Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Modifiye - Tuning

Eksantrik Milinin Derecesini Arttirmak

Motor gücünü arttırmayı sağlayan yöntemlerden biride standarttan daha yüksek dereceli Egzantrik mili takmaktır.

Milin görevi emme ve egzost sübaplarını kontrol etmektir. En eski ve verimli yollardan biri olan Egzantirik mili modifikasyonu sonucunda %35 e varan güç artışı sağlanabilir.

Yüksek dereceli versiyonlar, süpapların açılma ve kapanma zamanlarını uzun tutarak yanma odasına birim zamanda daha fazla yakıt ve hava girmesini sağlıyor.

Dolayısıyla daha fazla yanma gerçekleşiyor. Buda daha fazla güç anlamına geliyor. Milin üzerindeki kamların açıları ve yapışma göre tork yada güç etkileniyor. Sivri kamil miller, süpapları erken açarak torkun artmasını sağlarken, geniş tepeli kamlar gücü artırmak için tercih ediliyor. Yuksek dereceli egzantrik milleri, motorun rolanti devrini de yükseltiyor. Ancan bunu yaparken motorun rolantide dengesiz çalışmasına neden olabiliyor. Verimli bir modifikasyon işlemi için, egzantrik milinin dışında supapların hareketini sağlayan diger mekanik ve elektronik parçaların da geliştirilmesinde yarar var. Örnegin süpaplar, süpap yayları, egzantrik mili kasnakları, beyin programı, ateşleme sistemi gibi.

LIFT:
Lift, eksantrik milinin sübaplari ne kadar bastırdığını gösteren değerdir.

DURATION:
Sübapin yatağından çıktığı zamanki derece ölçümüdür.

OVERLAP:
Giriş ve çıkış subaplarının aynı anda açık olduğu sürenin derecesidir. Giriş eksantrik milinin açılış numarası çıkış eksantrik milinin kapanış numarasına eklenerek hesaplanır.

POWER BAND:
Eksantriğin gücünü verimli bir şekilde verebildiği devir aralığıdır.

Dereceli Eksantrik Mili Ne Kadar Güç Verir:
Cadde otomobilleri için üretilmiş eksantrikler derecelerine ve kullanıcının seçimine göre 10 bg ile 25 bg arasında güç üretebilecek kapasitedelerdir, yarış otomobilleri için üretilmiş eksantrikler ise çok daha yüksek olarak 80-100 bg’lere kadar güçler üretebilmektedirler.

Turbo

Turbo Sisteminin Temelleri

Bir motordan alınabilecek maksimum gücü elde etmenin en iyi yolu silindirlere gönderilecek maksimum benzin ve hava karışımı ile olur.Bu işlem bir motoru güçlendirmenin bir numaraları kuralıdır.Bunu yapmanın bir yoluda silindir yuvalarını büyütmektir esasında.(örn:6000 cc motorlar) Fakat turbo gibi teknolojiler bunu daha kolaylaştırarak kullanışlı hale getirmektedir.

Turbochargerlar motora gönderdikleri fazla hava ve benzin karışımı ile küçük silindirlerden de güç sağlamayı amaçlamaktadırlar.Genel olarak Turbochargerlar 0.4 bar’dan 2.0 bar’a kadar güç üretebilmektedirler.Normal olarak atmosfer basıncının 1,014 Bar olduğunu düşünürsek Turbochargerların motora atmosferde olandan %50-%100 fazla basınç uyguladığını görebiliriz.Bu da %50 güç artışı anlamına gelmektedir.

Bu motorun güç artışıdır fakat bu gücü tam olarak almamızı engelleyen bir takım unsurlar vardır.Egzos çıkışında bir turbin bulunması eksoz geri basıncının artmasını sağlar ve motor eksoz gazını tam olarak dışarıya atmakta zorlandığı için güç kayıpları oluşur.

Pek tabi ki herşey enjeksiyonlu bir motora Turbo takmakla bitmez.Bunun yanında sistemin daha fazla benzine ihtiyacı olacaktır.Bir turbocharger silindirlere daha fazla benzin göndermeyi sağlayamaz, bunu yapan aracın işletim sistemidir. İşletim sistemin yanı sıra da orjinal benzin pompanızın haricinde daha fazla benzini pompalayabilecek kapasitede bir benzin pompasına ihtiyaç duyulur.

Turbo Nasıl Çalışır

Eksoz manifolduna takılan Turbochargerlar , motordan gelen eksoz gazı sayesinde Turbinelerini döndürürler.Yani buraya kadar motor kendi gücünü kullanmaktadır.Salyangoza bir mil sayesinde bağlı olan türbinler, dönmeye başladığı andan itibaren silindire giden havayı gitmesi doğrultusunda zorlamaya başlar.

Silindirlerden gelen eksoz gazı Türbin pervanesin bıçaklarına çarparak türbinin dönmesini sağlar.Turbine ne kadar fazla gaz gelirse o kadar hızlı döner.

Milin diğer ucundaki pervane ise kompresor pervanesidir.Bu pervane eksoz gazının silindirlere iletilmesi yolunda basınç uygulamaktadırlar.

Kompresor Pervane Bıçakları

Bu pervaneler dakikada 150.000 kere dönmektedirler.Bilgisayarınızdaki hardiskin bile dosyalarınızı okumak için dakikada 7200 kere dönebildiğini düşünürsek bu dönüş hızı inanılmazdır.Burda turbonun yağsız kalması demek anında yanması anlamına gelmektedir.O yüzden pervenaleri tutan milin çok dikkatli şekilde konumlandırılması gerekir çünkü yanlış bir setup milin kendi oluşturucağı momentumdan kırılmasına yol açacaktır.Bu pervanelerin dönmesi için sıvı yataklar kullanılmaktadır.Bu sayede hem milin soğuması sağlanıyor hemde sürtünme katsayısı düşürülüyor.

Turbo Modelleri ve Tasarımları

Turbo modellerinden bahsetmeden önce turbochargerların yol açabileceği bazı problemlerden bahsetmeliyiz.

Maxi Boost:

Turbolar büyüklüklerine göre güç artışı sağlamaktadırlar.Turbo basıncı yükseltmek her ne kadar maksimum gücü elde etmemizi sağlasada silindirlerin ve pistonların dayanabileceğinden fazla basınç içerlemek Knocing dediğimiz problemi doğurmaktadır.Knocking aslında silindir ve pistonlardan gelen tık tık sesidir.Motor bu devrede detonasyona uğrar ve silindirlerde oluşan ısı yükselir.Motora giden havayı ne kadar fazla sıkıştırırsanız, hava o kadar fazla ısınacaktır. Şimdi bir yanağınıza hava doldurun ve onu sıkıştırırak diğer yanağınıza geçirin.Bu işlemi devamlı yaptığını sürece ağzınızda bulunan havanın ısınacağını göreceksiniz.Aynı şekilde yüksek basınçlı turbolarda bu durum yaşanır.Turbo gelen gazı sıkıştırarak motora gönderir fakat doğacak bu basınçtan ısınan hava silindirler içindeki Bujiler tarafından gerçekleştirilen patlamanın önüne geçer. Eğer pistonlarınız ve silindirleriniz buna uygun değilse hepsi birer mum gibi birkaç dakika içinde erirler.Bu yüzden turbo motorları devamlı yüksek oktan benzine ihtiyaç duyar.Bu avans(knocking) problemin önüne geçmek içinde motorların sıkıştırma oranları düşürülmektedir.

Yüksek basınçtan detonasyona uğramış bir Impreza Turbo motoru

Turbo Lag:

Turbo chargerlarla ilgili en önemli problemlerden biride türbinin geç devreye girmesidir.Her ihtiyaç duyduğunuzda gaza basıp güç elde etmek mümkün değildir çünkü salyonagozun içindeki pervane ancak belli bir motor devrinden sonra dönmeye başlamaktadır.Turbonun devrede olmadığı bu zaman sürecine Turbo Lag denilir.Turbo devreye girdiği zaman ki araçtaki ani tekme etkisi bu yüzdendir.Turbo devreye girer ve araç çıldırmış gibi saldırıya geçer.

Turbodaki bu gecikmeyi azaltmanın en iyi yolu Turbo içindeki dönen ana parçaları hafifletmekle olur.Hafifletmekte küçültmekle olur.Bu da pervanin ve kompresorun daha hızlı çalışmasına olanak sağla***** erken devreye girmesine yol açar.Dünyada bunu en iyi başaran firma WW firmasının 1700 rpm de devreye giren passat modelleri için ürettiği turbochargerlardır.Fakat bu turbochargerlar büyük turbolar gibi yüksek basınç üretemezler.

Küçük-Büyük Turbochargerlar;

Biraz öncede söylediğim gibi salyangozun içindeki parçaları hafifletmek ve aynı doğrultuda küçültmek salyangozun içindeki trübin pervanesinin erken dönmeye başlamasına yani turbonun erken devreye girmesini sağlar.Fakat bu pervaneler küçük olduklarından dolayı büyük pervaneler kadar hava sağlayamazlar.Aslında sistem çok basittir.Nasıl evinizdeki küçük vantilatör büyüğü kadar hava sağlayamıyorsa küçük turbochargerlarda büyük ağabeyleri gibi güç üretemezler.

Turbonun Özellikleri:

Bilya Yatak:

Milin bağlı olduğu pervanelerin yatağında bulunan bu bilyalar azda olsa bazı turbochargerlarda kullanılmaktadır.Tabi ki bu bilyalar sizin normal olarak bildiğiniz bilyalardan farklıdır.Hepsi kusursuz bir üretimin ürünleri olan bu bilyalar özel meteryallerden imal edilir ve dakikada 150.000 kere dönen türbin pervenesin yarattığı sürtünmelere dirençlidirler.Pek fazla tercih edilmeyen bu bilyalar aslında turbo lagını önlemektede yarar sağlamaktadırlar,

Seramik Türbin Bıçakları:

Sermik turbin bıçaklarının tek avantajı metal bıçaklara nazaran hafif olmarı ve turbo lagını azaltmalarıdır.

Sequential Turbochargerlar

Bizim, twin turbo olarakta bildiğimiz bu chargerlar iki tane salyangozu esas alarak üretilmiştir.Yani iki turbo yanyana çalışmaktadırlar.Birincisi, yani küçük olan devreye erken girer ve turbo lagını engeller.İkinci turbo ise yüksek motor devirlerinde devreye girerek yüksek basınç sağlamayı esas almışlardır.

Intercooler;

Kompresyona uğrayan hava, ısınır.Isınan hava ise genişler bu yüzden turbodan gelen basınç artışı havanın motora gitmeden önceki ısınmasının sonucudur.İyi bir güç artışı için silindirler daha fazla hava moleküllerine ihtiyaç duyarlar, sadece basınç motorun gücüne artırmaya yetmez.

Bu radyatöre benzeyen siyah kutu turbochargerdan gelen basınçlı havanın içinden geçmesine sağlar, ince kanallardan geçen basınçlı gaz süzülür ve soğutulur.Bu sayede motora daha fazla hava molekülü girmesi sağlanır.Eğer turbocharger basıncı 0,7 bar ise intercoolerda 0,7 barlık sıkıştırlılmış havayı süzecek kapasitede olmalıdır.

Turbolar hakkında bazı tezahürler;

-Motor yağını her 5000 km ya da daha erken süreler içerisinde değiştirin.
-Her zaman motor üreticisinin tavsiye ettiği yağı kullanın. -WD40 ve benzeri temizleme katkılarını ya da gevşeticileri kullanmayın.
-Her zaman motorun ısınması için 30 ila 60 saniye kadar bekleyin.
-Soğuk ve ince yağ, ısınmış bir yağ gibi kolayca hareket edemez ve parçaların bir süre yağsız kalmasına yol açar!
-Yola çıktığınızda turboyu hemen devreye sokmayın, turbo henüz yağ ihtiyacını gidermemiş olabilir.
-Aracı stop etmeden önce turbonun dinlemesi ve bir sonraki çalışma için gerekli yağlamayı yapmasına izin verin.Turboyu ne kadar zorladıysan o derecede dinlendirme yapın.
-Yüksek devirlerde türibin devamlı dönmektedir.Bu esnada motoru kapamak turboya giden yağıda kapamak anlamına gelir.Bu durumda turbo yataklarında ciddi hasarlar oluşur.
-Motoru yağını her değiştirdiğinizde yağ filitresinide değiştirin ve ilk çalıştırmada yağ basıncının sağlandığına emin olun.

Yukarıdaki tezahürleri yerine getirmeniz ve aracınızı iyi bir şekilde kullanmanız durumunda Turbochargerınız en az motorunuz kadar sorunsuz ve uzun ömürlü olacaktır.

Chip Tuning

CHİP TUNİNG MANTIĞI
Otomobil üreticileri bir motoru dizayn ederken sadece performans üzerine düşünmezler. Onlar, otomobillerde yakıt ekonomisini, uygun olmayan kullanım koşullarını, kalitesiz yakıt kullanılabileceğini, eksik ve kötü bakım yapılabileceğini göz önünde bulundurarak bazı önlemler alırlar ve bu da motorun performansını olumsuz yönde etkiler.
İşte bu noktada superchips, arabasının bakımlarını düzenli ve iyi bir şekilde yaptıran, yakıt ekonomisinden bir miktar taviz verebilecek kullanıcıları için farklı bir yazılımla motoru yöneterek, her türlü motordan %10 civarı güç ve tork artışı alınmasını sağlar.

Farklı markalarda otomobillerin farklı motor ve kontrol ünitesi özellikleri olduğu için Superchips farklı markalara özgü farklı chip tuning metotları geliştirmiştir.

Çoğu otomobilde geçerli, eski chip’in yerine yeni bir chip takmanın yanında Ford’larda farklı bir modül, BMW ve yeni Opel Vectra gibi otomobillerde seri programlama ve çoğu japon otomobilinde de Icon Race gibi yöntemlerle chip tuning yapılabilmektedir.

Chip Tuning iki ana şekilde yapılır:

1. Aracın beynindeki chip sökülerek Superchips tarafından özel olarak programlanmış yeni bir chip takılması

2. Eğer aracın orjinal chipi yeniden programlanabilir ise orjinal program yerine Superchips’in modifiyeli programının aktarılması.

SUPERCHIPS uygulamasından ne kadar kazanç elde edilir?

Superchips bir chip programı yazarken o aracı özel bir dinamometreye bağlar ve o aracın tüm ince ayarlarını yapar. Yani tüm ateşleme avansı ve yakıt püskürtme stratejilerini, yakıt tasarrufunu günlük kullanımda çok etkilemeden maksimum performans öncelikli hale getirir. Bu sayede atmosferik araçlarda yaklaşık %10 beygir gücü ve tork artışı elde edilir. Bu güç artışı aracın tam gaz kullanımında aracın genel performansını arttırırken, günlük kullanım koşullarında çok daha canlı ve hızlı tepki verir hale getirir.

CHİP TUNİNG SIRRI (ECU OPTİMİZASYONU)
Ecu Optimizasyon uygulamasını anlamanız icin, öncelikle optimizasyonun nerde ve nasıl gerçekleseceğini bilmeniz gereklidir.

Söz konusu optimizasyon, ECU (Motor kontrol ünitesi) kısmında gerçekleşecektir. Bu uygulamanın özelliği, motorun herhangi bir şekilde fiziki olarak modifiye edilmeyecek olmasıdır. Sadece motor yönetimi için gerekli bilgileri içeren chip (Flash EPROM) değişecektir. Orijinal program okunacak, özenle optimize edilecek ve yeni program yüklenecektir.

Bu işin sır perdesini kaldırmak icin biraz daha detaya girmemiz gerekiyor…

ECU’nun tarihçesi ve faydaları
Teknolojinin son 20 yıldaki hızlı gelişimi otomotiv endüstrisine tabiiki es geçmemiştir. Otomotiv endüstrisi bu gelişen teknolojiden en iyi şekilde faydalanmıştır. Şüphesiz, bu gelişimden en karlı çıkan ve de en çok faydalanan otomobil kullanıcıları olmuşlardır. Bunun en güzel örneklerini yeni otomobillerdeki yüksek performanslı motorlar, düşük sarfiyat, mükemmel yol tutuş ve üstün güvenlik sayesinde görmekteyiz. Günümüzdeki otomobiller Elektronik Motor Yönetim Sistemleri ile donatılmışlardır. Karbüratörlü olsun, merkezi enjeksiyonlu olsun, veya ortak raylı çok noktalı enjeksiyonlu sistemler olsun, bu Motor Yönetim Sistemleri verimi oldukça arttırmaktadır…Bu dönemdeki en dikkat çekici gelişim, süphesiz Motor Kontrol Ünitesinin (ECU) ortaya çıkması olmuştur

ECU nedir?
ECU (Motor Kontrol Ünitesi) otomobilin motor bölümünde veya yolcu kabini içinde bir yere monte edilmiştir. Boyutları bir oto teybinden daha küçüktür. Bu küçük cihaz birden fazla microbilgisayar içermekte ve motorun değişen koşullarda en verimli şekilde yönetimini sağlamaktadir. Bu microbilgisayarlar, EPROM bir chip içerisinde bulunan bir programı çalıştırmaktadır. ECU, tüm motor yönetimi ve kontröllerden sorumludur, ve motorun çalışma şartlarını sürekli olarak denetler, parametreleri hesaplar ve sürekli olarak değişkenleri ayarlar. Tüm bu ayarlamalar, motorun yükü, devri, çevre değişkenleri (hava sıcaklığı, hava yoğunluğu, motor sıcaklığı, barometrik basınç vs…) göz önüne alınarak bir saniye içerisinde yüzlerce kez gerçekleşir…Tüm bu ölçümler, basınç, sıcaklık, devir, hız, hava yoğunluğu vs…gibi değişkenlerin, milyarda bir sapma ile, motor içinde bulunan yüzlerce sensör tarafından yapılması ile mümkün olmaktadır…ECU bu değerleri algılar, ardından EPROM içerisinde bulunan haritadan ilgili değerleri bulur, ve de ateşleme zamanlaması, optimum yakıt miktarı, turbo basıncı, emisyon değerleri gibi değişkenleri hesaplayıp uygulamaya geçirir…Tüm bu işlemler saniyenin binde biri cinsinden sürelerde gerçekleşmektedir…

TURBO ARAÇLAR İÇİN CHİP TUNİNG
Turbo araçlardaki chip tuning uygulamalarında, diğer araçlardaki uygulamalarda yapılan tüm ayarların yanında motorun Turbo Basıncı da arttırılarak %35′lere varan güç ve tork kazançları elde edilebilmektedir.
Benzinli veya dizel tüm turbo beslemeli motorlara yapılabilen bu uygulama sonucunda başka hiçbir modifiye işlemine gerek kalmaksızın elde edilen güç artışı inanılmaz boyutlardadır.
Superchips, turbo beslemeli motorların dayanıklılığını ve performansını arttırmak için chip tuning’in yanında ayrıca özel turbo modifikasyon ekipmanları da sunmaktadır.

CHİP TUNİNG UYGULAMASI NASIL YAPILIR ?
1 - Öncelikle araç üzerinden Motor Konrol Ünitesini (Engine Control Unit) söküp elimize alıyoruz. Bu üniteler bazı araçlarda kolay, bazılarında ise zor sökülüyor.
2 - Motor Kontrol Ünitesini, vidalarını sökmek suretiyle açıyoruz.
3 - Kontrol Ünitesi içindeki kartı kutudan ayırıyoruz. Bazı Üniteler özel bir silikon malzeme ile izole ediliyor. Bunları açarken zorlamamak gerekiyor.
4 - Kontrol Ünitesi üzerinde bulunan Eprom üzerindeki etiketleri söküp güvenli bir yere yerleştirdikten sonra, Epromu Sıcak Hava Tabancası kullanarak dikkatlice söküyoruz. Sökme işlemi sırasında en sık yapılan hata, Eprom bacaklarının bağlı olduğu yolların kaldırılmasıdır. Bunun meydana gelmemesi için, Epromu ve bağlantı bacaklarını sürekli olarak denetlemek gerekiyor. Sağlıklı sonuç için, özellikle söküm işlemini 2 kişinin yapması gerekiyor.
5 - Epromu söktükten sonra. Bacaklardaki lehimleri pasta yardımıyla temizliyoruz. Ardından bacakları ve Epromu özel bir sıvıyla temizliyoruz. Böylece Eprom, programlayıcıya takılmaya hazır hale geliyor.
6 - Epromu programlayıcıya yerleştiriyoruz. Üzerindeki programı okuyoruz ve online olarak Çözüm ortağımız olan Tuning firmasına gönderiyoruz. Program orda okunuyor, modifiye ediliyor, ve online olarak bize geri gönderiliyor. Gelen programı kontrol edip Eprom üzerine yüklüyoruz.
7 - Bu arada, Eprom Soketini board üzerine lehimlemek için gerekli hazırlıkları yapıyoruz. Soket, lehimlemesi zor bir parça olduğu ve hata kabul etmediği için, öncelikle bacaklarını pasta ve lehimle kaplıyoruz.
8 - Ardından, Motor Kontrol Ünitesi üzerindeki plakaları düzeltiyoruz. Soketin board’a sağlam şekilde lehimlenebilmesi için, tüm yollar üzerindeki lehimlerin aynı seviyede olması gerekli. Gerekirse mercek ile tek tek kontrol ediyoruz.
9 - Sonra, hazırlamış olduğumuz Eprom soketini dikkatlice yerine oturtup lehimlemeye başlıyoruz. Soketi milimetrik olarak yerine oturtmak gerekmekte. Aksi takdirde, problem yaşama ihtimalimiz var…
10 - Soketi özel sıvımızla temizliyor, Epromu sokete yerleştirip soketi kapatıyoruz. Ardından, soketin çevresini pasta vb.. kalıntılara karşı temizliyoruz.
11 - Son olarak, board’u kutusuna dikkatlice yerleştirip, kutuyu kapatıyoruz. Motor Kontrol Ünitesini aracımıza takınca, Chip Tuning İşlemimiz Tamamlanmış Oluyor.