Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Kategori : 'Dünya'

NEREDESIN EY OSMANLI !

22 Aralık 2007 Cumartesi Yorum yok »

Rusya’dan yeni nükleer füze

22 Aralık 2007 Cumartesi Yorum yok »

Rusya’dan yeni nükleer füze

Rusya’nın ordusunu yeni kıtalar arası balistik füze ve tanklarla güçlendireceği bildirildi.

Rusya''dan yeni nükleer füze Bulava-M (SS-NX-30)

MOSKOVA (A. A)

Savunma Bakan Yardımcısı Nikolay Makarov, Rus haber ajanslarına yaptığı açıklamada, nükleer denizaltı Yuri Dolgoruki’nin gelecek yıl Bulava adlı yeni kıtalararası balistik füzeyle donatılacağını söyledi.

Makarov, füzenin testlerinin hemen hemen tamamlandığını belirterek, gelecek yıl Rus ordusunun Bulava’ya "sahip olacağını" ifade etti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Bulava’nın Rus ordusunun en mükemmel projesi olduğunu belirterek, füzenin füze savunma kalkanlarını"deleceğini" söylemişti.

Bulava füzesi Rusya’nın yeni Borei sınıfı nükleer denizaltıları için tasarlandı.

Makarov, 2009 yılında yeni şase, silah, hedef tanıma ve ateş kontrol sistemleri içeren tank tipini de ordunun silahlarına ekleyeceklerini belirterek, tankların testlerinin sürdüğünü, gelecek yıl testleri tamamlamayı ve 2009′da da üretmeyi planladıklarını kaydetti.

Rusya kara kuvvetleri halen T-90, T-72 ve T-80 tipi tankları kullanıyor.

Rus ordusunun halen iki tank tipi üzerinde çalışmalarını devam ettirdiği, bunlardan birinin 1990′lı yıllarda Omsk tank tasarım bürosu tarafından yaratılan ve ilk kez 2004 yılında halka gösterilen "Black Eagle" (Kara Kartal), diğerinin ise Uralvagonzavod şirketi tarafından yapılan T-95 olduğu bildiriliyor.

Artan petrol ve doğal gaz fiyatları nedeniyle Rusya’nın milli gelirini artıran Putin, askeri harcamalarını artırdığı gibi, ABD’nin eski Doğu Avrupa ülkelerinde inşa etmeyi planladığı füze savunma kalkanı planını engellemek için diplomasi yoluyla etkisini kullanmaya çalışıyor.

Rusya, Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması’ndan (AKKA) çekilmiş, bu karar 12 Aralık 2007 de yürürlüğe girmişti.

Soğuk savaş döneminde doğu ve batı blokları arasındaki silahlanma yarışını azaltmak amacıyla ortaya atılan anlaşma, 1990 yılında imzalanmış ve 1999 yılında değişen koşullar yüzünden revize edilmişti.

Rusya anlaşmanın revize edilmiş versiyonunu 2004 yılında onaylarken, ABDve NATO üyesi ülkeler, Rusya’nın AKKA uyarınca Gürcistan ve Moldova’daki askerlerinin tamamını geri çekinceye kadar onaylamayacaklarını açıklamışlardı.

Putin’in AKKA’dan geçici olarak çekilme çağrısı ve ardından bu konuda Rus parlamentosunun alt kanadı Duma ile Federasyon Konseyi’nde kabul edilen kararı imzalaması, ABD ile doğu Avrupa’daki füze kalkanı konusunda yoğun tartışmaların yaşandığı döneme denk gelmişti.

AKKA, Ural Dağları’nın batısıyla Rusya’nın Avrupa sınırı arasındaki konvansiyonel silahlar ve askerlerin miktarının sınırlandırılmasını öngörüyordu.

Kremlin Rusya’nın AKKA’yı tek taraflı uyguladığını, dolayısıyla anlaşmanın artık ABD ve NATO tarafından Rusya’yı zayıflatmak için kullanıldığını savunarak, bu tezine de ABD’nin Romanya ve Bulgaristan’da kurmayı planladığı üsleri örnek olarak gösteriyor.

Rusya parlamentosu Avrupa’da tank, uçak ve diğer konvansiyonel silahların sınırlandırılmasını öngören AKKA’nın askıya alınması yönündeki kararı bu ay başında oy birliğiyle almıştı.

Guiliani’nin aşk faturası devlet kasasından

30 Kasım 2007 Cuma Yorum yok »

Guiliani’nin aşk faturası devlet kasasından

Guiliani''nin aşk faturası devlet kasasından

DIŞ HABERLER
ABD’de başkan adaylarından Rudy Giuliani’nin, metresine harcadığı onbinlerce doları devlete fatura ettiği iddia edildi. Önceki gece bir tartışma programında Cumhuriyetçi başkan adayları bir araya geldi. Giuliani ile Mitt Romney arasında gerçekleşen suçlamalar programa damgasını vurdu.

 

Guiliani’nin bir zamanlar New York Belediye Başkanı’yken şu an üçüncü olan kadınla yaptığı tatillerin faturasını devlete kestirdiği iddia edildi.

 

 

 

30.11.2007

6 bin Sünni Arap ABD saflarında

30 Kasım 2007 Cuma Yorum yok »

6 bin Sünni Arap ABD saflarında

DIŞ HABERLER
Irak’ta yaklaşık 6 bin Sünni Arap, Amerikan ordu birliklerinin oluşturduğu bir güvenlik paktına katıldı. Amerikan yetkileri bu paktı, direnişçilerin eski güçlü kalelerinden yeniden güçlenerek çıkmalarının engellenmesi açısından krtik öneme sahip bir anlaşma olarak nitelendiriyor. ABD ordusundan yapılan açıklamada savaştan bu yana başlatılan en büyük gönüllü seferberlik hareketi olarak nitelendirilen bu birleşme Kuzey Irak’ta yeni sığınaklar arayan El Kaide’-nin “son geçiş kapısını”tıkayacağı ifade edildi.

30.11.2007

Hayatım Guantanamo

30 Kasım 2007 Cuma Yorum yok »

Hayatım Guantanamo

Guantanamo’nun varlığından dünyayı haberdar eden eski tutuklu Begg, “Bir gece aniden tutuklandım. ABD’nin birilerini suçlaması gerekiyordu, o yüzden bizim hayatımızla oynadılar” dedi

Hayatım Guantanamo

NTVMSNBC
Eski ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’in “Guantanamo derhal kapatılmalı” şeklindeki çıkışı Guantanamo’yu yeniden dünya gündemine taşıdı. Eski Guantanamo mahkumu Muazzam Begg “2002′de ailemle Pakistan’a taşındık. Gönüllü öğretmen olarak çalışıyordum. Bir gece aniden kafama silah dayandı ve hiçbir şey söylemeden beni kaçırdılar. Çıktıktan sonra bile hayatım Guantanamo oldu” dedi.

11 Eylül’ün ardından, ABD’nin El Kaide’yi yok etmek amacıyla Afganistan’a yaptığı operasyonda yakalanan ‘şüpheliler’ arasında bulunan ve Guantanamo’da bir gardiyan aracılığıyla yazdığı mektubu basına yollayınca dünyayı bu hapishaneden haberdar eden Begg, “ABD’nin birçok gizli hapishanesi var. Oralarda işkence Guantanamo’ya göre daha fazla” dedi.

ABD’nin 11 Eylül olayından sonra birilerini suçlaması gerektiğini kaydeden Begg, “Bu yüzden bizim hayatımızla oynadılar” diye konuştu.

 

 

30.11.2007

Charles, Müslüman gibi konuştu

29 Kasım 2007 Perşembe Yorum yok »

Charles, Müslüman gibi konuştu

Prens Charles, Batı’nın gerçekleştirdiği bütün güzel işlerde, yüzyıllar boyunca Doğu’nun kendileri için bir ilham kaynağı olduğunu ve evrensel gerçekleri öğrettiğini söyledi.

Charles, Müslüman gibi konuştu

KONYA (CİHAN)
İngiltere Veliaht Prensi Charles, uluslararası sahnede her geçen gün daha çok yer alan Türkiye’nin, Ortadoğu barış süreci dahil, hayati öneme sahip küresel önceliklere destek amacıyla uluslararası camia ile yakın ilişkiler içerisinde olduğunu görmenin sevindirici olduğunu söyledi.

Prens Charles, Batı’nın gerçekleştirdiği bütün güzel işlerde, yüzyıllar boyunca Doğu’nun kendileri için bir ilham kaynağı olduğunu ve evrensel gerçekleri öğrettiğini söyledi.

Prensi Charles, Batılı yaklaşımlarının parçalayıcı ve yanlı olduğuna işaret ederek, "Kandiller farklı olsa da ışık aynı ışıktır. Işığa odaklanırsan, bu fani bedende, miras ikiliğin ötesini de görürsün. İnsanları ona çeken her ne olursa olsun, bence hayata Batılı yaklaşımımız bunun aksine parçalayıcı ve yanlı; hatta çoğu zaman bütünden çok parçayla, içselden çok dışsal olarak tanımlayabileceğimiz bir gerçeklikle ilgilenen bir hale gelmiştir" dedi.

CHARLES, EŞİ CAMİLLA İLE BİRLİKTE MEVLANA MÜZESİ’Nİ ZİYARET ETTİ

İngiltere Veliaht Prensi Charles eşi Cornwall Düşesi Camilla ile birlikte Mevlana Müzesi’ni ziyaret etti, sema gösterisi izledi. Prens Charles, eşi Cornwall Düşesi Camilla ile birlikte Konya Atatürk Havaalanı’na özel uçağı ile geldi.

Prensi, havaalanında Konya Valisi Osman Aydın, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi Nick Baird, Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Okudan karşıladı.

Prens ve eşinin kaymaması için, Mevlana Müzesi giriş kapısına uzanan yoldaki buzlar tuz ve kimyasal sıvı atılarak temizlendi. Eşi Camilla ve beraberindeki heyetle Mevlana Müzesi’ne gelen Prens Charles, VIP kapısı yerine vatandaşların kullandığı normal kapıdan giriş yaptı.

Müzeyi gezen Prens Charles ve eşi Camilla, yetkililerden, Mevlana ve müze hakkında bilgi aldı. Yaklaşık 45 dakika müzede duran Prens Charles, Mevlana’nın kabrinin bulunduğu bölümü uzun süre inceledi, duvardaki Arapça yazılar ve eserler hakkında bilgi aldı.

İçerdeki incelemelerinin ardından Mevlana Müzesi’nin arkasında bulunan Gülbahçe’ye giden Prens Charles, basın mensuplarına ilgilerinden dolayı teşekkür etti. Prens ve beraberindeki heyet, müzeyi gezdikten sonra arka kapıdan ayrıldı ve sema programı izlemek için Mevlana Kültür merkezi’ne geçti. Prensi, Kültür Merkezi girişinde mehteran takımı karşıladı.

PRENS VE EŞİ SEMA GÖSTERİSİNİ İZLEDİ

Mevlana Kültür Merkezi’ndeki sema gösterisinde Prens’e Konya Valisi Osman Aydın ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek eşlik etti. Semazenleri dikkatle izleyen Prens Charles, sema gösterisinin sonundaki Kur’an-ı Kerim tilavetini dinledi. Prens Charles, Kur’an-ı Kerim sonunda okunan Fatiha ardından yanındakilere danıştı.

Sema gösterisinin ardından konuşan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı, Hazreti Mevlana’nın doğumunun 800. yılında Konya’da görmekten büyük mutluluk, memnuniyet duyduğunu söyledi. Akyürek, "Ekselanslarının Hazreti Mevlana’nın insanlığa 750 yıl önce yaptığı çağrıları, bugüne taşımak amacıyla barış ve sevgi mesajlarını bir kez de buradan dünyaya seslenmek için aramızda olduğunu biliyorum. Bu duygu ve düşünceleri buradan Hazreti Mevlana’nın şehrinden, Konya’dan tekrar dünyaya seslendirmemiz çok önemlidir, çok manidardır. Medeniyetler ittifakına, dünya barışına katkı sağlayabilecek bir adımdır. Bu sebeple sizleri bugün burada ağırlamaktan memnuniyetimi tekrarlıyorum" dedi.

"TÜRKİYE ULUSLARARASI SAHNEDE HER GEÇEN GÜN DAHA ÇOK YERALIYOR"

İngiltere Veliaht Prensi Charles ise üç yıl sonra Türkiye’yi ziyaret etmekten büyük mutluluk duyduğunu söyledi. Prens Charles, "Bu seferki ziyaretimde ülkenizin kültürel ve tarihi mirasını bir parça da olsa görebilmesi için sevgili eşimi de beraberimde getirebilmiş olmaktan ve sürdürülebilir organik tarım ve tasarım teknolojisi gibi konularda yürütülecek toplantılarımız süresince ülkenizin geleceğine bakabilmekten büyük sevinç duymaktayım" diye konuştu.

Türkiye’nin uluslararası sahnede her geçen gün daha çok yer aldığını dile getiren Prens Charles, Ortadoğu’daki barış süreci de dahil hayati öneme sahip küresel önceliklere destek vermek amacıyla uluslararası camia ile yakın ilişkiler içerisinde olduğunu görmenin son derece sevindirici olduğunu söyledi. Prens Charles, şöyle dedi:

"Belki Türkiye’nin diğer uluslararası başarılarından oluşan uzun listeden bahsetmenin yeri burası değil ama Afganistan’da barış ve istikrarın sağlanması için yerli halk ile birarada çalışan Uluslararası Güvenlik Destek Kuvvetine yapmış olduğunuz güzide başkanlığı burada özellikle belirtmeden geçemeyeceğim. İtiraf etmeliyim ki burada, Mevlana Celalettin Rumi’nin son dünyevi mekanı olan Konya’da, ölümünün 800. yılını rahmetle anarken artık Mevlana Hazretleri’nin eserlerine Batı Dünyası’nda da büyük ilgi duyan çok sayıda kişi olduğunu görmek beni son derece etkiliyor. Ve kendimi bu kimselerin bir şekilde kendi hayatlarında eksikliğini hissedip Mevlana’nın şiirsel maneviyatında bulundukları şeyin ne olduğunu sorgulamaktan alıkoyamıyorum. Belki de bu, hepimizin hissettiği ancak Mevlana’nın son derece iyi bir şekilde anlayıp aktardığı yüreklerimizdeki o özlem olabilir mi? Ya da varlıkların dışa dönük ifadesiyle dolup taşmış bir dünyada, eserlerinin kendimizle çelişen bir şekilde hepimizin hala önemli olduğunu hissettiği ruh yolumuzu aydınlatmak için iç dünyamıza parlak bir ışık yansıtması mıdır bizleri çeken?"

"BATILI YAKLAŞIMLAR PARÇALAYICI VE YANLI"

Batılı yaklaşımlarının parçalayıcı ve yanlı olduğunu söyleyen Prens Charles, "Kandiller farklı olsa da ışık aynı ışıktır. Işığa odaklanırsan bu fani bedende miras ikiliğin ötesini de görürsün. İnsanları ona çeken her ne olursa olsun, bence hayata Batılı yaklaşımımız bunun aksine parçalayıcı ve yanlı; hatta çoğu zaman bütünden çok parçayla, içselden çok dışsal olarak tanımlayabileceğimiz bir gerçeklikle ilgilenen bir hale gelmiştir. Gerçekten de zaman zaman Batıda bizlerin her tür amaç ve niyetimizde gerçekliğin görünen kadar görünmeyen de bir boyutu olduğunu kavrayabilen yürek zekamızı, yani içgüdüsel niteliklerimizi terkettiğimiz hissine kapılıyorum. Belki de bunu olmasaydı yok olmaya karşı çok daha savunmasız hale geceğimiz Tanrı’nın bize verdiği duyulardan birisi olan bir ‘altıncı his’ olarak da adlandırabiliriz. Ve tabiki bu parçamızı tekrar sınamalarla yüzleşebilmek için ihtiyaç duyacak olduğmuz bütünlük hissini yeniden oluşturabilmemiz gerekmektedir" şeklinde konuştu.

Prens Charles, konuşmasında, Batı’nın gerçekleştirdiği bütün güzel işlerde, yüzyıllar boyunca Doğu’nun kendileri için bir ilham kaynağı olduğunu ve evrensel gerçekleri öğrettiğini söyledi. Dünya’nın ve tüm evrenin bir bütünlük içerisinde birbirine geçmiş ve bağlı olduğunu söyleyen Prens Charles, konuşmasında Kur’an-ı Kerim ve İncil’den ayetlere yer verdi.

Konuşmaların ardından Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, Prens Charles ve eşine sandık içerisinde kilim, eşarp ve semazen sikkesi hediye etti.

Acıkan Alman, dönerciye koşuyor

29 Kasım 2007 Perşembe Yorum yok »

Acıkan Alman, dönerciye koşuyor

“Karnı acıkan Alman, soluğu dönercide alıyor. Mehmet Dayı”nın bakkalında alışverişini yapıp, yeni cep telefonu kontratını da “Çılgın Ahmet”in dükkanında imzalıyor."

Acıkan Alman, dönerciye koşuyor Sadece acıkanlar değil, oy isteyen siyasetçiler de soluğu dönercilerde alıyor. Fotoğraftaki siyasetçi Alman Birlik 90/Yeşiller Partisi Eş Başkanı Claudia Roth

BONN(ANKA) YENİ ŞAFAK İNTERNET
Alman basınında “Karnı acıkan Alman, soluğu dönercide alıyor. Alışverişini “Mehmet Dayı”nın bakkalında yapıp, yeni cep telefonu kontratını da “Çılgın Ahmet”in dükkanında imzalıyor. Gelişme, entegrasyonu da olumlu yönde etkiliyor” değerlendirmesi yapıldı.

Alman Yayın Kuruluşu Deutcshe Welle’nin haberinde, “Almanya nüfusunun beşte biri ya göçmen olarak Almanya’ya gelmiş ya da göçmen çocuğu. Göçmenler arasındaki serbest meslek sahiplerinin sayısı son yıllarda oldukça arttı. Almanya’da kurulan her on işyerinden biri kökleri dışarıda olan müteşebbislere ait” denildi.

Haberde Türk-Alman Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Holger Hey’in şu sözlerine yer verildi:

“Her işe yatkınlar, dinamikler ve değer katkıları çok yüksek” diyor. 1990′lı yıllardan bu yana yabancı müteşebbis sayısı ikiye katlandı. Bunun en önemli nedeni göçmen arasındaki nesil değişikliği. 1960 ve 70′li yıllarda misafir işçi olarak Almanya’ya gelen yabancıların çocuk ve torunları kendi işyerini kuruyorlar. Yüksek işsizlik ve istihdam imkanlarının daralması da genç kuşak göçmenleri serbest meslek sahibi olmaya itiyor”

Alman yayın kuruluşunun haberinde Essen’deki Türkiye Araştırmalar Merkezi’nden Cengiz Yıldırım’ın “Serbest mesleğe atılan göçmenlerin artık bütün işkollarına ilgi duyduklarını ve müşterilerinin büyük bölümünü de Almanlar’ın oluşturduğunu söylediği belirtildi.

ÇİFT DİL AVANTAJI

Almanların en çok döneri sevdiğinin belirtildiği haberde şu değerlendirmelere yer verildi:

“Karnı acıkan Alman, soluğu dönercide aldığı, alışverişini “Mehmet Dayı”nın bakkalında yapıp, yeni cep telefonu kontratını da ‘Çılgın Ahmet’in dükkanında imzalıyor. Bu gelişme, entegrasyonu da olumlu yönde etkiliyor. Modern göçmen, artık etnik piyasa boşluklarını değerlendirmekle yetinmeyip bütün branşlarda iş sahibi olmayı deniyor. Hekimlik, avukatlık, danışmanlık ve diş doktorluğu gibi mesleklerde çalışan yabancıların sayısı hızla artıyor. Bir diğer avantajları da en az iki dil bilmeleri. Hem Almanlarla hem de hemşerileriyle ana dillerinde anlaşabiliyorlar” diye kaydedildi.

Oxford karıştı

28 Kasım 2007 Çarşamba Yorum yok »

Oxford karıştı

Oxford karıştı

DIŞ HABERLER
Dünyanın itibarlı üniversitelerinden Oxford’da, tartışmalı iki ismin konuşmacı olarak davet edildiği bir panel, yüzlerce öğrenci tarafından protesto edildi. Oxford Öğrenci Forumu’na davet edilen konuşmacılardan aşırı sağcı Britanya Ulusal Partisi lideri Nick Griffin ve Yahudi soykırımıyla ilgili resmi söylemi yalanlayan görüşleriyle tanınan İngiliz tarihçi David Irving, öğrencilerin protestosuyla karşılandı.

 

Toplantının yapılacağı bina çevresinde toplanan yüzlerce kişi, polis barikatını aşarak salona girip oturma eylemi yaptı. Göstericiler daha sonra ayrılmaya ikna edilseler de, Griffin ile Irving ayrı odalarda konuşma yapmak zorunda kaldı. Tarihçi Irving, görüşlerinden taviz vermeyeceğini söyleyerek, "Benden yazmamı istediklerini değil, arşivlerde bulduklarımı yazacağım” dedi.

Vahşice öldürüp çarmıha gerdiler

28 Kasım 2007 Çarşamba Yorum yok »

Vahşice öldürüp çarmıha gerdiler

Tayland’da orduya muhbirlik yaptığı öne sürülen bir kişi, vahşice öldürüldükten sonra çarmıha gerildi, iki Budist de kafaları kesilerek öldürüldü.

NARATHİWAT (A.A)
Güvenlik güçlerinin açıklamasına göre, Müslümanların çoğunlukta olduğu güneydeki Narathiwat bölgesinde, 58 yaşındaki bir Müslüman, ayrılıkçı militanlar olduğu tahmin edilen kimselerce vurularak öldürüldü. Bu kişinin kopma noktasına gelen başı, kolları ve bacaklarından haç şeklindeki bir tahtaya çivilendiği belirtildi.

Yetkililer, bu olaydan birkaç saat sonra da, yakın bir bölgede iki Budist balıkçının vurularak öldürüldüğünü, sonra da kafalarının kesildiğini bildirdi. Malezya sınırı yakınlarındaki bölge, 4 yıldır ayrılıkçı şiddet olaylarına sahne oluyor. Olaylarda 2700′den fazla kişi hayatını kaybetti.

Kürt basınını uyardı: Türkiye aleyhine yayın yapmayın

24 Kasım 2007 Cumartesi Yorum yok »

Kürt basınını uyardı: Türkiye aleyhine yayın yapmayın

Irak’ın kuzeyindeki Bölgesel Kürt Yönetimi’nden yerel basına uyarı geldi. Kürt Yönetimi’nin başbakanı Neçirvan Barzani, medya temsilcilerini toplayarak, "Dost ülke Türkiye aleyhine haberlere yer vermeyin. PKK’yı övücü yayın yapmayın." dedi. Kürt yönetimi, yabancı basının Kandil’e çıkışını da yasaklamıştı.

document.write(”);document.write(”);document.write(”);document.write(”);document.write(’‘);document.write(”);

Sınır ötesi operasyon için Meclis’ten tezkere yetkisi alan hükümetin Kuzey Irak Kürt yönetimi üzerindeki baskısı sonuç veriyor. ABD’nin de devreye girmesiyle birlikte Bölgesel Kürt yönetimi PKK’ya yönelik önlemlerini sıkılaştırdı. Terör örgütüne karşı askerî anlamda harekete geçmeyen Kürt yönetimi, örgütün hareket kabiliyetini kısıtlayacak, lojistik desteğini kesecek ciddi önlemler almaya başladı. PKK ile bağlantılı başta Kürdistan Demokratik Çözüm Partisi olmak üzere kent merkezlerindeki parti binaları ile irtibat ofisleri kapatıldı. Kandil Dağı bölgesine çok sayıda peşmerge sevk edilirken, kontrol noktaları da artırılarak, silah ve gıda sevkiyatı durduruldu. Yabancı basının Kandil’e çıkışına yasaklama getirilmesinin ardından bölgesel yönetim, son uyarıyı, Türkiye’ye karşı önyargılı yayın politikası izleyen yerel basına yaptı. Bölgesel yönetimin başbakanı Neçirvan Barzani, Erbil’de genel yayın yönetmenleri, haber müdürleri ile editörlerin bulunduğu yaklaşık 24 kişiden oluşan basın temsilcileri ile bir araya geldi. Önceki gün gerçekleşen toplantıda Barzani, Kandil Dağı’na yerel ve yabancı gazetecilerin çıkmasının yasaklanmasını savundu. PKK ve Türkiye ile ilgili haberleri konusunda gazetecileri uyardı. Barzani, "Türkiye dost ülkedir. Aleyhte yayın yapmayın." dedi. Neçirvan Barzani, ‘şiddet yanlısı bir örgüt’ olarak nitelendirdiği PKK’yı övücü haberlere basın organlarında yer verilmemesini de istedi.

Zagroz TV Haber Müdürü Fahir Hamevand ve Hebat Gazetesi yazarlarından Muhammed Zengene’nin verdiği bilgilere göre Neçirvan Barzani, Türkiye’yi ‘dost ülke’ PKK’yı ise ‘şiddet yanlısı bir örgüt’ olarak nitelendirdi. Basın mensuplarından Türkiye aleyhine haberlere yer vermemelerini ve PKK’yı övücü yayın yapmamalarını istedi. PKK ve peşmerge güçleri arasında geçmişte yaşanan savaşta 3 bin 500 kişinin hayatını kaybettiğini söyledi, 700 kişinin de yaralandığının altını çizdi. Barzani gazetecilere, "PKK bölgede bulunan köylerimize dönmemize izin vermiyor." diye konuştu. Toplantıya katılan Hebat Gazetesi yazarlarından Zengene, yerel medyanın son günlerde yayınlarına dikkat ettiğini belirtti. Zengene, "Biz ortamı gerginleştirecek haber yapmamaya çalışıyoruz. Türkiye, 1991 yılında bize yardım elini uzattı. Sorun savaşla değil diyalog ile çözülür." dedi. Bölge ile Türkiye arasında sınır ötesi operasyon söylentileri nedeniyle gerginleşen durumda basının payı büyük rol oynamıştı.

İngiliz Independent gazetesi de geçtiğimiz günlerde duyurduğu haberinde Bölgesel Kürt Yönetimi’nin Türkiye’nin PKK’ya karşı hareket etmeleri yönündeki baskılarına direndiğini; ancak dağlık bölgelerdeki peşmergelere, kontrol noktalarına gelen gazetecilerin, PKK’nın bulunduğu bölgelere çıkmalarını engellemeleri talimatını verdiğini yazmıştı.

Öte yandan Hakkâri’nin Yüksekova, Şemdinli ve Çukurca ilçelerinde kar yağışı etkili oluyor. Ancak, TSK’nın terör örgütü PKK’ya yönelik operasyonları sürüyor. Güvenlik güçleri yer yer 30-40 santimetreyi bulan kara rağmen, mağaraları arıyor ve yollarda mayın taraması yapıyor. Helikopterler ise bölge üzerinde sürekli keşif uçuşları yapıyor. Meteoroloji’den gelen bilgilere göre bölgedeki kar yağışı etkisini artırarak devam edecek.
M.Alihan Hasanoğlu / Erbil
Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.