Ebe sobe
Kategori Oyun | Etiketler : ebe sobe | İhbar Et
(0 Oy, 5 üzerinden 0 puan )
Loading ... Oyunuz Gönderiliyor ...

Küçük çocuk uyandığında evin diğer fertleri çoktan uyanmış, günün haklı telâşına kendilerini
kaptırmışlardı. Eee, ablası evleniyordu bugün. En telâşlı da oydu şüphesiz. Şu kızları anlayamıyordu
bir türlü. Gelinliğini defalarca giymiş; ama her defasında aynı heyecanı hissediyor, aynanın
karşısından saatlerce ayrılamıyordu. Evdeki bu hareketlilik sıkmıştı küçük çocuğu. Ama az da olsa
hâlinden memnundu. Onunla ilgilenmiyordu hiç kimse. En azından bugün içilmeyen süt, yapılmayan
kahvaltı muhabbeti olmayacaktı.O kargaşadan faydalanarak sokağa attı kendini. Bahçedeki ağaçtan
kopardığı elmadan küçük bir parça ısırdı ve en yakın arkadaşını çağırmak için bisikletine bindi.
Bisikletinin frenleri de tutmuyordu,yenisini istemek için şu düğün telâşının aradan çıkması lâzımdı.
Babası zaten yeteri kadar masraf yapmıştı bugünlerde. Bir de bunu söyleyemezdi.

Arkadaşının evinin önüne geldiğinde bahçelerinin bakımsızlığı dikkatini çekti. Sanki uzun süredir
ilgilenilmiyor gibiydi. Çiçeklerin boynu susuzluktan bükülmüş, birlikte yetiştirdikleri sarı-kırmızı
güller solmuştu. Kapıyı çaldıktan sonra uzun bir süre bekledi. Ancak evde kimsecikler yoktu. İçinden
arkadaşının nereye gideceği hakkında fikirler yürütmeye başlamışken bahçedeki kulübede köpeğin
tasmasını öylesine atılmış bir vaziyette gördü. Bu da demek oluyordu ki; çok aceleyle ya da uzun bir
zaman kalmak için gitmişlerdi bir yere. Zira köpeği, başta arkadaşı olmak üzere, ailenin diğer
fertleri için de çok önemliydi. Arkadaşı kendisine haber vermeden gitmezdi. Öyleyse gidişleri çok
âni gerçekleşmişti. Düğün yoğunluğu nedeniyle de yaklaşık bir haftadır görüşemiyorlardı zaten.
İyice meraklanmıştı.

Eve döndüğüne kimi evi süpürüyor, kimi mutfakta yemek pişiriyordu. Ablası ise mâlum… Sahi ablası
evlenince, gece karanlıktan korktuğunda kimin yanında yatacak, sokakta kavga ettiği çocuklara kim
ağzının payını verecekti? Daha neler neler…Bak bu hiç aklına gelmemişti.Ablasını bir köşeye
sıkıştırdı:
- Sen evlenince buraya hiç gelmeyecek misin?
- Olur mu canım! Yine sık sık görüşeceğiz.
- Ya benim kavga ettiğimi nereden duyacaksın?
- Duyup da ne olacak?
- Kim koruyacak beni?
- Sen de kavga etmeyeceksin artık.
- Ya edersem?
- O zaman ben de kuşlardan haber alır, kardeşimi kurtarırım.
- Yaa! Yalancı, gelmeyeceksin işte!
- Geleceğim, üzülme canım. Ama sen artık büyüdün. Ufak şeyler için kavga etmezsin, alttan
alırsın biraz. Öyle değil mi?
- Peki, gece korkunca kimin yanında yatacağım?
- Küçük kız kardeşimiz gelip senin yanına yatacak. Ağabeylik yapacaksın ona.
- Üff, evlenmesen ne olur sanki?
- Ama güzelim, bu hayatın kanunu. Ne yapabilirim? Size olan sevgim azalmayacak ki!
Küçük çocuk duyduklarından tatmin olmamıştı. Bahçeye çıkarken içinden: “ Ne yapsam da evlenmesine
engel olsam?” diye düşünüyordu. Ama bunun bencillik olduğunun da farkındaydı.

Aradan haftalar geçmiş, evlenmiş olan ablası evlerini ziyarete gelmişti. Onlar annesiyle lafa
dalmışken, o da dışarı çıktı. Sokakta gördüğü postacı kendisine bir mektup verdi. Evet, arkadaşından
gelmişti. Geldiği adrese baktı, İstanbul yazıyordu. Merakla kaldırımın üstüne oturdu ve zarfı açtı.
İçinden bir kartpostal, bir de sarı-kırmızı süslü bir kağıda yazılmış mektup çıktı.Sarı-kırmızı
kağıtta babasının işi gereği acil olarak İstanbul’a gittiklerini ve orada bir süre kalacaklarını
söylüyordu.Oradaki yaşantılarından bahsediyor,kendisi de orada olsaydı beraber Galatasaray’ın Ali
Sami Yen’deki maçlarına gidebileceklerini söylüyordu. Orada henüz arkadaş edinemediğini ve
kendisinin her zaman en iyi dostu olarak kalacağını yazmıştı. Buradayken sık sık oynadıkları
oyunları hatırlatarak: “Biliyorsun, beni -sen dahil- oyunlarda kimse sobeleyememiştir. Sana söz
veriyorum, oraya gelince beni ilk sen yakalayacak ve sen sobeleyeceksin; kaçmayacağım. Çünkü seni ve
diğer arkadaşları çok özledim.” diyordu. Mektubun sonlarına doğru bu sıralar kendini pek iyi
hissetmediğini de yazmıştı. Kartpostal ise çok güzeldi. Üzerinde iki tane futbol oynayan çocuk
vardı. Birlikte yaptıkları futbol maçlarını anımsatmıştı ona bu kartpostal.

Eve doğru giderken satıcıdaki tarakları gördü. Arkadaşı hep babasıyla aynı tarağı kullanmaktan
şikayet ederdi. O da mektubuyla birlikte kırmızı renk bir tarak yollayacaktı ona. Tarağı paket
yaptırdı ve arkadaşına mektup yazmak için eve gitti.

Uzun zaman sonra arkadaşından gelen mektuplar azalmıştı ve ilginç yanı arkadaşı ne Galatasaray’ın
maçlarından ne de buraya geleceğinden bahsediyordu. Çok genel konulardan bahsediyor, hâl hatır
muhabbetiyle mektuplarını bitiriyordu. Sanki İstanbul onu olgunlaştırmıştı. O sırada annesi telâşla
içeri girdi:

-Koş oğlum koş! Sevgi teyzenler İstanbul’dan dönmüş.

Heyecanla yerinden fırladı, öyleyse arkadaşı da gelmişti. Koşarak onların evine gitti. Bahçede
büyük bir kalabalık vardı. Herhalde karşılamak için gelmişler, diye düşünürken gözleri arkadaşını
arıyordu. Bahçede duran üstü yeşil örtüyle kaplı tahta şey de neyin nesiydi? Hatırlamıştı;
babaannesi öldüğünde, o yeşil örtülü tahta şeyin içinde olduğunu söylemişti annesi ona. Demek birisi
ölmüştü. Arkadaşını bulup sormalıydı hemen. Annesi ve babası burada olduğuna göre kim ölmüştü?
Arkadaşı neredeydi? Annesi: “ Yavrum ne arıyorsun böyle hayecanla?” diye sorduğunda ancak kendine
geldi. Arkadaşını sorduğunda ise annesi yeşil örtüyle kaplı tabutu gösterdi yaşlı gözlerinin ucuyla.

Meğer ölen; Galatasaraylı, oyun arkadaşı, can dostuymuş… İlk başta inanamamıştı;inanmak
istemiyordu. Evet, acıydı ama gerçekti.

Annesinin Sevgi teyze ile konuştuklarını duyduğunda Sevgi teyzenin kendisine mektupları yazan kişi
olduğunu anladı. Arkadaşı bir kaç kez yazmış, sonra hastanede uzun bir süre lösemi tedavisi
görmüş… Sevgi teyze elindeki tarağı göstererek:

-Oğlum hiç kullanamadı bunu. Al yavrum hediyeni.

Şaşkınlıkla eline aldı tarağı. Neden kullanamadığını anlamamıştı. Tabuta yaklaştı ve:

-Hediyeni neden kullanmadın? O kadar da şikâyet ediyordun, babamın tarağını kullanıyorum, diye. Bu
arada sözün vardı unuttun mu? Ebe sobe!..

Yorum yaz

Yorum yazmak için Giriş yapınız