Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Kategori : 'Din'

Allah’ın Kitabı ve Peygamberi’nin sünneti.”

11 Mart 2008 Salı Yorum yok »

Size iki şey bırakıyorum ki, onlara tutunduğunuz müddetçe asla dalâlete düşmezsiniz:
Allah’ın Kitabı ve Peygamberi’nin sünneti."

Rabbimiz’in “Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı seçip-beğendim…” (Maide Suresi, 3) ayetiyle de bildirdiği gibi İslam dini “son hak din”dir, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) ise “Allah’ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur.” (Ahzab Suresi, 40) İman edenler Allah (cc)’ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmak için nasıl bir ahlak göstermeleri gerektiğini; nelerden sakınıp nelere dikkat etmeleri gerektiğini; haram ve helalleri; kısaca Allah (cc)’ın hoşnut olacağı bir yaşamın nasıl olacağını tüm ayrıntıları ile Kuran’dan öğrenirler. Rabbimiz’in tüm inananlara bir diğer rahmeti ve lütfu ise Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetidir.
Peygamberimiz (sav), Allah (cc)’ın "Andolsun, sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için Allah’ın Resûlü’nde güzel bir örnek vardır" (Ahzap Suresi, 21) ayeti ile ahlakını tüm insanlara örnek gösterdiği mübarek bir insandır. İmanı, takvası, ilmi ve üstün ahlakı ile tüm insanlara örnektir. Sabrı, tevekkülü, cesareti, Allah (cc)’a bağlılığı ve yakınlığı, adaleti, müminlere olan merhameti, sevgisi ve şefkati, feraseti ve basireti ile müminlerin kendisine hayranlık duydukları bir ahlaka sahiptir. Bu özelliklere sahip olmayı, iman eden her insan gönülden ister ve bunun için de ciddi bir çaba gösterir. Çünkü Peygamberimiz (sav)’in ahlakına benzer bir ahlaka sahip olmak, Kuran ahlakını yaşamak anlamına gelir. İşte tüm bu nedenlerle Kuran’ı anlamak ve yaşamak isteyenler için Peygamberimiz (sav)’in tüm sözleri, uygulamaları, kararları, öğütleri, tavsiyeleri ve yaşamının her anı -diğer bir deyişle sünneti- çok değerli bir rehberdir.
Allah (cc) Kuran’da peygambere itaat etmenin ve onun yoluna uymanın önemini pek çok ayetle bildirmiştir. Bu ayetlerden biri şu şekildedir:
Kim Resûl’e itaat ederse, gerçekte Allah’a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, Biz seni onların üzerine koruyucu göndermedik. (Nisa Suresi, 80)
Görüldüğü gibi Allah (cc)’a itaat eden ve teslim olan kişinin en önemli alametlerinden birisi o kişinin peygambere olan itaati ve bağlılığıdır. Çünkü Allah (cc) peygamberleri Kendi izni ile insanları doğru yola iletmeleri için göndermiştir. Eğer bir kimse Allah (cc)’ın yoluna uymak ve Allah (cc)’ın hoşnut olacağı bir insan haline gelmek istiyorsa, Peygamber Efendimiz (sav)’e itaat etmeli ve tam anlamı ile onun yoluna uymalıdır. Rabbimiz “Öyle ki size, kendinizden, size ayetlerimizi okuyacak, sizi arındıracak, size kitap ve hikmeti (sünneti) öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi gönderdik.” (Bakara Suresi, 151) ayetiyle bizlere bu gerçeği haber vermektedir. Nitekim bu ayette geçen “hikmet” ifadesi İslam alimleri arasında ittifakla "Peygamber Efendimiz (sav)’in sünneti" olarak kabul edilmiştir.
Müminlere anlaşmazlığa düştükleri konularda Kuran’ı ve Peygamberimiz (sav)’in sünnet-i seniyyesini kendilerine yol gösterici olarak almaları emredilmiştir. Rabbimiz Kuran’da şu şekilde buyurmaktadır:
Hayır öyle değil; Rabbine andolsun, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem kılıp sonra senin verdiğin hükme, içlerinde hiç bir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar. (Nisa suresi, 65)
Bu ayette de açıkça buyurulduğu gibi, Peygamberimiz (sav) Hz. Muhammed (sav)’in uygulamaları, müminler için kesin bir hükümdür. Çünkü sünnet Kuran’ın yorumu, açıklaması, tefsiridir. Bu nedenle de Peygamberimiz (sav)’in sünnet-i seniyyesi konusunda mümin erkek ve kadınlar için herhangi bir reddetme hakkı yoktur. Kuran’da şu şekilde buyurulmaktadır:
Allah ve Resûlü, bir işe hükmettiği zaman, mü’min bir erkek ve mü’min bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resûlü’ne isyan ederse, artık gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır. (Ahzab Suresi, 36)
…Resûl size ne verirse artık onu alın, sizi neden sakındırırsa artık ondan sakının ve Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, cezası (ikabı) pek şiddetli olandır. (Haşr Suresi, 7)
Aralarında hükmetmesi için, Allah’a ve elçisine çağrıldıkları zaman mü’min olanların sözü: "İşittik ve itaat ettik" demeleridir. İşte felaha kavuşanlar bunlardır. (Nur Suresi, 51)
Bir insanın Peygamberimiz (sav)’e olan teslimiyeti ve verdiği hükümleri eksiksiz yerine getirmesi, o kişinin imani bir şuurla hareket ettiğinin göstergesidir. Eğer bir insan gönülden Peygamberimiz (sav)’e uyuyor ve onun verdiği hükümler hakkında kalbinde hiçbir şüphe duymuyor ise, bu kişi aslında Allah (cc)’ın hükmüne uyduğunun bilincindedir. Rabbimiz bir ayetinde “O hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz. O’nun söyledikleri yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir” (Necm Suresi, 3,4) şeklinde buyurarak Peygamberimiz (sav)’in ancak vahiyle konuştuğunu ve onun sözlerinin Kendi koruması altında olduğunu haber vermektedir. Nitekim Peygamberimiz (sav) de kendisinin yoluna uyulmasının ne kadar önemli olduğunu, özellikle kendisinden sonra gelecek olan nesillerin bu konuya hassasiyet göstermeleri gerektiğini hadis-i şeriflerde şöyle belirtmiştir:
Benden sonra yaşayanlar, pek çok ihtilâf ve herc-ü merc görecekler. Size sünnetimi ve doğruya götüren râşid halifelerin yolunu, sünnetini tavsiye ederim. Siz ona sımsıkı sarılın. Dişlerinizle sımsıkı tutunun sünnetime ve râşid halifelerin sünnetine. Sakının; sonradan çıkma işlerden sakının! Çünkü, her sonradan çıkma bid’at, her bid’at da dalâlettir.
Muhakkak ki, en güzel söz Allah’ın kitabıdır. En güzel yol da Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)’in yoludur. İşlerin en kötüsü de dine aykırı olarak sonradan çıkarılandır.
Ayrıca unutulmamalıdır ki Peygamberimiz (sav)’in sünneti ve onun iman edenleri çağırdığı yol, inananlara hayat verecek bir yoldur. Allah (cc) bir ayetinde şu şekilde buyurmuştur:
Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah’a ve Resulüne icabet edin. Ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz gerçekten O’na götürülüp toplancaksınız. (Enfal Suresi, 24)
Salih müminlerin yapması gereken Peygamberimiz (sav)’in kendilerini hayat verecek bir yola davet ettiğini bilerek, onun yoluna uymaları ve sünnet-i seniyyeyi kendilerine bir rehber olarak görmeleridir. Allah (cc)’ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmak isteyen kişi en başından itibaren binasını sağlam bir temel üzerine kurmalıdır. Kendisine Kuran’ı rehber edinmiş ve Peygamberimiz (sav)’in ahlakını örnek almış bir kişi, doğru olan yola uymuş bir kişidir. Allah (cc) Kuran’da binasının temelini baştan sağlam kuran insanlardan şöyle bahsetmektedir:
Binasının temelini, Allah korkusu ve hoşnutluğu üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa binasının temelini göçecek bir yarın kenarına kurup onunla birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulmeden bir topluluğa hidayet vermez. (Tevbe suresi, 109)
Allah (cc) korkusu ile hareket eden ve Allah (cc)’ın hoşnutluğunu kazanmak için çaba harcayan kimse Peygamberimiz (sav)’in sadık bir takipçisi olur, ahlaken ve imanen Peygamberimiz (sav)’e benzemeye çalışır. Peygamberimiz (sav)’e benzemek ise ancak Kuran’a tabi olmakla ve sünnet-i seniyyeden ayrılmamakla mümkündür.

Sünnetin Çeşitleri

11 Mart 2008 Salı Yorum yok »

 

Sünnetin Çeşitleri

   

Bütün bu tariflerden anladığımız hususları şu üç kısma irca’ edebiliriz: 

        a. Kavlî Sünnet  

        Sünnet, Allah Resûlü’nün (sav) mübarek sözleridir; yani sünnetin bir bölümünü O’nun nurlu sözleri teşkil eder ki, bunlar, Kur’ân’da yer almayan, fakat bütün fukahâca fıkıh kitaplarına alınıp, pek çok hükme esas kabul edilen O’na ait nurefşan beyanlardır ki, misal olarak şunları zikredebiliriz:

        a. Efendimiz (sav), “Varise vasiyet yoktur.”1 buyururlar. Yani, miras bırakan kimse, kendisine vâris olacak biri için mirasından vasiyette bulunamaz.

        b. Yine, usûl-i fıkıhta yer alan bir başka mübarek sözlerinde Efendimiz (sav), “Zarar verme ve zarara zararla mukabele etme yoktur.”2 buyurmuşlardır. Yani, kimseye zarar verilemeyeceği gibi, birine zarar veren kişiye de zararla mukabele edilemez.

        c. Allah Resûlü’nün bir diğer mübarek sözlerinde ise şöyle buyurulmaktadır: “Yağmurların ve akarsuların suladığı arazide öşür (onda bir), hayvanlar ile sulanan arazide öşrün yarısı (yirmide bir) zekât vardır.”3

        d. “Deniz suyuyla abdest alabilir miyim?” diye soran bir sahâbîsine Allah Resûlü, dünya kadar fetvalara esas teşkil edecek şu mübarek sözüyle karşılık verir: “Onun suyu temiz, ölüsü de helâldir.”4

        b. Fiilî Sünnet

        Rasûl-i Ekrem’in (sav) davranışları ve hareketleriyle ortaya koyduğu sünnetdir ki, bunlarla konulan hükümler, Kur’ân’da sarihen zikredilmemiştir. Meselâ; Kur’ân-ı Kerim’de namaz emredilmiş olduğu ve bazı yerlerinde “rükû edin, secde edin” gibi emirler bulunduğu; hattâ umumi bazı vakitler zikredildiği hâlde, kesin olarak hangi vakitlerde ve kaç defa namaz kılınacağı, namazın nasıl eda edileceği, onun farzları, vacipleri ve nelerin namazı bozduğu açıklanmamıştır. Bütün bu hususlarda, sünneti nazara veren Efendimiz (sav): “Beni, nasıl namaz kılıyor görüyorsanız, siz de öyle kılın.”5 buyurarak, sünnetin husûsî teşrî’ine işaret etmişlerdir. [Bu noktada, Efendimiz’in namazının önceki ümmetlerin namazı gibi olduğu da asla söylenemez; kaldı ki, bu noktada tek bir kayıt bile yoktur.] Yine, menâsik-i hacc mevzuunda da Efendimiz, “Haccın menasikini benden alın.”6 buyurmuşlardır. Yani, sünnet olmasaydı, nasıl, ne zaman, kaç vakit, kaç rekât namaz kılacağımızı ve nasıl haccedeceğimizi bilemeyecektik.  

        c. Takrirî Sünnet  

        Resûlullah (sav), ashâbında gördüğü bazı hoşuna gitmeyen davranışları usûlünce tenkid buyururlardı. Meselâ minbere çıkar ve isim tasrih etmeden, “Cemaate ne oluyor ki, falan şöyle yapıyor?!” diye ikaz ve tembihte bulunurlardı. Bu arada, bazen de gördüğü davranışları menetmez ve sükûtuyla onları tasvip buyururlardı ki, bu da sünnetin takrirî kısmını teşkil etmektedir. Hadîs ve fıkıh kitaplarında bu kısmın misalleri de çoktur.

Günlük Hayatta Sünneti Seniyye

11 Mart 2008 Salı Yorum yok »

1.           Hayırlı işlerde sağı, adi işlerde solu kullanmak. 
2.           Yemekten önce ve sonra elleri yıkamak. 
3.           Yemeğe besmele ile başlamak, Allah’ın sonsuz ikram ve nimetlerini tefekkür ederek yemek, sonunda da hamd etmek. 
4.           Yemekte tabağın kendi önümüze gelen tarafından yemek. 
5.           Yerde bir sofra bezinin üstünde yemek. İhtiyaç olduğu takdirde masada da yenilebilir. 
6.           Yemeğe sofradakiler ile beraber başlamak. 
7.           Acıkmadıkça yememek, tam doymadan yemeği bırakmak. 
8.           Tabağa az yemek koydurtup artık bırakmamak. 
9.           Sofrada sağ dizi dikip, sol dizi yere yatırmak. 
10.      Saf ipek ve saf altın ümmet-i Muhammed’in erkeklerine haram kılınmıştır. 
11.      Selamı yaymak. Selam, kelamdan önce gelir. 
12.      Eve girince ilk söz ev halkına selam vermek olmalıdır. 
13.      Selamla birlikte samimiyetle, tebessüm ederek musafahada bulunmak. 
14.      Musafaha ile birlikte, hürmet, samimiyet ve şefkate vesile olan kucaklaşmalar yapılabilir. Süfli hisleri uyandıracak sarılmalar caiz değildir. 
15.      Musafahada önce eli uzatan çekmelidir. Biz çekersek buluşmadan memnuniyetsizlik manası çıkabilir. 
16.      İlmiyle amil din adamları ile adil devlet başkanlarının eli öpülür, beşeri hisleri yok olmuş yaşlı hanımlara selam verilebilir, gerekirse eli de öpülebilir. Yeter ki fitneye sebep olmasın. 
17.      Hediyeleşmek ve gelen hediyeye aynıyla veya daha güzeliyle karşılık vermek. 
18.      Az gülmek, gülünce kahkaha ile değil, tebessüm ederek gülmek. Mütebessim olmak. 
19.      Çoğu zaman susmak, tefekkür etmek, ihtiyaç olunca konuşmak. 
20.      Tane tane, orta bir ses tonuyla konuşmak. Çok mühim şeyleri üç defa tekrar etmek. 
21.      Konuşmaya Allah’ın adıyla başlamak ve Allah’ın adıyla bitirmek. 
22.      Nefsi ve dünyalık bir şey için öfkelenmemek. Bir hak zayi olduğunda ve uhrevi meselelerde, Allah ve din hakkı için öfkelenmek. 
23.      Doğru sözle şaka ve mizah yapmak. 
24.      Boş işler (malayani) ile iştigal etmemek. 
25.      Uyku için yatınca önce sağ tarafına yatmak, sağ yanağını sağ avucunun içine koymak ve o günün muhasebesini yapmak. 
26.      Yüzükoyun yatmamak. 
27.      Yatağa girdiğinde avuçları açık olarak birleştirerek İhlas, Felak ve Nas surelerini okuyup avucunun içine üfleyip sonra bütün vücudunu sıvazlamak, bunu üç defa tekrarlamak. 
28.      Beyaz giymek. 
29.      Mest giymek. 
30.      Ayakkabı giyerken önce sağdan başlamak, çıkarırken de önce soldan çıkarmak. 
31.      Takke ve sarıkla başı kapatıp namazı öyle kılmak. 
32.      Soğan ve sarımsak kokusuyla mescid ve meclislere yaklaşmamak. 
33.      Üzerinde kudsi kelimeler ve ayetler yazılı eşya ile tuvalet ve pis yerlere girmemek. 
34.      Misafire elinde bulunandan ikramda bulunmak. Misafir ve ziyaretçileri temiz bir kılık kıyafetle karşılamalı. 
35.      Aksırınca sesi az yükseltip, “Elhamdülillah” demek. Böyle diyene de “Yerhamükellah” demek. Bize dediklerinde “Yehdina ve yehdikümüllah” diye cevap vermek. Bu üçe kadar böyle mukabele şeklinde devam edebilir. Üç defadan fazla aksıran olursa, nezleden aksırmıştır ve mukabele gerekmez. 
36.      Esnemeyi mümkün olduğu kadar gizlemek. Ağzı elle kapayarak gidermeye gayret etmek. Namazda iken esneme gelirse, ayakta ise sağ elin, diğer hallerde ise sol elin tersi ile ağzı kapatmak münasip olur. 
37.      Davete icabet ve hediyeyi kabul etmek. 
38.      Kapıyı üç defa vurmak, cevap verilmezse geri dönüp gitmek. “Kim o?” diye sorulduğunda, “Benim.” dememek, kendimizi açık bir şekilde tanıtmak, maksadımızı belirtmek. Kapının tam karşısında durup içeriyi gözleme durumunda bulunmamak. Biraz kenarda durarak, ailedeki mahremiyeti görmekten içtinap etmek. 
39.      Ayakta bevletmemek. Tuvalette idrar saçıntısından, korunmak. Hadiste kabir azabının çoğunun idrar saçıntısından ileri geldiği bildirilmiştir. Tuvalete ihtiyaç için oturduğu vakit ön ve arkanın kıbleye karşı dönük olmaması gerekir.40.      Banyo yapılan yere bevletmemek. Çünkü vesvesenin çoğu bundandır. 
41.      İnsanların istifade ettiği gölgeliklere, yol ve yol kenarlarına, çeşme ve pınarlara bevletmemek, pisletmemek ve de tükürmemek. Hadiste, bunu yapanların lanetlenmesinden korkulacağı bildirilmiştir. 
42.      Kasık ve koltuk altı temizliğine titizlik göstermek. Buralardan ayrılan parçalar temizken ayrılmasına da dikkat etmeli ve cünüp iken buraları tıraş etmemelidir. Bu tür temizlik caiz olsa da sünnete uygun değildir. 
43.      Büyük ve umumi banyolarda tesettürle yıkanmalı, peştamal kullanılmalı. 
44.      Mümkünse her abdest alışta misvak (fırça) kullanmak.
Diyanet İşleri Başkanlığının neşrettiği misvak hadisi tercümesinde şöyle bir hüküm mevcuttur: “Misvaktan kasıt dişlerin temizlenmesi, ağız içindeki kötü kokunun giderilmesi ve mikropların yok edilmesidir. Bunu temin eden Erek ağacından başka fırçalar da varsa, o da misvak yerini tutar.” 
45.      Emin ve muttaki insanlarla istişare etmek, neticedeki karara tevekkülle uymak. 
46.      Cömertlik. “Cömert Allah’a yakın, cimri ise Allah’a uzaktır. Cömertlik kökü cennette olan bir ağacın dünyaya sarkmış dalıdır. Kim o dala tutunursa o dal onu cennete çeker.” 
47.      Çok tefekkür etmek. “Tefekkür gafleti izale eder. Ölümü tefekkür etmek fani lezzetleri acılaştırır. Eşyanın üzerindeki fena damgasını gösterir.” 
48.      Borçlanmalarda durumu yazıyla veya bir şahitle tevsik etmek. Böyle bir tedbir asla itimatsızlık sayılmaz. Anlaşmalarda değişik tevil ve tefsirlere yol açacak boşluklar bırakılmamalıdır. Durumu net olarak tespit etmek lazımdır. 
49.      Bir yakını vefat eden Müslüman kardeşini teselli ederek taziyede bulunmak. “Allah merhuma rahmet etsin.” şeklinde dua yapılır. Taziye ziyareti vasati üç gün içinde yapılır. Üç günden sonraki ziyaretlerde vefatı hatırlatıp hüznü deşmek uygun olmaz. Evinden cenaze çıkan kimseler üzüntüden dolayı yemek hazırlayıp sofra kuramazlar. Bunun için vefalı komşular bir müddet bu eve yemek getirirler. Böylece hüzünlerine ortak olduklarını fiilen göstermiş olurlar. Cenaze sahibi üç gün kendisine kolayca erişilebilecek bir ortam hazırlar ve böylece kardeşlerinin taziyede bulunabilmelerine imkan tanınmış olur 
50.      Ölmüş kimseleri hayırla yad etmek. 
51.      Mevtanın ardından yüksek sesle ve çırpınarak, saç baş yolarak ağlamamak. Böyle yapmak kadere itiraz ve Cenabı Hakkın takdirini itham etmek olur. Ayrıca bu mevtaya iyilik değil azaba vesile olur. 
52.      Sekerat halindeki hastalara “La ilahe illallah, Muhammedün rasulullah.” şeklinde telkinde bulunmak. Hastanın dudaklarını temiz ve ıslak bir bezle sulandırıp kurumamasını sağlamak. Ölüm vaki olup son nefes verilince, okumalar durdurulur ve cenazenin uzağında devam edilebilir. Çenesinin açık kalmaması için mendil ve benzeri şeylerle başa bağlanır. Gözleri açık ise kapatılır. 
53.      Kabirleri ziyaret etmek. Gafleti dağıtır ve uhrevi tefekküre vesile olur. Kabristanın kapısına yaklaşınca, kabir halkına gizlice selam verilir. “Ey kabir sakinleri, esselamu aleyküm. Sizler bizden önce geldiniz, bizler de sizleri takip edeceğiz. Size Allah’tan af ve mağfiret dileriz.” Şeklinde selam ifade edilebilir. Sonra ziyaret edilecek merhumun ayakucu tarafından yaklaşılır. Yüzüne müteveccihen veya kıbleye karşı durulur. Kur’an ve dualar okunabilir. Ziyaret esnasında mezarları çiğnemek mekruhtur. Şayet geçip gitmek için başka müsait yol yoksa, merhuma sevap hediye edilerek, geçilebilir. Mezar üzerindeki yeşillikler yolunmaz, bilakis çiçekler ekilir. Kurumuş otlar ayıklanır. 
54.      Hasta akraba, dost ve arkadaşları ziyaret etmek. Onlara teselli ve ümit vermek. Ziyareti uzun tutmamak. Hastanın hoşa gitmeyecek hallerini başka yerde anlatmamak. 
55.      Sıla-i rahimde bulunmak. “Akrabayla alakayı kesen bir kimsenin bulunduğu meclise Allah’ın rahmeti inmez.” 
56.      Zemzem suyunu hürmeten ayakta ve kıbleye karşı dönerek içmek. 
57.      Anne-babaya itaat etmek, onlara ihsanda bulunmak, kalplerini kırmamak ve hayır dualarını almak.

PEYGAMBER EFENDİMİZİN SÜNNETLERİ

11 Mart 2008 Salı Yorum yok »

1. hayırlı işlerde sağı, adi işlerde solu kullanmak.

2. yemekten önce ve sonra elleri yıkamak.

3. yemeğe besmele ile başlamak, allahr17;ın sonsuz ikram ve nimetlerini tefekkür ederek yemek, sonunda da hamd etmek.

4. yemekte tabağın kendi önümüze gelen tarafından yemek.

5. yerde bir sofra bezinin üstünde yemek. ihtiyaç olduğu takdirde masada da yenilebilir.

6. yemeğe sofradakiler ile beraber başlamak.

7. acıkmadıkça yememek, tam doymadan yemeği bırakmak.

8. tabağa az yemek koydurtup artık bırakmamak.

9. sofrada sağ dizi dikip, sol dizi yere yatırmak.

10. saf ipek ve saf altın ümmet-i muhammedr17;in erkeklerine haram kılınmıştır.

11. selamı yaymak. selam, kelamdan önce gelir.

12. eve girince ilk söz ev halkına selam vermek olmalıdır.

13. selamla birlikte samimiyetle, tebessüm ederek musafahada bulunmak.

14. musafaha ile birlikte, hürmet, samimiyet ve şefkate vesile olan kucaklaşmalar yapılabilir. süfli hisleri uyandıracak sarılmalar caiz değildir.

15. musafahada önce eli uzatan çekmelidir. biz çekersek buluşmadan memnuniyetsizlik manası çıkabilir.

16. ilmiyle amil din adamları ile adil devlet başkanlarının eli öpülür, beşeri hisleri yok olmuş yaşlı hanımlara selam verilebilir, gerekirse eli de öpülebilir. yeter ki fitneye sebep olmasın.

17. hediyeleşmek ve gelen hediyeye aynıyla veya daha güzeliyle karşılık vermek.

18. az gülmek, gülünce kahkaha ile değil, tebessüm ederek gülmek. mütebessim olmak.

19. çoğu zaman susmak, tefekkür etmek, ihtiyaç olunca konuşmak.

20. tane tane, orta bir ses tonuyla konuşmak. çok mühim şeyleri üç defa tekrar etmek.

21. konuşmaya allahr17;ın adıyla başlamak ve allahr17;ın adıyla bitirmek.

22. nefsi ve dünyalık bir şey için öfkelenmemek. bir hak zayi olduğunda ve uhrevi meselelerde, allah ve din hakkı için öfkelenmek.

23. doğru sözle şaka ve mizah yapmak.

24. boş işler (malayani) ile iştigal etmemek.

25. uyku için yatınca önce sağ tarafına yatmak, sağ yanağını sağ avucunun içine koymak ve o günün muhasebesini yapmak.

26. yüzükoyun yatmamak.

27. yatağa girdiğinde avuçları açık olarak birleştirerek ihlas, felak ve nas surelerini okuyup avucunun içine üfleyip sonra bütün vücudunu sıvazlamak, bunu üç defa tekrarlamak.

28. beyaz giymek.

29. mest giymek.

30. ayakkabı giyerken önce sağdan başlamak, çıkarırken de önce soldan çıkarmak.

31. takke ve sarıkla başı kapatıp namazı öyle kılmak.

32. soğan ve sarımsak kokusuyla mescid ve meclislere yaklaşmamak.

33. üzerinde kudsi kelimeler ve ayetler yazılı eşya ile tuvalet ve pis yerlere girmemek.

34. misafire elinde bulunandan ikramda bulunmak. misafir ve ziyaretçileri temiz bir kılık kıyafetle karşılamalı.

35. aksırınca sesi az yükseltip, r0;elhamdülillahr1; demek. böyle diyene de r0;yerhamükellahr1; demek. bize dediklerinde r0;yehdina ve yehdikümüllahr1; diye cevap vermek. bu üçe kadar böyle mukabele şeklinde devam edebilir. üç defadan fazla aksıran olursa, nezleden aksırmıştır ve mukabele gerekmez.

36. esnemeyi mümkün olduğu kadar gizlemek. ağzı elle kapayarak gidermeye gayret etmek. namazda iken esneme gelirse, ayakta ise sağ elin, diğer hallerde ise sol elin tersi ile ağzı kapatmak münasip olur.

37. davete icabet ve hediyeyi kabul etmek.

38. kapıyı üç defa vurmak, cevap verilmezse geri dönüp gitmek. r0;kim o?r1; diye sorulduğunda, r0;benim.r1; dememek, kendimizi açık bir şekilde tanıtmak, maksadımızı belirtmek. kapının tam karşısında durup içeriyi gözleme durumunda bulunmamak. biraz kenarda durarak, ailedeki mahremiyeti görmekten içtinap etmek.

39. ayakta bevletmemek. tuvalette idrar saçıntısından, korunmak. hadiste kabir azabının çoğunun idrar saçıntısından ileri geldiği bildirilmiştir. tuvalete ihtiyaç için oturduğu vakit ön ve arkanın kıbleye karşı dönük olmaması gerekir.40. banyo yapılan yere bevletmemek. çünkü vesvesenin çoğu bundandır.

41. insanların istifade ettiği gölgeliklere, yol ve yol kenarlarına, çeşme ve pınarlara bevletmemek, pisletmemek ve de tükürmemek. hadiste, bunu yapanların lanetlenmesinden korkulacağı bildirilmiştir.

42. kasık ve koltuk altı temizliğine titizlik göstermek. buralardan ayrılan parçalar temizken ayrılmasına da dikkat etmeli ve cünüp iken buraları tıraş etmemelidir. bu tür temizlik caiz olsa da sünnete uygun değildir.

43. büyük ve umumi banyolarda tesettürle yıkanmalı, peştamal kullanılmalı.

44. mümkünse her abdest alışta misvak (fırça) kullanmak.

diyanet işleri başkanlığının neşrettiği misvak hadisi tercümesinde şöyle bir hüküm mevcuttur: r0;misvaktan kasıt dişlerin temizlenmesi, ağız içindeki kötü kokunun giderilmesi ve mikropların yok edilmesidir. bunu temin eden erek ağacından başka fırçalar da varsa, o da misvak yerini tutar.r1;

45. emin ve muttaki insanlarla istişare etmek, neticedeki karara tevekkülle uymak.

46. cömertlik. r0;cömert allahr17;a yakın, cimri ise allahr17;a uzaktır. cömertlik kökü cennette olan bir ağacın dünyaya sarkmış dalıdır. kim o dala tutunursa o dal onu cennete çeker.r1;

47. çok tefekkür etmek. r0;tefekkür gafleti izale eder. ölümü tefekkür etmek fani lezzetleri acılaştırır. eşyanın üzerindeki fena damgasını gösterir.r1;

48. borçlanmalarda durumu yazıyla veya bir şahitle tevsik etmek. böyle bir tedbir asla itimatsızlık sayılmaz. anlaşmalarda değişik tevil ve tefsirlere yol açacak boşluklar bırakılmamalıdır. durumu net olarak tespit etmek lazımdır.

49. bir yakını vefat eden müslüman kardeşini teselli ederek taziyede bulunmak. r0;allah merhuma rahmet etsin.r1; şeklinde dua yapılır. taziye ziyareti vasati üç gün içinde yapılır. üç günden sonraki ziyaretlerde vefatı hatırlatıp hüznü deşmek uygun olmaz. evinden cenaze çıkan kimseler üzüntüden dolayı yemek hazırlayıp sofra kuramazlar. bunun için vefalı komşular bir müddet bu eve yemek getirirler. böylece hüzünlerine ortak olduklarını fiilen göstermiş olurlar. cenaze sahibi üç gün kendisine kolayca erişilebilecek bir ortam hazırlar ve böylece kardeşlerinin taziyede bulunabilmelerine imkan tanınmış olur

50. ölmüş kimseleri hayırla yad etmek.

51. mevtanın ardından yüksek sesle ve çırpınarak, saç baş yolarak ağlamamak. böyle yapmak kadere itiraz ve cenabı hakkın takdirini itham etmek olur. ayrıca bu mevtaya iyilik değil azaba vesile olur.

52. sekerat halindeki hastalara r0;la ilahe illallah, muhammedün rasulullah.r1; şeklinde telkinde bulunmak. hastanın dudaklarını temiz ve ıslak bir bezle sulandırıp kurumamasını sağlamak. ölüm vaki olup son nefes verilince, okumalar durdurulur ve cenazenin uzağında devam edilebilir. çenesinin açık kalmaması için mendil ve benzeri şeylerle başa bağlanır. gözleri açık ise kapatılır.

53. kabirleri ziyaret etmek. gafleti dağıtır ve uhrevi tefekküre vesile olur. kabristanın kapısına yaklaşınca, kabir halkına gizlice selam verilir. r0;ey kabir sakinleri, esselamu aleyküm. sizler bizden önce geldiniz, bizler de sizleri takip edeceğiz. size allahr17;tan af ve mağfiret dileriz.r1; şeklinde selam ifade edilebilir. sonra ziyaret edilecek merhumun ayakucu tarafından yaklaşılır. yüzüne müteveccihen veya kıbleye karşı durulur. kurr17;an ve dualar okunabilir. ziyaret esnasında mezarları çiğnemek mekruhtur. şayet geçip gitmek için başka müsait yol yoksa, merhuma sevap hediye edilerek, geçilebilir. mezar üzerindeki yeşillikler yolunmaz, bilakis çiçekler ekilir. kurumuş otlar ayıklanır.

54. hasta akraba, dost ve arkadaşları ziyaret etmek. onlara teselli ve ümit vermek. ziyareti uzun tutmamak. hastanın hoşa gitmeyecek hallerini başka yerde anlatmamak.

55. sıla-i rahimde bulunmak. r0;akrabayla alakayı kesen bir kimsenin bulunduğu meclise allahr17;ın rahmeti inmez.r1;

56. zemzem suyunu hürmeten ayakta ve kıbleye karşı dönerek içmek.

57. anne-babaya itaat etmek, onlara ihsanda bulunmak, kalplerini kırmamak ve hayır dualarını almak.

alıntıdır

Yatmadan önce yapılacak 5 şey

11 Mart 2008 Salı Yorum yok »

PEYGAMBER EFENDİMİZ(S.A.V)HZ.ALİ’YE ŞÖYLE DEDİ:
-YA ALİ;ŞU BEŞ ŞEYİ YAPMADAN YATMA:
1-KURAN’IN HEPSİNİ OKUMADAN YATMA.
2-DÖRT BİN DİRHEM DSADAKA VERMEDEN YATMA.
3-KABE’Yİ ZİYARET ETMEDEN YATMA.
4-CENNETTE YERİNİ HAZIRLAMADAN YATMA.
5-KÜS OLDUĞUN BİRİYLE BARIŞMADAN YATMA.

HZ.ALİ,(r.a)BU NASIL OLUR YA RASULALLAH DEDİ?

PEYGAMBERİMİZ(s.a.v)ŞÖYLE BUYURDU;
-BİLMİYORSUNKİ:

1-(3kere)İHLAS SURESİ KURAN’IN HEPSİNE EŞİTTİR.

2-(4kere)FATİHA SURESİ 4 BİN DİRHEME EŞİTTİR.

3-(10kere)LAİLAHEİLLAHÜ VAHDEHÜ LA ŞERİKELE LEHÜL MÜLKÜ VE LEHÜL HAMDÜ YUHYİ VE YUMİTÜ VE HÜ VE ALA KÜLLİ ŞEYİN KADİRY DEMENDE KABEYİ ZİYARETE İŞARETTİR.

4-(10kere)LA HAVLE VELA KUVVETE İLLABİLLAHİL ALİY EL AZİM DEMEN CENNETTE YERİNİ HAZIRLAMANA VESİLEDİR.

5-(10kere)ESTAĞFURULLAHİ EL AZİYM ELLEZİ LAİLAHE İLLA HÜ EL HAYYÜL KAYYÜM VE ETÜBÜ İLEYH DEMEN DARGIN VE HÜSÜMETLİ OLDUĞUN İNSANLARLA BARIŞMIŞ DERECESİNDE ECRE VESİLEDİR…..

Unutulan Sünnetler

11 Mart 2008 Salı Yorum yok »

Müsafeha etmek(iki mümin karşılaştıkları zaman toka yaparak salavat okumaları)

Kıymetsiz yerlere girerken sol ayakla girilip, sağ ayakla çıkılması
(dalgınlık hali başka)

Mübah olan yerlere sağ ayakla girilip sağ ayakla çıkılması(oda,taksi,dükkanv.s. )

Namazları başı açık kılmamak

Abdestte ayakları üç defa yıkamak

Yolculukta arkadaşlarından birini reis seçmek

Ölen kimsenin kılmadığı namazlar için iskatın yapılması için vasiyet etmesi

İstişare etmek

Sakal ve bıyık bırakmak

Çevreyi temizlemek

Çıplak ayakla namaz kılmamak

Abdest aldıktan sonra kıbleye dönüp su içmek

Suyu üç yudumda oturarak içmek

Kabristandan geçerken selam vermek ve onbir İhlas okumak

Ölüye definden sonra telkin vermek

İslam nikahı kıymak

Tırnak kesmeye şehadet parmağından başlamak

Tırnağını Cuma günü kesmek

Yatarken sağ tarafına yatmak

Abdestli yatmak

Yemeğe tuz ile başlamak

Ayakkabıyı giymeden önce ters çevirmek

Öşür vermek(farz)

Yemeğe düşen sineğin üzerine bastırmak(bir kanadında zehir diğer kanadında panzehir)

Hergün ölümü düşünmek

Gözlere sürme çekmek yatarken

Salavat okumak

Hergün tevbe etmek

Kabirleri ziyaret etmek

Güneş doğduktan yaklaşık 45 dakika sonra bir miktar uyumak

Yolda başı öne eğik yürümek

Biri seslendiğinde seslenene doğru bütün vücudu ile dönmek

Abdest aldığında ve mescide girdiğinde namaz kılmak

Misvak kullanmak

Cuma günü gusul abdesti almak

Güzel koku sürünmek

Mahrem yerleri traş etmek(En fazla15-40 günü geçmemek)

Oturarak küçük abdest bozmak(Ayakta bozmak tahrimen mekruhtur)

Abdest bozarken kıbleye dönmemek

Yemek yerken düşen lokmayı alıp yemek

Yemeği tek bir kaptan yemek

Yemekte sağ ayağı dikip sol ayak üzerinde oturmak(Askerde avcı oturuşu)

Yemekte güzel şeylerden bahsetmek(Yemekte konuşulmaz lafını aslı yoktur)

Buğday ekmeğine arpa unu karıştırmak

Günde iki öğün yemek

Cevizi peynirle yemek(Şifadır)

Başka bir şehire gittiğinde lik önce soğan yemek

Ölüm halinde su içirmek

Ceneza namazı için tesbih çekmeyi TERKETMEMEK

Ceneza namazından sonra ayakta dua yapmamak

Kabr üzerine su dökmek

Kabr balık sırtı yapmak

Cenaze evine yemek göndermek

Kabristana selam vermek(Essalamü aleyküm ya ehlel kubur)

Aksırınca,aksıran Elhamdülillah deyince duyanın Yerhamükellah( Bayanlar için Yerhamukilleh) denmesi

Namazda kıyamda iken rükuya eğilirken sol ayağı sağ ayağın yanına getirmek

Namazda sol ayak üzerine oturmak sağ ayağı dikmek

Gömleğin düğmelerini aşağıdan yukarı doğru iliklemek
Çözerken yukarıdan aşağı doğru çözmek

Üzümle ekmek yemek

Peygamber Efendimizin (s.a.v) Günlük Hayata Ait Sünnetleri

11 Mart 2008 Salı Yorum yok »

Peygamber Efendimizin (s.a.v) Günlük Hayata Ait Sünnetleri
 
Mesaj Tarihi 31-08-2007 17:33  
1- ) En çok Pazartesi ve Perşembeleri oruç tutardı. Neden böyle yaptığı Pazartesi ve Perşembe Allah’a sunulur.sorulduğunda da şu cevabı verirdi: " Ameller her pazartesi ve perşembe Allah’a ( c.c.) sunulur. Oruçlu iken amelimin Allah’a (c.c.) arz olunmasını severim. Her Müslüman affedilir. Ancak dargın olan kişi müstesna. Cenab-ı Hak meleklere onlar için "bunları geri bırakın" der.

2- ) Cumartesi ve pazar günleri de umumiyetle oruç tutardı. ve şöyle derdi: " Bu iki gün müşriklerin bayram günleridir. Onlara muhalif olmaktan hoşlanırım.

3- ) Yüzüğü gümüştendi, yüzüğü akik taşıydı.

4- ) Gözleri uyurdu lakin kalbi uyumazdı.

5- ) Ahlakı Kur’an’dı.

6- ) Umumiyetle cuma günü yıkanırdı, bazen de terk ederdi.

7- ) Çocuklara karşı çok merhametliydi.

8- ) Su içtiği zaman 3 defa nefes alır, üç nefeste içerdi ve " Bu daha mutlu, daha afiyetli ve daha sağlıklıdır. " buyurdu.

9- ) Gece kalktığı zaman ağzını misvaklardı.

10- ) Son derece merhametliydi. Birisine bir şey vaad ettiği zaman imkanı olduğunda mutlaka o vaadini yerine getirirdi.

11- ) İçinde su içilen bir cam kasesi vardı.

12- ) Sukunu uzun, gülmesi azdı.

13- ) Hİzmetçiye söyledikleri sözlerden biri de " Bir ihtiyacın var mı? " idi.

14- ) Eza veren kötü huyu olmazdı. Birisinin diğeri aleyhine olan sözünü de kabul etmezdi.

15- ) Kendisine meleklerin gelmesi ve Hz. Cebrail (as) ile konuşması sebebiyle pırasa, sarımsak, soğan gibi şeyler yemezdi.

16- ) Yaslanarak yemek yemezdi. Arkasından iki kişi yürüyemezdi.

17- ) Gece ağzına misvak sürmeden kalmazdı.

18- ) Gusulden sonra abdest almazdı.

19- ) Tebbessüm etmeden kesinlikle konuşmazdı.

20- ) Ramazan Bayramında bir şey yemeden camiye çıkmazdı.

21- ) Kurban Bayramında kurban kesilmeden evvel bir şey yemezdi.

22- ) Üçten sonra sözü tekrar etmezdi.

23- ) Gece veya gündüz uyuyup da uyandığı zaman mutlaka misvak kullanırdı.

24- ) İkram edilen kokuyu geri çevirmezdi.

25- ) Biad esnasında kadınların elini tutmazdı.

26- ) Bir yudum su ile dahi olsa iftar etmeden akşam namazını kılmazdı.

27- ) Gülüşü tebessümlerden ibaretti.

28- ) Hastayı ancak üç günden sonra ziyaret ederdi.

29- ) Şu beş şeyi hiçbir zaman yanından ayırmazdı; Ayna, sürme kabı, tarak, misvak ve ustura.

30- ) Lamba ile kendisine aydınlık yapılmadıkça karanlık evde oturmazdı.

31- ) Bir yerden kalkarken mutlaka " Subhaneke Allahümme Rabbi vebi hamdike la ilahe illa ente estağfiruke ve etübi ileyke" der ve şöyle buyururdu: " Yerinden kalkarken kim bunu söylerse mutlaka mecliste kendisinden südur eden günahları bağışlanır."

32- ) Hiçbir şeye hayır demezdi. Kendisinden bir şey istendiği zaman eğer yapmak isterse evet derdi. İstemezse sükut ederdi.

33- ) Abdestini kendisi alırdı. Kimseden yardım istemezdi. Vereceği sadakayı da bizzat kendi eliyle verirdi, kimseyi bunun için rahatsız etmezdi.

34- ) Ne yemek ne de başka bir şey O’nu akşam namazından alıkoyamazdı.

35- ) Dişlerini temizlemeden uyumazdı.

36- ) Daima misvağı başucunda bulunurdu, öylece uyurdu. Uyanınca hemen onunla dişlerini fırçalardı.

37- ) Kahkaha ile gülmezdi.

38- ) Yemeğe suya üfürmezdi. Kabın içinde nefes almazdı.

39- ) Kendisinden kötü söz işiteceği kimseye yanaşmazdı. ( Buhari )

40- ) Bir vali tayin ettiği zaman ona sarığı kendi eliyle sarıp giyindirirdi. Sarığın kuyruğunu sağ taraftan kulağa doğru sarkıtırdı.

41- ) Sarığın kuyruğunu sağ taraftan kulağa doğru sarkıtırdı.

42- ) Yanına çocuklar geldiği zaman onları tebrik eder, güzel karşılar ve onalara dua ederdi.

43- ) Hurmayı yer ve çekirdeğini tabağa atardı.

44- ) Buğday ekmeği ile hurma yerdi v " Bunlar pek hoştur. " derdi. ( Tayalisi )

45- ) Üzümü ağzına teker teker koyarak yerdi. ( Taberani )

46- ) Hediye edileni yerdi, sadakayı yemezdi. ( İbn-i Said )

47- ) Üç parmak ile yerdi, onları silmeden iyice yıkardı.

48- ) Hanımlarından biri yatıp uyumak istedikleri zaman ona 33 kere Subhanallah, 33 kere Elhamdülillah, 33 kere de Allahuekber demesini emrederdi. ( Mendi )

49- ) İnsanları birbirine bağlamak ve sevindirmek için hediyeleşmelerini emrederdi. ( İbn-i Asakiri )

50- ) Güneş tutulduğu zaman kılınan küsuf namazında köle azad edilmesini emrederdi.

51- ) Nazar değmesinde ( hastalanınca ) Kalem Suresi 51, 52. ayetlerin okunmasını emrederdi.

52- ) İnsana ait 7 şeyin gömülmesini emrederdi: Saç, kan, tırnak, diş, pıhtılaşmış kan, perde, hayız kanı. ( Hakim )

53- ) Oruçlu iken iftar edeceği zaman ilkin su ile başalardı. Suyu iki veya üç defada nefes alarak içerdi yani bir defada içmezdi.

54- ) Yüzüğünü sağ eline takardı. ( Müslim )

55- ) Yüzüğünü sol eline takardı. ( Buhari )

56- ) Yüzüğünü sağ aline takardı sonra sola değiştirirdi. ( İbn-i Asakir, Aişe (r.a. )

57- ) Cinlerden ve nazar değmesinden Rabbine sığınırdı. Nihayet Muavvizeteyn nazil olunca onları okumaya başladı. Diğer duaları terk etti. Ani ölümden Allah’a sığınırdı, ölümden önce hastalanmasını isterdi. ( Taberani )

58- ) Her namazdan sonra abdest alırdı. ( Buhari )

59- ) Kurfuaz şeklinde ( Dizlerini karnına birleştirerek ) otururdu.

60- ) Başına sarık sarıp ona kuyruk yaparak, iki omuzu arasından sarkıtırdı.

61- ) Bütün vakitlerde Allah’ı (c.c.) zikrederdi.

62- ) Gece karanlığında gündüzün ışığında gördüğü gibi görürdü. ( Beyhaki )

63- ) Enine doğru misvak kullanırdı.

64- ) Sabah namazının sünnetini kıldığı zaman sağ ayağının üzerine yatardı.

65- ) Aksırınca " Elhamdülillah" derdi. Bunu işiten " Barekallah" derdi. Tekrar Efendimiz: " Yehdina ve Yehdikümullah" derdi.

66- ) Aksırdığı zaman elini ya da elbisesini ağzına koyardı, sesini alçaltırdı.

67- ) Ayaktayken öfklendiklerinde hemen otururlardı. Otururken öfkelendiklerinde hemen yatarlardı. Böylece öfkeden teskin olup giderdi.

68- ) Öğleden önce dört rekatı kaçırdıkları zaman onu farzı müteakiben iki rekattan sonra kılardı.

69- ) Arkadaşlarından birini üç gün görmediği zaman onu sorarlardı. Eğer gaib ( kayıp )ise ona dua ederlerdi.

70- ) Dualarının daha şümüllü olanını severdi, diğerlerini terkederdi. ( Taberani )

71- ) Tabaklanmış koyun postunda namaz kılmaktan hoşlanırdı. ( İbn-i Said )

72- ) Bahçelerde namaz kılamaktan hoşlanırdı. ( Tirmizi )

73- ) Duasına " Subhane Rabbiyel aliyyül ağlel vehhab " ile başlardo.

74- ) Açlıktan beline taş bağlardı. ( İbn-i Said )

75- ) Yeşilliğe akan suya bakmaktan hoşlanırdı. ( Ebu Nuaym )

76- ) Ağzı kapanan kaptan hoşlanırdı.

77- ) Hediyeyi kabul edrdi. Ona karşılık olarak bir şey verirdi. Sadakayı kabul etmezdi. ( Taberani )

78- ) Kıraatini ayetlerin başında dura dura icra ederdi. " Elhamdülillahi Rabbil Alemin" der, sonra durur " Errahmanirrahim" der ve yine dururdu.

79- ) Cuma günü namaza gitmeden önce bıyıklarını kırpardı, tırnaklarını keserdi.

80- ) Namazda esnemekten hoşlanmazdı.

81- ) Dağlamak, yani bir nevi tedavi şeklinden ve sıcak yemekten hoşlanmazdı ve şöyle buyururdu: " Soğuk yiyin çünkü bereketlidir. Dikkat edin sıcak yemekte bereket yoktur. " ( Ebu Nuaym )

82- ) Nübüvvet mührünün görülmesinden hoşlanmazdı.

83- ) Çok sorulmaktan hoşlanmazdı ve bunu ayıplardı. Ama Hz. Ebubekir (r.a) sorduğunda cevap verirdi ve bundan hoşlanırdı. ( Taberani )

84- ) Yemeği ortasından yemekten hiç hoşlanmazdı.

85- ) Yürüyüşünden aciz ve tembek olmadığı anlaşılırdı.

86- ) Secdede bazen kendisinden geçinceye kadar uykuya dalardı. Gözleri uyuyup kalbi uyumadığı için sonra klakıp abdest almaya ihtiyaç duymadan namazını kılardı. ( Ahmet bin Hanbel )

87- ) Son sözü şu olomuştur: " Namazı sakın terk etmeyin. Namazı sakın terk etmeyin, elleriniz altında bulunanlar hakkında Allah (c.c )’tan korkun, adaletle muamele edin. ( Ebu Davut )

Çeçen Mücahid Anlatıyor.

15 Şubat 2008 Cuma Yorum yok »

 

Çeçen Mücahid Anlatıyor.

NOT:kardeşimiz gerçek adını vermek istemediğinden ona bir rumuzla hitap edeceğiz.

s.a ahmet kardeşim bizimle hikayeni paylaştığın için sana kendi adıma teşekkür ederim. bildiğime göre çecçenistanda cihada katıldınız bunu bize anlatırmısınız?

AHMET-tabikide sizinle bu olayı paylaşırım

ilk öncelikle hangi tarihte çeçenistana gittiniz?

AHMET-13 nisan 2001

sizi bu karara iten nedir yani çeçenistana gitmenize sebeb olan nedir?

AHMET-sebeb ordaki din kardeşlerimi tv lerden gördümmü kahroluyordum. ALLAH bu canı bana emanet verdi bende engüzel bir şekilde bu bedenle baraber cihat etmek için gittim.

çeçenyada ilk önce nereye gittiniz?

AHMET-dagıstana, sonra özerk bölge olan inguşetyaya geçtim.

orda karşılaştığınız olaylardan bize bahsedermisiniz?

AHMET-oraya vardığımda rusların müslümanlara nefretle baktığını gördüm, bana niçin geldiğimi sordular, ben gezi için dedim, ama dağıstana vardığımda insanların ruslara olan nefretlerini gözlerinden okumam hiç ama hiç zor olmadı.

bize çeçenyadaki müslüman kardeşlerimizin durumlarınıda anlatırmısınız?

AHMET-tabi ordaki din kardeşlerimizin hani hayber kalesi vardır ya fet edilmesi zor yahudilerin medinedeki kalesi gibi cok sağlam imanları oldugunu gözledim, KELiMATULLAH için ölüme koşarak gittiklerini gördum. vatanları vede dinleri için inanılmaz özveride bulunduklarına emin olabilirsiniz, onları hep terörist olarak gösteriyor rus kuffarı ama işin aslı öyle değil.

ilk savaşınız nasıl oldu anlatırmısınız?

AHMET-anladım ilk ruslarla temasım 18 mayısta oldu 25 kişilik bir gurupla bir polis karakoluna saldırdık, AlLLAH’ın yardımıyla 80 rus polisini katlettik.

rusların müslümanlara karşı yaptıkları zulümü işkenceleri anlatırmısınız?

AHMET-ruslar masum müslüman köylerine sadece müslüman diye hayasızca yakıp yıkıyorlardı hayvanları bile müslümanların hayvanı diye öldürüyorlardı, ruslar her zaman kalleşçe hareket ettiler. kimyasal silah kullanmaktan çekinmediler hatta misket bombası ile saldırdılar, mucahitlerle normal savaşlarla galip gelemeyeceklerini çok iyi biliyorlardı. öyleki kimyasal silah kullanmadan ruslar asla mucahitlere galip gelmedi 28 ay orda kaldim hiç şahit olmadım.

elinizide çeçenyadamı kaybettiniz?

AHMET-evet rpg7 fırlatmışlardı attım kendimi yere ama elimin koptuğunu gördüm çok garip bir durum idi toran denilen yerde pusuya düşmüştük dağın arasında ilerlerken pusu kurmuşlar ama tez zamanda toplandık ama bayağı zaiyat vermiştik çok üzüldüm, can kuşum uçmadı diye, vere vere elimi verebildim.

bizimle bu konuşmayı yaptığınız için teşekkür ederim, bu raportajda kendimizden hiç bir yorum koymadık sadece sizin söylediklerinizi yazdık, bu arada şayet bu raportajı yayınlamamızı istemesseniz kesinlikle yayınlamayız son kez soruyorum size, bu raportaji yayınlamamıza izin veriyormusunuz?

AHMET-bu raportaja ait cd ve fotarafları yollarım bu raportajı bunlarla desteklersiniz, isterseniz hocam bu konusmaları yayınlayın.

NOT: BU KONUŞMALARDA KENDIMIZE AiT EN UFAK YORUM YOKTUR.
alıntıdır

www.cecenkafkas.com

Bu fotoğraf, şehide Zeyneb abu Salimin fotoğrafıdır.

15 Şubat 2008 Cuma 4 Yorum »


Bu fotoğraf, şehide Zeyneb abu Salimin fotoğrafıdır.

İslami örtü ile örtünmüştü.. nurluydu..güzel yüzlüydü. Başı hala tazedir..Mutlu olup olmadığını bilemezsin. İsrail katillerinin kurbanı olmuştu gençliğinin baharında. Gelecek için kimbilir ne hayaller kurmuştu?. Ama hepsi bitiverdi birden. İşte kafası kopartılmıştı gencecik fidan gibi bedeninden ve yerlere düşüvermişti.

Ebu Gureyb Zindanından bir başka mektup gelmişti yüreklerimizi sızlatan…

RAHMAN VE RAHİM(OLAN)ALLAH’IN ADIYLA

”DE Kİ O, ALLAH BİRDİR.ALLAH SAMEDDİR.(HERŞEY ONA MUHTAÇTIR)O, DOĞRULMAMIŞ VE DOĞMAMIŞTIR.ONUN HİÇ BİR DENGİ YOKTUR.”

BU MÜBAREK SUREYİ ALLAHIN KİTABINDAN SEÇTİM.ÇÜNKÜ BU SURE BANA VE SİZE DAYANMA GÜCÜ VERİYOR. ÖZELLİKLE DE MÜSLÜMANLARIN KALBLERİNE HUŞU VE HAŞYET AŞILIYOR.

EY ALLAH YOLUNDA CİHAD EDEN KARDEŞLERİM…SİZE NELER ANLATSAM KARINLARIMIZIN DOMUZLARIN VE MAYMUNLARIN PİÇLERİ İLE DOLU OLDUĞUNU MU? YOKSA ONLARIN VÜCUTLARIMIZI KİRLETTİĞİNİ,YÜZLERİMİZE TÜKÜRDÜKLERİNİ VE GÖĞSÜMÜZDEKİ KUR’AN’I PARAM PARÇA ETTİKLERİNİ Mİ ANLATAYIM? ALLAH’U EKBER!

İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ DURUMU DÜŞÜNEBİLİYORMUSUNUZ? HAKİKATEN KIZ KARDEŞLERİNİZ OLAN BİZE HALA NELER YAPTIKLARINI BİLMİYOR MUSUNUZ? YARIN YÜCE ALLAH’IN HUZURUNDA HESABA ÇEKİLECEKSİNİZ.

BU ZİNDANDA HİÇ BİR GECE GEÇMİYOR Kİ BU DOMUZ VE MAYMUN SÜRÜSÜNÜN AZGIN ŞEHVETLERİ VÜCUDUMUZU YIPRATMASIN. BEKARETİMİZİ BOZDULAR. ALLAHTAN KORKUN VE BİZİ BU CANİLERLE BERABER ÖLDÜRÜN. ONLARLA BERABER DUVARLARI ÜZERİMİZE YIKIN..ALLAHIN ARŞI ALTINDA BİZDEN FAYDALANMALARINA VE BİZE TECAVÜZ ETMELERİNE İMKAN TANIMAYIN..BİZE YAPILANLARDAN DOLAYI ALLAH’TAN KORKUN..BIRAKIN DIŞARIDA ONLARIN TANKLARI VE UÇAKLARI İLE UĞRAŞMAYI….EBU GUREYB ZİNDANLARINDA ZULME MARUZ KALAN BİZLERE ACIYIN…

BEN DİN KARDEŞİNİZ(FATMA)BİR GÜNDE 9 KEZ BANA TECAVÜZ ETTİLER, BU ZİLLETİ TAHAYYÜL EDEBİLİYORMUSUNUZ?…DÜŞÜNÜN GÖZLERİNİZİN ÖNÜNDE KIZKARDEŞLERİNİZE TECAVÜZ EDİLİYOR. NİÇİN BENİM İÇİN SİZİN KIZ KARDEŞİNİZ OLDUĞUMU TASAVVUR ETMİYORSUNUZ?

BENİMLE BİRLİKTE BU KARA ZİNDANDA EVLENMEMİŞ 13 KIZ KARDEŞİNİZ DAHA BULUNUYOR. HEPİMİZE BU ** Yasak Kelime Kullandınız DUVARLAR ARASINDA TECAVÜZ EDİLİYOR. HALA ÇIĞLIKLARIMIZI İŞİTMİYORMUSUNUZ….?

NAMAZ KILMAMIZ ENGELLENDİ. ELBİSELERİMİZ ÇIKARILDI. GİYİNMEMİZE MÜSAADE EDİLMİYOR. BURADA KIZKARDEŞLERİNİZDEN BİRİ SİZE MEKTUP YAZDIĞIM GÜNÜN BİR KAÇ GÜN ÖNCESİ İNTİHAR ETTİ. BU KIZ KARDEŞİNİZ VAHŞİ BİR TECAVÜZE UĞRADIKTAN SONRA DÖVÜLDÜ. ALÇAKLAR BACINIZIN GÖĞÜSLERİNE VE BALDIRLARINA VURDULAR.

DAHA SONRA İNANILMASI GÜÇ İŞKENCELERDEN GEÇİRİLDİ. BUNA TAHAMMÜL EDEMEYEN BACINIZ BAŞINI ZİNDAN DUVARLARINA VURA VURA ÖLDÜ. İSLAMDA İNTİHAR HARAM OLMASINA RAĞMEN KARDEŞİNİZ İNTİHARA BAŞVURDU. BEN ONU MAZUR GÖRÜYORUM. ALLAH’TAN ONUN İÇİN MAĞRİFET DİLİYORUM. ÇÜNKÜ O BAĞIŞLAYANDIR VE ÇOK MERHAMETLİDİR. KARDEŞLERİM ALLAH RIZASI İÇİN NİDAMIZA KARŞILIK VERİN VE BİZİ ONLARLA BİRLİKTE ÖLDÜRÜN! UMULURKİ BÖYLECE RUHUMUZ HUZURA ERER…..

EBU GUREYB HAPİSANESİNDEN IRAKLILARA BU İKİNCİ MEKTUPTU GELEN. MEKTUP TÜM IRAKLILARI AĞLATTI. FATMANIN ZİNDANDAN GÖNDERDİĞİ MEKTUBUN IRAKLILAR ARASINDA YAYILMASINDAN SONRA PEŞİNDEN 100 MÜCAHİT EBU GUREYBE KAPISINA YÜRÜDÜ. DİRENİŞÇİLERİN FATMANIN MEKTUBU ARDINDAN HAPİSANEYE SALDIRDIKLARI VURGULANDI.DİRENİŞÇİLER SALDIRIDA 6 ABD ASKERİNİN ÖLDÜĞÜNÜ 10 ASKERİN DE ESİR ALINDIĞINI KAYDETTİLER. ESİR ALINANLARIN 7 Sİ KADIN ASKER OLDUĞU BELİRTİLDİ.

BUNLAR SEBEPSİZ DEĞİL..

ÜMMET BİR BEDENDİR. BİR KISMI HEP REFAH İÇİNDE HEP GÜLMEKTE DÜNYA NİMETLERİNE GARK OLMUŞSA,BUNUN DİYETİNİ DİĞER KISMI ÖDEMEKTE…

Ve…Yeni Bir Haber….

Irak’ta, Musul kentinde düzenlenen bir operasyon sırasında hamile bir Iraklı kadını tekmeleyen 3 Amerikan askerini Kayser Sadi adlı Irak askeri öldürdü.

“Lübnan’da yayımlanan El Ahbar gazetesinin Iraklı güvenlik kaynaklarına dayandırarak verdiği habere göre, iki gün önce Amerikan askerleri ve Irak ulusal muhafızları, Musul’un Keyyare semtinde operasyon düzenledi.

Bir eve yapılan baskın sırasında Amerikan askerlerinin hamile bir kadını tekmelediğini gören Iraklı asker Kayser Sadi, önce Amerikalılara engel olmak istedi. Tartışmanın büyümesi üzerine Sadi, biri rütbeli subay olmak üzere 3 Amerikan askerini öldürürken, kendilerine refakat eden tercümanı da yaraladı.

Olayın ardından Sadi’nin ABD güçleri tarafından gözaltına alındığı belirtildi. Hadise bölgede geniş yankı bulurken, birçok duvara ‘Eline sağlık Kayser’ yazılarının yazıldığı, aynı ibarenin bulunduğu pusulaların da halka dağıtıldığı kaydedildi. El Ahbar, Sadi’nin bir yıldır Irak ordusunda görev yaptığını da ifade etti.”

KÖPEKLER HAKETTİKLERİNİ BULMUŞLAR….

Ne çare? Binlerce Irak askerinin arasından bir tane Kayser Sadi çıkmış. Yetmiyor. Zulmü durdurmak, ırz düşmanlarını cehenneme göndermek için yetmiyor. Yüzlerce, binlerce Kayser Sadi olmalıyız zulmü, ahlaksızlığı, kötülüğü ve başımızdaki sömürüyü durdurmak için….

Katil İsrail, katil Amerika!

Bunlarla ortak hareket eden katil ülkeler ve katil işbirlikçiler!

Bunların mallarını ithal eden ithalatçilar, bunların mallarını satan tüccarlar, bunların mallarını pazarlayan pazarlamacılar, bunların mallarını ecnebi hayranlığı içinde satın alan tüketiciler!

Bu cinayetlerde acaba payınız ne kadar, hiç hesabını yaptınız mı?

HALA MI UTANMAZ ,HALAMI USLANMAZ,İBRET ALMAZ BİR ÜMMET OLDUK BİZLER

İŞTE IRAK, FİLİSTİN, AFGANİSTAN, SOMALİ ,ÇEÇENİSTAN ,DARFUR ……VE DÜNYANIN DÖRT BUCAĞI….

ONLARIN ELLERİ YAKAMIZDA OLACAK, HESABINI VEREBİLECEKMİYİZ?…

AĞLAYALIM, GÖZYAŞLARIMIZI DÖKELİM. ÇÜNKÜ, EN AZINDAN AĞLAMAK VAKTİ BU AN

AMA O BACILARIMIZIN YAŞADIKLARINA AĞLADIĞIMIZ KADAR , KENDİ YAKAMIZA ONLARIN HESAP SORAN ELLERİ YAPIŞTIĞI AN UTANCIMIZDAN “ALLAHIM, CEHENNEMİN NEREDEYSE GÖSTER GİREYİM YETERKİ BİTSİN BU AZAB” DİYECEK KADAR PİŞMAN OLACAĞIMIZ O DEHŞET ANI İÇİN AĞLAMALIYIZ…

EĞER GENE DE AĞLAYAMIYORSAK BİTMİŞİZDİR, TÜKENMİŞİZDİR ARTIK….

İşte Gerçekler !!!!! Sende tepkini koy! Bir benimle ne olur deme !

28 Ocak 2008 Pazartesi 1 Yorum »

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.