ZAMANA UYMUYORUZ
27 Ocak 2008 Pazar | İhbar Et | Etiketler : eğitim
Kazım Öztürk
Konya Hakimiyet Gazetesi Yazarı
e-mail:kazim_ozturk@mynet.com
ZAMANA UYMUYORUZ
Hani sık sık dile getiririz, ama bir türlü çözmeyiz, çözmek istemeyiz. İşimize öyle geldiği için midir? Nedendir bilmem? Toplantıların zamanında başlamaması meselesinden söz ediyorum.
Bir toplantı duyurusu yapılır; “Falan yerde falan saatte toplantı- konferans, aşıklar bayramı, şiir şöleni…” duyurulur. Belirtilen saatte toplantı başlamaz. 5-10-15-20-30 dakika, hatta daha geç saatte başlar. Neymiş, protokol daha gelmemiş. Onların gelmesi beklenecekmiş… oraya gelenlerin, protokolü bekleme mecburiyeti var mı? milletin zamanını niçin çalıyorsunuz? Aslında protokol, bu konuya dikkat etmeli. Şu saatte yapılacak denmişse o saatte başlamalıdır. Millet, buna alışmalı, alıştırılmalıdır. İnsanlar, bekleye bekleye canları sıkılıyor ve öfkeleniyorlar. Homurtular başlıyor, oflamalar, üflemeler, değişik yerlerden değişik sesler çıkmaya başlıyor. Milletin sabrını taşırmaya hakkımız var mı?
Zamanı hoyratça kullanıyoruz… bunun bir kul hakkı olduğunu düşünmüyoruz. Ama bunu hepimiz yapıyoruz. hacımız da yapıyor, hocamız da, okumuşumuz da, kültürlümüz de, kültürsüzümüz de…. sanıyoruz ki, zamana dikkat etmemekten bir şey çıkmaz. Çıkar, bal gibi çıkar. Bizler halka bu hususta örnek olmak zorundayız. Biz örnek olalım ki başkaları bizdeki bu kusuru göremesin. Zamana uyulmadığı için insanlarımız haklı olarak; “Bu saat denilmişse, o saatte başlamaz, o halde biraz daha bekleyeyim….” diyor. Toplantı başladıktan sonra geliyor…. bu da hoş değil… fakat zamanında insanları; geç gelmeye, toplantıları zamanında başlatmamaya alıştırdık…zamanında olacak. Bir saniye bile geçmeyecek. “Amma da dakiksin, ne olur birkaç dakikadan?” demeyin lütfen. Senin beğenmediğin o birkaç dakika, başkaları için değerlidir.
Oldum olasıya bu konuya çok canım sıkılır. Bir basın toplantısında;- bir siyasi partinin toplantısı idi- belirtilen saatten 15 dakika önce toplantı yerine gittim, bütün basın mensupları da yerlerindeydi. Ama toplantıyı tertip eden siyasi partinin başkanı daha gelmedi. 10 dakika geçti yok, 15 dakika geçti yok, 30 dakika geçti… gelebildi. Herkesin elini tek tek sıkıyor ve; “Hakkınızı helal edin geciktik” dedi. Bendeniz de; “Evet, hem de çok geciktiniz” demek durumunda kaldım. Ayıp mı oldu? Hayır ayıp olmadı ve olmaz. Yanlışı söylemek durumundayız. Söylemezsek ayıp olur. zaten; yanlışı söylemeye söylemeye bu duruma geldik. Hepimiz de bir sus pusluk. Neden susuyoruz? Niçin susuyoruz? Tepkimizi koymalıyız. Tepkisiz toplum, iyi bir toplum değildir.
Toplantıyı tertip edenlerin, zamana dikkat etmeleri şarttır. Ayrıca kılık kıyafet de önemli bir unsurdur. Döküm saçım, gelişigüzel giyim milletin dikkatini çeker ve yanlış bir imaj oluşturur. Denir ki; “İnsan kılık kıyafetiyle karşılanır, konuşmasıyla uğurlanır”
Seversen sevilirsin, sayarsan sayılırsın. Halka, insanlara değer verirsen, sana da değer verirler.
