Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Arşiv Ekim, 2007

AYAK OYUNLARI

31 Ekim 2007 Çarşamba Yorum yok »

AYAK OYUNLARI

Tarihimiz; ibretle, hayretle ve kahramanlıkla doludur. Türkler tarihte kimseye, hiçbir millete ve insanlara; zulüm, katliam, işkence, insanlık dışı muamele, hukuk dışı davranış… sergilememişlerdir. Geçtikleri yerlerde yedikleri üzümün parasını üzüm omcalarına bağlamışlar, adaletten ayrılmamışlardır. Ortaçağda Avrupa ve haçlılar büyük bir karanlık içinde yüzerken, Müslüman Türkler; medeniyette, teknolojide, insanlıkta destanlar yazmışlardır.

Dünyadaki bütün keşif ve icatlar Müslüman- Türklerin eseridir. Diyebiliriz ki bugün kullandığımız bütün cihazlar, ilaçlar, teknolojik edevatta… Müslüman- Türklerin imzası vardır. bu açıdan Türklere ne kadar teşekkür edilse azdır. Türkleri tarih sahnesinden çekip alırsanız, ortada; zulüm, savaş, göz yaşı, insanlık dramı… yaşanır.
Batılılar; “Avrupa’da kardinal külahı görmektense, Osmanlı sarığı görmeyi tercih ederiz” diyerek, Müslüman- Türklerin ne kadar; adil, ne kadar insani vasıflara sahip olduğunu belirtmişlerdir.
Türk tarihi denilince; akla en önce Müslümanların tarihi gelir. Çünkü Müslümanlık Türkler sayesinde zirveye çıkmış, Türkler İslam vasıtasıyla dünyaya adalet götürmüşlerdir.
Bugün yeryüzündeki hengamenin aslı; hakimiyeti haçlıların kaybetmeye başlaması, hukuksuzluk, anti demokratik hareket, insan hakları ihlali, savaş, kan, göz yaşı, terör… konusundaki egemenliklerini kaybetmeleri ve yaratılışın aslı olan, insanlık, ahlak, adalet, hukuk, barış, kardeşlik, sevgi ve saygıyı müslüman- Türklerin ellerine almalarıdır.
Türkiye’de de durum aynıdır. İş başına geçen hükümet; hukuksuzluğa dur demiş, terörü bitirmeye söz vermiş, bütün dünyaya, daha önce olduğu gibi yine; “Ben buradayım, atalarımın yaptığı gibi dünyaya barışı getireceğim….” mesajlarını vermeye başlamıştır.
Terör; istikrarı sevmez. Terör; kandan, savaştan, kanunsuzluktan, ekonomik yokluktan, eğitimsizlikten…. medet umar. Türkiye’nin; Doğu ve Güneydoğu kısmındaki hareketin sebebi budur. Bir başka sebebi de: Kürtleri Ermenilerin kullanmasıdır. Zira Abdullah Öcalan denilen terörist başı, aslen Ermenidir ve adı: Agop Artinyan’dır. Ama Kürt kardeşlerimiz bir türlü bu gerçeği kavrayamıyorlar. Terör ve pkk sebebiyle bütün Kürtleri pkkli sanıyor insanlırımız. Zaten istenen de bu değil miydi? Kürd’ü Türk’e, Türk’ü Laz’a, Laz’ı Çerkes’e… kışkırtıp, düşman etmek!
Dünyada büyük ayak oyunları oynanıyor. Ne yazık ki bizler de bu ayak oyunlarına alet oluyoruz. Terörerü bitireceğiz diye, adeta sivrisineklerle savaşıyoruz. Halbuki köklü çözüm; bataklığı kurutmak değil mi? bataklığın kurumasının yolu; ülkemizin üniter yapısını bozmadan, doğusu ile, batısı ile, güneyi ve kuzeyi ile tamamen bir bütünlük içinde; eğitim seferberliği başlatmak, ekonomik kalkınma hamlesine girmek, milli ve manevi ilerlemeyi öne çıkarmak, ahlaki hamleye ivme kazandırmaktır.
Pkk belki biter, ama ayak oyunları oynandığı sürece terör bitmez. Ne ülkemizde, ne de dünyada. Terörü bitirmek istemeyenler mevcut. Bugün pkk gider, yarın bir başka isimle terör örgütü gelir. Tabii ki bunu derken; terörü istiyorum, ona destek veriyorum.. anlaşılmamalıdır. Bir zaman; DHKPC örgütü vardı, bir zaman Dev- sol vardı, bir zaman İBDA_C örgütü vardı, yine bir zaman pol-der, pol-bir, aczimendiler, Ali Kalkancılar, Müslüm Gündüzler, Hizbullahlar….. mevcuttu. Bunlar da terörü körükledi. Bunlar da, ülkede sıkıntı meydana getirdi. Ama isimleri pkk değildi. İsim o kadar önemli değil. Önemli olan terör meydana getirmeleri, ülkede, dünyada huzuru, rahatı kaçırmaları, kanunsuzluk yapmaları, ülke bütünlüğünü bozmalarıdır.
Şunun bilinmesinde yarar var:Terörün bitmesi için mutlaka din ve inanç çimentosu şarttır. Şunu söyleyebiliriz: terör zehir ise, bunun panzehiri İslam’dır.  Ancak Müslümanlar kardeştir. Bu yüzden dinler arası diyalog lafları birer safsatadır. Bunu Vatikan da dile getiriyor. Hiç bir; “İzm” bizim bünyemize uymaz. Uydurmaya çalışanların boşuna gayret ettiklerini söylemem gerekir. Bu, bir zaman denenmeye çalışılmış ve sonunda fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Bugün yeryüzünde hiçbir izm kalmamıştır. Bugünkü Rusya devleti, bir zaman; SSCB ismiyle anılan komünist devletlere ayrılmış, insanlarına komünizmin direktifleri dikte edilmeye çalışılmıştı. Ne oldu? Bir müddet sonra çatırdamaya ve sonunda bütün komünist devletler hürriyetlerine kavuşmaya başladı. Bugün; ayrı Türk devletleri oluştu. Ayak oyunları uzun süreli olmaz. Zulüm ebediyen zulmünü sürdüremez. Mazlumun ahı, tahttan indirir şahı.
Pekala; ayak oyunlarına gelmemek için neler yapacağız?
1.     Sağlam bir İslamî inanca sahip olmak
2.     yönetim makamında adaletten, insan haklarından, hukukun üstünlüğünden ayrılmamak.
3.     Ahlak ve maneviyata önem vermek.
4.     Okullarda; Din Eğitimine ağırlık vermek.
5.     Eğitim seferberliği başlatmak.
Yeryüzüne inanlar hakim olacaktır. Bu, ilahi bir emirdir. Bugün için başta ülkemiz olmak üzere bütün dünyada terör ve pkk belası var. Ama bunu bilhassa ülkemiz için dış güçler körüklemekte ve destek vermektedir.
Bu çalışmamda; ülkemizi emperyalist güçlere teslim edip, esir, bağımlı ve kendi başına karar veremeyecek kadar zalıf, cılız, güçsüz hale getirmek isteyenlerin ayak oyunlarını belgelerle, işin uzmanlarılarının görüş ve fikirleriyle sizlere sunmak ve buradan çıkaracağımız dersle daha dikkatli, daha çalışkan, daha uyanık olmak zorunda olduğumuzu belirtemeye çalıştık.
Tarih tekerrürden ibarettir, ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi? Denilen duruma gelmemek için çaba sarf etmek, elimizi taş altına sokmamızın gerekliği vurgulanmaktadır.
Tabii ki, kitabım en mükümmel, en hatasız kitap değil. Ama her çalışma kendi çapında bir emektir. Amacımız, insanlara bir şeyler verebilmek, bilgimizi insanlarımızla paylaşabilmek ve tarihi gerçekleri yansıtabilmektir.
Vatanseverlik; sözle, beylik laflarla, edebiyat parçalamakla, felsefe yapmakla olmuyor. İcraat,  eylem içinde olmak, fiiliyat…. lazım. Ne çektiysek, ne çekiyorsak; çok konuşup, az iş yapan, hatta hiç iş yapmayanlar yüzünden çekiyoruz.

ABD KARŞITLIĞI VE İSTİHBARAT SAVAŞLARI ARTARAK SÜRECEK

30 Ekim 2007 Salı 1 Yorum »


ABD İSTEMİŞ OLSAYDI TERÖR BİTERDİ

29 Ekim 2007 Pazartesi Yorum yok »

ABD İSTEMİŞ OLSAYDI TERÖR BİTERDİ
 
Eski KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türkiye’de yaşanan terör olaylarını değerlendirdi. Olası sınır ötesi operasyona ilişkin müttefik ülkelerin tavrını sert dille eleştiren Denktaş, "ABD, istemiş olsaydı şimdiye kadar Türkiye’nin kanını akıtan bu odakları çoktan ortadan kaldırırdı. Bunları çoktan pasifize ederdi. Ama işlerine gelmedi" dedi.
Lions Federasyonu’nun Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle verdiği resepsiyonuna katılan Rauf Denktaş, İhlas Haber Ajansı muhabirinin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

LEYLA ZANA ve AHMET TÜRK PKK’YI DESTEKLİYOR!!

27 Ekim 2007 Cumartesi Yorum yok »

 LEYLA ZANA ve AHMET TÜRK PKK’YI DESTEKLİYOR!! 
 
Demokratik Toplum Partisi’nin Diyarbakır’da düzenlediği kongreye katılan eski DEP Milletvekili Leyla Zana, Kürtçe konuşmasında zehir zemberek açıklamalarda bulundu.
Abdullah Öcalan’a "Kürtlerin lideridir diyen Zana, "Abdullah Öcalan’ın İmralı adasından çıkarılıp halkla iletişim kurubileceği bir yere nakledilmesi halinde silahlar susar" dedi. Türkiye’nin Kuzey Irak’ta istediği PKK terör örgütü liderlerine gönderme yaparak, "Haysiyetli ve şerefli hiç bir Kürt zindanlarda kardeşinin kafasını ezilmesini ne ister ne de teslim eder. Anayasa’da Kürtlerin varlığını ve kendi kültürleriyle yaşayabilme iradesi yer alması halinde, Kürt sorunu biter eğer bitmese o zaman bize
terörist diyebilirsiniz" şeklinde konuşan Leyla Zana, "Kürt lideri Öcalan ‘ı 1999 yılında ABD, İsrail ve İngiltere Kürt sorununun çözümü için Türkiye’ye idade etti. Bu sorun hale çözülmedi, ben bu ülkelere davacıyım" dedi.
Zana, "Biz Kürt liderleri için genel af istesek bile onlar af dilemeyi beklemez. Artık Kürt halkı kandırılamayacak, Kürtlerin en korkağı ve en cahili benim, kandırabiliyorsanız gelin beni kandırın" şeklinde konuştu.

TERÖRİSTLE DİYALOG OLUR MU?

26 Ekim 2007 Cuma Yorum yok »

TERÖRİSTLE DİYALOG OLUR MU?
“Irak’ın kuzeyindeki bölgesel Kürt parlamentosu Türkiye özel oturumu için toplandı. Parlamentonun yerel saatle 11.00′de başlayan özel oturumda, Türkiye’nin muhtemel sınır ötesi harekatı tartışıldı.Parlamento Başkanı Adnan Müfti başkanlığında bir araya gelen Kürt parlamenterler, Türkiye’nin Irak’ın kuzeyine yönelik bir sınır ötesi askeri harekatı dışlayan bir tavır sergiledi."Türkiye, sınır ötesi operasyon söyleminden vazgeçmeli" diyen Müfti, bölgeye yönelik bir askeri harekatın "tehlikeli sonuçlar" doğuracağını söyledi. Müfti, "Türkiye, bunu yapmak yerine örgüte yönelik diyalog ve siyasi bir süreç ortaya koymalı. Kaldı ki PKK, bizim kendi bünyemizden gelmiş değil, Türkiye topraklarında yetişip topraklarımıza sızmış bir unsur. O nedenle Türkiye’nin önce bu diyalogu oluşturması gerekiyor" şeklinde konuştu…..”
İnsan sıkışınca böylesine zırvalar söyler. Bunlar, suçluluk psikolojisidir. Hem; pkk, Türkiye’den geldi” diyeceksin, hem de; “Teröristlerle diyalog yapın” çağrısında bulunacaksın. Eğer Türkiye’den gelmişse sen neden besliyorsun ve niçin teröristlerin arkasında duruyorsun? Adı üstünde; “Teörist”. Teröristlerin hukuki bir yönü var mı ki? Diyaloga girilsin? Zaten hukuki yönü olsaydı terörist olmazdı. Çünkü kanun tanıyanlar terörizme bulaşmaz, bulaşamaz. Bulaşanlar varsa- ki bazı devletler gibi- onlarla da diyalog yapılmaz.
Diyalog, anlaşma, masaya oturma lafları falan, yalan, düzmece, kandırmaca, uyutmaca sözlerdir… artık sabır taşmış, Türkiye’nin tahammülü kalmamıştır. Bundan sonrasını; teröre destek verenler düşünecek. Madem diyalog nanesi yiyecektiniz, şimdiye kadar niçin ülkenizde terörü beslediniz? Hala neden besliyorsunuz? Sonra kalkmış; “Türkiye sınır ötesi harekat yapmasın, pahalıya mal olur” gibi göz korkutucu laflar ediyorsunuz.

Herkes kulağını iyi açsın, iyi dinlesin, Türklerin kimseden korktuğu falan yok. Şimdiye kadar nasıl korkmamışsa, bundan sonra ve hiçbir zaman korkmaz. Bunun açık örneğini Türk silahlı kuvvetlerimizin kararlı tavırlarında gördünüz. Hükümetin azimli, kararlı ve tavizsiz tutumlarından anladınız. Unutmayın her kuşun eti yenmez. Türkiye’yi ve Türkleri çantada keklik mi sandınız? Caddelerimiz, sokaklarımız; “Kahrolsun pkk, şehitler ölmez, vatan bölünmez” naralarıyla çınlıyor. Askerlik şubelerine; kadını, erkeği, genci yaşlısı… herkes; “Bizi de askere alın, biz de teröristlerin hakkından gelmek istiyoruz, biz de bu vatan uğruna şehit olmak, pkk’nin kökünü kazımak için gönüllüyüz…” diyorlar. Bunlar size bir şey anlatmıyor mu hey terörist yandaşları, pkk’nin destekçileri, onlara bomba satan, silah veren ülkeler?….kavga ise kavga, savaş ise savaş….Türkiye’nin öyle sessiz, durgun… durduğundan teröre pirim verir mi sandınız? Hükümet, şimdiye kadar bu kadar kararlı görünmediyse, onların bu hususta ilgisiz olduğunu mu düşünüyordunuz? Yasal olarak, uluslar arası hukukta haklılıklarını ortaya koymak, belki siyasi görüşmelerle terörü bitirirler mi ki? Anlayışı ağır basmıştı. Ama olmadı, olmuyor, her halde de olmayacak… o zaman kendileri bilir. Paşa gönülleri nasıl isterse öyle yapsınlar. Ama bir kez ayranımız kabardı, bu durumla önümüze kimse geçemez. Mutlaka netice alırız ve alacağız inşallah. Allah; silahlı kuvvetlerimize, emniyet birimlerimize, hükümetimize güç, kuvvet versin. Yeter ki bizler birliğimizi, beraberliğimizi elden bırakmayalım

TERÖRE KARŞI YAPTIRIM

25 Ekim 2007 Perşembe Yorum yok »

                                        TERÖRE KARŞI YAPTIRIM

en son 12 tane yiğimizin şehit edilmesi üzerine teröristler ve teröre destek veren ülkeler sandılar ki; Türkiye bunları da unutur. aslında hiç bir şehidimiz unutulmadı. hiç bir terörist saldırıya ilgisiz kalınmadı ve kalınmaz. uluslararası hukuk açısından haklılılığımız ortaya çıksın, ondan sonra ne gerekiyorsa yapılır.. anlayışı içinde bulunuldu.

       devletimiz güçlü. devletimiz her şeyin hakkından gelecek kadar dirayetli ve sağ duyu sahibi. buradan bütün Silahlı kuvvet mensupları, emniyet birimleri ve devlet yetkililerine teşekkür ediyoru. bu açıdan yapılan son MGK toplantısında alınan kararlardan ilk olarak Ekonomik yaptırım  kararı çıkmıştır.

ÖNCE CAN, SONRA CANAN

24 Ekim 2007 Çarşamba Yorum yok »

                                                           ÖNCE CAN, SONRA CANAN

        en sık kullandığımız ve en çok da hata yaptığımız, hatta bilmeden bazı yanlışlara girdiğimiz bir kelimedir; "Önce can, sonra canan" sözü.  bu kelimeyi; ilgisizlik, nemelazımcılık, vurdumduymazlık, aymazlık, kaba görüşlülük… olarak niteleyenler de vardır.

         şimdi tek tek inceleyelim bu kelimeyi; önce can; demek, önce kendini, önce canını, önce nefsini… düşünmek demektir. bu açıdan bakılınca; ortaya nefsani bir durum çıkıyor. ikinci kelimeyi ele almazsak, gerçekten de insanın ne kadar bencil, ne kadar menfaatçi, dünya yıkılsa umurunda değil.. durumu çıkıyor. ama ikinci kelime olan; Sonra canan sözü devreye girince meselenin şekli değişiyor.

       önce can, sonra canan  anlayışı içinde; önce kendini düzelt, önce kendine çeki düzen ver, sonra başkalarına düzen vermeye kalk. kendin yamukluk, çirkinlik, ahlaksızlık, dürüst olmama durumlarında başkalarına nasıl söz söyleme hakkın olur? önce kendi nefsini terbiye et, sonra etrafın olan; ailen, çocukların, mahallen, akrabaların ve bütün bir ülke ve dünyaya şekil vermeye hakkın olsun. önce kendin; Emrolunduğun gibi dos doğru ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol, niçin yapmadığınızı söylersiniz? ilkelerini içinde hazmet, yaşa… sonra diğer insanlara bunu yaşat. 

     zatan bütün kayıplarımız bu yüzden olmuyor mu değerli kardeşlerim? hep bu sebepten dolayı insanlarla aramızda buz dağları oluşmuyor mu? 

       her şeyde tek başına değil miyiz? tek başına doğuyoruz, tek başına sıkıntı çekiyoruz, tek başına seviniyoruz, tek başına hasta oluyor ve tek başına ölüyoruz…. öyleyse tek başına bulunduğumuz zamanlardaki durumumuz iyi değerlendirmek zorundayız. sanırım o vakit insani vasfımız daha ön plana çıkacak. o zaman; "İnsan-i kamil" olma özelliğini elde edeceğiz. 

      

EVLERDE BAYRAK, ELLERDE BAYRAK

23 Ekim 2007 Salı Yorum yok »

EVLERDE BAYRAK, ELLERDE BAYRAK
Şehitlerimiz geldikçe, şehit haberlerini duydukça yüreğim yanıyor. Milletçe yanıyoruz, yıkılıyoruz. Ama bu, üç beş tane teröriste pabuç bırakacağız anlamı taşımaz. Üzülmek başka, üzüntüden yıkılmak başka, ülke bütünlüğü konusunda pes etmek başka şeydir.
Kimse aklına getirmesin, hiçbir ülke veya teröre destek verenler ümitlenmesinler ki bu ülke ayakta durdukça, bu Türk milleti sağ oldukça- ki dünya durdukça duracaktır- bileğimizi bükemeyecekler. Bu, ister ABD olsun, ister İsrail, ister bir başka ülke veya millet olsun…
Evlerimiz bayraklarla süslendi. Bunun anlamı şudur: siz ne kadar kışkırtıcılık yaparsanız yapın, bizler, evlerimizdeki kadınımızla, kızımızla, küçüğümüz, büyüğümüzle, dedemiz, babamız, annemizle buradayız. Bir zamanların kara Fatmaları, Nine Hatunları, sütçü İmamları,  Seyit Onbaşıları, Fatihleri, Kanunileri, Yavuzları, Atatürkleri,….gibi kahramanların yaptığının aynısını yapmaya hazırız, kararlıyız ve adayız.
Ellerdeki bayrağın anlamı ise; şu anda değil, hiç bir zaman teröre prim vermedik, vermiyoruz, vermeyeceğiz. Vatanımızın bir karış toprağını kimseye satmadık, satmıyoruz, satmayacağız. Kimsenin toprağında da gözümüz yok. Yeter ki bizim; imanımızla, inancımızla, ezanımızla, bayrağımızla, mehmetçiklerimizle, oynamaya, bizi hürriyetten mahrum bırakmaya kimse yeltenmesin.
Biz Türkler; terörün her türlüsünün hakkından geliriz. Gün birlik günüdür. Kardeşlik günüdür. Kenetlenme, tek yumruk olma günüdür. Aramızdaki hainlere geçit vermeme zamanıdır.  Eğer bu konuda tereddüdü olan varsa geçmişi bir karıştırsın, dönüp tarihe bir baksın. Kimse sanmasın ki, “Osmanlıyı yıktık, şimdi sıra Türkiye’de…” bu millet, bu gençlik, bu ordu, bu güvenlik güçleri ve top yekun  Türkiye olduğu sürece sırtımız yere gelmez. Türk’ün tarihi şanlarla, şereflerle, zaferlerle… doludur. Türkler; savaşta girdiği yerde talan yapmamış, zulüm işlememiş, ABD’nin; “Demokrasi getireceğiz diye Irak’a girdiği ve zulüm yaptığı gibi”, İsrail’in; dünyada ne kadar masum, savunmasız insan varsa katlettiği, ülkeleri zulümle ellerinden aldığı,-Filistin örneği- çocuklara saldırdığı gibi…yapmamıştır ve yapmaz da.
Bayrağa sahip olmak, ülkeye sahip olmak demektir. bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır… ifadesinde yerini alan şuura sahip olmamız, bu anlayıştan, bu idealden uzaklaşmamamız lazımdır.

Bizim insanımızda, bizim kültürümüzde; “Devlet Ebed Müddet” anlayışı vardır. bu duygu içinde; devletimizin yanında yer almak, onun ülkenin kalkınması, ilerlemesi, koşar adım gitmesi için hepimizin bir şeyler yapması kaçınılmazdır. Unutmayalım ki, terör; şu andaki Türkiye’nin kalkınmasından haz almıyor.

ALLAH AŞKINA BU KANI DURDURUN

21 Ekim 2007 Pazar 2 Yorum »

                                                  ALLAH AŞKINA BU KANI DURDURUN

 

 her zaman belirttiğim gibi, yine söylüyorum. bu kan durmalıdır. bugün haberlerde 13 aşkerimizin şehadetini öğrenince bir kere daha yıkıldım. şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabırlar diliyorum. ama bu, böyle gitmez, gitmemelidir.

 özellikle siyasi mekanizmaya, yöneticilerimize sesleniyorum; Allah aşkına bu kan dursun artık. dayanacak gücümüz kalmadı. yiğitlerimizin canı ve kanı bu kadar ucusz olmamalıdır. bir avuç çapulcu yüzünden bu civanlar heba olmamalıdır. pkk belasının bir daha adını duymak istemiyoruz. milletçe bu konuda ne gerekiyorsa yapmaya bugünden hazırız. tabii, işin içinde iş var. meseleyi ABD ve batılı ülkeler kaşıyorlar. konuyu; ülkeler arası savaşa doğru çekmeye, ülkemize ayak oyunları oynamanın çabası içindeler.

 evet, inceldiği yerden kopsun. türk’ün, türk’ten başka dostu var mı? eğer Türk’ün, Türk’ten başka dostu yoksa ona göre davranış sergilemeye mecburuz. gavurdan dost, domuzdan post oluyor muymuş? su uyur, düşman uyumazmış değil mi? daha ne kadar; hainlere, hain destekçilerine göz yumacağız?  elbette hesabımızı, kitabımızı iyi yapacağız. ama nere ve ne zamana kadar? bugünden yarına erteleme yapdıkça, hainler güçleniyorlar.  şayet ABD’ye nota verilmesi gerekirse verilsin. ipler onunla kopacaksa kopsun. dünyada, hiç akıllı ülke yok mu; teröre "Dur" diyebilsin.

    bu yazıyı göz yaşları içinde kaleme alıyorum. eğer sürçü lisan etmişsem, affola. zira insan; üzüntülü ve öfkeliyken bazen ipin ucunu kaçırıyor. ama olsun bu kadar. selam ve saygılarımı sunarken, tez elden terör konusunun ülkemizin gündeminden çıkmasını istiyorum.

BİZİ BİR GÖZETLEYEN VAR

21 Ekim 2007 Pazar Yorum yok »

                         BİZİ BİR GÖZETLEYEN VAR       

   caddelerde, sokaklarda, bazı kalabalık meydanlarda polis mobese kameraları mevcut.  çalıştığımız iş yerlerinde sicil notumuz tutulur. iyi hareketimize; "İyi", kötü hareketimize; "Kötü" puan verilir. adı üstünde gizli belge bunlar.  eğer sicilimiz bozuk olursa bizi işten atarlar. bir daha kimse iş vermez.

    zaten gizli oluşunun yararı; bizlere daha çok aksiyon vermek, bizlerin daha dikkatli olmasını sağlamak. şöyle bir durum mevcut; hepimiz bir mekandayız. bu mekanda bizi doyuran, içiren, bize nimetler veren, bizi her türlü tehlikeden koruyan büyük bir iş verenimiz var. bir gözümüzün 350  koruyucusu var. vücudumuzda bir yerimiz kesilir, kanarsa, hemen yara kapanmaya, iyileşmeye doğru yol alır. yani bizi sıkıntıya sokmaz. nefes alıp vermek parayla olsaydı, hiç birimizin parasal gücü yetmezdi. organlarımızın çalışması için para istenseydi, hangi birimiz buna güç yetirebilirdik? 

   parmaklarımızın, oynamadığını veya oynatamadığımızı, gözümüzü kapatıp açamadığımızı, gözlerimizin görmediğini, başımızdaki saçımızın durmadan döküldüğünü ve kısa sürede kel olduğumuzu, yatıp kalkamadığımızı, konuşamadığımızı, duyamadığımızı, koku alamadığımızı… düşünelim. çok zor bir olay değil mi?  insan düşünmek bile istemiyor. bir dakika gözümüzü kapatsak, dünya zindan olur, hiç bir tarafı göremeyiz. peki gözleri hiç görmeyen, amaların durumunu hiç düşündük mü? düşünüyor muyuz?

   bizim hayatta kalmamamız için; binlerce çeşit sebze, meyve veriliyor. hepsinin değişik tat ve kokusu, hepsinin bize yararı başka başka… ama mutlaka yararlı.  bizim sultanımız, bizim patronumuz, asla bize zulüm yapmaz. sicil notumuzu kirletsek bile, bize bir fırsat daha verir. daha doğrusu fırsatlar verir( Kutsal gün ve geceler, ramazan ayı, mübarek ay ve günler… gibi)

   bu patronun adı: Allah. bu kadar güzelliğe, bu kadar nimete karşılık niçin O’na karşı ibadet etmeyeyim? niçin O’nun yolunda gitmeyeyim?  bu nimetlere karşılık olarak, ibadet etmemem, benim inancıma ve anlayışıma terstir. bir kere bunun adına emanete ihanet denir ve bir başka adı: Münafıklıktır. münkirliktir. bizi bir gözetleyen olan Allah’ın bu gözetlemesinden dolayı niçin kötülük yapayım? neden temiz sicil dosyamı kirleteyim? akıllı isem bu yanlış işlere girmem. yok değilse… sonucuna katlanırım.

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.