enginar yiyin
18 Nisan 2008 Cuma 5 Yorum »
18 Nisan 2008 Cuma 5 Yorum »
bizim ilk gencligimizde enginarman diye bir sunucu vardi..galiba halada var…ne zaman enginar lafini duysam hep o aklima gelir….. enginar,, buyulu bir sebze…. eskiden bahar aylarinda kaldirim koselerinde , cingene kadinlari, bir guzek soyup , satisa sunarlardi..halende oyle…ancak simdilerde migros ve bazi marketlerde ayni sekilde kabuklarindan arindirilmis sekilde satisa sunuluyor…yurt disinda boyle temizlenmis enginar ancak konservesini bulabilirsiniz… ben birturlu temizlemeyi beceremedim…yurt disindada ancak konservesini yiyebiliyorum…oysa beyoglunda,aga da bir guzel yaparlarki, yanindaki bezelzeleri bile silip supurursunuz….enginar cok lezzetli bir meze olmasina karsin, karacigerde cok faydali bir sebzedir… rahmetli anneannem enginar yiyrnin cigerleri,,bebek cigeri gibi olur derdi.. bosa soylemezdi…ben siki bir aksamci olmama karsin haftada en az birdefa konserve bile olsa yerim..faydasini cok gordum..sifa niyetine ve gustat maksadiyle yerim…tavsiye ederim.afiyet olsun saygilarimla16 Nisan 2008 Çarşamba 1 Yorum »
gectigimiz sene roeche ilac firmasinin bir elemani, saglik bakanligina ihbarda bulundu… firmanin yuksek ilac fiyatlari gundeme geldi..bundan dolayida bir gunah kecisi secilip fatura turkiyenin ilk ilac firmasi genel muduru olan mudure kesildi….turkiye de yaklasik 40 yil once kurulan 5 yabanci firmadan biri olan roeche turkiyenin en buyuk ilac firmalarindandir…turkiyede birlesik alman ilac fabrikasi, wyhite, roeche,ciba gaigy,pfizer vebir kac firma daha ilk olarak turkiye de uretime basladilar…ilac sektoru , cok masrafli bir sektor oldugundan vede buyuk yatirimlar gerektirdiginden ancak yillar sonra turk yatirimcilari bu sektore girebilmistir…bu sektordeki yabanci firmalar kendi ilaclariyle sektorde yer alip, yerli fabrikalar ise dunya piyasasinda bulduklari ilaclari uretmek yoluna gitmislerdir… ilac sektorunde oncelikle bir ilaci cikarmadan once bakanliktan ruhsat alma safhasi vardir.bu deveye hendek atlatmaktanda zor bir islemdir..bir suru insan devreye sokulur, en ez 6 ay ugras gerektirir.. ankaradakilerin turk vatandasinin sagligini dusundugunu dusunmeyin,,tamamen kisisel cikarlara dayali bir sallamadir…yoksa kimse yurt disindan rastgele bir ilacin ruhsatini alipbasvurmaz…oncelikle dunyada ozellikle amerika ve avrupa da kullanilmis ,deneme surecinden ve orada ruhsatlandirma asamasindan gecmis ilaclarin muracaatini yapar.. yani amerika yi yeniden kesfetmeye gerek yoktur..butun yurtdisi dokumanlari, ilac numuneleri ve cepte parayla beklenir…bu safhadan sonra ilac firmalari turkiyede de universitelerde ve piyasada ilacini denemesi icin legal yollardan doktorlara verir ..bu asamadan sonrada propaganda calismalari baslatilir…bu cok pahali bir yatirim olmasina karsin ,,her ilac firmasi bu propaganda kadrosunu kurmak zorundadir..cunki doktorlar ilaclarin aktif malzemesinin ismini bilir ama piyasa ismini bilmez..bu hizmeti ilac firmalari yapar..diyeceksinizki niye devlet yapmaz…tum dunyada bu boyledir….bu propaganda calismalari bazen piyasa kosullarinda abartilirsada ciddi firmalari ciddi kadrolari bu konuda titizdir.. iste bu kosullarda pahali olan ilac tanitimi ve calismalari firmalari zaman icinde zorlamaktadir..tabi birde sentez ilaclar vardir..bunuda aciklayalim..bir ilac firmasi arge dedigimiz arastirma ve gelistirme departmanlarinda bulduklari bir ilaci ,ruhsatini aldiktan sonra bu yatirimlarini cikarabilmek icin en az 2 veya 4 yil ayni aktif maddeyi baska bir firma sentez edip cikartamaz…bu sureden sonra ayni aktif malzemeyi baska firmalarda sentez edip ruhsat alarak piyasaya surerler.iste bu sentez ilaclar orijinalinden cok daha ucuzdur.ve piyasada kavram kargasasina yol acarlar. ornegin bir aspirini ele alirsak birlesik alman ilac firmasinin buldugu bu ilaci asetilselasilik asiti bircok firma gunumuzde cikarmaktadir…ama orijinal aspirin in yerini bana gore tutmaz belki psikolojik belki degil…ama baska bir ornekverirsek,, pek cok lokanta kurufasulye yapar,ama suleymaniyedeki lokanta bir baska yapar…yerli ilac fabrikalarida buarada cok buyudu..yabanci ilac firmalariyle rekabet eder hale geldiler.. onlarda ne yapti..yavas yavas yerli ilac firmalarini satin almaya basladilar… ozetle roeche firmasinin yaptiklarina ilac sektoru, yabanci degildir…sadece gun isigina ciktiginda kendilerinden bir kurban sectiler….bu konuya daha sonra tekrar deginecegiz….saygilarimla11 Mart 2008 Salı 1 Yorum »
son zamanlarda gazetelerde plastik bardaklarin icindeki sicak iceceklerin kansere neden olduguna dair yazilar okuyorum. uzmanlar gorus beyan etmisler dogrudur. ancak cok sicak icecek konuldugunda plastik malzemedeki maddeler kansere neden olabilecek sekilde aciga cikarlar . bunu 20 senedir biliyoruz.. ancak yerine karton bardak onerdiklerinde, bunu halk sagligi icin degilde karton bardak tuketimini arttirmak icin gundeme getirdiklerini dusunuyorum… eger cam bardak onerselerdi boyle dusunmeyecektim…nedenmi cunku; karton bardaklarin ic kaplamasi laminasyon dedigimiz plastik malzemeyle kaplidir… buda plastik bardaklardaki gibi cok sicak iceceklerde kanserolejendir.. bu nedenle her iki bardak turude cok sicak iceceklerde onerilmemelidir. avrupa ve amerikan halki genellikle bizim gibi cay kahve veya baska sicak icecekleri cok sicak icmezler. ilitip oyle icerler. bu nedenle fast food ve benzeri yerlerde plastik ve karton bardagi cok sicak iceceklerde kullanmamaliyiz.. neyapalim derseniz bardaginizi yaninizda tasiyin veya icmeyin derim. zor olmasa gerek . eskiden pazarlamacilik yillarimda bir abimiz vardi. deplasmana cikarken carsafini catalini bicagini bardagini yaninda tasirdi.. kulaklari cinlasin