Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

KENDİ DERGİM

Savunma Sanayiinde Millileşmeye Doğru Emin Adımlar Atılıyor

 

 

Türkiye’nin Yıllardır Tamamen Dışa Bağımlı Olarak Kaldığı ve Bu Nedenle Ekonomik Olarak Büyük Meblağlar Ödediği Savunma Sanayiinin Tamamen Yerli Üretime Geçmesi İçin Sağlam Adımlar Atılıyor. Tamamen Yerli Üretim Tanktan, İnsansız Hava Aracına Kadar Olan Birçok Savunma Ürünü Artık Türkiye’de Üretilebilecek.

Türkiye’nin yıllardır tamamen dışa bağımlı olarak kaldığı ve bu nedenle ekonomik olarak büyük meblağlar ödediği savunma sanayiinin tamamen yerli üretime geçmesi için sağlam adımlar atılıyor. Tamamen yerli üretim tanktan, insansız hava aracına kadar olan birçok savunma ürünü artık Türkiye’de üretilebilecek.

Konya’da düzenlenen bir konferansa katılan Savunma Sanayii Müsteşar Yardımcısı Faruk Özlü, Savunma Sanayii Müsteşarlığı olarak savunma sanayiinde milli bir ilerleme sağlamak amacıyla bir takım çalışmalara başladıklarını ve bu çalışmalarda Aselsan, Roketsan ve TAİ gibi yerli firmalarla işbirliği içinde olduklarını belirterek, "Gündemimizin ilk maddesinde tamamen milli kaynaklarla üretilecek olan tank üretimi projesi var. Bu proje kapsamında Türkiye’deki mevcut sanayiyi sonuna kadar kullanarak, eksik kalan
yönleri de yabancı ülkelere danışarak kendi tasarımımız olan ve yerli kaynaklarla üretimi yapılacak bir tank yapmayı planladık. Bu proje için Otokar ve BMC firmaları teklif verdi. Bu iki tekliften Otokar’ın teklifini proje için en uygun olanı olarak belirledik. Bu proje kapsamında ilk olarak 2 adet prototip olmak üzere toplam 250 tankın yapımı gerçekleşecek. Tasarım ve üretim olmak üzere bu proje 2.5 milyar dolara mal olacak ve birkaç yıl içinde yerli üretim tanklar ordumuz envanterine geçmiş olacak. Bu

projenin teknik desteğini Kore’den aldık ancak gerek silah atış kontrol sistemleri, gerekse mühimmat tamamen yerli üretim ve tasarım olacak. Bu firmalarla sözleşmelerde son aşamaya gelindi ve Aralık ayının sonunda sözleşmeler imzalanarak yerli üretim tankın üretimi için takvim başlayacak" dedi.

Müsteşarlık olarak ayrıca özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde kullanılan taktik tekerlekli araçların üretimi için de düğmeye basıldığını dile getiren Faruk Özlü, "Tamamının yerli üretim olacak bu projede toplam 2 bin 710 araç yapımı hedefleniyor. Bu proje için teklif çağrısı Aralık ayında yapılacak ve en kısa sürede üretime geçilmesi için çalışmalara başlanacak. Ayrıca özel maksatlı tekerlekli zırhlı araçların yerli üretimi için de bir proje başlattık. 4×4 veya 6×6 konseptinde 336 adet üretilmesi

planlanan bu araçlar için de teklif çağrısı Aralık 2007′de yapılacak" şeklinde konuştu.

Türk Hava Kuvvetleri için de birkaç projenin hazırlandığını dile getiren Özlü, şu bilgileri verdi:

"İlk proje olarak tamamen yerli tasarım ve üretim olacak olan Hürkuş adını verdiğimiz Temel Eğitim Uçağı olacak. Bu projenin ana yükleniciliğini TAİ firması üstlendi. İlk etapta 4 adet prototip üretilecek ve Türk Hava Kuvvetleri’ne teslim edilecek. Bu daha proje aşamasında ama en kısa sürede hayata geçmesi için çalışmalarımız sürüyor. TAİ tarafından geliştirilen bir diğer önemli proje ise yine tamamen yerli tasarım ve üretim olacak olan insansız keşif uçaklarının üretimi projesi. Bu proje daha tasarım

aşamasında ancak çalışmalar hızla ilerliyor. Gerçekleştiği taktirde özellikle Doğu ve Güneydoğu’daki sınır bölgelerindeki yasa dışı geçişleri ve hareketleri çok daha rahat takip etme olanağımız olacak."

Deniz Kuvvetleri’nin daha etkili bir güce sahip olması için de bazı projeleri hayata geçirdiklerini kaydeden Faruk Özlü, "Bu projelerden en önemlisi tamamen yerli tasarım ve üretim olacak olan Denizaltı Savunma Harbi ve Keşif Karakol Gemisi (Milgem) projesidir. Keşif ve gözetleme, hedef tespit, teşhis ve tanıma, erken ihbar görevleriyle üs ve liman savunması, denizaltı savunma harbi, su üstü harbi, hava savunma harbi, amfibi harekat ve karakol faaliyetlerinin icrasını yerine getirecek olan bu gemiler

için ilk prototip geminin inşası İstanbul’daki Tuzla Tersaneleri’nde başladı. Yakın zamanda suya indirilecek olan bu gemiden 11 adet üretilmesi planlanıyor. Bir diğer proje de şuan kullanılan motor sisteminin dışında bir motor sistemine sahip olacak olan ve yeni tip denizaltı üretimi projesi. Bu proje hayata geçtiğinde yabancı ülkeler bizim Gölcük Tersanesi’nde ürettiğimiz bu denizaltıları alarak kullanacak" diye konuştu.

(MÇ-FM-ÖZ-Y) (İhlas Haber Ajansı)

Çankaya Sofrası Tekrar Kuruluyor

 

Çankaya Sofrası Tekrar Kuruluyor

Resmi büyütmek için tıklayın

Atatürk’ün Değişik Alanlardan Uzmanları Davet Edip Düşünce Alışverişi Yaptığı, Ülke Meselelerini Tartıştığı Ünlü ‘Çankaya Sofrası’, Cumhurbaşkanı Gül Tarafından Tekrar Canlandırılıyor.

 

Atatürk’ün değişik alanlardan uzmanları davet edip düşünce alışverişi yaptığı, ülke meselelerini tartıştığı ünlü ’Çankaya Sofrası’, Cumhurbaşkanı Gül tarafından tekrar canlandırılıyor. Gül’ün 28 Kasım’da Köşk’te öğle yemeğine davet ettiği ’Çankaya Sofrası’nın ilk konukları da Prof. Halil İnalcık ve Prof. Talat Halman olacak.

 

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, Atatürk’ün, bilim adamları, edebiyatçılar, siyasetçiler ve değişik alanlardan uzmanları davet edip, kültürel, bilimsel konuları tartıştığı, düşünce alışverişinde bulunduğu ve Cumhuriyet’i şekillendirdiği, ’Çankaya Sofrası’nı canlandırıyor. Atatürk’ün ülke meselelerini tartıştığı, rakı ve beyaz leblebi ikilisinin ön plana çıktığı ve akşamları yapılan Çankaya Sofrası, Gül tarafından Çankaya Köşkü’nde öğle yemeklerinde yaşatılacak. Gül, ilk Çankaya Sofrası’na, 28 Kasım’da saat 12.30’da dünyanın en önemli Osmanlı tarihçisi Prof. Halil İnalcık ve Türkiye’nin ilk Kültür Bakanı, Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Bölümü ve Türk Edebiyatı Merkezi Başkanı Prof. Talat Halman’ı davet etti. Prof. Halman, Hürriyet’e davetle ilgili şunları söyledi: "Çok sevindim çok yüceldim. Hem beni davet ettikleri için hem de böyle bir dizi başladığı için. Cumhurbaşkanının kendi düşündüklerini, inandığı güvendiği insanlarla paylaşması, kendisine dürüst tavsiyede bulunabilecek kimselere danışması çok güzel bir şey. Demek ki, Cumhurbaşkanı bir köşeye çekilip sadece bazı resmi görevleri yürütmekle kalmayacak, değişik fikirler, perspektifler edinmesi bakımından, bir vesile olacak, hem de zarif bir vesile". Halman, Atatürk’ün masasında içki bulunmasıyla ilgili hatırlamaya ise, "Sayın Gül beyaz şarap verirse hiç yüksünmem huzurunda içerim. O içmeyecek biliyorum ama" yanıtını verdi.

Fikir Sofrası

İSMET Bozdağ, "Atatürk’ün Fikir Sofrası" kitabında, Çankaya Sofrası’yla ilgili şu bilgileri veriyor: "Atatürk, bu toplantılara yalnızca devletin ileri gelenlerini değil, dönemin önde olan kültür, sanat, edebiyat adamlarını da davet eder, fikir alış verişinde bulunurdu. Bir konu hakkında düşüncesi olanı sabırla dinler, yeri geldiğinde de karşısındakini zorlayarak, sorular sorarak sohbete katılımını sağlardı. Bu konuşmaların hiçbirinde kendisinin övülmesini istemez, övenleri uygun bir dille susturur, daha çok dürüstçe fikrini söyleyebilenlere değer verirdi." 22.11.2007

ABD’de Müebbete Çarptırılmış 2 Bin 381 Çocuk Var

 

ABD'de Müebbete Çarptırılmış 2 Bin 381 Çocuk Var

Resmi büyütmek için tıklayın

Amerika Birleşik Devletleri’nde Yapılan Bir Araştırma, ABD‘nin ‘Af İhtimali Olmayan Müebbet Hapse’ Çarptırılan En Fazla Çocuğun Olduğu Ülke Olduğunu Ortaya Koydu.

Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırma, ABD‘nin ‘af ihtimali olmayan müebbet hapse’ çarptırılan en fazla çocuğun olduğu ülke olduğunu ortaya koydu. Buna göre bu nitelikte en fazla çocuk Pennsylvania’da bulunuyor. Çokluk sırasında bu eyaleti California takip ediyor.

San Francisco Üniversite’ne bağlı Centre for Law & Global Justice (Kanun ve Global Adalet Merkezi) tarafından yapılan araştırmaya göre California’da 18 yaşını henüz doldurmadan işledikleri suçlardan ötürü müebbet hapse çarptırılmış 227, Pennsylvania’da ise 433 mahkum bulunuyor.
‘Çocukları hapiste ölmeye mahkum etmek’ adlı çalışmada ABD‘nin 2 bin 381 müebbet hapse mahkum çocuk sayısı ile dünyadaki tüm ülkelerin önünde yer aldığı belirtildi.

ABD‘nin haricinde çocukları müebbet hapse çarptıran diğer tek ülke İsrail’de ise bu şekilde cezalandırılmış 7 çocuk bulunuyor ve ülkede 2004 yılından bu yana da böyle bir ceza verilmemiş.

Çalışmada ABD‘de müebbet hapis cezası verilen çocukların ırk ve renginde de büyük oransızlık olduğuna dikkat çekiliyor. Raporda siyahî çocukların beyaz çocuklara kıyasla 10 kat daha fazla afsız müebbet hapse çarptırılma ihtimali taşıdığı ve bunun uluslararası insan haklarına aykırı olduğu iddia edildi.

California’daki siyahî çocukların bu cezayı alma ihtimalinin 20 kat fazla olduğunu belirten çalışmanın yazarı Michelle Leighton, ‘Birçok çocuk için böyle bir ceza, devlet eliyle uzun bir zaman dilimine yayılmış ve yavaş yavaş uygulanan bir idam hükmüdür.’ dedi.

Rapora göre afsız idama çarptırılan çocukların yüzde 51′i ilk defa suç işlemiş. Mesela, Nevada’da 8 yaşındaki bir çocuğa bile af ihtimali olmayan müebbet hapis cezası verilebiliyor.

Texas ve Wisconsin dahil dört eyalette bu ceza için alt yaş sınırı 10, başka iki eyalette 12 ve 21 eyalette 13 ya da 14 yaş sınır olarak belirlenmiş.

New York ve Florida’nın dahil olduğu sekiz eyalette ise herhangi yaştaki bir çocuğa afsız müebbet hapis cezası verilebiliyor.

Rapor, mahkemelerin verdiği bu sert hükümlerde, çocukların rehabilitasyon ve topluma yeniden entegrasyon potansiyelini göz ardı ettiğini öne sürdü.

Ayrıca raporda, çocukların psikolojik ve sinirsel olarak genç yaşa geldiklerinde bile bir yetişkin kadar zihinsel gelişime ulaşamadıklarına dikkat çekildi. (Cihan Haber Ajansı)