Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

DEĞİRMEN

26 Ağustos 2008 Salı | 8 Yorum »

DEĞİRMEN

Işıkları söndürün ,söndürün tüm ışıkları ,gözlerim görmesin yeşili ve maviyi.tahminlerin ötesinde içinde hüzün olan bir yolculuk bu.tıpkı bir değirmenin mısırını öğütmesi hali. .bilirsiniz işte mısır tanesini daha ilk günden değirmen tarafından öğütülmeyi bekler.sonumudur mısırın tabi ki hayır yeni bir yaşamın eşiğindedir.sen değirmen başı ben mısır tarlasından gelen bir deli fişek,sakın ola bu mektubu okurken ağlama.sitem değildir söylediğim.her değirmenin bir usta başı vardır ama tüm mesele o değirmeni önüne koyanda.ben senin önüne gelen bir mısır tanesiyim sakın ağlama kıyamam gözlerine gözyaşına.un olur akar giderim.yeter ki yanındaki heybede bir yer ver.senelerdir yüreğinde hapsettiğin mısır tanesiyim .değirmende un olduğum günden beri içindeyim. Düşündüğümde şimdi.acı v eren bir çok olay var.sana anlatmak daha da farklı anların içindeki anları.o dayanılmaz asker mektuplarını yazarken de böyleydim.ne oldu yıllar geçti sevgim özlemek, sevgim sen olmadan seni yaşamak, sevgim ruhunla bütünleşmek adına oldu.halbuki senden hiçbir şey saklamamıştım. dünde, bugünde bütün çuvalı önüne seriyorum ben mısır tanesi öğütülmüş ama kenarda tutunmaya çalışan bir gönül yarası.aynı yerde aynı zamanda hepsinde sen  varsın bu gözyaşında.ne zaman e ele aşık görsem işte benim diyorum.sakın ola değirmeni kurmayın diyorum.erdemin ne demek olduğunu,aşkın görkemini ,seni özlemenin ne demek olduğunun hazzını yaşattın bana ey sevgili,değirmenin önüne gelen her mısır tanesinin yolu kısalmıştır .bizi bizden eden o değirmen ustalarına yazıklar olsun. ey sevgili.ben alıştım yalnızlıkların adamı olmaya.belki bir seven çıkar diye bekledim yılarca baktım ki herkes değirmen e koşmak için acele etmekte.anlaşılan sevdalı yürekler tatilde.gözü kararmış gecede bulutlar raks etmekte .bu adam senin için her güne yeniden başlamakta..bu yaşam bana ait se  yüreğimin efendisi sensin sonuna kadar.değirmenci  usta işyerini kapadığında bir sonraki günün hesabını yapmakta. mısır tanesi değirmenin yanında  her gün kapalı gise oynamakta.herkes sonu merak etmekte.kimseye seni seviyorum diyemiyor.çünkü kirli ceketi üzerinde, bu yarayı değiremenin öğüten taşıda anlamakta..seni anlatmadan olmuyor yaşamdaki ihanetin adı yok bu rüzgarda.gün geldiğinde ışıklar söndü denildiğinde çekip gitme vakti gelmiştir kendince.gideriz be gülüm bundan kime ne hade hadeee şarksı diz çömekte,.giderken dublörümüz değildir can.değirmenin içine atılan mısır tanesi feryanı figan etmekte ama biz sessizce gideriz be gülüm.şimdi tel tel çözülme anı, değirmenin başı dönmüş sanki alaca karanlık kuşağı bir sabah vakti.gecelerden korktuğunu söyleme sakın ..senin ışıkların aydınlık, üstelik yep yeni şehrin ışığı gibisin, bu yürek el feneri gibi yüreğinde seni ısıtacak tüm zamanların sensizliğinde aşkım. Beni sevmediğini bildiğim için dediler ki bana ;o yetim  sakın inanma duyduklarına.,sevgisini gösteremez,anlasın ister sadece yazar kaldırımların üzerine, yüreğini.kaleminide aşkı için kullanır .karıncanın yolu bellidir,ben kimseye yalvarmam fakat senin dizlerinde sabahlarım. sana olan  aşkım asaletimdir. Seni seviyorum diyenler belki de doğru der ama bil ki nazo asıl söylemekten çekinen seni sevendir.huzuru bulman için dua edendir.aydınlık yüreğini görmesem bile kalbim kalbinidir.sana en yakın yerdeyim.Değirmenin yanında ışıkların sönmesini bekleyen bir deli mısır tanesiyim.sevgiyle kalın sevgili dsotlar

 

DERİN

22 Ağustos 2008 Cuma | 7 Yorum »

DERİN

Birden aklıma geldin sanki çıkmış gibi.derinden di bu sefer bakışların gözlerin derindi, bu yara anlatılamaz bir sevdanın buruk türküsü denizlerin en derin yerinden alaca karanlık kuşağından.fırtınaya yüz tutmuş bulutların  üzerinden esen rüzgar,gerçek dokunuşların, ürkek bakışların, kesik sesin ,en derin hülyalardan esiyordu.sen  bensin be aşkım..  sana tüm anlatmak istediklerimin hiçbir sözlükte karşılığı yok biliyorum.derinden hissediyorum, kelimelerin nasılda çaresiz kaldığını.bunu ancak yaşayan biliyor.bazen hele bazen var ya taşıyamıyor tanımlanamıyor bu duygu.insan yaşadığı aşkın içinde derin acılar hisseder mi?.gülümsemene bir ömür verirken, bu yüreğe hüzün pat diye gelir mi. Camların buğusu gibi gözlerinde buğu ,kalbinde burukluk çat kapı olur mu.takvimdeki yapraklar dökülürken anlamını yitirmeyen  duygularla yaşanır mı . yaram derindir dostlar.bu mektuplara her gün sarılmak istenilir miki .cevap gelmeyeceğini bile bile her gün bu sayfaya  bakmak olur mu.. tüm zamanlarda seni yaşıyorum biliyor musun.acaba senin gidip gelmediğin günden bu yana , ne kadar yalnızlığımı yaşıyorsam sa sen var sın derinlikler içinde,belki de yüreğimin en derin yerine koydum kimse görmesin diye. ama bu seferde ben ulaşamıyorum sana.çıkaramıyorum seni en derin yerimden.denizlerin çağlaması bu yüzdendir.sağımda solumda her bir ağacın yaprağında oluşan gölgeler hep en derine inmekte.bazen nefes almakta zorlanmakta.yaşama durması için dua etmekte.sana ulaşan tüm yollarda girdaplar gözükmekte.girdaplar en derin yerde kendini muhafaza etmekte.bir muhafız alayı bandolar eşliğinde bu türküyü derinden söylemekte.ben sevdim eller aldı.  ben ölmüş müyem, dizelerini kendince kendine saklamakta.çişe le yen yağmurda tüm yapraklar mızıka eşliğinde kol kanat germekte.gölgesinde ben, en derin yerde seni aramaktayım. düşen her gözyaşında yollar daha da kayganlaşmakta.  yer altında en derin yere su sızmakta. .en derinden yeryüzüne gelmekte.bir süre kaldırımlarda süzülüp tekrar en derin çukura gitmekte..su akıp kendi yolunu bulmakta.ben ulaşamıyorum kimseye, yaram en derinde panzeri sen diye seslenmekte.yağan yağmurların getirdiği kara toprak  çamur olmuş.üstüme üstüme geliyor,yalnızlık bulaşıyor üstüme…biliyorum görüyorum benim kirli ceketimi istemekte.yollar gün geçtik ce, daha da derin olmakta. Her şeyin içinde  sin biliyorum.şimdi umutlarımı ısıtacak kımıldatacak parlatacak bir derin kıvılcıma ihtiyacım var.  bir mektup yazdım işte,  derindendi kendince.bu Türkleri gercekten hiç duymayacak mısın ,güneşin parlamasını ,yıldızların ışımasını hiç mi yüreğinde görmeyeceksin. Bu mektubu da kirli ceketimin en derin yerine yüreğime yakın yere koymaktayım. Sen şimdi yüreğime yakınsın.zarfın üzerine adını da yazdım başka bilgi yok tüm bilgiler evrenin en derin yerinde saklı olmasına rağmen yüreğim bunu görmekte fakat seni umudun en derin anlarında yine aramaktayım. Yüzümdeki çizgiler bir kez daha derinleşmekte, tıpkı sakalımda saklı olan bir beyaz telin  sana duyulan aşkın yıllarda olmadığını anlamakta..bir çınarın gölgesinden yazılan bu derin mektup kuzuların sessizliğinde seni bulmakta.En derin sevgilerimle.sevgiyle kalın sevgili dostlar.           

 

ciddi

21 Ağustos 2008 Perşembe | 6 Yorum »

BİR kasabada, son derece haylaz iki çocuk varmış. Evlerin pencere camlarını kırmak, arabaların lastiğini patlatmak, çizmek özetle akla gelebilecek her türlü yaramazlığı yaparlarmış. Komşular da sık sık gelip, babalarına şikayet edermiş.

Baba bir gün dayanamamış, çocukları kasabanın rahibine götürüp, yardımını istemiş. O da "Sen git ben onlarla konuşurum" demiş. Ardından, dışarıda bekleyen çocuklardan büyük olanı yanına çağırıp, sormuş "Söyle bakalım, Tanrı nerede?" ses yok. Bir daha sormuş, yine ses yok. Rahip dayanamamış ve kızgın bir şekilde "Evladım, sana soruyorum. Tanrı nerede?" diye bağırmış.

Çocuk, korkmuş ve ani bir hareketle açık kapıdan fırlamış. Dışarıda bekleyen kardeşini de yanına alarak, koşa koşa eve gelmişler. Odalarına çıkıp, kapıyı da arkadan kilitlediğinde, kardeşi sormuş; "Ne oldu?"Abisi, nefes nefese yanıt vermiş; "Sorma, bu kez olay ciddi. Tanrı kaybolmuş, bizden biliyorlar!.."

sence ne olmalı.

21 Ağustos 2008 Perşembe | 3 Yorum »

AÇELYA Nefse hakimiyet.
AÇELYA (HİNT) Gerçek şu ki, herşey bitti!
ADAÇAYI Eşler arasında "Biz iyi bir aileyiz" mesajıdır.
AKASYA (PEMBE VEYA KIRMIZI) Güzellik, zerafet ve incelik; Seni beğeniyorum.
AKASYA (BEYAZ) Dostluk; Bizimki temiz bir sevgi, belki biraz arkadaşça…
AKASYA (SARI) Platonik aşk, isimsiz aşık…
ANANAS Sen kusursuz birisin!
ARDIÇ Seni koruyacağım!
AYÇİÇEĞİ (ÇİÇEK OLARAK) Sana tapıyorum!
BADEM Aşkımızın sürmesini ümit ediyorum.
BİBERİYE Anma
ÇAN ÇİÇEĞİ Aşkımıza sadakatle bağlıyım!
ÇİNGÜLÜ Zarif ve çok güzelsin!
ÇUHA ÇİÇEĞİ Çok güzelsin.
DEFNE Terfi eden kişilere gönderilir; şan, ün, görkem anlamı taşır.
EĞRELTİOTU Samimiyet.
ELMA İtiraf etmem gerekirse, seni görünce şeytana uyasım geliyor; ya senin?
ERİK Sözüme sadık kalacağım.
FESLEĞEN İyi dilekte bulunmak için.
FINDIK Barışmak istiyorum!
FULYA Sevgilim, geri dön!
GARDENYA Beni unutma; gerçek aşkımsın…
GELİN EL ÇİÇEĞİ Mutlu olabiliriz.
GÜL Sevgiyi ifade eder.
GÜL (PEMBE) Arkadaşımsın.
GÜL (KIRMIZI) Seni seviyorum; ihtirasla bağlıyım sana!
GÜL (KIRMIZI & BEYAZ) Birliktelik isteği.
GÜL GONCASI (KIRMIZI) Genç ve güzelsin.
HANIMELİi Sana olan bağlılığım sonsuza kadar sürecek.
HERCAİ MENEKŞE Beynimi işgal ediyorsun; ama ben bu durumdan şikayetçi değilim…
IHLAMUR Evli çiftler için "Seni seviyorum" anlamı taşır.
İSPANYOL YASEMİNİ Bence, sen çok seksi ve şehvetlisin!
KAKTÜS İçtenlik; Aşkımız için zorluklara katlanmalıyız!
KAMELYA Kusursuz bir aşıksın!
KARANFİL Kişinin kendine olan öz saygısını ve güzelliği ifade eder.
KARAÇALI Dostluğumuz uzun ömürlü olsun!
KARANFİL (KOYU KIRMIZI) Kalbimi kırdın!
KARANFİL (PEMBE) Seni unutmayacağım…
KARANFİL (KIRÇILLI) Üzgünüm, ama bitmek zorunda…
KARANFİL (SARI) Beni hayal kırıklığına uğrattın!
KREZENTEM (BEYAZ) Bana gerçeği söyle!
LALE Aşkı ifade eder.
LALE (KIRMIZI) Aşkımı itiraf etmek istiyorum!
LALE (ALACALI) Gözlerin çok güzel.
LALE (SARI) Umutsuz aşkı ifade eder.
LEYLAK (MOR) Sana ilk görüşte aşık oldum!
LEYLAK (BEYAZ) Hoş ve namuslu birisin.
MENEKŞE Alçakgönüllüğü ifade eder.
MENEKŞE (MAVİ) Sana sadık kalacağım.
MENEKŞE (MOR) Düşüncelerimi zaptettin!
MELEKOTU İlham kaynağımsın.
MERSİNAĞACI Çok mutluyum, çünkü seni seviyorum!
MİMOZA Fazla alıngansın!
NANE Sana karşı içimde sıcak hisler besliyorum.
NERGİS Saygılarımla…
ORKİDE Aşkım, sen çok güzelsin, sen çok özelsin!
ÖKSEKOTU Sorunların üstesinden geleceğim.
PAPATYA Temiz bir kalbin simgesi.
PAPATYA (BAHÇE) Fikirlerini paylaşıyorum.
PELESENK Sabırsızlık; Aşkım, daha fazla bekletme!
PETUNYA Umudunu yitirme!
PORTAKAL Karşılıklı aşk; Ben de seni seviyorum.
REZENE Övgüye değer.
SARDUNYA İçin rahat olsun, her zaman yanındayım!
SARMAŞIK Aşkıma sadığım!
SEDİR YAPRAĞI Senin için yaşıyorum.
SÜSEN ÇİÇEĞİ Sana bir haberim var!
SÜSEN ÇİÇEĞİ (SARI) İhtiraslı bir aşk.
ŞEFTALİ Seninim!
YASEMİN Güzel ve çekicisin.
YENİBAHAR Acını paylaşıyorum.
ZAMBAK (SARI) Seni neşeli ve nazik (çekici) buluyorum!
ZEYTİN Barışalım!

DUVAR

20 Ağustos 2008 Çarşamba | 3 Yorum »

DUVAR

Vakitsiz  aşktan mı bilinmez yine aldım kara kalemi elime dem vurmak istedim çaya.bekledim an ben an ellerimi koydum yüreğime , .dizlerinin dibinde bekleyeceğim ana kadar duvarın önünde diz çöktüm.gözlerimi yukarı kaldırdığımda bana gülümsüyordun  çerçevenin içinde.  .hasret kokunu aldığım günden beri dağlarındaki leylakların tozu içime serpilmekte.senin için di rüyalarım .düşlerimde.gülüşlerimde hüzünlerimde duvardaki aynaya baktığım andaki bakışlarımda sen varsın bunu biliyorsun.yağmur bulutları iz bırakır penceremin camında. hele bazen öyle bir yağar ki yağmur buralarda sel olur oluk oluk ne varsa katar önüne.evimin duvarlarına dayanır .işte can sel gibi geldim sana tüm zamanların içinde.mavi düşlerimde gezinen sen ölüm korkusu içimde ,Azraili bir kere daha pas geçsek te, an be an sona yaklaşmakta .yaşamdan uzaklaşacağıma değil üzülmem.sana bir daha mektup yazamamak seni bulamamak üzer yüreğimi.Avuçlarımdan kaydığın günden beri.bu beden elbet yok olacak bu mektupların seni bulmaması üzecek .ama yıkılmayacağım nazo duvarları yıkan fırtınalara rağmen hiç yıkılmayacağım.sevmenin aramak ve özlemek olduğunu bir kere daha hatırlayacağım.duygularım bir çölde vaha da bulsa  bile  seni, son serap sen olacaksın.bu duvarların önünde.ben o kuraklığı yaşarken.mevsimlerin her biri birkaç bin yıl gibi geliyor şimcik.bu sevda nehrinde tüm damarlar sana gelmekte seni yaşamakta senin sensizliğinde ve sessizliğinde. Gönlüme girdiğin o günden beri gözlerime düştün.yüreğim seni beklemişti beklenen sendin.  hiç bıkmadan seni aramaktayım.yaşanılan yaşam elbet bir şekilde devam edecekti.herkesin yüreği kendineydi.değer miydi bunca acıya.bir kuru ekmek yetmez miy di bize.işte yine gözlerimin sağanak olduğu anlar oturdu yüreğime, ben duvarın bir kösesinde.seninle bir bütün olabildiğimiz anı yakalamıştık.neydi bizi ayıran bir düş mü neydi o canım sevgilim.bulutlar hep ufka doğru yönelmişti.hayat defterine kalbime yazılmıştın. bana söz verdin , biz söz vermiş aşkların yüreğiyiz.kuru toprakların suya hasret gitmesi gibi.susuz kaldığımızı biliyorsun, benim soylu sevdam her şeye rağmen ama her şeye rağmen kirli beni benliğimden al yıka beni, sırılsıklam arındır . varsam var seninle bu dünya .yoksan yok bu dünya.umut düşlerim devam ediyor.zaman sorma bana ben aşık biriyim aşıklar için zaman kavramı olmaz derler.bedenin şeklinin nasıl olduğunun önemi yoktur.tek gerçek yüreğinin hissettiğidir. Gerçekte kendini aramaktadır. kaç kez konuştum, kendi kendime bana bakan bu duvarların önünde. yüreğim senin sensizliğimde .ölüm sessizliğinde ışıklar söndüğünde bu duvarlar bilecek belki de dile gelip söylenecek.. bil ki sana yine en iyi ben bakacağım.uzaklardasın çektirdiğin bu hasret gözlerimde duvarın sessizliğinde yankılanıyor.şiirlerim bir o duvardan bir duvara yankıyla haykırıyor.hangi duvara baksam sen varsın..hey hayat diyorum ki  siz sessiz sedasız duran duvarlar neden öyle bakıp durursunuz ki ,3 adımda gelirim o duvardan bu duvara.kireçlerin izi dökülmüştür ama resmin hala baş kösededir o sessiz duvarların amansız duruşunda.gözlerinden yaşlar aktığında ben tam altındayım çerçevenin yanında.kara toprakta dört duvar arasındadır dimi.damarlarıma kazınmış harfler bir yangın yeri gibi seni yaşar.pencereme baktığımda boyaları dökülmüş duvar arasından bir rüzgar aşındırmakta, odama esmekte.penceremden bakmaktayım sokaklar çöpten geçilmez olmuş,çöpçüler kapıda beklemekte  kirli ceketimi istemekte.ben ise sığındım senin resmine duvarın köşesinde.kapıma vurmaktalar dozerler duvarlara dayanmış ben ise tek başıma yüreğimle. sen içimde gözlerim hadiseyi yaşamakta her nefes alışım seninle  bu duvarların önünde.  Harcayamayacaklar düşlerimi,ay mevsimin umutsuz olduğu anlarda bilirsin nasılda saklar kendini,şimdi hapset beni sensiz sonsuzluğa ama resmin asılı olduğu bu duvarı unutma.umut dileyen yüreğimde bir mahkeme daha kurulmasın dilsiz duvarların önünde .Dil yarası derin olur .bizi duyan tek şahit bu duvarların sessizliğinde.. sevgiyle kalın sevgili dostlar.     

 

 

 

OLTA

15 Ağustos 2008 Cuma | 13 Yorum »

OLTA

 

İçimdeki çocuğun  yalnız saatlerinin baş gösterdiği anlardan biriydi. gecenin karanlığının sabah saatlerine dem vurma vaktiydi.belki de yine bir rüyanın içinde sabahı karşılamaktaydı.bir denizin ortasında mavilikler içinde bir deniz kızı karşımda mıydı.?. okyanusun içinden gelmiş yanı başıma uzanmıştı.bir elimde yalnızlığım diğer elimde şarabın son hali resmederken , bembeyaz elbiseli çıplak bedenini sarmalamış, uzun etekleri ayaklarına kadar uzanmış, sahilde kumlara doğru yüzüyordu..sanki rotasız bir gemiydi.usulca elleri gözlerine doğru gitti.yanaklarına vuran dalgaların köpüğü değildi.süzülen damla yaşlardı.ay ışığı bedenini yakamoz altında parlatırken sahilde martıların sesi geliyordu.her biri kendi başına  bir türkünün narasıydı.dalgalar onu sahile doğru sürüklüyordu.kumsalın izlerine çıplak ayaklarının değmesi hiç umurunda olmadan kendini bırakmıştı.  Galiba martılar yakamoz köpük köpük dalgalar, oda yalnızlığın tam ortasındaydı.bulutlar yavaş yavaş gökyüzünü kaplıyor yağmur çiselemekle kendini gösteriyordu.geçmişini ,hafızasında olan silik geçmişi gözlerinden akan damlaları yağmura bırakmıştı.bu bir yaz yağmuru idi. su sıcaktı ama o silik geçmişini unutmak istercesine üşümeye başlamıştı.artık sahile iyice yaklaşmış ağaçların yapraklarının hışırdamasını rahat duyuyordu. Birden boğazına bir şeylerin düğümlendiğini fark etti.aslında ağlamasını kimseye göstermemişti ama bu sefer farklı idi.yalnızdı ve kimse görmüyordu.üşüyen yüreğinde bir hıçkırık belirmişti.sahile doğru giderken eski püskü bir kayık dalgaya kendini bırakmış.içinde eski püskü ceketli bir adam .bir  elinde yalnızlık diğer elinde bir olta vardı.şimdi o oltayı tutmalımıydı.adam hiç deniz kızı görmemişti.ya karşısına çıkacak ben buradayım diyecek oltaya sarılacak yada usulca göz yaşlarının içinde karanlıkta kaybolacaktı.adam  yıllardır aynı yerde elinde bir oltayla bekliyordu.bu olta bildiğimiz oltalardan değildi.kalbimdeki tüm damarları ilmik ilmik bağlamış suya salmıştı.her birinde aşkın türküsü vardı.belki de martıların cıyaklaması bu yüzdendi.yılardır kirli ceketli adamın suya batmasını bekliyorlardı.ama ağaçlar ona sesiyle ayakta kalmalısın diyordu.arada yağan yağmur su ihtiyacını karşılıyordu.bazen balıklar kafasını sudan çıkarıp arıyoruz sen bekle diyordu.kaç kere ay batmıştı kaç kere güneş doğmuştu bunun önemi yoktu. O ateşli yüreği şiirlerle ve türkülerle ayakta kalan kirli adamdı. adrenelin tüm vücuduna girdiği saatlerde o yinede ağlıyordu.cesaretle ağlıyor ufka doğru bakıyor, belkide ufukta görünen o diyordu.ufuktaki denizkızı sessizce geliyordu ama balıklar artık ona yol gösteriyordu.bu adamın denizdeki balık arkadaşları sonunda deniz kızını bulmuştu .  vakit tamam artık, takip et bizi diyordu.adam ayağa kalktı  gözleri ufka doğru tekrar yöneldi.galiba biraz yaşlanmıştı gözlerini oğustur du.bu bir balık sürüsü diyordu.yine gelmedi bu akşam.  deyip kayığına doğru uzandı.oltasını toplamaya gerek yoktu.kalbindeki damarlar tüm denize sonar yolluyordu.tüm balıklar bu durumu biliyordu.martılar köşe başında elinde mavzerle sonu bekliyordu.martılar hep yenileniyordu.ama adam hep aynıydı.bu deniz bu sahildeki kumlar kaç kere kendini yenilemişti bunu ancak gecen zamanın içindeki tarih söyleyecekti.o güzelim denizin içinden gelen deniz kızı biraz daha yaklaşmıştı.hep gökyüzünden seyrettiği bu adamı artık yakın en görmekteydi.ve birden merhaba dedi.adam sanki baygındı.önce aldırmadı buda rüyaydı dediğinde tekrar bir merhaba sesi ve tüm balıklar ayağa kalktı deniz çoşmuş tu.balıklar oltayı topluyordu.toplanan olta kandan bir yürek olmuştu.sandalın ortasında küt küt atıyordu.adam şaşkınlıkla bir kere daha baktı  karşısındaydı önce gökyüzündeki aya döndü.lüften benle oymana dedi.sonra bulutlara döndü hadi geceyi salın bu hayali gönderin  dediğinde bir merhaba daha geldi.bu sefer  sandalın ortasındaki yüreğe eli dokunmuştu.adam konuşamadı hıçkırdı hıçkırdı.hıçkırdı.can havliyle kalktı yerinden ceketini çıkardı elini uzattı gel bebeğim ne olursan ol gel .ikisinin de tek bir kelime söylemeye  cesareti yokken gözlerinden bir mıh gibi çıkan ışığı sonunda tutmuşlardı .martılar boynu bükük arkalarına bile bakmadan gidiyorlardı balıklar konvoy olmuş bu sevdanın türküsünü söylüyordu.ilk kez artık yalnız olmamanın keyfini çıkarıyorlardı.sabah güneşi okyanusun ufkundan doğarken yep yeni bir hayata merhaba diyordu..adam denize merhaba diyor şehrin ışıklarına bakıp geliyorum hey hayat  bırakıp gittiğin ne varsa şimdi geri alacağım senden derken kadına sarılmıştı çoktan bırakma yacısına. güneş okyanusun en son çizgisinde ilk ışıklarıyla doğuyordu..deniz kızı adama nereye gidiyorsun bile demiyordu.çünkü artık oda bu sevdaya yelken olmuştu.konuşmuyorlardı sadece sarılıyor birbirlerinin kokusunu tekrar tekrar yaşıyorlardı.birlikte yaşanması gereken yılların hayalini kuruyorlardı.artık kan damarlarından yapılan bir olta yoktu. şiirlerin türkülerin söylenme vaktiydi.yaşlı bedenleri sarıldı birbirlerine.Nazo usulca deniz kızı kimliğinden sökülüp adamın kalbine girdi.o devasa aşkın ağırlığı katlanınca kalbine daha fazla dayanamadı dizleri.önce dizlerinin üstüne çöktü.büküldü gittikçe küçüldü.bir nokta kadar oldu.ve birlerinin bedenlerinde pıt diye yok oldular . sonsuzluğa doğru yelken açıp kayboldular. Aynı ruhu taşıyan eşler gecenin içinde kaybolurken  üşümeye devam eden zamanın içinde aynı aşkı kimler yaşayacaktı  .. sevgiyle kalın dostlar.

ŞEMSİYE

13 Ağustos 2008 Çarşamba | 6 Yorum »

ŞEMSİYE

 

Ne zaman aklım esse sevda türküleri dökülür yola.yollar aklına gelince Türkülerde şemsiye gibi açılır bu sevdaya  ,bu sorgulanamaz sevdanın değişmeyen türküsü.ne kervanlar geldi geçti , hayat denen  sılaya giden yolda.hüzün şarkısının nağmeleri şimdi bam başka bir şemsiyenin altında . Unutmak mümkün değil ki sen diyen bu yürekte.uzak hep uzak oldun bana sesinle ellerinle.ve de en önemlisi gözlerinle.bilirsin ki aşk dokununca güzelidir.koklayınca özeldir.ben  koklayamadım ki senden başka.gerçek aşk hayatın içinde.yüreğim hep senle.gözlerim seni aramakta.çok uzaklarda olduğunu bile bile gözlerim seni aramakta.elimde değil susamıyorum.klavyenin ucundaki parmaklarım seni yazmakta.hele bir ışıklar sönsün sen o zaman beni gör sevgili yar.kırık bir kalbin sevda türküsüydü bu.bir bayram sabahını bekleyen bir çocuk edasıyla bende cevirdim takvim yapraklarını bir bir ardı ardına dizilen yıllar sanki hep yarını bekler gibi bekledim .bıkmadın mı  diye sakın sorma,kalbimi alıp gittiğin günden beri beyaz sayfalarda nara atmaktayım.düşlerimi ve anılarımı sallayarak sevdama direnmekteyim.belki hayatımın bir mutlu anı olmayacak, yapsan da bu nazı tesellim olacak her bir günün telaşı,belki yalın hüzünler dalacak yüreğime,ama direnmek olacak yaşamın inadı.evet yazın son günleri  ne fark eder ki kaç yaz olmuş.gecelerin içinden gecelere geleceğim, ölümüne içeceğim, bir sabah vakti olacaksın karşımda.el sallayarak işte geldim diyeceksin.hadi yar hadi yar diyerek tüm çiçekler sacları na taç yapacak.yaz bitince sonbahar olacak ama düşler hiçimi hiç eskiyemeyecek.yırtık ceketim daha da kötüleşecek ne çok sevdim ben seni senin yalnızlığını.şimdi gidiyorsun bir kere daha el sallayarak hiç haberin olmayarak.oysa bir kere daha karşımdaydın taze bir yaprak gibi.gidince bir dal daha kırıldı sonra  anlatılmaz rüyalarla yine baş başa.halbuki sen kırmızıydın maviydin yeşildin bir damla çiğ tanesinin üstüne düşmesine bile gönlüm razı olmazdı.seni severken tüm yaşamı sevdirmiştin bana .belki de direnmeyi sen öğrettin bana.  Yitip giden anıların ardında şimdi bir şemsiye elimde.düşen her yağmur tanesini tutmaktayım seni ıslatmasın diye.geniş çe bir şemsiyedir o güneşten ve yağmurda korumalı bedenini.yıllara karşı dur demeli yüreğince.hatların bir önemi yok sevgili zaman geçmekte zaman üşümekte ama muzo seni hala ilk gün gibi sevmekte.insanlara bakıyorum kol kola ben ise sürgün hayatım senle devam etmekte.elimde bir şemsiye yol ortasında beklemekte.karanlık gecelerinde gecenin buz mavisi soğukluğunda yüreğim beklemekte.benimkisi bir çocuğun bıkmadan usanmadan elindeki fırçayı tuale  sallaması gibi bende sallamaktayım ve her gün seni daha iyi koruyacak bir şemsiyenin resmini çizmekteyim.bugün hüzün bir başka kayıp gittiğin andan beri bu gönül seni aramakta her köşe başında.yüreğimle param parca sürgünüm gözlerine seni bana getiren aşk dolu yüreğine.sevgiyle kal can tüm sevgilerimle. 

 

 

BOY AYNASI

8 Ağustos 2008 Cuma | 14 Yorum »

BOY AYNASI

Nefessiz kalmanın ne demek olduğunu çok iyi biliyordu .gece oldukça ağır ve karanlıktı.neden nasıl nerden ne biçim soruları ardı ardına geliyordu.odanın içinde bir o yana bir bu yana dönüyordu.eli dudaklarına doğru gitti dudaklarının aşağı yukarı kalktığını gördü.kendi kendine konuşuyordu.birden durdu başını cevirdi.ve boy aynası ile karşılaştı.boy aynasında kendini görmüştü. aynaya karşı gelmek istedi bir an vazoyu kaldırıp kırmak istedi.ama ayna ona gülüyordu.ne zannediyorsun ki dedi kendi kendine ayna ona cevap veriyordu.varoluş çizgisinin bitiminde yaşam sonsuzluğa geldiğinde beni bile bulamayacaksın diyordu.şimdi kendi kendi kendinin gardiyanı olmuştu.ellerini kaldırdı kelepçe yoktu.yüreğine dokundu prangalar demirden di.aynaya baktığında yaşamın böyle mi ğecegi ne karar veriyordu.masamın üzerinde duran şarap tan bir kadeh daha almanın vaktiydi.şarabı içtiğinde bir şey değişeçek miydi.kendimi yakalamaya çalışıyorum.aslında her şey bir gün toprağın kokusuna karışmak için bir yarıştan ibarettir.korkularım elverdiği kadar yaşanmış bir çaresizliğin içindemidir insan.bu aynada ne çok konuşuyor dedi.ama ayna susmuyordu.kendinden ne kadar kaçarsan kaç benden kaçmamasın diyordu.en azından uzamış sakalını kesmek istediğinde karşıma ğececeksin.boş ver artık .bak hayat seni yıllar sonra bile  yüzleştirmek için karşıma çıkardı.saatlerdir odamda yürüyordum.yorulmuş ve umutlarımı kaybettiğimde aynayla yüzleşmiştim.galiba bulunması gereken yerin karşısındaydım .boy aynası tüm gercekliği gösteriyordu.nedir  bu  aşk bana neden bunu verdi.bende sorumsuz olsaydım.ne yaptım ki istediğim tek şey aşık olduğum kadının dizlerinin dibinde sabahlamak .her anında yanında olmaktı.tek istediğim buydu.peki onun istediği neydi.yenilgiyi kabul etmenin zamanımıydı.yıllar sonra gelen yüzleşme vaktinde olsa bu yenilginin işareti değildi aslında bu tek taraflı bir aşkın anatomisiydi.aynanın karşında diz çökmüştü dizlerim.ellerini semaya doğru kaldırdı.tanrım nasılsa bir gün hepimiz sana ulaşmayacak mıyız.rica ediyorum ben yoruldum artık toprakla çiçeğin buluşması gibi beni de al yanına çünkü inançlarımıza göre yeni yaşamda açılan pencerede sorulacak insana .kiminle birlikte olmak istersin diye.dudaklarımda titreyerek çıkmayacak avazım  bağıracak nazo diyecekti yüreğim.söyleyin gökyüzüne nerde o dendiğinde sende yanı başımda olacaktın.milyarlarca insanın bir öyküsü vardı.benim kiside kendince basitti.pencereyi açıp dışarı bakmak istedim ama boy aynası yok öle dur bakalım demekteydi.ve ben boy aynasında iki damla yaş görmekteydim.ellerim gözüme gitti.benim gözümde değildi.yaşlar . ayna ağlıyordu.ve bana sakın kimseye söyleme benim durumum daha kötü ben yansıma idim .şimdi kendimi sana yansıtıyorum.aynamda ağlıyordu.aynam yüreğimde hissetti gi yaşları kendi gözünden dışarı salıyordu.yalnız ca dış çizgileri gösteren boy ayman bu sefer içimi de görmekteydi. dizlerimi n üstünde doğrularak kalktım ama aynadaki görüntüm kalkmamıştı.o dizlerini üstündeydi.ben gidiyorum dediğimde ben sonsuzluğun içinde kaldım dedi.izin vermemişti yüreğim.hesaplaşmaya yüzleşmeye ayna bile bakamamıştı.bazen bir küçük cümlenin içindeki bir kelime hesaplaşmanın anahtarıydı.ve insanı düşündürmeye yöneltmişti.muzo sadece yazar ve çizerdi.aşkı için yazardı ve giderdi.ayna bile kötü halinin görülmesini istemiyordu.kır beni diyordu.bin parçaya böl ama beni söyleme.bende tüm bedenler gibi sonsuz olmalıydım.derken tel dırt dırt etti.heyecanlandım,elimi cebime attım,ama hayır benimki değildi,aslında kimsenin değildi ben öyle zannetmiştim.giderek kötüleşiyordum.kendimden nefret ediyordum.oturduğum yerden nefret ediyorum.aşkıma duyduğum özlem beni sarmalıyordu.galiba yapılması gereken aşık veyseli dinlemekti.gözleri kapatmak kimseyi görmemek kendince sazın teline vurmaktı.kokun burada rengin burada kanın kanımda demekti.ya dinleyecekti ya gidecekti.boy aynası bile beni göstermiyor.içimin yansımasını almıştı. kendi haline derdine düşmüş gecenin içinden sensizliğe kadeh kaldırma vaktiydi.   

KARADENİZ AĞLIYOR

5 Ağustos 2008 Salı | 12 Yorum »

KARADENİZ AĞLIYOR

 

Ses vermeyen gecelerin içinden tanımı zor sancıların sabahıydı.gece boyu düşlerimde gezen sevgili, yağmurun sesiyle sabahı karşılamaktaydı.bu sevdaların yarım kalmış şekliydi.muzo  geceler boyu düşlerini süsleyen aşkıyla baş başaydı.sanki yanı başında gülümsüyordu tıpkı bir yangın gecesinin uslanmaz deli fişeğiydi.topu topu elindeki bir resimdi.varsın olsundu ay ışığının altında parlayan gözlerinin içinden gülüyordu.yangın onun içindeydi.ve yağmur parmak kalınlığında yağıyordu.yağmur hüzün kokuyordu.tıpkı geceler  boyu seni çağıran çiçeklerin kokusuydu.kimin suclu  olduğunun önemi yoktu.giden lerin ardında hepsi kalmıştı.bir şarkı mırıldanıyordu dudaklarım dudaklarına doğru yol alıyordu dizeler.kısılmış ses dizeleri direniyordu gece yarısına saatler çoktan yeni güne merhaba demişti.gözlerim yorgunluk işaretimi veriyordu yoksa sen resmin içinden fırlamış yanı başıma başını yastığıma mı koymuştun, yoksa kireçten yapılmış odamda kirli ceketim yerlerde, halının üzerinde sürünen yırtık gömleğim her şey sanki bana bakıyor, yorgun gözlerimle savaş etmekteydi.yoktu sen yoktun hiçbir şeyin olmadığı sade bir geceydi.ama bu geceler yine yıkamıyordu sevgili sana duyulan aşkın edasıyla  canımı alamıyordu, bu yalnızlık tek bir şey vardı vazoda ki, evet vazodaki güller  hala senin kokunu vermekteydi işte beni ayakta tutan buydu .sevgili kokun içime içime sinmiş ve hiç dışları çıkmamıştı.tüm geceyi seni düşleyerek geçirdim.seni yaşadım saatler boyu kaç yıldır böyleyim bilmiyorum kaç yıldır sokak ortasında seni arıyorum onu da bilmiyorum.şimdi sen bunları bilsen ne olur du ki ..içten üşümekteyim ben tüm zamanların en içten üşümekte olduğumu hissediyorum.kara deniz ağlıyor, kara deniz  gözyaşlarını akıtıyor sen buradasın diye güneş açıp sana bakmaya kıyamıyor güneş senin güzelliğinin karşısında diz çökmüş bulutların ardına saklanıyor. Açmıyor, sanki tüm yorgun yılların eşliğinde gökyüzü gözyaşına bürünüyor.balıklar denizden kafasını çıkarmış gözyaşlarını bırakıyor ama bilemezsin göremezsin, balıkların sudaki gözyaşlarını göremezsin.ey sevgili yalandan olsa bir bulut sana doğru geliyor.gözlerim yine gözlerine depreşiyor.tüm kara denizin ağzın dalgaları yağmurla bütünleşmiş dağlarında ki rüzgar ve yağmur kardeşi olmuş nazo gelini bağrına basıyor.titreyen  ellerim ,ağlayan gözlerim süzülen yaşlarım seni  o kadar yakın hissediyordu ki bilmiyorum, belkide bir o kadar uzaksın, tüm yazıları çağıldayan dalgaların sana el sallaması edasıyla yazıyorum.kalbimin ritminden başlayarak yükselen düşüncelerimde düşlerim oldun,çağıldayan rüyamda acılarımın içinde benim biricik nazlı aşkımsın.kalbimin içinde tüm zamanların arşa karşı çıktığı anların sevgisiyle bakan gözlerine bakıyor gözlerin , benim biricik nazlı bebeğim oldun sakın ama sakın bunu hiç unutma sevgiyle kal yağmur gözlüm.anlatıyorum tüm bunları sana beyaz sesimin kısılan edasıyla. Sevgiyle kalın sevdalı dostlar.

 

KAR TÜYÜ

29 Temmuz 2008 Salı | 10 Yorum »

KAR TÜYÜ      

 

              İçim açıyor sevgili dostlar yüreğimin yalnızlığı yaşın kemale erdiği günden beri içim acıyor .öyle bir acıma ki rüyalarımın tek kadını nı yine gencligimin gözleri ile gördüm dün akşam.hiç yoktan susturulan bu şarkının nakaratı hep aynı sokağa çıkmakta.hele bu düldül var ya bu nazo dan da beter oldu.beni şehir şehir dolaştırıp yepyeni şehrin piyaz kebabını yedirmedi bana.damat bohça sı na koyulan kese yi hiç söylemedi bana.ama bu düldül bastımı gaza ucur du müzik eşliğinde amansız yollarda savruldu kendince.ne rüyaydı dimi düldül.haa sahip hadi bida ha diye anlat demez mi düldül.evet can dostum kıpkırmızı bir elbise hafif bisiklet yaka, ayak topuklarına kadar uzanan kıpkırmızı bir elbise,sacları kısa ve perma ayaklarında kırmızı bir ayakkabı gülüyordu be düldül.sence neye işaretti bu ne demek istemişti bana.acep odamı özlemiş di.benim özlediğim gibi.düldül sen hep yoldasın önde iki göz arkada iki göz dörtlüleri yaktın mı her taraf aydınlık, ben her yeri göremem hadi söyle bana onca ışık altında gördün mü böyle güzel bir kadın.gördün mü yüreği yumuşacık kar tüyü gibi nazlımı nazlı.bakma sen onun sert duruşuna düldül ben bilirim onu.sevdim mi insan gibi sevmiştir.kavga sürüklemiştir belki onu da bilinmezliğe.bilemezsin düldül tıpkı onun seni ve beni bilemediği gibi .herkes kendi yaşamından sorumlu gibi gözükse de hep bir sevda aşkı yürekte beklemekte, gerçek sahibini aramakta.aslında her özlemin bir çaresi var dimi.düldül.ben akşam yatağa yattığımda sabah olsa da düldülümün yanına gitsem diye düşünürken biliyorsun ki düldül bir gün sabah hiç gelemeyeceğim sana.nasıl diye sorma bana bizler canlıyız senin gibi sağımızı solumuzu sıfırlayamıyoruz.bu beden bir gün son anın geldiğini gördüğünde beden çoktan uçmuştur beklide.sen ise garajda bekleyeceksin muzo aha geldi aha gelecek diye hep bekleyeceksin.1.gün.2.gün..ve diyeceksin ki bir sürüden kalmış bir yiğit.arkadaşın gitti haydi sen de git.ama olmayacak sen hiç gidemeyeceksin.ve diyeceksin ki, haydi git muzo uğurlar ola.haydi sevdalar gönlüne uç ula uç .ne dağların fendi, ne nehirlerin zehri, nede rüzgarın efendisi durduramaz yağmurların son hali.he düldül işte böle haçan vakit doldu birden bire yoksa Karadeniz  nazo gelinimi karşılamaya çalışıyor. Onun içinmidir ki buğun ağaçların yaprakları rüzgar eşliğinde el sallamakta.güneş bulutların ardında göz kırpmakta.ne güzel bir rüya  .ayın altın da parlayan papatyalar şen şakrak içinde toprak kokmakta.miraç kandiliyle aşkın aşk yüzü gönlünüze dola .sevgiyle kalın sevgili dostlar.            

Sayfalar : [1] 2 3 4 5

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.