Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

KARYAZCA

05 Nis

VE BİR KADIN GİDER

VE BİR KADIN GİDER
Bir kadın kapıyı çarpıp usulca süzülüp gitti kara kapının ardına.kapı kapandı…
kondurduğu hüzün kokulu veda öpücüğü asılı kaldı adamın dudaklarında.
Bir de kapıyı çarpıp çıkışı,dar kolidorda.
Bir kadın gitti…
Durdu akan ırmaklar.
bir kadın gitti..
soldu tüm çiçekler.tüm renkler siyaha çaldı.
kadın,giderken yanında mı götürdü kırmızıyı,maviyi,yeşili?
Kadın adama tomar tomar anı mı bıraktı bu gidişten yadigar?
bir de göz çukurlarında birikmiş yaşlar mıydı elinde kalan?
Sahi,erkekler ağlar mıydı?
Ağlıyordu ya işte..yoksa gözüne toz mu kaçmıştı?
Bir erkek nasıl ağlardı orası bilinmez ama bu adam mahçupça ağlıyordu..
utana sıkıla.belki yazgısına,belki cümlenin ‘’kalanı’’oluşuna.yüreği sessiz bir isyana mesken şimdi.
’’Gitme !’’diye haykırıyor yüreğinin kalan yarısı ,dudakları kıpırtısız.
‘’belki kalırdı gitme ! kal !bensiz hiçbir yere gidemesin…’’deseydim.Ama besbelli ‘O’ kafasına koymuş ,gitti.
Bir kadın neden gider?Pes ettiği için mi?
Yo,hayır bir kadın pes etmez,pes edip gitmez !
Olsa olsa yeniden başlamak isteğidir onu yollara düşüren.
Peki ucundan kıyısında dahi olsa yüreği tutuştu mu O’nun da?’’
Adam böyle düşünüyordu işte,kadın taş bağırlı merdivenlerden akıp giderken.
üzerinde mavi bir palto,çantasında dünden kalma bir paket sigara.
Cepleri boş tıpkı elleri gibi.
her adımda biraz daha uzaklaşıyor aşktan,her adımda biraz daha küçülüyor.
başı önünde eğik,saçları omuzlarında ,adımlıyor sokakları hızlıca.
Ve bir kadın gidiyor…
Bir aşk bitiyor…
Bir adam ağlıyor..
Ev suskun,adam sessizliği bozmaktan duyduğu korkuyla yastığı bastırmış kafasına,yazgısına ağlıyor.
eşyalar bile hüzne bürünmüş.kadının uyandığı yatak darmadağın.odanın kapısı açık.
Adam kendini hiç bu kadar çaresiz hissetmemiş,kadınsa suçlu.
Yağmur başlıyor,kadın üşüyor,mavi renkli paltoya sarılıyor.
bu duruma alışmaya başlasa iyi olacak çünkü ellerini ısıtacak bir el daha olmayacak bundan böyle.
kendi eline tamah edecek…
kadın sırılsıklam oluyor yağmurdan.
adam sırılsıklam oluyor gözlerinin yağmurundan.
Mevsim sonbahar,ayrılık taşıyor sevdalara.
Kadın gidiyor,adamın yüreği de yanında.
__________________

__________________
05 Nis

Ben bir KADINla evlendim. (miştim)

Ben bir KADINla evlendim. (miştim)

Kadınım anne oldu.

Olanlar o zaman oldu.

Karım çok değişti.

Hepimiz değişiyoruz doğru, hemen kükremeyin.

Ben de onun evlendiği adam mıyım derseniz…

Değilim.

Baba oldum.

Hayata bambaşka bakıyorum. Korkularım var.

Sorumlulukların en ağırı var üzerimde.

Eskisi gibi olmak mümkün değil.

Yalnızken bir göz odada yaşarsın.

İçer, gezer, her gece başka yerde takılırsın. Bin tane kadın koklarsın.

Umursamazlığın kitabını yazarsın.

Cebinde paran kalmış kalmamış kafaya takmazsın, idare edersin.

Evlendiğin an göçebelik biter.

Tek gönülde yerleşik düzene geçersin.

Baba oldun mu hele, kimse söylemez ama, herkes tek sana güvenir.

Herşeyden sen sorumlusundur.

Cebin boş gezemezsin artık.

Mükemmel kadına iyi koca olmak için yırtınırken, iyi baba olmak zorunda kalırsın. Hem de konu hakkında tek bir fikrin yokken ve etrafında herkes ahkam keserken.

Köşene sinersin…

Karının anneliğine, yeni ruhuna adapte olmaya çabalarsın.

Karın tarafından boşlanmayı, arka plana atılmayı normal karşılamak zorunda kalırsın. Halbuki karşılayamazsın.

İyice çocuklaşırsın.

Özlediğin vücudu gecelerce uzaktan koklarsın.

Yatakta yalnız kalmaya alışamazsın, derdini anlatamazsın.

Sevişmeyi rafa kaldırmanın geçici olduğunu, eğer müneccimsen erken anlarsın. Yoksa kendini sapık sanıp utanır hata üzerine hata yaparsın.

Kavuşamama daha da uzarsa, kalıcı sanıp başka bedenlerde cevap ararsın.

Batarsın.

Oysa değişim kötü değil.

Ama nasıl bileceksin?

Konuşarak, anlatarak olursa iyi.

Gizlenerek, saklanarak değişmek ilişkiyi mezara sokuyor.

Bu hayata ancak ve ancak sevgiyi ve aşkı öldürmeden katlanılır.

Bu da konuşarak ve sevişerek olur.

Savaşarak değil.

Ben bu değişimlerde çok zorlandım, zorlanıyorum.

Saçlarıma düşen akların anlamı bu.

Benim canımı sıkan; karımın anneliğini acı çekermişcesine yaşaması ve yaşatmasıydı…

Annelikten zevk alacağına vicdan azabı çekmesi, tadına varamamasıydı.

En kötüsü bunu bize de yansıttı.

Karım ancak kadınlığını, kendini, bir kenara atıp tarihe gömerse mükemmel bir anne olacağını sandı.

Ama yanıldı.

Çıkmaza girdi, tıkandı.

Aşksız, cinsiyetsiz, sevişmesiz bir ilişkiye kendi de katlanamaz oldu.

Ayrılığımız süresince bunu da sorguladık.

Anlaştık.

Başbaşa kalınca, kalacağız.

Biz ikimiz,

Kadın ve Adam olacağız.

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.