Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


MUCİZE

9 Kasım 2007 Cuma 2 Yorum »

Sally, küçük kardeşi George hakkında anne ve babasının konuşmalarını duyduğu zaman yalnızca sekiz yaşındaydı. Kardeşi çok hastaydı ve onu kurtarabilmek için ellerinden gelen herşeyi yapmışlardı. Georgi’nin yalnızca çok pahalıya malolacak bir ameliyatla kurtulma şansı vardı fakat bunun için yeterli paraları yoktu.

Babasının, umutsuz bir biçimde annesine şöyle fısıldadığını duymuştu Sally:

“Yalnızca bir mucize onu kurtarabilir.”

Bu sözleri duyar duymaz, usulca kendi odasına yürüdü Sally. Domuz biçimindeki kumbarasını gizlediği yerden çıkartarak içindeki paraları yavaşça yere dökerek saymaya başladı.

Yanılgıya düşmemek için tam üç kez saydı kumbaradan çıkardığı bozuk paraları. Sonra hepsini cebine koyarak aceleyle evden çıkıp, köşedeki eczaneye gitti.

Eczacının dikkatini çekebilmek için büyük bir sabırla bekledi. Eczacı çok yoğundu ve bir adama ilaçlarını nasıl kullanacağını anlatıyordu. Bu yoğun çalışmanın arasında sekiz yaşındaki bir çocukla ilgilenmeye hiç niyeti yoktu ama Sally’nin beklediğini görünce

“Evet, ne istiyorsun söyle bakalım” dedi. “Biraz acele et, gördüğün gibi beyefendiyle ilgileniyorum” diyerek yanındaki şık giyimli adamı gösterdi.

Sally “Kardeşim” dedi. Sessizce yutkunduktan sonra devam etti:

“Kardeşim çok hasta, bir mucize almak istiyorum.”

Eczacı Sally’e bakarak “Anlayamadım” dedi.

“Şeyy, babam ‘Onu ancak bir mucize kurtarabilir’ dedi, bir mucize kaç paradır, bayım?”

Eczacı Sally’e sevgi ve acımayla baktı bu kez:

“Üzgünüm küçük kız, biz burada mucize satmıyoruz, sana yardımcı olamayacağım” dedi.

Sally o kadar kolay vazgeçmek istemedi. Eczacının gözlerinin içine bakarak “Karşılığını ödemek için param var benim, bana yalnızca fiyatını söylemeniz yeterli” dedi. Bu arada Sally ve eczacının yanında bekleyen iyi giyimli bey Sally’e dönerek “Ne tür bir mucize gerekiyor kardetin için küçük hanım? diye sordu.

“Bilmiyorum” dedi Sally. Sonra gözlerinden aşağı süzülen yaşlara aldırmaksızın devam etti: “Tek bildiğim, o çok hasta ve annem ameliyat olmazsa kurtulamayacağını söyledi ve ailemin de ameliyat için ödeyebilecekleri paraları yok.

Ama babam ‘Onu ancak bir mucize kurtarabilir’ deyince ben de paramı alıp buraya geldim.”

“Ne kadar paran var?” diye sordu iyi giyimli adam. “Bir dolar ve onbir sent” dedi Sally. “Ve dünyadaki tüm param bu!” “Bu iyi bir şans, küçük kardeşini kurtarmak için gerekli olan mucize için yeterli bu para” dedi, iyi giyimli adam.

Adam bir eline parayı aldı, öteki eliyle de Sally’nin elini tutarak “Beni yaşadığın yere götürür müsün lütfen?” diye sordu. “Küçük kardeşini ve aileni tanımak istiyorum” dedi.

İyi giyimli adam Dr. Carlton Armstrong’du ve George için gerekli olan ameliyatı yapabilecek tanınmış bir cerrahtı.

Ameliyat başarıyla sonuçlanmış ve aile hiçbir ödeme yapmamıştı. Hep birlikte mutluluk içinde evlerine döndükleri zaman hâlâ yaşadıkları olayların etkisinden kurtulamamışlardı.

Anne “Hâlâ inanamıyorum. Bu ameliyat bir mucize! Doğrusu maliyeti ne kadardır merak ediyorum” dedi.

Sally kendi kendine gülümsedi. O bir mucizenin kaça malolduğunu çok iyi biliyordu. Tam tamına bir dolar ve onbir sent!

MOR MENEKŞE

8 Kasım 2007 Perşembe 5 Yorum »

menekse

Kendini bildi bileli mor menekşeyi çok severdi… Çocukluğunun geçtiği iki katlı evin bahçesinde bahar geldiğinde mor mor açar, mis gibi kokardı. Annesi mor menekşeleri hep duvar kenarına dikerdi. Gölgeyi seven menekşelerdendi… Oysaki öğretmeni bitkilerin güneş ışınları ile fotosentez yaptığını anlatmıştı onlara. Bitkiler güneş ışığına muhyaçtı. Mor menekşeler ne tuhaf bitkilerdi. Her bitki güneşi severken onlar neden gölgeyi tercih ediyorlar diye düşündü durdu. Hande… küçücük ufacık aklı ile aslında menekşelerin diğer çiçeklerden farklı olduğunu keşfetmişti. İşte belkide menekşeler bu yüzden bukadar güzeldi. Herkesten farklı olursan bu hayatta farklı olursun yargısına varmıştı. Daha o yıllarda farklı olmak için uğraş vermeye başladı. İlk olarak, okulda kimsenin yanına oturmak istemediği hacer le oturmak istiyorum öğretmenim diyerek başladı farklılıklarla süren hayatı. Hacer bile şaşırmış şaşkın şaşkın bakıyordu onun yüzüne. Hacer çok dagınık. biraz anlama problemleri olan problemli bir ailenin kızıydı. Hande ise mühendis kemal beyin biricik kızı. Öğretmen pek oturtmak istemedi önce Hacerin yanına Handeyi. Daha sonra bir tatsızlık çıkmasın diye öğretmen handenin annesini çağırdı. Eve geldiklerinde annesi Handeye sordu:

-Neden yavrum hacer in yanına oturmak istiyorsun?

Hande cevap verdi:

-Geçen baharda menekşeler ekiyorduk hani anne, ogün sen bana menekşeler güneşi sevmez demiştin. Oysa her bitki güneşi sever menekşeler farklı, belkide bu yüzden bukadar güzeller. Hacerin yanına kimse oturmak istemiyor. Ben farklı olmak istiyorum. belki Hacerde farklıdır onu farketmek istiyorum, dedi.

Annesinin ağzı açık kalmıştı, ilkokul 4. sınıf kızının olgunluğuna hayran kalarak.

-Peki kızım kimin yanına istersen oturabilirsin dedi.

Pazartesi Hande Hacerin yanında oturmaya başladı. Hem Hande tedirgindi hem Hacer. Bir birleriyle hiç konuşmuyorlardı diğer kızlarda soğumuştu Handeden. Nasıl Hacer gibi dağınık birşeyi iki kere söyleyince anlayan fakir bir kızın yanına oturmayı istemişti. En çok alınan Doktor Cemal beyin kızı Esin di. Anne ve babaları her hafta görüşüyorlar, Esin ve Hande beraber oynuyorlardı. Nasık olurda kendisinin yerine Haceri seçerdi. Çok gururu kırılmıştı Esinin, Hande ile hiç konuşmuyordu. Birgün Hande ve ailesi Esinlerle dağ köylerinden birinde gerçekleştirilecek bir panayıra katılmak için sözleştier. Hande yine Esinin somurtacağını bildiği için gitmek istemiyordu. İçin içinde Hacere kızmaya başlamıştı Arkadaşlarıyla arasını bozmuştu. Neden sanki bukadar dağınıktı, neden bir şeyi iki kerede anlıyordu, yoksa aptalmıydı? Sonra menekşeleri hatırladı hemen düşüncelerinden utandı. Hacer farklı diye yargılamaması gerekiyordu, Hacerin kimsenin bilmediği güzelliklerini keşfedecekti. Buna tüm gücüyle inandı panayıra gittiklerinde Esin somurtarak karşısında oturuyordu. Hande ile hiç konuşmuyordu. Hande canı sıkıldığından biraz dolaşmak için annesinden izin aldı. Köy yolunda yürümeye başladı. Hava iyice soğumuş ve ayaz artmaya başlamıştı. Kar atıştırmaya başlamıştı. Hande karı çok severdi. Köye gelmişti. Bir evin önünde durdu. Evin penceresindeki saksıya gözü ilişti. Gözlerine inanamıyordu bunlar mor menekşelerdi. Ama kıştı ve menekşeler soğuğu hiç sevmezlerdi. Eve doğru bir adım attı. Kapıda beliren gölgeyi çok sonra fark etti bu Hacerdi. Handeye gülümsüyordu.

-Hoşgeldin Hande buyurmazmısın dedi.

Biraz ürkek şaşkınlıkla kapıya doğru ilerledi Hande ve içeri girdi. Oda sıcacıktı, odun sobası her yeri ısıtmıştı. Menekşeler diyebildi hande sadece…

-Bu soğukta…

Hacer gülümsedi

-Onlar annem için, annem onları çok sever.

Sonra yatakta yatan kadını fark etti Hande. Annen hastamı? dedi.

-Evet iki sene önce felç oldu ona ben bakıyorum, bizim kimsemiz yok, birtek ineğimiz var onunla geçiniyoruz. Ama tüm işler bana baktığı için derslere pek çalışamıyorum, dedi Hacer utanarak. Birde bizim köyden şehre araç yok, bu yolu hergün yürüyorum o yüzdende çok yorgun okula geliyorum ve dersleri anlamakta güçlük çekiyorum. Handenin gözleri dolmuştu. Dışarıdan gelen ses ile kendine geldi. Annesi onu arıyordu. Çok merak etmiş olmalıydı. Dışarıya koştu ve annesine sarıldı, ağlıyordu. Bir müddet sonra anne bu Hacer diye tanıştırdı sıra arkadaşını. Hacerin yaptığı ssıcak çorbadan içtiler birlikte. Hande annesine anlattı Hacerin hikayesini ağlayarak. Bir şeyler yapalım anne dedi. O hafta Hande ve annesi, Hacerlere gidip annesiyle birlikte onları kendi evlerine taşıdılar. Hacer artık Handelerden okula gidip geliyordu. Ne dağınıktı, nede aptal. Sınıfın en iyi öğrencisi olmuştu. Seneler geçti Hande ve Hacer bir arkadaş değil, iki kız kardeşlerdi artık. Mor menekşeler Handeye Haceri armağan etmişti. Hacere ise hem Handeyi hem hayatı. Seneler sonra ikiside evlendi. Hacer şimdi bir doktor. Handeden vicdanın nekadar önemli olduğunu öğrendi, hastalarına vicdanıyla birlikte şifa dağıtıyor. Hande ise bir öğretmen. Çocuklara farklı olan şeyleri de sevmeyi öğretiyor. Bir kızı var, adı Hacer Menekşe. Hayatta en çok sevdiği iki şeye birini daha ekledi Hande.

LÜTFEN SEVGİNİZE ÖNYARGI KOYMAYIN. HERŞEY SEVİNCEYE KADAR FARKLIDIR. SEVDİKTEN SONRA İSE SEVGİNİN DİLİ HEP AYNIDIR…

 



Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.