Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

koleraa

06 Şub

hayvanlar

AĞUSTOS BÖCEĞİ

Ağustos böceklerinin yakınına minik mikrofonlar yerleştirilerek 158 desibellik bir ses çıkardıkları tespit edilmiştir. Bu, bir el bombasının patlamasıyla aynı değerdedir. Eğer böceğin işitme organı karnının uzağında bir kapsülün içinde korunmuş konumda olmasaydı, böcek bu yüksek sesten dolayı sağır olurdu.
AKREP

Akrep yavruları, anne akreplerin vücutlarının içinde gelişirler ve ince bir keseye dolanmış olarak doğarlar. Anneleri bu doğum kesesini, kuyruğunun ucundaki iğnesiyle yırtarak açar. Yavru akrepler serbest kalır kalmaz diğer pekçok canlıda da olduğu gibi annelerinin sırtına tırmanırlar. İlk başta zayıftırlar ve sık sık yere düşerler. Ayaklarının altındaki özel tabanları, onların tekrar tırmanmalarına yardımcı olur. Yavrularına karşı aşırı derecede koruyucu olan anne akrep, gece avlanmaya giderken de yavrularını beraberinde götürür.


YUNUS

Yunuslar, bilim adamlarını uzun süre şaşkınlığa düşürmüş olan çok büyük hızlarla yol alırlar. Yunus balıklarının bedenlerinin çevresinde kusursuz bir su akışı vardır. Bu akışın nedeni yunus balığının derisi üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda bulunmuştur. Yunus balığının derisi üç katmandan oluşur. Dıştaki katman incedir ve çok esnektir; içteki katman kalındır, katmana plastik kıllı bir fırça görünümü veren ve yine esnek olan çubuklardan oluşur. Katmanların üçüncüsü olan ortadaki katman ise, süngerimsi bir maddeden yapılmıştır. Böylece, son hızla yüzen yunus balığına değen sudan bir girdap oluşmaya başladığı zaman, dış deri, bu girdabın neden olduğu aşırı basıncı iç katmanlara iletir ve iç katmanlar bu aşırı basıncı söndürürler. Oluşan girdap, böylece büyümeye zaman bulamadan kaybolmuş olur.

KURBAĞA

Bazı kurbağaların kış uykusu sırasında vücutlarında buz kristalleri oluştuğu keşfedilmiştir. Kışın don olaylarının görüldüğü coğrafi bölgelerde yaşayan bu canlılarda kış uykusuna yattıklarında hiçbir hayat belirtisi görülmez. Kalp atışı, nefes alışverişi ve kan dolaşımı tamamen durmuştur. Buz; kurbağanın derisini, karnını ve kas liflerini tamamen kaplamıştır. Aort damarı kesildiğinde dahi kanama olmaz.; kalp ve diğer hayati organlar soluk bir renktedir. Kol ve bacaklar sert, gözler ise pusludur. Buzlar çözüldükten sonra görülen ilk hayat işareti kalbin tekrar atmaya başlamasıdır. Hayvan ilk önce seri halde nefes alıp verir. Ağaç kurbağası gibi diğer canlılardaki en önemli özellik bol miktarda glukoz üretebilmektir. Glukoz, donmuş kurbağanın vücudunda oldukça önemli bir rol oynar. Hücrelerden su çekilmesini önleyip, büzülme olayını engellediği için kurbağanın hücreleri bu donma olayından hiçbir zarar görmez.
FİL

Filler çok iri bir cüsseye sahip oldukları için vücutlarını serin tutma konusunda bazı problemler yaşarlar. Bu yüzden çok büyük olan kulaklarını fan olarak kullanırlar ve serinlemeye çalışırlar. Ayrıca kulakları vücutlarında büyük bir yer kapladığı için buradan ısının vücut dışına çıkması da kolay olur.
PİPA

Pipa kara kurbağası, çiftleşince, erkeği perdeli ayaklarıyla yumurtaları toplar ve özenle dişisinin sırtına yerleştirir. Yumurtalar oraya yapışırlar. Altlarındaki deri bir süre sonra şişmeye ve üzerindeki yumurtalar da deriye gömülmeye başlarlar. Yumurtaların üzerinde ince bir zar oluşur. 30 saat içinde yumurtalar gözden kaybolur ve dişi kurbağanın sırtı eskisi gibi dümdüz bir şekle girer. Yumurtalar derisinin altında gelişmeye devam ederler. On beş gün sonra, dişi kurbağanın sırtı yavruların hareketleriyle kıpırdanmaya başlar. 24. günde yavru kurbağalar dişinin derisinde delikler açıp çıkarlar ve yüzerek kendilerine suda güvenli bir yer aramaya başlarlar.

KUŞLAR

Tüy değiştirme zamanı kuşlar için çok büyük bir tehlike oluşturur. Çünkü, bu dönemde uçuş kabiliyetlerini geçici olarak kaybederler. Bu dönemde özellikle buz ördekleri ilginç avlanma tekniğine sahip olan yırtıcı martılara karşı tetiktedirler. Çünkü martılar, buz ördeklerini aralıksız hava saldırılarıyla devamlı olarak suya dalmaya zorlarlar. Bunu, ördekler nefessiz ve çaresiz bir şekilde su yüzeyine çıkıncaya kadar sürdürürler. Daha sonra kafalarına bir gaga darbesi indirerek onları avlarlar. Fakat bu mücadeleden her zaman galip ayrılan taraf martılar olmaz. Buz ördeklerinin de kendilerine has korunma mekanizmaları vardır. Gökyüzünde bir martının görülmesi halinde, ördekler hemen büyük gruplar halinde kümeleşirler. Böylece martının çok sayıda dalıp çıkan ördekler arasından herhangi bir tanesini yoruluncaya kadar takip etmesi imkansız hale gelir.
UÇAN KERTENKELE

Yağmur ormanlarında yaşayan her hayvanın kendine özgü bir hareket yöntemi vardır. Bunlardan bir tanesi ayaklarının arasında ağaçlardan aşağıya süzülmesini sağlayacak bir deriye sahip olan uçan kertenkeledir. Bu deri sayesinde uçan kertenkeleler iki ağaç arasında 60 m. kadar süzülerek uçabilirler.

DİKENLİ BALIK

Kuzey Amerika ve Avrupa boyunca gölcük ve nehirlerde bulunan erkek dikenli balıklar özenle hazırlanmış yuvalar kurarlar. Üç dikene sahip bir dikenli balık, yuva yapmak için su bitkilerinin parçalarını toplar. Böbreklerinden salgılanan yapışkan bir sıvıyı onlara fışkırtır ve bitki parçalarını birbirlerine yapıştırır. Yuvaya uzun düzgün bir yığın biçimi verirken, etrafında sürtünerek yüzer. Sonra ön ve arka girişi olan ve arasından suyun aktığı bir tünel oluşturarak, yolu yığının ortasından geçirir. Bir dişi yuva alanına girdiğinde, Dikenli balık zikzaklar çizerek bir kur dansı yapar. Dişiyi tünel şeklindeki yuvasına götürür ve burnuyla yuvanın girişini işaret eder. Yumurtalarını bırakmak için tünelin içine girer. Sonra erkek yumurtaları döllemek için önden girerken, dişiyi arka çıkıştan dışarı iter. Yuva birkaç dişi tarafından yumurtayla doldurulduğunda erkek nöbet tutar ve tünel içine taze su yelpazeler. Ayrıca yuvanın kırılıp giden bölümlerini onarır. Yumurtalar çatladıktan sonra, birkaç gün daha nöbet tutmaya devam eder.

06 Şub

teknoloji

 GÖRÜNMEZ UÇAK

ODTÜ’den yeni bir buluş.. Uçak ve tanklar artık görünmeyecek. Nasıl mı?

ODTÜ’lü araştırmacılar, yerli kaynaklarla, uçak, gemi, tank gibi askeri araçları radarda görünmez yapan bir kaplama geliştirdi.

ODTÜ’lü araştırmacılar, yerli kaynaklarla, radarda görünmezlik teknolojisinde kullanılabilecek yeni radar soğurucu kaplamalar geliştirdi. Yeni malzemeler, gemi, uçak, helikopter, denizaltı gibi askeri araçların radarda görünürlüğünü binde 1′e kadar düşürüyor.

Hiçbir koşul altında alev almayan suya, tuza, yosuna, sürtünmeye ve darbeye dayanıklı malzemeler en fazla 2 milimetre kalınlıkta oldukları için uygulandıkları platformlara fazla bir yük getirmiyor.

ODTÜ Kimya Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Levent Toppare, başkanlığını kendisinin yürüttüğü ve araştırma görevlileri Simge Tarkuç ve Funda Özyurt’tan oluşan çalışma grubunun iki yıl süren çalışmaları sonucunda, bu alandaki tüm eksiklikleri ortadan kaldıracak kaplamalar ürettiğini söyledi.

Toppare “Bu kaplamalar geniş bant aralığında yüksek soğurma sağlayıp uygulandığı cismin radar kesit alanını binde 1′e kadar düşürmesidir. Bu 100 metrekarelik bir cismin 0.1 metrekare olarak algılanması yani radarda görünmemesi ” dedi.

06 Şub

teknoloji

    KENDİNDEN SOĞUTMALI MASA

İlk bakışta şık tasarımıyla dikkat çeken bu masa, aslında bir nevi buzdolabı.
Dekoratif salonlar için tasarlanmış “Smart Table” ile misafir ağırlarken yiyecek-içeceklerinizi taze tutabilirsiniz…

 

06 Şub

teknoloji

  Evet arkadaşlar bildiğiniz gibi dünyada yapılmayacak şey yoktur. Teknolojinin nasıl hızla geliştiğini biliyorsunuz. bazı örnekler vermek istiyorum.

   MERKÜRÜN BİLİNMEYEN YÜZÜ

Yüzeyinin yüzde 55 kadarı daha önce hiç gözlemlenmemiş olan Merkür’ün Ay’a benzediği düşünülüyordu, ancak hiç de öyle olmadığı, çok dinamik bir gezegen olduğu belirlendi…

Amerikan uzay aracı “Messenger” (Ulak), gönderdiği yüzlerce fotoğrafla Güneş sisteminin en küçük gezegeni Merkür’ün (Utarit) bilinmeyen yüzünü gösterdi.

Bilim adamları, 14 Ocak’ta Merkür’ü sıyırarak geçerken gezegenin fotoğraflarını çeken uzay aracının gönderdiği verileri şaşırtıcı buldu.

“Carnegie” enstitüsünden Sean Solomon, “Yüzey şekilleri, atmosfer ve manyetosferle ilgili bilgiler bizi şaşırttı, çünkü Merkür beklediğimiz gibi çıkmadı. Ay’a benzediğini düşünüyorduk, ama hiç de öyle olmadığını anladık” dedi.

Solomon, ilk bakışta Ay’ı andıran Utarit’in aslında “çok dinamik bir gezegen” olduğunun anlaşıldığını, gezegende volkan ve manyetosfer faaliyetlerinin çok fazla olduğunu belirtti. (Manyetosfer, güneşten gelen hızlı parçacıkların oluşturduğu plazma akımının, gezegenin manyetik alanının etkisiyle saptırılarak engellendiği bölge.)

Solomon, “Bu sefer, şimdiye kadar hiçbir uzay aracının elde edemediği bilgiler sunarak gezegenin bilinmeyen yönlerini görmemizi sağladı. Utarit’in yüzeyinin yüzde 55 kadarı daha önce hiç gözlemlenmemişti” dedi.

“Messenger” (Mercury Surface, Space Environment, Geochemistry and Ranging), 14 Ocak’ta Merkür’e 200 km yaklaşmıştı.

“Ulak”, Merkür’den uzaklaştıktan sonra 2008 Ekim’i ve 2009 Eylül’ünde tekrar gezegene yaklaşacak. Uzay seyahatine devam edecek olan uydu, 2011 martında son kez uğrayacağı Utarit’in yörüngesine girip orada kalacak.

2004 Ağustos’unda fırlatılan “Messenger”, 6,5 yıl süren yolculuğunda 7,8 milyar km yol kat etmiş olacak.

06 Şub

ŞİİR

Aşk Mıydı O?

Aşk mıydı o, aşkımsı bir şey miydi
Neydi çekip kendine, beni bağlayan
Kanatan dudağımı, tenimi dağlayan
Elleri ta içimde o dev miydi
Etime bir alev değmişçesine
Nasıl da yakardı öptüğü zaman
Bir su gibi akıp gitti avuçlarımdan
Yorgunum şimdi bin yıl sevmişçesine
Hani o yalnız benim olan gül, kırmızı
Gözlerimin önünde açılan sonsuz bahçe
Hani, o var olmalarımız öpüştükçe
O delice sürdürmeler yaşantımızı
Hiç doymamak oysa, tene, kokuya, aşka
Sarıldıkça güçlenmek, bütünlenmek
Kudurmuş arzularla zamanı yenmek
Ve en kuytularda buluşmak korka korka
Kimi gün utanmak otlardan, çimenlerden
Kimi gece mıhlamak gölgemizi duvara
Varmak için o sevgiyle açılmış kollara
Apansız düşmek yükseklerde bir yerden
Oydu işte alıştığım, özlediğim şimdi de
Sevgice bir tutku, aşkımsı bir yakınlık
Avunmak… Kırık dökük anılarla artık
Kimbilir? o geceler yaşanmadı belki de

Ümit Yaşar Oğuzcan
06 Şub

ŞİİR

ACILAR DENİZİ

Ben acılar denizinde boğulmuşum
İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
Duyarım yosunların benim için ağladıklarını

Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
Bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını

Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
Baksana;herkes içime dökmüş artıklarını

Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
Yılların içimde bıraktıklarını…

 ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN.

06 Şub

ŞİİR

  Sarıl, Sarmaşık Sarı Gülüm
  Bir gül yaprağı değil misin sen?
Sen de geçeceksin…
Bahar yağmurları dökülecek gözlerinden,
Dineceksin…
Kanatlarımdan kopan bir tüy gibi
Yere ineceksin…
Bir gökkuşağı uzanacak benden,
Bineceksin…
Eteklerinde yıldızlar olacak,
Yürüyeceksin…
Sorularının yanıtı olacak bir bakış,
Seveceksin…
"Yaklaş" diyeceğim gecenin bir yerinden,
Sesim yankılanacak koridorlarda,
Ürpereceksin…
Göz kapakları açılacak ağır ağır yüreğinin…
"Yaklaş" diyeceğim taa derinden,
Gönlümün koridorlarına gireceksin.
Yaklaş ey sevgili…
Yaklaş, en güzel aşk…
Sarıl, sarmaşık sarı gülüm…
Pencereler olacak taş duvarlarda
Her birinde değişik manzaralar…
Her gün başka sen
Değişik durumlarda…
Yürü, sen başkasın
Oyalanma küçük mutluluklarla.
Yaklaş…Yaklaş…Biraz daha,
Bak ne söyleyeceğim kulağına
Konuşmasan da olur
Yavaşça aralansın dudakların
Yaklaş, su sızmasın aramızdan
Sırılsıklam olalım terden…
Sen ve ben her şey olalım bu gece…
Geçelim kendimizden…
Fısılda, aralansın dudakların,
Bir gül yaprağı değil misin sen?…
Yaklaş ey sevgili…Yaklaş…
Sarıl, sarmaşık sarı gülüm…

İlhan İrem
06 Şub

din

Duaya benzeyen mektubum…

Arkadaşlar bu yazıyı bir arkadaşıma yazmıştım yeni yılını kutlama amacıyla, duaya benzediği için sizinle de paylaşmak istedim.

Sevgili Dost,

Senin ve ailenin yeni yılınızı içtenlikle kutlar, Yüce ve Latif Allah`tan hayat boyu hepimize herşeyin en hayırlısını; mutluluk, huzur, sağlık ve başarılar lütfetmesini dilerim.
Rahmetin ve sevginin sınırsız ve sonsuz kaynağı, Vedud, Rahman ve Rahim İlah`ımız kalplerimizden sevgi ve merhameti, dilimizden güzel, hayırlı ve tatlı sözü, ellerimizden cömertliği ve hayırlı işi eksik etmesin, bize Firdevs cennetlerinde komşu olmamızı nasip etsin. Çeşitli tevafukların da katkısıyla, yaklaşık 1, 5 senedir güçlenen arkadaşlık bağlarımız, inşallah ikimizin de çabasıyla güçlenmeye devam eder. Yaradılışımızdan sonsuzluğa sadece ufak bir adım teşekkül eden evimiz addedilen Dünya`mıza,
işimiz addedilen evrenimize, Malik`imizin izni ve yardımıyla, temiz ve muntazam bir ayak izi bırakarak, gönüldaşlarımızla, sonsuzluğa hazırlıklı bir şekilde sağlam adımlarla başlarız…

Sonsuza dek Allah`a emanet ol.

06 Şub

din

ZAMAN BOŞA GİDİYOR VE BİZ NEREDEYİZ…

Zaman çok boşa geçiyor dünyanın sahte büyüsüne kendimizi kaptırmış gidiyoruz ne değer yargımız kalmış ne de iman. Sona gelmişiz ama farkında bile değiliz, yaşantılarımız sadece biraz kaos tek derdimiz maddiyat ve gösteriş. Dostluklar bitmiş, çıkar ve sahte tebessümler almış yerini, gözleri ve kalpleri haram bürümüş. Attığımız her adım günaha dönüşmüş birbirimize haram yolları hoş gösterip önerir olmuşuz. Ama ne yazıkki her şeyin farkında olduğumuz halde hiç bir şeyin farkında değilmişiz gibi davranıyoruz, dini duygular sadece dini terimler olmuş nereye gidiyoruz ve gerçekten bunun için mi geldik? Geliş amacımıza ne kadar uyğun yaşıyoruz.
Acaba Allah sadece dara düştüğümüzde anmak için mi var. yoksa isteklerimizi karşılamak için zaman zaman ona yaptığımız duygu sömürüleri için mi. Ne zaman uyanıcaz bu sahte rüyadan. Acaba uyandığımızda çok mu geç kalmış olucaz.
Yoksa uyanmadan mı bitecek bu rüya. İçine sıkıştığımız hareket dahi edemediğimiz bu düzeni biz mi istiyoruz yani günahın ve küfrün gönüllü askerlerimiyiz.
Günümüzün yüzbin de kaçını geliş amacımıza uygun geçiriyoruz. Hiç bi zaman dolduramadığımız içimizdeki boşluğun gerçekte iman boşluğu olduğunu bildiğimiz halde neden bunun farkında değilmiş gibi yaşıyoruz. Kendimiz bu kadar boşluk içindeyken ne hakla çok rahatlıkla başkalarını yargılayıp yerden yere vuruyoruz.
Ne zaman kendimiz olucaz. Yaşlanıp bizim için her şeyin artık boş olduğunu ve sonun çok yakın olduğunu hissettigimizde mi. Bu sizcede çok geç olmaz mı. O zaman neden bekliyoruz yoksa hala kendi kendimizi avutmamız devammı ediyor.
Hepimizin korkuları var. Ama asıl korkmamız gerekenden korkmuyoruz, hepimizin sevdikleri var ama asıl sevmemiz gerekeni sevmiyoruz o bize yaklaştıkça biz kaçıyoruz.
Kalbimizde kalan o yumuşaklığın tamamını söküp almadan hala şansımız varken ve başımıza bi felaket gelmeden neden af dileyip sana döndük gerçeği gördük demiyoruz.
Yoksa yaptıklarımızdan mı utanıyoruz. Onun bizi affetmeyeceğinimi düşünüyoruz.
Hayır emin olun o sizi ve beni bütün hatalarımıza rağmen hala çok seviyor ve bizden pişman olduğumuzu gösterecek şeyler bekliyor.
Ne kadar küçük çıkarlarımız için Onu unutsakta O bizi asla bir saniye bile unutmadı ve hala bizden umudu var diye düşünüyorum.. ama ne yazık ki biz gene nankör olmaya devam ediyoruz.
Hayatımızı kendimiz yönettiğimizi zannedip kazandıklarımızın, aklımızın ve güzelliğimizin kendi kabiliyetimiz ve becerimiz olduğunu zannediyoruz. Bize verilen rızkın yaratanla hiçbir ilgisi yokmuş gibi davranıyoruz.
Hiçbir peygamberin ve padişahın yaşamadığı lüksü yaşıyoruz. kışın ortasın da yaz meyvesi yazın ortasında kış meyvesi bulabiliyoruz. sıcak yuvalarımız eşlerimiz çocuklarımız var. istediğimizi istediğimiz saatte yiyip içiyoruz. Ama bunları bize sağlayana şükür bile etmiyoruz.
Ne olduda bu kadar kör ve nankör olduk. neden hayallerimizi hep dünya süslüyor yoksa cennete ve cehenneme olan inancımızı mı kaybettik. Bize nelerin günah nelerin sevap olduğu öğretilmedimi. ya da dünya gerçekleri unutturacak kadar tatlımı geldi

Bence artık karar vermemizin zamanı geldi ………………..

06 Şub

DİN

Bundan sonra ne yapmalıyız?

Selam Allahın Doslarına: ) evet en son elçi en son kitabı bizden öncekilere ulaştırmış ve onlarda elçinin vefatından bir asır bile geçmeden nefislerine uymuşlar türlü türlü sebepler icat edip yodan sapmışlar ama her zaman olduğu gibi gerçek iman sahipleri Allahın korumasındaki Kuranı insaflıca insanlara öğretmişler ve bir bedel talep etmeden çünki onların ücreti Allah tarafından ödenecek: ) Değerli dostlarım bundan sonra ne yapmalıyıza gelince; önce kendimizi Kurana göre terbiye etmeliyiz sonra ailemizi sonrada dost ve arkadaşlarımızı sadece bu siteye giren dostlar bunu yaparlarsa çok değil yirmi yıl sonra hurafenin hakim olduğu İslamı İnşallah layık olduğu Kuranda anlatılan İslama kavuştururuz: )Haydi dostlar biz ölmüş kişilerin hatalarını araştırmayı bırakalım o hataları yapanlar mutlak cezalarınıda çekecekler bize düşen bildirildiği gibi yaşamak ve Rabbimiz gibi affedici olmak untmayın ancak sabredenlere ecirleri hesapsız ödenecektir der bir çok Ayette bizde Sabır ve Namazla Allaha yönelelim teferruata girmeden: ) Allahtan başka ilah yoktur Allah büyüktür Allah büyüktür Allah büyüktür selam onun dostlarına olsun.

Sayfalar : [1] 2

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.