Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Arşiv Temmuz, 2008

MİRAC BİZLERE NELER ANLATIYOR?

29 Temmuz 2008 Salı Yorum yok »

Kazım Öztürk
Öztürkçe
www.hakimiyet.com
www. Blog.mynet.com/kazim_ozturk
www.antoloji.com/kazim_ozturk
www.antoloji.com/konyalı şairler grubu
www.gruplar.antoloji/kuran-yolunda
MİRAC BİZLERE NELER ANLATIYOR?
Fırsat gün ve geceleri vardır. bunlar; bizlerin içinde olduğu;yanlışlık, hatalar, günahlar ve çirkinliklerden kurtulmak için bir çeşit kurtuluş yollarıdır.  Allah’ın bizlere lütfudur.
Her kandil gecesi, bunun için göz yaşı dökeriz, yalvarır, yakarırız. Dün de öyle oldu. Bu, kıyamet kopuncaya kadar böyle devam edecek. mirac ve isra dediğimiz olay acaba bize ne anlatıyor? Kur’anda anlatılan sure ve ayetler bizi nereye getirmek, nereden alıp götürmek istiyor? Bizi hangi pozisyondan hangi derecelere yükseltmek için formüller arıyor? Bunu madde madde ele alacak olursak şu durumlar ortaya çıkar;
 1.Beş vakit namaz:
mükemmel kılınan bir namaz, müminin miracı sayılmaktadır. Bu nedenle bütün şartlarına uygun şekilde kılınan bir namaz, insanları her türlü kötülükten uzaklaştıracaktır. Bu; “Muhakkak namaz, insanı bütün kötülüklerden uzaklaştırır” ifadesinde yerini bulur.
          2. Bakara suresinin son iki ayeti(Amenerrasülü); de ifadesini bulan; “Biz onlardan hiç birisinin arasını ayırmayız” şeklinde belirtilen; peygamberler arasında ayırım yapmayız. Yani durmadan dillendirilen; “Dinler arası diyalog” konusunu Kur’an zaten başlangıçta ele almıştır.
Peygamberimizin Rabbine selam ve ihtiramını arz ettiği, Allah’ın da ona selamla hitap ettiği ve inananlara esenliklerin dilendiği Tahiyyat  duasındaki diyalog.
 3.Allah’a şirk koşmak dışında  bütün ümmetin cennete gireceği. Ayrıca, Hz. Muhammed cennete girmeden, diğer peygamberlerin cennete girmeyeceği, Muhammed ümmeti cennete girmeden diğer ümmetlerin cennete girmeyeceği.
 4. mucizelerin kesinlikle itirazsız kabul edilmesi. Mirac olayında Hz. Ebubekir’in tutumu ve “Sıddık” lakabını alması.
5.yetim malı yememeyi öğütlüyor;
bunlara uyduğumuz zaman; Temiz toplumu elde etmiş ve adam olmuş oluruz.

ABDÜLLATİF ŞENER’DEN BAZI KÖŞE YAZARLARINA CEVAP

23 Temmuz 2008 Çarşamba Yorum yok »

Kazım Öztürk
Öztürkçe
www. Blog.mynet.com/kazim_ozturk

MADIMAK’IN ARKASINDA ERGENEKON VARDI

14 Temmuz 2008 Pazartesi Yorum yok »

Kazım Öztürk

ÖZTÜRKÇE

www.blog.mynet.com/kazim_ozturk

www.kazim_ozturk@mynet.com

www.hakimiyet.com

 

MADIMAK’IN ARKASINDA ERGENEKON VARDI

         Sivas’ta yaşanan Madımak katliamının üzerinden 15 yıl geçti. Pir Sultan Abdal Şenlikleri’nde 2 Temmuz 1993 tarihinde Madımak Oteli ateşe verilmiş, 37 kişi yanarak hayatını kaybetmişti. Sır perdesi çözülemeyen olaylarla ilgili ilginç bir iddia ortaya atıldı.
         Eski Tüm Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Tahir Hatipoğlu otelde öldürülenler arasında iki Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensubunun olduğunu söyledi. O dönemde kamuoyunun ‘bu işi dinciler yaptı’ şeklinde yönlendirildiğine dikkat çeken Hatipoğlu, Ergenekon operasyonu ile gün yüzüne çıkan bilgiler ışığında katliamın arkasında derin devletin olduğunun anlaşıldığını savundu.
         Prof. Dr. Tahir Hatipoğlu, Sivas katliamının üzerinden 15 yıl sonra ilginç bir iddiayı gündeme getirdi. Prof. Dr. Tahir Hatipoğlu, Sivas’ta yakılarak öldürülen 37 kişiden 2’sinin Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi olduğunu ve bunu o dönemde MİT ile ilişkisi olan bir rektör yardımcısından dinlediğini söyledi. Rektör yardımcısının ismini açıklamak istemediğini belirten Hatipoğlu, "Bu kişi aynı zamanda bir üniversitede dekanlık yapıyordu. Konuşmamız sırasında MİT’i kastederek ‘Ölenlerden 2’si bizim elemandı. Oraya şehir dışından gelenleri izlemek için gitmişler ve Madımak Oteli’ne müşteri gibi yerleşmişlerdi.’ dedi. Ben şimdi Ergenekon ile ilgili ortaya çıkan bilgileri gördükçe, Sivas olaylarını kimlerin yaptığını daha iyi anlıyorum." diye konuştu.
          Sivas katliamının ‘derin devlet’ işi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tahir Hatipoğlu, o dönemde kamuoyunun ‘bu işi dinciler yaptı’ şeklinde yönlendirildiğine dikkat çekti. Çoğu kişinin bu çeşit yönlendirmelerle inandırıldığını anlatan Tahir Hatipoğlu, "Şimdi Ergenekon ile ortaya çıkan sonuçlara baktığımda Madımak olayının bir derin devlet işi olduğunu daha iyi anlayabiliyorum. Bu olay, dincilerin üzerine yıkılmak için yapıldı. Kontrgerilla, özel harp dairesi işiydi. Sivas’ta insanları ajanlar tahrik etmiş ve olaylar çıkmıştı. Bugünkü Ergenekon ile de irtibatının olduğunu düşünüyorum. O günün Ergenekoncuları şimdi devam ediyor." diye konuştu. Üniversite camiasında MİT’e destek veren ve aracılık yapan çok sayıda öğrenci ve hoca olduğunu da söyleyen Hatipoğlu, Madımak olayında ölenlerden 2’sinin MİT elemanı olduğunu kendisine MİT’e aracılık yapan üniversitede üst düzey görevleri de bulunan bir profesörün anlattığını kaydetti.(1)

Bir zamanlar; “Derin Devlet” dediğimiz şey bu, Ergenekon isimli terör örgütü olmasın? Bir olay olduğu zaman hemen; “Bu, derin devletin işi” deniliyordu. Ve ister istemez; “Devletin derini, derin olmayanı mı olur muş?” diye kendi kendime sorardım. Bayağı çorap söküğü gibi sökülmeye başladı ve başlayacak. Bu konuda hükümetin dik durması, asla taviz verip, yıldırma politikalarına uymaması lazım. “Partiyi kapatacağım” veya; “Hazine yardımından mahrum edeceğim” gibi ikazlar; yüksek mahkemeden gelirse, bu konuda herkesin boynu kıldan incedir. Bu hususta yapabilecek bir şey yok. önemli olanı; Ergenekonla ilgisi olanların dayatmalarına pabuç bırakmamak.  Zira olanları milletimiz dikkatle ve büyük bir sağ duyuyla izliyor.

Her şey temizlenecek. Suçlular ortaya çıkacak, suçsuzlar da suçsuzluklarını mahkemede kanıtlayacak. İyi ki mahkemeler var, iyi ki tarafsız yargıçlar mevcut.  Ben, şahsen gelecekten ümitvarım. Yarın; ülkemiz için iyiliklere gebedir.

(1). Zaman, 7/3/2008

TUĞCU’DAN TARİHİ AÇIKLAMA!

14 Temmuz 2008 Pazartesi Yorum yok »

Kazım Öztürk

ÖZTÜRKÇE

Konya Hakimiyet Gazetesi Yazarı

HERKES GÖREVİNİ YAPACAK

10 Temmuz 2008 Perşembe Yorum yok »

Kazım Öztürk
ÖZTÜRKÇE

www.antoloji.com/kazim_ozturk

www.antoloji.com/konyalı sairler

www.hakimiyet.com

 

HERKES GÖREVİNİ YAPACAK
 
Kimse kızıp bağırmasın. Kimse küplere binmesin. Herkes görevini yapıyor. Kimsenin kimseye diyecek bir şeyi yok. yasalara uymayanlar da görevini yapıyor, yasal hareket edenler de… bunu derken; “Kimse yasalara uymasın, hukuku tanımasın, yasaları çiğnesin, anarşi yapsın… demek istemiyorum. Burada amacım, her insanın bir görevle görevli olduğunu anlatmaktır.
Hukukçular, hukuku çalıştırmak, hukuku herkese ulaştırmak, askerlerin görevi; ülkede; barışı, güvenliği temin, savaşa hazırlık, siyasilerimizin görevi; ülkeyi en iyi şekilde yönetmek, bağımsızlığımızı yitirmemek, halkımıza eşit yaklaşım sergilemek… varsa çağa uymayan yasaları değiştirip, çağa uygun hale getirmek, AB kriterlerine uymak…
Sayamayacağım kadar çok görev var. diyeceğim; bu dünya bize emanettir. Emaneti yerli yerinde kullanmak, geriye verirken, yüzümüzün akıyla, alnımızın pakıyla iade etmek.
O bakımdan; “Herkes haddini bilsin” derken bu kastediliyor. Sınırları ihlal etmek (görevlere müdahale), hem yasal olarak, hem etik olarak, hem de insaniyet olarak yanlıştır.
Devamlı; “Ben ne yapabilirim? Bana düşen görev nedir? Ne olmalıdır? Bir görev verildiği zaman en iyi şekilde nasıl yerine getirmeliyim? Bu görev bana bir emanettir. Emanete ihanet, münafıklıkla eş değerdedir. Varlığımız yalnızca bu dünya ile sınırlı değil. Bir de öbür dünya var. herkes, her doğan, her canlı ölecek ve hesaba çekilecektir. Hesabımızın kolay, rahat ve problemsiz geçmesi için dünyada adam gibi adam olmak lazımdır. Tüyü bitmedik yetimin hakkını yemek, insanlara; “Benden değil, öyleyse vur kafasına” diyerek zulüm ika etmek hiçbir yerde görülmemiş ve zulüm payidar kalmamıştır. 
Güzel söz olmuştur; “Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste”, “Mızrak çuvala girmez”….

ÜÇ AYLAR, REGAİB KANDİLİ VE ŞİVLİLİK

2 Temmuz 2008 Çarşamba 1 Yorum »

 
 
Üç Aylar
 
Halk arasında “üç aylar” olarak bilinen Recep, Şa’ban ve Ramazan ayları hakkında rivayet edilen: “Recep Allah’ın ayıdır, Şa’ban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır.” Sözü hakkında âlimlerin çoğu “bu uydurmadır” demiştir. Ayrıca yine Recep ayının fazileti hakkında: “Kim o ayda şu kadar namaz kılarsa ona şu kadar sevap verilir, kim o ayda istiğfar ederse ona şu kadar ecir verilir.” Şeklinde hadis diye rivayet edilen sözlerin hepsi mübalağadır, hepsi âlimler tarafından tekzib edilmiştir. Özellikle Regaip gecesi ile ilgili olarak halk arasında meşhur olan Regaip namazıyla ilgili rivayeti, 1023 (h. 414) yılında vefat eden Ali b. Abdullah b. Cehdâm isimli Mekkeli sûfî bir zatın ihdas ettiği / ortaya çıkardığı kaynaklarda belirtilmektedir.[1]
Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.