Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
 

şişmanlık………

20 Ağustos 2008 Çarşamba | Kategori Kadın 0

Şişmanlığın 8 gizli nedeni


Şişmanlığın 8 gizli nedeni

Hareketsiz yaşam şişmanlığın en büyük sorumlusu. Ancak uzmanlar, şişmanlığa yol açan yeni faktörlerden söz ediyor.İşte gizli düşmanlar…

Bugüne kadar hesap basitti:         

Çok fazla yemek ve az hareket etmek kocaman bir göbek demekti. Ancak bu bilgiyi küçücük çocukların bile bilmesine rağmen değişen bir şey olmadı. Dünyada genel olarak baktığımızda obezite azalmıyor tersine artıyor.  
Ancak endokrinoloji uzmanları şişmanlığa sebep olan yeni faktörler de keşfettiler. Bilimadamları ‘elbette ki insanların yakabileceğinden daha fazla kalori edinmesi her zamanki gibi en büyük problemimiz’ diyor ancak işin içinde başka faktörlerin de olduğunu belirtiyorlar. İşte şişmanlığa sebep olan gizli düşmanlar:

1. UYKU PROBLEMLERİ    

Yapılan araştırmalar, günde 12 saatten az uyuyan okul çağı çocuklarının, 12 saat ve daha çok uyuyanlara göre 3.5 kat daha fazla obezite riskine sahip olduklarını ortaya koyuyor. İşin en ilginci anne-babanın obez olması, hareketsizlik, uzun saatler TV seyretmek gibi faktörlerin hiçbir bu çocuklarda uyku kadar etkili olmuyor! Bilimadamları bunu uyku sırasında leptin hormonunun seviyesinin düşmesine bağlıyor. Çünkü leptin vücutta metabolizmanın hızlanmasına yardımcı oluyor ve açlık hissini önlüyor. Bu süreç yetişkinlerde de aynı şekilde işlediği için gece uykusuna özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Uyku öncesinde yapacağınız ılık bir duş ve içeceğiniz bir bardak sıcak süt sizi daha da rahatlatacak. Eğer kronik bir uyku probleminiz varsa mutlaka bir doktora danışmalısınız.

2. GENETİK MİRAS

Gen araştırmaları şimdilerde şişmanlıkla ilgili araştırmaların en önemli ayağını oluşturuyor. Çünkü açlığın sorumlusunun bazı genler olduğu düşünülüyor. Tek yumurta ikizleriyle yapılan araştırmalar gösteriyor ki vücut ağırlığının yüzde 70’ine kadar olan kısmını genlerimize sadece yüzde 30’luk bir bölümünü ise çevre faktörlerine borçluyuz. Bilimadamları şişmanlığa yol açan gen sayısının 30-100 arasında olduğunu söylüyor.

Hepsinin tek başına çok küçük bir etkileri var. Ancak bir araya geldiklerinde tartının ibresini fırlatıveriyorlar. Buna göre iştahı artıran genler, vücuda elma veya armut formunu veren genler, metabolizmayı yöneten genler belirlenmiş durumda. Yuvarlak genlere sahip olanların maalesef yediklerine çok dikkat etmesi gerekiyor. Her şeyden önce özellikle yaşamın belli dönemlerinde özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Örneğin hamilelik döneminde veya menopoza girerken. Doktorlar gelecekte bu gen durumunu dengeleyecek ilaçların çıkacağını söylüyor. Ama o zamana dek yapılacak şey beslenme alışkanlıklarına dikkat etmek.

3. İLAÇLARIN ETKİSİ

Pek çok kadın bazı doğum kontrol ilaçlarının yarattığı kilo problemlerinden haberdar. Aslında sadece doğum kontrol ilaçları değil genel olarak pek çok ilaç fazla kiloya sebep olabiliyor. O yüzden hastasına ilaç yazan bir doktorun bu konuda hassas davranması gerekiyor. Örneğin bazı depresyon ilaçları 3-4 kiloya kadar artışa sebep olabiliyor. Tansiyon için kullanılan kimi ilaçlarsa ekstra 2 kilo anlamına gelebiliyor. Diyabet ilaçlarının 3-4, insülin şırıngalarının ise uzun vadede 10-15 kiloya kadar artışa sebep olduğu biliniyor. Bu yüzden özellikle diyabet problemi olanların erkenden spor yapmaya başlamaları tedavi sırasında gelebilecek kilolara karşı koymaları açısından önemli. Eğer ilaç kullanımında kilo alma gibi bir endişeniz varsa bunu mutlaka doktorunuzla paylaşmalısınız. Belki de daha ince bir alternatifiniz olabilir.

4. KLİMALAR

Üşüdüğümüzde veya terlediğimizde vücudumuz ısıyı ayarlamak zorunda kalır ve bunun içinde enerjiye ihtiyacı olur. Klimalar ise işte bu görevi üstlenirler. Hayvanlar üzerinde yapılan bir deneyde sıcakta veya soğukta kilo verdikleri gözlemlenmiş. Gün boyunca sabit olarak ısıtılan veya klimayla soğutan mekanlarda yaşıyoruz. Bu ısı ortalama 26 derece civarında. Ve tam da bu ısıda ekstra hiçbir şey yakmak mümkün değil. Bu yüzden vücudunuza rahat vermeyin ve onu zaman zaman ısı değişimlerine maruz bırakın. Mesela saunaya girin ardından buz gibi havuzda yüzün. Hatta bazı geceler pencereler açık olarak uyumaktan korkmayın. Bu sizin bağışıklık sisteminizi de harekete geçirecek emin olun.

5. EVLENMEK

Sadece kişisel tecrübeler değil bilimsel araştırmalar da evliliğin yemek alışkanlıklarını hem kadın hem de erkek açısından bilinçsizce değiştirdiğini ortaya koyuyor. İngiltere Newcastle Üniversitesi bilimadamları, yaptıkları çalışmalarda evlendikten sonra erkeklerin daha sağlıklı beslendiklerini, kadınlarınsa yemelerine çok fazla dikkat etmeyip kilo aldıklarını ortaya çıkarmış. Uzmanlar bunun sebebini kadınların daha fazla et ve büyük porsiyonlarda yemek yemesine, evlilikle ilgili strese daha yatkın olmalarına ve genel olarak sağlıksız beslenmelerine bağlıyor.

Peki bu konuda ne yapılabilir? Bilimadamları esprili bir cevap veriyor ya bekar kalacaksınız ya da eski sabit beslenme alışkanlığınızı devam ettireceksiniz.

6. NİKOTİN

Her geçen gün daha çok insanın sigaradan vazgeçmesi sağlık açısından çok güzel bir şey. Ancak bunun etkilerini sadece ciğerlerde ve deride değil maalesef tartıda da görüyorsunuz. Amerika’daki Michigan Üniversitesi bilimadamları sigarayı bıraktıktan sonra sanıldığından da çok kilo alındığına dikkat çekiyor. Diyelim sigara içerken 2-6 kilo fazlanız varsa sigarayı bıraktıktan sonra bu fazlalık rahatlıkla 7-8 kiloyu bulabiliyor. Çünkü nikotin iştahı kesiyor ve metabolizma çalışmasını hızlandırıyor. Ancak kilo bile alsanız yine de değer çünkü sağlığa nikotinden daha fazla zarar veren bir şey yok.

Uzmanlar sigarayı bırakanların özellikle ilk 6 ay çok dikkat etmeleri gerektiğini söylüyor. Kilo alımını önlemek, kilo almaktan daha kolay. Önemli olan bunun bilincine içtiğiniz son sigarada varmak ve buna göre bir bilanço yapmak. Yani daha az yemek ve daha çok spor yapmak.

7. YAŞ

Araştırmalar, insanoğlunun 20 yaşının ortasına kadar her ay 300 gram aldığını gösteriyor. Yaşlandıkça da kas grubundan kaybediyoruz. Ancak bu kas grubu önemli çünkü tek başlarına bile kalori yakmak için onlara ihtiyacımız var. 25-30 yaşlarında kilo daha da çok artıyor. Bu 40 yaşına kadar böyle gidiyor. Menopoz döneminde östrojen azaldığı için ekstra kilolar alınıyor. Bu yüzden yaşlandıkça kas egzersizlerine önem vermelisiniz. Ayrıca protein tüketimini de artırmalısınız. Çünkü kas gücünü artırmak için proteine ihtiyacınız var.

8. STRES

Bütün bir gün etrafta koşuşturursak aslında kilo vermemiz gerek değil mi? Ancak Amerika’daki Chicago üniversitesi’nde yapılan bir araştırma bunun aksini gösteriyor. Özellikle kadınlar stres zamanlarında lüzumsuz bir şekilde kilo alıyorlar. Üstelik stres faktörleri ne kadar artarsa o kadar çok kilo alıyorlar. Çünkü stres sırasında kortizol denilen bir madde salgılıyoruz. Bu da yağ hücrelerini harekete geçiriyor ve enerjinin görevini yapmasını engelliyor.

Bu stres yükü haftalar boyu sürerse o zaman vücut, yağ deposu rezervini artırıyor. Bu yüzden kendinize zaman zaman mutlaka özel vakit ayırın. Stresinizin üstesinden gelebilmek için birileriyle konuşmak ya da düşüncelerinizi yazıya dökmek de iyi gelebilir. Boston Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre gerilimden en kolay kurtulmanın yolu onun üzerine gitmek.

mümkünmü değilmi..?

20 Ağustos 2008 Çarşamba | Kategori Aşk 0

CUMHURİYET Bilim Teknik ekinin 15 Ağustos sayısında ilginç bir açıklama yer aldı. Önce derginin yazarı Tahir M. Ceylan bir yazısında, "Erkekler ölürken ereksiyon olur" dedi. Ardından Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ahmet Yılmaz, derginin Tartışma-Editöre Mektup sayfasına gönderdiği açıklamada, "erkekler ölürken ereksiyon olmaz" sözleriyle bu iddiaya karşı çıktı. Uzmanlara göre, erkeklerin ölürken ereksiyon olması mümkün değil, ancak iple asılan erkeklerde meni atımı görülebiliyor.

Aylak Bilgi adlı köşesinde Tahir M. Ceylan adıyla yazan psikiyatrist Dr. Mehmet Emin Ceylan, ekin 20 Haziran sayısında yayımlanan denemesinde, bir zamanlar dinlediği Cansızoğulları sülalesinin hikáyesini anlatıyor: "Hiç çocuğu olmayan bir kadın kocası öldüğü an, havsalaya zarar bir kararla kocasının üstüne biner (Erkekler ölürken erkeklik organlarında dikilme ve boşalma olur) ve onun dölünü içine alıp bir ölüden hamile kalır, o son tohumdan türeyen sülale bugün Anadolu’nun her yöresine dağılmıştır ve hepsinin de adı bir ölüden geldikleri için Cansızoğulları’dır."

Mümkün değil

Dr. Ceylan’ın yazısına Prof. Dr. Yılmaz cevap verdi. Ölüm sertliği dışında peniste ereksiyon oluşmasının mümkün olmadığını savunan Prof. Dr. Yılmaz, yazısında şu görüşlere yer verdi:

"Yapısında kas bulunan tüm dokularımız ölümden bir süre sonra katılaşmaya başlar. Buna ölüm sertliği, ölüm katılığı denir. Ölümünün üzerinden iki saat kadar geçmiş bir insanı, ensesinden tutup bir tahta gibi ayakları üzerine dikebilirsiniz. Bunun moleküler biyolojisi ayrıntılarıyla biliniyor. Halk arasında yaygın olan ölümden sonra erkeklerin sakalı bir miktar uzar şeklinde söylenegelen inanışın mekanizması aslında buna dayanmaktadır. Kıl köklerindeki küçük kaslar da kasılarak sertleştiği için kıllar uzamış gibi görünür. Erkeklerde prostat yakınında bulunan ve semen (meni) depolayan kesecikleri çevreleyen kaslar da bu katılaşmadan etkilendiğinden bazı erkeklerde ölümden bir süre sonra (birkaç saat) meni görülebilir. Bu durum bazı olgularda, ölümden önce cinsel bir eylem içinde bulunulduğu şekilinde yanlış yorumlanabiliyor. Bu durumların hiçbirinde, ölüm sonrası cinsel ilişkiyi gerçekleştirecek ereksiyon olanaklı değil. Çünkü ereksiyonun temel itici gücü kan basıncıdır. Çalışmayan bir kalbin ereksiyon oluşturabilecek bir basınç yaratması mümkün değildir…"

Kan dolaşımı yok

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emre Akkuş da, Prof. Dr. Yılmaz’ın görüşünü destekliyor: "Ereksiyon mekanizmasının birinci kuralı penisin kanla dolması. Ölen bir vücutta kan dolaşımı olmadığından ereksiyondan sözetmek mümkün değil. Sadece ölüm sertliği denilen durumda, hafif bir sertleşme olabilir. Ancak buna ereksiyon asla denemez."

birgün

29 Mayıs 2008 Perşembe | Kategori Aşk 4

Elbet bir gün buluşacağız
Bu böyle yarım kalmayacak

İkimizin de saçları ak
Öyle durup bakışacağız

Belki bir deniz kenarında
El ele maziyi konuşacağız

Benim içimde yanan ateş var
Sevgilim ne zaman buluşacağız
Benim içimde yanar ateş var
Sevgilim ne zaman kavuşacağız

Sevgilim ne zaman buluşacağız
Sevgilim ne zaman kavuşacağız

yaklaşma

29 Mayıs 2008 Perşembe | Kategori Edebiyat 6

Yaklaşma
Dumanlı gözlerimden korkarsın.
Dur, alma aklımı başımdan
Sonra bir azaba sürüklenirsem
Sen de çekersin çektiğim acıları.
Sevme.
Sevginin bin mislini
Yoğurur büyütürüm kalbimde.
Milyonlarca, milyarlarca
Yıldıza anlatırım derdimi sonra
Seni bulamayınca yanımda.
Yaklaşma
Hakir görüldü bu kalp
Yaralandı, ağlatıldı bu deli gözler.
Sonuçlarım hep cezalarım oldu.
Yaklaşma.
Kendime kıyarım
Sana kıyamam sonra.
Üzülen ben olurum nasılsa.
Çoğalacak korkulara gebedir aşk mutlaka.
Sen de zalimlerden olma.
Yaklaşma.
Sevgimi üstün tutarsam her şeyden
Yine vazgeçmiş olurum kendi ömrümden.
Kaybetmiş olurum yeniden.
Şikayet değil benimki.
Sen öyle kaçırma gözlerini.
İnan bir kurşunluk değil bu aşk.
Canın yandığında
Aynı acıyı duyuyorsam
Yokluğunu düşününce
Hüzün bulutlarına takılıp,
Ağlayabiliyorsam
Aşkın tükenmezliğine yol alıyorsam
Gözlerinden sonsuzluğa varabiliyorsam
Sen de kıyma bana.
Yaklaşma.
Yazık olur bana…

sen hiç..

29 Mayıs 2008 Perşembe | Kategori Aşk 3
Sen bir çift göze vuruldunmu hiç
Tutulduğunu hissetinmi her yanından
Yemeden içmeden kesildinmi
Gülerken ağladığın oldumu hiç
Sen hiç aşık oldun mu?

Uykusuz kaldınmı sabahlara kadar
Hep onu düşünerek hayal kurdunmu
Sevda türküleri döküldümü dilinden
Aşk şarkıları dinlerken ağladığın oldumu
İki damla yaş süzüldümü yanaklarından
Sen hiç aşık oldun mu?

Ödün verdinmi prensiplerinden
Uğruna düzenini yıkmak istedinmi
Dünyayı yıkmak geldimi içinden
Sevdiğin insanları kırdınmı uğruna
Ölmeyi göze aldınmı hiç
Sen hiç aşık oldun mu?

Umutsuzluğa kapıldınmı hiç
Çaresizlik içinde çırpınıp kayboldunmu
Uğruna günah işlemeyi göze aldınmı
Sevdiğin seni sevdimi,hadi söyle
Rededilme korkusu düştümü içine
Sen hiç aşık oldun mu?

Sabahlara kadar içtiğin oldumu
Ayyaş oldunmu,sarhoş olup narra atınmı sokaklarda
İçtiğin kadehin içine gözyaşı damladımı hiç
Onsuz yapamam deyip,canına kıymak istedinmi
Delilik yaptınmı hiç söyle
Sen hiç aşık oldun mu?

Uzaktan gizli gizli bakıp iç geçirdinmi
Yüreğinde fırtınalar koparmıydı ara sıra
Kolundan tutup kaçırmak istedinmi uzaklara
Sevdiğini söylemeye korktuğun anlar oldumu
Ellerin ayakların titredimi yanına geldiğinde
Yüreğin titreyip hızlı hızlı attımı
Dillin dolaştımı heycandan
Sen hiç aşık oldun mu?

Gökyüzüne bakıp derin bir nefes çektinmi
Yıldızlardan fal tutunmu hiç
Papatya falına baktığın oldumu hiç,seviyor-sevmiyor
Ayrılık çıktımı falında söyle
Yüreğine bir sızı çörüklendimi
Beynini kemiren şüphe doğdumu hiç
Sen hiç aşık oldun mu?

Sevmek nedir bilir misin?
Gülerken ağlamak nedir bilir misin?
Sevilmeden sevmek nedir bilir misin?
Yaşarken ölmek nedir bilir misin?
Sen hiç aşık oldun mı?

öyle……..

28 Mayıs 2008 Çarşamba | Kategori Edebiyat 1

OYLE BİR KARSİLAKİ

güneşim

28 Mayıs 2008 Çarşamba | Kategori Kadın 2

 
YÜZÜMDEKİ GÜLÜŞLERİN

ELLERİMDEKİ TERLEMENİN

YÜREĞİMDEKİ DELİ ATIŞIN SEBEBİ

HER GECE UYKUM

HER SABAH UYANIŞIM

GÜNEŞİM,YILDIZIM,AYIM,AKAN KANIM

BİTMEYEN MASALIM

BAHÇEDEKİ ÇİÇEĞİM,ÇİÇEKDEKİ RENGİM

GÖKYÜZÜM,DENİZİM,MAVİM
 
AŞKIMSIN….

 

aşk olsun

28 Mayıs 2008 Çarşamba | Kategori Aşk 1

A Ş K O L S U N ….


İster kanatsın,
İster kanatlandırsın
Yeter ki
Yürekten olsun …


 

Lafta,sözde değil
Özde AŞK olsun…

AŞK OLSUN HAYATIMDA…

NİCE AŞKLARA…

TÜM AŞIKLARA…

 

A Ş K O L S U N …
 

kelebek

28 Mayıs 2008 Çarşamba | Kategori Edebiyat 1
 
 
 
 
 
 
 

)))))))))))))

28 Mayıs 2008 Çarşamba | Kategori Edebiyat 0

  

dsadas