Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Eylül, 2007 Arşivi

24 Eylül 2007 , Pazartesi
Kategori (Aşk)

YARI DALGALI OLMAMALI DENİZ, YA TAM DURMALI YA DA TAM KUDURMALI.
YARI ÜMİT VERMEMELİ SEVGİLİYE, YA TAM SEVMELİ YA DA ÇEKİP GİTMELİ.

** Aklının dinginliğini hiçbir şeyin bozmasına izin vermeyecek kadar güçlü olmaya,

** Karşılaştığın herkesle sağlık, mutluluk vebaşarıdan söz etmeye,

** Tüm arkadaşlarının, kendilerini değerli hissetmelerini sağlamaya,

** Her şeyin aydınlık yüzüne bakmaya ve iyimserliğinin gerçeğe dönüşmesine çabalamaya,

** Yalnız en iyiyi düşünmeye, yalnız en iyi için çalışmaya ve en iyiyi beklemeye,

** Başkalarının başarısından kendininki kadar coşku duymaya,

** Geçmişin yanlışlarını unutup, gelecekteki daha büyük başarılar için var gücünle çalışmaya,

** Her zaman neşeli bir yüz ifadesine sahip olup, selamladığın her canlı varlığa gülümsemeye,

** Kendini geliştirmeye, başkalarını eleştirmeye zaman bırakmayacak kadar çok zaman vermeye,

** Kaygılanmayacak kadar yüreği geniş, kızgınlığa kapılmayacak kadar yüce,bozguna uğramayacak kadar güçlü ve üzüntüye kapılmayacak kadar mutlu olmaya

KENDİ KENDİNE SÖZ VER

////////////////////VE UNUTMA /////////////////

seveceksen guven



24 Eylül 2007 , Pazartesi
Kategori (Aşk)
1. Sık sık seni seviyorum ve sana ihtiyacım var demeyi unutmayın.
2. Aşk şiiri yazın.
3. Yağmurda el ele yürüyün.
4. Radyodan onun için şarkı isteyin.
5. Ruj ya da traş kremi ile aynaya "seni seviyorum" yazın.
6. Çantasına, cüzdanına ya da yastığının altına küçük aşk notları saklayın.
7. Kahvaltıda kalp şekilli tostlar yapın.
8. Gazetenin kişisel bölümüne aşk notları yazın.
9. Şehir içinde fayton gezintisine çıkın.
10. Süpriz haftasonu tatili hazırlayın.
11. Sevgilinizin ufak tefek gündelik ev işlerini yapın.
12. Ajandasındaki uzak tarihlere ikiniz için randevular yazın.
13. En sevdiği restorana reservasyon yaptırın.
14. Gidilecek filmi seçmesine izin verin.
15. Ona ayak masajı yapın.
16. Kalp şeklinde bir kitap ayıracı yapın ve okuduğu kitabın arasına koyun.
17. Romantik müzik CD’si koyun ve dans edin.
18. Sadece ikiniz için sürpriz parti düzenleyin.
19. Sevgilinize pofuduk oyuncaklar alın.
20. Birbirinizin falını okuyun.
21. Birbirinizde en çok sevdiğiniz 10 özelliğin listesini yapın.
22. Bu listeyi göze görünecek bir yere koyun.
23. Onun adını vücudunuza dövme ile yazdırın.
24. İkiniz için bir fotoğraf albümü hazırlayın.
25. Birlikte kampa gidin ve sadece bir uyku tulumu alın.
26. Bir şişede, balonda ya da sandwichte aşk notu gönderin.
27. Sevdiğini bildiğiniz bir çizgi film karakterini taklit edin.
28. Birlikte duş alın.
29. Işıkları loşlaştırıp kanepede tv izleyin.
30. "Özür dilerim" deyip, öpüp barışan taraf olun.
31. Birbirinize masaj yapın.
32. Gün boyunca her saat başı öpüşün.
33. Bir sepet dolusu şirin hediyeler gönderin.
34. Banyo aynasındaki buhara "Senin için deliriyorum" yazın.
35. Kocaman bir kurdele ile yatağınızı paketleyin.
36. Onun benzin deposunu doldurun.
37. 18 yaşında gibi davranın hatta piercing yapın.
38. Sebepsiz yere bir buket çiçekle çıkın karşısına.
39. Birlikte scrabble oynayın, kullanabildiğiniz kadar aşk kelimesi kullanın.
40. Ona köpük banyosu hazırlayın, etrafına mumlar yakın.
41. Parkta piknik yapın.
42. El ele tutuşun.
43. Evde mum ışığında romantik bir yemeğe giden yolu gül yaprakları ile donatın.
44. Bir hayır kurumuna sevgiliniz adına bağış yapın.
45. Onun kıyafetlerini yerden kaldırın ve ona bu konuda hiç birşey söylemeyin.
46. Eski siyah beyaz filmlerden seyredip patlamış mısır yiyin.
47. İlk randevunuzu yeniden yaşayın.
48. Bir oyun ya da maç bileti alarak ona sürpriz yapın.
49. Beklenmedik bir anda onu kucaklayın.
50. Üzerinde hiç düşünmeden, ani bir hediye alın.
51. Sadece "Seni düşünüyorum" demek için mail gönderin.
52. Eve kocaman bir balon buketi getirin.
53. Kahvaltısını yatağa götürün.
54. Yılbaşı ağacı için ikinizin resmi olan bir süs hazırlayın.
55. Elim sende oynayın.
56. Arabasını yıkayın ve konsoluna aşk notu bırakın.
57. Birlikte bir çiçek dikin.
58. Telesekreterine sevimli bir mesaj bırakın.
59. Bir geceliğine otelde kalın.
60. Karın üzerine melek resimleri çizin.
61. Her "merhaba" ve "hoşçakal" ı kucaklayarak ya da öperek mühürleyin.
62. Şehir dışına doğru kısa bir araba gezintisine çıkın.
63. Geceyi yıldızları seyrederek geçirin ve birlikte dilek tutun.
64. Yer ya da mekan umursamadan ara sıra ona göz kırpın.
65. Birlikte komik hayvan isimleri düşünün.
66. Birbirinize şiir okuyun.
67. Doğumgünlerinizi birlikte kutlayın.
68. İkinizin güzel bir resmini cüzdanınıza koyun.
69. En sevdiği kitabı ya da CD’yi sebepsiz yere ona hediye edin.
70. İş yerine şeker, yiyecek, resim ve aşk notları ile dolu bir moral paketi gönderin.
71. Bir gece dışarı çıktığınızda insanlara balayında olduğunuzu söyleyin.
72. Kırda yürüyüşe çıkıp birbirinizin baş harflerini ağaca kazıyın.
73. Sizin için yaptığı ve sizin sıradan kabul ettiğiniz herşey için küçük teşekkür notları yazın.
74. Şömineyi yakın ve şeker pişirin.
75. En sevdiğiniz TV şovunu kaydedin ve geceyi konuşarak geçirin.
76. Bulaşıkları birlikte yıkayın, sonra birbirinizin ellerine krem sürün.
77. Ona bir aşk mektubu yazın, sonra da onu yap boz parçaları gibi kesin.
78. Gizli işaretler belirleyin ve kalabalık içindeyken bunları kullanın.
79. Takviminize sadece ikiniz için hafta ortasırandevusunu düzenli olarak işleyin.
80. Çamaşırları birlikte yıkayın.
81. Romantik Tiyatro: Haftasonu birbirinizin en sevdiği romantik sahneleri canlandırın. Cumartesi sizin, Pazar onun günü olsun.
82. Onu işyerinden arayın ve randevu isteyin.
83. Sanki birbirinizi bir aydır görmüyormuş gibi davranın.
84. Özel birşeyler yapmak için yazılı davetiye gönderin.
85. Birbirinize kitap okuyun.
86. Penceresinin önünde durun ve romantik bir şarkı söyleyin.
87. En sevdiği şekeri montunun cebine saklayın.
88. Sesinizi kaydettiğiniz bir kaseti arabasındaki teybe yerleştirip açık bırakın ki arabayı çalıştırdığı anda çalmaya başlasın.
89. Açık hava sinemasına gidin.
90. İkiniz de yatağa girdikten sonra açık kalan ışığı söndürün.
91. Fırtına çıktığında birbirinize sıkı sıkı sarılın.
92. Ölümsüz aşkınızı telgraf ile açıklayın.
93. Romantik bir yemek hazırlayın ve en iyi porselenlerinizde servis yapın.
94. Boynuna kocaman bir öpücük kondurarak onu şaşırtın.
95. Beklenmedik iltifatlar yapın.
96. Bir külah dondurmayı paylaşın.
97. Salonun ortasında piknik yapın.
98. İkinizin aptal bir fotoğrafını çekin ve çerçeveletin.
99. Okuduğu derginin içine aşk kartları saklayın.


24 Eylül 2007 , Pazartesi
Kategori (Edebiyat)

MARANGOZ

     Yasli bir marangozun emeklilik çagi gelmisti. Isveren müteahhidine, çalistigi konut yapim isinden ayrilarak esi ve büyüyen ailesi ile birlikte daha özgür bir yasam sürmek tasarisindan söz etti. çekle aldigi ücretini elbette özleyecekti. Ne var ki emekli olmasi gerekiyordu.

      Müteahhit, iyi isçisinin ayrilmasina üzüldü ve ondan, kendine bir iyilik olarak, son bir ev yapmasini rica etti. marangoz, kabul etti ve ise giristi, fakat gönlünün yaptigi iste olmadigini görmek pek kolaydi. Bastan savma bir isçilik yapti ve kalitesiz malzeme kullandi. Kendini adamis oldugu meslegine böyle son vermek ne büyük talihsizlikti!…

      İşini bitirdiğinde isveren, evi gözden geçirmek için geldi. Dis kapinin anahtarini marangoza uzatti. "Bu ev senin" dedi, "Sana benden hediye" . Marangoz, soka girdi. Ne kadar utanmisti! Keske yaptigi evin kendi evi oldugunu bilseydi! O zaman böyle yapar miydi hiç! Bizim için de bu böyledir. Gün be gün kendi hayatimizi kurariz. Çogu zaman da, yaptigimiz ise elimizden gelenden daha azini koyariz. Sonra da, soka girerek, kendi kurdugumuz evde yasayacagimizi anlariz. Eger tekrar yapabilsek, çok daha farkli yapariz. Ne var ki, geriye dönemeyiz. Marangoz sizsiniz.

      Her gün bir çivi çakar, bir tahta koyar ya da bir duvar dikersiniz. "Hayat bir kendin yap, tasarimidir" demistir biri. Bugün yaptiginiz davranislar ve seçimler, yarin yasayacaginiz evi kurar. Öyle ise onu akillica kurun. Unutmayin… Paraya ihtiyaciniz yokmus gibi çalisin. Hiç incinmemis gibi sevin. Kimse izlemiyormus gibi dans edin. Ve lütfen, bu sözleri arkadaslariniza iletin…

GÜL BAHÇESİ

     Zamanin birinde bir kasabada yasayan dünyalar güzeli bir kiz varmis..

      Bu kiz öyle güzelmis ki çok uzak sehirlerden ve ülkelerden çok zengin, çok yakisikli, asil pek çok delikanli onu görmeye gelirmis.. Kendisiyle evlenmek isteyen nice prensi nice sovalyeyi reddeden güzel kiz kimseleri begenmezmis.. Bu arada ayni kasabada yasayan ve bu kiza asik olan genç bir delikanli da bu kizi istemis.. Ama kiz onu da reddetmis.. Aradan uzun yillar geçmis.. Bizim delikanli kasabadan ayrilmis ..Kendine baska bir hayat kurmus ve evlenmis, çoluk cocuga karismis..

      Birgün yolu bir zamanlar yasadigi güzel, küçük kasabaya düsmüs.. Orada tanidik birine rastladiginda aklina bir zamanlar orada yasayan dünyalar güzeli kiz gelmis ve ona ne oldugunu sormus.. Yasli adam önünde gül bahçesi olan bir evi göstererek kizin evlendigini söylemis.. Bizimki bir zamanlar herkesi reddetmis olan kizin kocasini pek merak etmis..

      Bir gün gizlenip kocasini evden çikarken görmüs.. Kizin kocasi sisman, kel ve çirkin mi çirkin bir adammis.. Üstelik zengin bile degilmis.. Çok merak eden adam kocasi gittikten sonra evin kapisini çalmis.. Kiz kapiyi açinca kendini tanitmis ve neden böyle bir adamla evlenmis oldugunu sormus.. Kiz da ona arkasindaki gül bahçesinden en güzel gülü koparip getirirse cevabi verecegini bu arada tek sartinin bahçede ilerlerken geriye dönmemesi oldugunu söylemis.. Adam da bunun üzerine yüzlerce güzel gülün oldugu bahçede ilerlemeye baslamis.. Birden çok güzel sari bir gül görmüs..

      Tam ona dogru egilirken biraz ilerde kocaman pempe bir gül gözüne carpmis.. Tam ona uzanirken daha ilerde muhtesem güzellikte kirmizi bir gül goncasi görmüs.. Derken bir de bakmis ki bahçenin sonuna gelmis ve mecburen oradaki bir gülü koparip kiza götürmüs.. Bahçenin en güzel gülünü getirmesini beklerken kiz bir de ne görsün yapraklari solmus ciliz bir gül.. Bunun üzerine adama dönen kiz söyle demis: "Bak gördün mü? Her zaman daha iyisini bulmak isterken ömür geçer ve sen en kötüsüne razi olmak zorunda kalirsin.. Bu yüzden gençlik elden gitmeden elindekiyle yetinebilmeyi ögrenmek gerekir.."

EVE DÖNÜŞ

     Vietnam’da savastiktan sonra sonunda evine dönmekte olan bir asker hakkinda bir hikaye anlatilir.San Francisco’dan ailesini aradi

      Anne baba, eve dönüyorum, ama sizden birsey rica ediyorum. Yanimda bir arkadasimi da getirmek istiyorum. -Memnuniyetle, onunla tanismak isteriz,diye cevapladilar.. Ogullari, -Bilmeniz gereken birsey var diye devam etti. -Arkadasim savasta agir yaralandi. Bir mayina basti ve bir koluyla ayagini kaybetti. Gidecek hiçbir yeri yok, ve onun gelip bizimle kalmasini istiyorum. -Bunu duyduguma üzüldüm oglum. Belki onun baska bir yer bulmasina yardimci olabiliriz. -Hayir. Anne, baba, onun bizimle yasamasini istiyorum. -Oglum, dedi babasi, -Bizden ne istedigini bilmiyorsun. Onungibi özürlü biri bize korkunç bir yükolur. Bizim kendi hayatimiz var, ve bunun gibi birseyin hayatimiza engel olmasina izin veremeyiz. Bence bu arkadasini unutup eve dönmelisin. O kendi basinin çaresine bakacaktir. Oglu o anda telefonu kapatti.

      Ailesi ondan bir süre haber alamadi. Ama birkaç gün sonra, San Francisco polisinden bir telefon geldi. Ogullarinin yüksek bir binadan düsüp öldügünü ögrendiler. Polis bunun intihar olduguna inaniyordu. Üzüntü dolu anne-baba hemen San Francisco’ysa uçtular ve Ogullarinin cesedini tespit etmek için sehir morguna götürüldüler. Onu tanidilar, ve bilmedikleri birsey daha ögrenince dehsete düstüler:

      Ogullarinin sadece bir kolu ve bir bacagi vardi. Bu hikayedeki aile de bir çogumuz gibi. Güzel olan yada birlikte olmaktan zevk aldigimiz insanlari sevmek bizim için çok kolay, ama bize rahatsizlik veren yada yanlarinda kendimizi rahatsiz hissettigimiz insanlari sevmiyoruz. Bizim kadar saglikli, Güzel yada akilli olmayan insanlarin yanindan uzak durmayi tercih ediyoruz. Neyseki, bize bu sekilde davranmayan biri var. Biz nekadar bozulmus olursak olalim, bizi sonsuz ailesinin yanina çagiran sartsiz sevgiyle seven biri. Bu gece, uyumadan önce, insanlari oldugu gibi kabul edebilmemiz ve bizden farkli olanlara karsi daha anlayisli olabilmemiz için gereken gücü vermesi için Allah’a kisa bir dua edelim. Kalbimizde Arkadaslik adinda bir mucize var. Nasil oldugunu veya Nasil basladigini anlamazsiniz. Ama bu özel armagani bilirsiniz ve Arkadasligin Tanri nin en büyük armagani oldugunu anlarsiniz.

      Gerçekten de arkadaslar çok nadide mücevherlerdir. Sizi gülümsetip basarmaniz için cesaret verirler. Sizi dinlerler ve kalplerini size açmak isterler. Bugün arkadaslariniza onlarla ne kadar ilgilendiginizi gösterin.



24 Eylül 2007 , Pazartesi
Kategori (Edebiyat)

YOLDA YÜRÜMEK

     Yolda yürürken ayaklarımı sevdiğimi fark ettim birden. Onların bir kunduranın kavrayışına tahammüllerini, beni taşımak yeteneklerini, yere basmaktaki meziyetlerini.

Yolda yürürken gözlerimi sevdiğimi fark ettim. Onların hiç umurunda değildi ayaklarımın becerisi. Onlar tüm becerilerini sergiliyorlardı önüne çıkanı görmek için. Yalnız görmekte değil üstelik bu görüntüyü beynime aktarmak için.

Yolda yürürken tenimi sevdim birden, onların üşümek, ısınmak, yanmak, okşamak yeteneklerini sevdim. Hayata, hayatın onlara sunduklarına verdikleri o muhteşem kendiliğindenlikteki tepkilerini sevdim.

Yolda yürürken kulaklarımı sevdim birden. Yüzüme bir çok kez kepçe gibi asıldıklarını düşündüğüm kulaklarımı üstelik. Onların her müziği dinleyememekteki hünerlerini sevmiştim zaten. Hiç sevememişlerdi acı soslu arabesk inletileri. Yürek parçalayıcı halk ezgilerine ise nasılda açmışlardı kendi kepçelerini, tıpkı bir anten gibi. Ama şimdi yolda yürürken bir başka seviyordum onları. Simitçinin "simit" diyen sesini duyuşlarini, pazarcinin iş arkadaşina "fasulyeleri şuraya koy" diyen sesini duyuşlarini, giden trenin timbirtilarini uzaktan alişlarini, yolda yürürken sevdim kulaklarimi.

Yolda yürürken bedenimin tüm fonksiyonlarini yerine getiriş becerisini sevdim bu dogru. Her şeye ragmen dişlerimde bir sakizin uzamasi olabilirdi pekala hala, damagimda bir yiyecegin tadi. Yüregim ben yönetmesem de devam ediyordu hayata. Bunu anlamak için gerek yoktu ki grafik göstergelere.

Hayattayim işte, hayatta… ve yolda yürüyorum. Hayati güzel buluyorum. Yolu çok çok güzel. Iyi ki çikmişim arabanin kafesinden. Iyi ki düşmüşüm yollara. Daha fazla hayat var yollarda. Daha fazla insan. "Ne güzel ne güzel, çok şükür çük şükür yaşiyorum" diyecek daha çok gerekçe.

Yolda yürürken düşünüyorum…

ZAMANA DOĞRU

     Genc ve basarili bir yonetici, yeni Jaguar’iyla bir mahalleden hizli bir sekilde geciyordu. Parketmis arabalarin arasindan yola aniden cikabilecek cocuklara dikkat ediyordu ve bir sey gordugunu sanarak yavasladi. Arabayla caddeden yavasca gecerken hic bir cocuk goremedi fakat, arabasinin kapisina bir tugla atildigini farketti. Aniden arabasini durdurarak tuglanin firlatildigi yere geri dondu.

      Arabadan indi, orada bulunan kucuk bir cocugu tuttu ve onu parketmis bir arabaya dogru iterek bagirmaya basladi. ” Bunu neden yaptin? Sen de kimsin, ne yaptiginin farkinda misin?”. iyice sinirlenerek devam etti: ” Bu yeni bir araba ve atmis oldu¿un bu tugla bana cok pahaliya malolacak. Bunu neden yaptin?’ Cocuk yalvararak cevap verdi: ” Lutfen efendim. cok uzgunum ama baska ne yapabilirdim bilmiyordum. Eger tuglayi firlatmasaydim kimse durmazdi” Parketmis bir arabanin arkasina isaret ederken cocugun gozyaslari cenesine suzuluyordu. ”Agabeyim kaldirimin kenarindan yuvarlandi ve tekerlekli sandalyesinden dustu, ben onu kaldiramiyorum. Lutfen onu tekerlekli sandalyesine oturtmam icin bana yardim eder misiniz? Benim icin cok agir.”

      Bu durumdan son derece duygulanan genc yonetici, bogazinda buyuyen yumruyu zar zor da olsa yutkundu. Yerdeki genc adami kaldirarak, tekerlekli sandalyeye geri oturttu. Mendiliyle, cizik ve yaralari sildi ve genc adamin ciddi bir yarasi olup olmadigini kontrol etti. Kucuk cocuk genc yoneticiye donerek ” tesekkur ederim efendim, Tanri sizden razi olsun” dedi. Genc yonetici, kucuk cocugun, agabeyini kaldirimdan evine dogru goturmesini izledi. Bulundugu yerden arabasina geri donmesi oldukca uzun surmustu. Uzun ve yavas bir yuruyustu. Genc yonetici, kapiyi hic tamir ettirmedi. Kapida olusan cokuntuyu hayatini birisinin kendisine tugla atmasini gerektirecek kadar hizli yasamamasi gerektigini hatirlatmasi icin oylece birakti. . . . Tanri, ruhunuza fisildar ve kalbinize konusur. Bazen, dinleyecek kadar zamaniniz olmadiginda ise, size bir tugla firlatir. Ister fisiltiyi, ister tuglayi dinleyin. Bu sizin tercihiniz. !

KÜÇÜK ÇOCUK

     Bir dondurma küpün çok daha ucuz olduğu günlerde, 10 yaşında bir erkek çocuğu bir otelin kafeteryasına girdi.

Boş masaya oturdu. Kadın garson, çocuğun önünde bir bardak su koydu.

Çocuk sordu: Bir dondurma küp ne kadar?

Garson Elli sent dedi.

Çocuk elini cebinden çıkarıp parasını saydı. Peki ya bir porsiyon sadece dondurma ne kadar? diye sordu.

Kafeteryada masa bekleyen insanlar vardı ve garson sabırsızlanıyordu. Ters bir biçimde Otuz beş sent dedi.

Çocuk parasını tekrar saydı ve Ben bir porsiyon sade dondurma alayım dedi.

Garson dondurmayı getirdi, adisyonu masaya bıraktı ve gitti. Çocuk dondurmasını yedi, kasaya parasını ödedi ve kafeteryadan ayrıldı.

Garson geri gelip masayı silerken gördüklerine inanamadı.

Boş dondurma kasesinin yanında düzenli bir biçimde on beş sent vardı; bu, onun bahşişiydi.

BİR ADAM

     Bir adam arkadasina sekreterini neden isten kovdugunu anlatiyormus. "Iki hafta önce" demis ve devam etmis; "45. yasgünümdü ve o sabah kendimi iyi hissetmiyordum. Kahvalti masasina oturdugumda karimin dogum günümü kutlayacagini ve büyük bir olasilikla bir hediye verecegini tahmin diyordum. Birak dogum günümü kutlamayi bir "Günaydin" bile demedi. Kendi kendime karim unuttu herhalde ama çocuklarim hatirlar diye düsündüm.

     Çocuklar kahvaltiya geldi ve tek kelime etmediler.Ise erken moralim çok bozuktu ve üzgündüm. Ofisime girdigimde, Janet Günaydin Patron dogum gününüz kutlu olsun" dedi ve kendimi daha iyi hissettim birisi hatirlamisti. Öglene kadar çalistim. Yemek zamani Janet kapiya vurdu ve "Disarda hava çok güzel ve bugün sizin dogum gününüz,haydi yemege çikalim, sadece siz ve ben". "Bütün gün duydugum en güzel sey bu. Haydi gidelim" dedim. Yemege çiktik.

      Normalde gittigimiz bir yere gitmedik,sehir disinda özel bir lokantaya gittik.Iki martini içtik ve emekten sonsuz zevk aldik.Is yerine dönerken, "Hava çok güzel, ofise dönmemiz gerekmiyor degil mi? diye sordu."Hayir,sanirim gerekmiyor". "Benim evime gidelim ve size bir martini daha ikram edeyim" dedi.Evine gittik. Baska bir martininin daha tadini çikardik ve bir sigara içtik, ve Janet dedi ki "Patron, izninizle, yatak odasina geçip üzerime daha rahat birseyler giyeyim" dedi ve ona memnuniyetle izin verdim. Yatak odasina gitti ve alti dakika sonra yatak odasindan çiktiginda elinde kocaman bir pasta tasiyordu, arkasindan karim ve çocuklarim geliyordu. Hepsi "Iyiki dogdun……"sarkisini soyluyorlardi ……… ……….. ve ben orada üzerimde sadece çoraplarimla oturuyordum.

SEVGİ

     Bir kadin evinden çikti , evinin önünde beyaz, uzun sakallari olan 3 yasli adam gördü. Onlara: "Sizi tanimiyorum ama aç olmalisiniz. Lütfen evime buyurun ve birseyler yiyin." dedi. "Kocaniz evde mi?", diye sordular. "Hayir", dedi,kadin. "Disarda." "O zaman giremeyiz", dediler. Aksamleyin kocasi eve geldiginde kadin olanlari ona anlatti. Kocasi:"Onlara eve geldigimi söyle ve onlari eve davet et", dedi. Kadin disari çikti ve yasli adamlari davet etti. "Biz bir eve hep beraber girmeyiz", dediler.

        Kadin: "Neden?" dedi. Yasli adamlardan biri cevap verdi:"Onun adi ‘Zenginliktir", dedi, arkadaslarindan birini göstererek. Ve bir digerini göstererek "Onun da adi ‘Basari’dir, ve ben de ‘Sevgiyim." Ve ekledi:"simdi esinle konus ve hangimizi evinize davet edeceginize karar verin", dedi. Kadin eve girdi ve olanlari kocasana anlatti. Kocasi çok sevindi. "Ne kadar harika", dedi. "Zenginligi davet edelim, gelsin ve evimize zenginlikle doldursun", dedi. Kadin:" Neden basariyi davet etmiyoruz? dedi. O sirada onlari dinlemekte olan kizlari:"Sevgiyi davet etsek daha iyi olmaz mi?", diye sordu.

      "O zaman evimiz sevgiyle dolar." Adam:"Bence kizimizin tavsiyesine uyalim", dedi. "Disari çik ve Sevgiyi davet et, Sevgi bizim misafirimiz olsun", dedi. Kadin disari çikti ve Sevgiyi seçtiklerini söyledi ve Sevgiyi evlerine davet etti. Sevgi kalkti ve eve dogru yürümeye basladi. Diger iki arkadasi da kalkti ve onu takip ettiler. Kadin büyük bir saskinlikla:"Ben sadece Sevgiyi davet ettim, siz neden geliyorsunuz?" , diye sordu. Yasli adam cevap verdi:"Eger siz Zenginlik veya Basariyi davet etmis olsaydiniz, diger ikimiz kalacaktik, ama siz beni(Sevgiyi) davet ettiginiz için, Ben nereye gidersem, Basari ve Zenginlik de benimle gelir." Her nerede sevgi varsa, basari ve zenginlik de vardir. Bu hikayeyi sevdiginiz herkesle paylasarak, siz de Sevgiyi davet edin.



24 Eylül 2007 , Pazartesi
Kategori (Edebiyat)
HER ANIN GÜZELLİĞİNİ YAŞAYANLAR İÇİN

     "Farz edin ki her sabah hesabiniza 86400 Amerikan Dolari kredi veren bir bankaniz var, ama bir günden digerine hiç bakiye devretmiyor.Tutari ne olursa olsun, kullanmadiginiz bakiye miktari her aksam iptal ediliyor. Böyle bir durumda ne yapardiniz? Tabii ki son kurusuna kadar çekerdiniz!!!! Aslinda, hepimizin böyle bir bankasi var. Adı ZAMAN…

     Her sabah ise, iyi seylere yatirim yapmadiginiz kismini silip, hesabiniza zarar kaydediyor. Hiç devretmiyor. Kredi miktarindan bir kurus fazla kullandirmiyor. Hergün size yeni bir hesap açiyor. Heraksam günün bakiyesini yakiyor. Eger günlük depozitolarinizi kullanmadiysaniz, bu zarar sizindir. Geriye dönüs yok. Yarindan avans çekmek yok. Bugünü, bugünkü depozitonuzla yasamalisiniz. Ona yatirim yapin ki, size saglik, mutluluk ve basari olarak geri dönsün. Zaman akip gidiyor gününüzü gün etmeye bakin!

     BIR SENE’ nin degerini anlayabilmek için sinifta kalan bir ögrenciye sorun. BIR AY’ in degerini anlayabilmek için, premature bir bebegi dünyaya getiren anneye sorun. BIR HAFTA’ nin degerini anlayabilmek için, haftalik derginin editörüne sorun. BIR DAKIKA’ nin degerini anlayabilmek için, treni henüz kaçirmis bir kisiye sorun. BIR SANIYE’ nin degerini anlayabilmek için, bir kazayi kil payi atlatmis bir kisiye sorun. BIR MILISANIYE’ nin degerini anlayabilmek için, olimpiyatlarda gümüs madalya kazanan kisiye sorun. Sahip oldugunuz her ani degerlendirin. Daha fazla deger verin, çünkü onu çok özel biriyle, zamanini harcamaya degecek kadar özel biriyle paylastiniz. Sunu untumayin ki zaman hiç kiseyi beklemez.

     Dün artik mazi oldu. Yarin ise muamma. Bugün ise avuçlarimizin içinde bize sunulmus bir armagandır. Dostlar nadide mücevherlerdir, süphesiz. Sizi güldürür, basari için cesaretlendirirler. Size kulak verir, sizinle övgü sözlerini paylasir ve her zaman kalplerini size açmaya hazirdirlar.

     Dostlariniza ne kadar deger verdiginizi gösterin…"

ARKADAŞLIK

     Savaşın en kanlı günlerinden biri.. Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştügünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Asker teğmene koştu ve:
- Teğmenim. Fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?..
Delirdin mi? der gibi baktı teğmen…
- Gitmeye değer mi?. Arkadaşın delik deşik olmuş… Büyük ihtimalle ölmüştür bile.. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın..
Asker ısrar etti ve teğmen "Peki " dedi.. "Git o zaman.." İnanılması güç bir hadise.. Asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa döndü.. Birlikte siperin içine yuvarlandılar.
Teğmen, kanlar içindeki askeri muayene etti.. Sonra onu sipere taşıyan arkadaşına döndü:
- Sana değmez, hayatını tehlikeye atmana değmez, demiştim. Bu zaten ölmüş..
- Değdi teğmenim. dedi asker..
- Nasıl değdi? dedi teğmen.. Bu adam ölmüş görmüyor musun?..
- Gene de değdi komutanım.. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı.. Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim için.. Ve arkadaşının son sözlerini hıçkırarak tekrarladı:
- Geleceğini biliyordum!.. demişti arkadaşı… Geleceğini biliyordum.. …. Kalbimizde arkadaşlık adında bir mucize var. Nasıl olduğunu veya nasıl başladığını anlamazsınız. Ama bu özel armağanı bilirsiniz ve arkadaşlığın Allah’ ın en büyük armağanı olduğunu anlarsınız. Gerçekten de arkadaşlar çok nadide mücevherlerdir. Sizi gülümsetip başarmanız için cesaret verirler. Sizi dinlerler ve kalplerini size açmak isterler. Bugün arkadaşlarınıza onlarla ne kadar ilgilendiğinizi gösterin.

İŞTE ÖYLE BİRİ

     Sizi sizin kadar tanıyan biri.. Kendini ve hayatı çok iyi tanıyan biri…
Sizi hep düşünen, ama sizin onu düşünüp düşünmediğinizi önemsemeyen biri…
Size sizi anlatabilen, sizi başkalarına anlatmayı çok seven, bunu yaparken gözlerinin içi parlayan biri… Sizin için her şeyi yapmaya, her şeyi başarabilmeye hazır biri.. Ne söylediğini bilen, söylediğini her şeyin arkasında duran, verdiği sözü tutan, randevularına geçikmeyen biri… Nerede nasıl davranacağını kiminle nasıl konuşacağını ortama uymasını bilen biri… Çoçukla çoçuk gençle genç yaşlıyla yaşlı olabilen bunu yapmaktan keyif alan biri…

     Gülünecek yerde çekinmeden gülebileni ağlanacak yerde gözyaşlarını saklaya bilen biri… Bazen kıskanç, bazen huysuz,bazen şımarık,bazen bencil, bazen kaprisli, bazen kavgacı, bazen inatçı, bazen geveze ama hep iyi niyetli biri… Sizi kırmaktan incitmekten korkan, size zarar vermeye kalkanlara bütün benliğiyle karşı koyan biri… Kimseye anlatmadığınız sırlarınızı çekinmeden anlatabileceğiniz, çekinemediğiniz, düşüncesine her zaman ihtiyac duyduğunuz ne söylediğini bildiğinden hep emin olduğunuz biri…

     Sana ihtiyacım var dediğinizde nerede olursa olsun koşup gelen sıkıntılı anlarınızda yanı başınızda olan ve sizi dinlemekten hiç bıkmayan biri… Birlikte içki içmekten, yemek
yemekten, film izlemekten, tiyatroya gitmekten, parkta aylak aylak dolaşmaktan, şarkı söylemekten, müzik dinlemekten hoşlandığını biri… Romantikliğiyle sizi duygu denizinde ucurabilen, gerçekçiliğiyle ayaklarınızın yere basmasını sağlayabilen biri… Süprizleriyle sizi şaşırtan çılgınlığıyla şoka sokan biri… Her zaman güvendiğiniz, size asla ihanet etmeyeceğini bildiğiniz, sizi yarı yolda bırakmayacağından hep emin oldunuğunuz biri… Sizinle sonsuza kadar birlikte yaşayacakmış gibi hissettiğiniz, sevmeden edemediğiniz, onun da sizi sevmekten asla vazgeçmeyeceğini bildiğiniz biri…
HAYATINIZDA BÖYLE BİRİ VAR MI ?
VARSA KIYMETİNİ BİLİN…

SU OL

     Bir an için sen su oldugunu düsün. Su denli özel, su denli yararli ve su denli çok, tükenmez… Inaniyorum ki gerçekten de öylesin. Ama ister çesmelerden dökül, ister göklerden yag, ister nehirler dolusu ak; dibi olmayan bir kovayi dolduramazsin. Yani seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsin. Unutma daha çok bagirdiginda daha çok dinlenmezsin, gürültünün parçasi olursun yalnizca!… Suyun yaninda olanlar suyu en az içenlerdir. Çünkü"Su nasilsa burada, gerek yok ki suyu kana kana içmeye" diye düsünürler.. Tipki, sesini sürekli duyanlarin seni dinlemedikleri gibi! Ormandaki hiçbir hayvan, irmagin gürültüler koparan yerinden su içmeye çalismadi simdiye dek. Hepsi, hep sabahin en sakin anini bekledi; suyun durgun yerlerini bulabilmek için. Gittiler ve sakin sakin gereksinimlerini giderdiler. Onlar için en uygun olan kendi istedikleri zamandi. Sen hep bir su oldugunu düsün. Su gibi güzel, su gibi vazgeçilmez… Ve su gibi yasam kaynagi oldugunu düsün. Ama su gibi yasatici ol. Su gibi yikici, sürükleyici ve öldürücü degil!.. Suysan tarlalarini basma insanlarin, yuvalarini yikma, ocaklarini söndürme; sana "felaket" denmesin! Suysan bir bardaga sigabil ki damarlara girebilesin!..      

    Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi yararli, su gibi gerekli ve su gibi bitmez tükenmez oldugunu da unutma. Ayrica su gibi sakin olabilecegin gibi, su gibi de "kiyametler" koparici olabilecegini unutma… Vadiler varken önünde ve ovalar varken, yayilabilecegin küçük irmaklara ayirabiliyorsan kendini ve bardaklara bölebiliyorsan, yasam verirsin çevrene. Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen, korkulan ve kaçilan olursun seller, afetler gibi. Tercih elindeydi hep ve hep "senin" ellerinde olacak… Ya tutmayi ögreneceksin dilini ya da hiç durmadan konustugun için, yalnizca bombos ve anlamsiz sesler çikartan birisi oldugunu zannettireceksin çevrendeki insanlara! Ama yapman gereken su degil mi? Düsüneceksin ne zaman ne söyleyecegini. Düsüneceksin kimin dinleyip dinlemedigini, kimin anlayip anlamadigini.     

     Düsüneceksin anlatmak istediklerinin ne kadarini anlatabildigini… Hatta anlayanlarin anladiklarinin da senin anlattiklarinin ne kadari oldugunu düsüneceksin… Konusmak için en uygun zamani bekleyecek, en az ama en uygun sözcükleri seçmeye çalisacaksin… Yolcularin, önceden aldiklari biletleri ceplerinde oldugu halde, saatlerini kontrol ederek, zaman yaklastiginda, vapurun kalkacagi iskelede hazir olmalari gibi, sen de fikrini bildirecegin kisinin " kiyiya yanasmasini" bekleyeceksin!.. Demeyeceksin " Ben canim isteyince giderim iskeleye, vapur da o saniyede gelmek zorunda!.." Demeyeceksin " Ben aklima geleni geldigi biçimde söylerim. Karsimdaki de degil duymak degil dinlemek, anlattigimdan bile fazlasini anlamak zorunda.." Keske öyle olsaydi. Keske hakli olsaydin, ama maalesef degil… Agzini açip "Selaleden dökülen suyu" içmeye çalisan bir tavsan gördün mü hiç?… Ya da önüne çikan agaçlari bile sürükleyen bir selden susuzluk gidermeye ugrasan bir ceylan gördün mü? Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasini bekler; beyni olan her canli gibi! Hadi… Sen simdi " su oldugunu" düsün ve kendini " su gibi " hisset… Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararli… Su gibi yasam kaynagi ve su gibi bitmez tükenmez oldugunu animsa… Ama yine su gibi " küçük bir bardagin içine" sigdir ki kendini girebilmeyi ögren insanlarin damarlarina. Yasam ver… Vazgeçilmez ol!…


H.KOLÇAK



24 Eylül 2007 , Pazartesi
Kategori (Edebiyat)
HER ANIN GÜZELLİĞİNİ YAŞAYANLAR İÇİN

     "Farz edin ki her sabah hesabiniza 86400 Amerikan Dolari kredi veren bir bankaniz var, ama bir günden digerine hiç bakiye devretmiyor. Tutari ne olursa olsun, kullanmadiginiz bakiye miktari her aksam iptal ediliyor.
Böyle bir durumda ne yapardiniz?
Tabii ki son kurusuna kadar çekerdiniz!!!!
Aslinda, hepimizin böyle bir bankası var. Adı ZAMAN
Her sabah ise, iyi seylere yatirim yapmadiginiz kismini silip, hesabiniza zarar kaydediyor. Hiç devretmiyor. Kredi miktarindan bir kurus fazla kullandirmiyor. Hergün size yeni bir…

ARKADAŞLIK

      Savaşın en kanlı günlerinden biri.. Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştügünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Asker teğmene koştu ve:
- Teğmenim. Fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?..
Delirdin mi? der gibi baktı teğmen…
- Gitmeye değer mi?. Arkadaşın delik deşik olmuş… Büyük ihtimalle ölmüştür bile.. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın..
Asker ısrar etti ve…

İŞTE ÖYLE BİRİ

      Sizi sizin kadar tanıyan biri.. Kendini ve hayatı çok iyi tanıyan biri… Sizi hep düşünen, ama sizin onu düşünüp düşünmediğinizi önemsemeyen biri… Size sizi anlatabilen, sizi başkalarına anlatmayı çok seven, bunu yaparken gözlerinin içi parlayan biri… Sizin için her şeyi yapmaya, her şeyi başarabilmeye hazır biri.. Ne söylediğini bilen, söylediğini her şeyin arkasında duran, verdiği sözü tutan, randevularına geçikmeyen biri… Nerede nasıl davranacağını kiminle nasıl konuşacağını ortama uymasını bilen biri… Çoçukla çoçuk gençle genç yaşlıyla yaşlı olabilen bunu…

SU OL

      Bir an için sen su oldugunu düsün. Su denli özel, su denli yararli ve su denli çok, tükenmez… Inaniyorum ki gerçekten de öylesin. Ama ister çesmelerden dökül, ister göklerden yag, ister nehirler dolusu ak; dibi olmayan bir kovayi dolduramazsin. Yani seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsin. Unutma daha çok bagirdiginda daha çok dinlenmezsin, gürültünün parçasi olursun yalnizca!… Suyun yanında olanlar suyu en az içenlerdir. Çünkü"Su nasilsa burada, gerek yok ki suyu kana kana içmeye" diye düsünürler.. Tipki, sesini sürekli duyanlarin seni dinlemedikleri gibi! Ormandaki hiçbir hayvan…

YOLDA YÜRÜMEK

      Yolda yürürken ayaklarımı sevdiğimi fark ettim birden. Onların bir kunduranın kavrayışına tahammüllerini, beni taşımak yeteneklerini, yere basmaktaki meziyetlerini. Yolda yürürken gözlerimi sevdiğimi fark ettim. Onların hiç umurunda değildi ayaklarımın becerisi. Onlar tüm becerilerini sergiliyorlardı önüne çıkanı görmek için. Yalnız görmekte değil üstelik bu görüntüyü beynime aktarmak için. Yolda yürürken tenimi sevdim birden, onların üşümek, ısınmak, yanmak, okşamak yeteneklerini sevdim. Hayata, hayatın onlara sunduklarına verdikleri o muhteşem kendiliğindenlikteki tepkilerini sevdim. Yolda yürürken kulaklarımı… >>>DEVAMI

ZAMANA DOĞRU

      Genc ve basarili bir yonetici, yeni Jaguar’iyla bir mahalleden hızlı bir sekilde geciyordu. Parketmis arabalarin arasindan yola aniden cikabilecek cocuklara dikkat ediyordu ve bir sey gordugunu sanarak yavasladi. Arabayla caddeden yavasca gecerken hic bir cocuk goremedi fakat, arabasinin kapisina bir tugla atildigini farketti. Aniden arabasini durdurarak tuglanin firlatildigi yere geri dondu. Arabadan indi, orada bulunan kucuk bir cocugu tuttu ve onu parketmis bir arabaya dogru…

KÜÇÜK ÇOCUK

      Bir dondurma küpün çok daha ucuz olduğu günlerde, 10 yaşında bir erkek çocuğu bir otelin kafeteryasına girdi ve boş masaya oturdu. Kadın garson, çocuğun önünde bir bardak su koydu. Çocuk sordu: Bir dondurma küp ne kadar? Garson Elli sent dedi. Çocuk elini cebinden çıkarıp parasını saydı. Peki ya…

BİR ADAM

      Bir adam arkadasina sekreterini neden isten kovdugunu anlatiyormus. "Iki hafta önce" demis ve devam etmis; "45. yasgünümdü ve o sabah kendimi iyi hissetmiyordum. Kahvalti masasina oturdugumda karimin dogum günümü kutlayacagini ve büyük bir olasilikla bir hediye verecegini tahmin diyordum. Birak dogum günümü kutlamayi bir "Günaydin" bile…

 

SEVGİ

      Bir kadin evinden çikti , evinin önünde beyaz, uzun sakallari olan 3 yasli adam gördü. Onlara: "Sizi tanimiyorum ama aç olmalisiniz. Lütfen evime buyurun ve birseyler yiyin." dedi. "Kocaniz evde mi?", diye sordular. "Hayir", dedi,kadin. "Disarda." "O zaman giremeyiz", dediler. Aksamleyin kocasi eve geldiginde kadin olanlari ona anlatti. Kocasi:"Onlara eve geldigimi söyle ve onlari eve…

 

MARANGOZ

      Yasli bir marangozun emeklilik çagi gelmisti. Isveren müteahhidine, çalistigi konut yapim isinden ayrilarak esi ve büyüyen ailesi ile birlikte daha özgür bir yasam sürmek tasarisindan söz etti. çekle aldigi ücretini elbette özleyecekti. Ne var ki emekli olmasi gerekiyordu. Müteahhit, iyi isçisinin ayrilmasina üzüldü ve…

 

GÜL BAHÇESİ

      Zamanin birinde bir kasabada yasayan dünyalar güzeli bir kiz varmis… Bu kiz öyle güzelmis ki çok uzak sehirlerden ve ülkelerden çok zengin, çok yakisikli, asil pek çok delikanli onu görmeye gelirmis.. Kendisiyle evlenmek isteyen nice prensi nice sovalyeyi reddeden güzel kiz kimseleri begenmezmis.. Bu arada ayni kasabada yasayan ve bu kiza asik olan genç bir delikanli da bu kizi istemis.. Ama kiz onu da…

 

EVE DÖNÜŞ

      Vietnam’da savastiktan sonra sonunda evine dönmekte olan bir asker hakkinda bir hikaye anlatilir.San Francisco’dan ailesini aradi. Anne baba, eve dönüyorum, ama sizden birsey rica ediyorum. Yanimda bir arkadasimi da getirmek istiyorum. -Memnuniyetle, onunla tanismak isteriz,diye cevapladilar.. Ogullari, -Bilmeniz gereken birsey var diye devam etti. -Arkadasim savasta agir yaralandi. Bir mayina basti ve…

 

HAYATA DAİR

Devamları sonra yazılacak



24 Eylül 2007 , Pazartesi
Kategori (Edebiyat)

BABACIĞIM 10 MİLYON VER

        Adam yorgun argın eve döndüğünde 5 yaşındaki oğlunu kapının önünde beklerken buldu… çocuk babasına, ‘’baba bir saat de ne kadar para kazanıyorsun?’’ diye sordu.

       Zaten yorgun gelen adam ‘’Bu senin işin değil’’ diye cevap verdi… bunun üzerine çocuk, ‘’ Babacığım lütfen, bilmek istiyorum’’ diye üstlendi… Adam , illa bilmek istiyorsan, 20 milyon deyip yürüdü…

       Bunun üzerine çocuk arkasından ‘’ peki bana 10 milyon borç verir misin?’’ diye seslendi. Adam duraklayıp benim senin saçma oyuncaklarına veya benzeri şeylerine ayıracak para yok… hadi derhal odana git ve kapını kapa’’ diye seslendi.

       Çocuk sessizce odasına çıkıp kapıyı kapattı adam sinirli sinirli, ‘’bu çocuk nasıl böyle şeylere nasıl cesaret eder diye düşündü.

       Aradan bir saat geçtikten sonra adam biraz sakinleşti ve çocuğa parayı neden istediğini bile sormadığını düşündü. Belki de gerçekten lazımdı… çocuğun odasına çıktı… yatağında olan çocuğuna ‘’ uyuyor musun? ‘’ diye sordu… çocuk, ‘’Hayır’’ diye cevap verdi…

       ‘’Al bakalım istediğin 10 milyon lirayı sana az önce sert davrandığım için üzgünüm. Ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim…” çocuk sevinçle haykırdı,”teşekkürler babacığım…”

       Sonra yastığın altından diğer buruşuk paraları çıkardı. Adamın suratına baktı ve yavaşça paraları saydı… sonra hepsini babasına uzattı:

       “İşte sana 20 milyon,bir saatini benimle geçirir misin?”

       Gelin bu tatil sabahı çocuklarımıza doyasıya sarılalım… onları öpüp koklayalım… en önemlisi kulaklarına sevgimizi fısıldayalım.



24 Eylül 2007 , Pazartesi
Kategori (Edebiyat)
ANNECİĞİM

     Anneciğim, güller neden kırmızıdır? Anneciğim, otlar yeşilken, gökyüzü neden mavidir? Örümcek neden kendine bir ev değil de, ağ yapar? Babacığım,neden çalışma masanda oynamama izin vermiyorsun? Öğretmenim, neden okumak zorundayım?

Anneciğim, neden okulumu bitirmek zorundayım? Babacığım, neden büyümek zorundayım? Anneciğim, babacığım, neden sizden ayrılmak zorundayım?

Anneciğim, neden bana daha sık yazmıyorsun? Babacığım, neden eski arkadaşlarımı özlüyorum? Babacığım, neden beni bu kadar çok seviyorsun? Babacağım, neden beni bu kadar çok şımartıyorsun? Senin minik kızın büyüyor artık. Anneciğim, neden beni görmeye gelmiyorsun? Anneciğim, yeni arkadaşlar edinmek neden zordur? Babacığım, neden evimizi özlüyorum?

Babacığım, neden o gözlerimin içine bakınca, kalbim çarpmaya başlıyor? Anneciğim, neden onun sesini duyunca dizlerim titriyor? Anneciğim, neden "aşık" olmak bu kadar zor?

Babacağım, neden sana "Babiş" deyince sinirleniyorsun? Anneciğim, neden bebeğimin minik parmakları, parmaklarıma sıkı sıkı yapışıyor? Anneciğim, bebekler neden büyürler? Anneciğim, neden bana da bir gün "Büyükanne" diyecekler?

Anneciğim, Babacığım, neden beni terkettiniz?
Sizi çok ama çookk özlüyorum

Neden gençliğim bu kadar çabuk geçti? Neden gülümsediğimde yüzümde çizgiler var? Neden saçlarım bembeyaz oldu? Neden bir çiçek koparmak için eğildiğimde artık dizlerim titriyor?

CHRISTY CARTER KOSK



24 Eylül 2007 , Pazartesi
Kategori (Edebiyat)

HAYAT;
çetele tutmak değildir.
Seni kaç kişinin aradığı, kiminle çıktığın,
çıkıyor olduğun veya çıkacağın demek de değildir.
Kimi öptüğüni hangi sporu yaptığın,
kimlerin seni sevdiği de değildir.
Hayat ayakkabıların, saçın, derinin rengi de değildir.
Nerede yaşadığın veya hangi okulan gittiğinde değildir.
Aslında hayat, notlar , para, giysiler,
girmeyi başardığın yada başaramadığın okullarda değildir.
HAYAT,
Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir.
Kendin için neler hissettiğindir.
Güven, mutluluk, şefkattir.
Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.
Hayat kıskançlığı yenmek,
önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir.
Ne dediğin ne demek istediğindir.
İnsanların sahip oldukları değil,
kendilerini olduğu gibi görmektir.
Herşeyden önemlisi, hayatı başkalarının
hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir.
İşte hayat bu seçimden ibarettir.



24 Eylül 2007 , Pazartesi
Kategori (Eğitim)

ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istikbalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel,senin en kiymetli hazinendir. Istikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedbahtlarin olacaktir. Bir gün, istikbal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düsersen, vazifeye atilmak için,içinde bulunacagin vaziyet imkan ve seraitini düsünmeyeceksin! Bu imkan ve serait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. Istiklal ve Cumhuriyetine kastedecek düsmanlar, bütün dünyada emsali görülmemis bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanin bütün kaleleri zaptedilmis, bütün tersanelerine girilmis, bütün ordulari dagitilmis ve memleketin her kösesi bilfiil isgal edilmis olabilir. Bütün bu seraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere. memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve delalet ve hatta hiyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri sahsi menfaatlerini, müstevliler siyasi emmelleriyle tevhit edebilirler. Millet fakru zaruret içinde ve bitap düsmüs olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladi! Iste, bu ahval ve serait içinde dahi, vazifen, Türk istiklal ce Cumhuritetini kurtarmaktir! Muhtaç oldugun kudret, damarlarindaki asil kanda mecvuttur.

M. Kemal ATATÜRK

ATATÜRK DİYOR Kİ ;

» Ben manevi miras olarak hic bir ayet, hic bir dogma, hic bir donmus ve kaliplasmis kural birakmiyorum.
» Benim manevi mirasim ILIM ve AKIL’dir.
» Benden sonrakiler, bizim asmak zorunda oldugumuz cetin ve koklu zorluklar karsisinda , belki gayelere tamamen eremedigimizi, fakat asla taviz vermedigimizi , akil ve ilmi rehber edindigimizi tasdik edeceklerdir.
» Zaman suratle ilerliyor ; milletlerin , toplumlarin , kisilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayislari bile değişiyor.
» Böyle bir dunyada , asla degismeyecek hukumler getirdigini iddia etmek ,
aklın ve ilmin gelisimini inkar etmek olur.
» Benim Turk milleti icin yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler , bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse , manevi
mirascılarım olurlar.

YIKIN HEYKELLERİMİ

Ey milletim
Ben Mustafa Kemal’im
Cagin gerisinde kaldiysa düsüncelerim
Hala en hakiki mürsit degilse ilim
Kurusun damagim dilim
Özür dilerim

Unutun tüm dediklerimi
Yikin diktiginiz heykellerimi

Özgürlük hala
En yüce deger
Degilse eger
Prangali kalsin diyorsaniz köleler

Unutun tüm dediklerimi
Yikin diktiginiz heykellerimi

Yoksa cagdas medeniyetin bir anlami
Ortacaga taşımak istiyorsaniz zamani
Bas taci edebiliyorsaniz
Sanatin icine tüküren adamı

Unutun tüm dediklerimi
Yikin diktiginiz heykellerimi

Yetmediyse acisi siddetin savasin
Anlami kalmadiysa
Yurtta sulh dünyada barisin

Eger varsa ödülü silahlanmayla yarisi
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiginiz heykellerimi

Özlediyseniz fesi peceyi
Aydinliga yegliyorsaniz kara geceyi
Hala medet umuyorsaniz
Sihtan seyhten dervisten
Sifa buluyorsaniz
Muskadan üfürükcüden
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiginiz heykellerimi

Esit olmasin diyorsaniz kadinla erkek
Karacarsafa girsin diyorsaniz
Yobazin gazabindan ürkerek
Diyorsaniz ki okumasin
Kadinimiz kizimiz
Budur bizim alin yazimiz

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiginiz heykellerimi

Fazla geldiyse size
Hürriyet cumhuriyet
Özlemini cekiyorsaniz
Saltanatin sultanin
Hala önemini anlayamadiysaniz
Millet olmanin
Kul olun ümmet kalin
Fetvasini bekleyin şeyhülislamin

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiginiz heykellerimi
RAHAT BIRAKIN BENİ

S.Apaydın

 

 

KUTLU SÖĞÜT AĞACI
(ATA’NIN DOĞA SEVGİSİ)

YAPRAKLARINDA BILLUR BILLUR GOZYASLARI AGLIYORLAR BIRINI OZLUYORLAR
ESKI ANKARA’DA, ILK MECLISE GIDEN YOL USTUNDE BIR TEK SOGUT AGACI VARDI; KAR DEGIL,
YAGMUR DEGIL GUMUS YAPRAKLARINA TOZ YAGARDI.
AMA O ”OLSUN….” DERDI, VARSIN OLSUN,AZ SONRA BU YOLDAN O, GECECEK. BEKLERDI.
UMUT DOLUYDU,IYIMSERDI BU BEKLEYISI DE SEVERDI.
HER GUN, AMA HER GUN, ”O” GECERKEN ONUNDEN BIR SENLIK BIR DUGUN SOGUTUN GUMUS YAPRAKLARI
SIKIR SIKIR OYNARDI. DUNYADA MUTLULUK DIYE BIR SEY VARDIYSA EGER BU BULUSMADA VARDI.
MUSTAFA KEMAL PASAYDI HER GUN O YOLDAN GECEN ISTER GEC OLSUN, ISTER ERKEN…
VE YANINDA KIM VARSA… GOZLERI GULER BAK! DER, ISTE BAK! BU AGAC BENIM SEVGILIM,
ANAM,BACIM, ANKARA’DAKI TEK AGACIM!
BOYLESINE SEVIYORUM ONU VE BEKLIYORUM, BIR GUN BU SEHRIN AGACLARA DONANIP DOLDUGUNU.
GUNLERDEN BIR GUN, SABAHIN O TATLI SERINLIGINDE
GAZI MUSTAFA KEMAL PASA GENE AYNI YOLDAN GECERKEN
VE YANINDAKILERE ”BAK,BAK BU BENIM…” DERKEN
GOZLERINE INANAMADI, AGACINI YERINDE BULAMADI. YOL MUHENDISLERI EMIR VERMISTI
CARESIZ….
SOGUTU KESIN DEMISLERDI.
SIMDI AZIZ ATATURK, ELLERINE YUZUNE KAPAMIS AGLIYORDU.
KUCUK BIR COCUK GIBI: ”AMA O, BENIM AGACIMDI” DIYE AGLIYORDU.
GORENLER O ANI UNUTAMADI
O AGIDI, O ISYANI… BIRILERIDE YOK CANIM OYLE SEY OLMAZ DEDILER
MUSTAFA KEMALLER AGLAMAZ DEDILER. AMA SOGUTLER….
O GUNDUR, BU GUNDUR YAPRAKLARINDA PIRIL PIRIL GOZYASLARI
BU ANLAYISA ISYAN ETTILER ” O , BIRTEK AGAC ICIN BILE AGLARDI” DEDILER
AGLARDI.
ONDA İŞTE BÖYLE KOCAMAN BİR YÜREK VARDI.

ATADAN…

» "Beni görmek demek, Mutlaka yüzümü görmek demek değildir.
Benim fikirlerimi, Benim Duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız
bu kafidir!"

» "Cumhuriyeti biz kurduk onu siz yasatacaksınız!"

» "Ey yükselen yeni nesil Gelecek sizindir!"

» "Yüksel Türk senin için yüksekliğin sınırı yoktur!"

» "Bir Türk dünyaya bedeldir!"

ATATÜRK’TEN SON MEKTUP

Siz beni hala anlayamadiniz
Ve anlamayacaksiniz caglarca da…
Hep tutturmus "yil 1919" Mayis’in 19′u diyorsunuz
Ve eskimis sozlerle beni ovuyor, ovuyorsunuz.
Mustafa Kemal’i anlamak bu degil,
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil.

Birakin o altin yapragi artik,
Birakin rahat etsin anilarda sehitler,
Siz bana, neler yaptiniz ondan haber verin;
Hakkindan gelebildiniz mi, yoklugun, sefaletin?
Mustafa Kemal’i anlamak yerinde saymak degil.
Mustafa Kemal’in ulkusu sadece soz degil.

Bana mustular getirin bir daha
Uygar uluslara esit yeni buluslardan,
Kuru soz degil, is istiyorum sizden anladinizmi?
Uzaya Turk adini Ataturk kapsuluyle yazdinizmi?
Mustafa Kemal’i anlamak avunmak degil,
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil.

Hala o acikli agitlar dudaklarinizda,
Hala oturmus on kasimlarda bana agliyorsunuz.
Uyanin artik diyorum, uyanin, uyanin!
Uluslar fethine cikiyor uzak dunyalarin,
Mustafa Kemal’i anlamak goz boyamak degil,
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil.

Beni seviyorsaniz eger ve anliyorsaniz;
Laboratuvarlarda sabahlayin, kahvelerde degil,
Bilim agartsin saclarinizi, kitaplar
Ancak boyle aydinlanir o sonsuz karanliklar.
Mustafa Kemal’i anlamak aglamak degil,
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil.

Demokrasiyi getirmistim size, ozgurlugu,
Goruyorum ki hala ayni yerdesiniz, hic ilerlememis,
Birbirinize dusmussunuz halka egilmek dururken,
Hani koylerde isik, hani bolluk, hani kaygisiz gulen.
Mustafa Kemal’i anlamak itismek degil,
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil.

Arayi kapatmanizi istiyorum uygar uluslara;
Bilime, sanata varilmaz rezil dalkavuklara,
Bu vatan, bu canim vatan sizden calismak ister,
Paydos ovunmeye, paydos avunmaya, yeter yeter!
Mustafa Kemal’i anlamak aldatmak degil,
Mustafa Kemal ulkusu sadece soz degil.

Halim Yağcıoğlu

Ne Mutlu Türk’üm Diyene!…

 
 


Sayfalar : [1] 2 3 4 5 6 ...