Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


kralicemiz mi gelmis???

14 Mayıs 2008 Çarşamba 10 Yorum »

gunaydin… dun metroda firmaya alis veris yaparken bir mp4 aldim…teknoloji nemenem bir seyki, kibrit kutusu kadar alet icine 1500 tane sarkiciyi barindirip kayit yapiyor…sagolsun sofor arkadaslardan birisine , zeki muren in son cd’sini siparis vermistim..bulamamis ama kopya ettirip getirdi sagolsun . onu kaydettirdim."kaydettirdim diyorum cunku bu aletleri kullanmakta baska bir beceri istiyor.. simdi kulagimda kulakliklar, zeki muren soyluyor..gozlerini gozlerimden ayirma hic neolur….bir yandanda yazmaya calisiyorum..cunku ilk defa ayni anda iki sey yapiyorum…yoo aslinda ayni anda iki sey yapmam ilk degil.. mesela tuvalette bulmacalarim vardir… beklerken bulmaca cozerim…ama bu ayni sey degil tabi…..neyse konumuza donelim…efendim, ben hep kralice denince 90 60 90 olculerinde veya yakininda hatun hayal etmisimdir..gerci kralicemizde cok sisman degil ama yas olculerinde 5 tane kralice eder…kacasida yaninda tuzluk gibi duruyor ama vakti zamaninda belli cok yakisikliymis amcam…kimbilir ozamanlar sarayda ne entrikalara aktorluk etmistir,,,, benim 5 yil kadar once bir ingiltere maceram vardir…turkiye de bazi is arkadaslarimla ingilterede bir firma kurduk..mallar gonderdik..sonrada bunun pesinegittik. londra da 8 ay kaldim…. bu ingiltere denilen memleket enteresan.. diger avrupa ulkeleriyle uzaktan yakindan benzerligi yok…memlekete girmek sirat koprusunden gecmekle es deger..ama cikmak  bayrampasa cezaevinden tuymek kadar kolay…kimlik tasimiyorlar…polis trafikte veya bir olayda sizi yakalarsa.,, lutfen su gun semtinizin karakoluna kimliginizle birlikte gelin diyerek birakiyor..zaten londra da pek ingilizde kalmamis. genellikle hindular, pakiler, araplar ve turklerle zenciler istila etmis.londrada  15 yildir yasayipda ingilizce gunaydin demeyi bile bilmeyen turkler var desem bana inanmazsiniz…ama inanin…var…(good morning- bakin ben biliyorum )(simdi inanmaz, sozluge baktiniz dermissiniz)ingilizler genellikle angarya isleri ve bakkal, fast food gibi isleri yabancilara birakmislar…avrupanin ev pahali ulkesi olan ingiltere de kiralar haftalik olup en ucuz ev kirasi haftalik 200 paunttur(yaklasik 350 euro) ev sahibi olmak , imkansiz gibidir..en ucuz ev 200.000 paunttur(yaklasik350.000euro) birde ev aldiginiz zaman arsasi sizin degildir…ve 100 yilda bir ev devlete gecer ve yeniden satisa cikar…ingiltere de arazini tamamina yakini kralicenindir…siradan insanlar arazi sahibi olamazlar..siradan insanlar diyorum , cunku ingilterede bir aristokrat zumre vardir..ancak bunlarin satolari, arazileri, koyleri vardir…diger siradan insanlar arazi sahibi olamazlar…bunlari bilmiyordunuz degilmi…bende bilmiyordum…mademki ogrendiniz bundan sonra 40 yil kolemsiniz….saka biryana bende ogrendigimde sasirmistim….yani turkiyede bir ev ve arazi sahibi olarak bir ingilizle tanisirsaniz, sizi aristokrat olarak dusunebilir…..gene saka bir yana karsilastirin bakalim hangimizde demokrasi bukadar cok var…gerci biz demokrasiyi henuz sindirebilmis degiliz ama avrupa da demokrasi eger ozgurlukse en cok bizde mevcuttur…zaten avrupada bu kadar cok ozgurlukten urktugu icin turklere vize koymustur….ingilterede kralice, kralice diyoruz cunku kral dedigimiz tuzluk vazifesi goren amcam, asil olmasina asil ama kral ailesinden erkek olmadigi icin kralice secilen teyzem yonetimdedir..bu kralda daha sonra onunla, soyun devami icin evlendirilmis damizliktir…bu evliligin meyvesi olan prens charles kralliktan feragat etmis prenses diana nin supheli olumunden sonra asil olmayan biriyle evlenmistir..simdilerde musluman oldugu soylenen prenses omrunu baris elciligine adyarak( nasil oluyorsa) o ulke senin  bu ulke benim hayatini yasamaktadir.. yani kraliceden sonra kral., charles ini tosunu olacaktir…bu ulkede birde ters olan veya bize ters gelen trafigin  soldan direksiyonlarinda sagdan olusudur…ben 8 ay soldan direksiyonlu cipimle dolastim…allahtan butun yollari ciftte pek kaza riski yasamadik….birde londramerkezinde isiklar var buradan itibaren merkeze girecekseniz para odemek zorundasiniz…ingiltereden ayrilirken arabamin bagajin da odenmemis birsuru ceza ihbarnamesi ve yakalandigimiz isik cwzalari vardi… isik diyorum,, ornegin otobus yoluna ancak belediye otobusleri ve taksiler girebilir ama siz girerseniz otobuslerin arkasinda kamera var sak diye resminizi cekiyorlar. ertesi hafta siritan bir yuz ifadesiyle nerede ihlal ettiginiz ve cezaniz, evinize posta ediliyor…bizki kirmizi isikta bile durmayi sevmeyen bir neslin devamiyiz butur yasaklar bizi kesermiki…..cezalar yalniz cebinizi hirpalamiyor…100 puandan sonra trafik canavari olma hakkinizida yitiriyorsunuz…bu kralicenin topraklarinda, yazili bir anayasa da yok…biliyormuydunuz..ogrendiniz..hadi bir 40 yil daha…omrunuz uzun olsun…bunlarin mahkemelerindeonce vatandasa  ve sozlerine itimat var…bizdeki gibi her vatandas potansiyel bir suclu adayi degil…anlatiyorsunuz,beyan ediyorsunuz..dinleyip kabul ediyorlar..eger dogru beyan degilse kabak muamelesi…dolmalik….her dava bir sonrakine emsal teskil ediyor…yani sizden once olan ayni hadiseye verilen karar sizide bagliyor….karar dedimde aklima bir fikra geldi…iranda kadinin    onune bir surusuclu getiriyorlar. soruyor, bu neyapti; efendim bu kaynanasini, karisini oldurmus…asin bunu diyor.. digeri icin bu neyapti; efendim bu ortagini oldurmus. asin bunu diyor..digeri icin , bu neyapti; efendim bu hirsizlik yapmis. kollarini kesin bunun diyor..bizimkine sira gelince,, bu neyapti diyor. efendim bu yaninda calisan hizmetciye tecavuz etmis… alin bunu sizde ona tecavuz edin diyor…..neyse muhafizlar bunlari gotururken.,, bizimki ikide bir parmagini kaldirip, aman ha unutmayin duzulecek olan benim ….diyormus…..  kralice dedik nerelere geldik…allahtan korktugumuz gibi olmadi..kralice misafirlik kurallarini esnettide bizim fanatikler eyvah elpence divan duracagiz telasindan siyrildilar…saygilarimla

arrividerci 3

13 Mayıs 2008 Salı 4 Yorum »

efendim, once italyayi politik kritik edip sonrada gormek icin yola koyulmustuk. roma ya geldik…italyanlar, "her yol roma ya cikar" diyorlar..hakikaten cizmenin ortasinda heriki deniz kiyina yakin,asagiya ineceklerinde, yukari cikacaklarinda otobanla gectigi yer…cok buyuk sehir…tarihi roma  ortada kalmis etrafinda birsuru yerlesim yeri olusmus….hangi koseyi donseniz karsiniza tarihi yapilar cikiyor….roma da adres sormak elzem ama sorunlu…pekcok isyeri, adres sormayiniz diye kagit yapistirmis…bikmislar belliki…bir kismi adres ucrete tabidir. yazmis…ozamanlar navigasyon yoktu…ister istemez soruyorduk…bu italya da bir guzel sey, butun sokaklar numaralandirilmis.eger buyuk bir adres defteri alirsaniz , adres sormaniza gerek bile yok…ama isin acemisiyizya….tutumlulukda cabasi…(cimrilik demeye dilim varmiyor) bu romayi gezmek demek 10 gun demek ama bizim okadar tarih merakimiz yokki…muzelere gidipde heykelciklere mermerlere bakmak cazip gelmiyor…4 gunde cozduk….kulaklari cinlasin, reha erus u gorduk bizi hayal kirikligina ugratan konsoloslugumuzun onunde….cok sicak davrandi ve bizimle ilgilendi sagolsun….oysa biz roma ya gelirken, konsoloslugumuzla ilgili neler hayal etmistik…kis gunu bizi karsilayip, cay, hatta yemek ismarlayacaklarini dusunmustuk….oysa demir parmakliklar ardindan iceri bile almadilar….seneler sonra gordumki turk konsolosluklari kendi vatandasina kapilarini kapamis, bizim mahalle karakollari gibi kendini koruma derdine dusmustu…(bu sozlerime romanya konsoloslugu dahil degildir.) neyse uzatmayalim, thy burosuna ugrayip bilgi almak istedik…ama turk veya turkce bilen biri yoktu…oradanda kuyrugumuzu buzerek ciktik….sonra,firenze vr pisa uzerindencenova ya gectik..  bu sahiller italya nin obur sahilinden farkliydi..diger sahil kesimi trieste sonrasi., venedik gibi denizin icinde tarihi sehri olup uzun bir kopru ilede yeni sehri olan  ve gorulmesi gerekenyerlerden gecmistik….bu venedik in tarihibolumunde bir saatlik otopark ucreti 50 markti.. bu nedenle arabada nobetlese kalip dolasmistik… pisa denilen yere egik , bizim galata kulemiz benzeri bir kuleden baska bir ozelligi olmayan bir kasabaydi…ama adamlar pazarliyorlar….pazarliyorlar dedim aklima atina geldi…inanin istanbul un., efes in onda biri bile olmayan yikilmis ucbes mermerden baska birseyi olmayan kentteki turist sayisi, bize gelenin yirmi kati….gerci son senelerde biraz tanitim acisindan tekamul gostermedik degil…..cenova cok guzel bir sehir, diger italya sehirlerinde oldugu gibi hem tarih hemde modern sehir gorebiliyorsunuz…ama cenova hem buyuk bir liman, hem sayfiye hemde tarihi bir sehir….ozamanlar fransa vizesi gerektiginden cenovadan, milanoya gectik..yani donuse basladigimiz yer, cenovaydi…..buradan, milano ya gectik….milano tan bir moda sehriydi..hem tarih hem moda kokuyordu.. insanlar,, erkekler bile bukadarmi guzel giyinirler.. bu italyanlar yemez icmez kilik kiyafetlerine harcarlarmis…..bir iki gun kaldik…milano hemde sanayi sehriydi. cok buyuk bir alana yayilmisti…donus yolumuz, udine uzerinden , alp daglarina sarip, avusturya ya giris yaparak basladi….avusturya ve almanya ya sonra devam ederiz..arrividerci.. saygilarimla

nar agaclari cicek acmisti 4

12 Mayıs 2008 Pazartesi 7 Yorum »

iskenderun da amerikan arabalarinin taksi olarak en buyuk rakibi, faytonlardi…5 lira olan taksiler 2,5 lira olan faytoncularla cekisirlerdi…nezaman murat 124 ler taksi olunca,faytonlar nostaljik birer at arabasi olarak birer birer kaybolmaya basladilar…bizim aylik nevalemizi alipda eve tasimamiz hep faytonlarla olmustu…iskenderun sahili, bizim yuzme okulumuzdu. babam birgun abimle ikimizi denize atmisti..cirpina cirpina ogrenmistik…aslinda pek saglikli bir yontem degildi ama oda oyle ogrenmis…ama ben boyle ogretmedim tabi cocuklarima…iskenderun korfezinde gemi artiklarina cok kopekbaligi gelirdi…bunlar bazen hizini alamaz sahile yanasirdi..odumuz patlardi..halbuki ozamanlar javs filmleride yoktu…bir hafta sonu babam bizi adana ya gezmeye goturdu.adanayi  yolculugumuzun ilk basinda hayal meyal gormustum.  ortasindan gecen e 5 karayolu sehri, zengin ve fakir semt olarak ortadan ikiye ayirdigini gormustum..yolun sagi luks apartman ve villalarla doluydu..sol tarafi ise gecekondu,eskiviran dukkanlarla doluydu..sehirin en buyuk ozelligi, baraj olmasiydi. adana da bir evde buyuk mutfak ve teras yoksa makbul sayilmiyordu…ve kiralar aylik degil, yillik odeniyordu….beni ilgilendiren yani, kebaplarinin muhtesem olusuydu…bir kebap bukadarmi cok yesillikle yenir….seneler sonra buraya ilacfirmasinda yonetici olarak gelecektim…ozamanlar turkiyenin en buyuk ovalarindan biri olan cukurova pamuk ve tahilda cok verimliydi..yaz aylarinda guneydogudan calismak icin marabalar geliyordu…iste yilmaz guney de bu tur konular iceren filmlerle ozamanlar meshur olmustu…yillar sonra yumurtalik kazasinda, deniz kenarinda laf atti diye kazanin savcisini silahla vurup oldurmus,sonrada adalardan yunanistana oradanda fransaya tuymustu…ahmet kaya gibi oda pariste oldu…ozamanlar adana da sabancilar in ortagi olan sapmaz lar cok meshurdu…hatta bunlardan birinin tosunu ajdapekkan ile evlenip, ertesigun miras reddiyle karsikarsiya kalinca bosanmisti…sonra bu sapmazlar batti."herhalde ajdanin ahi tuttu." adana nin eteklerinde toroslar vardir..yasar kemal in ince memed inin konu edildigi toroslar…toroslardan asagi inerken burnunuza narenciye ciceklerinin kokusu dolar…baska benzeri yoktur…bu kokunun….adanalilarin pek cogu, yazin dayanilmaz sicagindan kacmak icin toros yaylalarina kacarlar… buralarda keci eti muteberdir…tadina doyum olmaz….deniz kenari duskunlugu azamanlar yoktu…hatta deviz kenari romatizma yapar diye kacardi milletimiz… hatta rahmetli dedemler selanik ten trakyaya geldiklerinde , marmara ereglisi kenarinda buyuk bir arazi vermislerde aman deniz kiyisi bizi bozar deyip, corlu ya gecmisler….iskenderun unda yamacinda amanoslar olup eteklerinde sarimazi denilen sayfiye yeri vede birzamanlar adi fuhus mafyasina karisan sogukoluk   denilen  ugur dundarin   desifre edipde dagittigi yerler vardi…buradan antakya ya giden yol cok kisa ama muhtesem virajlarla dolu bir yoldu. bu nedenle hatayli soforlerin cok iyi tecrube kazanip, iyi sofor oldugunu tum turkiye bilirdi…antakya hatayin merkez sehri olmasina karsin iskenderun kadar buyuk degildi…hristiyanlik aleminde cok onemli tarihi bir yeri olmasina karsin, kiymeti ancak son senelerde anlasilmistir…antakyanin hemen yani olan amik ovasi suriye ile komsu olup , bu suriyeliler ikde bir kanallari actiginda amik ovasini sel gotururdu…bizim ilkokul donemimiz biterken kibrista rumlar azitmislardi…bunlarin basinda baspiskoposmakaios vardi… aksamlari evimizin perdelerini ozel perdeyle kapatir karartma yapilirdi…turk donanmasi akdenizde kibrisin ucundayken,amerikan abisi firca atinca inonu basini yere egmis donanmayi geri cagirmisti..rumlarda soykirim yapmislardi…sonra 1974 yilinda ecevit dayanamayip cikarmayi yapinca rumlar tarumar oldular…makarios oldu,. bu is en cok yunanistan a yaradi. oradaki askeri cunta devrildi..bir muddet sonra avrupa birligine girerek refaha erdiler…bizde kibrisi kurtardigimizla kaldik..senelerce amerikan ambargosu ile sikinti cektik…  adanin stratejik konumu bir yana buradaki kibrisli turklere yaranip, yaranmadigimizi hala dusunurum.  iskenderuna bir gun erol buyukburc gelmisti…bir gunde erkin koray geldi… bunlar cok buyuk olaydi…erol buyukburc ozamanlar turk gencligini salliyordu. acaip kiyafetleri ve absurt gozlukleri ve kel kafasindaki peruguyla iyi sarkilar soylerdi…ozamanlarin aykiri gitarist-muzisyeniydi erkin koray…avrupanin 4.ncu iyi gitaristiydi..o zamanlar bir meshuru gormek icin istanbul a gazinoya gitmek gerekirdi. veya her yil agustosta izmir fuari ve ankarada genclik parkinda yaz zamani gorebilirdiniz…ozaman meshur deyince, sarkici,artist vede futbolcular vardi… oyle yazar,cizer,surucu gibi dallar yoktu….orhan gencebay in " bir teselli ver"adli sarkisi guneyi sallamaya basladiginda 1970 li yillara giriyorduk….turkiyenin en bahtsiz  ve yasanmamis yillaridir.ne yazikki…ticaret lisesinde trampet takimina secilipde kizlara hava atmaya basladigimda, trampet calmayi  erkin koray in arkasinda bateri calmak gibi dusunuyorduk….bir ay prova yap sonra 1 saat gecit toreninde tingirdat….ilk genclik iste…. gocer bir toplumuzya biz ilk gencligimize ayak basarken annem ve babamda istanbula tayin cikarmakla mesguldu…seneler sonra dusundugumde ne kadar yanlis bir kararmis…insanoglu, cocukluk ve ilk gencligini yasadigi topraklardan kopmamali..kopunca tarumar oluyor…istikbal dedigimiz sey bu topraklarda olmuyormuki…turkiyenin en buyuk kadersizligidir.. buyuksehir..buyuk ulke…sanki firsatlar sonsuz… oysa hersey parlak ve sinirsiz…birakin gri olsun.birakin flu olsun ama birlikte yetistiginiz,topac oynadiginiz,misketlerinizi paylastiginiz cocukluk arkadaslarinizkaybolmasin…    cok duygulandim. bir duble raki icecegim musadenizle….saygilarimla

benim babam seninkini dover..

12 Mayıs 2008 Pazartesi 1 Yorum »

kucukken, pekcogumuz  kendi babamizin cok kuvvetli oldugunu, herkesi dovebilecegini dusunurduk…benim babamda benim icin oyleydi…ne zaman babam yaslanmaya basladi kuculmeye basladi. gerci insanlar yas ilerledikce kemikleri kuculurmus… yas kemale erince insan diyorki, babalar  cocuk beyninde  ve kalbinde hep kocaman olmuslardir…hep anneler on plandadir.. ama babalarin  yeri bir baskadir…babam suan sag ama nezaman teoman in babmin oldugu yastayim sarkisini dinlesem icim urperir.. bir arkadasim var anne babasini bir trafik kazasinda yitirdi…hep soyler durur,, oksuzluk birde yetimlik olunca kac yasindasin ne onemi var…. hep sirali olum diliyoruz ama niye sonsuza kadar hep beraber yasamiyoruz….kucukken olumun benden gecmeyecegini dusunurdum…akraba ve esdostta zamansiz yitirdigimiz tanidiklar beni hep derinden yaralamistir….benim oglimda eskiden benim icin ayni seyi soyluyormus… ama ben ona dedimki: benim babam senin babani dover……..saygilarimla

sampiyonlugu hakkettilermi

12 Mayıs 2008 Pazartesi 1 Yorum »

bu yil galatasaray, sampiyon oldu..oncelikle, sonuc itibariyle kutlariz…ama objektif olarak baktigimizda turk futbolundaki gerileme, galatasarayda da var…son 10 yilda daha iyi olacagiz derken acaba neden geriledik dersiniz…bukadar taraftar, para,san, sohret…her sey var…ama ruh yok… ben fenerliyim…ama kendimi bildim bileli fenerin sistemini sevmemisimdir…  "zafere giden her yol mubah" gorusunu hic degistirmedi…hep yetismis profesyonel, populer futbolculari alarak, starlar klubu olarak zamani gelmedende bu starlari, hic acimadan, sistemin icinde ogutmekten geri kalmaz…. son senelerde, turkiyede hazir star bulamadigi icinde,,yabanci futbolculara dadandi..  bunlari,kim nasil, nerede,hangi referansla transfer ettigide saibelidir.. galatasaray, herzaman kendi icinden starlar yetistirip, onlari ancak simardiklari zaman, kapiya koyan bir stil sergilemistir…ancak son 5 yildir kendini asamadi. son baskanlari fazla aristokrak davranip, takima bir sey veremedi..futbolcularini adim adim yenilemesi gerekirken,bunu  yapamadi… besiktasin basinda iki puskullu bela var bana gore…ilki takimin nesi oldugu belli olmayan sinan.. ikinciside demirorenin tosuncugu baskanlaridir….sinan firlama,kumarbaz,uckagitci bir yapiya sahiptir…daha onceki baskanin ayaginin kaymasina  ,bir mafya liderine yabanci bir ulkeden vize alabilmesi icin,besiktas klubunde calistigina dair belge vererek neden olmustur….simdi utanmadan diyorki,,,bu sene kilpayi kacirdigimiz sampiyonliga seneye kavusacagiz…… baskanciklari ise ne oldugunu bilmedigi futbolun sonuclarini hep gulerek karsiladi…bu uc kluptede bakin cogunlukla zenginler baskanlik yapmaktadir…oysa ucununde futbol ve yan gelirleri, profesyonel olarak  yonetilme olanagi saglamaktadir….ama bu kluplere baskan olmak,100milyon dolarlik bir reklam butcesinden bile etkilidir.,birde actigi kapilar cabasi…dunyadaki pek cok ulke, kendi sporcularini yetistirir. veya ulkeyi gezerek yeni yetenekler ararlar..bu konuda mahalle spor klupleri ve sahalari birer hazinedir… gorunen oki turkiye de siyaset gibi futbolda kisir bir dongu icinde…turkiyede 3 buyukler onemlidir…anadolu klupleri bir gider bir gelirler…hangi sehirlerin klupleri geldilerde gitmediler…buarada sivasspor u kutlamak gerekir…anadolunun steplerinden gelip zirvede tutunup biraz sansi olsaydi, bu galatasaray sampiyon olduktan sonra obile buyil sampiyon olabilirdi…  turkiyede spor denince once futbol akla geliyor..akla gelmeyen bu futbol oyle buyuk rantlara meydan oluyorki,bunedenle her turlu pisligide icinde barindiriyor….bunu birbaska zaman ele alacagiz…birde spor yazarlari konusu varki oda ayri bir yurek yarasi.,…genellikle biz saticilarin eskisi ya yonetici olur  yada danisman….futbolcularin eskiside: ya antrenor oluyor, yada futbol yazari….bunlari beceremiyorsa eski klubune yapisip, sinan gibi futbol kolu danismani adli absurt ama parali bir yere yamaniyor…buda yanlis… buna eniyi ornek haci  dir..romanya da bir ilah olan haci, cavusesku zamaninda bile asker  olmasina ragmen romenlerin bastaciydi..sonra galatasaray a geldi.son gunlerini burada basariyle tamamladi. antrenor oldu. ne yapti…birsey yapamadi…bursa spora geldi. olmadi.. romanya ya dondu iki buyuk klube antrenorluk yapti olmadi…iyi futbolcu olmak iyi hoca olmak demek degilki…adam cok iyi doktor olup iyi teshis ve tedavi yapabilir ama bunu tip talebesine  anlatma becerisi ayni sey degilki….futbolcu eskilerinde oncelikle gelen sey, eski populerliligini yitirmemektir…para zaten var oldugundan ikinci plandadir…antrenorluk, enaz futbolculuk kadar populerdir…ama futbol yazarligi oylemi???  kac kisi okurki…birde ekranda itsip kakismak cabasi… fenerbahceliyim diyorum ama enson fener macina 1973 yilinda cemilin 10 numarali formayla adana demirspora karsi oynadigi maca gitmistim….itiraf edeyim. ingiliz takimlarinin maclarindan aldigim keyfi henuz bizim kluplerden alabilmis degilim…cunku nezaman bir anadolu klubu gibi 3 buyuklerden birini yenipdebunu olay yapmak gibi degilde bir ingiliz klubunu yenipte siradan bir olaymis gibi yaptigimizda zevk alcagim  ama omrum yetecekmi bilemem….saygilarimla

basinimiz ne durumda

10 Mayıs 2008 Cumartesi 2 Yorum »

blog dostlarimizdan biri yazilarinda gazetelerin yorumlari carpittigini dile getirmis…. bende ona su fikrayi anlattim…..   birgun papa nevyork a gitmis. ucaktan inerken gazeteciler sormus; sayin papa hazretleri, nevyork taki genelevler hakkinda ne dusunuyorsunuz??  oda demiski., nevyork ta genelevmi var?? ertesi gun gazetelerde sur manset  " papa nevyork ka iner inmez, nevyork ta genelev varmi?   diye sordu……yani bu basin, yanliz bizde degil tum dunyada yapilan roportajlari ve konusmalari kendi yanina gore istedigi gibi carpitabiliyor….bakin birzamanlar gazetelerde, hulya avsar dan gecilmezdi. sonra simaripta gazetecilere firca atmaya baslayinca ipini cekmedilermi? ayni sekilde ibrahim tatlises te nasibini almadimi? tabi bu magazinin sari yonlerinden ziyade bizi ilgilendiren politik ve milletle ilgili, askerle ilgili haberlerin nereye nasil cekildigidir…bir kere ilkeli bir basin kurulusu bagimsiz ve ozel bile olsa bu tur haberlerde tarafsiz ve objektif olmali dir. daha sonra dip not olarak istedigi notu yazsin….onun bilecegi sey…turkiye de son 30 yildir, ne yazikki basin baski altindadir…ya hukumet yanlisi, yada karsiti olarak yayin yapiyorlar..birzamanlar hurriyet gazetesi simavilerin elindeyken, yunanistan- turkiye savasi cikartabilecek kadar kuvvetliydi..simavilerin bayragini devir alan dogan  lar simdi  hukumet karsiti olarak sahip olduklari her yayin organinda her habere hukumet aleyhine yorum yaparak halki bilgilendiriyorlar… olurmi bu???adamin birsuru gazetesi ve televizyon kurumu var…tam bir tekellesme durumundalar…neden sabah i ,, tayyip kendini paralayipda para bulup kendi yandaslarina satin aldirtti saniyorsunuz…bugun yayin organi satin almak hem politik, hemde ticari olarak buyuk guctur… ticari olarak karli degil ama her kapiyi aralamasi bakimindan etkilidir..dogan grubu simdide satmak sartiyle vatan gazetesini aldi….bu segmentte kactane gazete kaldi…. aksam gazetesi, kendi capinda fazla muhalefet yapmadan ayakta kalmaya calisiyor… yanlis anlasilmasin bu daha onceki iktidarlar zamaninda da ayni sorundu. ancak bukadar kartellesme yoktu…bu sartlar altinda en zor sey bu gazetelerde yazar olmaktir… politik bir konuyu ele alacaksiniz…yok oyle istediginiz gibi yazmak…bakacaksiniz patron hangi tarafta…ona gore yazacaksiniz… yoksa cebinizde bir tek basin kartiniz kalir ki oda sizi doyurmaz…aslinda doyururda, kavustugunuz  yuksek yasam seviyesinden alikoyar…..vatandas acisindan bakarsak o neyapsin zaten geliri yasam seviyesinin dibinde. hangi gazeteyi alipda okusun…zaten turkiye de gazete okuma sayisi uganda ile esit durumda…allahtan internet denilenteknoloji icad olduda beles gazete okumak kolaylasti… bu konuya daha sonra tekrar dalacagiz..simdi snokerimiz su almaya basladi yuzeye cikip kahvaltimizi yapip gene dalariz… saygilarimla

deniz gezmis ve arkadaslari yasasaydi…

9 Mayıs 2008 Cuma 5 Yorum »

blog dostlarimizdan biri bu konuyu ele almis.bendebirseyler eklemek isterim… 1970 li yillarin basinda sultanahmet ticaret lisesinde okurken, beyazit a cikar universite havasi koklardik…devrimci universitelilerin gittigi cafelerle,  mhp li universitelilerin gittigi cafeler farkliydi…oseneler  fanatik dinci kesimin pek sesi cikmiyordu…bu iki grup cekisme halindeydi. mhp liler kulluk denilen cafede devrimcilerise platin bilardo salonuna takiliyordu… deniz gezmis i ilk burada gordum. karizmatik biriydi. tam bir lider vasfi tasiyordu… solfraksiyonlarin en buyuk yanlisi, fikir adamlarini ve liderlerinide aktif eyleme katmalariydi…oysa deniz gezmis ve arkadaslari bana gore lider ve beyin grubuydu..eger eylemlere bizzat karismasalardi, bugun mumla arayip bulamadigimiz politikacilarin basinda geleceklerdi…yazik oldu.. bu grubu idam eden zihniyet adnan menderes  ve arkadaslarini idam eden zihniyetle aynidir.. kaldiki  bulunduklari konum ne olursa olsun….solun politikaci yetistirememesinde en buyuk kayiplardan biridir bu olaylar…bunun otesinde solcular, bir ideal etrafinda toplanirkenbir zaman sonra bireysel menfaatlarine yenik duserek, esci solcu olup cikmaktadirlar…. bu eski solcular, kisisel menfaatlerini en on planda tuttuklari icinde, babalarini bile satarlar….bu konunun devami olarak, bir blog dostum soruyor, peki turkiyeenin bu kisir donguden kurtulmasi icin ne oneriyorsunuz; biz turkler genelde hep 5 yillik kalkinma plani yapariz.. bu sehirlerin plan projesinden tutun spor kluplerine varincaya kadar boyledir..bir liman yapariz 5 yillik bir kopru yapariz 5 yillik ihtiyacimizi hedefleriz…oysa 20 yillik, 50 yillik hedefler belirleyip, ona gore insan yetistirmemiz gerekmiyormu…bizim gencligimizde, muhendislik cok revactaydi.bircok genc muhendis olunca issizlikten dolayi onlara kaldirim muhendisi denmeye baslandi. simdilerde herhalde bilgisayar issizleri turemistir…genclerimizi ilkogretimden sonra becerilerine gore devam etme firsati vermeliyiz…politikada kisa vadeli dusunursek, rusya daki putsin ornegini ele alabiliriz….putsin baskan olarak son derece radikal ve cesur kararlarla, ulkeyiparazitlerden kurtardi…tabi kaynaklarini iyi degerlendirdi. kedi kopeklerini yiyen halkina nefes aldirdi… bence bizede buturlu ne solcu, ne sagci, nede dinci olmayan bir lider lazim…. ataturk bir reform baslatmisti. yarim kaldi. menderes bir reform baslatmisti yarim kaldi. ozal bir reform baslatmisti yarim kaldi….birileri birsey baslatsinda bitirsin artik….saygilarimla

devir tasarruf devri…

7 Mayıs 2008 Çarşamba 4 Yorum »

daha onceki bir yazimdada anlatmistim…1996 model bir 320 s mercedes im vardi..benzin deposu 100 litre aliyordu…bahcesehirden hergun ikitelliye gidip geliyordum….rahatina bir diyecek yoktu..ancak avrupanin en pahali yakitini satan turkiyede ikide bir zam zaptiklarinda yuregim hopluyordu…sonunda dayanamayip sattim…. insanlar gelirleri nekadar yuksek olusa olsun, surekli kullandigi arabasina her benzinciye ugradiginda avuc dolusu para verince ister istemez dusunuyor..eskiden turkiye de luks gruba giren otolarda , motorin kullanimi hemen hemen hic yokgibiydi…oysa tum luks otolarin dizel olanlarida vardi..zannetmeyinki, dizel oto yurumez… benzinliden hic farki yoktur…benim bir audi 6  3000 motor turbo dizel otom vardi..tutamazdiniz… agresif bir arabaydi…ama agresifligindede yakiti yutarken ekrandan gorebiliyordunuz…neyse uzatmayalim…petrolun ficisinin bu gidisle 200 dolari gorecegini dusunursek.hem luks hemde ekonomik otolardan yana tercih olusacaktir…tabi bu arada arap kardeslerimizi kusturmeden yeni bir yakit bulmazlarsa…gecenlerde  bir dergide bmw  nin yaptigi bir jeep in sehir icinde motorunun rolantide calisip devreye giren dinamo ile   kendi elektrigiyle gidecek sekilde  yapildigini  bu sayede cok ekonomik oldugunu okudum…demekki oto ureticileri bundan boyle emniyet ve konforun yani sira ekonomik surus icinde arge calismalarini yogunlastiracaktir… oyle ya niye turk zekasiyle akil ettigimiz luks ve buyuk araclarimiza gaz sistemi taktiriyoruz…bukadar pahali arabalari alanlarin paralari benzinemi yetmiyor….koyuyor insana…..gecen sene  almanya da ikinci el ferrari alan vatandasimiz buna gaz sistemi taktirmak isteyince , ferrari firmasi apar topar arabayi satin almamismiydi…ucuz arabalara pahali aksesuarlar takmak isteyince sorun olmazda pahali arabalara butur malzeme takinca sarlarlar…esegin kulagina ayna takmaya benzemez tabiki………..saygilarimla  …….

turkiye hic bukadar politikacisiz kalmamisti.

7 Mayıs 2008 Çarşamba 2 Yorum »

blog dostlarimizdan ucan kartal bu aralar pek yazmadigimizi gozlemis….dogrudur…siyasetin viciklastigini gorerek artik yorum yapmaninda sikici olacagi gorusundeyim…iktidara bakiyorsunuz, inceldigi yerden kopsun beklemesinde.amaclari parti kapanmazsa zaten zafer kazandik diyecekler.. kapanirsa magduru oynayipbukadar oy arkamizdayken bile bizi yaptiklarina bakin diyerek, pak partiyi kurup,erken secime gidecekler…ama sunu bilelimki bu erken secim hic kimsenin beklemedigi bir sonucta getirebilir…benim arzum odurki (neyazikki)bugun turkiye parti agaligi yuzunden lider adaylari yetistiremediginden, kotunun iyisiyle bu devreyi  surdurmek gerekir.. simdi, ucan kartal diyecekki ne istiyorsun tayyip ten,,,arkadaslar, birzamanlar demirelin basi cektigi bir hukumet vardi. genclerimiz bilmezler. bu hukumetin sayesinde buara dunyanin en ucuz yakiti turkiyede idi..hatta abartmayalim, suriye, yunanistan ve diger komsularimiz gunu birlik turkiyeden depolarini fulleyip donuyorlardi….niye….devlet herseyi suspanse  yani cepten farkini vererek hesapta tuketiciyi kolluyordu….sonra bu bir patladi birgecede dolar 50 misli oldu……simdi bu ornekle yola cikarsak, bugunku hukumette suspanse politikasi yok ama ulkedeki kamusal alanlari sata sata aciklarini kapatmak pesinde…  hos satacak birseyde birakmadilarya    ..  disticaret acigi ifadesi guc rakkamlara  ulasti. ithalattan vergi aliyor diye actigi kapilardan cikan ihracaat   bedeli bunu karsilamiyor…her an patliyabiliriz…dunyada petrol ve borsa uzerinde istikrar olupta 10 senede bir bu ters donunce hukumetler turkiyede takla atiyor…hersey sut limanken gemiyi idare etmek kolay ama dunyadaki firtinalarda esas dumeni idare etmek…..onemli…..liradan attigimiz sifirlarimiza heran kavusabiliriz…. fakir fukara icin degisen birsey yok….bakin isadamlari panik yapmaya basladimi iste ozaman tehlike kapida demektir….iktidarlar icin  muhim degil,, zaten iktidarin bugunku umursamazliginin bir nedenide bir sebep bulup tuymek…nasil olsa yeni gelenlerde enkazdevir aldik diye bismillah zamlara baslayacak… bizde diyecegizki bu filmi daha oncede gormustuk…..muhalefete bakarsak, onlar zaten hallerinden memnunlar. bugunku kosullarda hic niyetleri yok iktidara.. bahceli deseniz akp yi yari yolda birakarak bakin biz ciddi bir partiyiz imaji verme cabasinda…arkasindan korktugu icinde ulku ocaklarinin kapisina kilit vururum diye kendi yandasciklarina gozdagi veriyor…geriye kim kaldi….hic…  turkiye hic bukadar politikacisiz kalmamisti. simdi bu tozduman ortamda kimi anlatalimki insanlar yeni birsey duysunda yorum yapsin…pisirip pisirip koyuyoruz ayni masallari. bu ulkenin baska masalcisi yokmuki….baska masal dunyasi yokmuki….fasit bir daire icinde dondurup duruyoruz…komedyenlere bakiyorum , onlar bile politikaci  tiplemesi yapmaktan vazgectiler…niye ..artik komik halleri bile halki guldurmuyor…belden asagi esprilerde halki guldurmuyor…niye halkin gecim derdinden belden asagisini dusuncek durumu yokki…kalkmiyorki…baslari….sikintidan dertten,,velhasil bu ortamda politika yorumcularindanda zor bir meslek  bu   komedyenlik …nerede oeski zekialasya-metin akpinar lar,  saygilarimla

arrividerci…..

3 Mayıs 2008 Cumartesi 10 Yorum »

bugun italya basvekiliyle hasirnesir olduktan sonra hizimizi alamayip, birazda italya maceralarimizi anlatalim.  italya ya ilk kez 1991 yilinda gitmistim.avrupa biliginde son vize gerektirmeyen ulkenin vizesiz son yilinda, vizesiz gitmistim….simdi bu vize konusuda baska bir dert…turk devletini acizligi vede basiretsizligidir….hadi amerikayi gectik. ama avrupa ya vizesiz girmeyi saglayamayan bir hukumete vize vermemek gerekir….1991 senesinde muhasebeci arkadasim ve can dostum mehmet ve aykut,vede bendeniz benim reno 19 umla beraber italya ya gitmek uzere sabah seher vakti yola koyulduk… edirnede peynirli ve kiymali boreklerimizi yedikten sonra kapikuleye girdik…benim renoyu taksitle aldigim icin uzerinde haciz vardi…kim haciz koyduysa noterden yurtdisina gitmesinde bir sakinca yoktur diye yazi vermezse cikamiyormusuz….bilmiyordum…halbuki bir gece oncede sahil yolunda zeytinburnu istikametinde arabayi aldigim mardinli arkadasimin arabasinin benzini bitmis ve yolda rastladim beraber arabasina benzin aldik….kader iste…cumartesi gunu osaatte yapacak bir sey yoktu…disari cikamiyorduk…ozamanlar cep telefonuda yoktu…edirne ye donup, memedin istanbul dan kartal 131 marka arabasini cagirdik…gelince benim arabayla degistirip yola koyulduk….ozamanlar bulgaristan kominizmin batagindaydi.. batagindaydi cunku kapidan girerken elinize bir yon pusulasi veriyorlar ve 36 saat icinde transit ulkeyi gecmenizi istiyorlardi..benzin alamiyordunuz…arabayi kapikulede fulleyip bulgara girdinizmi obur tarafinda hemen sofya ve yugoslavya siniri basliyordu..yugoya kadar nonstop gidip  siniri gecince mola ve benzin takviyesi yapiliyordu…yugo nun durumuda pek parlak degildi..ulkede sirplar kasinmaya baslamislar, slovenya italya sinirinda avrupai yasamiyle birlikten kopmaya calisiyordu…tito nun olumuyle ulkedeki mozaikler hareketlenmisti….neyse bulgari sagsalim gecip, yugoya girince bir nefes almayi hedefliyordukki…odane… yugo yollarinda saklanan sirp polisler resmen iskence yapiyorlardi. bulgardada saklanan polisler vardi ama bir paket sigara veya 5 mark verdinizmi, size birde birsonraki saklanan polislerin yerini soyluyorlardi…bu yugo polisler oyle degildi…otobanlarda saklanip hatali sollama veya hiz siniri ihlali yaptiginizda yakalanirsaniz.pasaportunuzu alip hem ceza kesiyor hemde mahkemeye sevkediyorlardi….iste bu duyumlara ragmen bizde yakalandik….hatali sollamadan 2 metreden uzun bir motorsikletli sirp polisi bizi enseledi…gunlerden pazar…elkol isaretleriyle anlasiyoruz..aslinda turkce biliyorlar ama domuzluk paraylami….o siralar yugo futbolcular turkiyeyi mesken edinmis.. kayganic galatasaray bekcisi( sonra silivri yakinlarinda trafik kazasinida oldu) basladik ucumuz birden salya sumuk, sirplarin ve turklerin futbol birlikteligi,,kardesligi…adam nuh diyor peygamber demiyor… avantada almiyor…neyse 1,5 saat kadarkan ve gozyasi sonrasinda insafa gelen sirp yavrusu bizim pasaportlarimiz geri verdide pazar gunu yugoda kalmaktan kurtulduk… yugonun sonunda slovenya ya girdik…avrupanin baslangiciydi…hemen kapiya girdigimizde aksam trieste yle ilgili program yapiyorduk…oysa oyle olmadi…bir gun once bir turk tirinda yuklu miktarda uyusturucu yakalanmis, dolayisiyle bizde turk oldugumuz icin beklemeye alinmistik…2 saat kadar ayazda bekledikten sonra baska bir kapidan iki kopek ve askerler gelip bizim arabayi salyalariyle kirlettiler allahtan kaportaya bir hasar vermediler.. isterlerse kapilari ve dosemeyi bile sokuyorlarmis… birdaha italya ya gelmeme sozu vererek italya ya adimimizi attik…italya nin ilk sehri trieste  bir zamanlar yugoya ait olup, 2.nci dunya savasi sonrasi, ataturk un hatay icin yaptigini burada italyanlar yapmis ve halk italya topraklarinda kalmayi istemis… guzel bir liman sehriydi… sabah olunca vespa motosiklerinden inen italyan fistiklari gorunce arkalarindan  ekspresso icmeye cafe ye girdik… italyan kulturunun vazgecilmez bir aliskanligi olan cafe-barlar mantar gibi her kosede vardi… kisin ortasinda olmamiza karsin mini etekli motosiklete binen italyanlari cok sevmistik….bizim ilk gencligimizde ulke disina cikmak senede bir kezle sinirliydi.vede cebinize en fazla 500 mark alabiliyordunuz…iste 1990 larin basinda bu sinirlama bitince kendimizi acaip ozgur hissetmistik…oysaki hakiki   ozgurluk cebinizdeki ekonomik gucmus….bu italya denen topraklarin rengi bile bir baska gurunuyordu gozumuze..adamlar bize gore cok medeniydi…bizde evinizin ici tertemiz ve bakimli ama sokaklarimiz ayni ozende degildi..ama bu adamlarin her bir tarafi piril pirildi..arabalarinda birparca toz bile yoktu…neyse uzatmayalim,trieste den sonra venedik e ulasmistik zaten  birbirine hem otoban hemde normal karayoluyla bagli olan italya sehirleri arasi kisaydi..eger aceleniz varsa otoban aceleniz yoksa parasiz karayolunu tercih ediyordunuz..bu italya da hem yakit hemde otobanlar cok pahaliydi..o yuzden  vede gezerek gorme amaciyle pek   otobanlara cikmadik…venedikten sonra,, padova veravenna uzerinden,akdeniz sahillerini takip ederek, epeyce asagilara indik…esas hedefimiz olan roma ise, cizmenin obur sahilindeydi…hatirlarsiniz bunlar bir ara turkiyeye gozlerini dikipde ileri geri konusmaya baslayinca ,,ataturk; cizmeyi ayagima gecirmeyeyim..demisti…ne ince bir ikaz degilmi…..roma ya girmek icin ister istemez otobana girdik….daha otobanda tarih kokmaya baslamisti….muhtesemdi…ama bu roma yi ve devamini sonra anlatiriz….arrividerci…. saygilarimla

Sayfalar : [1] 2 3 4 5 6 ...


Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.