Yeni Bir Pazarlama Fikri
24 Kasım 2007 Cumartesi Etiketler : yeni bir pazarlama fikriPublished Şubat 22nd, 2007 in Fikrim Geldi. Tags: Fikir, Fikrim Geldi, Pazarlama, Pazarlamacı, Yenilik.
Pazarlama kitaplarını okuyorum da gerçekten “eski günler” pazarlama işiyle uğraşanlar için çok güzelmiş.İşlerini bugünki kadar zahmete katlanmadan çözdükleri,pazarlama uğraşının tam anlamıyla anlaşılmadığı,ölçülemediği günler…Sınırlı sayıdaki televizyon kanalları,çeşitlenmemiş ürün,daha az bilinçli tüketici,ürün odaklı satış,sloganların cazibesi,kitle reklamlarının gücü,üreticinin hakimiyeti,küreselleşmemiş bir dünya ve bununla birlikte en önemlisi insanı,tüketiciyi anlamak ve ona ulaşmak için gösterilen çabanın azlığı…Tam bir pempe dünya hikayesi.Keşke demekten insan kendini alıkoyamıyor.Biraz daha erken doğsaydım da günümüzün yaratıcılığıyla,koşturmasıyla, rekabetiyle mücadele etmek zorunda kalmasaydım.Herkesin içinden zaman zaman geçen bu düşünce özellikle büyük şehirdeki insanların aklının bir ucunda yer etmiştir.Haksızda sayılmazlar…
Şirketleri ilgilendiren bu sorunlarla baş etmek için tek bir yol var “Farklı Olmak”;yenilikçi,etkileyici,tatmin edici,dinamik …
Yeni yollar,yeni keşifler,yeni bakış açıları,yeni yaklaşım teknikleri bularak “Tüketicilerimiz” ile onların istedikleri yerlerde dialoğ kurup derdimizi anlatmamız lazım.Ama onların biz pazarlamacıları dinlemeye hiçmi hiç niyetleri yok.İşin kötüsü bunu bilmemizi rağmen çoğu zaman yapacak bir şey olmadığı için denenmiş yolları “komşular alışverişte görsün” mantığıyla uyguluyoruz.Uygulamayıp da işlerimizdenmi olalım ?
Al Ries ve Jack Trout hayran olduğum pazarlamacıların başında geliyor.Al Ries “Markaların Evrimi” kitabında danışmanlığını yaptığı bir şirketteki olayı şöyle aktarıyor.”Bir gün şirketin pazarlama departmanında ki yetkili marka genişlemesi için hayli istekliydi.Ona marka genişlemesinin uzun zamanda şirket için felaketle sonuçlanacağını bilmene rağmen neden bunu uygulamak istediğini sordum ? Yetkili : Kısa zamanda karlılığı gerçekleştiremezsem o bahsettiğiniz uzun zamanı görme şansım olmayabilir.”
Pazarlamacılar yaptıkları,yapmadıkları ile devamlı baskı altındadırlar.İyi bir ürününüz,hizmetiniz (buda tartışmalı…) olabilir ancak onu iyi pazarlamıyorsanız hiç bir işe yaramaz.Başarısızlığın faturasını da genelde “Pazarlama Departmanları” çekerler.İşin komik tarafı bir şirketin gelecek planı için en az sözü geçen departmanlardan biri olmalarına rağmen.Bir kaç broşür bastır üstlerini tatlı sözlerle süsle,gazete-dergi gibi kitle iletişim araçlarında reklamlarımızı yayınla ve üstüne vazife olmayan işlere karışma…
Aklıma gelmişken sizinle bir fikrimi paylaşmak istiyorum.Eskiden satıcılar-pazarlamacılar giremez diye tabelalar,yazılar olurdu çoğu apartmanlarda.Verilen rahatsızlık okadar büyükki bunu saklama lüzumunda bile bulunmuyor toplumumuz.Sorunu kabullenmek çözüme odaklanmak için en etkili başlangıçtır.Pazarlamacılar genelde sorun yok gibi davranıp apartman kapılarına tomarla tanıtım broşürü bırakmaktan,postalamaktan asla vazgeçmezler.Zamanla elime alıp okuduğum olsada genelde ilk bulduğum çöpe bocalarım elime geçenleri.Günün içindeki mesaj bombardımanı yeterince canımı sıkmış,beni bunaltmıştır.İznim olmadan birinin daha bunu yapmasına izin veremem hemde kendi apartmanımda.Hayır bu olamaz….Gereksiz gördüğüm reklamları çöpe attıktan sonra kapıyı açar apartmana girer ve posta kutumda gelen mektup varmı diye kontrol ederim.Bir göz ucuylada çoğu zaman hiç bir işe yaramayan “apartman panosuna” bakarım.
Aslında yeni reklam mecraları,yöntemlerini harıl harıl aramaktansa eski tekniklerde bir takım yenilikler yaparak tüketicilerin mesajı almaya en hazır olduğu anlarda onlarla iletişime geçebiliriz.
Bu gün apartmana girdiğimde neden kocaman panomuzun bu kadar sönük ve bir şey ifade etmediğini kendime soruyordum.Ve birden “fikrim geldi”.Acaba bu panolar “izinli pazarlama” aracı için kullanabilinirmi ? Apartman sakinlerin pazarlamacıların getirdiği mesajlara ilgisizliği aslında karşılıklı çıkar ilişkisi olmadığından kaynaklanıyor.Sen apartmanıma kadar gelip bana mesaj ileteceksin bir anlamda beni yoracaksın peki bundan benim çıkarım karım ne olacak ? Buna verecekleri cevapları yok maalesef pazarlamacıların.
Apartmanlar kalabalıktır ve genelde heryaşdan tüketiciyi barındırır.İnsanlar apartmanlara gün içinde 2 3 kez girip çıktıkları için panolarla genelde yüzleşirler.Ancak bir şey ifade etmediği için dikkate değer bulmazlar.Acaba şirketler bu farkedilme seviyesini arttırarak mesajlarını iletecekleri yeni bir mecra yaratabilirlermi ? Mesela apartman yöneticileriyle görüşerek onlardan panolarını x şirket adına aylık / yıllık kiralama isteklerini bildirip tekliflerini iletebilirler.Tabi bu teklifi çeşitlendirmek mümkün burda bunun detayına girmeyeceğim.Ancak fikir olarak “panoların fark edilme eşiğini” yükselterek tüketicilere onların rızasıyla ulaşılabilecek yeni,farklı,yaratıcı bir alan doğmuş olabilir.
Böyle bir uygulamaya ben şahsen ülkemizde ve son 1 2 yıldır yaz tatilini geçirdiğim Almanya’da görmedim.Böyle bir şey yasal olarak mümkünmü mümkün değilmi onuda bilmiyorum.Ancak böyle bir fikrin uygulamaya geçmesinin kime ne zararı olabilirki ?
Bu aşamadan sonra işin en kolay kısmı “kampanya üretme” çeşitlendirilerek çok güzel süslenebilir.Önemli olan süsliyebileceğimiz fark edilebilir fikirleri bulmak değilmidir ?