Özellikleri:

*       Safkan German Shepberd’e baktığınızda: çok güçlü, çevik, iyi adaleli, dikkatli, hayat dolu ve coşkulu bir ifade ile karşılaşırsınız. Birbirine çok uyumlu hareket eden ön ve arka bacaklar.

*       Boyu uzun, vücudu iri ve gösterişlidir. Ana hatları düzgün, oldukça kavisli ve açılıdır. Haraketli veya hareketsiz kas yapıları sağlıklı ve kusursuzdur. İdeal bir kurt köpeğinin nitelik ve karakterine bakıldığında üstün ve soylu bir ırk görülür.

*       İkinci derecedeki özellik ise gücündedir. Her tür hava koşuluna uygun, dayanıklı kürk yapısına sahiptir. Ama en önemlisi o çok yönlü bir görev köpeğidir. Güçlü, yetenekli, dayanıklı yapısı ve görev duygusu ile çevresine, hatta uzaklara kadar yürür, kovalar, aman vermez. Gelişmiş esnek, vücut yapısıyla çok uzun süre rahatça iz sürebilir. Dahası onun için şöyle demek olası; çok geniş bir araziyi, en az enerji ile koruyabilir.

*       Karakteri dengeli, özgürlüğünü abartmadan kullanan, dikkatli, her an tetikte, esnek ve inanılmaz bir sadakatle bağımlı ve uyumlu. Kendine fazla güvenen, korkusuz geniş bir alanı koruma gücü ve zekasına sahip. Asla heyecanlı, aşın saldırgan ya da ürkek, değil. Yüz ifadesi ise seri ve sağlıklıdır.

*       Başı vücudu ile orantılı ve kabalıktan uzaktır. Önden bakıldığında kulaklarının arası oldukça geniş, alın elli ve hafifçe tümsektir. Ancak burada, en önemli nokta, küçükte olsa kırışıklığın izi bile olmamalıdır. Yanak oluşumu tatlı bir kavisle yuvarlanmalı, ama asla sarkmamalıdır. Kafatası kulaklardan burun köprüsüne doğru kademeli ve düz bir şekilde gittikçe incelir.

*       Kama, formundaki güçlü ağız, burun kemiğinde fazlaca keskinleşmeden son bulur Kafatası genişliği baş uzunluğunun % 50’si kadardır. Erkeklerde baş dişilerden daha iridir. Ağız-burun kemiği uzun, sağlam ve alna paraleldir. Burun kesinlikle siyah olmalıdır. Dudaklar sağlam, düzgün ve sıkıca kapanır. Kısa, küt, güçsüz sivri uçlu burun kesinlikle islenmez.

*       Orta irilikteki badem gözleri asla dışarı çıkıntı yapmamalıdır. Koyu kahve tercih edilir. Kulakları başıyla orantılıdır. Orta irilikte, sağlam yapılı, geniş tabanlı ve yüksekliği belirgindir. Önden bakıldığında kulakları birbirine paralel, öne doğru açık ve dik dururlar. Kulaklar dipten uca doğru ılımlı sivrilirler. Dikkat kesildiğinde ise kulaklar tam anlamıyla dikledir. Hiç bir zaman kulaklar içe çekilmemeli neva vana yatmamalıdır. Ancak hareket halinde arkaya kıvrılmasına izin verilebilir. Kesik, kırık yada eğimli kulaklar istenmez

*       Ağzı sıkı,çene yapısı gelişmiş ve sağlamdır. Dişleri sağlam, düzenli ve makas ısırıcıyla kapanmalıdır(Üst dişlerin alt yüzeyi ile alt dişlerin üst yüzeyi birleşmelidir). Dişlerin toplam 42 (üstte 20, altta 22) adettir.

*       Boynu oldukça uzun, güçlü ve gelişmiş kasları ile serbestçe hareket eder. Yatay çizgiye göre boynunu 45°’lik açıyla taşır. Heyecanlandığında basını daha da kaldırır. Hızlı hareket ederken de aşağıya doğru indirir. Omuzlar yassı ve uzun görünümdedir ve vücuda yatay çizgiye göre 45° açı yapur.

*       Ön bacaklar uzun adaleli ve çok güçlüdür. Vücuda 90° açı ile dik basar. Ön bacaklar dirseklerden bileklere kadar düz ve acısızdır. Kemikyapısı yuvarlak değil ovaldir. Bilek eklemleri güçlü, esnek ve açılıdır. Dikey çizgiye göre yaklaşık 25° açı yapar.Dirsekler içe veya dıya dönük olmamalıdır. Ön bacakların, uzunluğu göğüs kafesinin derinliğini aşar.

*       Yükseklik dişilerde 55-60 cm, erkeklerde 60-65 cm’dir. Bu ölçümde vücudun en üst noktası ki kürek kemiğinin (omuzların) de en üst noktası baz alınır. Vücut uzunluğu ise, önde göğüs kafesinden başlayıp, arkadaki en uç nokta olan leğen kemiğinin sonuna kadar olan mesafedir. Alman Çoban Köpeğinde en önemli nokta vücut uzunluğu yüksekliğinden fazladır. Doğru orantı 10′a 9 ya da 8.5′dir. Yüksekliği normal ölçülerin altında olanlar bodur sayılır ve sırt uzunluğu istenen ölçünün üstüne çıkanlar, uzun arka bacaklı köpekler, çok ağır ya da çok hafif yapılı olanlar, ön tarafı aşın gelişmiş ya da çıkıntılı olanlar hatalı sayılırlar. Bunlar yürüyüşteki mukavemeti azaltan özelliklerdir.

*       Alman çoban köpeğinin tırıs tarzı bir yürüyüşü vardır. Tırıs, çapraz bacakların ikisinin ( ön sol, arka sağ) aynı anda yere vurmaları halidir. Ayni yanda bulunan bacakların ortada, sırası ile birleşiyormuş izlenimi veren bir kosu tarzıdır.Yürüyüş tarz˘ diagonal bir hareket şeklindedir yani zıt taraflardaki ön ayak ve arka ayak aynı anda hareket ederler. Ekstremiteler bu yüzden birbirlerinin boyut ve açı olarak tamamen aynı olmalıdır,hareket esnasında sırt çizgisinin değişmeden kalabilmesi için bu önemlidir. Arka kısmın açılarındaki en ufak artış hareketteki gücünün ve dayanıklılığın azalmasına neden olur. Yükseklikle uzunluğun doğru oranı ,buna uyumlu bacak kemiği uzunlukları ile birleşince sanki yere yakın bir şekilde kayıyormuş gibi bir hareketin ortaya çıkmasını sağlar Biraz kaldırılmış kuyruk ve hafifce öne uzatılmış bir kafa ile harekert esnasında kulak arkas˘ndan kuruk ucuna kadar çok düzgün hatlı bir kıvrımla hayvanın hareket etmesini sağlar.

*       Göğüs derinliği, omuz yüksekliğinin %4.5 yada %48′i kadardır. Göğüs, geniş değil uzundur ve iyi gelişmiştir. Bu özellikler yürüyüş sırasında dirsek hareketlerinin rahat ve serbest olmasını sağlar.

*        Beli nispeten dar ve karnı içe çekiktir. Kürek kemiği üst ucu ile kuyruk sokumu arasındaki kısım sırttır. Sırt düzgün, sağlam ve iyi gelişmiştir. Çok uzun olmamalıdır. Omuzun üst noktası belirgin olarak yüksektir ve arkayla bağlantısı kusursuz, düzgün bir hat oluşturur. Bu hat önden arkaya doğru alçalır.

*        Kalça geniş, güçlü ve iyi adalelidir. Kısa, dik. ya da düz kuyruk istenmez. Arka bacakları ve butlan sağlam, güçlü, adalelidir.Yandan bakıldığı zaman omuzlardan kalçaya doğru bir alçalma görülür. Arka bacaklardaki eklem açılan onun zahmetsizce ileriye doğru hareketini sağlar. Topuk sağlam ve kısadır. Biraz meyille ayaklarla birleşir. Ayakları yuvarlak, ayak parmaklan kapalı ve kemerlidir. Yastıklar kalın etli ve dayanıklıdır. Tırnaklar kısa, sağlam ve koyu renkli olmalıdır.

*       Çalı gibi sert ve gür tüylü kuyruğu neredeyse topuğa kadar uzanır. İdeal bulunan uzunluk, topuk kemiğinin ortasıdır. Dinlenirken kuyruk hafifçe eğilir ve kılıç gibi kavis çizer. Hareket halinde ise biraz yukarı kaldırır. Ancak kuyruk sırtın yatay çizgisi üzerine çıkmamalıdır. Doğuştan kısa, yuvarlak kıvrılan, kötü taşınan, sırt çizgisinin üstüne çıkan kuyruk makbul değildir. Kesik kuyruk diskalifiye nedenidir.

*       İdeal bir Alman Çoban Köpeği orta uzunlukta duble kürke sahiptir. Dışkürk olabildiğince sık ve kalın olmalı, tüyler düz, sert ve bütün vücudu yatık olarak kaplamalıdır. Baş, kulakların arkası, yüzün önü. bacakların altı ve ayaklar kısa tüyle kaplıdır.Kürk hataları; yumuşak, ipeksi, çok uzun dış kürk. kıvırcık ya da bukleli kürktür. Kürk renginde ise, siyaha ya da siyaha yakın sırt ne ten rengi, altın rengi veya açık gri lekeler tercih edilir. Göğsün üstünde ne bacakların iç yüzünde daha açık renklere izin verilir. Ancak boş karşılanmaz. Tırnaklarda veya kuyrukta gizli kırmızılık, vücutla cansız, soluk açık renkler ve pigmentasyon noksanlığı istenmez.Mavi. bordo, beyazımsı renkler ise san derece istenmeyen renklerdir. Beyaz bir kurt köpeği kulüplerce henüz kabul görmemiştir.

 

Kullanıldığı Yerler:

*       İdeal bir Alman Çoban Köpeği bir iş köpeği olarak dürüst ve korkusuz karakterini vücudu ile birleştirir. Her türlü çetin harekete elverişli görende çok çalışkan, sahibiyle uyumlu, zeki ve itaatlidir. Bu özellikler onu seçmede en önemli etkendir.

*       Dikkat edilmesi gerekenler: tipine özgü, düzgün, akıcı yürümesi, dolu dizgin koşması çok önemlidir. Ayrıca koşarken sırtı yatay kalıp değişmemeli, yalpalayıp sallanmamalı. sırtı kamburlaşmamalıdır. Sırt çizgisindeki eşit olmayan çıkınlılar, beldeki çöküntüler istenmez. Yürümedeki hatalar karşıdan bakıldığında açıkça bellidir ve göz önünde bulundurulmalıdır. Bazı karakterler yetersizliğin de ötesinde ürkeklik gösterirler.

 

İstenmeyen özellikler:

*        Kesik veya yatık kulaklar

*        Beyaz köpekler

*        Kesik kuyruk

*        Alttan kapanan çene

*        Burun renginin siyah olmaması

 
Yorum yok
  1. (KAFA)
  2. (KÜREK)
  3.  (BOYUN)
  4. (SIRT)
  5. (BEL)
  6. (KALÇA)
  7. (BALDIR)
  8. (AŞİL)
  9. (AÇI)
  10. (PATİ)
  11. (ÜST KOL)
  12. (OMUZ)
  13. (DİRSEK)
  14. (BOĞAZ)
  15. (ÜST ÇENE)
  16. (ALT ÇENE)
standartlari
Yorum yok
Özellikleri ve Standartları PDF Yazdır E-posta

 

 Keskin ve ince zekalı, anlaşılması güç sezgilerle donanmış olan bu köpek ilk kez M.Ö. 700-600 yıllarında Yunanistan’daki bazı çömleklerin üzerinde görülmeye başlamış. M.Ö. 400′de ise Hollanda, Belçika, Fransa, Romanya ve Avusturya’da bu tip köpeklerin varlığı kanıtlanmıştır.

*      Önceleri Güney Almanya’da Württenberg, Thuringia, Soxony ve Bavyera eyalellerindeki çiftliklerde çoban köpeği olarak, görev yaptıkları biliniyor. Ardından dünyanın dört bir yanına yayılarak tam anlamı ile uluslararası bir çoban köpeği olup çıkmıştır. Agresiv olmayan mizaç ona evlerin kapısını da açmış, evlerde çocukların yakın dostu olmuştur.

*      Yüzbaşı Max Emil Eriedrich von Sepbanitz ile Arthıır Meyer ise bu köpeği ilk keşfedenlerdir. 1882′de Almanya’nın güney eyaletlerinden biri olan Hannover’de bir köpek Show’unda ilk kez görülen bu ırk, Von Stephanitz’in kalkışı ve ‘Alman Çoban Köpeği’ Birliği’nin 1899′da kurulması ile cins standardı belirlenip ırka resmiyet vermişlerdir. 1918 yılında Amerika’lı bir askerin Avrupa’dan Amerika’ya getirdiği ‘Rintintin’ adlı Alman Çoban Köpeği bütün dünyada izlenen bir filmde başrol oynayınca, bütün dengeleri alt-üst edip bak ettiği zirveye olurdu. Bu olağanüstü üne rağmen, 1.Dünya Savaşı’nın sonunda İngilizlerin Avrupa’da, Almanya’ya karşı yürüttükleri propaganda sonucu Alman Çoban Köpeği de gözden düştü. Çünkü, bu köpekler savaş yıllarında Alman ordusuna büyük yararlar sağlamışlardı. Ancak daha sonraları yeniden İngiltere’ye girebildi. İngilizler onu ‘Alsace’ bölgesinden dünyaya yayıldığını iddia ederek, ırkının ‘Alsatian:’ adı taşıdığını iddia eltiler. Böyle bir iddia doğru olmasa da ‘Alsatian’ların da birer kurt kanı taşıdığı ve Almanya’dan gelmiş olabilecekleri bir gerçek. 1920′de bir dergi nedeni pek. belli olmayan bir sebeple Alman Çoban Köpeğini uzun süre karaladı. Bir süre onun geleceğini etkiler gibi olduysada karşı çıkışlarla bu önlendi. Ülkemizde veya çoğu ülkede ‘Kurt’a, atasına çok benzediğinden olsa gerek hep ona ‘Kurt Köpeği’ dediler. Bugün Almanya’da yaklasık 100.000 üyesi olan "SV" adlı Agusburg kentinde birde kulüp kurmuşlar. İkinci vatanı sayılan İngiltere’de de yılda 10.000′leri bulan yeni katılımlarla, yeni yeni üyelerle 100.000′lerce üyeli dev kulüplere sahip.

*      Günümüzde olağanüstü önemsenen German Shephard köpeğinin binlerce üreticisi bulunmaktadır. Ancak tüm üreticilerin sahip olmak istedikleri bazı önemli kanlar varki; bunlar ırkın mükemmelleridir. Örneğin Arminus, Wied Steiger, Wienerau, Tannenmeise, Hirschel, vom Hause Beck, Kirschental, Romeraw önemli German Sbepherd kanlarıdır.

        Irka özgü hastalık riski

*      Kurt köpeklerinde ırka özgü önemli bir hastalık,kalça displazisi riskidir. Kalça displasma’sı (HIPDisplazi) denilen kalça çıkığı olasılığı Amerika’da %84′lerde, Almanya’da %60′lar civarındadır. Kalça çıkığı ihtimali olan köpekler asla çiftleştirilmezler. Böyle bir ihtimalle karşılaşmamak için alınacak köpeğin kalça filmleri çektirilerek emin olmak gerekir.

Yorum yok
Beni Düşün, Unutma
  Ay doğarken bir söğüdün ardından,
Göl yüzünde sisli bir esintiyle,
Akşamın göğsüne hüzün serperek,
Ve yağmurdan geceye
Çiçekli perdeler çekerek,
Beni düşün…
Beni düşün, unutma…

En umarsız, en mutsuz gününde,
Bağrına bir yumruk çökeldiğinde,
Ve dağların mazlum ateşi,
O güzelim saçlarına,
Cayır-cayır yanıp ulaştığında,
Beni düşün…
Beni düşün, unutma…

Beni düşün bir kavganın içinde;
Helal bir ekmeğin peşinde…
Ve kurtlardan arta kalmış yüreğimin,
Can çekişen o son parçasını da
Sana sakladığımı bil!..

Bil ki haykırırcasına,
Bu esir gövdemi yakarcasına,
Kavuşmak için o serin bağrına,
Ateşten bir yol arıyorum…

Kar yağarken mor dağların ucundan,
Sol yerine sessiz bir iniltiyle,
Yastığın yüzüne yaşlar dökerek,
Ve akşamdan gizlice bir ah çekerek,
Beni düşün…
Beni düşün, unutma…

Kan kızılı bir gelincik seherinde,
Sırtıma kahpe bir hançer indiğinde,
Ve bu gencecik ve bu hemencecik ölüm,
Çığırtkan bir gazete başlığında,
Çığlık-çığlık sana kavuştuğunda,
Beni düşün…
Beni düşün, unutma…

Beni düşün, şehre her yağmur yağdığında,
Islak ve kırılgan bir türkünün içinde…
Göğsünden dudaklarına doğru,
Sancılı bir isyan kabardığında;
Bastırarak kalbini avuçlarınla
Sesini okşadığımı bil!..

Bil ki yalvarırcasına,
Uzayan yollara dağılırcasına,
Sonsoz bir mahşerin ortasında,
Bir zemzem suyu gibi,
Seni, seni özlüyorum…

Yusuf Hayaloğlu
Yorum yok
Eğer
Eğer
 

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar
bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir,
büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı
belki de,
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece
sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır
yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir
ayrılık gizlendiğine
belki de, kartvizitinde "onca ayrılığın birinci
dereceden failidir"
denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle
avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini
tutmak isterse…

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim
uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık
etmiş olmasalardı eğer!!

Can YÜCEL

Yorum yok

ÖZLEDİM SENİ..

özledim seni…
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin…
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü…
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
‘git artık’ demek
‘beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa’
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden…
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek….

Yorum yok

ŞEHİT ASKER
Albayrağa sarılı tabutun önünde
Durmuştu bir imam kıblemizin yönünde
Saf saf oldu insanlar hocanın arkasında
Şehidin resmi vardı herkesin yakasında

Büyük bir boy resimle kortejin önlerinde
Özenle taşınıyor asker ellerinde
Gençliğin baharında henüz yirmi yaşında
Mavi bir bere vardı o tertemiz başında

Tüm cemaat ağlıyordu yaşları sel gibiydi
Esen meltem rüzgarı kara bir yel gibiydi
Seni uğurlarken içimiz yasla doldu
Tüm analar babalar ak saçlarını yoldu

Omuzlarda yükseldin göklere erdi başın
Olmasa da dünyada bir tek taşın
Öteki yaşamında makamın cennet oldu
Sen gidince yurdumun tüm çiçekleri soldu

Benim şehit askerim sen ölmedin asla
Vatanın dağlarına ismin yazıldı kanla
Sana silah çeken el kırılacaktır bir gün
Bu dünyadan edilecektir sürgün

Bunu asla unutma ey kahraman şehit
Her şeyi bilen Tanrı bize olsun ki şahit
Seni toprağa değil yüreğimize gömdük
Yanıyor çiğerimiz sanki ateşe döndük

1 Yorum
Uyuyan Güzel

Uyuyan Güzel

Seni ikimizde seviyoruz anlaşılan,
Birbirimize inat, kıyasıya
Hiçbir rakip birbirine bu kadar yakın olmadı
Seni seviyor olmam ama onu sevmiyor olamamam bu işin kötü yanı
Seni ikimizde seviyoruz,
Ben ikinizi de seviyorum.
Onun beni sevip sevmediği bilmiyorum.

O beyaz atlı prens,
Bense bu masalı anlatan.
Ya sen,
Beyaz atlı prensin öptüğü uyuyan güzel mi,
Yoksa bu masalı anlatan kişinin dizlerinde uyuyan güzel mi?

Beyaz atlı prensin öptüğü uyuyan güzelsen uyan
Çünkü masal böyle devam ediyor.
Eğer masalı anlatan kişinin dizlerinde uyuyan güzelsen
İster uyan, ister uyanma,
Çünkü o seni her halinle seviyor.

Uğur Arslan

Yorum yok
Unuttuğum bir aşk var anılarımda
tek başıma çayımı yudumlarken aklıma gelen bir aşk
sessizce içimi acıtıp gidiyor
ve ben bir sigara yakıyorum gidişini seyrediyorum
aklımda ki bütün ayrılık şarkılarını söylüyorum
ve o aşk ardına bakmadan gidiyor
nasıl bir aşktı acaba
beni derinden sarsmışmıydı
yoksa hiç gözyaşı dökmemişmiydim
belki de gerçek bir aşktı benim yaşadığım
sadece anlatamamışım yare kendimi
artık yüreğimi kendim okşuyorum
dayan diyorum dayan
anılarda ki aşk yok diyorum
ve bakıyorum ki o aşk çoktan yok olmuş
sadece bir şizofreni hastası gibi
her sabah onunla uyanıyorum
masaya bir tabak fazla koyuyorum
gözlerinin derinliklerinde kaybolarak
geceyi üstümüze örtüyorum
sonra o bi an ben oluyor
bena şarkılar söylüyor
usulca kulağıma fısıldıyıp
aşk sözleriyle
beni tekrar kendine aşık ediyor
geceyi bitiriyorum onunla
sabah yine yine
onunla uyanıyorum
ben kendimi kandırıyorum
o unuttuğum bir aşktı
ve unuttuğumla kalmalı…

ben senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum
1 Yorum

İhanet Makamında" vedalardan
"Hasret Makamında" sevdalardan
ve "Asi Makamında" isyanlardan süzülen duyguların
Çığlık gibi kanayan şiirleri bunlar…

Bir yerde buz yastıkların
Bir yerde taş duvarların
Bir yerde karanlık gecelerin
Bir yerde sırtımıza saplanan hançerlerin
İpek bir mendil olup
Gizlediği gözyaşlarımızın
En saf sığınağı bu mısralar

Evet herkes bir yerde mutlaka ağlar
Ama unutmayın ki;
"Erkekler hep yalnız ağlar"

Kimi zaman dönüşü olmayan bir meleğin
Kimi zaman zehirli bir çiçeğin
Kimi zaman yasak bir sevdanın
Kimi zaman ulaşılmaz bir kadının
Ardından ağlar…

Ve işte o zaman Ahmet Selçuk İlkan
O ASİ yürek bu yangınları
Sayfa sayfa kitaplara
Satır satır şarkılara
Mısra mısra şiirlere koyar…
İşte o yangınlardan alevler…
İşte o yangınlardan volkanlar…

"Erkekler Hep Yalnız Ağlar"

Hayata, sevdaya ve aşka yanık sayfalarında sizleri bekliyor.

İnadına aşka

İnadına sevgiye…

__________________

 
Yorum yok
Sayfalar : [1] 2