Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Aşk

09 Ağu

Gebelik Süresince Nelere Dikkat Etmeliyiz

Gebelik süresince nelere dikkat edilmeli ?

 

 

  •  Sigara ve alkol kullanmayınız.
  •  Hekim önerisi dışında ilaç almayınız.
  •  Hekiminizin önerdiği demir ilacını düzenli olarak kullanınız.
  •  Uzun süre ayakta durmayınız.
  •  Günlük işleriniz sırasında kendinizi yormayınız.
  •  Bisiklet sürme, tenis oynama, kayak yapma gibi sporlardan uzak durunuz.
  •  Mesleğiniz gereği de olsa ağır nesneler kaldırmaktan, zararlı metal, kimyasal madde ve radyasyondan uzak durunuz.
  •  Yolculuktan önce doktorunuza danışınız.
  •  Bol ve rahat giysileri seçiniz.
  •  Alçak topuklu rahat ayakkabılar giyiniz.
  •  Pamuklu iç çamaşırları giyinin ve iç çamaşırlarınızı günlük olarak değiştiriniz
  •  Yüzük ve bilezik gibi takılar takmayınız.
  •  Diş bakımına özen gösterin. Sabah uyanınca, akşam yatmadan önce ve her öğünden sonra yumuşak fırça ile, yavaş haraketlerle dişlerinizi fırçalayınız.
  • Röntgen ışınlarından sakının. Çok fazla zorunlu olmadıkça radyolojik inceleme yaptırmayınız.
  • Her türlü canlı aşıdan sakınınız (Gerekli durumlarda salk polio aşısı, tetanoz  aşısı yaptırmanın sakıncalı olmadığı aklınızda bulunsun.
  • Düşük riski yok ise son aya kadar cinsi ilişkide bulunmakta sakınca yoktur.
  • Haftada en az bir kez ayakta; duş alır biçimde, ılık su ile banyo yapın.
  • Meme bakımına özen gösteriniz.
  • Sarkmayı önlemek için çok sıkı olmayan askılı, pamuk dokumalı sütyen giyiniz.
  • Dolgunluğu önlemek için hafif parmak dokunuşları ile masaj yapınız.
  • Bol su içiniz.
  • C vitamini ve kalsiyum yönünden zengin gıdalar (Turuçgiller, süt ve süt ürünleri) seçiniz.
  • Lifli besinleri tercih ediniz.
  • Gebelik boyunca 10-12 kg’dan fazla kilo almamaya özen gösteriniz.

 Aşağıda durumlarda hemen hekime başvurunuz;

  • Vajinal kanama: Düşük olasılığını gösterir. Bebeğin olduğu kadar annenin de yaşamını etkileyebilir.
  • Karında belirgin, sürekli ya da aralıklı ağrı olması: Dış gebelik, düşük, erken doğum belirtisi olabilir.
  • Fetus hareketlerinin artması ya da azalması. Fetusun sıkıntı içinde olduğunu gösterir.
  • Yüksek ateş titreme: Enfeksiyon belirtisidir.
  • Bulanık ya da bozuk görme,
  • Şiddetli baş ağrısı,
  • İnatçı kusma,
  • İdrar yaparken yanma, zorluk ya da az idrar çıkarma: İdrar yolları enfeksiyonunu gösterir.
  • Ellerde ayaklarda ya da yüzde şişme: Böbrek işlevlerinde bozukluğu gösterir.
09 Ağu

Sıcaklara Dikkat

Sıcakların başınızı ağrıtmaması için…
 
SaglikSıcak hava yorgunluk, halsizlik, baş ağrısı gibi şikayetleri de beraberinde getiriyor. Alınacak bazı tedbirlerle biraz olsun rahatlamak mümkün…

Sıcaklar her geçen gün kendini daha fazla hissettiriyor. Güneşin çok daha yoğun bir şekilde kendini gösterdiği bu aylarda nefes alamama, ateş basması, baş dönmesi, yorgunluk, halsizlik gibi şikayetler herkesi rahatsız ediyor. Sıcaklarla başa çıkmak kolay değil ama yarattığı etkileri en aza indirmek çok da zor değil.

Bol bol ayran için
Beslenme ve Diyet Uzmanı Hacer Kaya ‘Yaz aylarında sıvı kayıpları çok olduğu için bol su tüketimi yapılmalıdır. Günde 2 - 2,5 litre su tüketilmelidir. Spor yapanların, ağır işlerde çalışanların su tüketimini artırması gerekir. Ayran, mineral dengesini oluşturduğu için yaz aylarında daha çok tüketilmelidir diyor.

Beyin Kanamaları
Yaz aylarında bol bol sıvı tüketmenin yanı sıra özen gösterilmesi gereken başka noktalar da bulunuyor. Özellikle dışarıda tüketilen tavuk ve sütlü ürünlerin tazeliğinden emin olmak gerekiyor. Ayrıca yaz aylarında ağır yemekler yerine bol sebze ve meyve tercih etmekte yarar var. Sıcaklarla ilgili olarak insanları en fazla korkutan risk ise beyin kanaması. Acıbadem Hastanesi Bakırköy Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ziya Akar ‘Sıcak ortam ile beyin kanamaları arasında direkt bir ilişki olduğu gösterilememiştir.’ diyerek şöyle devam ediyor:

Tansiyon hastaları dikkatli olmalı
‘Ancak sıcağın tansiyon yükselmesine neden olabileceği ve dolayısıyla beyin kanaması geçirmiş olan hastalarda tekrar kanama olasılığını arttırabileceği kabul edilmektedir. Aslında sıcağın su kaybına neden olması dolayısıyla ortaya çıkan güneş çarpması benzer bir klinik tabloya neden olduğu için bazen beyin kanaması ile karıştırılır.’ Bu nedenle yazın güneş ışınlarının dik olarak geldiği öğle saatlerinde yüksek tansiyonu olan, damar sertliği bulunan ve daha önce kanama geçirmiş kişilerin dikkatli olmaları, daha serin yerlerde bulunmaları ve su bol bol su içmeleri öneriliyor

09 Ağu

Yutma Güçlügü Çekiyorsanız Dikkat

Yutma güçlüğü çekiyorsanız dikkat!
 
SaglikYaşlılarda daha sık olmakla birlikte tüm yaş gruplarında rastlanan yutma güçlüğü (disfaji) çeşitli sağlık sorunlarına işaret olabiliyor.

Yemeklerin ve sıvıların ağızdan mideye geçişi sırasında zorluk hissetmek tehlike işareti…. Özellikle inatçı ve nedeni bilinmeyen yutma güçlükleri görüldüğünde mutlaka bir uzmana danışılması gerekiyor. Alman Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Tamer Haliloğlu, ”Yutma işlevi sırasındaki herhangi bir kesinti yutma güçlüğüne neden olabilir.

SEBEP SAĞLIKSIZ DİŞLER Mİ?
Yutma güçlüğü sağlıksız dişler, uygun olmayan takma dişler veya soğuk algınlığı gibi basit nedenlere bağlı olabilir. Yutma güçlüğünün en yaygın nedenlerinden biri de mideden yemek borusuna geri kaçıştır. Bu durum mide asidinin yemek borusundan yutağa doğru yukarı hareketinin sonucu oluşur. Diğer nedenler arasında felç, ilerleyici nörolojik hastalık, trakeostomi tüpü varlığı, hareketsiz ses teli, ağız, gırtlak veya yemek borusu tümörü ile baş boyun bölgesine uygulanan cerrahi operasyonlar sayılabilir” diyor.

BOĞULMA HİSSİ
Yutma güçlüğü çeken kişilerde tükürük artışının yanı sıra, yiyecek ve içeceklerin boğaza takılması hissi, boğaz ve göğüste rahatsızlık hissi (mideden yemek borusuna kaçış var ise bu reflü olabilir), boğazda yabancı cisim veya parça hissi görülüyor. Ayrıca, uzamış veya belirgin yutma güçlüğüne bağlı yetersiz beslenme ve kilo kaybı, yutma sırasında kolayca geçmeyen yiyecek parçaları sıvı ve tükürüğe ve bunların akciğerlere aspire edilmesine bağlı olarak gelişen öksürük ve boğulma hissi de yutma güçlüğünün diğer belirtileri ve tüm bu belirtileri önemsemek gerekiyor.

CERRAHİ GEREKEBİLİR
Hastalığın tedavisi yutma sorununun nedenine göre düzenleniyor.. Op. Dr. Haliloğlu ”Yutma sorununun nedenine göre, mide asit salgısını engelleyen ilaçlar, kas gevşeticiler ve asit gidericiler gibi ilaçlarla tıbbi tedavi uygulanır. Mideden yemek borusuna kaçış varsa, bu durum beslenme ve yaşam biçimi değiştirilerek tedavi edilebilir. Yutma kaslarının beraber çalışmasını sağlayan ve yutma refleksinin oluşmasını sağlayan sinirleri uyaran özel egzersizlerle de tedavi mümkündür. Ayrıca, bu sorunun çözümünde cerrahi yöntemler de gerekebilir. Yutma işlevinin gerçekleştirildiği alanlarda darlık veya yapışıklık var ise bu durum cerrahi yöntemler kullanılarak ortadan kaldırılabilir.

09 Ağu

Bilinçsiz İlaç Tüketimine Dikkat

Bilinçsiz ilaç tüketimi migreni tetikliyor!
 
SaglikBilinçsizce aşırı ilaç tüketimi migren ağrılarını geçirmiyor. Aksine ağrıyı artırırak tedaviyi zorlaştırıyor.

Ülkemizde her 5 kadından birinde ve her 10 erkekten birinde görülen migren tipi baş ağrısı, aşırı ilaç kullanan kişide ağrıları geçirmek bir yana, daha da şiddetli ağrılara yol açıyor. Alman Hastanesi Nöroloji Departmanı’ndan Prof. Dr. Mustafa Ertaş, baş ağrısının en yaygın karşılaşılan şikayetler arasında yer aldığını belirterek, migren tipi baş ağrısı ile gerilim (sinirsel baş ağrısı) tipi baş ağrısının en sık karşılaşılan baş ağrısı tiplerinden olduğunu söyledi.

Hayatı etkiler
Migren atakları kişiye günlük hayatta büyük sıkıntılar yaşatıyor. Migrenli kişilerde zaman zaman 1-2 günlük baş ağrısı atakları olurken, ağrı sırasında ışıktan, sesten rahatsız oluyor ve mide bulantısı hissediyor. Migren ağrıları, sinirsel ağrılara göre daha şiddetli olup, kişinin günlük aktivitelerini gerçekleştirmesine de engel olabiliyor.

Ağrılar sıklaşır
Ancak, günümüzde pek bilinmemesine karşın, aşırı ilaç kullanan migrenli kişilerde ağrıların her geçen gün müzminleştiğini söyleyen Prof.Dr, Mustafa Ertaş şu bilgileri veriyor, ‘Türkiye’de ortalama her 100 kişiden 5’inin her gün başı ağrımaktadır. Bu kişilerin yüzde 80′inde baş ağrısının nedeni ise fazla ağrı kesici ilaç kullanımından kaynaklanmaktadır. Hastalar önceleri bu ilaçlar kendilerini iyileştirdikleri için memnundurlar, fakat kaçınılmaz bir şekilde ağrılar sıklaşır ve içinden çıkılmaz bir hale gelinir. Sonuçta bu ilaçlar her gün çok sayıda alınır hale gelinir ve ardından bu ilaçlara bağlı başka sorunlar çıkar. Hastalar bu duruma ilacın neden olduğunu fark etmediklerinden, çaresizce ilaç tüketmeye devam ederler’

Doktora danışın
Prof. Dr. Mustafa Ertaş, aşırı ilaç kullanmaya bağlı olarak sıklaşmış migrenin tedavisinde ise büyük güçlük yaşandığını belirtiyor. İlacın dozunun doktor tarafından belirlenmesi gerektiğini ve kişinin kendiliğinden ilacını azaltmasının doğru olmadğını ifade eden Ertaş şöyle konuştu: Kişi ilacını almadığında şiddetli krizler olur. Migrenli hastalar özelleşmiş merkezlerde baş ağrısı uzmanlarınca yönlendirilir. Ayrıca hastanede kısa bir süre yatırılarak doktor gözetiminde tedavi edilen hastalar da vardır.

09 Ağu

Böbrek Saglıgı

Böbreklerin Yapısı ve İşlevi


 

Böbrekler bel omurunun her iki yanında yer alırlar. Erkeklerdeki ağırlığı 125-170 gr, kadınlarda 115-155 gr arasında değişir. Boyu 11-12 cm, kalınlığı 2,5-3 cm, eni 5-7,5cm’dir.
Böbreklerin başlıca iki işlevi vardır:

1- Vücutta metabolizma soncu oluşan zararlı ürünlerin atılmasını sağlar.
2- Vücut sıvılarının içerdiği maddelerin pek çoğunun yoğunluğunu kontral ederler. Bu sayede vücudun su, tuz, asit, ürela kan yapımı, kemik gelişmesi ve kan basıncının düzenlenmesini sağlarlar. Vücudun tüm organ sistemleri arasında düzenli çalışmasını ayarlarlar. 

Her iki böbrek birlikte yaklaşık olarak 2.400.000 nefron ihtiva ederler. Nefron kanın süzüldüğü glomerül ve devamı olan tüplerden oluşur. Nefronun asıl görevi kanın böbrekerden geçişi esnasında içindeki istenmeyen maddeleri temizlemektir.

Temizlenmesi gereken maddeler özellikle üre, kreatinin, ürik asit gibi metabolizmanın son ürünleridir. Ayrıca Sodyum, Potasyum, Klor gibi iyonların gerektiğinden fazlası uzaklaştırılır.

Kan gromerül içinden geçerken önemli bir kısmı nefron tüpleri içine süzülür. Bu süzüntü içinde vücut için gerekli olanlar emilirler (suyun büyük bir kısmı, aminoasitler, glukoz, vitaminler) istenmeyen maddelerin bir kısmıda tüp içine salgılanır. Bu sızıntı, kırmızı kan hücresi ve protein ihtiva etmez. Süzülme, geri emilim ve salgılınım işlemleri sonunda nefronda oluşan idrar toplayıcı kanallara, böbrek papillalarına ve üreterlere boşalır.

Sağlıklı tek böbrek vücudun tüm gereksinimini karşılayabilir. Kreatinin klerinsi böbrek çalışmasının iyi bir göstergesidir. Günlük idrar miktarı, kreatinin kan ve idrardaki yoğunluğu ölçülerek hesaplanır.

Hipertansiyon ve Böbrek Hastalığı


Hazırlayan: Dr. Şekip Altunkan
İç Hastalıkları Uzmanı

Yüksek kan basıncı toplumda önemli bir sağlık sorunudur. Vücutta oluşturduğu tahribat nedeniyle kişi ve toplum için önemli sorunlar oluşturmaktadır. Günümüzde kalp hastalıklarının en önemli risk faktörlerinden birisidir. Ayrıca kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği ve beyin kanamalarının nedenlerinin başında gelir. Bu duruma rağmen hastalar yüksek tansiyona pek önem vermezler. Hipertansiyon sinsi bir hastalıktır ve çoğu zaman vücuttaki tahribatını belirti vermeden gerçekleştirir. Tedavisi tüm hayat boyunca devam eder ve yakın takibi gerektirir.

Kan basıncı, damar içinde dolaşan kanın dağılıp toplanmasını sağlayan bir mekanizmadır ve oluşmasında birçok faktör rol oynar. Kan basıncını, esas itibariyle kanı iten güç (kalp) ve bu gücün karşılaştı~ı direnç oluşturur. Kalbin oluşturduğu atım hacmi sistolik (büyük) tansiyon, direnç ise diyastolik (küçük) tansiyonu meydana getirir.

Hipertansiyonun tanımlanmasında ve tahribatını derecelendirilmesinde bazı testler yapmak gerekir. Bu testler hemen her laboratuar ve klinikte yapılabilir. Kısaca belirtilirse her hipertarısiyonlu hastaya, kan sayımı sedimarıtasyon, idrar, EKG, akciğer grafisi, açlık kan şekeri, üre, kreatinin, kollesterol, trigliserit, HDL, LDL, ürik asit, potasyum, kalsiyum, ultrasonografi gibi testleri uygulayıp, takibini bu duruma göre planlamak gereklidir.

BÖBREK VE KAN BASINCI
Yüksek tansiyonun nedenlerinin en başında böbrek hastalıkları gelir. Bu hastalıklar, ya böbreği ilgilendiren nefrit, kist, tümör, taş vb. olabildiği gibi, damarlardaki bir daralma veya böbrek üstü bezinin hastalıkları ile ilgili olabilir. Her yüksek tansiyonlu hastada yapılabilecek bir idrar tahlili, üre ve kreatinin tayini veya böbrek ultrasonografisi ile bu hastalıkların önemli bir kısmına teşhis konulabilir.

Hipertansiyonun en önemli hedef organlarından birisi böbreklerdir. Esansiyel olarak adlandırdığımız nedeni belli olmayan yüksek tansiyonlu hastaların, eğer tedavi edilmezlerse, %15′i böbrek yetmezliğinden vefat eder. Ayrıca henüz dializ uygulanmayan kronik böbrek hastalarının tansiyonu kontrol altına alınmazsa; hastalıkları daha hızlı ilerler.

Bilindiği gibi, böbrek hastalarında koroner kalp hastalığı ihtimali normale göre yüksektir. Kontrolsüz hipertansiyon bu ihtimali daha da arttırır. Yapılan çalışmalar, yüksek kan basıncının kontrolü ile böbrek hastalarında kalp komplikasyonlarının azaldığını göstermiştir.

TEDAVİ
Böbrek hastalarında kan basıncındaki hedef 140/90 mmHg’nın altına düşürmektir. Böbrek hastalığı ile birlikte hipertansiyon varsa bunun en önemli nedeni sıvı fazlalığıdır ve hastaların önemli bir kısmında tuz kısıtlaması ve idrar çoğaltıcı ilaçlar verilerek tedavi sağlanabilir. Bazı hastalarda ise kanlarında renin olarak adlandırılan bir hormon hipertansiyonun rıeden olabilir. Bu hastalar tedaviye dirençlidir ve renin seviyesini azaltacak ilaçlar kullanılabilir.

Tüm tıbbi tedavi ve tuz kısıtlamasına karşın eğer yüksek tansiyon kontrol edilemezse ve böbrek bozukluğu hızla ilerlerse, tedaviye yardımcı olmak amacıyla seyrek olarak hemodialize alınarak hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir.

Kronik böbrek hastalığında hipertansiyon ve kan yağ oranlarındaki anormallikler damar sertliğine bağlı kalp hastalıklarının en önemli nedenlerindendir. Eğer sigara içiliyorsa bu risk daha da artar. Bu hastalar sigarayı bırakmalı ve kan yağ oranları da normale getirilmelidir.

Dializ uygulanan böbrek hastalarında su alımındaki fazlalık yüksek tansiyonun en önemli nedenidir. Bu hastalar sıvı alımına çok dikkat etmelidirler. Eğer düzgün dializ uygulanıyor ve hastada su kısıtlamasına dikkat ediyorsa, hipertansiyon önemli bir problem oluşturmaz. 

Böbrek ve Sigara


Hazırlayan : Prof.Dr. Tevfik ECDER
İstanbul Üniv. Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Nefroloji Bilim Dalı

Sigaranın insan sağlığına ne derece zararlı olduğu iyi bilinen bir konudur. Sigaranın karsinojenik özelliklerine ek olarak, ön planda kardiyovasküler sistem ve solunum sistemi üzerine zararlı etkileri vardır. Bu sistemler üzerine olan olumsuz etkileri sonucunda kalp ve damar hastalıklarına, kronik obstrüktif akciğer hastalıklarına ve akciğer karsinomlarına yol açabileceği gösterilmiştir. Sigaranın üriner sistem üzerine de .karsinojenik etkileri vardır. Sigaranın böbrek, böbrek pelvisi, üreter ve mesane karsinomu gelişmesini kolaylaştırıcı etkisi uzun yıllardan beri bilinmektedir. Bunların dışında, son yıllarda, sigaranın böbrek fonksiyonları üzerine olumsuz etkilerinin olduğu ve böbrek hastalarında böbrek yetersizliği gelişmesini hızlandırabileceği anlaşılmıştır.

Sigaranın Böbrek Üzerine Olan Etkileri
Sigara içilmesi, normal kişilerde bile böbrek üzerinde akut ve kronik değişikliklerin oluşmasına yol açar. Sigara, sempatik sinir sistemini aktive ederek kan basıncında artışa ve taşikardiye neden olur. Bunun sonucunda koroner dolaşım gibi belirli bölgelerde vazokonstriksiyon oluşabilir. Ritz ve ark. tarafından yapılan bir çalışmaya göre, sigara içilmesinin plazma adrenalin konsantrasyonunu, kan basıncını ve nabız dakika sayısını belirgin derecede artırdığı bildirilmiştir. Aynı çalışmada, sigara içilmesi ile renovasküler direncin % 1 i oranında arttığı, glomerüler filtrasyon hızının % 15 oranında azaldığı ve filtrasyon fraksiyonunun %18 oranında arttığı görülmüştür. Sigaranın kardiyovasküler sisteme olan bu akut etkileri muhtemelen nikotine bağlıdır çünkü nikotin çiğnenmesi ile de benzer bulgular gelişebilir

Gambaro ve ark. sigara içenlerde renal plazma akımının içmeyenlere göre daha düşük olduğunu bulmuştur. Ayrıca bu kişilerde plazma endotelin konsantrasyonunda artış saptanmıştır. Yapılan bir başka çalışmada, hipertansiyonu ve diabetes mellirosu olmayan kişilerde bile, sigara içimi ile mikroalbuminüri arasında bir ilişki bulunmuştur. Diabetik olmayan 7476 kişide yapılan kesitsel bir sayısı ile korelasyon gösterdiği saptanmıştır. Sigara içilmesinin yol açtığı hiperfiltrasyon ve proteinüri uzun dönemde glomerüler hasar ile sonuçlanabilir. Diabetik olmayan ve 64 yaşın üzerindeki 4142 kişi üzerinde yapılan retrospektif bir araştırmada içilen sigara sayısı ile serum kreatinin düzeyi arasında bir paralellik bulunmuştur.

Sigaranın Hipertansiyonu Olan Hastalarda Böbrek Üzerine Olan Olumsuz Etkileri
Sigara içilmesi, hipertansif hastalarda kan basıncının kontrol altına alınmasını güçleştirir. Ayrıca, sigara içilmesi hipertansif hastalarda hedef organ hasarı riskini artırr. Esansiyel hipertansiyonu olan ve sigara içen hastalarda, sigara içmeyen hipertansiflere göre mikroalbuminüri prevalansı yaklaşık 2 kat daha fazladır. Sol ventrikül hipertrofisi olan hipertansif hastalarda yapılan bir başka çalışmada, günde 20 taneden fazla sigara içen hastalarda mikroalbuminüri prevalansının, hiç içmeyenlere göre 1.6 kat daha fazla, makro albuminüri prevalansının ise 3.7 kat daha fazla olduğu bildirilmiştir . Hipertansiyonu olan 51 hasta üzerinde yapılan prospektif bir çalışmada kan basıncının kontrol altına alınması durumunda bile sigara içilmesinin böbrek yetersizliği gelişmesinde en güçlü belirleyici faktör olduğu anlaşılmıştır .

Sigaranın Böbrek Hastalarındaki Olumsuz Etkileri
Sigara içilmesinin böbrek hastalarındaki olumsuz etkilerini gösteren ilk çalışmalar tip 1 diabetes mellitusu olan hastalarda yapılmıştır . Sigara içen tip 1 diabetik hastalarda, nefropati gelişme riskinin, sigara içmeyenlere göre daha fazla olduğu bu çalışmalarda anlaşılmıştır. Sigara içilmesi, tip 1 diabetes mellitusu olan hastalarda mikroalbuminüri gelişme riskini anlamlı derecede artmr . Aynca, mikroalbuminüri döneminden belirgin nefropati dönemine geçişi hızlandmr . Biesenbach ve ark. hem tip 1, hem de tip 2 diabetes mellituslu hastalardan sigara içenlerde kreatinin klirensindeki azalmanın, içmeyenlere göre daha fazla azalma olduğunu saptamışlardır.

Sawicki ve ark. ‘nın yaptığı bir araştırmada, kan şekeri ve kan basıncının iyi kontrol altına alındığı tip 1 diabetes mellitusu olan hastalardan sigarayı bırakanlarda glomerüler filtrasyon hızındaki azalma hızının, içmeye devam edenlere göre belirgin olarak yavaşladığı bildirilmiştir. Bu bulgu, hastaların diabetik nefropati geliştikten sonra bile sigarayı bırakma ile yarar görebileceğini göstermesi açısından önemlidir.

Sigara içilmesinin diabetik nefropati dışındaki diğer böbrek hastalıklarında da olumsuz etkilerinin olduğu bilinmektedir. Büyük bir epidemiyolojik çalışma olan MRFIT (Multiple Risk Factor Intervention ,Trial) çalışmasında, sigara içenlerde son dönem böbrek yetersizliği riskinin, içmeyenıere göre daha fazla olduğu görülmüştür. Sigara içilmesinin böbrek yetersizliği gelişme riskini artıncı etkisi kronik glomerulonefrit, polikistik böbrek hastalığı ve lupus nefriti gibi diğer kronik böbrek hastalıklarında da gösterilmiştir. Ayrıca, sigara içilmesi, renal arter ve dallarında aterosklerozu kolaylaştırarak renal arter stenozu ve iskemik nefropati gelişmesini hızlandırabilir.

Son dönem böbrek yetersizliği nedeniyle diyaliz tedavisine başlanan hastalarda da sigaranın bıraktırılması için gayret edilmelidir. En sık ölüm nedeninin kardiyovasküler hastalıklar olduğu diyaliz hastalarında sigara içilmesi morbidite ve mortaliteyi ciddi derecede artırabilir. Sigara içilmesinin böbrek transplantlı hastalarda da böbrek üzerine olumsuz etkileri vardır. Böbrek transplantlı 645 hasta üzerinde yapılan bir çalışmada sigara içilmesinin graft prognozunu olumsuz yönde etkilediği görülmüştür . Ayrıca, sigara içilmesi, böbrek transplantlı hastalardaki sık morbidite ve mortalite nedeni olan kardiyovasküler hastalık riskini de artırır.

Sonuç
Sigaranın, solunum sistemi ve kardiyovasküler sistem üzerine olan olumsuz etkileri dışında, böbrek fonksiyonları üzerine de zararlı etkileri vardır. Sigara içilmesi, kronik böbrek hastalarında böbrek yetersizliği gelişmesi hızlandırır. Ayrıca, bu hastalardaki en sık morbidite ve mortalite nedeni olan kardiyovasküler hastalıkların oluşma riskini artırır. Bu nedenle, sigaranın bırakılması konusunda hekimlere büyük sorumluluklar düşmektedir. Hekimler, her hastada sigara içimini sorgulamalı ve sigaranın olumsuz etkileri konusunda hastalan eğitmelidir
 

 

 

07 Ağu

Aşk Yagmuru

AŞK YAĞMURU

AŞK YAĞMURU
KARARMIŞ BAŞIM BULUTLARLA DOLU.
GAYRETLE ADIMLADIĞIM AŞK YOLU.
SIRIL SIKLAM OLDUM ANİDEN,
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU.

KORLANMIŞ DUYGULARIMA İNDİN SEN
ÜFLEDİN ALEVİME KÖRÜKLEDİN SEN
YANARIM AŞKIN ATEŞİNE ÇİZELE SEN
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU.

İZLERİNDEKİ ÇAMURU AVUÇLADIM.
BULAŞMIŞTIR DİYE KOKUNU,
HASRETLE DAFALARCA KOKLADIM.
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU

ÖNCE ÇİZELEDİ SONRA KUDURDU.
ANSIZIN YÜREĞİMDEN VURDU,
YARALADI DOSTLAR SİNSİCE BENİ.
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU.

ŞİMDİ AKIP GİDİYOR SEL OLDU.
ÜMİTLERİM BU SELDE BOĞULDU,
SÖKTÜ KÖKLERİMİ TUTUNAMİYORUM.
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU.

ISLANDIM ÜŞÜYORUM KANIM DONDU.
SANA BİR GÜL ODA ELİMDE SOLDU.
BU AŞK HIRÇIN DUYGU SELİ OLDU.
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU.

SEN SÜRÜKLEDİN BİR BEN DÖNDÜM
DERELERDEN TEPELERDEN SÜRDÜN
DÖNE DÖNE SANMAKİ SÖNDÜM
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMUR

Ekleyen : FEYRUZ DEMİR Tarih : 03-04-2006
07 Ağu

Yanlızlık Korkusu

Yalnızlık Korkusu

Sevdiğimiz eşyayı, dostları yada sevgiliyi.
Sonunda yürekte kalan hep ayni duygu, hüzün…
Çünkü yitirilene alışmışızdır, sevmişizdir, bizimle olan beraberliği keyiflendirmiştir. Çünkü o beraberliğe değer vermişizdir.

Ya o güzelliği yasarken; paylaşımı, keyfi, sevmeyi ve sevilmeyi birlikte hissederken…

Hep korkmaz miyiz? İçimizi en güzel anlarda bile hep sarmaz mı?
Ya biterse? Ya yok olursa bu güzellik?; endişesi..

Tabii ki bitecek. Yaşadığımız mutluluklar, hüzünler hep bitmedi mi?
Hep yerine başka başka hüzünlere, mutluluklara bırakmadı mi?

Gene ayni korkular, ayni endişeler…

Peki sahip olduğumuz güzellik için yitirme korkusuyla ağlamak niye? Kime? Ne için ? Biliyor musunuz?

Dökülen göz yaşları sadece kendimiz için..
O değere sahipken de, yitirdiğimizde de..
Çünkü bizi asil korkutan YALNIZLIK..

İçimizde hissettiğimiz o güzel duyguları uzunca bir süre tekrar yaşayamamak..

Özlemek, özlenmek, sevmek, sevilmek, sım-sıkıca sarılmak,
o bedenin canini, kanını hissetmek, sevişmek.. Hangisi kolay vazgeçilir hazlar ki?

Biten aşklarda da, biten ömürde de yanaklarımıza dökülen gözyaşları hep kendimiz için.

Çünkü merkez hep biziz, doymak bilmeyen egomuz..
Ve o egoyu doyurabilmek, hoşnut kılabilmek için ne kadar çok çırpınır dururuz.

Bizim sevdiklerimiz bizi muhakkak sevmeli, özlediklerimiz özlemeli,
doğrularımız her zaman tek doğrudur.

Ya yanımızda ki insan ? Onun egosu ? Arzuları, özlemleri veya usandıkları…

Ne kadar o sevdiğimiz insana karşı fedakarız?
Vermeden neyi ne kadar alabiliriz ki?

Bizler; hep ilişkilerimizde hesap kitap içinde değil miyiz ?
Her zaman denge.. Verdiğimiz kadar alalım, aldığımız kadar verelim hesapları yapar dururuz.

Sonuç YALNIZLIK .

Peki bu kadar yalnızlıktan korkuyor, yaşanılan güzellikleri,
paylaşımı bir daha yasayamamak endişesiyle kaybedeceğimiz
değere ağlıyorsak niye bu kadar ince hesaplar.

O değer bize mutluluk yerine hüzün, kargaşa yaşatıyorsa zaten vazgeçmeliyiz.

Yok eğer yaşamın sıkıntılarından biraz da olsa bizi alıp mutluluk veriyorsa o zaman gözyaşı yerine biraz daha akilci olmak daha doğru değil mi?
Sıkıca, hiç bitmeyecekmiş gibi o güzelliği, huzuru sonuna kadar yasamak varken neden korku??

Bilirsiniz.. Anılarımızda öylesine anlamlı, mutlu anlar vardır ki, kimi zaman onca geçen yıllara değerdir. Tabii ki bu değerler karşılık bulduğunda daha da değer kazanacaktır.

Eh iste o zaman bize biraz daha is düşüyor demektir. Daha çok özen…
Çünkü yasam içinde, ayni frekansı yakalamak o kadar zor ki…

Sevgiyi, özlemi birlikte yasamak doyumsuz bir hazdır.
Artık o sevdiğin insan kendin olmuşsundur.
Korursun, tıpkı kendini koruduğun gibi. Üzmekten, incitmekten korkarsın.
Artık hesap, kitap yapılamaz. ; Daha çok vermek vermek istersin.
Çünkü ego vererek de doyumu öğrenmiştir. Çünkü gönlünü ayna tutmuşsundur o sevgiliye. Çünkü yitirme korkusu askı ölümsüz kılar.

Çünkü ayrılmanın da bir vahşi tadı var
Öyle vahşi bir tat ki dayanılır gibi değil
Çünkü ayrılık da sevdaya dahil Çünkü

AYRILANLAR HALA SEVGILI..

Uğur ilhan

Ekleyen : Uğur ilhan Tarih : 04-08-2005
07 Ağu

Nefesimsin

Nefesimsin

Sen bir çiçek değilsin ki ;
sonbahar geldiğinde dal dal kuruyacaksın
sen bir gün değilsin ki ;
gece olunca karanlığa karışacaksın
sen bir şiir değilsin ki ;
son satırında sonra noktayla sonlanasın
sen nesin biliyor musun?
Yasadıkça seninle devam edip seninle biten
içimdeki nefessin sen..
Ve biliyorsun ki ben nefessiz yaşayamam.

Ekleyen : ismail sarıgene Tarih : 17-10-2005
07 Ağu

Sen Bilirsin

Sen Bilirmisin?

sen bilirmisin insan nasıl kendini unutur.nasıl haykırmak isterde sesi bogazında düğüm olur.konusmak istersin konusamazsın,kaçmak istersin kaçamazsın,hatta gözlerindeki yaslar bitmiştir,ağlayamazsın…
sen bilirmisin benzine su bulanmıs bir insan titrek,cılız bir kibritin aleviyle nasıl tutusur nasıl sokaklara,evlere,hatta kendine bile sıgmaz olur.düşünmek istersin düşünemezsin,unutmak istersin unutamazsın…
sen bilirmisin,nasıl bir örümcek kemirir durur beynini.Ey sevdiğim,bende bilmezdim bir zamanlar hatta düşünmezdim bile bu kadar acımasız değildir derdim insanlar.Ama oluyormus,ama öğretiliyormus insana.Yudum yudum ömründen çalıp,hayallerini,umutlarını,daha da ötesi kendini bile unutabiliyormus insan.
Haykırıyor,isyan ediyorum bazen kendime ama elden ne gelir bütün dertler,acılar yine benimle.olsun diyorum varsın buda olsun alışırım diyorum,işte bu arada bir mermi daha vuruluyor beynime.olmuyormus güzelim,alışılmıyormus bu acıya.
Acınında acısı vardır bende biliyorum.Ama kalbim kaldırmıyor artık,öylesine yorgun,öylesine gecmişim ki kendimden,artık insanlar bile vazgecer olmus benim bu halimden.zaman diyorum,ilaç diyorum,buda gecer diyorum.Ama itiraf edeyim mi sana

buna artık bende İNANMIYORUM

07 Ağu

Mektup

Mektup

Yine sessiz bir kış seheri, odamın perdeleri açık, kar usul usul yağıyor şehrime. Dört tane duvar , yaylı yatağım , yatağımın baş ucunda duran ahşap sehpa ve üzerindeki içi boş vazo; geçen sene vardı içinde bir şeyler ama zamana, birazda susuzluğa yenik düştüler. Kocaman dev blokları olan dillere destan bir konağın arkasına saklanmış küçük ,ahşap bir evdeyim işte. Kimim kimsem yok, annemi hiç görmedim , babam; bir yaz akşamıydı iyi hatırlıyorum , sofada oturmuş gümüş kabzalı tabancasını temizliyordu, ben yan odada elimi kafese daldırmış babamın kanaryasını tutmaya uğraşıyordum . Babam sinirli adamdı kızdığı zaman eline ne geçerse fırlatır, yeri göğü inletirdi, bana hiç kızmamıştı belki o silah patlamasaydı bir gün bana da sinirlenecek belki bir tokat patlatacaktı yanağıma . Silah sesini duydum öyle bir irkildim ki masadaki kafes yere yığılı verdi , bir an kuşun delicesine çırpınışını gördüm, içim korkuyla dolmuştu hemen sofaya koştum babam yerde öylesine yatıyordu ki korkudan yaklaşamadım bile . küçük kanaryamda ölmüştü babam da, artık hiç kimsem yoktu. İlk başlarda böyle olmadığını sanıyordum baba tarafımdan akrabalarım vardı, iki üç yıl sonra kendimi sokaklarda buldum . Ne babam vardı ne de bir yakınım. Yirmilerimde bir kız sevdim! İşte şimdi bu küçük kasabadayım yalnızlığımda pek bir değişiklik yok ama biraz yaşlandık galiba gelecek ay elliyi devireceğim. Neyse ağır ağır çıkmak gerek rahat musalla taşından, eh şimdilik rahat tabi arkamıza cemaat gelirde Allahuekber denilince sırtımız ya rahatta olur yada azapta. Adamın çıkası da gelmiyor sıcacık yorganın altından, şimdi sen tut buz gibi havada kalk işe git olacak iş mi yahu! “Tak tak “ , ha! sen kimsin be seher bülbülü sabahın köründe? “geldim geldim” ses soluk yok gitti mi acaba? Ceketim nerede yahu bulamıyorum, hay aksi , yerlerde buz kesmiş .Eee neredesin seher bülbülü? Öyle geçerken ihtiyarı yatağından kaldırayım diye mi uğradın? Yoksa yuvanı mı şaşırdın?
Buda nesi be eski toprak! Aman, aman şaka maka iyice yaşlandın eski toprak baksana yerden bir kağıdı bile alamıyorsun, tamamdır işte sabahları hep böyle olur cıvatalar soğuktan sıkılaşıyor eğilemiyorsun ,eğilirsen doğrulamıyorsun.
“Sen benim kadar sevebilir misin? “ hah ha haaaa ne bu eski toprak? Bizim bilmediğimiz bir gizli hayranın mı var? Baksana sabahın altısında kapıya bırakılan pembe bir mektup hem isimsiz, hem aşklı meşkli. Neyse bu arada iliklerim dondu gir içeri ne demeye kapının önünde alık alık bekliyorsun sanki bırakan geri dönecekmiş gibi,! Şöyle sıcak bir çay iyi gider yediğimiz bu soğuğun üstüne, bu arada da şu alacalı bulacalı mektubu rahat rahat okuruz.
Ohhh içim ısındı ciğerlerimiz cana geldi be eski toprak. Ne diyor bizim seher bülbülü bir bakalım. Hah tamam! Bohça sarar gibi sarmış mübarek kat kat, adam mektubu açarken yoruluyor inşallah içindekiler bizi bu kadar yormaz.

“ Bu mektubu sana hem çok uzaklardan hem de çok yakınından yazıyorum sevdiğim!

Hep birini sevmek istemiştim, yitikte olsa yalanda olsa , yanımda olmasa da sevmeyi delicesine ve sen çıktın karşıma..
Ben Leyla isem benim sevdiğim Mecnun olsun isterim , yan yana olmasak da , beden toprağa kavuşsa da ruhlarımız hiç ayrılmasın isterim. Sen böyle sevebilir misin? Ben severim diyorum kendi kendime en az ölüm kadar gerçek. Keşke şimdi yanımda olsaydın, ama yoksun! Olsun diyorum, ben seni öylesine sevmedim ki! Ben seni sıcak tenin içinde sevmedim , ben seni ruhunla sevdim. Ben seni! Ben seni zifiri bir karanlıkta sevdim .
Sevdim mi acaba? Gerçek sevgi bu mu? İçimi cayır cayır yakan bu ateşin adı aşk mı? Yoksa ,yoksa her şeyin yapmacık olduğu şu küçücük dünyada daha da küçülen insanların adını aşk koydukları bir heyecan mı sadece? Eğer bu gerçek aşk değilse gerçeğini hayal bile etmek istemem. Şu an hissettiklerim bile beni ağır ağır boşluğa çekiyor bundan fazlasını ne hislerim ne yüreğim ne de ruhum kaldırır. Sadece bir tek cevap ver. Ben senin kalbinde hiç olmasam da artık sana sarılamasam da unutma ki bu ateş hiç sönmeyecek değil mi? Ta ki ruhum ölene dek. Sevda’nın adını anan tek bir yürek kalmasa da , tüm kalplere mühür vurulsa da , seven gönülleri kor ateşle dağlasalar da, benim kalbim seni anar , benim sevdam tüm mühürleri söker , ben de dağlanacak tam bin yürek var her biri Arş kadar.
Tekrar soruyorum “Sen beni böyle sevebilir misin?”
Dur ! sakın söyleme, ben duyamıyor olsam da , kim bilir belki karanlık kıskanır, belki yalnızlık çekemez sevdamızı. Belki de ışıklar küser gözlerime . Bir sel olur çağlar yüreğim aşkın yıkımında . Ne olur sarmaşıklar girmesin aramıza ; zehirli sarmaşıklar. Tut elimden ne olursun beni sensiz sadece sensiz bırakma. Bir gün olurda duyarsan çekildiğini bedenimin toprağa “gülmeyen bir yüzü vardı yazsınlar mezar taşıma”. Sonra gelip güldür beni bir tanem. Ay ışığında gel mezarıma , bir demet papatya bırak mezarımın başucuna, ellerini üstüme yığılı toprağa sok ve hisset hayattayken sana anlatamadıklarımı. Dedimya ben zifiri karanlıkta sevdim; kuşkusuz, amaçsız, ölesiye sevdim, tabi adı sevdaysa bu çilenin.
Adına her ne diyorlarsa acı, ızdırap , keder tarifi her neyse bu duygunun ben kabulüm sen yanımdaysan.
Şu içimden geçenlerin sadece birini tutup çıkarabilsem seni sana onunla anlatabilsem ne yazmaya kalem ne de satırlarıma kağıtlar yeterdi. Çünkü sen benim içimdesin ruhumun deli sarmaşığı!

Seni seviyorum, seni seviyorum
Öylesine değil , ölümüne, bir bulmacanın karelerinde yok olmacasına!
Hatırlar mısın? hep seher bülbülüm derdin bana ben sana seni öldükten sonrada seveceğim derdim de sen hep gülerdin, hiç inanmazdın bana belki ben öyle hissederdim, sanki fersahlar vardı aramızda ben senin başucundayken. Hep boşluğa dalardı gözlerin sanki bir benim yanımdaydın bir boşluğun içindeki düşlerde. Bak işte aradan nice yıllar geçti ben toprak oldum sen Eski Toprak!
Hani papatyalarımız vardı cam vazoda sakladığımız arada bir alıp seviyor sevmiyor oynadığımız papatyalar. Şimdi boş görüyorum vazoyu aşkımız soldu mu yoksa sevdiğim?
Ben seni böyle sevdim, beşikten mezara kadar değil , ruhum yok olana kadar.
Sen beni böyle sevebilir misin?
Sensiz geçen her gün ufkuma göz yaşı yağıyor , ben zaten gözyaşı olmuşum! Hatıralarının sıcaklığı tüm ruhumu ısıtıyor aradan geçen onca yıla rağmen. Hatırlar mısın sevdiğim? Hani gözlerinde kendimi görmeye çalışırdım da sen hep ağlardın da puslu bir hayal olurdum gözlerinin içinde , ellerini tutarken, sana sarılırken yutkunurdun hep öyle ağlamaklı. Bugün ruhlar semada ölümle dans ediyorlar yırtık kefenlerinde. Bugün yıldızlar bizim için parlıyor farkında mısın?
Senden ayrılmadan; yani seni terk etmeden önce saçlarından bir tutam aldım, şimdi avuçlarımın içindeler. Hani ben ölmüştüm de sen bana sarılıp ağlamıştın da ben kıpırdayamamıştım , usul usul gel kollarıma sevdiğim kainatı kıskandırmadan gel ben seni işte böyle sevdim!”

“ Vakit geldi Eski Toprak!”

Sayfalar : 1 2 [3] 4 5 6 7 8 ...