Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

siteme hoşgeldiniz…

30 Haz

GİDERKEN

Sen gidiyorsun

Ben yine arkandan bakıyorum

Zaten hep böyle oluyordu

Sen gidiyordun,ben ardından bakıyordum

Arada arkana bakıyordun ama yine de gidiyordun

Ben,sen giderken bile üzüldüğüm farkedilmesin diye gülerek bakıyordum

Tebessümüm hiç eksik olmuyordu yüzümden

Sen gidiyordun

Ben ardından bakıyordum

İçimde hangi acıların beni tırmıkladığı önemli değildi

Ben gülmek zorundaydım

Acımı belli etmemek zorundaydım

Her gidişinde kalbime bir kıymık daha batıyordu

Unutmuştum sanki yaşanamıyanları

Gömmüştüm kalbimin en uçra köşesine

Şimdi neden el değdirdin en mahrem duygularıma

Neden bırakmadın onları en uçra köşelerde

İstemiyorum,kimse bilmesin,duymasın

Bağıramam ardından

Gitme,gitme kal diyemem

Gitme,seni seviyorum hiç diyemem

El değdirme kalbime

Her tutuşunda bir kıymık daha batıyor

Neden benim canımı bu kadar yakıyorsun

Madem hep bir gidişin olacak

Değme artık kalbime,değme

Bu kadar acıyı bana yaşatma

Ya benim ol ya da hiç gelmemek üzere git

30 Haz

KORKU

Hiç bilmediğim,

Gözümüm dahi hiçbir şeyi seçemediği bir yerdeyim

Olduğum yerde kalakalmış durumdayım

Bir adım bile atamıyorum

Korkuyorum

Titrediğimi farkediyorum

Yanlızım ve nasıl hareket edeceğimi bilmiyorum

İyice büzülmüşüm

Kendimi her an gelebilecek tehlikeden nasıl korumam gerektiğini düşünürken

Kaybetmişim bir hiç uğruna herşeyimi

Ah birazcık cesaretim olsaydı

Böyle mi olacaktı?

Böyle mi son bulacaktı

Yazık ettim kendime

Hangisi kötü

Herşeyini kaybetmek mi bunun farkında olmak mı?

Bir umutla şimdi küçücük bir ışık arıyorum

O ışığın bir yereden süzülüp hayatıma girmesini istiyorum,

Gelir mi şimdi o ışık,girer mi hayatıma?

Hayatıma girip de herşeyi değiştirebilir mi?

 

10 Haz

MİLAT

Geçiyor seneler bir bir

Her gün takvimden bir sayfa daha azalıyor

Azalan sadece takvim sayfaları olsa

Giden yıllara ne demeli

Olgunlaşan birisi mi var,

Yoksa çöken bir beden mi?

Daha yirmili yaşların ortaları

Peki neden bu içimdeki yılgınlık?

Daha uzun seneler yok mu?

Seneler uzun mu olur kısa mı olur bilinmez ama

Anı ve günü yaşamamız gerektiğini biliyorum

Bugün bir milat olsun istiyorum

Her andağım yıl

Evet,demeliyim bu benim miladım

Bu benim doğduğum gün değil,yaşamaya başladığım gündür demeliyim

Bu yıl bir miladın başlangıcı olsun istiyorum

Yaşı ilerleyen biri değil

Olgunlaşan,gelişen birinin miladı olsun istiyorum

Bu yıl bir dönem noktası

Tarih on haziran

Değişimle birlikte herşey değişecek

Bugün bir miladın başlangıcı

Yeni bir devre sıcak bir merhaba ile başlıyorum

Miladım hoşgeldin

09 Haz

ÇANAKKALE

 

 

Bastığın yerleri ‘toprak’ diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

 

Arkadaşlar pazar günü Çanakkale Şehitliklerî’ndeydim,bu sebepten dolayıda İstiklal Marşı’nın bu kıtasını öncelikle yazmak istedim.Tarihi yerinde görmek,dinlemek ve hissetmek çok farklı duyguları bir arada yaşamanıza sebep oluyor.Tarihimize yön veren böylesine kutsal kişilerin,yerlerin bilinmesi hatta gidilip görülmesi gerektiği düşünüyorum. O dönemde yokluklar içinde mücedele verip tarihe yön vermek tabiki çok zor gerçekleşen bir durumdur ama bizim atalarımız bunu başarmış ve  biz onlara çok şey borcluyuz bu borcuda hiçbir zaman ödeyemeyiz.Yapabileceğimiz en güzel şey tarihimizi öğrenmek ve öğretmektir.Şimdi sizden bişey istiyeceğim kendinizi bir savaşın içinde hissedin mesele "Çanakkale Savaşı,Kurtuluş Savaşı,.."gibi ve şimdi İstiklal Marşı’nın tamamını okuyun.Herkese iyi günler,esenlikler.

 

 

                        İSTİKLAL MARŞI

 Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
‘Medeniyyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri ‘toprak’ diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma’ bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;
Fışkırır  rûh-ı mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.