Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Arşiv Şubat, 2008

ŞEHİTLİK

29 Şubat 2008 Cuma Yorum yok »

Kazım Öztürk

 

Konya Hakimiyet Gazetesi Yazarı

e-mail:kazim_ozturk@mynet.com

28 ŞUBAT’IN YIL DÖNÜMÜ

28 Şubat 2008 Perşembe 1 Yorum »

Kazım Öztürk

Öztürkç

Konya Hakimiyet Gazetesi Yazarı

e-mail:kazim_ozturk@mynet.com

DEVLET KAPISI

25 Şubat 2008 Pazartesi Yorum yok »

Kazım Öztürk

Konya Hakimiyet Gazetesi Yazarı

e-mail:kazim_ozturk@mynet.com

www.antoloji.com/kazim_ozturk

www.blog.mynet.com/kazim_ozturk

KABUL EDİLEMEZ BİR DURUM

22 Şubat 2008 Cuma 1 Yorum »


31 MART TARİHİNİN ÖNEMİ

20 Şubat 2008 Çarşamba 1 Yorum »

Kazım Öztürk

 

Konya Hakimiyet Gazetesi Yazarı

e-mail:kazim_ozturk@mynet.com

BİR KIŞ HATIRASI VE HAYAT

18 Şubat 2008 Pazartesi Yorum yok »

Kazım Öztürk
Konya Hakimiyet Gazetesi Yazarı
e-mail:kazim_ozturk@mynet.com

İDAMLA TEHDİT HA!

14 Şubat 2008 Perşembe Yorum yok »

Kazım Öztürk
Konya Hakimiyet Gazetesi Yazarı
e-mail:kazim_ozturk@mynet.com

YENİ BİR ALTERNATİF Mİ?

12 Şubat 2008 Salı 1 Yorum »

Kazım Öztürk

 

Konya Hakimiyet Gazetesi Yazarı

 
 
YENİ BİR ALTERNATİF Mİ?
 
Eski siyasiler, oturup; “Tayyip Erdoğan’ı nasıl durdurabiliriz?” hesabı yapıyorlar. Enine boyuna konuyu masaya yatırmışlar. Merkez bir parti olarak ortaya çıkmak için çalışmalarını yapıyorlar. Çeşitli mahfillerle, çeşitli siyasilerle görüşmeler sürüyor.
Bunların başını Sayın Hüsamettin Cindoruk çekiyor. Yani fikir babaları Cindoruk. Yeni oluşacak partide; her kesimden isim var. Eskisi, yenisi, sağcısı, solcusu, muhafazakarı….
Bakalım ne zaman gün yüzüne çıkar böyle bir yapılanma. Tabii ki, Tayyip Erdoğan la yüs’el değil. Elbette onun da bir forsu bitecek, karizması sona erecek. Bu, gayet normal ve makul..
Ama, Tayyip Erdoğan ve AK Parti yerine yeni bir parti ikame ederken; en azından sayın Erdoğan kadar karizmatik, en az onun kadar halkı ile kucaklaşabilen, en az onun kadar kendini millete sevdiren, geçmişi temiz ve yaptıkları referans olan bir isme ihtiyaç var. Haydi diyelim o bulundu, işin içinde yeni oluşumun içine girecek eski siyasilerden bazı isimler var ki, onların ismini duyunca ve okuyunca doğrusu benim midem bulandı. O zaman; “O halde bu iş, doğmadan ölür” dedim kendi kendime.
Partiler, hükümetler, devletler de canlı bir organizma gibi; doğar, gelişir, büyür ve ölür… o bakımdan doğru olan, yeni bir gelişme, yeni bir oluşum ve yeni yüzlerin ortaya çıkmasıdır. Çünkü toplum, tekamül etmezse ilerleyemez.
Her zaman dediğim ve devamlı da diyeceğim bir söz var; kurulacak yeni partilerin mutlaka, ama mutlaka hali hazırdaki yani iktidardaki partiden daha ilerde, daha modern, daha çağdaş, daha milliyetçi, daha muhafazakar, daha çok halkla iç içe olan bir yapıda olması, liderinin daha fazla karizmatik özelliğe sahip bulunması lazımdır ve de şarttır. Bulabiliyor musunuz böyle birisini veya bir partiyi? O zaman milletçe ona destek veririz.
Ortada bir yanlış var. Bir kere bu milletin gönlünden AK Parti sevgisini kazımanız, sayın Tayyip Erdoğan’a olan muhabbeti bitirmeniz gerekir. Bu, mümkün olacak mı? ha, şöyle mümkün olur; halka sırtını döner, onu arkadan hançerler, dini, milli, değer yargılarına sırtını döner, tepeden bakar, ülkeyi geriletir, dünya ile kapılarını kapatır, mafya ile, teröristlerle iş birliğine girerse… belki. Acaba böyle bir tavır; baş örtüsüne özgürlük ve serbestiyet verildi diye mi ortaya çıktı? Ama yine de böyle bir girişimin fiyasko ile sonuçlanacağını şimdiden görüyorum. Çünkü bu konuda çok örnek var ortada.
 
Sen Millet Değil misin?
 
Nadanın biri millete hakaret etmiş!
“Bütün suçlu bu millet,
Hala yanlış yapıyor” demiş!
İyi bak, iyi dinle be hey nadan,
Sen millet değil misin?

GERÇEKLERİ SÖYLEYEN ÖLDÜRÜLÜYOR MU?

11 Şubat 2008 Pazartesi 1 Yorum »

Kazım Öztürk

Konya Hakimiyet Gazetesi Yazarı

e-mail:kazim_ozturk@mynet.com

www.blog.mynet.com/kazim_ozturk

www.antoloji.com/kazim_ozturk

 
GERÇEKLERİ SÖYLEYEN ÖLDÜRÜLÜYOR MU?
 
Zaman gazetesinde eski istihbaratçı Bülent Orakoğlu ve yine eski MİT müsteşarı Mahir Kaynak’ın dedikleri eğer gerçekse, böyle şeyler oluyorsa bu ülkede, düşünce ve fikir özgürlüğünden, düşünceleri açıklamaktan söz etmenin bir anlamının olmadığı, ülkeye hizmet etmek için çalışmanın yararlı bulunmadığı ortaya çıkmaktadır.
Tarihe baktığımız zaman bu tür hadiselerin olduğunu görüyoruz. Tarihler; kanla, göz yaşıyla, haksızlıklarla doludur…..bazı dönemler hariç. Ama o dönemler de insanlarımız tarafından unutturulmaya çalışılmış, üstüne perdeler örtülmeye gayret edilmiştir.
Hz. Ömer’den tutunuz da, bugünlere kadar bir seyir izlediğimiz zaman, çeşitli vakitlerde, muhtelif zaman dilimlerinde; bazı gizli emelli insanlar tarafından- ki siz buna ister mafya deyiniz, ister cani, ister gözü dönmüş, ister vatan haini, ister terörist….- acımasızca öldürülmüşlerdir. Öldürülen binlerce büyük elçilerimiz, konsoloslarımız, emniyet görevlilerimiz, öğretmenlerimiz, doktorlarımız ve silahlı kuvvetler mensuplarımız gibi…
 Fatih Sultan Mehmet’in, sonradan Müslüman olan doktoru tarafından zehirlendiği, Başbakan Adnan Menderes ve iki bakan arkadaşının, ülkenin ilerlemesini istemeyen zihniyetlerce idam edildiği, Dinler Tarihi uzmanı Doç. Dr. Yaşar Kutluay’ın; yazdığı; “Siyonizm ve Türkiye” isimli kitabından dolayı denizde kaybolduğu, eski maliye bakanı Adnan Kahveci’nin trafik kazasına kurban gittiği, Batı Trakya Türkleri temsilcisi Dr. Sadık Ahmet’in de trafik kazasında öldüğü- kaza süsü verilerek- Turgut Özal’ın öldürüldüğü, gazeteci yazar Uğur Mumcu’nun bomba ile parçalandığı, Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu’nun da katliama uğradığı….. konularını üst üste koyduğumuz zaman yukarıda ismi geçen istihbaratçılar tarafından söylenenlerin doğru olduğu ortaya çıkmaktadır.
Peki bu durumda sormak hakkımız değil mi? hani demokrasi? Nerede insan hakları? Hani insan sevgisi? İnsana saygı? Hoşgörü? Diyalog? Mutabakat?….. Allah insanı; değişik düşünsünler, değişik fikirler geliştirsinler diye yaratmadı mı? olacak şey mi; tek tip düşüneceksin, tek tip giyineceksin, tek tip yürüyeceksin, tek tip konuşacaksın?…. bu durumda doğrularla, eğriler nasıl ayırt edilecek? Ahlaklılarla, ahlaksızlar nereden belli olacak? Atı alan Üsküdar’ı geçecek mi? minareyi çalan kılıfını hazırlayacak mı? hırsızlar, elini kolunu sallaya sallaya arzı endam mı edecek?
Hakikaten, bunları düşündükçe, bu tür şeylere kafa yordukça yoruluyorum ve bir sonuç da alamıyorum. Benim insanım böyle olmamalı. Böyle bir aymazlıkta bulunmamalı, daha doğrusu insan ise bulunamamalı.

Ama şunu da unutmamalı ki; Allah’ın verdiği canı ancak Allah alır. İnsanlar gerçekleri söylemeye, yazmaya, konuşmaya, haykırmaya, icraatlarını doğruluk üzerine kurmaya mecburdurlar. İyilik yap denize at, balık bilmezse Halık bilir.

TÜRBAN MESELESİ SİZİN İŞİNİZ DEĞİL

10 Şubat 2008 Pazar 3 Yorum »

Kazım Öztürk
Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.