ve bu sınavı geçtiğimi akşam saatlerinde öğreniyorum.Bu arada İl içi atamada Erciş’in Deredam Köyü’ne atandığımı öğreniyorum.Gelene kadar okadar araştırmalarıma rağmen köyümle ilgili hiçbir bilgi edinemiyorum.

       9 eylul 2004

       Mülakat sınavı için  yine üniversitedeyim.Sınavdan sonra Gece saat 10,00 da Van otobüsüne bindim.Sabah saat 6,30 gibi Gevaş’tan  giriş yapıyorum.O kadar yeşillik okadar güzel bir yerki arkasından Edremit orası daha güzel anlatamam.Neyse Van’a girdik.Van’da çok güzel ve büyük bir şehir.Öğlene kadar ildeki işlerimi hallettikten sonra Erciş’e yola çıktım.Aslında Van’ı çıktıktan sonra ilçe görünüyormuş ama orası olacağını tahmin edmedim.Aslında feribotla geçiş yapılsa o kadar avantajlı olacak ki.Gölün(deniz) etrafını dönene kadar 100 km yol gittik.Erciş’te fena değil 70000 nüfuslu güzel bir yer.evrak işleri başladı Allah’ım ne zor işmiş.Köyü sordum merkeze 15 km bir yermiş.Gölü görüyor ve cep telefonu çekiyormuş.Ama ulaşımı iyi değilmiş.Neyse gittim köye akşam muhtarda kaldım.(gerçekten çok sıcak kanlı ve misafirperverler).Okula gittim:1976 da yapılmış prefabrik bir okul yani ölü.Ya lojman önceki öğretmen sanki özel dağıtıp gitmiş.Okulun ve lojmanın tuvaleti çalışmıyor.(z
aten bu köyde tuvalet adeti yok.)

       Neyse asıl noktaya geleyim eğitim- öğretim 80 öğrencim var ve ben tek başımayım.Sınıfa dahi sığmıyorlar 4ve5 lerden henüz okuma yazma bilmeyenler var.Ama hocam okumak birşeyler öğrenmeyi o kadar istiyorlarki gözlerinden ve bakışlarından belli.2001 doğumluyu  okula almak zorunda kaldım.Hocam bu konuda köy halkı da bana hak veriyor .Tek öğretmenle ancak çizgi çizmeyi öğrenebileceklerini biliyorlar.Hocam 1.sınıflr  türkçe bilmiyor.İki sözcük"öğretmenim bu" sözde şikayette bulunuyor.Yani hocam burası zor bu kadar imkanın olduğu yerde bu kadar imkansızlık yaşamak köylüyüde bizide çok etkiliyor.Sözde bakanın memleketi.Hocam ben burda bir yıl kalacağım.Gelecek yıl Elazığ’dayım.Çümkü bahsettiğim yüksek lisansı kazandım.

      Umarım iyi olur.umarım iyi olur

  &nbs



24 Kasım 2007 , Cumartesi
Kategori (Dünya)

öğretmene mektup



ABD’nin eski ünlü başkanlarından Abraham Lincoln’a ait. Oğlunun öğretmenine yazılmış bir mektup bu. Mektubu okurken onlar Mersin’e giderken, bizim nasıl tersine koştuğumuz daha açık ve seçik olarak anlaşılmaktadır. Aynı zamanda bir devlet başkanı olan babanın, öğretmenden insanlık hallerinin doğasında var olan artı ve eksilerin, özgür ve bağımsız düşünebilmeyi oğluna öğretmesini istemesi, büyük olmanın lafla gerçekleştirilemeyeceğini göstermektedir.
Öğret ona ki diye başlayıp sürüp giden mektubu keşke tüm öğretmenlerimize bir baş ucu öğretisi gibi verebilmek ne güzel olurdu kim bilir?

“Öğrenmesi gerekli biliyorum, tüm insanların dürüst ve adil olmadığını,
Fakat şunu da öğret ona, her alçağa karşılık bir kahraman
Her bencil politikacıya karşılık kendini adamış bir lider vardır.
Her düşmana karşılık bir dost olduğunu da öğret ona
Zaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen ona
Kazanılan bir doların, bulunan beşinden daha değerli olduğunu öğret
Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona
Ve hem de kazanmaktan neşe duymayı
Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu
Eğer yapabilirsen.
Sessiz kahkahaların gizemini öğret ona
Fakat ona sessiz zamanlarda tanı
Gökyüzündeki kuşların
Güneşin yüzü önündeki arıların,
Ve yemyeşil çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceğini
Okulda hata yapmanın hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona
Ona kendi düşüncelerine inanmasını öğret
Herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi.
Nazik insanlara karşı nazik
Sert olanlara karşı da sert olmasını öğret ona
Herkes birbirine takılmış bir yöne giderken
Kitleleri izlemeyecek gücü vermeye çalış oğluma
Tüm insanları dinlemesini öğret ona
Fakat tüm dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini
Ve sadece iyi olanları almasını da öğret
Eğer yapabilirsen, üzüldüğünde bile nasıl gülümseyeceğini öğret ona
Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret
Herkesin sadece kendi iyiliği için çalıştığına inananlara dudak bükmesini öğret ona
Ve aşırı ilgiye dikkat etmesini de
Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyata verene satmasını
Fakat hiçbir zaman kalbi ve ruhuna fiyat anketi koymamasını öğret
Uluyan hiçbir insan kalabalığına kulaklarını tıkamamasını öğret ona
Ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa dimdik dikilmeyi
Ona nazik davran, fakat onu kucaklama
Çünkü ancak ateş çeliği saflaştırır
Bırak sabırsız olacak kadar cesarete sahip olsun
Bırak cesur olacak kadar sabrı olsun
Ona her zaman kendisine karşı derin bir inanç taşımasını öğret
Böylece insanlığa karşıda derin bir inanç taşıyacaktır.
Bu büyük bir taleptir, ne kadarını yapabilirsin bir bak bakalım
Ona ne kadar iyi, küçük bir insan
Oğlum…”



24 Kasım 2007 , Cumartesi
Kategori (Dünya)
BIR ÖGRETMEN MEKTUBU VE ACI GERÇEKLER..
Yazari bir ögretmen ancak, adini ve nerede çalistigini gizlemek zorunda kalmis, tahmin edebileceginiz nedenlerle…
Mektup, bu haliyle bir üniversitemizin “Ögretmenler Günü” toplantisinda okunmus, gözyaslariyla.
Söyle bir göz atalim inanmasi çok güç ama ne yazik ki gerçek:

‘’Merhaba!

Istanbul’da bir lisede ögretmenlik yapiyorum. Çalistigim okul, çogunlugu Anadolu’nun en ücra köylerinde gelip yerlesen (yerlesemeyen) insanlarin oturdugu bir çevrede. Etrafimiz gecekondu mahalleri. Gecekondu olmayan yerlerde de derme çatma binalar var. Istanbul’un pek çok yerinde artik görmeye alistigimiz bir manzara var aslinda burada da. Sözünü ettigim yerlesim yerinin 5 dakikalik mesafesinde modern bir alisveris merkezi var! Atardamarin hemen üzerinde bu okul.

BUNLARIN HEPSI GERÇEK:

*Biliyor musunuz, bu yil Lise 1. sinifta okuma yazma bilmeyen bir ögrenci var.

*Biliyor musunuz, bir ögrenci okula “satir” getirmekten uzaklastirma cezasi aldi.

*Biliyor musunuz, iki hafta önce okulun önünde çikan bir kavgada bir ögrencimin boynu döner biçagi ile kesildi; 28 dikis atildi. (Çok sükür sah damarina gelmedi)

*Biliyor musunuz, bu çevrede kimse kisin aksam besten sonra sokakta yalniz yürümüyor.

*Biliyor musunuz, geçtigimiz hafta, bebek bekleyen müdür yardimcimiz bir ögrenci tarafindan karni tekmelenmekle tehdit edildi.

*Biliyor musunuz, disardan elini kolunu sallaya sallaya giren bir adam, kendisini disari çikarmaya çalisan kat nöbetçisi bayan ögretmeni biçakla tehdit etti.

*Biliyor musunuz, derste sikinti yarattigi için ögretmeni tarafindan cezalandirilan ögrencinin asiret olan ailesi okulu basti.

*Biliyor musunuz, bir ögretmenimiz sinifta biraktigi ögrenciden tehdit telefonlari aldi.

*Biliyor musunuz, ögrencilerimizin %86’si sigara içiyor.

*Biliyor musunuz, ögrencilerimizin %42’si hap kullaniyor.

*Biliyor musunuz, okulun etrafinda hap satanlari, okulun içinde hap kullananlari polis biliyor.

*Biliyor musunuz, ögrencilerimizin %23’ü ensest iliski magduru.

*Biliyor musunuz, geçtigimiz yil bir kiz ögrencimizi babasi çocugundan (ögrencimizden) dayak yedigi için okula sigindi.

*Biliyor musunuz, bu yil bir erkek ögrenci, bir kiz ögrencinin kendisine cinsel tacizde bulundugunu söyleyerek sikayette bulundu.

*Biliyor musunuz, geçtigimiz yil bir anne, kizinin saçinin boyali olmasi üzerine okula çagrildiginda, kizini ‘’okula koca bulmak için’’ gönderdigini bu nedenle de süslenmesi gerektigini söyledi.

*Biliyor musunuz, velilerin %42’si kayittan sonra bir daha okula hiç ugramiyor.

*Biliyor musunuz, maddi yetersizlikten dolayi üç, dört aile bir oda bir salon bir evi paylasiyorlar. (sayilari azimsanamayacak ölçüde)

*Biliyor musunuz, her ay ögretmenler aramizda para toplayip bir ögrenciye bot, palto veya okul araç gereçleri aliyoruz.

*Biliyor musunuz, geçtigimiz yil Cuma okul kapaniz töreninde bayginlik geçiren bir ögrencinin iki gündür hiçbir sey yemedigini ögreniyoruz.

*Biliyor musunuz, ögrencilerin çogunun hayatinda kan davasi, intihar, bosanma, dayak, kaçma, kaçirilma, hapis gibi hikayeler var. (ailelerinde yasanmis)

*Biliyor musunuz, annesi babasi ayri veya bosanmis olan ögrencilerin çogu uzak akrabalarin yaninda kaliyor. Anne yada baba almak istemiyor veya üvey anne babalar istemiyor.

*Biliyor musunuz, geçtigimiz yil sorun çikardigi için müdür tarafindan tartaklanan bir ögrenci mahalleden topladigi tanidiklariyla müdürün odasini basip tehditler savurdu.

*Biliyor musunuz, veliler toplantilara “ocakta yemeklerini birakarak”, ayakkabilarinin topuguna basarak, mantolarini omuzlarina alarak geliyorlar.

*Biliyor musunuz, velilerin büyük bir çogunlugu ögretmene nasil hitap edilecegini bilmiyor. (Güzelim, hanim kizim, sen, hocaaaa, ablasi!?)

*Biliyor musunuz, sakalli, salvarli, cüppeli bir veli toplantilara gelip yalnizca erkek ögretmenlerle görüsüyor!

*Biliyor musunuz, geçtigimiz yil 1000 ögrenci kapasitesi olan okulda kütüphaneye üye olanlarin sayisi 7 (yedi)’ydi.

*Biliyor musunuz, ögrenci tanima formlarindaki “çaldiginiz müzik alet(ler)i” bölümüne radyo, teyp, walkman yazan azimsanamayacak sayida ögrenci var.

*Biliyor musunuz, ögrencilerin azimsanamayacak bir bölümü dogum tarihlerinin gün ve ay kisimlarini dogru yaziyorlar ancak yil bölümüne 2004 yaziyorlar!

*Biliyor musunuz, lise birinci sinif ögrencilerim “Soru isareti nerede kullanilir?” soruma yanit veremediler.

*Biliyor musunuz, *… lisesine kayit yaptiran bu ögrenciler çarpim tablosunu bilmiyorlar; 10 ve katlari ile çarpma yada bölme islemi yaparken bile hesap makinesi kullaniyorlar.
(Geçtigimiz ay sinirden gözlerine kan oturmus bir halde siniftan çikan matematik ögretmenimiz koltuga çökerken ögrencilere bir ders boyunca 300’ü 2’ye böldüremedigini anlatti.

*Biliyor musunuz, maddi durumu iyi olan sayili ögrencilerden birinin velisi, geçtigimiz yil akan damimizi onardi. (notlarinin hemen hepsi zayif olan ögrencinin sinif geçmesi sartiyla!)

*Biliyor musunuz, ögrencilerimizin %60’i sagliksiz beslenmeden dolayi hasta (aralarinda dispanserlik olanlar var) ancak ögrencilerimizin %90’inda cep telefonu var. (cep telefonlari son model, bazilari kamerali)

Ben bu okulda 3 yildir ögretmenlik yapmaya çalisiyorum. Bu olaylara alismamak için, artik alisip bunlari neredeyse dogal karsilayan yillarin ögretmenleri gibi olmamak için ugrasiyorum. Biliyorum ki eger alisirsam gelecege dair hiçbir umudum kalmayacak.

Her gün büyük bir çaresizlik ve endiseyle “Acaba bugün ne olacak?” diye basliyorum isime. Olaysiz geçen günler Allah’in nimeti!

Biliyor musunuz, 10 Kasim’larda, 29 Ekim’lerde siirler okunurken, marsimizi dinlerken agladigimda herkes günün anlamina agladigimi saniyor; oysa çaresizlige agliyorum.

Muhtaç oldugu kudretin dolastigi asil kani uyusturucuyla zehirleyen ögrencilerimi kurtaramiyorum. Ögrenmeye direnen, kendini kapatan ögrencilerime Istiklal Marsi’nin anlamini bile ögretemiyorum.

Daha da yazacaktim, ancak yazdikça yüregim agirlasiyor.

Sevgi ve saygilarimla.’’

Bir taraftan egitimde toz pembe tablolar bir taraftan inanmasi güç ama yasanan
çok, ama çok aci gerçekler..

Madalyonun pek de görünmeyen bu yüzü ürkütücü, hatta dehset verici!

Yetkililer için çok ciddi bir uyari bu. Acilen irdelenerek çözüm bulunmali!
Her sey için’’ artik çok geç’’ olmadan….



Sayfalar : [1] 2 3 4 5 6 ...