bugun pazar.. biraz spor yapalim…
22 Haziran 2008 Pazar 10 Yorum »
22 Haziran 2008 Pazar 10 Yorum »
bugun sabah sabah , frankfurt a geldim…oyle ardic kusunun dedigi ve yaptigi gibi degil.. gayet mutevazi otelimden sabah 5 te cikip frankfurtta merkeze geldim. turk restorantlarinin karsisina park ettim. bugun pazar oldugu icin hitler yavrusu bir ceza kesici dolasmiyor.. park bileti almazsaniz sak 100 euro cezayi yapistiriyor on caminiza.. ben serbetli oldugum icin pek sallamiyorum…ama genede tedirgin ediyor… onu diyordum . pazargunleri beles..hem agaya hem marabaya…..arka sokakta bir internet cafe var hemen oturup bismillah dedik.. eskiden gittigim yerlerin tuvaletlerini bellerdim. simdilerde buna internet cafelerri ekledik..sorf yapicazya,,,..bu frankfurt disaridan bakinca acaip modern binalardan ibaretmis gibi geliyor., ama sehirde kaybolupta acaip yerlere cikinca yesillikler icinde buluyorsunuz kendinizi…simdilerde navigasyon denilen bir alet cikti.. sizi kapiya kadar getiriyor.. ancak kendi bildigi yollardan. gecen hafta bana bir randevu kaybettirdi…evvelsi aksam munih de bir turk kahvesinde milli maci seyrettik.sondakika golu yiyince moralbozuklugu ile cikip tam arabaya binerken icerden bir patirti koptu. hemen geri donduk.. bir gol,, birgol daha derken galip geldik..hep beraber sokaklara dokulduk. bu galibiyet sayesinde munih de iki milyon turk un yarini gorduk.. yahu arkadas sanki millet hazir bekliyormus… binlerce arac sokaklarda kornalar,, bagirislar…naziler sesini cikarmiyorlar.. nasilsa biz yenilmedik diyerek… ama onlarada sira gelecek… bu fatih amcam acaip sansli adam…uc macin ucude iman gucu ve sans ile alinmistir diyedusunuyorum…siz nedersiniz…gerci mactan pek anlamam ama onemli olan sonuctur…rahmetli derval ne derdi….maci kazanmak zorunda degilsiniz…ama sonucta uc puan isterim… bu derval hem mustafa denizlinin hemde fatih terimin ve hacinin hocasidir.. turk futboluna ve galatasaraya cok yararlari olmustur…. bu hafta butun arabalarda ulke bayraklari var… ama bizim turklerin arabasinda bayraga gerek yok ,, gorunce ve duyunca taniyiveriyorsunuz .. bizi…. bu arada bloglardaki yorum ve taslaklar gene birbirine girmis..herhalde mynet robotlarimiz tatile ciktilar.. nediyelim..dinlensinler tabi…gecen hafta otobanda turk tir soforleri ile aksam sohbetine daldik. inanin avrupanin her bir otobaninda vizir vizir turk tirlari mal tasiyorlar, insanin hosuna gidiyor… hemen yan kapaklar acildi. nevaleler hazirlandi. raki bardaklari beyazlandi. ve basladik memleketi ta buralardan kurtarmaya… kurtardikta….henuz siz farkinda degilsiniz… ne yazmis nazim hikmetnasil yorumlamis cem karaca..,, ben bir ceviz agaciyim. gulhane parkinda.. ne sen bunun farkindasin. nede polis farkinda……. uzakta olunca herkesin farkli bile olsa yorumunu dinliyorsunuz… dinlemek deyince aklima italyanlar gelir… iki italyan ayni anda konusur. sozcukler havada ucusur.. kimse kimseyi dinlemez…ama herkes derdini anlatir…. romenlerde boyle… az kaldi bizde oyle olacagiz… oyle derken akliniza baska birsey gelmesin…konusan toplum olacagiz demek istiyorum… her zaman savunurum. iyi bir konusmaci aslinda iyi bir dinleyicidir…arasira evet. hayir larla karsiyi teyid ederseniz cok ama cok sevilirsiniz…cunku insanlar dinlenilmeyi okadar cok isterlerki… tayyip bile bugunlerde bu arzusuyla kivraniyor…cunku artik dinleyecek ahali bulmakta zorlaniyorlar… biz bu sonun baslangici filmlerini cok gorduk… hani temel sinemaya gidipde filmin basinda metro golden mayer film firmasinin kukreyen aslanini gorunce bu filmi daha oncede gordum diye cikiyor… iste bu sinemada biz cikmiyoruz oturup seyrediyoruz.. aslanciklar cikiyorlar.. neyse uzatmayalim…bizim tir soforleri genellikle karadeniz ve dogu kokenli olup kendilerine has vatan yorumlari yapiyorlar.. onlarida yarin anlatiriz.. bu pazar fazla detay yapmayalim. iyi pazarlar…saygilarimla14 Haziran 2008 Cumartesi 6 Yorum »
gecenlerde ,: nar agaclari cicek acmisti: serimizde sunnetimizden bahsetmistik.. acaip mailler geldi… nedense guncel olaylardan bahsederken ilgi normal iken aslinda guncel olaylarin bir parcasi olan bir operasyon durumu insanlarin kulagini dikiyor.. bir karikaturde gormustum., adam buyuk bir siyasetci.. kursude takimelbise ile nutuk atiyor..herkes bir alkis… sonraki karede adam don gomlek tuvaletini yaparken yelleniyor…ikiside hayatin bir parcasi aslinda.. benim sunnetim birsey degil benim oglum cok cekti sunnette… dogdugunda pipisi tikanik oldugundan cisini yapamiyordu. 3 aylikken sunnet ettirmek zorunda kaldik…sonra ilk doktor iyi kesemedigi icin birdaha sunnet ettirdik..bu seferde biraz egri kaldi… baska doktorlar dediki buyuyunce estetik yaptirirsiniz…simdi buyudu,.. cocuk dedigime bakmayin., 23 yasinda delikanli,,diyorki baba ben halimden memnunum, kadinlar hic boylesini gormedik diyorlarmis..ne gormek istiyorlarsa….tabi bu isler deneme yanilma yontemiyleoluyor bu devirde…bu devirde kadinlarinda ne istedigini biz kestiremiyoruz…bizim zamanimizda babam bizimkilerini egri kestirseydi vallahi evde kalmistik..simdiki nesil farkli…gerci biz erkeklerinde ne istedigi pek belli olmuyor.. bakiyorsun yakisikli, aslan gibi delikanli(boyle denir) yaninda kara kuru siska biri.. veya cok sisman cirkin bir kadin( bu arada benzesen bayan okurlar alinmasin ben denk dusme acisindan ele aliyorum.) esas oglan adeta kunta kinte( gecligimizdeki bir seride esir zenci cocuk) oradan biri hemen yorum yapar; olsun belki yatagi iyidir…veya cok parasi vardir…hadi isin icine para girince yorumlar caresiz kalir..ama iyi yatak???? nedir yani yatasmi??? neyse uzatmayalim bu sunnet olayina biraz ara verelim…yasamin baska gercekleri derken bir baska konuda gurmelerdir….rahmetli tugrul savkar vardi galatasarayli.. her yeri dolasir yemek yer.,, bu yerleri ve yemeklerini yorumlardi..simdi bakiyorum pek cok kose yazari, reha muhtar dahil, beles yiyip, gezmek icin hepsi birer gurme kesildi basimiza….iyi arkadas yiyin., icin…aksirincaya tiksirincaya kadar yiyin…yediginiz ictiginiz sizin olsun…..peki,,, bunlari hic cikarmiyormusunuz……?niye biriside cikip kardesim bunlar hep yiyip iciyorlar, gittikleri yerleri yaziyorlar…neden helalarida yazan biri cikmaz..? yasamin gercegi sadece yemekmidir…hos bunlara desenizki. bak bukadar yiyorsun, yediklerini burada cikarmazsan bir yere gidemezsin…valla otururlar gelmesini beklerler…sonrada falanca restorantin helasi soyleydi diye yazarlar mi?…. yani tuvalet deyip degmeyin yuzyilin en faydali buluslarindandir…bu fransiz saraylilari kakasi geldiginde hemen oracikta oturup hacet giderirlermis.. sonrada ustune kimse basmasin diye hizmetcileri tuy dikermis… iste bu tuy dikme olayi buradan cikmistir. bilmiyordunuz degilmi??? 40 yil kolemsiniz…sonrada sarayin her yanini bok goturup ,, kokudan durulmayinca parfumu bulmuslar.. bunu biliyorsunuzdur herhalde….biz turklerin, bunlar sarayda pisletip dururken., evlerimizin bahcesine helamiz vardi . rahmetli dedemin evinde testisini kapan helaya kosardi.. bunlar tuvalet kagidini bilmezken bizim helalarimizda taharet bezlerimiz vardi.. herkesin isminin basharfi yazardiki karismasin….simdi bize temizlikten hiyjenden bahsediyorlar… bakin mesela bu avrupalilar popolarini yikamazlar…bizim alaturka tuvaletlemizdeki musluk donanimi onlarda yoktur. oömayincada yurt disindaki turk evlerinde bu sistemi kuramayanlar ne yapiyor??? 2 litrelik cola siseleri devreye giriyor… ucan kartal kardesimizin kulaklari cinlasin bu cocacola siseleri hic olmazsa ise yariyor…nereden girdik bu cumartesi gunu boyle konulara…herhalde dunaksam frankfutta kaldigim oteldendir… iyi tatller..saygilarimla8 Haziran 2008 Pazar 10 Yorum »
8 Haziran 2008 Pazar 10 Yorum »
bir blog dostumuz demokrasiyi soruyor….nasil tarif etsekki??? turk halki yuzyillarca padisahlik , tek adamlik yonetimlerle idare edilmistir.. tek adamin agzindan ne cikiyorsa emirdir…diyerek itaat etmekteydi…bize bile kucukken, buyuklere saygi kucuklere sevgi terbiyesi bu yonetimin kalintilaridir.. ben yillarca seflerime amirlerime kayitsiz sartsiz itaat ettim.. sonra baktimki somuruye acik bir duzen olusturmusum… bu duzeni yiktim…halka sorarsaniz demokrasi esitliktir. insanca yasamdir..istedigini yapabilmektir…turk halkinin bir asiri doldurmayan demokrasi macerasi sik sik askeri devrimlerle kesintiye ugramistir. bununda asil nedeni ulkeyi emanet ettigimiz vekillerin halktan kopmalariydi.tabi birazda askerden….bakmayin kose yazarlarimizin seneler sonra b ukonuda ahkam kestiklerine…halk her devrimden sonra sanki devrimi yapan pasalar sebep olmus gibi o devirde dogan cocuklarina bile bu pasalarimizin adini koydular… demokrasi: nedir diye oylama yapilamayacak kadar ciddi bir seydir.. halka nasil bir demokrasi istiyorsunuz diye sormak demokratik bir sey degildir…halk demokrasi deyince once bir ev bir araba alabilecek, cocuklarini okutabilecek,aksam eve giderken markete ugrayip evine erzak alabilecek kadar para kazanmak ister…ciller de oyle soylemedimi herkese bir ev bir araba anahtarini isaret parmagi ile orta parmaginin arasina bas parmagini sikistirip ustune iki anahtari koymadimi?? turk erkegi at, avrat, silah .. diyordu.. atin avratin yanina avradin istedigi ev sikisinca silah 3.ncu plana dustu.. gerci her turk ailesini evinde bir alti patlar vardir… benim istanbul daki evimdi ovunmek gibi olmasin 9,50 brovning marka sultan hamit tugrali bir alti patlarim var. ama bu saatten sonra patlayacagindan pek emin degilim. zira adinda anlasilacagi uzere bizimle beraber bu sultan abdulhamit tugrali silahimiz da antika degere ulasacak.. bize bir deger bicmezler ama silahimdan cok umitliyim…sultan abdulhamit zamaninda inzibat kolluk kuvvetlerine hususi olarak siparis edilmis olan bu cakar almazin bendenizin eline ulasmasi abimin marifetiyle olmustur…bu ulkedede bir brovning edindik. fakat bu brovningler cok agir tasimak icin adam tutmak gerekiyor… bukonu kurtlar vadisine donusmeden biz at a gecelim..at dedigimiz gunumuzde amerikan ruyasi olarak 1966 yilinda rahmetli kocun bugunku deyimle ceo su ve damadi ingiltere den bir model secerek turk muhendislerinin modifiyesiyle anadol u cikarttilar. ama ogunden buyana turk otomotiv sektoru avrupayla yarismakta.. ulkedeki bu otomotiv fabrikalarinin coklugu turk halkinin araba sahibi olmasini kolaylastirdi..tabiki almakla kullanabilmek ayni sey degil…dunyanin en pahali yakitini kullaniyoruz ama bu demokrasi konumuza dahil degil… evet halk once arabasini iyi kotu aliyordu.. sonra mortgate mi nedir bunun vasitasiyle epeyce bir ev sahibi oldu…geriye ne kaldi alisveris.. bunuda bankalarin pecete dagitir gibi kredi karti dagitmalariyle kisa vadede cozduk…yani zenginimiz, iktidarda kim varsa yandaslarimiz bundan sonra cok kazanmis .. sizi ne ilgilendirirkine??? halktan bazilari canina tak edince basvekilimizin yoluna cikip soru sormayi demokrasi diye dusununce bas vekilimiz onlari analarina havale ediyor…olmaz…basvekil in yoluna cikmayacaksin. adamlar havaalanindan sehre giderken butun yollari kesiyorlar bunlar gecsin diye.. niye zaman kaybettiriyorsun.. bunlarin saniyesi para..gunleri yetmiyor memleket mevzularina.. omurleride yetmiyor.. bir iki sendelemede hemen beklemeye( erbakan hocamiz bile hala bekliyor..) blog dostumuz diyordurki yahu buda hala demokrasiyi tanimlamadi..kardesim aldik elimize sazi, konu konuyu aciyor..kessek olmaz,(gerci demirel e benzedik cok sey anlatip hicbir sey soylemiyoruz galiba… iste demokrasi)demokrasiyi bizden once ulasip traslayip bugune ulastiran ulkelere bakmak lazim..fransa yi ele alirsak ulkede bircok multeci olmasina karsin demokrasi kulturu oturmus,. insanlar birbirinin hakkina yasamina sarkmadan kendi haklarinin bilincindeler.ekonomileri oyle cok iiyi degil ayni sey ingiltere ve almanya icin soylenebilinir.. bizden en buyuk farklari birincisi , yolsuzluk ve iktidar yanlisi sogusculer., ikincisi kamu tuzel harcamalari onlarda hesap veriyorsunuz. bizde ne hesap var nede duzgun harcayan.. biz bunlara hizmet etsinler diye vergi veriyoruz. bunlarkeyfi kullaniyorlar. hani hesap.. kime verecekler.. allaha..yetmez…demokrasi denen iki ucu keskin kilic oncelikle karni tok bir millet uzerine monte edilir..nalinci keseri gibi hep kendinize yonttugunuz bir ekonomi ile bu olmaz.. valla ucan kartal kardes, memleketteki kahve koselerinde sik gecen bir konudur..birakacaksin bana memleketi,, birkac kisiyi sallandiracagim,bir defaya mahsus kemerleri (son olarak sozunude vererek)sikip gerekli ekonomik tedbirleri alacagim. bu sorunlu kurtleride irakin kurdistan bolgesine postalayip askeri harcamalari kisarim…butun makam arabalarini satip herkese bisiklet alirim…acaip bir tasarruf oyle degilmi? tayyip doneminde bir kisinin isini yapsinlar diye alinan dort kisiyi gene bire dusurup bunlari tayyip le birlikte malulen emekli yaparim..disislerindeki konsolosluklari kapatir birer buro seklinde isleri idare etmelerini saglarim….. tayyipin onerisi olan cok cocuk propagandasinin yerine hic cocuk propagandasina yer verip oyle dag tas insan doldurmam. resmi olarak yetmis kusur milyonuz herhalde gayriresmi sekseni gecmisizdir…bukadar insana babalik yapmak kolaymi??? ozellestirmeyi ceplerine para koymak amaciyle saptiran tayyipgiller gibi degil; once hastaneleri ozellestirirdim.cunku buralar iktidar partilerinin otlagi.. birtek fakulteler kalirki onlarda fen ilim yatagi..kurutmaya gelmez.. butun kuran kurslarini ve tekkeleri, zaviyeleri kapatirdim…okullarda isteyen islam dinini ogrensinler diye ayri bir tedrisat koyardim.(burasi cok tartisilacaktir)butun liseleri birlestirirdim.oyle imam hatipmis, sanat lisesi, ticaret lisesiymis…hepsi belirli bir siniftan sonra bolumlere ayrilabilinir.. buyuk bir tasarruf…isteyen hesap edebilir.. bukadar tasarrufuda hukumet aciklarinda kullanmak dusuncesinde degilim..artik degiliz demeliyim..bu isler tek basinada olmazki…devletin cebinden harcama yapipta halktan karsilik beklemedigi hizmetleri nicelik ve nitelik acisindan revizyona sokarim…valla ulke duzelirse ne ala duzelmezse en azindan ben duzelirim……demokrasi demek halkin arasindaki siniflari yok etmek degildir.. boyle bir gaflete dusmeyelim.. butun toplumlar karisik birtakim hiyerarsi ve tabakalar ihtiva ederler..fertler ve aileler bunlarin icindedir… bu tabakalar, bu hiyerarsiler icerisinde net olarak sosyal siniflar,aile gruplari goze carpar.bu siniflar arasindaki esitsizlikler alt siniflarda kompleks yaratirlarki buda catismalara yol acabilir… bukonuyu fazla dagittik okunurluluk skalasini gecmeye basladi yarin devam ederiz. saygilarimla5 Haziran 2008 Perşembe 5 Yorum »
sabahin 5 inde uyandim…yaz kokusunu alinca insan nedense erken basliyor gune….kalktim . ekmek almaya gittim…bizim simide benzeyen yumusak ama leziz simitleri gorunce , bu ulkeye ilk geldigimiz gunler aklima geldi….ekmek bulmak bir yana acik bir market bile bulamazdik….ekmek dedikleri kucuk seyleri birinin kafasina atsaniz kafasini kirardiniz…merdivenleri beser beser cikiyorlar.. ya biz? beser beser iniyormuyuz acaba….neyse uzatmayalim..donerken viyana da bir turk marketine ugramistim..sahibi ile selamlastik..abi seni bir yerden taniyormuyum ? diye sordu…bende ha evet 40 yildir kosedeki kasabada oturuyorum dedim….sonra yok gozum nereden taniyacaksin dedim….ve bir kangal sucuk ve tamyagli pinar peynir aldim…cunku bunlar yasadigim yerde yok…. iste bu viyana dan aldigim sucugun ucundan kesip bir sucuklu yumurtali kahvaltimi yaparken biryandanda yutubede ibrahimin yeni cd sinden hadi hadi yi dinlemeye basladim…biliyorsunuz bu sarki ne sizden nede bizden fatih urek in sarkisi…ibonun bir programinda konuk olduktan sonra ibonun yeni cd sinde soylemesi icin verdi..aslinda bu urekin cok guzel bir sesi var ama barda pavyonda soylemekten meshur olup, halka hitap edemiyor nedense.. neyse sabah sabah iboyla baslamamizi biraz kiro bulabilirsiniz…belkide kiroyum…(bu gurbet beni kiro yapti dermisiz, ama kizim yemez bilirki ben muslum de dinlerim…oda dinler…)haberlerde ilginc bir seye takildim.. 630 milyon yil oncesinde yasayan bir canlinin fosilden bahsediliyor…yahu 630 milyon yil dediginiz ortalama 63 milyon nesil demektir…yani bu hesapla 63 milyon kere dogup, buyuyup, olmusuz….yani KUMSALDA BIR KUM TANESI gibiyiz…bu zaman makinesini icad eden ingiliz e 150.000 paund verecek bir sponsor olsa ne olacak???hangi yila donecegiz?hangi yere donecegiz???tabi bu makinenin birde ileri vitesi vardir herhalde.. sonraki zamana gitmeye kalksa gittiginiz o yilda dunya yoksa nereye gideceksiniz..zaten eli kulaginda bir suru medyum, gok bilimcisi soylesip duruyor.. kiyamet..kiyamet…aslinda herkesin kiyameti kendi olumudur….demis bir dusunur…simdi bu kadar cok nesil gelmis gecmis iken bu devrin misafirleri olarak biz neyi paylasamiyoruz???gazetelere bakiyorum; hergun herkes birbiriyle kavga etmekle mesgul..hayat dedigimiz bumuki??? 63 milyon nesil gelmis gecmisken bir bu dunyaya kazikmi cakacagizki??? birazda yasamin tadini cikarsak?? yasamin tadi kisiye gore degisir..kimi okumaktan, kimi gezmekten. kimi uyumaktan, kimi asktan vs. ornekler cogaltilabilinir..onemli olan hoslandiginiz seyleri yapabilerek yasiyorsaniz mutlusunuz..oyle degilmi???bakin mesela ulkenin en mutlu insani baykal dir..nedenmi hayatta en sevdigi seyi yapiyor… muhalefet….(o yaptigini saniyor…)tayyip ise en mutsuz insani .. nedenmi artik tuyme zamani geldi. tuyulecek makamida gulluye verdi..ne yapsin?disavurum basladi..merak etmeyin birmuddet sonra inhibisyon dedigimiz ice kapaniklik donemi baslayacaktir… memleketin mutlu insanlarindan biride bahcelidir..kendisinin bile beklemedigi bir oy artisina ulasarak ne yapacagini sasirdi..bir tarihde nuretti sozen diye biri vardi.. cogunuz hatirlamaz bu amcam shp den istanbul belediye baskani secilince sasirmis ve erdal inonu yu arayarak; baskanim, eyvah belediye baskani secildim simdi ne yapacagim? diye sormustur…inonu ne dedi diye merak ediyorsaniz, onuda soyleyeyim.. hocam, sen yesil de( yesil beyoglu nda meshurlarin mudavimi oldugu bir bardir) otur rakini ic biz hallederiz.. dedi. hocamiz bunu yanlis anlamis olacakki .. oradan 4 yil boyunca ayrilmadan belediyeyi idare etti…idare etti diyoruz yanlis anlasilmasin yonetmedi.. idare etti.. idareci; yukaridan gelen emirleri asagiya, asagidan gelen istekleri yukariya ileten seftir..yoneticilik ise karizmadir….bakin mesela ben araba kullanmaktan mutlu oluyorum…mutluyum…ancak insanlar mutluykende sorunlari, dertleri vardir.. yanlis anlasilmasin . mutluluk demek surekli agzi kulaklarinda siritan bir tablo gelmesin gozunuzun onune…istihbarat masasinda oturan bir polis nasil mutlu olur??birilerini dinledigi zaman.. oyle degilmiaslinda buaralar gundemde olan bu telekulak olayi her ulkede mevcuttur. butun telefonlar ozellikle cep telefonlari otomatik dinlemededir…nasilmi? konusmalarin icinde sakincali kelimeler gecince otomatik olarak takilip dinlemeye aliniyor… ornegin, teror,silah,uyusturucu,gayri kanuni kelimelerden birini sarfettiginizde otomatik olarak dinlemeye dusuyorsunuz…tipki bizim mynet idaresi gibi.. zannediyorum onlarinda otomatige aldiklari kelimeler var… bunlardan biri yazinizda geciyorsa, uyandiklarinda , yorumlarla birlikte ustune cizik atiyorlar..cizik dedimde aklima 6 yil once gozlerime attirdigim cizik geldi…bu cizik karizmaya atilan cizik e pek benzemiyor…sizden izin alip oyle ciziyorlar…1975 yilinda alarko da uzeyr garihin yainida ., muhasebede calisiyordum…aysonlari mizan tutturacagiz doye aksamlari masa uzerinde uyuyorduk..3lira fark olsa bulana kadar rahat yoktu…oyle koy cebinden kapansin acik…yok oyle sey….iste biz bu 3 liralik farklari bulacagiz diye gozlerimizi bozduk…sulalede benden baska gozluk takan yoktu…hos bende bu bozuk gozlerle uzun bir muddet takmadimya…birgun geldi sise dibi gibi gozluklerde yetmez oldu…bir baston ve kopek almayi dusunuyordum…belkide kopek ticaretine boyle bir nedenden baslamisimdir… bir gun bir kangalim oldu…sansizlik oki kopegimde miyoptu…o gozluk takamiyordu. bu nedenle beni bile ancak yanina geldigimde taniyordu.. ama ben gozlugum oldugu icin onu uzaktan taniyabiliyordum…gelzaman git zaman teknoloji ilerledi bu tur operasyonlar turkiyeye geldi…aslinda goz cizigi diye ozetledigimiz bu operasyonu, bundan 40 yil oncesi amerikali arastirmacilar buluyor.ancak kendi halkinda denemeye korkuyorlar ve bu bulusu ruslara pas ediyorlar ruslarin bu tur tedavilerde pardon demeleri daha kolay oldugu icin deneme yanilma yontemiyle bu cizik olayi gelise gelise bugunlere geliyor..simdi biraz daha guvenli.. goz dedigimiz organ enteresan niyemi soyle iris dedigimiz gozun en onemli tabakasi bir operasyon yapildiginda bunu goze karsi olumsuz bir eylem olarak gorup, eski haline gelmek icin cabaliyor..yani acarsak. gozu ciziyorlar., iris tabakasi bunu eski haline getirmeye calisiyor…iste son senelerdeki cizikler bundan biraz daha basarili..gozu cizdirmek gerekiyorsa cizdirin…karizmayi cizdirmeyin.. hele baska organlarinizi ise asla cizdirmeyin…saygilarimla2 Haziran 2008 Pazartesi 5 Yorum »
1978 yiliydi….cenajansta calisiyordum…turkiyede acaip bir faiz furyasi vardi…herkes parasini faize yatirip aylik yuzde 10-25 arasi faiz aliyordu…aliyordu ama enfazla 3 ay bilemedin 5 ay alip sonra asil parasini yitiriyordu…mantar gibi tefeciler gazete ve televizyon reklamlariyle milleti dolandiriyordu.. hukumette bunu seyir ediyordu…bankalar bile aylik yuzde 5-8 arasi faiz veriyordu.. eger bir firma faizle para alip bunu satabiliyorsa mesele yok..ama aldigi parayi kariyle satamiyorsa veya satmiyorsa bir muddet sonra ortadan kayboluyordu…ama bu alavere dalavere 2 yil kadar surdu…kim dolandirildiysa digerleri bunu koz olarak kullanip kacinilmaz son olarak oda bir muddet sonra ayni akibeti yasiyordu…ama bu yasananlarda magdurlar hep parasini faiz ruyasina kaptiranlar oluyordu….iste bu furyanin ortasinda bir reklam ajansinda calisinca insan olaylari daha net gorebiliyordu…neyse uzatmayalim.. bukadar tefeci ve faizcinin arasinda banker kastelli adiyle bilinen cevher ozden, banka sertifikasi satarak acaip bir musteri kitlesi edinmisti..bizde cenajans olarak onun reklamlarini organize edip para kazaniyorduk..her hafta cantalarla para aliyorduk…kastelli sattigi sertifikalarin parasini cok iyi pazarlayarak halkin gozunde kahraman olmustu…cok sert gorunumlu, kufurbaz biriydi…yanindakilerine cok iyi bakardi..aslinda cok iyi bir insandi…birgun geldi kastelli bu cikislariyle bankalarin onunu kesmeye baslayinca bankalar kastellinin ipini cektiler….kastelliye sertifika vermediler…oda satacak materyal bulamayinca, baka baka isvicreye tuydu… birmuddet sonra geri dondu… biraz devletin misafiri oldu sonra serbest kaldi… bundan sonrada insaat isleri ve ivir zivirla oyalandi…ancak biriken borclari yakasini birakmiyordu…asiri gururu onu yiyip bitirmisti..bugun duydumki yasamina son vermis….bir devire damgasini vurmustu…ama kotu birson…. allah rahmet eylesin…saygilarimla1 Haziran 2008 Pazar 5 Yorum »
insan oglunun nerede karni doyuyorsa orasi vatanidir… diyorlar…bizde bu vatanimiza donduk…nerede nasil surterseniz surtun, genede evinizi ozlersiniz… ben bunu iyi bilir ve sik yaparim…macarin salami, avusturyalinin sosisi, almanin birasi, italyanin pizzasi derken iki haftayi, omrumuzden tuketip kurkcu magazasina donduk…magazada bir tilki kurku olarak vitrinde yer almaktansa tezgahtar olmak evladir…diyerek tablodaki yerimizi aldik…nemiyiz diye soracak olursaniz…amele geldik amele gidiyoruz…derim ama beni ciddiye almazsiniz diye korkuyorum vallahi…hep derim bu dunyada iki turlu insan var… biri yukunu ceken amele grubu…digeri yan gelip yatan tembel grubu… ben hep kendimi bu birinci grupta dusunurum… yani cannes e gidiyorsun jeepi kullanan sensin…restoranta gidiyorsun, hesabi odeyen sensin…motorin aliyorsun faturayi odeyen sensin… eeee neolacak yani…yalniz gezersen tek kisilik okestra olarak hem nalina hem mihina… tabiki saka bir yana 7000 kilometre yapmisim/// bunun amaci oncelikle ekmek pesinde olmamiz…..bu viyanada pastaya donusuyor….viyana ya kim giderse hasta oluyor… bu kadar guzel nostaljik bir sehir olamaz diye… gecen defa bir arkadasim ayni seyi soylemisti… gerci kendisi, urfanin balikli havuzundan baska bir enteresan sey gormedigi icin ne gorse acayip etkileniyordu… illede viyana deyip tutturdu… bunu aldim bizim turklerin mahallesine goturdum…esas amacim evdeki biten cayimi ve bulgurumu.,vesairenevalemi tedarik etmek vede bu lavuk un hayatin tablo otesi gerceklerini gostermekti…niye boyle bir zorunluluk duyuyorsam bende bilmiyorum…. gosterdim…diyordumki hah simdi gordu.. gercekleri…ama oda ne… hepten sevdi viyana yi… birde atalarimizin sur dibinde biraktigi kahvelerden bir elli gramina 6 euro odeyip ekspresosunu icti….ben artik buradan baska bir yerde yasayaman dedi.. onu bu hayallariyle birakip, norvecin meshur fast food balikcisinda durum yemeye gittim…bu viyana da herkes acaip kibar ve sevecen…ama sevecenlik ve selam disinda ne alirsaniz her sey euroyla…….bakmayin oyle pariteymis, dusmus, cikmis.. hepsi hikaye dusende cikanda euro… ama cebinizde olmak sartiyle…bu viyanayi fethedememisiz ama , butun viyanalilara doner kebabin mc donald tan daha leziz ve ucuz oldugunu gostererek fetihe migdeden baslamisiz… mozart derseniz,,,o en cok cukulata uzeri etiketlerde resim veriyor….bestelerini dinledim desem inanirmisiniz.. ben gulerim….saygilarimla19 Mayıs 2008 Pazartesi 11 Yorum »
hafta baslarini genellikle pek sevmeyiz….aslinda ben pazar gunlerini hic sevmem. belkide pazartesi oncesi oldugundandir.hatta otomobil fabrikalarinda uretilen pazartesi arabalari, otomasyonda iscilerin rehavetinden dolayi, kalitesi dusuk diye bilinir…diyeceksinizki hangi gunun arabasini alalim… persembe ve cuma gunleri uretilen arabalar makbuldur… diyeceksiniz nereden bilecegiz.. arabayi aldiginizda kullanirken gorursunuz….bazi arabalar nedense bir turlu ayar tutmaz surekli ariza cikarir…iste bu nedendendir….neyse konumuza donelim. cuma gunleri en sevdigim gundur.ogun en keyifli aksamimi geciririm.cumartesileri biraz sessiz gecer keyiflidir. ama pazar gunleri kahvalti sonrasi sikmaya baslar…yanlis anlasilmasin.ben bir sirkette calisirkende boyleydi, simdi ipimle kusagim birkende boyleyim…siz nasilsiniz….arabamin arkasinda bir balik kamis aparatim var.ama birturlu kismet olmazki balik yakalayayim…her gittigim balik avindan sonra mutlaka caurfour a ugrarim….(neden diye sormayin)..biz alismisiz bogazda capariyi takip, salladikca 5-10 tane birden baliga kavusmaya.. buralarda oltayi atiyorsunuz sattlerce bekliyorsunuz..balik hayata kusecekde, veya ignenin ucuna koydugunuz yeme tav olacakda yakalanacak…..varsayalim yakaladiniz(hic yakalamadimya) birde kilo hesabi gol bekcisine para veriyorsunuz..gozunu seveyim turkiyenin…baliklarinin… iste boyle bir sendromla pazartesine baslarsak haksiz sayilmayiz degilmi??? gunlerin birkismi acemce birkismida arapcadan gelir… ornegin sali; sela dan gelir. yani selamdan gelir…farssca enbe gun demektir.cihar dort demektir. cihariembe yani carsamba dorduncu gundur…persembe; penciembe, yani besinci gundur..cuma;cemaatten, toplanmadan gelir. cumartesi; toplantidan sonraki gun olarak ifade edilir…pazar; ticaret, panayir gunudur…pazartesi de pazarin ertesi diye gecer….biliyormuydunuz… bilmiyorsaniz gitti bir 40 yil daha izauralikla….aslinda bu konular gunluk yasamda gecerli degildir ama bilmeninde bir zarari olmasa gerek….bugun biraz havadan sudan bahsedelim dedik… ingiltere de buyuk bir muzede bir balik resmi vardir. bu baligin agzinda oltanin ignesi takilmistir.. altinda oz bir yazi vardir..AGZINI ACMASAYDI… kalin saglicakla…. saygilarimla12 Mayıs 2008 Pazartesi 7 Yorum »
iskenderun da amerikan arabalarinin taksi olarak en buyuk rakibi, faytonlardi…5 lira olan taksiler 2,5 lira olan faytoncularla cekisirlerdi…nezaman murat 124 ler taksi olunca,faytonlar nostaljik birer at arabasi olarak birer birer kaybolmaya basladilar…bizim aylik nevalemizi alipda eve tasimamiz hep faytonlarla olmustu…iskenderun sahili, bizim yuzme okulumuzdu. babam birgun abimle ikimizi denize atmisti..cirpina cirpina ogrenmistik…aslinda pek saglikli bir yontem degildi ama oda oyle ogrenmis…ama ben boyle ogretmedim tabi cocuklarima…iskenderun korfezinde gemi artiklarina cok kopekbaligi gelirdi…bunlar bazen hizini alamaz sahile yanasirdi..odumuz patlardi..halbuki ozamanlar javs filmleride yoktu…bir hafta sonu babam bizi adana ya gezmeye goturdu.adanayi yolculugumuzun ilk basinda hayal meyal gormustum. ortasindan gecen e 5 karayolu sehri, zengin ve fakir semt olarak ortadan ikiye ayirdigini gormustum..yolun sagi luks apartman ve villalarla doluydu..sol tarafi ise gecekondu,eskiviran dukkanlarla doluydu..sehirin en buyuk ozelligi, baraj olmasiydi. adana da bir evde buyuk mutfak ve teras yoksa makbul sayilmiyordu…ve kiralar aylik degil, yillik odeniyordu….beni ilgilendiren yani, kebaplarinin muhtesem olusuydu…bir kebap bukadarmi cok yesillikle yenir….seneler sonra buraya ilacfirmasinda yonetici olarak gelecektim…ozamanlar turkiyenin en buyuk ovalarindan biri olan cukurova pamuk ve tahilda cok verimliydi..yaz aylarinda guneydogudan calismak icin marabalar geliyordu…iste yilmaz guney de bu tur konular iceren filmlerle ozamanlar meshur olmustu…yillar sonra yumurtalik kazasinda, deniz kenarinda laf atti diye kazanin savcisini silahla vurup oldurmus,sonrada adalardan yunanistana oradanda fransaya tuymustu…ahmet kaya gibi oda pariste oldu…ozamanlar adana da sabancilar in ortagi olan sapmaz lar cok meshurdu…hatta bunlardan birinin tosunu ajdapekkan ile evlenip, ertesigun miras reddiyle karsikarsiya kalinca bosanmisti…sonra bu sapmazlar batti."herhalde ajdanin ahi tuttu." adana nin eteklerinde toroslar vardir..yasar kemal in ince memed inin konu edildigi toroslar…toroslardan asagi inerken burnunuza narenciye ciceklerinin kokusu dolar…baska benzeri yoktur…bu kokunun….adanalilarin pek cogu, yazin dayanilmaz sicagindan kacmak icin toros yaylalarina kacarlar… buralarda keci eti muteberdir…tadina doyum olmaz….deniz kenari duskunlugu azamanlar yoktu…hatta deviz kenari romatizma yapar diye kacardi milletimiz… hatta rahmetli dedemler selanik ten trakyaya geldiklerinde , marmara ereglisi kenarinda buyuk bir arazi vermislerde aman deniz kiyisi bizi bozar deyip, corlu ya gecmisler….iskenderun unda yamacinda amanoslar olup eteklerinde sarimazi denilen sayfiye yeri vede birzamanlar adi fuhus mafyasina karisan sogukoluk denilen ugur dundarin desifre edipde dagittigi yerler vardi…buradan antakya ya giden yol cok kisa ama muhtesem virajlarla dolu bir yoldu. bu nedenle hatayli soforlerin cok iyi tecrube kazanip, iyi sofor oldugunu tum turkiye bilirdi…antakya hatayin merkez sehri olmasina karsin iskenderun kadar buyuk degildi…hristiyanlik aleminde cok onemli tarihi bir yeri olmasina karsin, kiymeti ancak son senelerde anlasilmistir…antakyanin hemen yani olan amik ovasi suriye ile komsu olup , bu suriyeliler ikde bir kanallari actiginda amik ovasini sel gotururdu…bizim ilkokul donemimiz biterken kibrista rumlar azitmislardi…bunlarin basinda baspiskoposmakaios vardi… aksamlari evimizin perdelerini ozel perdeyle kapatir karartma yapilirdi…turk donanmasi akdenizde kibrisin ucundayken,amerikan abisi firca atinca inonu basini yere egmis donanmayi geri cagirmisti..rumlarda soykirim yapmislardi…sonra 1974 yilinda ecevit dayanamayip cikarmayi yapinca rumlar tarumar oldular…makarios oldu,. bu is en cok yunanistan a yaradi. oradaki askeri cunta devrildi..bir muddet sonra avrupa birligine girerek refaha erdiler…bizde kibrisi kurtardigimizla kaldik..senelerce amerikan ambargosu ile sikinti cektik… adanin stratejik konumu bir yana buradaki kibrisli turklere yaranip, yaranmadigimizi hala dusunurum. iskenderuna bir gun erol buyukburc gelmisti…bir gunde erkin koray geldi… bunlar cok buyuk olaydi…erol buyukburc ozamanlar turk gencligini salliyordu. acaip kiyafetleri ve absurt gozlukleri ve kel kafasindaki peruguyla iyi sarkilar soylerdi…ozamanlarin aykiri gitarist-muzisyeniydi erkin koray…avrupanin 4.ncu iyi gitaristiydi..o zamanlar bir meshuru gormek icin istanbul a gazinoya gitmek gerekirdi. veya her yil agustosta izmir fuari ve ankarada genclik parkinda yaz zamani gorebilirdiniz…ozaman meshur deyince, sarkici,artist vede futbolcular vardi… oyle yazar,cizer,surucu gibi dallar yoktu….orhan gencebay in " bir teselli ver"adli sarkisi guneyi sallamaya basladiginda 1970 li yillara giriyorduk….turkiyenin en bahtsiz ve yasanmamis yillaridir.ne yazikki…ticaret lisesinde trampet takimina secilipde kizlara hava atmaya basladigimda, trampet calmayi erkin koray in arkasinda bateri calmak gibi dusunuyorduk….bir ay prova yap sonra 1 saat gecit toreninde tingirdat….ilk genclik iste…. gocer bir toplumuzya biz ilk gencligimize ayak basarken annem ve babamda istanbula tayin cikarmakla mesguldu…seneler sonra dusundugumde ne kadar yanlis bir kararmis…insanoglu, cocukluk ve ilk gencligini yasadigi topraklardan kopmamali..kopunca tarumar oluyor…istikbal dedigimiz sey bu topraklarda olmuyormuki…turkiyenin en buyuk kadersizligidir.. buyuksehir..buyuk ulke…sanki firsatlar sonsuz… oysa hersey parlak ve sinirsiz…birakin gri olsun.birakin flu olsun ama birlikte yetistiginiz,topac oynadiginiz,misketlerinizi paylastiginiz cocukluk arkadaslarinizkaybolmasin… cok duygulandim. bir duble raki icecegim musadenizle….saygilarimla12 Mayıs 2008 Pazartesi 1 Yorum »
kucukken, pekcogumuz kendi babamizin cok kuvvetli oldugunu, herkesi dovebilecegini dusunurduk…benim babamda benim icin oyleydi…ne zaman babam yaslanmaya basladi kuculmeye basladi. gerci insanlar yas ilerledikce kemikleri kuculurmus… yas kemale erince insan diyorki, babalar cocuk beyninde ve kalbinde hep kocaman olmuslardir…hep anneler on plandadir.. ama babalarin yeri bir baskadir…babam suan sag ama nezaman teoman in babmin oldugu yastayim sarkisini dinlesem icim urperir.. bir arkadasim var anne babasini bir trafik kazasinda yitirdi…hep soyler durur,, oksuzluk birde yetimlik olunca kac yasindasin ne onemi var…. hep sirali olum diliyoruz ama niye sonsuza kadar hep beraber yasamiyoruz….kucukken olumun benden gecmeyecegini dusunurdum…akraba ve esdostta zamansiz yitirdigimiz tanidiklar beni hep derinden yaralamistir….benim oglimda eskiden benim icin ayni seyi soyluyormus… ama ben ona dedimki: benim babam senin babani dover……..saygilarimla