Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Kategori : 'Finans'

Ülker Godiva’yı aldı 500 milyon $ kazandı

22 Aralık 2007 Cumartesi Comments Off

Ülker Godiva’yı aldı 500 milyon $ kazandı

Ülker Grubu, Nestle, Mars, Starbucks gibi markaların ilgilendiği çikolata devi Godiva’yı 850 milyon dolara satın aldı. Ülker Bisküvi-Çikolata-Kek Grubu Başkanı Ali Ülker, Godiva’yı bir Türk firmasının almasının çok önemli olduğunu söyledi

Ülker Godiva''yı aldı 500 milyon $ kazandı

İSTANBUL
Ülker Grubu Nestle, Mars, Starbucks gibi markaların ilgilendiği dünya çikolata devi Godiva’yı satın aldı. Ülker Kurumsal İletişim Genel Müdürü Zuhal Şeker Tucker, Godiva’nın alımının Yıldız Holding üzerinden yapıldığını ifade ederek, "İlerleyen günlerde de bu satın almanın hangi şirket üzerinden olacağını tespit edeceğiz" dedi.

Tucker, bu süreçte şirketin stand-alone (bağımsız) olarak devam edeceğini ve yönetimin aynen korunacağını dile getirerek, yasal süreç tamamlandıktan sonra şirketle ilgili yeni stratejilerin belirleneceğini ifade etti.

STARBUCKS İLGİLENİYORDU

Campbell Soup’un Ağustos ayında Godiva işini bırakacağını ilan ettiğini aktaran Tucker, "Bu süre içinde de Nestle’den Starbucks’a kadar şirketler Godiva’ya teklif verdi ama biz de ilgileniyorduk. Satın almayı biz yaptık. Nestle, Mars, Starbucks yoğun ilgilenen şirketlerdi" diye konuştu. Tucker, Ülker’in Türkiye’de çikolatada yüzde 60 pazar payıyla lider olduğunu kaydederek, bunun daha premium bir sınıfta, bulunmadıkları bir sektörde bir çikolata markası satın almak anlamına geldiğini söyledi. Tucker, "Şimdiye kadarki süreçte, bir Türk markası genelde hep yurt dışı markalar tarafından satın alınıyordu. İlk defa bir Türk markası dünya çapındaki bir firmayı satın aldı" dedi.

Ülker Kurumsal İletişim’den yapılan yazılı açıklamada da, şunlar kaydedildi: "20 Aralık 2007′de imzalanan anlaşma ile Godiva, tüm uluslararası iştirakleri, markaları, tesisleri, ticari sır ve patentleri ile birlikte Ülker Şirketler Topluluğu’nun bünyesine girdi. Ülker’in, dünyanın lider premium çikolata ve çikolatalı ürünler markasına sahip Godiva’yı 850 milyon dolara bünyesine kattığı bildirilen açıklamada, dünyada yaklaşık 450 butik ve 9 bin 300 satış noktası ile hizmet veren markanın ürün gamının premium çikolatalardan bisküvilere, kahveden kakaoya, çikolatalı içeceklerden çikolatalı barlara kadar uzandığı kayde- dildi.

 

Yıllık cirosu 500 milyon dolar

Campbell Soup Company’den yapılan yazılı açıklamada, şirketin fon, vergi, amortisman öncesi karın (EBITDA) 15 katı bir fiyata satıldığı kaydedildi. Godiva’nın yıllık cirosunun yaklaşık 500 milyon dolar olduğu kaydedilen açıklamada, anlaşmanın düzenleyici kurullar tarafından onaylanma süresinin bir kaç ay içinde gerçekleştirileceği ve satıştan birkaç ay sonra satın alım işlemlerinin biteceği bildirildi. Campbell Üst Yöneticisi (CEO) ve Başkanı Douglas R. Conant, Godiva’yı değerinde satmaktan dolayı memnun olduklarını ifade etti.

 

Dünya devini Türk markası aldı

Ülker Bisküvi-Çikolata-Kek Grubu Başkanı Ali Ülker, "Ülker’in daha önce gerçekleştirmiş olduğu yurt dışı yatırımların yanı sıra Godiva gibi bir dünya devini bünyesine katması işine verdiği değerin en önemli göstergelerinden biridir. Godiva’nın bir Türk firması tarafından satın alınmış olmasını çok önemsiyoruz” dedi.

 

 

 

 

22.12.2007

Akbank

8 Aralık 2007 Cumartesi Yorum yok »

Deniz Gökçe

8 Aralık 2007 Cumartesi Yorum yok »

Yazarlar / Deniz Gökçe
Esas sorun medya satışı değil sosyal güvenlik reformu!
 


Dün bu köşede, yurtdışında yazılmış, ABD ve dolar için felaket senaryolarını aktardım. Tabii “Bu yazının içinde on tane ekonomik saçma var” diyerek! Saçma sayısı konusunda tutucu davranmış olabilriim, belki de on beş saçma bile çıkar!

Ancak bir Türk vatandaşı olarak günde elli tane saçma ekonomi yorumu ile bombardıman edilenler artık saçmakolik haline gelmiş bulunuyorlar! Bu nedenle de esas dikkat edilmesi gerekenleri ıskalıyorlar.

Dün Doğan Grubu medyası ve özellikle Ertuğrul Özkök, patronunun 500 milyon dolarlık çeki davetsiz TMSF kapısına dayanıp bugün 1.1 milyar dolar peşin para ile satılan ATV ve Sabah’ı ucuza kapatamamış olmanın üzüntüsü içinde idiler. Başlıklar “Taban Fiyatına Medya”, “SABAH-ATV Şipşak Satıldı”, “Başbakanın Damadı Çalık’ın başında!” gibi ilginç yaklaşımlarla atıldı. Ama özür talep eden Ertuğrul Özkök’ün esas özür dilemesi gereken kişi olduğunu da Yavuz Semerci açık seçik belirtti. Acaba sahiden kimin utanması ve özür dilemesi gerekiyor?

Doğan medyasında manşette yer alması gereken, fakat bazılarınca pek itibar edilmeyen ve manşete çıkarılması gerekirken çıkarılmayan, esas ekonomi haberi ise Sosyal Güvenlik Reformu ile ilgili idi.

Çalışma Bakanı Faruk Çelik açık ve seçik söylemişti! Manşete çıkamayan sayfalara gizlenen “esas haber” aşağıdaki cümle!

“1994-2007 arasında sosyal güvenlik açığının maliyeti bugünkü değerler ile 851 milyar YTL”dir!”

Tekrar edelim “851 milyar YTL”. Dolar olarak gene bugünkü değerler ile kabaca yuvarlak hesap 700 milyar dolarcık kadar. Yani bu ülkenin 73 milyon nüfusunun önümüzdeki yıl üreteceği tüm gelirin tamamından da fazla!

Biz bu hesabın bile küçük olduğunu düşünüyoruz!

Birincisi “Babamız” sosyal güvenlik sistemi ile oynayarak 1970’li yılların başında bir kere batırmış, ILO’dan gelen Zalenka adlı uzman düzeltmişti. Sonra ikinci defa 1991 seçimlerinde siyaseten vaat vererek, bando mızıka ile tekrar, ikinci defa batırdı. 1994 yılına gelindiğinde sosyal güvenlik sistemi açıkları GSMH oranı olarak yüzde ikiye yollanmıştı. Bugün ise yüzde 5’e yollanıyor. Yani yılda 25 milyar doları aşmak üzere.

1999 yılında yeni kanun çıkarıldı ve Anayasa Mahkemesi’ne müracaat edenler, geçiş hükümlerini iptal ettirerek, reformu uygulanamaz hale getirdiler. Milyarlarca dolar da bu yaklaşım ekledi. Sonra 2006 yılında bir kere daha muhalefet, cumhurbaşkanlığı ve sendikalar, konuyu anlamaya çalışacaklarına, reformu engellediler. Bu da milyar dolarlar ekledi.

Sonuçta bugün sosyal güvenlik ve sağlık reformu konusu (yılda 30 milyar doları aşan ithal enerji bağımlılığı maliyeti ile beraber) bu toplumun en büyük ekonomik sorunudur.

Bir kere daha söyleyelim.

Birincisi, yeni reform 30 yıl sonra uygulanacak birtakım önlemler getiriyor. Engellemeyin!

İkincisi, reforma izin verilmediği takdirde bu ülke dünyanın en genç nüfusu ile dünyanın en ahmakça sosyal güvenlik ve sağlık sistemi çöküşünü yaşar! Korkun!

Üçüncüsü, birçok ekonomi cahili, ülkenin iç ve dış borçlarından bahsediyor. Sosyal güvenlik sisteminin şu anda çalışanlara ileride ödemeye mecbur olduğu borçlarını ve şu anda emekli kişilerin, yaşam sonuna kadar sosyal güvenlik ve sağlık sisteminden olan alacaklarını kimse hesaplamış mı? Hesaplayın!

Önce ülkenin iç ve dış borcuna bak! Sosyal güvenlik ve sağlık sisteminin geleceğe dönük ödemelerinden (yukarıdaki iki tür ödemeden) doğacak borçlar mı daha büyük, yoksa iç ve dış borç toplamı mı? Var mı bir hesap yapan?

Kork ve hesapla!

2008 Bütçesi

6 Aralık 2007 Perşembe Yorum yok »

Amerika’da kriz uyarıları

29 Kasım 2007 Perşembe Yorum yok »

Asaf Savaş Akat    akatas@bilgi.edu.tr 29.11.2007
 Amerika’da kriz uyarıları

Türkiye’nin beklenen 2007 yılı dış açığı 36.5 milyar dolardır. Yani ekonomi her gün 100 milyon dolar taze dış kaynak bulmak zorundadır. Hafta sonu ve tatiller dahildir. Taze sözcüğü ek dış finansman anlamına gelmektedir.

Taze paranın az çok yarısı küresel mali piyasalardan gelecektir. Diğer yarısını oluşturacak yabancı yatırımlar da küresel gelişmelere duyarlıdır. Üstüne, dış faktörler eskiden gelmiş kaynağın terk etmesine yol açabilir. Velhasıl Türkiye’de dünya ekonomisine ilginin artması şaşırtıcı değildir.

Dünya ekonomisi nereye gidiyor? Dengesizlikler intizamlı bir şekilde düzelebilir mi? Dünya ekonomisi resesyona girer mi? Gelişen ülkeler dünyada büyümenin motoru olabilir mi? ABD’de ekonomik kriz başladı mı?

Soru çok; neyse ki internet var. Ünlü iktisatçıların dünya ekonomisi hakkındaki analizleri meraklılar arasında dolaşıyor. Biz de satır aralarını okuyarak fikir oluşturmaya çalışıyoruz.

Summers’ın yazısı

Dün elektronik postama Lawrence Summers’ın Financial Times gazetesinde çıkan köşe yazısı geldi. Hemen basıp okudum. Önemli buldum. Larry Summers’ı kısaca tanıtarak başlayalım.

Dayısı (K. Arrow) ve amcası (P. Samuelson) Nobel ödülü almış Harvard kökenli bir iktisatçıdır. Özgeçmişinde Dünya Bankası başiktisatçılığı; Başkan Clinton’ın son iki yılında ABD Hazine Bakanlığı; Harvard Üniversitesi Rektörlüğü ve Clark Bates ödülü var.

Yazısının başlığı yeterince çarpıcı: “Derinleşen krizin tehlikelerine uyanın.” İktisat politikası sorumlularına ve kamuoyu önderlerine yönelik bir uyarı yazısı olduğunu görüyoruz. Özetle Amerikan ekonomisinde işler tahmin ettiğinizden çok daha kötü gidiyor” diyor. Yazının ikinci paragrafı şöyle:

“Eğer iktisat politikasında gerekli değişiklikler uygulansa bile, küresel düzeyde büyümeyi ciddi şekilde yavaşlatan bir ABD resesyonu ihtimali çok yükselmiştir. Eğer iktisat politikası güçlü bir tepki vermezse -şimdilik bu olmadı- olumsuz etkileri bu on yılın sonuna hatta ötesine uzayacaktır” (siyahlama benim).

Ne diyor?

Bir: ABD’de resesyon ihtimali artık çok yüksektir.

İki: Dünya ekonomisi de yavaşlayacaktır.

Üç: Acil tedbir alınmalıdır.

Dört: Bugüne kadar alınan tedbir yetersizdir.

Beş: Geç kalınırsa krizin hasarı dört beş yıla kadar uzar.

Konut ve kredi sorunları

Summers’ın analizinde ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyen iki faktör öne çıkıyor. İlki konut fiyatlarındaki düşüştür. İki kısır döngüyü devreye sokuyor. Serveti azalan vatandaş tüketimini kısıyor.

Aynı anda inşaat sanayiinin durması işsizliği artırarak tüketici güvenini zedeliyor. Talebi düşüren bir kısır döngü oluşuyor. Summers’ın konut fiyatlarında nominal yüzde 25 düşüşten söz ettiğini belirtelim.

İkincisi, mali sistemde kredi daralmasıdır. Batık konut kredileri banka bilançolarını bozuyor. Onları kredilerini azaltmaya zorluyor. Şirket yatırımları duruyor. Kredi bulamayan şirketler sıkıntıya düşüyor. İlkini güçlendiren ikinci kısır döngü oluşuyor.

Summers’ın analizi bana makul geliyor. Dünya ekonomisinin üstündeki kara bulutların hâlâ dağılmadığı, tam tersine yoğunlaştığı görüşünü paylaşıyorum.

Kablo kopması, İMKB’yi karıştırdı

29 Kasım 2007 Perşembe Yorum yok »

Kablo kopması, İMKB’yi karıştırdı

İSTANBUL (ANKA)
İMKB Başkanı Hüseyin Erkan, dün meydana gelen kaza sonucunda kesintiye uğrayan Borsa işlemleri konusunda veri yayın kuruluşlarının görevini tam olarak yapmadığını bildirerek, “Daha önce yapılan testlerde acil durumlarda veri yayını yapılabildiğini görmüştük. Ancak, dün bu yedek sistemin veri yayın kuruluşları tarafından çalıştırılamadığını gördük. Bizimle çalışan yerli ve yabancı 6 veri kuruluşuna bunun nedenlerini soracağız” dedi.

İMKB Başkanı Erkan, ekonomi muhabirleriyle düzenlediği tanışma toplantısında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Erkan, dünkü kazaya İMKB’nin alt yapısından kaynaklanan bir sorunun neden olmadığını, kesintinin öncelikle bölgede kazı yapan şirket ile ilgili olduğunu söyledi. Fiberoptik kabloların zarara uğramasının ardından hisse senedi piyasasının işleme kapatıldığını hatırlatan Erkan, bu gibi durumlarda kullanılmak üzere hazır bulunan yedek sistemin ise veri yayın kuruluşları tarafından çalıştırılamadığına dikkat çekti. Erkan, söz konusu kuruluşlara, daha önce test edilip onaylanmış bu sistemin neden faaliyete geçirilmediğine ilişkin savunma talep ettiklerini kaydetti.

Bu arada, İMKB Baş Hukuk Müşaviri Tangül Durakbaşa ise İMKB arsasında kazı çalışması yapan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne karşı Bölge İdare Mahkemesi’ne iki dava açtıklarını söyledi. Büyükşehir’in onayladığı iki adet çalışmanın İMKB’ye ait 5-6 dönümlük arazide gerçekleştirildiğine işaret eden Durakbaşa, “Belediye ile görüşmelerimizden sonuç alamayınca Ekim ayında dava açtık. Belediye, bu uygulamaları yaparken iki kamu kurumu arasında olması gereken mutabakata uymadı” dedi.

İMKB: Yaşananlar ders olsun

29 Kasım 2007 Perşembe Yorum yok »

İMKB: Yaşananlar ders olsun

İMKB Başkanı, kablo kazasının herkes için “ders” olduğunu kaydetti.

İSTANBUL(ANKA)
İMKB Başkanı Hüseyin Erkan, Borsa’da ilk seansın ertelenmesine yol açan kablo kazası olayının herkes için “ders” olduğunu kaydetti.

İMKB’nin 2008 yılı bütçesinin, projelerinin ve mevzuat değişikliklerinin görüşüleceği olağanüstü genel kurul toplantısı Borsa’da yapıldı. Genel Kurulda konuşan Başkan Erkan, fiberoptik kabloların kopmasından dolayı dün Borsa’da işlemlere ara vermek zorunda kalındığını hatırlattı. Veri yayınlarının tüm yatırımcılara eşit şekilde ve eş zamanlı ulaşmasının önemini dile getiren Erkan, İMKB veri sistemlerinde herhangi bir sorun bulunmadığını söyledi.

"SORUN KISA ZAMANDA GİDERİLDİ"

Erkan, arızanın giderilmesi için yapılan çalışmalara değinirken, “Greve rağmen Türk Telekom olağanüstü bir çaba göstererek, hatta Ankara’dan da bir ekip göndererek bu sorunu en kısa zamanda çözme gayretine gitmiştir. Bir grev durumu da olduğu için biraz gecikmiş, bazı sorunlar olabilirdi. Gerekli emniyet tedbirleri de alındı. Kısa zamanda sorun giderildi ve öğleden sonra işlemlerimizi açtık” dedi.

Hüseyin Erkan, seansta gerekli işlem derinliğine ulaştıklarını ve günü sorunsuz kapadıklarını belirterek, yaşanan olayın “herkese ders” olduğunu söyledi.

DAVA AÇMIŞTIK, DEVAM EDİYOR

Erkan, kazaya yol açan inşaat çalışmalarının, onaysız ve acilen oluşturulmuş bir proje çerçevesinde gerçekleştirildiğini, İMKB arsası da dahil edilerek kazı çalışmaları yapıldığını anlatarak, “Bizimle de herhangi bir şekilde mutabakat olmadığı için bu tip sorunların olması muhtemeldi. Bununla ilgili zaten bir dava açmış bulunuyoruz. Bunun da duruşmaları devam ediyor” dedi.

Erkan, dün yaşananların Başbakan Tayyip Erdoğan’a kadar gittiğini ve gün içinde çok hızlı çözüldüğünü ifade ederek, bu kazanın Borsa’nın önemini ortaya koyduğunu vurguladı.

Geçim indiriminde ne kadar alacağız?

29 Kasım 2007 Perşembe Yorum yok »

Geçim indiriminde ne kadar alacağız?

Geçim indiriminde ne kadar alacağız?

KONYA (A. A)
Daha önce alışveriş karşılığında toplanan belgelere ve maaş miktarına göre vergi iadesi alınması uygulamasının kaldırılmasının ardından 1 Ocak’ta hayata geçirilecek Asgari Geçim İndirimi’nde maaş miktarının bir önemi bulunmuyor.

Konya Vergi Dairesi Başkanı Harun Kaynak, yaptığı açıklamada, kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması amacıyla destek unsuru olarak 1980′li yılların ortalarında uygulamaya konulan vergi iadesi uygulamasının tamamen kaldırıldığını söyledi.

 

 

Bu uygulamada çalışanların alışveriş karşılığında topladıkları fiş ve fatura gibi belgelerle, aldıkları maaşın miktarına göre vergi iadesi aldığını ifade eden Kaynak, Türkiye’nin geç de olsa bu uygulamadan kurtulduğunu, kayıt dışı ekonominin önlenmesinin yolunun bu olmadığını kaydetti.

 

 

 

 

Vergi iadesinin kaldırılmasının ardından 1 Ocak 2008′de hayata geçirilecek Asgari Geçim İndirimi’nin kamuoyunda yeni vergi iade sisistemi gibi algılandığını vurgulayan Kaynak, şunları kaydetti:

 

 

"Yeni sistem eskisinin bir devamı gibi görüldü. Fakat durum algılandığı gibi değil. Artık herkes, Türkiye’de vergi iadesi uygulamasının tamamen kalktığını bilmelidir. Vergi iadesi ile geçim indiriminin amaç ve hedefi farklıdır. Vergi iadesi ekonomik amaçlı, alışverişlerde belge alma alışkanlığının kazandırılması hedefiyle uygulanıyordu. Geçim indirimi ise tamamen sosyal amaçlı bir projedir. Burada asgari ücretliler yanidüşük maaşla çalışanların desteklenmesi öngörülüyor. Bu sisteme göre eşiçalışmayan ve 2 çocuklu bir asgari ücretli ne alıyorsa, aynı şartlardaki 5 bin YTL maaş alan kişi de aynı desteği alacak. Yani burada maaşın bir önemi bulunmuyor. "

 

 

 

 

HESAPLAR TAMAMEN ASGARİ ÜCRETE GÖRE YAPILIYOR

 

Asgari geçim indirimindeki hesaplamaların tamamen asgari ücrete göre yapılacağını ifade eden Kaynak, "Yani, asgari ücretin ne kadar olduğu, sadece asgari ücretliyi değil bütün çalışanları ilgilendirecek. Çünkü geçim indirimi buna göre yapılacak" dedi.

Bekar veya eşi çalışan bir kişinin, asgari ücretin yüzde 50’sinin vergilendirilmiş şekliyle geçim indirimi alacağını dile getiren Kaynak, şöyle devam etti:

 

 

"Çalışmayan eşi için yüzde 10′u da vergilendirilmeyecek. Yani evli, eşi çalışmayan bir kişi, asgari ücretin yüzde 60′ının vergilendirilmemesi yoluyla indirim alacak. Evli ve eşi çalışıyorsa yüzde 10 hesabı yapılmayacak. Çocuklarda ise iki çocuğa kadar her biri için yüzde 7,5, diğer çocuklar için yüzde 5 olmak üzere vergilendirme yapılacak. Yani evli, eşi çalışmayan 2 çocuklu bir kişide, asgari ücretin yüzde 75′i kadar bir geliri vergi dışı kalacak. "

 

 

Kaynak, sisteme göre çocuk tabirinin, mükellefle birlikte oturan veyamükellef tarafından bakılan 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşınıdoldurmamış çocukları, eş tabiri ise aralarında yasal evlilik bağıbulunan kişileri ifade ettiğini söyledi.

 

 

ASGARİ ÜCRETİN 1 OCAKTAN İTİBAREN ALACAĞI ZAM ÖNEMLİ

 

Kaynak, 1 Ocak 2007′ye göre, asgari ücretlinin aldığı brüt tutarın 562,50 YTL olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

 

 

 

"Bu rakam üzerinde hesap yapıldığında, asgari ücretli ya da 5 bin YTL maaş alan bekar bir kişi aylık ortalama 42,19 YTL (yıllık 506,25 YTL) geçim indirimi alacak. Yani kişi, işverenden bu rakam kadar fazla maaş alabilecek. Eşi çalışan ve bir çocuğu bulunan çalışanlar ise ayda ortalama 48,52 YTL (yıllık 582,19 YTL) alabilecek. Çalışmayan eşi ile dört çocuğu bulunan çalışan ise ayda 71,12 YTL (yıllık 860,62 YTL) kadargeçim indiriminden faydalanacak. Eşi çalışmayan ve çocuğu bulunmayan kişi ise aylık maaşını 50,63 YTL (Yıllık 607,50 YTL) fazla alacak. "

 

 

Kaynak, hesaplamaların 1 Ocak 2008′den itibaren geçerli olacak asgari ücrete göre yeniden yapılacağını belirterek, "Henüz asgari ücrete ne kadar zam yapılacağı açıklanmadı. Bu sisteme göre asgari ücretlinin 1 Ocak’tan itibaren alacağı maaş çok önemli. Çünkü herkes bu paraya göre geçim indirimi alacak" diye konuştu.

 

 

2007 Ocak ayında geçerli olan asgari ücret baz alınarak yapılan hesaplamalara göre:

 

Çalışanın Durumu Aylık Asgari Geçim İndirimi (YTL)

—————- ———————————

Bekar 42,19

Evli eşi çalışmayan çocuksuz 50,63

Evli eşi çalışmayan 1 çocuklu 56,96

Evli eşi çalışmayan 2 çocuklu 63,29

Evli eşi çalışmayan 3 çocuklu 67,50

Evli eşi çalışmayan 4 çocuklu 71,72

Evli eşi çalışan çocuksuz 42,19

Evli eşi çalışan 1 çocuklu 48,52

Evli eşi çalışan 2 çocuklu 54,85

Evli eşi çalışan 3 çocuklu 59,06

Evli eşi çalışan 4 çocuklu 63,28

Türkiye’nin ilk nükleer santrali 5 bin megavat

29 Kasım 2007 Perşembe Yorum yok »

Türkiye’nin ilk nükleer santrali 5 bin megavat

Türkiye’nin enerji politikasını 5 sütunun üzerine oturtacağını belirten Enerji Bakanı Güler, “Bizde 5′inci sütun olan nükleer eksikti, şimdi ilk etapta 5 bin MW’lık bir paketle nükleer enerjiyi de portföyümüzde olması gereken noktaya getireceğiz” dedi.

Türkiye''nin ilk nükleer santrali 5 bin megavat

ALİ BERAT MERİÇ ANKARA
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun (TAEK) 9 maddeden oluşan nükleer enerji kriterlerini kamuoyunun bilgisine sunmasıyla, nükleer enerjide süreç resmen başladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler’in gelecek yılın ilk çeyreğinde ihale ilanına gelineceğini açıkladığı nükleer enerjide, ilk enerjinin sisteme girişinin 2013 yılını bulması bekleniyor. Güler, enerji politikasının 5 sütun üzerine oturtulduğunu belirterek, “Bizde 5′inci sütun olan nükleer eksikti, şimdi ilk etapta 5 bin megavatlık (MW) bir paketle nükleer enerjiyi de portföyümüzde olması gereken noktaya getireceğiz” dedi.

SİNOP MU AKKUYU MU?

Bakan Güler ilk reaktörler için nerenin tercih edileceği ve Kuzey’in Güney yerleşim birimlerinden daha güvenli olup olmadığı” yönündeki bir soruya, “Hiç şüpheniz olmasın emniyet konularını hocamın da söylediği gibi sivil ve askeri otoritelerle enine boyuna ele aldık alıyoruz. Lisansı bulunduğu için şu anda yer konusunda Akkuyu hazır gibi gözüküyor. Ancak Sinop planımız da aynen devam ediyor, gelişmeler ve lisanslama çalışmalarında bu alternatifte dikkate alınıyor” karşılığını verdi.

TAEK’te yapılan ve bilimadamları ile sivil toplum kuruluşlarının katıldığı ilk toplantıda, yasaya göre 21 Aralık’a kadar kesinleştirilmesi gereken kriterler ele alındı. TAEK Başkanı Prof. Dr. Okay Çakıroğlu, kriterleri 3 hafta süreyle tartışmaya açık tutacaklarını internet ortamından da katılımların dikkate alınmasıyla 21 Aralık’ta son şeklini vereceklerini açıkladı.

 

Güvenlik önlemleri tam

Deprem ve terör tehdidi karşısında yapılacak santralin güvenliğinin nasıl sağlanacağı konusundaki soru üzerine Çakıroğlu, bu konuların kriterlerin değil daha sonra hazırlanacak yönetmeliğin konusu olduğunu belirterek, "Yer seçimi de dahil terör tehdidiyle ilgili bütün detayları Genelkurmay ile konuştuk, konuşuyoruz" dedi. Özellikle uygulanacak alçak savunma sistemi konusunda nükleer santralin güvenliği çerçevesinde sivil ve askeri otoritelerle uçuş koridorlarının değiştirilmesinin bile ele alındığını anlatan Çakıroğlu, "Tabii önemli olan o uçağın o santrale çarpmasına engel olmaktır. Bunun için hava güçlerinin reaksiyon süreçlerini de ölçen detaylı çalışmalar yapılıyor" diye konuştu.

Türk Telekom’un yüzde 3′ü çalışana

29 Kasım 2007 Perşembe Yorum yok »

Türk Telekom’un yüzde 3′ü çalışana

Yüzde 55′i Oger Telekom’un elinde bulunan Türk Telekom’un, yüzde 45′lik kamu payının halka arzı için hazırlıklar tamamlandı. Bakan Yıldırım Hazine’nin kontrolündeki hisselerin arzı ile ilgili stratejinin hazır olduğunu söyledi

Türk Telekom''un yüzde 3''ü çalışana

HAMDİ ATEŞ ANKARA
Türk Telekom özelleştirmesinde ikinci perde açılıyor. Uzun süredir hazırlık yapılan Türk Telekom hisselerinin halka arzı için hükümet düğmeye bastı. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Türk Telekom’un kamuya ait yüzde 45 hissesinin bir bölümünün halka arzı için Bakanlar Kurulu’na teklif sunacak. Yıldırım, Türk Telekom hisselerinin yüzde 15-25 aralığındaki hissesinin 2008 yılının ilk 6 ayında halka arz edileceğini açıkladı. Yıldırım, Telekom hisselerinin yüzde 3′ünün de çalışanlara ve-rileceğini kaydetti. Türk Telekom hisselerinin halka arz takvimini ise Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) belirleyecek.

YÜZDE 15-25 ARASINDA

Halka arz için bir yılı aşkın bir süredir devam eden çalışmalarda önemli bir noktaya gelindiğini belirten Yıldırım, "Halka arz için bir hafta içinde Bakanlar Kurulu’na teklifte bulunacağım. Halka arz edilecek hisse miktarı konusunda net bir rakam belirlemedik. Üzerinde çalışıyoruz. Yüzde 15 ile yüzde 25 arasında olabilir" diye konuştu.

Türk Telekom’un hisselerinin yüzde 55′i ni 2 yıl önce Oger Telecom alırken, yüzde 45′lik hisse ise Hazine’ye aitti. Oger ile yapılan hisse devir sözleşmesine göre kamu hisseleri devir tarihinden ancak 1 yıl sonra halka arz edilebilecekti. Bu süre geçen yıl doldu. Sözleşmeye göre Oger Telecom ise kendi hisselerini en erken sözleşme tarihinden 3 yıl sonra halka arz edebilecek veya başka bir şirkete devredebilecek. Ayrıca, Oger’in kendi hisselerini satabilmesi için kamu hisselerinin halka arz edilmiş olması da gerekiyor. Bu nedenle Oger Telecom, kamu hisselerinin halka arz edilmesini istiyordu.

 

İstanbul’a 3. gerdanlık için ilk kazma 2008′de

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, alternatif finans yöntemleriyle yapılması öngörülen otoyollardan İzmit Körfez geçişinden İzmir’e uzanan otoyol ile İstanbul’a yeni bir köprü yapımını da içeren Kuzey Geçişi projesine gelecek yıl başlamayı hedeflediklerini söyledi. Yıldırım, İstanbul Boğazı’na yapılacak 3. köprü konusunda da "Şimdi nihai bir güzergaha karar vereceğiz. Hazırlıklar son aşamaya geldi" dedi. Binali Yıldırım, 3. nesil mobil iletişim sistemlerine (3G) geçilmesi konusunda ise “Numara taşınabilirliği ve kapsama alanı sorunuyla 3G takvimi birlikte yürütülecek. Ne zamanki bunlar hazır, biz 3G’ye geçebiliriz" diye konuştu.

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.