Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
 

gözlerinde apaçık görünen

1 Temmuz 2008 Salı | Kategori Aşk 0

gözlerinde apaçık görünen

sen herşeyden ve herkesten yakınsın bana.
sadece sen anlayabilirsin içimdekileri

ölümlü olmaya sadece seninle razı olurum
hayatın neşesi sensin, anlamı senin isteklerin

sen de gör bu yüce bağlılığı
senin içinde eriyip, bir olma isteğimi

Nedir yahu bu aşk?

17 Haziran 2008 Salı | Kategori Aşk 1

NEDİR YAHU BU AŞK ?

Aşk neymiş öğrenelim bakalım…

Sesini duyduğunuz anda avuçlarınız terlemeye kalbiniz deli gibi çarpmaya başlıyorsa…
Bu aşk değil HOŞLANMAK’tır
-
Ellerinizi ondan çekemiyor sürekli dokunmak sarılmak istiyorsanız..
Bu aşk değil ARZULAMAK’tır
-
Yanınızda bir tek o olduğu için onu istiyorsanız….
Bu aşk değil YALNIZLIK’tır
-
Herkes onunla olmanızı beklediği için onunlaysanız…
Bu aşk değil SADAKAT tir
-
Size sıcak, yakın davrandığı için onunlaysanız…
Bu aşk değil KENDİNE GÜVENSİZLİK’tir
-
Üzülmesini istemediğiniz için onunlaysanız…
Bu aşk değil ACIMAK’tır
-
Ona değer verdiğiniz için hatalarını hoş görüyorsanız..
Bu aşk değil ARKADAŞLIK’tır
-
Bütün gün ondan başka hiçbir şey düşünmediğinizi söylüyorsanız..
Bu aşk değil KOCA BİR YALAN’dır
-
Onun iyiliği için kendinizden çok şey feda edebiliyorsanız…
Bu aşk değil YARDIMSEVERLİK’tir
-
O üzgünken sizin de kalbiniz acıyorsa…
İşte bu AŞK’tır
-
Tarif edemediğiniz bir çekim yüzünden ondan bir türlü kopamadığınızı düşünüyorsanız..
İşte bu AŞK’tır
-
O herkese güçlü görünmesine rağmen içindeki zayıflığı hissedebiliyorsanız..
İşte bu AŞK’tır
-
Başkalarını da çekici bulmanıza rağmen hiç pişmanlık duymadan onunla kalmaya devam edebiliyorsanız..
İşte bu AŞK’tır

haz, ego, sevgi… gerçek… büyük resim… akıbet…

2 Haziran 2008 Pazartesi | Kategori Aşk 0

BAZI ŞEYLERİ KENDİME SÜREKLİ HATIRLATMAM GEREKİYOR Kİ, EZBERE ve İÇGÜDÜSEL BİR YAŞANTI İLE HÜSRANA UĞRAMAYAYIM :

Varlığın anlamsız olamayacağına emin olup, varlığın sahibine güvenen,
  iç dünyası, ahıreti ve bilanço günü için iyi-doğru ve güzel işler yapıp bu hali kuşanan,
    gerçeğin ve adaletin arayıcısı ve hizmetkarı olan,
     tüm bu hususlarda kararlılık ve özdisiplin gösteren
      bunları tavsiyeleşen insanlar kendini arındırmış ve kurtuluşa ermiştir.
        İşte gerçek başarı budur !
        
          Kınayanların kınamasından korkma. Allah bize yeter.  ( Ait olma - birey olma dansı/dengesi)


Esas sorular : Ben neyim ve kimim?  Kim olmalı ve ne yapmalı-bu dünyada neyi gerçekleştirmeliyim? Gönlümün muradı ne? Rabbim kim? Sonum ne olacak? Sonuçta ne olmuş olacak?
 
Sınırlarım : Anlamsızlık, Özgürlük, Yalıtılmışlık, Ölüm

Sorular ve sınırların doğurdukları : Mutsuzluk; can sıkıntısı, monotonluk, doyumsuzluk, hırs, kıymet bilmeme, kendini beğenmeme, kendini sevmeme, sevmeyi bilmeme, güç kompleksi, aşağılık kompleksi, beğenilme kompleksi, libido sağlığı, başarı kompleksi, gelecek korkusu, utanca boğulmuş olma, olumsuz beklentiler, bitmemiş işler ve geçmişte takılıp kalma, gelecek korkusu, sosyal benzemezlik ve yalnızlık, çekingenlik, miskinlik, değmeyeceğini düşünmek, kolaycılık, kıtlık bilinci, görmemişlik, doymamışlık, değer karmaşası, cahiller arasında kalma, teslim olamama, 

İlişkime yansımaları : kıskançlık, monotonluk, gözümün dışarıda olması***

***seyir zevki, hormonal zevk, gerçekten kaçıp hayal moduna giriş,

Gönlümün muradı : kendimi beğenip sevmek ve birbirimizi sevip güvendiğimiz sıcacık bir dostumun olması.

Aslında her bir (sorunlu) davranış bir savunma mekanizmasıdır. Böyle davranarak neyi korumaya çalıştığımızı  bulursak daha doğru davranma imkanı doğabilir.

Çözüm önerileri :

 Kendi balığını kendin tut…
   Kendini tanı ve gönlünün muradını keşfet. Bunun bilinciyle yaşa…
    Aradığını doğru yerde ara…
      Mola verdiysen bunun bir mola olduğunu unutma…
        Kazanmasını istediğin tarafını besle…
         Sorumluluk al…
          Özdisiplinini korumak için yapman gerekenleri yap…
           Gün içerisinde periyodik olarak fanusun dışına çık…
          Özelini koru
           Ağaç istiyorsan fidan dik…
            Meyve almak için sabret…
             İyi polenler için komşuna iyi tohumlar ver…
              Olmayacak işlerin hayalciliği moduna girme, gerçek bir vizyon geliştir…
               Niyet-eylem-değer bütünlüğünü koru…
                Edebsizliğe heves etme…
                 Yalnız kalman gerekiyorsa kal, Allah sana yeter…
                   Katılman gerektiğinde katıl. Atılman gerektiğinde atıl. İnsanlarla kaynaş…
                   İki günü bir olan ziyandadır kendini geliştir…
                    Kendini harcama, kurban psikozundan çık…
                     ALLAH için sevmeyi,  değer vermeyi, saygı duymayı öğren…
                      Sana saygı duymaya mecbur olduklarını unutma, unutturma…
                       Kendini ve hayatı sev, akışına bırak…Gülümse. Tercihin mutluluk olsun… 
                        Hayatın-kaderinin sana verebilceğinden fazlasını isteme hayal kırıklığı yaşarsın…
                   İddialardan vazgeç, insanlarla olan yarışı bırak, iç dünyandaki ebediyet koşusuna çıkman lazım…

Yola çıkışım : Bu aleme ve hayata anlamı onu yaratanı düşünerek ver… 
                          Bizi yaratmamayı değil yaratmayı seçtiğine göre bizi seviyor ve bir anlamımız var.
                         (Varlık O’nun için anlamlı. Sahibi O. Bizim için anlamı ne?)
                         Kendine çeki düzen ver. Görünüşüne, zihnine ve davranışlarına.
                         Rabbinin büyüklüğünü düşün.
                        Yarattıklarına bak.
                        Sana verdiği nimetleri an.
                       Bütünü gören ve planlayan biri var sakin ol ve anı yaşa. bırak kendini akışa.
                         (diğer yola çıkış ayetlerini buraya ekleyeyim)

Emin olduklarım, ilkelerim, değerlerim, yöntemlerim, karakterim, amacım :

Kimse ilah değildir, sadece O… Yaptıklarımız hep O’nun adına… Büyük olan sadece Allah’tır… Övgünün tek sahibi O’dur… O her türlü eksiklikten uzaktır… Dost olarak Allah yeter, O ne güzel bir dost ve ne güzel bir yardımcıdır… 

Elindekilerin değerini bilmeyen hiç bir şeyle mutlu olamaz, hep bi eksik bulur… Çalışmanın gerekliliği ilahi bir kanundur… Bazı işler daha fazla çalışma ister… Her işin bir bekleme ve direnme süresi vardır… Hatalarından vazgeç, unut, kapat, doğruya yönel… Olmuyorsa olmuyordur; ne gelir elimizden insan olmaktan başka, ben mi istedim misal şeklim şemalim, huyum böyle olsun… Tefekkür… Dua…

Pergel gibi ol. Bir ayağın hakikatte olsun diğeriyle dolaş onsekizbin alemi…

Şehadet, Savm-Tut kendini, Salad-Özdisiplin-Medit, Hac-Evrensellik, İnfak

Allah birdir, Melekleri vardır, Kitapları vardır, Resulleri vardır, Ahiret vardır,
İnsanın kaderi özgür iradesidir ve kaderin üstünde bir kader vardır.
Hayır ve şer Allahtandır ve başıma gelen şer nefsimdendir.

Özdisiplin, İnanç, Liderlik, Ahlak, Edeb, Adalet, Empati, Meşveret, İhlas, Doğruda inat, Niyet 

Alim, Arif, Gündüzlerin aslanı, Gecelerin abidi

Kendimden, Rabbimden ve Kullardan razı olmak; saadet.
 
**************************************************************************************
**************************************************************************************

Sürekli yaptığım işler, davranışlar, içine girdiğim duygular, kurduğum hayaller, yaşadığım sorunlar

- İnternetten siyasi haber sitelerini takip ederim.
- Hayat arkadaşımla kızlara karşı beslediğim duyguları,davranışları konuşurum.
- Salonda anne-babamla bir yandan dizi izler bir yandan internette dolaşırım. yine siyasi haber siteleri ağırlıklı olmak üzere felsefe, psikoloji, sosyololoji hakkında yazılar okurum. Bazen de güzeller galerisini dolaşırım.
- Haftada iki veya üç gün spor salonuna giderim
- Gündüz, müşterilerin bilgisayarlar sorunlarını çözer ve para alırım
- Hafta sonu içimden bir şey yapmak gelmez. lüzumsuz gelir. Ama yaparsamda gerçekten keyif alırım.

**************************************************************

Kendini kendi çaba, eser ve duruşunla-değerlerinle yücelt.
Özdeşleşeceğin canlı ve cansız aksesuar ile değil.
Kendi değerini kendin belirle. Allahın aynasına bak toplumun değil.
Yalancı yücelik yolun sonunda elinde patlar.
Yüz güzelliğini ötedünyadan büyülü bir şey sanma. Şehvet o sadece anla artık.
Manayı zor da olsa doğru yerde ara. Zevkli diye olmayacak yerde değil.
Egonun arızasını gidermeye çalış ve gerekli aşamaya ulaşana kadar onun arzularına diren.

SORU - 1 : Ben nasıl biriyim ? (gerçek ben)
SORU - 2 : Ben niçin böyleyim?
SORU - 3 : Ben nasıl biri olmak istiyorum? (ideal ben)
SORU - 4 : Ben nasıl biri olmalıyım? (üst insan)
SORU - 5 : Metod ve uygulamam ne olmalı?
SORU - 6 : Büyük sonuç nedir ?

(burada erkekler için söylenilen şeyler bir şekilde kadınlar için de söylenebilir bunu da unutmayalım.)

 

Esas soru :
(sevgilisiyle cinsel yaşam yönünden uyumlu ve mutlu oldukları halde;)
Bir erkek hangi sebeplerden dolayı sevgilisi dururken(hatta yanındayken) etraftaki başka bir kızla ilgileniyor olabilir? (hemen "öküzlüğü yüzünden" filan demeyelim bilimsel çalışma yapıyoruz burada)

Doğal yan sorular :

Bir erkek bir kadından(kadınla olan ilişkisinden) neler bekler ve bekleyebilir ve beklemelidir ve de neler beklemez ve beklememelidir? Nasıl bir kadın? Nasıl bir ilişki? Nasıl bir hayat? Hangi değerler? Nasıl mutlu oluruz?

Öncelikle yukarıda ilgilenme deyip geçtiğimiz davranış ve duygulanımları tarif edelim:

Davranışlar : 1) sabah erektesinde diğer kızın hayalini kurmak 2) kızı görünce ona kur davranışlarında bulunmak
                        3) ona dokunmak için fırsat kollamak 4) klark çekmek (rezalet :)) 5) gözle soymak

Duygulanımlar :
onun bana bakmasını benimle ilgilenmesini beni beğendiğini belli etmesini istiyor ve onu feth etmek istiyorum.

ÇOK ÖNEMLİ TESBİT : Yukarıdaki davranış ve duygular hayal dünyası moduna girince gerçekleşiyor.

Öyleyse "niçin gözüm dışarıda" sorusunu ancak "niçin hayal dünyası moduna giriyorum" sorusuyla esastan ve derinlemesine cevaplayabiliriz.

0) Böyle bir takıntıya sahip olabilir. Fakat takıntının kaynağı için diğer maddeler geçerlidir.
1) Sevgilisini beğenmiyor olabilir.
2) Kendini beğenmiyor olabilir  ve bu yüzden kendini beğenecek ve yüceltecek* yeni birilerine ihtiyaç duyuyor olabilir. (ve bazen fırsat ayağıma geldi diye düşünebilir.)
3) Üst düzey bir beğeniyi hak edecek istisnai bir varlıkla karşılaşmış olabilir.
4) Yukarıdaki maddelerin bir karışımı söz konusu olabilir.

Dikkat edilirse yukarıdaki maddelerde beğeni kavramı üzerinde durulmuştur. Kişiler arasında yakınlığa neden olan beğeniden başka aşk, sevgi, şefkat, şehvet, çıkar gibi kavramlardan bahsedebiliriz.
Burada beğenme kavramı ego modundaki anlamıyla kullanılmıştır. Daha çok görsel+sessel+duruşsal bir beğeni anlatılmak istenmiştir.  Fakat  yine de görsel bir beğenmeyiş hiç bir zaman tek başına işgören bir mekanizma değildir. Çoğu zaman görsel beğenmeyişin gerisinde öze yönelik bir beğenmeyiş yatmaktadır. Yüksek görsellik beklentisi işin öz yönünden zayıf olduğu noktalarda bir kapatıcı makyaj vazifesi görür adeta. (Laf aramızda bazen tersini düşünmüyor da değilim. Yani "kaportada iş yok motoru güçlendirelim bari" durumları mı dönüyor yoksa arka planda savunma mekanizması olarak?) Elbette görselliğin önemini sıfıra indirgemek istemiyoruz. Sadece her şeyin yerli yerince olması için çabalıyoruz. Görselliğin fonksiyonu genetik sağlık ve uyumluluk ile mizaç uyumluluğunun tesbitinde başlangıçta  önemli bir vazife yapmaktır. Hani "tipim değil" falan denilir.  Buradaki "tip" mizaç ile çok yakından bağlantılıdır.

5) Sevgilisinden intikam almak istiyor olabilir.
6) Yaşadığı manevi doyumsuzluğun/anlamlılaştıramadığı hayatının ve kişisel niteliklerini derinleştirememiş oluşunun verdiği memnuniyetsizliği-acıyı  ego düzeyinde dindirmek-telafi etmek istiyor olabilir.
7) Basit bir haz tutkusu olabilir. Fakat burada da insanın böyle bir tutkuya boyun eğmesi ancak manevi yaşamının doyurucu olmayışıyla mümkündür.
8) Bir hikayeye tutulmuş olabilir. Lanet olası filmler, romanlar ve masallar zor ulaşılan ve başkasının elinden kurtarılan sevgiliye duyulan müthiş aşkı anlatır dururlar. Oysa eldeki sevgili zaten eldedir. Ortada müthiş bir durum filan yoktur!!  Normal olanı sıkıcı buluyordur.Bu hikayeye tutulma olayında sadece müthişlik sevdasının peşine düşülmez. Başka bir takım tripler de mevcuttur. Örneğin "Birbirine deli gibi âşık olan çift, özellikle erkek tarafının yanlış anlamalarının yol açtığı dargınlıkla uzun yıllar süren bir ayrılığa mahkum olur. Erkek çoğu zaman sevdiği kadının kendisine ihanet ettiğini düşündürten mizansenlere kolaylıkla kapılır. Mizansenler bazen bir hayli suni bir şekilde tertiplense de, kadın ne kadar çabalarsa çabalasın masumiyetini(iffetini) kanıtlamakta zorlanır; çünkü karşısındaki erkek onu dinlemeye yanaşmaz."

9) Sevgi nedir bilmiyordur. Bildiği tek şey egosal beğenme/beğenilme ve haz arzusudur. Ego-fazilet-hikmet-aşk sıralamasında öküz gibi ilk basamakta çakılıp kalmıştır.

Yukarıdaki maddeler inceleğinde meselenin iki kavram etrafında döndüğü anlaşılacaktır. EGO ve MANEVİ YAŞAM.  (Haz boyutunun sağlıklı yürüdüğünü varsaymıştık)

 Tesbit ve iddiam ise şu : Kendini manen iyi, güçlü, gelişmiş ve doyumlu hissetmeyen insan, eğer elinde bu yönde bir imkan yoksa bu doyumsuzuğun acısını başka bir şeyle gidermeye çalışır; EGO doyumu. Yani dışarıdan gelen "sakin ol! içindeki o mutsuz olduğunu, yanlış yolda olduğunu söyleyen sesi unut! sen normalsin. sen süpersin, sen bitanesin. sen en sevilesi insansın. sen çok başarılısın. sen çok doğru bir yerdesin. bunu sana bütün kalbimle söylüyorum bana nasıl inanmazsın? sen benim sesime kulak ver, sen süper bi insansın." sesiyle sakinleşmeye, kendini kandırmaya çalışır.

 

 

 

(Hala devam ediyorsan peşinde koşmaya bunun tek anlamı var daha fazla haz umudu. Çünkü az önce ego göçtü ama hala virüs aktif. Ulan bu egodan daha kötü. Yani nasihat çalışmaz. fiziki taktik yapıcaz artık)

Başta sorduğumuz soru açısından bu şu anlama geliyor : Kişi egosuna sunacağı yeni bir hediye bulmuş olmaktadır.

**********************************************************************************************************

Dolayısıyla tüm insan faaliyetleri 3 açıdan incelenebiliri : haz. ego. aşkınlık.

tüm duygu, düşünce ve davranışlarımız bu üçünden birinden kaynaklanır. ve bu üçünden biri içindir.

fakat bu üçünün sınırları olimpiyat halkaları gibi birbiri içine girmiştir.
bir duygu(veya düşünce veya davranış) hem haz ile ilgili hem ego ile ilgili hem de aşkınlıkla ilgili olabilir.

örneğin ahlaklı biri olma isteği egonun aferin alma isteğiyle ilgili de olabilir, bu dünyanın basit değerlerinden sıyrılıp yüce bir duyuşa(örn. sevgiye) yönelme isteği ile ilgili de. yahut iki arada bir derede kalmış birisi, ikisi için birden de ahlaklı olmak isteyebilir.

yaralı bir hayvan daha tehlikeli olurmuş. tıpkı egosu yaralanmış bir insan gibi. 
insan canına ve egosuna çok düşkündür. bazen egosu için canını verdiği de olur. ve aşkını yaktığı da olur ego için
burada ego ve onur kavramlarının karıştırılabilir olduğunu görüyorum.  bunu irdelemek lazım…

insan aşkın değerlerden bihaber iken haz ve ego uğruna toplumdaki yaygın yanlışlara uyabilir. gafletten uyanmış bir insanı artık suçlamamak gerekir. zira günahından tevbe eden hiç günah işlememiş gibidir. bu sözün geçerli olduğu alan gönül alanıdır. yoksa ego alanında günahlar hiç affedilmiyor olabilir. çünkü o kendini ve kişileri mükemmel olunca beğenir. Oysa kusursuz dost arayan dostsuz kalır.

ego insanı rezil edebilir. ego elindeki değerleri eritebilir. egoyu aşmayı öğrenmek gerek.
 

*İnsandaki yücelme ve yüceltilme isteğinin/ihtirasının kaynağı onun hırsı, acizliği, aşağılık kompleksi, ölümlüğü ile ilgili olsa gerek. İslamın bu konuda çözümü nettir : Yücelik Allah’a aittir. (Elhamdülillah)

 

İhtar !!! Ey kul metin, sen hayatını kendi elinle güzelleştirmeyeceksinde, hayatın bir kıza elini sürünce güzelleşecek öyle mi?! yuh sana. Bırak boş hayaller kurmayı! Aç gözlerini! varsa varmak istediğin bir yer çalış ve var.

 

 

Niçin böyleyim?
Niçin gözüm dışarıda?
Niçin mutsuzum? Niçin güçsüzüm? Niçin kararsızım? Niçin korkuyorum? Niçin eziğim? Niçin kendimi beğenmiyor ve yeterli görmüyorum? Niçin hayallere kapılıyorum?
Niçin inancım ve umudum zayıfladı?
Niçin inandığım gerçekleri yaşamıyorum? Niçin egoma direnemiyorum?
Niçin beni sadece kızlar konusu heyecanlandırıyor?

 



Kendimden razı olamadım be daha… Her şey ertelenebilir ama insan değil,

aşk türleri

31 Mayıs 2008 Cumartesi | Kategori Aşk 0

Akıl Cebraili’nin gideceği yol bir noktaya kadardır ve o noktadan sonra yola devam etmek istiyorsanız Aşk Refrefi’ne binmelisiniz.

****

Mesela Batılıların yaptığı birkaç tanıma bakalım: Aşk boş kalbin hareketidir,ticaret ve zanaat sahibi olmayan aylakların kalplerindeki cehalettir,
 deli ve belalı bir efendidir,
 gözün kör olmasıdır, patolojik bir hastalıktır,
 aşk ruh hastalığıdır,
cinselliğin zirvesidir, vb. 

Bir de Doğuluların tanımlarına bakalım: Aşk Musa’nın Tûru, İsa’nın nefesi,
 noktası bin kitap, zerresi güneş,
iğne deliğinden on sekiz bin âlemi seyretme, vb.

*****

gönülden sürülen aşk belden aşağıya ve hatta ayağa düştü. Belden aşağıya yanişehvetin kucağına düştü. Ya da bir yanılsamayla şehevani duygular aşk zannedildi.

*****

Buradan bakınca bu duygu çok da asaletli görünmüyor. İşin içinden nasıl çıkılır? Beşeri aşk yaşayanlar, hissettiklerini, kutsal, çok özel bir duygu olarak nitelerken, hangi noktada ahlak erozyonuna düşebilir?

***
Yani insanlar belden aşağıda yaşadıkları şehevani duyguları, vatanı gönül olan kutsal aşkla karıştırıyorlar. Bu büyük gözbağcılığını ve kandırmacayı Hz.Mevlana’nın “Şehvet, eşeği  Hz. Yusuf gösterir” vecizesiyle dikkatlere bir kez daha arz etmek istiyorum.

İkinci büyük yanılsama ise aşkın maruz kaldığı talihsizliği yaşayan, yüce

makamından indirilip şehvet metaı haline getirilen kadın yanılsamasıdır. Batının

kadınla ilgili karnesi bir kere çok bozuktur. Batılılar Aydınlanma sonrası

Romantizme kadarki dönemde kadını bir çeşit üreme objesi olarak görmüşlerdir.

Halbuki kadın, hem Şark-İslam medeniyetinde, hem de tasavvufta çok yüce bir makama

layık görülmüş; baş tacı kabul edilen bir eş veya fatihleri doğuran kutsal anne

nazarıyla bakılmıştır. Tasavvufta ise çok daha özel ve felsefi bir yaklaşımla

karşılaşırız. Mesela İbn Hazm kadını sevmeyi arifliğin delili olarak görür. İbn

Arabi, Hz. Muhammed’in “Dünyadan bana üç şey sevdirildi, bunlardan birisi

kadındır” hadisinden hareketle kadın sevgisinin bir tür ilahi sevgi olduğunu

düşünür. Hatta kadının, erkeğin eğri eğe kemiğinden yaratılmasını, erkeğe olan

meyline ve sevgisine yorar. Ayrıca kadının doğurganlığı, şefkati ve muhabbete

yatkınlığı; Allah’ın bazı isim ve sıfatlarını sadece onun yansıttığı şeklinde

yorumlanır ki bu da onun Allah’ı yansıtma konusunda daha mükemmel bir ayna

olabilecek potansiyele sahip olduğunu gösterir.

****
niyetim ne : güçlü heşüvet patlaması & ego cilası & koftiden gerçeküstü klark
çeken ne   : özgüven-bencillik & tazelik-sereserpe & ilgi & masumiyet-tipim olması
niyetimin kökeni : egom bir yerde yara almış muhakkak, ki o yarayı tedavi
                   etmek için çırpınıyorum.
vazgeçtiğim ne: gerçekler

eldeki gerçek ne : seriyus merriyıd

kaynak : ben ve http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=322792
*****
ben teoriyi pratiğe geçiremiyorum,
lakin onların onun potansiyelini heder ettiğini düşünüyorum.

iyi-doğru-güzel

30 Mayıs 2008 Cuma | Kategori Aşk 0

İyi, doğru ve güzele nasıl ulaşılır?

Seküler ahlak yeter, doğa yasaları ahlak için yeterlidir diyen materyalist bakışla semavi öğretiler olmazsa gerçek ahlak mümkün değildir şeklindeki sprutuel bakış kıyasıya tartışıyor.

Dört karanlık dürtü,

İnsanda para kazanma dürtüsü, çıkarının peşinde koşma dürtüsü, ünlü olma dürtüsü, statü kazanma dürtüsü vardır. Bu dürtüler insan davranışlarını belirleyici özellikler taşır. Ahlak bu dürtü ve itilimlerin yönetilmesinde gereklidir.

O korkunç sevgi

27 Mayıs 2008 Salı | Kategori Aşk 0

Mükemmel olamamak zor değil, bunu kabullenmek zor…
Oysa biz Kendimizi yüceltme arzusuyla dopdoluyuz.

Sürekli olarak "en mükemmel, en harika, en muhteşem, en dokunulmaz "  olduğumuzu/olmamız gerektiğini fısıldayan bir şeytanımız var.

Şehvetli soluğuyla bizi kendi yalanlarına inandıran bir şeytan. Hiç bir ses onun sesi gibi inandırıcı değil. Öyle gizemli, öyle buğulu, kaynağı öylesine belirsiz bir ses ki aklın parlak sesi onun yanında solgun ve anlamsız kalıyor. O konuştuğunda içimizdeki bütün sesler susuyor, konuşabilenler ise kendini duyuramıyor.

"En mükemmel” olduğumuza inancımız ne kadar güçlüyse, kırılganlığımız, öfkemiz, düşmanlığımız da o kadar artıyor.

Biri, bize “en sevilen olmadığımızı” sezdirdiğinde, hatta bu konuda en küçük bir kuşku yarattığında içimizdeki ses, “sevilmeyi en çok hak eden olduğunu kanıtla bana” diyor. "bana gücünü ve mükemmeliyetini göster.” (demek ikincisinin amacı birinciye ulaşmak ?)

Bu büyülü emri aldıktan sonra artık biz o emrin, itaatsizliği asla düşünemeyen kölesi oluyoruz.
Çünkü emri veren, o emirle birlikte korkunç bir acı da zerkediyor ruhumuza, bütün zerrelerimiz tahammülü zor bir acıyla doluyor. O acıdan kurtulabilmek için o emri yerine getirmek zorunda olduğumuzu biliyoruz.

Bizi çıldırtan, uykularımızı harap eden, hayattan koparan, kıvrandıran o acıdan kurtulmak için zehirli ot yutmuş bir at gibi dört yana koşuyor, herkese saldırıyoruz.

İki şey arıyoruz :
“Bizim herkesten çok sevilmeyi hak edecek birisi olduğumuzu bize kanıtlayacak ( yeni) birisi"***
“Bizi yeterince sevmeyeni cezalandıracak” bir davranış

***bu kanıtlama işi şöyle oluyor : beğendiğimiz kadın (ki bu üstün özellikleri olan kadın anlamına geliyor… ki nedir bu üstün özellikler dersek; en başta seksilik, sonra neşe, sonra özgüven geliyor. sonra zeka, kültür, yetenek vs… ego neşe ile oyunculuğu, özgüven ile bencilliği birbirine karıştırabilir dikkat…) tarafından beğenilmek istiyoruz… ve ona sahip olup bizi beğendiğini tescillemek ve hatta bu tescillenmeyi cümle aleme göstermek istiyoruz… yani sadece onun beğenmesi yetmez. onun beğendiğini toplum da görsün böylece toplumda beğensin bizi bu üstün kadına sahip olduğumuz için. ya da en azından bizi kınamasın bula bula bunu mu buldun diye vs… ((( kendini beğenmeyen başkalarına beğendirmeye çalışır. peki insan kendini nasıl beğenir başkalarını dikkate almadan?)))

Böylece telaşlı ve acıklı bir arayış giriyor hayatımıza; Bu acıyı dindirecek birini bulmalıyız. Bir an önce bu acıdan kurtulmalıyız.

“Bizim sevilmeyi en çok hak eden insan olduğumuzu” bize kanıtlayacak (yeni) birini ararken öylesine çaresiz kalıyoruz ki bazen o insanın “kim” olduğuna bile aldırmıyoruz. O acının dinmesi lazım çünkü.

Bunu yaparken, “en çok sevdiğimizi” kaybedeceğimizi de biliyoruz.
Kaybetmenin uzun sürecek bir başka acı yaratacağını da…
Ama o an duyduğumuz acı öylesine dayanılmaz ki daha sonra duyacağımız acıya aldıramayacak bir hale geliyoruz.
Ve, iki acıdan, daha kısa vadeli ama daha keskin olanını yatıştırmayı tercih ediyoruz.
Yoksa arzuladığı tatmine ulaşamayan şeytanımızın bizi “cezalandırması”, ruhumuza acıyı zerketmesi sürüyor.

Bunun bir çaresi var mı?
Bizi tümüyle iyileştirecek bir çaresi yok herhalde, bütün diğer duygularımız gibi bu da ilahi bir kudret tarafından yerleştirilmiş içimize, silinip atılamıyor. (hırstan arınanlar hariç : develer ve çocuklar. niçenin üçlemesi)

Belki bizi körleştiren bu acıyı yaşarken gözlerini açık tutmayı başaran bir zeka, bizi yatıştıran bir tecrübe, okuduğumuz kitaplardan arta kalan bir olgunluk, yetiştirilirken bize anlatılan ölçüler, içimizdeki patlamaları bastırmayı öğretebilir bize.
Ama bunun için bile…
Bu acılardan birkaç kere geçmemiz, o korkunç “sevginin” bizi ve hayatımızı ne hale getirdiğini birkaç kere görmemiz gerekiyor herhalde.

(Ahmet Altan’ın Taraf gazetesindeki yazısından, değiştirilerek alıntı)

motto

25 Mayıs 2008 Pazar | Kategori Aşk 0

1) ne kadınlar sevdim zaten yoktular / gerçek değildiler birer umuttular
2) vardır bunda da bir hayır  &  bu da geçer ya hu
3) hayat şu andan ibarettir &  dün gitti değiştiremezsin. yarın gelmedi yetişemezsin.
4) niyetimde ne var?    zevk hormanlarım için mi?   egom için mi?  ruhum için mi?
5) onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler & onlar kurtuluşa erenlerdir.

mutluluğum benim

24 Mayıs 2008 Cumartesi | Kategori Aşk 4

işte başarı istiyorum
mutlu bir sosyal yaşam istiyorum
doyurucu bir gönül ilişkisi istiyorum
kendimi madden ve manen beğenmek istiyorum
potansiyellerimi hayata geçirmek istiyorum
coşkulu ve gerçekten anlamlı bir hayat istiyorum

beni mutlu edeceğini düşündüğüm şeyler işte bunlar.

1) bunları elde etmek için ne yapmam lazım?
2) oysa ben ne yapıyorum?

1) payıma düşene razı olmakla başlayacak her şey. bunu öğrenmem lazım. ne diyor arkadaşım ? " hayatın sana hiç bir zaman vermeyeceği şeylerin peşinden koşarsan mutsuz olursun.". şükretmekte diyorlar buna. fakat şu var: paylaşıma razı olmak yetmez. toplumun ölçülendirme kriterini de reddetmek lazım.

2) gerçek mutluluğun içte olduğunu bildiğim halde egomun peşinden koşturup duruyorum. lanet olsun içimdeki bu ego sevgisine.

modern hayat - geleneksel hayat

17 Mayıs 2008 Cumartesi | Kategori Aşk 0

köye ve toprağa dönüş talebi aslında, "modern zamanlar"ın yıkmış olduğu bir "geleneksel toplum"u arayıştan kaynaklanır. Mevsimlerin ritmindeki eski hayatı özleyiştir.

Ne modern hayatı içselleştirebildik ne geleneksel hayatı elit(*) bir şekilde tekrar üretebildik
Hangi yola sapacağımıza karar veremedik dolanıp duruyoruz.
Sahi hangisi iyi bu hayat tarzlarından?

asl1nda bir çok noktada uzlasabilir bu iki yasam tarz1
bir noktada ayriliyorlar : kad1n-erkek iliskileri

büyük soru : güzel kadına sadece arkadaş olarak bakmak mümkün mü ? nasıl?

hayat hikayesi

16 Mayıs 2008 Cuma | Kategori Aşk 1

Hayat bir hikaye gibidir, ne kadar uzun olduğu değil ne kadar güzel olduğu önemlidir.(Seneca)

benim hikayem beni mutlu etmedi şimdiye kadar…  / maddi olarak her şeyim var bin şükür…

sevmeyi beceremedim. ne kendimi(*) ne hayatıma girenleri. birtek oğlum hariç.
(şükretmeyi bilmek gerek. ve teslim olmak dosta)

beceremedim çünkü;
ya sevgi diye bir şey yok "ileri vadeli bir takas" var,
  yahut insanlara güvenip teslim olamıyorum, 
   yahut çevremde sevgi yok bu yüzden sevgi nedir öğrenemedim, 
    yahut yalnızca muhteşem olanın sevilmeye layık olduğunu düşünüyorum,
    

aslında biliyorum. sevgi, sadece bedeli cesaretle göze alınarak ve gönül diyar1nda bulunabilir.
konfor, garanticilik, çıkar, maişet beklentileriyle de gönül diyar1na varılmaz. 
ricacılıktan, beklentilerden vazgeçip,
maddiyattan vazgeçip,
egodan vazgeçip,

emek verip, sabr edip, tevekkül edip,
insanlar1n gözünü/sözünü b1rak1p kendi özünün çocugu olunca

erersin sevginin demine

. ALLAH’U EKBER…buldum işte..

dsadas