Türk Kadını İçin Alarm Zilleri Çalıyor!
8 Ağustos 2008 Cuma
Temmuz ayında basında , "TÜSİAD’dan uyarı: Kadın-erkek eşitliğinde alarm zilleri çalıyor" başlıklı haberler yayınlandı. Kadınlar için neden alarm zilleri çalıyordu? Sorun neydi?
(Devamı…)
8 Ağustos 2008 Cuma
Temmuz ayında basında , "TÜSİAD’dan uyarı: Kadın-erkek eşitliğinde alarm zilleri çalıyor" başlıklı haberler yayınlandı. Kadınlar için neden alarm zilleri çalıyordu? Sorun neydi?
(Devamı…)
13 Haziran 2008 Cuma
Koşu yarışları genelde "saniye farkıyla", "adım farkıyla" veya ”tur farkıyla” kazanılır, bilirsiniz…. Bendeniz işhayatında erkeklerin kadınları sadece ve sadece "penis farkıyle" geçtiklerini düşünenlerdenim.
Kadını ikinci veya arka planda kalmaya razı edecek ve de onu bu rolde kalmaya ikna edecek o kadar güzel bahaneler varken. Anneliğin ulviliği, aileyi kuran dişi kuş olmanın dayanılmaz cazibesi iyi bir eş olmanın pompalandığı bir toplum ve de daha nice kadınlığın cinselliğe bağlı olarak aldığı her övgü,bizleri iş hayatında arka planda kalmaya razı etmiyor mu?
En azından vicdanlı ve de devamlı suçluluk duyan bir toplum olarak "Allah’tan korkum olsun; daha ne istiyorum ben, anne oldum, iyi bir kocam ve de bir işim var ; iyi de işinde ille de başında olmak neyime" diye hemen orada ikincilliği daha kendimiz dahi hemen özümseyip kabullenmiyor muyuz?
Niye? niye? niye?
Nedir bu biz kadınların yırtamayışı - nedir bu kadınların kendilerine birinciliği hak görmemeleri, nedir bu suçluluk?
Niye bu toplumun başarılı kadınları; "hanım ağa" veya "erkek gibi kadın" olarak hemen erkekler kulübüne transfer olurlar? Bilgi toplumu çağında hala cinsiyete takılı kalmak ne kadar sığ ne kadar alçaltıcı ne kadar vahim….
Bakınız iş hayatına, aile şirketlerine, kadının ancak erkek kardeşi yoksa başa geçme şansı vardır; o da mecburiyetten… Aslında bu şanslı kadınların o koltukları da gayet güzel doldurduklarını görürüz, bu işi dehakkıyla ‘hayli hayli’ yaptıklarına şahit oluruz…
Rollerin eşit paylaşıldığı bir çevreyi, toplumu görmeye ömrümün yetmeyeceğini çok iyi biliyorum ama bu eşitlik savaşçılığını en azından yeni yetişen kendi çocuklarımın nesline daha büyük yarar sağlayacağını düşünerek sürdürmeye bıkmadan, yorulmadan devam etmeyi düşünüyorum….
Kadının önce kendini bu yerlere - mertebelere - ünvanlara - ödüllere layık görmesiyle ve bu savaşı önce evinde,ailesinde, şirketinde, mahallesinde başlayarak yapacağına inanıyorum…..
Her zaman genç kadınlara söylemekten bıkıp usanmadığım; eğitim şart - yabancı lisan şart - dolayısıyla maddibağımsızlık - onun getirdiği kendine güven ve de koca ve çocukla "cennetin kapıları" olarak gördüğümüz yaşam biraz daha sonraya da ertelenebilir.
Ne dersiniz hanımlar?
Sevgiyle, dostlukla kalın…
Leyla Alaton Günyeli
Alarko Holding Yönetim Kurulu Üyesi
leyla.alaton@mynet.com
21 Mart 2008 Cuma
Hayatımın 47′inci senesinden gün almama bir ay kaldı! Bu ne hız bu ne celal, şaşırıyorum…
30 Ocak 2008 Çarşamba
20 yılı aşkın süredir iş hayatındayım. İlk günden beri sivil toplum örgütlerine zaafım var.