Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

KARYAZCA

25 Nis

Bir kadın hayattır

Bir cocuk gibi. ,Erkeğinin bir çocuk şevkatinde yaklaşmasını ister..Bir çocuğu sever gibi sevmesini
incitmeden ,korkarak okşamasını ister.

Ama ……ASLA…çocuk muamelesi yapılmasını istemez. duygularının,düşüncelerinin , değerlerinin dikkate
alınmasını ister.

Kadın güçlüdür.hatta erkeklerden bile daha güçlüdür.ama bu gücünü erkeğine göstermek istemez.kadın
erkeğin gücünü görmek ister.bu ona huzur verir,güven verir. Yapabileceğini bile erkeğinden
bekler.kendini kadın ,erkeğini daha güçlü görmek ister.ama Damarına basıldığında gücünü görmek
istemezsiniz,yapmak istemediği şey dahi olsa yapar.

Oysa

Kadın sevgidir yüreğinde beyninde damarlarında sevgi taşır sevdiklerinin yerine kolay kolay
başkalarını koymazlar.sevgi adına kırılmazlar eğer kırılırsalarda yazın kar yağışını beklemeleri
gerekir…

Tam sever ama zor severler.kalbinin seçtiğini beyninin de kabul etmesi gerekir.kalbine girmişseniz
beyni red edersede sizle beraberse bunun tek sebebi kontrol edemedikleri .” ACIMAK “ duygusudur..

Kadını asla tam anlamı ile sahiplenemezsiniz o istiridye içinde bir İNCİTANESİ ‘dir orada tek ve hep
yalnızdır.o istiridyenin içine giremezsiniz ve hiçbir anahtar açamaz..yanlızlık onun dünyasıdır
oraya zorla girer yada çıkarmak isterseniz onu sonsuza dek kaybedersiniz.

Kadın hayattır …..yaşamınızda bir kadın varsa hayatınız anlam kazanır. Yaratıcılığında
,Çılgınlığında sınır tanımaz.ama bunu için onu hayatının erkeği olmalısınız bunu başarabilirseniz
şanslı erkeklerden biri oluverirsiniz asla sıradan bir hayatınız olmayacaktır.Neler yapabileceğini
Hayel edemezsiniz..

KADIN HAYATINIZDIR.seçtiğiniz kadın hayatınızın aynasıdır.kadınınıza baktığınızda kendi hayatınızı
göreceksinizdir.kendine inanlar.kadınına güvenenler yaşamlarının keyfini çıkaranlardır.Sevgi ile
dolu yaşam asla sıkıcı olmayacaktır.ne olur. < SENİ SEVİYORUM < demekten asla

Sakınmayın bıkmayın ve geç kalmayın

24 Nis

AŞK VE EVLİLİK…!!!!!

Bütün içtenliğimle söylüyorum, ben aşka inanmıyorum. Israrla varlığını savunanların da, elde edemedikleri, kavuşamadıkları kişilere olan duygularını “ aşk, “ diye tanımladıklarını düşünüyorum.
İnsanlar, kendinden üst statüde bulunan ve fiziki güzelliklerini öne aldıkları kişilere aşık oluyorlarsa, aşktan önce kendilerini sorgulamalıdır.

Bu yaşıma geldim, bir topala, bir ölümcül hastaya veya kötürüme aşık olana rastlamadım. Erkeğin egemen olduğu ve aile reisi kabul edildiği toplum yapımız nedeniyle, zengin ve varlıklı bayanların fakir erkeklere, kısa süreli, günü birlik ilişkileri saymazsak aşık olduklarını da işitmedim. Karşındaki kişi hem mevki ve makam sahibi hem de güzel ve yakışıklı olacak, sonra da ben aşık oldum diyeceksin.

Mevki ve makam sahibiyken, çeşitli sebeplerle işini kaybeden, maddi sıkıntılarla yaşamaya başlayan, çok yakışıklı, atletik, sportmen erkeklerin, etrafında bir tane bile kız arkadaşlarının kalmadıklarını biliyorum. Zamanında kendisine güya aşık olup, evlenmek için olmadık numaralar yapan kızların birdenbire ortadan kaybolması, aşkın bir masal olduğuna verebileceğim örneklerden biridir.

Paraya, statüye, servete aşık olmaya inanırım, ama insana aşık olmak deyince orada durun. Allahın emri peygamberin kavliyle kız istemeye gittiğimizde, kız anne ve babalarının dikkate aldıkları en önemli şeyin, sağlam bir geleceği diyebilecekleri iş sahibi olunması, ailesinden kalan evler, arsalar ve diğer varlıkların miktarının bilinmesi olduğunu bilmeyenimiz var mı? İyi rüşvet yiyebileceği bir görevi nedeniyle, karakterini ve tipini hiç dikkate almadıkları damat adayı, çoğunlukla periler kadar güzel kızları kapmakta ve bunların yaşadıkları ilişkiye de aşk denmektedir. Para karşılığında, büyük çoğunlukla hayatlarını devam ettirmek için, zorunlu olarak kendisini satan fahişeler bile benim gözümde daha değerlidir. Çünkü onlar açıkça, ücret karşılığında mesleklerini icra ederler ve yaptıkları işi bir sis perdesinin ardında gizlemeye gerek duymazlar. Oysa fahişeden de fahişe olan bahsettiğim evlilikleri yapanlar, namuslu, örnek bir anne pozlarına bürünüyorlar. “ Nice doktorlar, mühendisler, hâkimler istediler de vermedik, “ diyen anne ve babalar, pazarda koyun satmaktan bahsetmeyip, en fazla paraya sahip olana pazarlamaya çalıştıklarını farkında olmadan itiraf ettikleri kızlarını anlatmaya çalışırlar. Satmanın iyi bir ticari uğraşı olmasının ötesinde, kutsal değerlere yönelmesi halinde, mesela aile, namus, şeref, haysiyet, hatta vatan, ulusal bağımsızlık gibi şeylerin satılması durumunda büyük kazançları da beraberinde getirdiğini bilen aileler böyle davranmaktadır. Bu ailelerin kızlarıyla evlenenler, çok sık dile getirdikleri büyük aşklarını, kendilerinden daha varlıklı kişilerin eşlerine talip olmamasına borçludurlar.

Bir kadına, toplumun rızasını almadan ki buna evlenme diyoruz, zorla sahip olmak suçtur. Dünya âlem birlikteliğimize izin vererek, sırtımıza vurup gerdeğe girmemiz için bizi bir odaya kitlemezse, rüyalarımız haricinde bir şey yapabilmemiz imkânsızdır. Yediden yetmişe yüzlerce insanın bizim pezevenkliğimize soyunduğunu iddia edemem, ama adına düğün töreni deyip, eğlence düzenleyip, bir yerde gönüllerini aldığımız bu insanların izni olmadan ne aşık olabiliriz, ne de evlenebiliriz.

Yüz güzelliği önemli değildir, ruh güzelliğini dikkate almalıyız, sözleriyle büyür, kitaplarda hep bu konuların işlendiğini görürüz, ama gerçekler çoğunlukla hemen her alanda olduğu gibi başkadır. Sabahattin Ali’nin “ Değirmen, “ hikâyesindeki gibi, bir kolu olmayan bir genç kızı, herkesin peşinde koştuğu ölçüde yakışıklı bir delikanlının, sırf eşit şartlarda olabilmek için kendi kolunu da keserek sevdiğine gerçek yaşamda rastlayabilmenin neredeyse imkânsız olduğunu düşünüyorum.

İnsanın cebinde parası bol olunca yaşadığı aşklar da çok oluyor. Parası pulu olmayanın aşkı olmadığı gibi evlenebilmesi de neredeyse imkânsızdır. Maddi imkânlarla doğru orantılı olarak artabilen veya azalabilen aşk vardı da ben mi görmedim? Kendileri ruh güzelliğinden yoksun insanların, karşısındakilerde bunu aramamasını hiç de yadırgamıyorum. Kısa sürede köşe olup, zevkten dört köşe olmak için aşka inanıp aşk evliliklerini savunanları yenmenin güçlüğünü tahmin edebiliyorum; ama birilerinin de kızlarını para karşılığında sattıklarının farkında olması gerekir.

24 Nis

Gittin.Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa.



Gittin.Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa.

Tutkum senin olmakti, tutkum teninde erimek,

tutkum hayati seninle, sadece seninle paylasmakti.

Anlatamadim.

Oysa daha doyamadim sana.. Kokunu yeterince cekemedim icime..

Yapacagimiz cok sey vardi… Neler planlamistik ..

Simdi ne yapacagim ben .. Nasil duracagim ayakta ..

"kal" desem kalirmisin yar?

Saclarini oksadigimda icime yayilan

o tatli serinligi hissetmeyi seviyorum.

Ellerimi hic cekmesem diyorum saclarindan
ve sen benim yanimdan hic ayrilmasan.


Yuzun hep yanımda..Ne zaman baksam gordugum..

ßana aski tekrar tekrar tekrar anlatan ..

Dokundukca dunyanin merkezi sandıqım ..

O quzel Yüzün..

Korktum sevmekten seni,
Yanlıştı ilişkimiz yasaktı.
Hem sana hem bana günahtı…


Özlemle sevgiyi karıştırıyorum
Seni sensiz yaşıyorum
Nereye kadar gidecek bilmiyorum
Düşünmeden edemiyorum
Günlerimi sayıyorum

24 Nis

Gittin İçimde Kaldı Ayrılık

Gittin İçimde Kaldı Ayrılık
Gittin
Ayrılırken buz tutmuş bıyıktı gözlerin
Kaçamak ellerimiz komutsuz sallandı
Dudaklarımızda sıradan sözcükler
Vedalaşmayı bile beceremedik
Son bir bakış kaldı arkanda
Kalabalığa karışan
Her şey düzmece bir dinginliğe gömüldü
Gittin.

İçimde
Yığınlarca kitap kaldı uçuşan
Sözcükler beynimin köşelerinden
Çıkıp korkuttular gecelerimi
Peşimden geldi gölgeler
Aynalara bakamaz oldum
Hiçbir oyun avutmadı beni
Yaşamıma sığmayan bir şey kaldı
İçimde.

Kaldı
Yeni bir kent işkenceye hazır
Ödeşemedim gittiğin mevsimlerle
Belleğimi silkeleyip anılardan
Tik tak çaldın uzun zaman
Alışamadım yarımlığa
Düşlerimde intihar tutkuları
Sırtımda hançerinin oyduğu boşluk
Kaldı.

Ayrılık
Çoğalarak giriyor günlerime
Senden başka kim bilebilir
Geçmişin dökümünü yaptığımı
Ağır ağır pulsara dönüşürken güneşler
Sonbahar hüznüne benziyor pencerede
Artık konuk beklemeyen gözlerim
Sayfalar da bitti ışık da her yanı kapladı
Ayrılık.

24 Nis

Sensizlikten Öldüm Ben, Hayat Bazen Öyle İnsafsızkii

Sensizlikten Öldüm Ben, Hayat Bazen Öyle İnsafsızkii





Sevda püsküllü bela… Bende bulaştım işte
Sonunda doğru kula… Sana ulaştım işte
Aşkımdaki zirveyi… Ben sende aştım işte

Hasretin özündeyim… Sanma sensiz güldüm ben
Yoksun ya hüzündeyim … Sensizlikten öldüm ben

Aşkımın menzilini… Gözlerinde okudum
Sevdanı ıstar yaptım… Hasretini dokudum
Yoluna baka baka… Eridim yudum yudum

Yar senin izindeyim… Hayallere Daldım ben
Yoksun ya hüzündeyim … Sensizlikten öldüm ben

Yalnızlığa kırk beş yıl… Alışmaya çalıştım
Son demimde gelsen de… Sana hemen alıştım
Hayalimi süsledin…
Senle hasret bölüştüm

Hep senin dizindeyim…Tek seninle güldüm ben
Yoksun ya hüzündeyim … Sensizlikten öldüm ben

Kalbimdeki izlerin… Tutunduğum son daldı
Ruhumdaki sözlerin… Yetindiğim bir baldı
Doymadığım gözlerin… Beni hayale saldı

Vuslatın gizindeyim… Yapayalnız kaldım ben
Yoksun ya hüzündeyim … Sensizlikten öldüm ben

Her saniye her anda… Aklımdan çıkmazımsın
Sana kurban bu canda… Olmazsa olmazımsın
Hayalinle her yanda… Işığım gül-naz-ımsın

Hicranın közündeyim… Cananıma küldüm ben
Yoksun ya hüzündeyim … Sensizlikten öldüm ben

Sensiz muallaktayım.. Düşekalka yaşarım
Sanma ki ayaktayım… Tepetakla düşerim
Bil ki sensiz şoktayım… Hasretinle pişerim

Mevsimin güzündeyim… Çağlayan bir seldim ben
Yoksun ya hüzündeyim … Sensizlikten öldüm ben

Bu canımı adadım… Samimi içten göze
Menfaate rest çeken… Maskesiz gerçek yüze
İlacım ol tacım ol… Gerek yok başka söze

Can dostun nazındayım… Sevdasına kuldum ben
Yoksun ya hüzündeyim … Sensizlikten öldüm ben

Dökme suyla kanmam ben… Değirmenden farkım var
Her limana konmam ben… Çok kararlı çarkım var
Ölüm olsa tınmam ben… Hicrandan çok korkum var

Vuslatın azındayım… Düşlerimi böldüm ben
Yoksun ya hüzündeyim … Sensizlikten öldüm ben..

24 Nis

Kendimden vazgeçtim / sana yakın olabilmek için

 Kendimden vazgeçtim / sana “ ben “ kadar yakın olabilmek için “

Avuç içleri gül kokan bir kız cocuğuna gelin ettiğim mavi düşlerimle son kez eğiliyorum satırlara. Bir türlü anlatamadığım, bir türlü ispatlayamadığım sevdanın ketum dilini yine yükledim dudaklarıma. Hiçbir sıfatla özdeştiremediğim yüreğini anlattım harf harf. Gelincik tarlalarına hediye eylediğim gözyaşlarımla yazdım seni dua dua. Bu kez satırlarımda ölüm olmayacaktı, hüzün de..Bir yanıma Elifi, bir yanıma seni alıp pervazı olmayan düşlerime kanatlandırdım tüm kuşları. Tecritli ellerimi bıraktım umuda / dökülen her kelimeye seni ilmekledim. Gözlerimin görebildiği sığ ufka senin yüreğinin genişliğini bıraktım. Adını bıraktım yalnızlığın kuraklığına. Seni anlattığım her bulut eteğini çekti nemli gözlerimden. Yüreğini özetlediğim her karanlık vazgeçti bendeki saltanatından. Biliyorum bendeki hiçbir kelime senin bende ifade ettiğin büyüklüğü anlatacak kadar nüfus edinemeyecek dudaklarıma. Çünkü sen bende hayat kadar büyüksün / umut kadar mutluluk yüklüsün…


Kendimden vazgeçeli yıllar oldu. Sana anlattığım hüzün buzdağlarını eriteli de çok seneler oldu.. Seni hiçbir zaman “ ötekiler “ kısmına koymadım. Seni bende hiçbir zaman “ sen “ kadar yabancı görmedim. Sana hiçbir zaman “ sen “ demedim. Sen bendin, ben de sen..Seni bu kadar ben yapmışken sitem etme bana “ ölümü “ bu kadar anıyorsun diye. Farkında değil misin be can, ölüme karşı tek sığınağım sensin. Tek duamsın dilsizliğin hükümran olduğu alfabede. Tek anlamımsın bensizliğin beş para etmediği yalnızlık mabedinde. Bilmez misin be can, bende benin kalmadığını.. Yıllar önce kendimi tüm kütüklerden zayi düşürüp bensiz yaşadığımı bilmez misin ey yar. Sonra sen geldin bensizliğin tecritli sofralarına. Bensizliğin kuraklığına umut öznelerini serdin. Elif bereketini bıraktın öznesizliğin kuraklığına. Hiçliğimin duraklarına bir anlam katan , hüviyetsizliğimi yüreğinle vücut bulan sensin. Bu kadar bütünlenmişken sana, ölümü nasıl öpebilirim ki dudaklarımla. Ve şimdi ben kendimden vazgeçtim sadece sana “ ben kadar yakın olabilmek için. Ve şimdi sen oldum bende sadece kendime “ sen “ kadar yabancı durabilmek için..Anla olur bende “ ben “ diye biri yok. Ben sadece “ sen’im “. Senden önceki tüm sicillerimi sildim ben sadece sana aitim..


Yürek sancımın tek refakatçisi, sözcüklerimin yegane bekçisi..


Aldırma satırlarıma bulaşmış hüzün rutubetine. Önemseme kendimle olan savaşın galibine. Sakın ve sakın seni severken başka birisine meyl ettiğimi düşünme. Tek bir cümlem var öznesi sen kokan, yüklemi el kokan. Sen varken gizlice hangi yasak düş’ü peydahladım düşlerime. Senden başka hangi yüzde kuruladım gözlerimin rutubetini. Hüzün çalan mürekkebimi senden başka hangi dudağa özne bilmişim. Yok yok..Senden başka bir yâr bilmedim ben. Biliyorum bu sevdadan her zaman vazgeçmek isteyen taraf ben zannedildim. Gitmek için bahaneler üreten hep benim dilimdi. Ama gitmedim..Ama vazgeçmedim. Çünki ben seni dudaklarıma “ unutmak “ için mühürlemedim. Ben seni bir gün gittiğinde cevap hakkımı kullandığım cümlelerde harcamak için Elif’ime ellerini vermeni istemedim. Ben sende “ kendimi “ sen kadar yakın bulduğum sevdim seni. Bereket diye aşıma, azığıma kattım seni, yalnızlığımı avutasın diye değil…Ben seni dua bildim semaya uzanan yakarışlarımda, ölümü dudaklarında hediye eyleyesin diye değil…Yürek sancımın tek refakatçisi, durma öyle ölüm gibi suskun suskun. Omuzlarındaki tüm umut türkülerini yığ kapıma. Gözbebeklerine istiflediğin hüzün yüklerini bırak avuçlarıma. Hadi uzat ellerini, yüreğimde nüfus edinen ölüme karşı saf tutalım gülüşlerimizle. Hadi daya yüreğini yüreğime, hayat yolunda bir an tökezleyen yarınlarımızı “ umut”landıralım nefesimizle.


Hadi üzerimdeki tüm sıfatları çıkardım..
Sadece seni giyindim.
Suretimi de bıraktım geçmişime / aslım sadece sana ait…
Gayri senin yürek rahmine düşmekte nüfusum..
Soyundum benliğimden..
Unutuldum bendeki bensizliğimden..
Düşürüyorum kendimden..
Tut beni yüreğimden,
Tut ne olur kendime ait kirpiklerimden..


Yolumuz uzun lakin susuzluğum aşikar..
Suskunluğuma aldanma birazdan unutulmuşluğum azar..
En iyisi ölüm beni yakalamadan,
Varlığına kat beni..
Çünki hiçliğim ancak sende anlam kazanır..

24 Nis

BABASIZ KADINLAR…

BABASIZ KADINLAR…

Babalarının prensesi kadınları yazarken, babasız
kadınları kendilerini yazı öksüzü hissedeceklerini tahmin etmiyordum.

Babasız kadınların babasız hayatlarını anlatmamı bu kadar isteyeceklerini sanmıyordum…

Sanmıyordum; çünkü babasız kadınların kendilerini ne kadar öksüz hissetiklerini biliyordum…

Bu öksüzlüğün dipsiz kuyularını yazılarda anlatmamı isteyeceklerini sanmıyordum…

Babasız kadınlar müthiş kadınlardı…

Babasız kadınlar, çok zor ama çok sevgi dolu kadınlardı…

Babasız kadınlar, onları terk eden babalarının, onlarda bıraktığı eksikliği bilen ve

erkeğine ona göre davranan kadınlardı…

Babasız kadınlar, onları sevmemiş görünen babaların, onlara yarattığı dilemmaları hayatta her şeyiyle yaşayan ve yaşatan kadınlardı…

Onun için babasız kadınlar, bir erkeği sevdi mi çok sever, acıtırkense çok acıtırdı…

***

Severken, sevilemeyen baba kadar okyanus bir sevgi, acıtırken acıtılamayan baba kadar cehennem bir acı yaşardınız…

Okyanusun üstündeki güneşin pırıltılarıyla, yedi kat derinliklerdeki cehennem ateşi arasında kum saati olurdunuz…

Babasız kadınlar kendilerinde olmayan büyük mutlulukları, yaşamadıkları büyük sevgileri kimselerle kıyas kabul etmez biçimde erkeklerine
sunarlardı…

Karşılığında sınırsız sevgiler, geçmiş eksikleri dolduracak ilgiler beklerlerdi…

Onu bulamadılar mı acıtırlardı…

Zamanında acıtamadıkları babalarını da acıtmışcasına acıtırlardı…

Katmerleşen acı, nefes aldırmazdı… İlgisi yeterli bulunmayan erkek, ilgisiz babayla toplanır, öfkesini alamayan küçük kız çocuğu, öfkesini bu kez katmerli alacak bir babasız kadına dönüşürdü…

Onun için babasız kadınlarla dans, okyanusta bir yelkenli gibiydi…

Okyanusun sonsuzluğunda müthiş zevkliydi…

Denizi ve sevgiyi bir göl gibi değil, sonsuz bir özgürlükte hissettirirdi…

Babasız kadınlarla dans, aynı zamanda çok riskliydi…

Azgınlaşan okyanus dalgalarının nerede ne zaman erkeği alabora edeceğini kestirmek güçtü…

Dalgaların ne zaman şiddetleneceğini bilmek her zaman mümkün değildi…

Okyanusun altındaki derinliklerin hepsine hakim olmak güçtü…

***

Baba sevgisizliğinin, baba terk edilmişliğinin, etraftaki babalara karşı babasızlığın ne olduğunu anlatabilmek felsefeyle mümkün değildi. Her halükarda babasız kadınlar müthiş sevgilerin ve müthiş acıların kadınıydılar…

Bir 24 Aralık gecesi, o zaman aşık olduğum kadına, önce onun olan çocuğunun “Bana baba demesinde artık bir sakınca olmadığını” söyledim… Onu söylerken, aşkım bitse de aşkımdan gitsem de çocuğumdan gitmeyeceğimi biliyordum…

Aşkım bittiğinde eski sevgililer olurduk. Oysa çocuğumdan gittiğimde, kızım babasız kadınlardan olurdu…

Üstelik giden babasının ardından, ilerde büyük aşklar ve sevgiler verse de, hayattan ve erkeklerden büyük intikamlar alırdı…

O intikamlar önce onun hayatını mahvederdi…

Acı verirken canı acı-masa da, acı vermeden önce canı çok acımış olurdu…

***

Benim kızım babasız kadınlardan olmadı…

Ama bu babasız kadınlardan beni hiçbir zaman uzak tutmadı…

Çünkü babasız kadınlar müthiş kadınlardı.

Can acıtsalar da, okyanus dalgaları gibi tehlikeli olsalar da, sevginin sonsuzluğunda okyanus güzelliğindeydiler…

Erkeklere karşı güvensizdiler…

Ama erkeklere karşı güven duymak isteyecek kadar

sevgi doluydular…

Hiçbir zaman tam güven duymayacaklardı…

Ama her zaman hayatlarını teslim edecek kadar seveceklerdi…

************************************

Dünyada En Çok Sevdiğim Kişiye: Babama

Bir gün Alaeddin’in sihirli lambası gelir ve: “Dile benden, ne istersen”, der.

“Babamı”, derim. Babam öleli 9 yıl oldu. Onu çok özledim. Ona son bir defa sarılmak ve onu hep yanımda hissettiğimi bilmesini isterim.

Lamba bu istek üzerine şaşırır. Şimdiye kadar böyle bir istekte bulunan olmamıştı. “Sen hiç öbür tarafa gidip de gelenini gördün mü?”, der.

“Görmedim ama hani sen sihirliydin? Önce umutlandırdın beni, ne dilesem yapacağını söyledin. Şimdi de yapamıyorsun işte. O zaman insanlara her istediğinizi gerçekleştiririm diye övünme!”

Lamba çok üzülür. “Benim senin dileğini gerçekleştirmem imkansız ama aklıma bir şey geldi. Sen babanın yanına gidince mutlu olacağına inanıyor musun?”

“Evet, hem de çok Bilirsin, babalar kızlarına, kızlar da babalarına çok düşkündürler. Benimki biraz fazlaydı sanırım.”

Lamba: “Öbür tarafta başka kim var?”, dedi.

“Babaannem, dedem,babamın çok sevdiği birkaç arkadaşı var.”

“Baban annesine düşkün müydü?”

“Evet, hem de çok.”

“Sen babana kavuşacağın zaman mutlu olacağını düşünüyorsun, babanın annesine kavuştuğunu düşünüp mutlu olmalısın bence. Onun çok sevdiği insanlar var orda.”

“Düşündüm. Daha önce bunu düşünmemiştim.”, dedim. “Bundan sonra onun orda sevdikleri olduğunu, huzurlu ve mutlu olduğunu düşüneceğim.”

“Senin bu hayatta amacın yok mu?”

“Var. Babamın söylediği gibi bu dünyada dürüst kimse kalmasa bile ben dürüst olacağım ve zamanımı insanlara faydalı olmak için harcayacağım.” Lambaya, bana değişik açıdan bu olaya bakmamı sağladığı için teşekkür ettim.

Lamba: “Senin birazcık da olsa olumlu düşünmeni sağladıysam ne mutlu bana. Umarım amacına ulaşırsın. Hoşça kal canım babacım seni çok özlüyorum
yanımda olmasan bile babalar gününü kutluyorum
biliyorum ki hissediyorsun,hep kalbimde olacaksın

alıntı..

22 Nis

ilginç bi bakın derimm

Bir domuzun orgazmi 30 dakika surer.(Bir dahaki yasaminda domuz olmak isteyen çok olabilir !!!!)
Basinizi surekli olarak bir duvara vurarak saatte 150 kalori harciyabilirsiniz. (Halen domuzun yaptigi ise inanamiyorum!!!)
Bir karinca agirliginin 50 kati agirligi kaldirabilir, 30 kati agirligi cekebilir ve zehirlendiginde her zaman sag tarafina dogru duser. (nasil tespit etmisler inanin cok merak ediyorum)
Bazi arslanlar gunde 50 defa ciftlesebilirler. (Domuzun durumu daha iyi sanki !!)
Sicrayamayan (ziplayamayan) tek hayvan fildir. (Bu, iyi bir haber!)
Devekusunun gozu beyninden daha buyuktur. (Boyle insanlar taniyorum!)
Deniz yildizinin beyni yoktur. (Boyle olan insanlar da taniyorum!)
Kutup ayilari solaktir. (Kim bilebilirdi? Acaba nasil buldular, ellerine kalem mi verdiler?)
Zevk icin sevisen yaratiklar sadece insanlar ve yunuslardir (E peki domuz,o ne oluyor?)

22 Nis

ingilizcede ayran,,,çok güzel okuyun!!‏

Ayran icmenin ingilizcesi!
Alttaki metni sesli okuyun ve kendi
agzinizdan cikani bir dinleyin!
- I run each teen me?
A wet each team. - I run each make is tea your sun each. - Higher them
in each team. - Catch bar duck each teen? - On bar duck each team. - Why
high one why!

22 Nis

Ben Fakİrİm :)

O kadar fakirdik ki, ekmek alamadığımızdan sucuğu pastırma arasına koyup yerdik..

O kadar fakirdik ki, arabaya benzin alamadığım için hidrojenle çalışan araba almıştık…

O kadar fakirdikki, elektiriklerimiz kesildiğinden babamın yeni aldığı plazma televizyonu mum ışığında seyrediyorduk

O kadar fakirdik ki 210 ytl lik çizmelerimi boyamak için ayakkabı boyası alamıyodum

kdr fkrdkk bn fd tmk çn grkl ln nl hrflr bl lmdğmzdn n kdr fkr ldğmz fd dmyrdk
(O kadar fakirdikki bunu ifade etmek için gerekli olan ünlü harfleri bile alamadığımızdan ne kadar fakir olduğumuzu ifade edemiyorduk

O kadar fakirdik ki adsl hızımız edirneden ardahana eşekle gitmekle doğru orantılıydı

O Kadar Fakırdık kı Rakıya Su Yerıne Wıskı Katıyorduk

O Kadar Fakırdıkkı Kocaman Pc Yerıne Kucucuk Laptop Alıyoduk

O Kadar Fakırdık kı Mıllet En Az Bes Kızla Dolasırken Bız Tek Bır Kıza Gonul Werıyorduk

O kadar fakirdik ki okulda beni ezmesinler diye babam milli istihbarat teşkilatından 120 ajan tutmuştu

O kadar fakirdik ki yeni aldığımız feerrarinin üzerindeki çiziği tamire götüremiyorduk.

O kadar fakirdik ki yeni aldığım sony laptopumun kablosuz mause’una pad alamıyorduk

O kadar fakirdikki masraf olmasın diye 8 yaşında doğdum

O kadar fakirdikki hergün aldığım yeni ayakkabılara birde aakkabılık alamadığımız için çöpe atıyorduk

O kadar fakirdikki her dilenciye hadi be sende daha çok para vardır diyorduk

O kadar fakirdikki banka kartlarımızı koyacak bir cüzdan bulamıyorduk

O kadar fakirdikki insanlık açken biz yemeklerimizi kimseler almasın diye hızlı hızlı yiyorduk

O kadar fakirdik ki yemek yapcak malzememiz olmadığından her gün dışarda yemek yiyorduk..

O kadar fakirdik ki fakir olduğumuz anlaşılmasın die limuzinle dolaşıyorduk..

__________________
Sayfalar : 1 2 3 [4] 5 6 7 8 9 ...
Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.