
Oyunuz Gönderiliyor ...
3 Haziran 2008 Salı |
İhbar Et |
Etiketler : cengelli igne
siir yazmayi simdiki nesil gibi beceremiyoruz ama bizim neslin sair lerindende bir iki satir yazmamiza engel degil,,,,
DOGU
yuzlerce binlerce bit vardi
carsaflar, giysiler uzerinde
kimi yayilirdi, koyun surusu,
kimiyse yanasik duzende..
iste dogu bu. bit, deprem ve aci
mutluluk dedigin, bir lavas ekmek
bir avuc atestir, umut dedigin
gerisi kar, camur ve tezek.
kara kan akar gecelerden
olum akar, caresizlik akar
yalazlanan, kopek sesleri,
horoz sesleridir, toz gibi kalkar.
iste dogu bu. kalmislik, suskunluk ve aci
gul dedigin orda kir cicegidir,
iskindir, cairdir yemis dedigin.
ecel serbetidir yarin elinden
ictigin icecegin.
iste dogu bu. kesilmis koyun basi
gibi bakar orda insan gozleri
sevdalar, sicaklik, yumusaklik
turkulerde kalmis, bin yildan beri cahit kulebi
3 Haziran, 2008 Salı
Doğu, şairimizin aynen dediği gibi, manzara yine aynı manzara. Yıllara rağmen merkezi bölgeler hariç değişen birşey yok. Sizde çok iyi bilirsiniz ki batınında doğudan farklı olmayan yerleri çok. Sayenizde Cahit Külebi’yi de anmış olduk. Teşekkürler.
3 Haziran, 2008 Salı
Doğu her zaman aşık olduğum ve mistik gelen bir şeydir..Tam olarak doğnunu ne olduğunun açıklayamıyorum ama bu kavram bana esik-yeni çatışmasını ve medeniyet-barbarlık ayrımını hatırlatıyor hey gid doğu sen neydin bir zamanlar demedene edemiyorum…
3 Haziran, 2008 Salı
Sevgili kardeşim,senin yazıların zaten şiir gibi keyifle okuyoruz şiir tadında,ama bana sorarsan şiiride denemelisin,sende malzeme bol ne şiirler çıkar göreceksin hayata dair…
Hoşçakal.
4 Haziran, 2008 Çarşamba
o kadar yalın anlatmış ki hem şiir hem gerçek… hayat gibi… cahit külebiden sevdiğim bir dize…
Bilinmez hangi şehirde
Yaşarsın aşktan habersiz,
Küçük çakıl taşım, nasıl bulayım!
Kaybolmuşsun bir kocaman nehirde.
Bu kimin çocuğu, der, seni görenler.
Benim çocuğum, diye, sesim gelir uzaktan.
Bunca kötülüğü bağışlatır bakışın
Yanakların kızarır ağlamaktan.
Bir gün sokakta rastlasam, ellerini
Alsam avuçlarıma okşasam.
Sıcaklığını tanır da mısralarımdan
Kız kardeşimsin sanırlar belki.
Sen orada, ben burada
Birbirimizden habersiz
Ayrı yaylalarda yeşeren otlar gibi
Bekleye bekleye çürüyeceğiz.
saygılar…
4 Haziran, 2008 Çarşamba
merhaba 1985 yılında Mardinin Mazıdağı kazasında iki yıl kaldık.Üstadın anlattığı gibi kırık dökük yarım hayatlar, kimi olabildiğince zengin kimileri hayal edemeyeceğimiz kadar fukara …siyah ve beyaz kadar keskin hatlar ara renklere yer yok,ama hep özlerim… yüzündeki çizgiler hüzünlerle masum kadınlar, tandır ekmeği pişirirler o kavurucu sıcakta…mis gibi kokar ekmek…of olsada yesek… sevgiler.