Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

TERCİH

5 Eylül 2008 Cuma | 5 Yorum »

TERCİH…

Yeraltı örgütleri tetik üstünde.gece ihanete müthiş bir ışıkla ilerlemektedir. mektuplar bir zamanlar yaşanılan aşkın yegane mektupları şimdi ise  balıkcının kınında bekleyen zıpkın gibi gecede yol almakta.Yol almak ve yazmak  benim tercihimdi.sevmek yüreğimin di.

Benim sevmelerim böyle bir güne mavzerin sıcaklığı, kirli ceketimin ağır lığıyla başlamıştır.umutlarım bir yeleli atın dinginlerinde rüzgara karşı son süratti…Fırtınalı bir gecenin uslanmış sabahında, Ağır adımlarla evden dışarı adımımı attığımda yol kenarında buldum bir gül.yanına yaklaştım ben geldikçe onun kolları açıldı yüzü gülen güller çoğaldı da çoğaldı .geriye doğru baktığımda omuzlarıma yağmur çiselemekteydi..ayaklarım geriye dönmek istemiyordu.rüzgarın sesi demir parmaklıları yalıyordu.hadi git bakma ardına bu bir tercih meselesi diye bağıran düldül ün kendisiydi.hadi üstat bırak prangalar yerinde kalsın her kes yaşamdaki tercihini yapmış yürüyordu sen ise hala benle beraberdin tamam üstat anlıyorum ama bu beğeni sevgi aşk ruhani beden bunlar karışmasın . Bak şimdi düldül.hatırlar mısın bir değil bin bir kere seninle sırat köprüsünden geçtik.bir sen kaldın geride.akıp gidiyor hayat dediler bize Bu neye benzer biliyor musun.Kör kurşun ilerlerken sebepsiz ve nedensizce adres sorar mı sana.bir pastane kösesinde hadi bir kere daha deneyelim dediğinde,vakit tamam ben tercihimi  yaptım söylemi ile karşı karşıyasındır.senin adımlarının ve terci hininde bir önemi de kalmamıştır.

 Mağlubiyetin ayak izlerini, boyun eğmiş dizlerinin önünde kaleme almak istediğin tercihi oluşmuştur kendince.yada itaatkarsız düşüncelerin tercihi kesinlik kavramının terminolojisinde asla yerinin olamayacağını da bilmektedir.belki de tercihinin arkasında durmak inatcılık ve ne kadar doğrudur.  Yada yaşamın tepkileşmesine sebep olacaktır bu tercihin daniskasıdır..  Ve sonucunda ruhunda bir serseri kimlik debreşir , her Alllah’ın günü ,öfke ve kibarlık nöbetleri bıkmadan belirgin bir şekilde çizilir.tüm bunların içinde ise sanki bitmez sazların türküsü  daha sonra dendiğinde apaçık süprizler e uzanan capcanlı bir çizgi vardır , Acaba tercihimizi kullanırken bir reddediş midir. Sanki tarih öncesinden yıkılan bir tapınağın son sütununun  nasıl ayakta kaldığı gibi bizde taptığımız tercihlerin hep ayakta kalmasını mı arzu ediyoruz. Yapmamayı tercih etmek acaba sistemin mevcut dizginlerinin dişlerini  kırmaya mı yöneliktir.Yaptığımız tercih belki de yaşamın kendi resmidir.bazen tüm güzellikleri görürken gözümüz kendimizi reddedişimiz tercih olmuştur.mozart ın koncortösüde işin cabasıdır. İşin sinsiliği de buradadır .bu tür müzik baş döndürmekte.hele de parıltılı geceleri seviyorsan tüm kimlikler fora.aşk şarabı dökülür yerden yere aşık olmanın önemi kalmamıştır.sevmek ise tamamen tatildedir.elinden tutmak mı oda hikayedir.gelsin laylom hayatın içindeki tercihler işte o anda kayboluş da başlamanın eşiğindedir çok özel bir tercih yaptığını sanarken, Bakarsın ki ciğerlerin yanmaya başladığını anlarsın, birer tomurcukken aynı ormanda birinin yanlış tercihi iki hayatı birden almıştır.ve tercihi yapan başlar aynı türküyü söylemeye onun için hava cıva ama ya tercih yapılan işte yandı gülüm helva.elbette hepimiz çürümüş sistemin son yolcuları değiliz.lakin bizimde kalbimiz kendine ait tir.yüzyıllardır devam eden şarkı bizide bulmakta.şairin dediği gibi ölüm kapını çaldığında sakın evi telaşa verme ,çünkü o geldiğinde sen çoktan gitmiş olacaksın.işte bu bizim tercihimiz değildir.doğmak ve ölmek dışında tüm tercihler bize aittir.tercihlerin ağlamadığı oluk oluk gözyaşının dökülmediği  bir limanın son neferi olmamanız dileğiyle.  Sevgiyle kalın sevgili dostlar.    

DOST

4 Eylül 2008 Perşembe | 9 Yorum »

Dost

Genç adamın biri,
Dermiş babasına her gün;
‘Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi’
Baba, itiraz eder,
Olmaz öyle çok dost, hakikisi
Belki bir, belki iki,
Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki…
Devam eder durur konuşma…

Aralarında başlar bir tartışma,
Karar verirler bir sınava,
Dostun hakikisini anlamaya…
Bir akşam bir koyun keserler,
Ve koyarlar çuvala.

Baba der ki oğluna,
‘Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna’.

Çuvaldan kanlar damlamakta,
Sanki öldürmüşler de bir adamı,
Koymuşlar çuvala,
Dıştan böyle sanılmakta.
Delikanlı sırtlar çuvalı,
Gider en iyi bildiği dostuna,
çalar kapıyı.

O dost, bakar ki bir çuval,
hem de kanlı,
Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına,
Almaz içeri arkadaşını,
Böylece tek tek dolaşır delikanlı,
Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını.

Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır.
evlat geriye döner.
Ama içten yıkılır…

Babasına dönerek; haklıymışsın baba ‘ der.
Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana.
Baba ‘hayır Evlat ‘der, benim bir dostum var bildiğim.
Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona.
Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar.
Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar…
Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir.

O dost, delikanlıyı alır hemen içeri.
Geçerler arka bahçeye.
Bir çukur kazarlar birlikte,
Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye,
Üzerine de serpiştirirler toprak.
Belli olmasın diye dikerler sarımsak…
Genç adam gelir babasına;
‘Baba, işte dost buymuş’ diye konuşunca,
Babası; ‘daha erken, o belli olmaz daha.
Sen yarın git O’na, çıkart bir kavga,
Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona,
işte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi.
Sonra gel olanları anlat bana…’
Genç adam, aynen yapar babasının dediğini,
Maksadı anlamaktır dostun hakikisini,
babasının dostuna istemeden basar iki tokadı!

Der ki tokadı yiyen DOST;
‘Git de söyle babana, biz satmayız Sarımsak tarlasını böyle iki tokada’(ALINTI ‘DIR)

Bir Portre

1 Eylül 2008 Pazartesi | 6 Yorum »

ZEVK MEHMET

 

       Bizim buralarda bir adam var adamın adı ‘’ Zevk Mehmet’’.ne zaman yolda izde görsem ‘’Delikanlılar Ölmez abi’’ der.bu söylem karşılığında  istediği sadece 1 ytl dir.Bir dalda sigara verirsen değme Mehmet in keyfine.Arkasından bana araba alacan mı abi demektedir.Bende her seferinde dua et sayısal ne zaman çıkarsa söz derim .Bu durum yıllardır devam eder.Bir gün merak ettim ve araştırmaya karar verdim.Bu adam kimdir ve neden böyledir.Zevk Mehmet in diğer elinde küçük bir çay bardağı ve hiç değişmediği paltosu üzerindedir.Kirli sakalı hafiften uzamıştır.belki kendisi böyle istemiştir.araştırma sonucunda iğliyle izlediğim masal gibi bir dünya çıktı karşıma.Zevk Mehmet 50 yıl kadar önce buraların zengin sayılabilecek bir ailenin delikanlı çocuğudur.Kravat yakası cebinde asıldır.takım elbisesi her zaman ütülüdür.giyilen tekrar giyilmemektedir.Kahveye yada salona  aklınıza neresi geliyorsa Mehmet içeri girdiğinde sandalyesini vermeyecek delikanlı olmadığı gibi ,yaşlılarda hürmet eder,ve herkes buyur edermiş.bileği sağlam fakir dostuymuş,gariban olup ta el uzatıp yardım etmediği insan yokmuş.adalet hep üzerinde sinermiş.bu yüzden kimsede saygıda kusur etmezmiş.bir gün Mehmet in ailesi miras bölüşümü için bir araya gelmiş.Mehmet adalet terazisini ortaya koyup eşit paylaştırmış.Ama töreler bırakın kızlara hak vermeyi,dile bile getirmezmiş.dağa taşa hükmeden kahveye girdiğinde ayağa kalkan masalar.sanki yerine çivilenmiş.Mehmet töreye boyun eğip evden gece 11 gibi çıkmış.Sabaha kadar bir parkta ay ışığının altında yakamoz u seyretmiş.Sabahın ilk ışıkları ile uyandığında yepyeni bir hayata başlamış.Kravatı  üstünde eskimiş,paltosu rüzgarla parça parça olmuş.bugün itibarı ile mirası alanlar tanrı nın gazabına uğramışlar,hepsi servetlerini kaybetmişler,ama hayata karşı zavallı olmuşlar.Mehmet ise buraların caddesinde delikanlılar ölmez abi der ciğarasını alır yaşama devam eder.Zevk Mehmet in aşkı bu duruma fazla dayanamaz.erkenden göç eder cennete,Ama Mehmet zaman zaman o ağacın altında bekler sevdiğini canla,, çigara sı elinde.ne gelen var ne giden bu köye.  

        Sevgili dostlar yaşam denilen şu kısacık ömürde sonumuz Zevk Mehmet olsa da doğruluktan ve de hala seviyorum bundan kime ne hade hede diyebilecek yürek ler yaşamın aziz güzelliği karşısında saygıyı hak edenlerdi.sevgiyle kalı n sevgili dostlar.  

DEĞİRMEN

26 Ağustos 2008 Salı | 9 Yorum »

DEĞİRMEN

Işıkları söndürün ,söndürün tüm ışıkları ,gözlerim görmesin yeşili ve maviyi.tahminlerin ötesinde içinde hüzün olan bir yolculuk bu.tıpkı bir değirmenin mısırını öğütmesi hali. .bilirsiniz işte mısır tanesini daha ilk günden değirmen tarafından öğütülmeyi bekler.sonumudur mısırın tabi ki hayır yeni bir yaşamın eşiğindedir.sen değirmen başı ben mısır tarlasından gelen bir deli fişek,sakın ola bu mektubu okurken ağlama.sitem değildir söylediğim.her değirmenin bir usta başı vardır ama tüm mesele o değirmeni önüne koyanda.ben senin önüne gelen bir mısır tanesiyim sakın ağlama kıyamam gözlerine gözyaşına.un olur akar giderim.yeter ki yanındaki heybede bir yer ver.senelerdir yüreğinde hapsettiğin mısır tanesiyim .değirmende un olduğum günden beri içindeyim. Düşündüğümde şimdi.acı v eren bir çok olay var.sana anlatmak daha da farklı anların içindeki anları.o dayanılmaz asker mektuplarını yazarken de böyleydim.ne oldu yıllar geçti sevgim özlemek, sevgim sen olmadan seni yaşamak, sevgim ruhunla bütünleşmek adına oldu.halbuki senden hiçbir şey saklamamıştım. dünde, bugünde bütün çuvalı önüne seriyorum ben mısır tanesi öğütülmüş ama kenarda tutunmaya çalışan bir gönül yarası.aynı yerde aynı zamanda hepsinde sen  varsın bu gözyaşında.ne zaman e ele aşık görsem işte benim diyorum.sakın ola değirmeni kurmayın diyorum.erdemin ne demek olduğunu,aşkın görkemini ,seni özlemenin ne demek olduğunun hazzını yaşattın bana ey sevgili,değirmenin önüne gelen her mısır tanesinin yolu kısalmıştır .bizi bizden eden o değirmen ustalarına yazıklar olsun. ey sevgili.ben alıştım yalnızlıkların adamı olmaya.belki bir seven çıkar diye bekledim yılarca baktım ki herkes değirmen e koşmak için acele etmekte.anlaşılan sevdalı yürekler tatilde.gözü kararmış gecede bulutlar raks etmekte .bu adam senin için her güne yeniden başlamakta..bu yaşam bana ait se  yüreğimin efendisi sensin sonuna kadar.değirmenci  usta işyerini kapadığında bir sonraki günün hesabını yapmakta. mısır tanesi değirmenin yanında  her gün kapalı gise oynamakta.herkes sonu merak etmekte.kimseye seni seviyorum diyemiyor.çünkü kirli ceketi üzerinde, bu yarayı değiremenin öğüten taşıda anlamakta..seni anlatmadan olmuyor yaşamdaki ihanetin adı yok bu rüzgarda.gün geldiğinde ışıklar söndü denildiğinde çekip gitme vakti gelmiştir kendince.gideriz be gülüm bundan kime ne hade hadeee şarksı diz çömekte,.giderken dublörümüz değildir can.değirmenin içine atılan mısır tanesi feryanı figan etmekte ama biz sessizce gideriz be gülüm.şimdi tel tel çözülme anı, değirmenin başı dönmüş sanki alaca karanlık kuşağı bir sabah vakti.gecelerden korktuğunu söyleme sakın ..senin ışıkların aydınlık, üstelik yep yeni şehrin ışığı gibisin, bu yürek el feneri gibi yüreğinde seni ısıtacak tüm zamanların sensizliğinde aşkım. Beni sevmediğini bildiğim için dediler ki bana ;o yetim  sakın inanma duyduklarına.,sevgisini gösteremez,anlasın ister sadece yazar kaldırımların üzerine, yüreğini.kaleminide aşkı için kullanır .karıncanın yolu bellidir,ben kimseye yalvarmam fakat senin dizlerinde sabahlarım. sana olan  aşkım asaletimdir. Seni seviyorum diyenler belki de doğru der ama bil ki nazo asıl söylemekten çekinen seni sevendir.huzuru bulman için dua edendir.aydınlık yüreğini görmesem bile kalbim kalbinidir.sana en yakın yerdeyim.Değirmenin yanında ışıkların sönmesini bekleyen bir deli mısır tanesiyim.sevgiyle kalın sevgili dsotlar

 

DERİN

22 Ağustos 2008 Cuma | 7 Yorum »

DERİN

Birden aklıma geldin sanki çıkmış gibi.derinden di bu sefer bakışların gözlerin derindi, bu yara anlatılamaz bir sevdanın buruk türküsü denizlerin en derin yerinden alaca karanlık kuşağından.fırtınaya yüz tutmuş bulutların  üzerinden esen rüzgar,gerçek dokunuşların, ürkek bakışların, kesik sesin ,en derin hülyalardan esiyordu.sen  bensin be aşkım..  sana tüm anlatmak istediklerimin hiçbir sözlükte karşılığı yok biliyorum.derinden hissediyorum, kelimelerin nasılda çaresiz kaldığını.bunu ancak yaşayan biliyor.bazen hele bazen var ya taşıyamıyor tanımlanamıyor bu duygu.insan yaşadığı aşkın içinde derin acılar hisseder mi?.gülümsemene bir ömür verirken, bu yüreğe hüzün pat diye gelir mi. Camların buğusu gibi gözlerinde buğu ,kalbinde burukluk çat kapı olur mu.takvimdeki yapraklar dökülürken anlamını yitirmeyen  duygularla yaşanır mı . yaram derindir dostlar.bu mektuplara her gün sarılmak istenilir miki .cevap gelmeyeceğini bile bile her gün bu sayfaya  bakmak olur mu.. tüm zamanlarda seni yaşıyorum biliyor musun.acaba senin gidip gelmediğin günden bu yana , ne kadar yalnızlığımı yaşıyorsam sa sen var sın derinlikler içinde,belki de yüreğimin en derin yerine koydum kimse görmesin diye. ama bu seferde ben ulaşamıyorum sana.çıkaramıyorum seni en derin yerimden.denizlerin çağlaması bu yüzdendir.sağımda solumda her bir ağacın yaprağında oluşan gölgeler hep en derine inmekte.bazen nefes almakta zorlanmakta.yaşama durması için dua etmekte.sana ulaşan tüm yollarda girdaplar gözükmekte.girdaplar en derin yerde kendini muhafaza etmekte.bir muhafız alayı bandolar eşliğinde bu türküyü derinden söylemekte.ben sevdim eller aldı.  ben ölmüş müyem, dizelerini kendince kendine saklamakta.çişe le yen yağmurda tüm yapraklar mızıka eşliğinde kol kanat germekte.gölgesinde ben, en derin yerde seni aramaktayım. düşen her gözyaşında yollar daha da kayganlaşmakta.  yer altında en derin yere su sızmakta. .en derinden yeryüzüne gelmekte.bir süre kaldırımlarda süzülüp tekrar en derin çukura gitmekte..su akıp kendi yolunu bulmakta.ben ulaşamıyorum kimseye, yaram en derinde panzeri sen diye seslenmekte.yağan yağmurların getirdiği kara toprak  çamur olmuş.üstüme üstüme geliyor,yalnızlık bulaşıyor üstüme…biliyorum görüyorum benim kirli ceketimi istemekte.yollar gün geçtik ce, daha da derin olmakta. Her şeyin içinde  sin biliyorum.şimdi umutlarımı ısıtacak kımıldatacak parlatacak bir derin kıvılcıma ihtiyacım var.  bir mektup yazdım işte,  derindendi kendince.bu Türkleri gercekten hiç duymayacak mısın ,güneşin parlamasını ,yıldızların ışımasını hiç mi yüreğinde görmeyeceksin. Bu mektubu da kirli ceketimin en derin yerine yüreğime yakın yere koymaktayım. Sen şimdi yüreğime yakınsın.zarfın üzerine adını da yazdım başka bilgi yok tüm bilgiler evrenin en derin yerinde saklı olmasına rağmen yüreğim bunu görmekte fakat seni umudun en derin anlarında yine aramaktayım. Yüzümdeki çizgiler bir kez daha derinleşmekte, tıpkı sakalımda saklı olan bir beyaz telin  sana duyulan aşkın yıllarda olmadığını anlamakta..bir çınarın gölgesinden yazılan bu derin mektup kuzuların sessizliğinde seni bulmakta.En derin sevgilerimle.sevgiyle kalın sevgili dostlar.           

 

ciddi

21 Ağustos 2008 Perşembe | 6 Yorum »

BİR kasabada, son derece haylaz iki çocuk varmış. Evlerin pencere camlarını kırmak, arabaların lastiğini patlatmak, çizmek özetle akla gelebilecek her türlü yaramazlığı yaparlarmış. Komşular da sık sık gelip, babalarına şikayet edermiş.

Baba bir gün dayanamamış, çocukları kasabanın rahibine götürüp, yardımını istemiş. O da "Sen git ben onlarla konuşurum" demiş. Ardından, dışarıda bekleyen çocuklardan büyük olanı yanına çağırıp, sormuş "Söyle bakalım, Tanrı nerede?" ses yok. Bir daha sormuş, yine ses yok. Rahip dayanamamış ve kızgın bir şekilde "Evladım, sana soruyorum. Tanrı nerede?" diye bağırmış.

Çocuk, korkmuş ve ani bir hareketle açık kapıdan fırlamış. Dışarıda bekleyen kardeşini de yanına alarak, koşa koşa eve gelmişler. Odalarına çıkıp, kapıyı da arkadan kilitlediğinde, kardeşi sormuş; "Ne oldu?"Abisi, nefes nefese yanıt vermiş; "Sorma, bu kez olay ciddi. Tanrı kaybolmuş, bizden biliyorlar!.."

sence ne olmalı.

21 Ağustos 2008 Perşembe | 3 Yorum »

AÇELYA Nefse hakimiyet.
AÇELYA (HİNT) Gerçek şu ki, herşey bitti!
ADAÇAYI Eşler arasında "Biz iyi bir aileyiz" mesajıdır.
AKASYA (PEMBE VEYA KIRMIZI) Güzellik, zerafet ve incelik; Seni beğeniyorum.
AKASYA (BEYAZ) Dostluk; Bizimki temiz bir sevgi, belki biraz arkadaşça…
AKASYA (SARI) Platonik aşk, isimsiz aşık…
ANANAS Sen kusursuz birisin!
ARDIÇ Seni koruyacağım!
AYÇİÇEĞİ (ÇİÇEK OLARAK) Sana tapıyorum!
BADEM Aşkımızın sürmesini ümit ediyorum.
BİBERİYE Anma
ÇAN ÇİÇEĞİ Aşkımıza sadakatle bağlıyım!
ÇİNGÜLÜ Zarif ve çok güzelsin!
ÇUHA ÇİÇEĞİ Çok güzelsin.
DEFNE Terfi eden kişilere gönderilir; şan, ün, görkem anlamı taşır.
EĞRELTİOTU Samimiyet.
ELMA İtiraf etmem gerekirse, seni görünce şeytana uyasım geliyor; ya senin?
ERİK Sözüme sadık kalacağım.
FESLEĞEN İyi dilekte bulunmak için.
FINDIK Barışmak istiyorum!
FULYA Sevgilim, geri dön!
GARDENYA Beni unutma; gerçek aşkımsın…
GELİN EL ÇİÇEĞİ Mutlu olabiliriz.
GÜL Sevgiyi ifade eder.
GÜL (PEMBE) Arkadaşımsın.
GÜL (KIRMIZI) Seni seviyorum; ihtirasla bağlıyım sana!
GÜL (KIRMIZI & BEYAZ) Birliktelik isteği.
GÜL GONCASI (KIRMIZI) Genç ve güzelsin.
HANIMELİi Sana olan bağlılığım sonsuza kadar sürecek.
HERCAİ MENEKŞE Beynimi işgal ediyorsun; ama ben bu durumdan şikayetçi değilim…
IHLAMUR Evli çiftler için "Seni seviyorum" anlamı taşır.
İSPANYOL YASEMİNİ Bence, sen çok seksi ve şehvetlisin!
KAKTÜS İçtenlik; Aşkımız için zorluklara katlanmalıyız!
KAMELYA Kusursuz bir aşıksın!
KARANFİL Kişinin kendine olan öz saygısını ve güzelliği ifade eder.
KARAÇALI Dostluğumuz uzun ömürlü olsun!
KARANFİL (KOYU KIRMIZI) Kalbimi kırdın!
KARANFİL (PEMBE) Seni unutmayacağım…
KARANFİL (KIRÇILLI) Üzgünüm, ama bitmek zorunda…
KARANFİL (SARI) Beni hayal kırıklığına uğrattın!
KREZENTEM (BEYAZ) Bana gerçeği söyle!
LALE Aşkı ifade eder.
LALE (KIRMIZI) Aşkımı itiraf etmek istiyorum!
LALE (ALACALI) Gözlerin çok güzel.
LALE (SARI) Umutsuz aşkı ifade eder.
LEYLAK (MOR) Sana ilk görüşte aşık oldum!
LEYLAK (BEYAZ) Hoş ve namuslu birisin.
MENEKŞE Alçakgönüllüğü ifade eder.
MENEKŞE (MAVİ) Sana sadık kalacağım.
MENEKŞE (MOR) Düşüncelerimi zaptettin!
MELEKOTU İlham kaynağımsın.
MERSİNAĞACI Çok mutluyum, çünkü seni seviyorum!
MİMOZA Fazla alıngansın!
NANE Sana karşı içimde sıcak hisler besliyorum.
NERGİS Saygılarımla…
ORKİDE Aşkım, sen çok güzelsin, sen çok özelsin!
ÖKSEKOTU Sorunların üstesinden geleceğim.
PAPATYA Temiz bir kalbin simgesi.
PAPATYA (BAHÇE) Fikirlerini paylaşıyorum.
PELESENK Sabırsızlık; Aşkım, daha fazla bekletme!
PETUNYA Umudunu yitirme!
PORTAKAL Karşılıklı aşk; Ben de seni seviyorum.
REZENE Övgüye değer.
SARDUNYA İçin rahat olsun, her zaman yanındayım!
SARMAŞIK Aşkıma sadığım!
SEDİR YAPRAĞI Senin için yaşıyorum.
SÜSEN ÇİÇEĞİ Sana bir haberim var!
SÜSEN ÇİÇEĞİ (SARI) İhtiraslı bir aşk.
ŞEFTALİ Seninim!
YASEMİN Güzel ve çekicisin.
YENİBAHAR Acını paylaşıyorum.
ZAMBAK (SARI) Seni neşeli ve nazik (çekici) buluyorum!
ZEYTİN Barışalım!

DUVAR

20 Ağustos 2008 Çarşamba | 3 Yorum »

DUVAR

Vakitsiz  aşktan mı bilinmez yine aldım kara kalemi elime dem vurmak istedim çaya.bekledim an ben an ellerimi koydum yüreğime , .dizlerinin dibinde bekleyeceğim ana kadar duvarın önünde diz çöktüm.gözlerimi yukarı kaldırdığımda bana gülümsüyordun  çerçevenin içinde.  .hasret kokunu aldığım günden beri dağlarındaki leylakların tozu içime serpilmekte.senin için di rüyalarım .düşlerimde.gülüşlerimde hüzünlerimde duvardaki aynaya baktığım andaki bakışlarımda sen varsın bunu biliyorsun.yağmur bulutları iz bırakır penceremin camında. hele bazen öyle bir yağar ki yağmur buralarda sel olur oluk oluk ne varsa katar önüne.evimin duvarlarına dayanır .işte can sel gibi geldim sana tüm zamanların içinde.mavi düşlerimde gezinen sen ölüm korkusu içimde ,Azraili bir kere daha pas geçsek te, an be an sona yaklaşmakta .yaşamdan uzaklaşacağıma değil üzülmem.sana bir daha mektup yazamamak seni bulamamak üzer yüreğimi.Avuçlarımdan kaydığın günden beri.bu beden elbet yok olacak bu mektupların seni bulmaması üzecek .ama yıkılmayacağım nazo duvarları yıkan fırtınalara rağmen hiç yıkılmayacağım.sevmenin aramak ve özlemek olduğunu bir kere daha hatırlayacağım.duygularım bir çölde vaha da bulsa  bile  seni, son serap sen olacaksın.bu duvarların önünde.ben o kuraklığı yaşarken.mevsimlerin her biri birkaç bin yıl gibi geliyor şimcik.bu sevda nehrinde tüm damarlar sana gelmekte seni yaşamakta senin sensizliğinde ve sessizliğinde. Gönlüme girdiğin o günden beri gözlerime düştün.yüreğim seni beklemişti beklenen sendin.  hiç bıkmadan seni aramaktayım.yaşanılan yaşam elbet bir şekilde devam edecekti.herkesin yüreği kendineydi.değer miydi bunca acıya.bir kuru ekmek yetmez miy di bize.işte yine gözlerimin sağanak olduğu anlar oturdu yüreğime, ben duvarın bir kösesinde.seninle bir bütün olabildiğimiz anı yakalamıştık.neydi bizi ayıran bir düş mü neydi o canım sevgilim.bulutlar hep ufka doğru yönelmişti.hayat defterine kalbime yazılmıştın. bana söz verdin , biz söz vermiş aşkların yüreğiyiz.kuru toprakların suya hasret gitmesi gibi.susuz kaldığımızı biliyorsun, benim soylu sevdam her şeye rağmen ama her şeye rağmen kirli beni benliğimden al yıka beni, sırılsıklam arındır . varsam var seninle bu dünya .yoksan yok bu dünya.umut düşlerim devam ediyor.zaman sorma bana ben aşık biriyim aşıklar için zaman kavramı olmaz derler.bedenin şeklinin nasıl olduğunun önemi yoktur.tek gerçek yüreğinin hissettiğidir. Gerçekte kendini aramaktadır. kaç kez konuştum, kendi kendime bana bakan bu duvarların önünde. yüreğim senin sensizliğimde .ölüm sessizliğinde ışıklar söndüğünde bu duvarlar bilecek belki de dile gelip söylenecek.. bil ki sana yine en iyi ben bakacağım.uzaklardasın çektirdiğin bu hasret gözlerimde duvarın sessizliğinde yankılanıyor.şiirlerim bir o duvardan bir duvara yankıyla haykırıyor.hangi duvara baksam sen varsın..hey hayat diyorum ki  siz sessiz sedasız duran duvarlar neden öyle bakıp durursunuz ki ,3 adımda gelirim o duvardan bu duvara.kireçlerin izi dökülmüştür ama resmin hala baş kösededir o sessiz duvarların amansız duruşunda.gözlerinden yaşlar aktığında ben tam altındayım çerçevenin yanında.kara toprakta dört duvar arasındadır dimi.damarlarıma kazınmış harfler bir yangın yeri gibi seni yaşar.pencereme baktığımda boyaları dökülmüş duvar arasından bir rüzgar aşındırmakta, odama esmekte.penceremden bakmaktayım sokaklar çöpten geçilmez olmuş,çöpçüler kapıda beklemekte  kirli ceketimi istemekte.ben ise sığındım senin resmine duvarın köşesinde.kapıma vurmaktalar dozerler duvarlara dayanmış ben ise tek başıma yüreğimle. sen içimde gözlerim hadiseyi yaşamakta her nefes alışım seninle  bu duvarların önünde.  Harcayamayacaklar düşlerimi,ay mevsimin umutsuz olduğu anlarda bilirsin nasılda saklar kendini,şimdi hapset beni sensiz sonsuzluğa ama resmin asılı olduğu bu duvarı unutma.umut dileyen yüreğimde bir mahkeme daha kurulmasın dilsiz duvarların önünde .Dil yarası derin olur .bizi duyan tek şahit bu duvarların sessizliğinde.. sevgiyle kalın sevgili dostlar.     

 

 

 

OLTA

15 Ağustos 2008 Cuma | 13 Yorum »

OLTA

 

İçimdeki çocuğun  yalnız saatlerinin baş gösterdiği anlardan biriydi. gecenin karanlığının sabah saatlerine dem vurma vaktiydi.belki de yine bir rüyanın içinde sabahı karşılamaktaydı.bir denizin ortasında mavilikler içinde bir deniz kızı karşımda mıydı.?. okyanusun içinden gelmiş yanı başıma uzanmıştı.bir elimde yalnızlığım diğer elimde şarabın son hali resmederken , bembeyaz elbiseli çıplak bedenini sarmalamış, uzun etekleri ayaklarına kadar uzanmış, sahilde kumlara doğru yüzüyordu..sanki rotasız bir gemiydi.usulca elleri gözlerine doğru gitti.yanaklarına vuran dalgaların köpüğü değildi.süzülen damla yaşlardı.ay ışığı bedenini yakamoz altında parlatırken sahilde martıların sesi geliyordu.her biri kendi başına  bir türkünün narasıydı.dalgalar onu sahile doğru sürüklüyordu.kumsalın izlerine çıplak ayaklarının değmesi hiç umurunda olmadan kendini bırakmıştı.  Galiba martılar yakamoz köpük köpük dalgalar, oda yalnızlığın tam ortasındaydı.bulutlar yavaş yavaş gökyüzünü kaplıyor yağmur çiselemekle kendini gösteriyordu.geçmişini ,hafızasında olan silik geçmişi gözlerinden akan damlaları yağmura bırakmıştı.bu bir yaz yağmuru idi. su sıcaktı ama o silik geçmişini unutmak istercesine üşümeye başlamıştı.artık sahile iyice yaklaşmış ağaçların yapraklarının hışırdamasını rahat duyuyordu. Birden boğazına bir şeylerin düğümlendiğini fark etti.aslında ağlamasını kimseye göstermemişti ama bu sefer farklı idi.yalnızdı ve kimse görmüyordu.üşüyen yüreğinde bir hıçkırık belirmişti.sahile doğru giderken eski püskü bir kayık dalgaya kendini bırakmış.içinde eski püskü ceketli bir adam .bir  elinde yalnızlık diğer elinde bir olta vardı.şimdi o oltayı tutmalımıydı.adam hiç deniz kızı görmemişti.ya karşısına çıkacak ben buradayım diyecek oltaya sarılacak yada usulca göz yaşlarının içinde karanlıkta kaybolacaktı.adam  yıllardır aynı yerde elinde bir oltayla bekliyordu.bu olta bildiğimiz oltalardan değildi.kalbimdeki tüm damarları ilmik ilmik bağlamış suya salmıştı.her birinde aşkın türküsü vardı.belki de martıların cıyaklaması bu yüzdendi.yılardır kirli ceketli adamın suya batmasını bekliyorlardı.ama ağaçlar ona sesiyle ayakta kalmalısın diyordu.arada yağan yağmur su ihtiyacını karşılıyordu.bazen balıklar kafasını sudan çıkarıp arıyoruz sen bekle diyordu.kaç kere ay batmıştı kaç kere güneş doğmuştu bunun önemi yoktu. O ateşli yüreği şiirlerle ve türkülerle ayakta kalan kirli adamdı. adrenelin tüm vücuduna girdiği saatlerde o yinede ağlıyordu.cesaretle ağlıyor ufka doğru bakıyor, belkide ufukta görünen o diyordu.ufuktaki denizkızı sessizce geliyordu ama balıklar artık ona yol gösteriyordu.bu adamın denizdeki balık arkadaşları sonunda deniz kızını bulmuştu .  vakit tamam artık, takip et bizi diyordu.adam ayağa kalktı  gözleri ufka doğru tekrar yöneldi.galiba biraz yaşlanmıştı gözlerini oğustur du.bu bir balık sürüsü diyordu.yine gelmedi bu akşam.  deyip kayığına doğru uzandı.oltasını toplamaya gerek yoktu.kalbindeki damarlar tüm denize sonar yolluyordu.tüm balıklar bu durumu biliyordu.martılar köşe başında elinde mavzerle sonu bekliyordu.martılar hep yenileniyordu.ama adam hep aynıydı.bu deniz bu sahildeki kumlar kaç kere kendini yenilemişti bunu ancak gecen zamanın içindeki tarih söyleyecekti.o güzelim denizin içinden gelen deniz kızı biraz daha yaklaşmıştı.hep gökyüzünden seyrettiği bu adamı artık yakın en görmekteydi.ve birden merhaba dedi.adam sanki baygındı.önce aldırmadı buda rüyaydı dediğinde tekrar bir merhaba sesi ve tüm balıklar ayağa kalktı deniz çoşmuş tu.balıklar oltayı topluyordu.toplanan olta kandan bir yürek olmuştu.sandalın ortasında küt küt atıyordu.adam şaşkınlıkla bir kere daha baktı  karşısındaydı önce gökyüzündeki aya döndü.lüften benle oymana dedi.sonra bulutlara döndü hadi geceyi salın bu hayali gönderin  dediğinde bir merhaba daha geldi.bu sefer  sandalın ortasındaki yüreğe eli dokunmuştu.adam konuşamadı hıçkırdı hıçkırdı.hıçkırdı.can havliyle kalktı yerinden ceketini çıkardı elini uzattı gel bebeğim ne olursan ol gel .ikisinin de tek bir kelime söylemeye  cesareti yokken gözlerinden bir mıh gibi çıkan ışığı sonunda tutmuşlardı .martılar boynu bükük arkalarına bile bakmadan gidiyorlardı balıklar konvoy olmuş bu sevdanın türküsünü söylüyordu.ilk kez artık yalnız olmamanın keyfini çıkarıyorlardı.sabah güneşi okyanusun ufkundan doğarken yep yeni bir hayata merhaba diyordu..adam denize merhaba diyor şehrin ışıklarına bakıp geliyorum hey hayat  bırakıp gittiğin ne varsa şimdi geri alacağım senden derken kadına sarılmıştı çoktan bırakma yacısına. güneş okyanusun en son çizgisinde ilk ışıklarıyla doğuyordu..deniz kızı adama nereye gidiyorsun bile demiyordu.çünkü artık oda bu sevdaya yelken olmuştu.konuşmuyorlardı sadece sarılıyor birbirlerinin kokusunu tekrar tekrar yaşıyorlardı.birlikte yaşanması gereken yılların hayalini kuruyorlardı.artık kan damarlarından yapılan bir olta yoktu. şiirlerin türkülerin söylenme vaktiydi.yaşlı bedenleri sarıldı birbirlerine.Nazo usulca deniz kızı kimliğinden sökülüp adamın kalbine girdi.o devasa aşkın ağırlığı katlanınca kalbine daha fazla dayanamadı dizleri.önce dizlerinin üstüne çöktü.büküldü gittikçe küçüldü.bir nokta kadar oldu.ve birlerinin bedenlerinde pıt diye yok oldular . sonsuzluğa doğru yelken açıp kayboldular. Aynı ruhu taşıyan eşler gecenin içinde kaybolurken  üşümeye devam eden zamanın içinde aynı aşkı kimler yaşayacaktı  .. sevgiyle kalın dostlar.

ŞEMSİYE

13 Ağustos 2008 Çarşamba | 6 Yorum »

ŞEMSİYE

 

Ne zaman aklım esse sevda türküleri dökülür yola.yollar aklına gelince Türkülerde şemsiye gibi açılır bu sevdaya  ,bu sorgulanamaz sevdanın değişmeyen türküsü.ne kervanlar geldi geçti , hayat denen  sılaya giden yolda.hüzün şarkısının nağmeleri şimdi bam başka bir şemsiyenin altında . Unutmak mümkün değil ki sen diyen bu yürekte.uzak hep uzak oldun bana sesinle ellerinle.ve de en önemlisi gözlerinle.bilirsin ki aşk dokununca güzelidir.koklayınca özeldir.ben  koklayamadım ki senden başka.gerçek aşk hayatın içinde.yüreğim hep senle.gözlerim seni aramakta.çok uzaklarda olduğunu bile bile gözlerim seni aramakta.elimde değil susamıyorum.klavyenin ucundaki parmaklarım seni yazmakta.hele bir ışıklar sönsün sen o zaman beni gör sevgili yar.kırık bir kalbin sevda türküsüydü bu.bir bayram sabahını bekleyen bir çocuk edasıyla bende cevirdim takvim yapraklarını bir bir ardı ardına dizilen yıllar sanki hep yarını bekler gibi bekledim .bıkmadın mı  diye sakın sorma,kalbimi alıp gittiğin günden beri beyaz sayfalarda nara atmaktayım.düşlerimi ve anılarımı sallayarak sevdama direnmekteyim.belki hayatımın bir mutlu anı olmayacak, yapsan da bu nazı tesellim olacak her bir günün telaşı,belki yalın hüzünler dalacak yüreğime,ama direnmek olacak yaşamın inadı.evet yazın son günleri  ne fark eder ki kaç yaz olmuş.gecelerin içinden gecelere geleceğim, ölümüne içeceğim, bir sabah vakti olacaksın karşımda.el sallayarak işte geldim diyeceksin.hadi yar hadi yar diyerek tüm çiçekler sacları na taç yapacak.yaz bitince sonbahar olacak ama düşler hiçimi hiç eskiyemeyecek.yırtık ceketim daha da kötüleşecek ne çok sevdim ben seni senin yalnızlığını.şimdi gidiyorsun bir kere daha el sallayarak hiç haberin olmayarak.oysa bir kere daha karşımdaydın taze bir yaprak gibi.gidince bir dal daha kırıldı sonra  anlatılmaz rüyalarla yine baş başa.halbuki sen kırmızıydın maviydin yeşildin bir damla çiğ tanesinin üstüne düşmesine bile gönlüm razı olmazdı.seni severken tüm yaşamı sevdirmiştin bana .belki de direnmeyi sen öğrettin bana.  Yitip giden anıların ardında şimdi bir şemsiye elimde.düşen her yağmur tanesini tutmaktayım seni ıslatmasın diye.geniş çe bir şemsiyedir o güneşten ve yağmurda korumalı bedenini.yıllara karşı dur demeli yüreğince.hatların bir önemi yok sevgili zaman geçmekte zaman üşümekte ama muzo seni hala ilk gün gibi sevmekte.insanlara bakıyorum kol kola ben ise sürgün hayatım senle devam etmekte.elimde bir şemsiye yol ortasında beklemekte.karanlık gecelerinde gecenin buz mavisi soğukluğunda yüreğim beklemekte.benimkisi bir çocuğun bıkmadan usanmadan elindeki fırçayı tuale  sallaması gibi bende sallamaktayım ve her gün seni daha iyi koruyacak bir şemsiyenin resmini çizmekteyim.bugün hüzün bir başka kayıp gittiğin andan beri bu gönül seni aramakta her köşe başında.yüreğimle param parca sürgünüm gözlerine seni bana getiren aşk dolu yüreğine.sevgiyle kal can tüm sevgilerimle. 

 

 

Sayfalar : [1] 2 3 4 5

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.