Kasım, 2007 Arşivi

Şu ana kadar ki bütün toplar bildiğimiz ve gördüğümüz kadar yuvarlaktır,topun yuvarlak olması topun serbestçe her yere gitmesini  sağlar.Çok dikklatli baktığımız zaman bütün şekillerin arasında en iyisi yuvarlak şekli yani dairedir,diğer şekilleri düşündüğünüz zaman bize diğerleri daha zor gelecektir.Bu bir sporcu veya ilgilenmeyen için de olabilir düşündüğünüz yerden topa vurunca yüzde doksanbeş lik gibi büyük bir yüzdeyle sizin önderliğinizde top hareket eder.Bunu bizim de kavradığımız gibi bir insan topa yukarı vurmak istediği zaman top maalesef yukarı gider ve topa vurmak istemediğimiz zamanda top ömür boyu durmak zorundadır ama bunu yaparken de dünyanın döndüğünü de hesaba katmalıyız.

Bir futbol maçı 90 dakkikadır buna ilave de koyduğun zaman epey bir zaman da geçer,dünyanın döndüğünü hesaba katarsak bu kadar uzun bir zamanda saha veya zemin dedğimiz yerlerde küçükte olsa bir yer değiştirme olabilir ama hiç kimsenin tahmin veya ölçemeyeceği kadar milimden de daha küçük bir kaymadır,tabi bu bir sporcu için ne kadar önemlidir,ilk yarısı biten bir maçtan sonra;sol çaprazdan 90 derecelik bir açıyla kaldırılan pas ikinci yarıda 89.99 gibi bir pas kaldırma zorunluluğu doğurabilir.Bu bütün spor organizasyonları için geçerlidir çünkü sonuçta dünyanın her metre karesiine spor yapıldığı içindir.

Ve toplar,bütün toplara vurma şeklimiz farklıdır  ;yani sert vurulan bir voleybol ile kafaya vurulan bir futbol topu başka,basket topuyla verilen bir pas başkadır ya da teniz topunun hafifliği bşkadır….Bütün toplara falso verilir bunu ayakla da ,elle de,araçla da yapabilirsiniz.Falso da olsa düz vuruşla da olsa bütün bunlar insanın düşündüğü yerden başlar.Bir insan topa nasıl vurmak istiyorsa öyle vurur ki bu gerçektir.Beyin, adrenalin,fiziki duruş,düşünce,koordinasyon ve bütün bunların kontaklaştığı yer topa vurulan yer ve sonuç başarı ya da başarısızlıktır.Ve bu önemli olamaz, profesyonel olduğu için o insanı sadece sporcu yapamazsınız,çünkü dünyanın bütün insanları sporcudur ve hiç kimsenin töleransı altında değildir sporculuk,sakat da olsa düzgün de olsa ona ait bir soprculuk ruhu her zaman vardır insanlarda ve belki de biz bunu bazen kavrayamayız.

Beyindeki düşünce ve topun hangi koordinatörüne vurmamız önemlidir.Hiçbir topa rastgele vurup gol atamazsınız , bu ancak tesadüf veya bizimde görmediğimiz ya da aklılı bir adamın yapabileceği bir işi o habersiz yapmıştır ve biz bunu o sporcu için alkışlıyoruz öyle bir şey yoktur.Öyle olabidiği için bir insan istediği zaman her topa iyice düşündüğü yerden ve istek ile zamanla beraber beyindeki yönümüzü de hesaba katarak karşı taraftaki açı ve topun nerede olduğunu bilerek vurduğumuz zaman;her insan başarıya sporda ulaşır önemli olan ne yapmamız gerektiğidir,başarı gerçeği görerek gelecektir.

Yorum yok
zaman

Aslında ne kadar kıymetsiz ve ya ne kadar önemli olmaksızın öylesine harcayabildiğimiz bir yer_yön ilişkisi içindedir bir boşukta olduğumuz ve tutamadığımız armağanımızdır.Küçük bireysel andan başlayıp,büyük toplumsal ilişkilere kadar sürebilen ve insanlık kaderini değiştirebildiği kadar bütün canlıların da güvenle ya da korkunçla bakabildiği bir doğa armağanıdır,zaman herşeyi gösterir derken gerçekten de anın içinde herşey zaten sen istemesen de oluyor.En mutlu olduğumuz,en çok üzüldüğümüz,en çok heyecanlandığımız ve bir şeyler bulma umduyla bir şeyler icat edebildiğimiz,arzuladığımız,istemediğimiz ve ya istediğimiz her şey hep o anda oluverir yani zaman da.               

Çağlar dönemecinde,uygarlıklar savaşında,devrimlerin,kahramanların,çocukların yarınları,hep bir şeylerin değişmesi gerektiği serüven de zamandır,işte bu ufuklar içerisinde en çok değişiklik gösteren tek canlı insandır maalesef.Bundan binlerce yılki elma ile şu anki elma aynıdır ve yine bundan onbin yıl önce ineğin verdiği süt kırmızı değildi,ama bundan yirmi yıl önce yaşayan dedemizden çok farklıyız.Düşünceler bağlamında araya teknolojininde girmesiyle ve dengesizlikler içerinde yaşayan duygularla beraber bütün yaşayış ve anlam zenginliğimiz değişmiştir ve biraz sonra da değimesi olasıdır,bir köyde yüz yıl önce yaşayan büyük dedesiyle aynı işi yapmaktan başka işi olmayan genç,bügünlerde karışıklıklar içerinde hangi mesleği seçeceğini şaşırıyor hayat ve yaşam tarzları insanları çokluklar içerinde bıraktı,eskiden son kapıya tek yoldan giderken bügünlerde aynı son kapıya bir çok yoldan girmeye çalışıyoruz sonu aynı kapı olması gerekirken bile.

Dünyada herhangi bir canlının bile bir kıpırdasaması bütün insanlığı etkileyebilir,eskimoların ekvator da yaşamasını bir düşünün,ya da ineklerin son küreselleşmeyle az süt verebildiğini ve bizlerin süte su veya benzeri hormonal bir şey kattığımızı düşünün ki sanki öyle şeyler artık fazlasıyla var.Ve bununla beraber bütün canlılar yer değiştiriyor,yani yeryüzü kendini yokluyor.Düne kadar bir insan bile önemliyken artık önemsiz insan çok olduğu düşüncesiyle ölmesi gerekir bir düşünce var,dakkikada bin insanın ölmesi bizler için birşey ifade etmiyor.Bu bazı şeylerin yaklaştığını gösterir,adını siz koyacağınız bu şey veya şeyler insanın geleceği için vahim bir karardır.

Benden sonra gelenler benim için önemsizdir yaklaşımı kafamızda hissettirildiği andan beri tehlikeyle başbaşayız.Dünün toplumsal insanı yerini bencil kişiliklere bırakmasıyla bu bencilliğin sonu ben geldim ben giderim yaklaşımıyla bululuştuğu an sosyalite artık bireysellite olacak.Bireysel insan kendi arzu ve isteklerini tatmin etmek için bütün düşünce ve duygu birikimlerini kendine saklayacak ve bu güzel hayat bir çocuğa bırakılmayacak kadar güzeldir bir insan için artık.Ve yarının çocuğu bu bilinçle daha da koyu bir milliyetçi bencillliğe başvurarak daha da yalnız daha da tekçi ve daha da derin bir yapmacığa gidecektir.

Bizler artık son nesil toplumcu toplantılar yapıyoruz bu ;son sevecenlikler,bu son sevgilerdir ütopik denen felsefe yerini doğrulara bırakacak ama hiçbir zaman gerçek olamayacaktır.Aslında biz düşündüğümüzü farzedeceğiz ama düşündüğümüz;düşündüğümüz değildir,en fazla bizden önce söylenilenlerin tekrarıdır fakat  haberimiz yok bundan ve artık dar bir felsefeye saplandık çıkamayoruz çünkü kalın tabakalarla kaplanmış beyin çıkamıyor körelmiş,hissiyat yok robaotlaşmış makinacı insanlar duyguyu unuttular bile.

Eskiden duyguya yer veren insan ki bir düşüncesi için canını bile verebilen insan,canını ne için ve kime vereceğini bile şaşırmıştır.

Bundan sonraki nesiller bizim devrimci kahramanlar diye tabir ettiğimiz insanları,yarının masal kahramanları gibi okuyacaktır çünkü çok verdiğimiz değerler yarın için bir şey ifade etmiyecektir,bunlar en çok kan bağlantısıdır diyecek ve gerisi kalan zamanlar bizlerindir diyeceklerdir.Çok değer verdiğimiz unsurlar kaybolmakla beraber yok olacak hatta doğadan geri dönüşüm kutusuyla beraber attırılacaktır.Geri gelmeyeck hasretler gibi yeni nesiller için bir zaman kaybı gözüyle bakılacaktr.

 Teknlojik çağ hep dört bir yanımızı alır bizi çepeçevre sarmıştır artık eski dıygular yerlerini bir avuç adrenaline bırktı.Heyecan yeni insanlık için en büyük istektir artık.Ve her yerde heyecanlıklar yaşatılıyor haberimiz olmadan bile bizim günlük olağanlıklardan olduğu için zamanla beraber onunla kardeş gibi olmuşuz,geçiyoruz.İşte insanoğu böyele bir devinimdem geçiyor ve geçmeye devam edecektir.Bizden sonrakiler bizim gibi olacaksa biz neden geldik ya da onların gelmesi ne diye derken zaman yinede devam ediyor ve önemli olanın kendimizle barışık doğal ve güven içinde,en öncellikli kendimizi tanıdıktan sonra insanlığa gereken gerçek hizmetler yapmaya çalışırız yada çalışacağız,gerçekleri gördüğümüz anda ve zamanda;zaman bize gerçekleri göstermeye başlayacaktır.

zaman sürekli bir olgu,bizlerde birikimleriz.

Yorum yok