BİN RENK MAVİ ….
22 Nisan 2008 Salı
Balıklar mavi, çakıllar mavi, nem kokan kekikler mavi.
Martı mavi, kuş mavi, tenine dokunduğum kayalar mavi.
Mavi öpücüklü yıldızlar, serin yosunlar mavi.
Elim mavi, kalbim mavi, bulutların gülüşü mavi.
Güvertedeki koku, yelkendeki rüzgar, içimdeki düş, rakıdaki buz mavi.
O kabına sığmaz Akdeniz ruhu, rahatça dinlensin diye. O öyle bir ruh ki, güneşle sersemlemek, denizle sarhoş olmak, yeşille sevişmek ister.
Ve her gece içindeki med-cezir yatışsın diye, işveli yıldızların altında uyur teknelerde.
Denizle kum konuşurken, kimseye borcu olamayan, dağlardaki, o başı boş berduşlar, o dağınık saçlı yeşiller, otlar nöbetedir bu fiskos sırasında.
Koylarda, harabelerin gün görmüş, kadirşinas, evvel zaman taşları, sonsuzlukta bir mavi mola veren her yeni konuğa, saygıda kusur etmemeyi bilmektedir.
Bu arada, tenleri gümüş balıklar, hani SUSMANIN SIRRINA ERMİŞ, sırtlarına atılan misinalara kahramanca boyu eğmesini bilen o bilge yaratıklar, dip kayalıklarda oradan oraya koşuşup, insanların gönlünü hoş tutacak tuzaklar örmektedir.
Çoğu mahsustan yakalamaktadır misinalarınıza, zıpkınlarınıza, bilesiniz. Bu cömert kıyıların deniz dibi sahipleri vermenin en yüce gönüllülük ve beklide en büyük haz olduğunu genlerine yazılmış şifrelerden bilmektedir.
Boşuna mı şarkıların balıkları anlatması. Kusturica’nın Arizona Rüyası filminin o ünlü şarkısında dediği gibi “ Fish doesn’t think, fish knows everything” ( Balık düşünmez , her şeyi bilir.)
Bu yüzden her Akdeniz mavi yolcusu , deniz, güneş, yıldız, yosun, balık, ay, ve doğayla bütünleşirken bu alış verişin sırrına erip de döner.
Kendiyle, evrenle ve yaşamla barışır.
Sonra mı? Bar sayfa açılır hayat ikliminde; baştan başa mavi. Bir mavi güzellikten ibaret.
Sonrası, alabildiğine sevinç sevinç, kahkaha ve yekpare başı dönmüş bir mutluluk… VE ÖZGÜRLÜK.
alıntı..
Kendimi nasıl da utanç içinde hissediyorum, sustuğum, karşı çıkmadığım, karşı çıkmasını öğrenemediğim bir hayatın, bir düzenin parçası olduğum için… Şimdilerde yüzüme bir tokat gibi çarpıyor gittikçe karanlıklaşan dünya, çölleşen iklimler, iki yüzlülük, sahtekârlık, yalnızlık…



kendini aşan herkes yarışın birincisidir..











