Marka
24 Kasım 2007 Cumartesi 2 Yorum »
»»» Marka Yaratmanın 5 Adımı - Mike Mooser
24 Kasım 2007 Cumartesi 2 Yorum »
»»» Marka Yaratmanın 5 Adımı - Mike Mooser
24 Kasım 2007 Cumartesi 1 Yorum »
Published Aralık 31st, 2006 in Virüslü Pazarlama. Tags: No Tags.
Virüslü Pazarlama insanlar arasında ki doğal iletişim kanallarını kullanarak daha önceden planlanan yayılması istenen mesajı en etkin bir şekilde hedef kitleye,tüketiciye vermeyi hedefler.Bununla varolan dikkati tıpkı bir virüsün ani,etkili yayılması gibi belirli bir Markaya,Ürüne,Kampanyaya,Slogana çekmeye çalışır.Zaman zaman Ağızdan Ağıza Pazarlama’ dan (Word of Mouth) ayrı ele alınsada WOM’un en enömli kategorisi olmakla beraber temel farklılıklar içerir.WOM genel anlamda bir süreci ifade eder ve tasarlanmamış gözlemlere,tecrübelere dayalı bilgilerin insanlar arasında yayılması olarak adlandırabilir.Viral Marketing planlama,uygulama,kontol aşamalarını içeren eylemler bütünüdür.
Yayma motivatörü, sizin viral kurgunuzun asıl amacı olan, iletmek istediğiniz mesajınızı, seçtiğiniz yayıcıların yayması için nedendir. Yayıcıların soracağı “Neden kendimi yorup mesajını yayayım ki?” sorusunu pazarlamacılar kendi kendilerine defalarca sormalı ve gerçekten işe yarar bir cevap bulmalılar. Çok kritik bir yanlış anlamanın altını çizmeliyim; “neden yayayım?” sorusunun cevabı, yayılacak mesajın gücü veya kullanıcıya olan faydası değildir! Sizin mesajını ne kadar güçlü olursa olsun, faydası ne kadar yüksek olursa olsun, yayma motivatörü olmasını gerektirmez. Bir örnek vermek gerekirse lotoda kazanacak 6 rakamı bir müşterinize söylerseniz, bu çok kıymetli bir bilgidir ama yaymak için bir sebep değildir. (Hatta insan psikolojisi olarak düşünürseniz, yayılmaması müşterinizin tercihi olacaktır). Veya daha sıradan bir önek vereyim, zayıflatan bir yoğurt ürettiniz ve müşterinize bunun iletişimini yaptınız. Müşteriniz bu mesajınızı satın alırsa kullanacaktır ama yayacağının garantisi yoktur. Neden yaysın ki? İşte bu sorunun cevabı verilmelidir.Yayma motivatörünü belirlerken, her türlü motivasyon kuramlarını kullanabilirsiniz: mecburi koşmak, maddi kazanç sunmak veya psikolojik ihtiyaçlara cevap vermek. Maddi kazanç sunmanın bir maliyeti olacaktır. Stratejinizi sadece bunun üzerine kurmak bu nedenle riskli olacaktır. Unutmamak lazım ki, her zaman sizden daha zengin, daha çok teklif edecek bir rakip çıkacaktır. Bu sebeple zor olsa da en doğru yol, manevi sebepler bulabilmektir. Buna verilebilecek en güçlü neden, motivasyon teorilerinde “self esteem” (kişisel itibar) olarak adlandırılan ve teorilerde piramitin en tepesinde yer alan sebeptir. Bir konuyu ilk olarak bilmek, başkaları tarafından bu konuda taktir kazanmak en önemli motivatör olacaktır. “Vay be, Murat’a bak. Bu konuyu da ondan öğrendim” veya “Ayşe o kadar aktif ki, ona ABC şirketi tarafından kişiye özel bilgi gelmiş, o da bize bilgi veriyor” veya “Gmail Ali’ye 100 kişi davet edebilmesi için kontenjan vermiş. O da bana birini hediye etti.” dedirtmek kişinin en temel motivasyon aracı olacaktır. Yayıcıların gururunu okşatmak, yapabileceğimiz en garanti taktiktir.Alma motivatörü, viral kurguların bir diğer elementi. Yayıcıyı yaymak için ikna ettiniz, peki alıcılar neden alsınlar? Bunun için en önemli motivatör, mesajınızın gücü olacaktır. “Bu mesajda bana ne var?” (What’s in it for me?) sorusunu muhakkak açık ve etkili bir şekilde cevaplamalıyız. Açık olmalı zira, müşterilerimizin sayısıj pazarlama mesajı içe çevrildiği bir ortamda bizim mesajımıza ayıracak uzun süreleri yok. Etkili olmalı zira, bu kadar çok mesaj arasında sizinkisi en iyisi değilse silinecektir. Alıcılar sizin asıl pazarlama hedef kitlenizdir. Onların da yayıcı olaması, önce alıcı olması ile gerçekleşecektir. Dolayısyla onlara önce alıma motivasyonunu sağlayıp daha sonra yayma motivasyonu sunulmalıdır.Alma motivasyonlarına en başarılı örnekleri genellikle ürün veya servisin sunduğu maddi nedenlerdir. Örneğin, Gmail’in 3 GB e-mail alanı, hızla tükenen hotmail hesapları, gerçekten çok komik YouTube videoları birer “alma motivatörü”dür.Üçüncü ve çok kritik bir element ise medyum, yani yayılma ortamıdır. Ortamla ilgili dikkat edilmesi gereken en önemli özellikler, hızlı yaymaya el verişli olması, geniş kitlelere temas edebiliyor olması ve mesajları çok iyi ve anlaşılır şekilde taşıyabilecek kapasitede (görsel ve içerik olarak) olmasıdır. Internet, bu 3 özelliği de taşımaktadır. Alternatif olarak mobil telefonlar (yaygınlığını daha fazla olmasından ötürü) görülmekle bereber, onların da taşıma kapasitelerinin düşüklüğü (ekran boyutu, SMS karakter sınırı vs) sebebiyle hala internet en güçlü medyumdur. Bu konuda cep telefonlarının dezavantajını ortadan kaldıracak bazı modelleri şu an test ediyorum. Sonuçları ile ilgili verileri yakın zamanda paylaşacağım.Bu üç elementin bir araya başarıyla geldiği durumlarda, viral pazarlama kurguları geleneksel pazarlama kurgularına oranla, çok daha yüksek geri dönüşlü ve buna rağmen çok daha düşük maliyetli olmaktadır. Unutmamak lazım ki müşterinin dilinden en iyi müşteri anlar ve o dili en iyi müşteri kullanır. Siz yeter ki gerekli şartları sağlayın, yeter.

24 Kasım 2007 Cumartesi 2 Yorum »
Published Şubat 22nd, 2007 in Fikrim Geldi. Tags: Fikir, Fikrim Geldi, Pazarlama, Pazarlamacı, Yenilik.
Pazarlama kitaplarını okuyorum da gerçekten “eski günler” pazarlama işiyle uğraşanlar için çok güzelmiş.İşlerini bugünki kadar zahmete katlanmadan çözdükleri,pazarlama uğraşının tam anlamıyla anlaşılmadığı,ölçülemediği günler…Sınırlı sayıdaki televizyon kanalları,çeşitlenmemiş ürün,daha az bilinçli tüketici,ürün odaklı satış,sloganların cazibesi,kitle reklamlarının gücü,üreticinin hakimiyeti,küreselleşmemiş bir dünya ve bununla birlikte en önemlisi insanı,tüketiciyi anlamak ve ona ulaşmak için gösterilen çabanın azlığı…Tam bir pempe dünya hikayesi.24 Kasım 2007 Cumartesi 1 Yorum »
Published Aralık 25th, 2006 in İzinli Pazarlama. Tags: No Tags.
“Seth Godin” bu adamın kitaplarını okuyup da etkilenmeyen varmı?Her nekadar kitaplarını çevirilerinden okusamda dilindeki ustalık kaybolmuyor.Hızla değişen dünyadaki yenilikleri takip etmedeki öncülüğü onu hep “bir adım” öne çıkartıyor.24 Kasım 2007 Cumartesi 1 Yorum »
Published Mart 20th, 2007 in Pazarlama. Tags: Çarşı, Grand Bazaar, istanbul, Kapalı Çarşı, Satış.
Geçen gün Mısır Çarşı’nın yanından geçerken Kapalı Çarşı’da yaşadığım bir tecrübe aklıma geldi .Birazdan bunu sizinle paylaşacağım ama ondan önce Kapalı Çarşı hakkında bir kaç not vermek istiyorum.“İnternetdeki kaynaklara göre temeli 1461 yılında atılmış olan Çarşı dünyanın en büyük ve en eski alış veriş merkeziymiş. 30.700 metrekare gibi geniş bir alana kurulan Çarşı’da 60 kadar sokak ve bu sokaklarda da 3600′den fazla dükkan varmış.Son zamanlara kadar 5 camiye, 1 okula, 7 çeşmeye, 10 kuyuya, 1 akarsuya, 1 sebile, 1 şadırvan, 18 kapıya, 40 hana sahip olan Çarşı İstanbul’un sembol mekanlarının başında gelmektedir.” Daha fazla bilgi için Vikipedi’aya ve Kapalı Çarşı Resmi Site’sine bakabilirsiniz.

24 Kasım 2007 Cumartesi 1 Yorum »
Published Eylül 24th, 2007 in Marka. 1 Comment
İngilizce de “Branding” olarak kullanılan “Markalama” sözcüğünün doğuşu, köylülerin hayvanları birbirinden ayırmak için “Damgalamarına” dayanır. Buda hayvanların farklılaşmasına sebep olur. Dolayısıyla marka en kısa tanımıyla “farklılaşmak” demektir.Daha geniş tanımlarıyla ise: Marka bir ürünü, hizmeti benzerlerinden ayırmaya yarayan; genellikle sözcükler, sayılar, sesler-melodiler, harfler, şekiller, renkler, ambalajlar, işaretler, tasarım gibi kendine özgü sembollerle ile ifade edilen; yapısal, işlevsel, duygusal veya tutku boyutu olabilen; belirli bir kişiliğe sahip olması gereken değer sunum kümesidir. Amerikan Pazarlama Birliği’ne göre ise: “Marka; Bir ürün ya da bir grup satıcının ürünlerini ya da hizmetlerini belirlemeye, tanımlamaya ve rakiplerin ürünlerinden ya da hizmetlerinden farklılaştırmaya, ayırt etmeye yarayan, isim, terim, işaret, sembol, tasarım, şekil ya da tüm bunların bileşimidir.” Continue reading ‘MARKA Nedir?’Published Eylül 19th, 2007 in Pazarlama. 1 Comment
Banka, hastahane, postahane vs. bu tarz kurumları hepimiz biliriz. Genellikle buna benzer kurumlara karşı insanların zihninde gerek deneyime gerekse çevreden edinilen bilgilere dayanan “hoşnutsuzluk-memnuniyetsizlik” duygusu hakimdir. Çünkü sıra beklersiniz, insan yerine konulmazsınız, küçük görülürsünüz, hakettiğiniz insani ilgiyi göremezsiniz buda yetmezmiş gibi orda çalışan insanların gereksiz afra tafralarını çekersiniz. En azından bundan 3-5 yıl önce böyleydi. Günümüzde bunun tam anlamıyla değiştiğine inanmasamda, eskiye göre daha iyi bir konumda olduğu kanısındayım ancak bunun hala yeterli olduğunu düşünmüyorum.Published Eylül 18th, 2007 in İzinli Pazarlama, Gerilla Pazarlama and Virüslü Pazarlama. 0 Comments
Uzun bir aradan sonra önce okulumu bitirip sonra da tatilimi bitirdikten sonra yazmaya tekrar başladığımı bir önceki yazılarımda belirtmiştim. Bir çok siteyi RSS ile takip etmekteydim. RSS programını çalıştırınca çeşitli gruplarda epey bir birikim olduğunu farkettim. Gerilla Marketing uygulamlarına bakerken büyük bir zevk aldığım için önceliği bu başlık altında gelen RSS-yazılarına verdim. Bir iki yazı karıştırılıp birbirine benzer “Gerilla Uygulamalarını” gördükten sonra Türkiye’de pek fazla rastlamadığımız “Street Art” denilen uygulamaların Avrupa’daki en önemli temsilcisi olan Julian Beever ile karşılaştım.Published Eylül 17th, 2007 in Pazarlama. 0 Comments
Ramazan’a tüketiciler bu yılda diğer yıllar gibi zam haberleriyle girdiler. Ülkemizde bulunan saygın firmalar tarafından bile dini bir ritüel haline dönüştürülen “Ramazan gelmeden zam gelsin” tüccar mantığı tekrardan hortladı. Hepimize hayırlı olsun…Published Ağustos 15th, 2007 in Reklam. 3 Comments
Published Temmuz 7th, 2007 in Reklam. 0 Comments
Published Haziran 9th, 2007 in Pazarlama. 1 Comment
Published Mayıs 21st, 2007 in Pazarlama and Fikrim Geldi. 0 Comments

Published Nisan 1st, 2007 in Pazarlama, Marka and Reklam. 3 Comments
Published Mart 22nd, 2007 in Pazarlama. 1 Comment
