Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Kategori : 'Seyahat'

cannes in bu sene hic tadi yok…..

28 Mayıs 2008 Çarşamba 4 Yorum »

gecen  hafta almanya ya bir is gezisine ciktim… sali sabahi pilimi pirtimi toplayip sanki birdaha donmeyecekmis gibi  arabami hinca hinc doldurup( balik takimlarimida aldim)  yola ciktim… macar sinirini gectikten sonra bende encok sikinti yaratan avusturya kapisiydi.. bu avusturyalilar, turk pasaportu gordulermi, cosuyorlardi…binbir mesakket, binbir soru.. bu jeepi nasil aldin,???.   arkasindan,’ kuovadisdominos’     bu sozu, hazreti isa kuduse giderken  7 haramisinden biri sormus… turkcesi.,  ‘ nereye gidiyorsun efendi? ’    cunku kuduse giderse carmiha gerecekler…. oda bana birsey olmaz gibilerinden birsey soylemis….bende ., fransa vizem oldugu icin hep paris diye cevaplamisimdir… bu avusturyalilar bizi , viyana kapilarina dayandigimiz icin sevnezler ama yatip kalkip bize dua etmeleri  gerekir. cunku bizim viyana surlarinda biraktigimiz kahveler bugun bu ulkede bir sektor olusturmus ve binlerce insan ekmek yemektedir.. pek ekmekde denemez ya biraz pastaya kaciyor…neyse uzatmayalim macari bitirince birde baktim avusturya kapisi dumduz olmus… macarlar a.b. ye resmen shengen e girince kapilari yikmislar… bizim cephede yikamadigimiz kapilari bir kontratla nasilda yikivermisler…. hem sevindim, hem uzuldum….neyse avusturya ya salimen girip salimen ciktik.. cunku avusturya transit bir gecis yolu… viyanadan baska bir ozelligi yok… munihde haftayi bitirip hafta sonunu degerlendirelim diye monaco daki formula bir e  uzandik… ama italya ya girpde cenova dan sahile sapinca bir yagmurki goz gozu gormuyor…. sankim kis,… biz bikmisiz tum blog dostlari kistan….. olmadi….neyse formula bir yarislari zaten minnacik olan monacoyu iyice kucultmus.. butun yollara tabela koymuslar ora yagirme buraya girme  neyse bir garaj bulup parkettik… yarislari vede yariscilari seyrettik… ama zamana karsi yarisiyorduk… 30 km ileride cannes ten bizi bekliyorlardi….kisa kesip,. cannes e gectik… bu cannes e gecmek icin nice den gecmek gerekiyor… bu nedenle burada burada biraz mola verip istanbul donercisinde karnimizi doyurup, cannes e gectik… sasirmayin avrupanin en ucra kosesinde bile bir turk donercisi ile heran karsilasabilirsiniz… cannes de acaip firtina ve yagmur vardi…. indiana jones in ihtiyari bile kafasini otelden disari cikarmadi….biz neyapalim…. eskiden gazetelerde gorurduk.. cannesde meshur olmak icin sahilde soyunan guzeller…yoktu vallahi oyle birsey…. yasli japon turistler vardi…biz birsey gormedik….birazda alman emeklileri…. yani ozetle bu sene cannes in tadi yoktu…. bu konuya devam edecegiz..ancak sunu eklemek istiyorum…blog dostlarimdan ayri kalmak ne zormus…. yahu bir internet cafe bulupda yazamadim…gozunu seveyim turkiyemin..ne ararsan nerede ararsan var vallahi…ta canneslere gittik ne internet cafe nede meshur olmak iteyen guzeller bulabildik…saygilarimla

arrividerci 3

13 Mayıs 2008 Salı 4 Yorum »

efendim, once italyayi politik kritik edip sonrada gormek icin yola koyulmustuk. roma ya geldik…italyanlar, "her yol roma ya cikar" diyorlar..hakikaten cizmenin ortasinda heriki deniz kiyina yakin,asagiya ineceklerinde, yukari cikacaklarinda otobanla gectigi yer…cok buyuk sehir…tarihi roma  ortada kalmis etrafinda birsuru yerlesim yeri olusmus….hangi koseyi donseniz karsiniza tarihi yapilar cikiyor….roma da adres sormak elzem ama sorunlu…pekcok isyeri, adres sormayiniz diye kagit yapistirmis…bikmislar belliki…bir kismi adres ucrete tabidir. yazmis…ozamanlar navigasyon yoktu…ister istemez soruyorduk…bu italya da bir guzel sey, butun sokaklar numaralandirilmis.eger buyuk bir adres defteri alirsaniz , adres sormaniza gerek bile yok…ama isin acemisiyizya….tutumlulukda cabasi…(cimrilik demeye dilim varmiyor) bu romayi gezmek demek 10 gun demek ama bizim okadar tarih merakimiz yokki…muzelere gidipde heykelciklere mermerlere bakmak cazip gelmiyor…4 gunde cozduk….kulaklari cinlasin, reha erus u gorduk bizi hayal kirikligina ugratan konsoloslugumuzun onunde….cok sicak davrandi ve bizimle ilgilendi sagolsun….oysa biz roma ya gelirken, konsoloslugumuzla ilgili neler hayal etmistik…kis gunu bizi karsilayip, cay, hatta yemek ismarlayacaklarini dusunmustuk….oysa demir parmakliklar ardindan iceri bile almadilar….seneler sonra gordumki turk konsolosluklari kendi vatandasina kapilarini kapamis, bizim mahalle karakollari gibi kendini koruma derdine dusmustu…(bu sozlerime romanya konsoloslugu dahil degildir.) neyse uzatmayalim, thy burosuna ugrayip bilgi almak istedik…ama turk veya turkce bilen biri yoktu…oradanda kuyrugumuzu buzerek ciktik….sonra,firenze vr pisa uzerindencenova ya gectik..  bu sahiller italya nin obur sahilinden farkliydi..diger sahil kesimi trieste sonrasi., venedik gibi denizin icinde tarihi sehri olup uzun bir kopru ilede yeni sehri olan  ve gorulmesi gerekenyerlerden gecmistik….bu venedik in tarihibolumunde bir saatlik otopark ucreti 50 markti.. bu nedenle arabada nobetlese kalip dolasmistik… pisa denilen yere egik , bizim galata kulemiz benzeri bir kuleden baska bir ozelligi olmayan bir kasabaydi…ama adamlar pazarliyorlar….pazarliyorlar dedim aklima atina geldi…inanin istanbul un., efes in onda biri bile olmayan yikilmis ucbes mermerden baska birseyi olmayan kentteki turist sayisi, bize gelenin yirmi kati….gerci son senelerde biraz tanitim acisindan tekamul gostermedik degil…..cenova cok guzel bir sehir, diger italya sehirlerinde oldugu gibi hem tarih hemde modern sehir gorebiliyorsunuz…ama cenova hem buyuk bir liman, hem sayfiye hemde tarihi bir sehir….ozamanlar fransa vizesi gerektiginden cenovadan, milanoya gectik..yani donuse basladigimiz yer, cenovaydi…..buradan, milano ya gectik….milano tan bir moda sehriydi..hem tarih hem moda kokuyordu.. insanlar,, erkekler bile bukadarmi guzel giyinirler.. bu italyanlar yemez icmez kilik kiyafetlerine harcarlarmis…..bir iki gun kaldik…milano hemde sanayi sehriydi. cok buyuk bir alana yayilmisti…donus yolumuz, udine uzerinden , alp daglarina sarip, avusturya ya giris yaparak basladi….avusturya ve almanya ya sonra devam ederiz..arrividerci.. saygilarimla

arrividerci…..

3 Mayıs 2008 Cumartesi 10 Yorum »

bugun italya basvekiliyle hasirnesir olduktan sonra hizimizi alamayip, birazda italya maceralarimizi anlatalim.  italya ya ilk kez 1991 yilinda gitmistim.avrupa biliginde son vize gerektirmeyen ulkenin vizesiz son yilinda, vizesiz gitmistim….simdi bu vize konusuda baska bir dert…turk devletini acizligi vede basiretsizligidir….hadi amerikayi gectik. ama avrupa ya vizesiz girmeyi saglayamayan bir hukumete vize vermemek gerekir….1991 senesinde muhasebeci arkadasim ve can dostum mehmet ve aykut,vede bendeniz benim reno 19 umla beraber italya ya gitmek uzere sabah seher vakti yola koyulduk… edirnede peynirli ve kiymali boreklerimizi yedikten sonra kapikuleye girdik…benim renoyu taksitle aldigim icin uzerinde haciz vardi…kim haciz koyduysa noterden yurtdisina gitmesinde bir sakinca yoktur diye yazi vermezse cikamiyormusuz….bilmiyordum…halbuki bir gece oncede sahil yolunda zeytinburnu istikametinde arabayi aldigim mardinli arkadasimin arabasinin benzini bitmis ve yolda rastladim beraber arabasina benzin aldik….kader iste…cumartesi gunu osaatte yapacak bir sey yoktu…disari cikamiyorduk…ozamanlar cep telefonuda yoktu…edirne ye donup, memedin istanbul dan kartal 131 marka arabasini cagirdik…gelince benim arabayla degistirip yola koyulduk….ozamanlar bulgaristan kominizmin batagindaydi.. batagindaydi cunku kapidan girerken elinize bir yon pusulasi veriyorlar ve 36 saat icinde transit ulkeyi gecmenizi istiyorlardi..benzin alamiyordunuz…arabayi kapikulede fulleyip bulgara girdinizmi obur tarafinda hemen sofya ve yugoslavya siniri basliyordu..yugoya kadar nonstop gidip  siniri gecince mola ve benzin takviyesi yapiliyordu…yugo nun durumuda pek parlak degildi..ulkede sirplar kasinmaya baslamislar, slovenya italya sinirinda avrupai yasamiyle birlikten kopmaya calisiyordu…tito nun olumuyle ulkedeki mozaikler hareketlenmisti….neyse bulgari sagsalim gecip, yugoya girince bir nefes almayi hedefliyordukki…odane… yugo yollarinda saklanan sirp polisler resmen iskence yapiyorlardi. bulgardada saklanan polisler vardi ama bir paket sigara veya 5 mark verdinizmi, size birde birsonraki saklanan polislerin yerini soyluyorlardi…bu yugo polisler oyle degildi…otobanlarda saklanip hatali sollama veya hiz siniri ihlali yaptiginizda yakalanirsaniz.pasaportunuzu alip hem ceza kesiyor hemde mahkemeye sevkediyorlardi….iste bu duyumlara ragmen bizde yakalandik….hatali sollamadan 2 metreden uzun bir motorsikletli sirp polisi bizi enseledi…gunlerden pazar…elkol isaretleriyle anlasiyoruz..aslinda turkce biliyorlar ama domuzluk paraylami….o siralar yugo futbolcular turkiyeyi mesken edinmis.. kayganic galatasaray bekcisi( sonra silivri yakinlarinda trafik kazasinida oldu) basladik ucumuz birden salya sumuk, sirplarin ve turklerin futbol birlikteligi,,kardesligi…adam nuh diyor peygamber demiyor… avantada almiyor…neyse 1,5 saat kadarkan ve gozyasi sonrasinda insafa gelen sirp yavrusu bizim pasaportlarimiz geri verdide pazar gunu yugoda kalmaktan kurtulduk… yugonun sonunda slovenya ya girdik…avrupanin baslangiciydi…hemen kapiya girdigimizde aksam trieste yle ilgili program yapiyorduk…oysa oyle olmadi…bir gun once bir turk tirinda yuklu miktarda uyusturucu yakalanmis, dolayisiyle bizde turk oldugumuz icin beklemeye alinmistik…2 saat kadar ayazda bekledikten sonra baska bir kapidan iki kopek ve askerler gelip bizim arabayi salyalariyle kirlettiler allahtan kaportaya bir hasar vermediler.. isterlerse kapilari ve dosemeyi bile sokuyorlarmis… birdaha italya ya gelmeme sozu vererek italya ya adimimizi attik…italya nin ilk sehri trieste  bir zamanlar yugoya ait olup, 2.nci dunya savasi sonrasi, ataturk un hatay icin yaptigini burada italyanlar yapmis ve halk italya topraklarinda kalmayi istemis… guzel bir liman sehriydi… sabah olunca vespa motosiklerinden inen italyan fistiklari gorunce arkalarindan  ekspresso icmeye cafe ye girdik… italyan kulturunun vazgecilmez bir aliskanligi olan cafe-barlar mantar gibi her kosede vardi… kisin ortasinda olmamiza karsin mini etekli motosiklete binen italyanlari cok sevmistik….bizim ilk gencligimizde ulke disina cikmak senede bir kezle sinirliydi.vede cebinize en fazla 500 mark alabiliyordunuz…iste 1990 larin basinda bu sinirlama bitince kendimizi acaip ozgur hissetmistik…oysaki hakiki   ozgurluk cebinizdeki ekonomik gucmus….bu italya denen topraklarin rengi bile bir baska gurunuyordu gozumuze..adamlar bize gore cok medeniydi…bizde evinizin ici tertemiz ve bakimli ama sokaklarimiz ayni ozende degildi..ama bu adamlarin her bir tarafi piril pirildi..arabalarinda birparca toz bile yoktu…neyse uzatmayalim,trieste den sonra venedik e ulasmistik zaten  birbirine hem otoban hemde normal karayoluyla bagli olan italya sehirleri arasi kisaydi..eger aceleniz varsa otoban aceleniz yoksa parasiz karayolunu tercih ediyordunuz..bu italya da hem yakit hemde otobanlar cok pahaliydi..o yuzden  vede gezerek gorme amaciyle pek   otobanlara cikmadik…venedikten sonra,, padova veravenna uzerinden,akdeniz sahillerini takip ederek, epeyce asagilara indik…esas hedefimiz olan roma ise, cizmenin obur sahilindeydi…hatirlarsiniz bunlar bir ara turkiyeye gozlerini dikipde ileri geri konusmaya baslayinca ,,ataturk; cizmeyi ayagima gecirmeyeyim..demisti…ne ince bir ikaz degilmi…..roma ya girmek icin ister istemez otobana girdik….daha otobanda tarih kokmaya baslamisti….muhtesemdi…ama bu roma yi ve devamini sonra anlatiriz….arrividerci…. saygilarimla

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.