Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

KARYAZCA

27 Nis

^!!!!!dün gece soğuk suları vurdum yüzme yüzüme acı bir aşk belki ! ^^

dün gece soğuk suları vurdum yüzme yüzüme acı bir aşk belki !

belkide böyle güzel hayat.

sadakatsizlik bana yapılan ( ağladım ) yinede gel dedim..
sevilmeyen bir yüze orta oyundu yazılanlar, izledim, inandım ( ağladım ) yinede gel dedim..
ama bu son gidişin bended ki gurur zarını yok etsede delip geçsede..
yapamam artık, daha fazla yok olamam.. hayat sensizde güzel.

adımı unuttum..
ağlamaklı pıanarlarını taksitlere bel bağlamış kırmızı, kan çanağı gözlerimi görse belki hatırlatır bana belki hatırlatır ”yarın yeni bir gün olduğunu”

27 Nis

^^^^^^bana, bana bakıp bakıp acıma, gayri bildiğin adam değilim ^^

bana, bana bakıp bakıp acıma, gayri bildiğin adam değilim
Islanıyorsam bulvarlarda bir başıma, bu benim kendi İTLİĞİM..

zaten zaten istesen de sevmezdim seni. ama senden sonra anlamını yitirdi gözlerim.
şimdi karşıma dünya güzeli gelip aşk dese,
HOŞT derim.

ama beni seviyordun diyeceksin,beni seviyordun tamam olabilir, ben mesela işte baklavayı da severdim.
züürtlük buya param yetmezdi, baklavadan geçip tutup salyalarımı yerdim.

hani palmiyeler vardı altında oturup seni beklediğim !
hani yemin bile etmiştik SADAKATİMİZ
üzerine!!!!!!
İnsanlık hali bu sıkışmışım, gittim diplerine işedim.

mektuplarını silip atıverdim resimlerinde hesabı da görüldü o gece bi sevgilim var gamze sen tanımasın, aynı gece onunla dalgamı geçtim.

dedim ya dedim ya resimlerinin de hesabı görüldü o gece. Şaraba kül atacaktım sigaramı yaktım
derken resimlerin geldi aklıma bi güzel yaktım.
yanarken bile yanarken bile gözlerin gülüyordu.

sana beddua ettiğimi nereden çıkardın benim duam geçmez ki bedduam geçsin.
hem sana yüzük alacak paramı vardı
tabi başkasını seçecek

hadi dön geldiğin yere anana babana sımsıkı sarıl ve gerisini boşver
görüyorsun aşk, maşk hikaye anana babana sımsıkı sarıl ve gerisini boşver, aklın ermez senin bu işlere.

Haa bide öyle bana bakıp bakıp acıma !
Gayri bildiğin adamlardan değilim ıslanıyorsam bulvarlarda bir başıma bu benim kendi İTLİĞİM

 
27 Nis

^…..!!!Kadın …!!!^^^^

 

Var herkesin kafasında bir şekil ve şemal. Nasıl olmalı ideal kadın? Anket yapıp sonuçları çıkarsak hiç sürprizle karşılaşacağımızı zannetmiyorum.

Güzel ve narin olacak, erkeğine servis yapmayı bilecek, annemiz kadar iyi yemek yapacak, çocuklarına karşı sevecen ve alakalı olacak. Evin temizliğinden, çamaşırdan, bulaşıktan sorumlu olacak. Erkeğinin parasını çarçur etmeyecek, yatakta yılan gibi, sokakta iffetli ve namuslu olacak.Tabii çok realist değil böyle bir yaklaşım. Bu listeden pekçok maddeyi silmeniz lazım, yoksa büyük hayal kırıklığı yaşarsınız.

 

İşin aslı her nekadar ruh güzelliği de olsa bu tarz şeylere kafayı takar erkek milleti. Bence problem beraber yaşama safhasına gelince başlıyor. Yoksa daha sevgili olma safhasında iseniz zaten hatunun nasıl yemek yaptığı, annenizi sevip sevmediği pek de önemli değil. Çünkü olayınız vur-kaçtır. Gelen günü değerlendirir ilerisini düşünmezsiniz. Hele hatun kişi de olaya böyle bakıyorsa ilişki dadından yinmez. Ancak tecrübelerle sabit ki sevgili olma safhası da bayağı problemli olabiliyor. Erkekler her nekadar ilk başta saydığımız kriterlere önem verdiklerini söyleyip böbürlenseler de gerçek başkadır. Kadın kısmının hatırı sayılır bir bölümü erkeğe gün yüzü göstermemeye ahd etmiştir.

Bunlar imzayı atmadan önce olan şeyler. Yani daha sefasını sürmeden bir anda kendini nikah davetiyesini matbaaya sipariş verirken bulursun. Bundan sonrası ise senin saçlarını dökmene ve göbeğini büyütmene sebebiyet veren olaylara gebedir.
- Arabayı benim üzerime yapacaksın dii mi?
- Mutfak mobilyalarını ne zaman değiştiriyoruz?
- Artık prezervatif kullansan diyorum.
- Ç..-kart’la 8 taksite püsür aldım, yanında b..U bedava verdiler.

Liste uzar gider. Hani nerde kaldı genç bir delikanlıyken koyduğun kriterler? Hepsi yalanmış demek. Herşeyi isterken bir anda zik gibi kaldın işte. O yüzden bu iş çocuk oyuncağı değil. Kadınsız bir hayatı da düşünemeyeceğimize göre isteklerimizi makul düzeyde tutup kartlarımızı doğru oynamalıyız.

Naçizane ben, kriterlerimi silikonsuz göğüs, topuklu ayakkabı, el ve parmak güzelliği, dudak dolgunluğu ve ev işlerinde hamaratlıkla sınırlıyorum mesela. Yok da değil, var böyle hatunlar. Bir tanesini buldum mesela. Suicide kızı Anita…Tek problem hatunun İtalyan olması. Malum İtalyan erkeklerinin alayı çakal. Alıştırmışlardır bunlar, binbir türlü maymunluk ister şimdi bu kız. Üfff aman bee…

 

27 Nis

erkek adam böyle pc kullanır …

Silmek istediği bir dosyayı Shift+Del kombinasyonu ile siler, geri dönüşüm kutusu kullanmaz, tükürdüğünü yalamaz.

Windows gezgini kullanmaz, aradığı dosyayı anında bulur.

IP’sini gizlemez.

Windows XPde bir hata olduğunda hata raporu göndermez, ispiyonculuk yapmaz, hoşgörülüdür.

MS Office yardımcısını da diğer yazılımların Yardım menülerini kullanmaz.

Bilgisayarcı kültürüne saygı gösterir. "Tek rakibim AMD", "Rahmetli de X386′ydı", "Bir sana hasretim bir de 3Ghz CPU hızına", "Windows’un ustasıyım, Linux’ın hastasıyım" gibi sözleri ağzından düşürmez.

IMAC gibi renkli, cicili bicili bilgisayar kullanmaz.

Görev zamanlayıcı kullanmaz, kafasına estiğinde defrag yapar.

İnternette sörf yapmaz, olsa olsa tavla oynar.

Antivirüsle, spyware ile uğraşmaz. Gerekirse format basar.

Multimedya klavye kullanmaz.

Laptopun dokunmatik faresini kullanmaz, normal fare takar.

Işıklı-janjanlı kasa kullanmaz.

Ekran koruyucu kullanmaz.

Overclock yapamıyorum diye ağlamaz

Sistemi eski de olsa onu hor görmez, sahip çıkar.

"Bilmiyordum yanlış yaptım PC bozuldu" demez. "Sinirlendim vurdum tekmeyi, bozuldu" der.

Markalı PC almaz, kendi PC’sini kendi toplar.

AMD 3000+’ı 2.6Ghz’e overclock ederken yanan işlemcisini servise götürdüğünde adam gibi doğruyu söyler, "abi açtım çalışmadı" demez. "Ne biçim işlemci bu, adam gibi overclock yapılmıyor" der.

Bilgisayar ayarlarını kurcalamaktan kaçınmaz. Gerekirse bozar ama yine de kurcalar.

Sınır tanımaz! ADSL limiti 3GB ise 2.9′da durmaz, sörfe devam eder.

Hızlı yazayım derken yaptığı yazım yanlışlarını silmekle uğraşmaz, hemen Enter’a basıp gönderir.

Sabit diskden, fandan, CPU’dan çıkan seslerle huzur bulur.

Fedakar olur, yaz sıcağında kendisi boncuk boncuk terlese bile vantilatörü kasadan içeri doğru tutar.

Mouse kullanmaz, klavyedeki hünerlerini her yerde gösterir.

XP’sini Windows klasik temasıyla kullanır. Şekerci dükkanı gibi kullanmaz.

Dial-up’ında "save password" demez, tüm şifrelerini hatırlar hepsi de farklıdır.

My Pictures veya My Music klasörlerini kullanmaz, aksine siler.

USB’den kahve ısıtıcı kullanır. Mutfağa gitmez. Kahvesini yudumlarken kullandığı ICQ’sunda yazışacak birini bulursa, klavyeyi on parmak kullanmak için kahve tutacağı olarak DVD-ROM’unu kullanır.

Boş USB yuvası bırakmaz hepsini doldurur.

Gecenin bi vakti bile olsa bilgisayar başında atletle şortla oturmaz.

İşlem yapıyor ikonu olarak kum saati yoktur. Tesbih çeken, volta atan Kadir İnanır bakışlı insan modeli vardır.

Yazılımların LITE sürümlerini kullanmaz.

Ctrl+Alt+Delete ile uğraşmaz direkt reset atar.

Sevdiği kızın adını ağaca değil, monitöre kazır.

Ayna önünde değil, web cam yardımıyla monitör önünde tıraş olur.

128 MB USB bellek taşımaz, babalar gibi 80 GB sabit disk taşır.

QuickFormat atmaz.

Yamasını kendi yapar, internette yama aramaz.

Bulduğu Windows açıklarını kendi kapatır.

Sistemini power tuşuyla değil anakartın üzerinden kısa devre yaptırarak açar.

Disket sürücüsünden vazgeçmez.

Evinde evcil hayvan yerine virüs besler.

Tıklamaz "basar".

Pencereleri ve bilgisayarı fareyle kapatmaz, Alt+F4 kullanır.

Renkli, cicili bicili Windows Media Player arayüzü yerine, siyah arayüzlü Winamp kullanır.

Uzaktan yardım kullanmaz, hatalı bilgisayar nerdeyse oraya gider.

Beta program kullanmaz.

Optik sürücüyü asla tuşuyla kapatmaz, eliyle iter.

IE’nin verdiği hatalara sinir olmaz onu bağrına basar yine kullanır.

klavye bozulduğunda çöpe atmaz oturur can yoldaşını tamir eder…edemezse etirir
__________________

27 Nis

Olur Ya Unutursam …

Yağmurlu ve soğuk bir kış günü, yırtık pırtık paltolar giymiş iki çocuk kapımı çaldı.

"Eski gazeteniz var mı, bayan?"

Çok işim vardı. Önce hayır demek istedim, ama ayaklarına gözüm ilişince sustum. İkisinin de ayaklarında eski sandaletler vardı ve ayakları su içindeydi.

"İçeri girin de size kakao yapayım." dedim.

Hiç konuşmuyorlardı. Islak ayakkabıları halıda iz bırakmıştı. Kakaonun yanında reçel ekmek de hazırladım onlara, belki dışarıdaki soğuğu unutturabilir, azıcık da olsa ısıtabilirdim minikleri. Onlar şöminenin önünde karınlarını doyururken ben de mutfağa döndüm ve yarıda bıraktığım işleri yapmaya koyuldum. Oturma odasında ki sessizlik dikkatimi çekti. . Bir an kafamı uzattım içeriye küçük kız elindeki boş fincana bakıyordu. Erkek çocuğu bana döndü ve "Bayan, siz zengin misiniz?" diye sordu.

"Zengin mi? Yo hayır!" diye cevaplarken çocuğu, gözlerim bir an ayağımdaki eski terliklere kaydı. Kız elindeki fincanı tabağına dikkatle yerleştirdi ve

"Sizin fincanlarınız ve fincan tabaklarınız takım." dedi.

Sesindeki açlık, karın açlığına benzemiyordu. Sonra gazetelerini alıp çıktılar dışarıdaki soğuğa. Teşekkür bile etmemişlerdi, ama buna gerek yoktu. Teşekkür etmekten daha öte bir şey yapmışlardı. Düz mavi fincanlarım ve fincan tabaklarım takımdı. Pişirdiğim patateslerin tadına baktım.

Sıcacıktı patatesler. Başımızı sokacak evimiz vardı. Bir eşim vardı ve eşimin de bir işi, bunlar da fincanlarım ve fincan tabaklarım gibi uyum içindeydi. Sandalyeleri şöminenin önünden kaldırıp, yerlerine yerleştirdim. Çocukların sandaletlerinin çamur izleri halının üzerindeydi hala.

Silmedim ayak izlerini. Silmeyeceğim de. Olur ya; unutuveririm ne denli zengin olduğumu. Siz sakın unutmayın ne kadar zengin olduğunuzu. Ben unutmayacağım.

Bu nefis öyküye yakışan nefis bir Arap Özdeyişi:

"Ayakkabım yok diye üzülüyordum;
ta ki ayaksız bir insan görene kadar…”

27 Nis

çoçukları severmisiniz…!!!!!























27 Nis

Evde kalmış bir kızın şiiri …

Bir yarim olsun esmer, yakisikli,
Çok sey istemem, boyu 1.80 olsun.
Fazla zengin olmasin umrumda degil,
Yetir ki 50-60 milyari olsun.

Meslege etikete hiç önem vermem,
Ister mühendis, ister doktor olsun.
Dügünümde fazla görkem istemem,
Yeter ki nikahimiz Hilton da olsun.

Balayimiz küçücük bir tatil,
Paris te, Roma da, New-York ta olsun.
Yüzgörümlügü önemli degil,
Ne çikar, birkaç tasli pirlanta olsun.

Istedim ki olmusken gönlümce olsun.
Nerede olursa olsun otururum ben,
Minicik, 3 katli bir kösküm olsun.

Evimde erkegimin sözü geçmeli,
Yeter ki benem de müsaadem olsun.

Ev islerimi kendim yaparim,
Bana yardim edecek birkaç hizmetçim olsun.

Yemek hazirlamak ayri bir zevktir,
Pisirecek Bolulu bir asçim olsun.
Midem büyük degildir, kuru ekmek yerim,
Yeter ki katigim siyah havyar olsun.

Seyahat etmek en büyük zevkim,
Yeter ki arabam Mercedes olsun.

Yaz tatilim sakin geçmeli,
Bunun için Side de bir yalim olsun.
Soguk karli kis günlerinde,
Ugrak yerimiz Uludag olsun.

Yilbasi gecesi tek eglencemiz,
Maksim de Iborotti konseri olsun.

Dogum günümü hatirlasin yeter,
Yeter ki hediyesi bir yakut olsun.

Yildönümümüzü birlikte kutlayalim,
Bana hediyesi bir villa olsun.

Kocayalim onunla ayni yastikta,
Yeter ki yastigimiz atlastan olsun.

Çocuklarimi kendim büyütürüm,
Bakacak Italyan bir dadimiz olsun.

Bundan ibaret bütün istegim.
Nice kismetlerim çikti da teptim.
Benim gibi bir alçakgönüllüyü alacak olan,
Sadece birazcik sabirli olsun….

27 Nis

Birlikte Bir kahve içelimmi ?

Birlikte Bir kahve içelimmi ?

Her kahve aynı tadı taşımaz
nerede içiyorsan,kiminle içiyorsan ona göre değişir…

Sahilde oturduğun rüzgarlı bir sonbahar günü,
en sevdiğin dostun ağlarken içtiğin kahvenin
tadı kederlidir…
kahve telvesine yüreğinin acısı karışır…


Bir pazar öğle sonrası annenin
"hadi bir kahve yap da içelim"
dediği kahve; huzurludur…
köpükler annenin gözbebeklerine yansır…
dudağının kıyısında kalan küçük bir gülümsemedir…

Bir gece vakti zil zurna sarhoş birinin içtiği kahve;
düşülen kuyudan çıkma çabasıdır…
Koyu kıvamlı kahverengi bir ipe tutunur, çıkarsın,
çıktığın an uyuyakalırsın…ferahlıktır!!!

Dostlarla içilen kahve; neşelidir…
kahkahalar köpüklerin üzerinde yüzer.

Tek başına balkonda içtiğin kahve; yalnızlıktır…
Acıdır tadı…
Ama garip de bir keyfi,lezzeti vardır…

Baban için yaptığın kahve ; sevgi doludur…
eski fincanda,az şekerli…
kahve gibi görünmez sana…
ama sıcaktır,dumanı tüter ve kokusu büyülüdür…

Beklemediğin bir anda sana uzatılan kahve başkadır…
Isıtır insanın içini…

Yorgun olduğunda içtiğin kahve hafifletir seni…
kendine getirir,unutturur günün ağırlığını…


Kahve aynı kahvedir belki…
köpüğüyle,rengiyle,dumanıyla aynı kahvedir.
ama içilen kahveler ruhunun süzgecinden geçer
ve tadları değişir…
Her kahve aynı değildir bu yüzden…

Ben de sizleri sevgiyle pişirilen bir kahve
içmeye davet ediyorum…
akşam, öğle öncesi, sonrası ya da gece kahvesi
ne zaman isterseniz…
Dostlukla yudumlayacağımız bir kahve molası vermeye
ne dersiniz???
KAHVENİZ NASIL OLSUN?

 

alıntı…

26 Nis

hayata dair..resimler

 









 



















kim var len arkamda
25 Nis

Hala …!Asksin…! Sen…!

Hala Asksin Sen.
Ama Sadece Sarkilarda...
Ask nedir diye sordular bana, hic dusunmeden koydum ismini yerine, yazip yuregimin elleriyle…
Senli anlamlar yukledim sevda sarkilarinin her sozcugune, her hecesine. Haykirislara donustuler, icimde bir yerlerde…
SirilsIklam bir ozlemdi gozlerimden akan.
Damla damla bir umitle icimde oyalanan.
Dokunmanin coskusuyla, tasti bosaldi birden…
Saklanamaz bir caglayisla,
kurtuldu esaretten…
Umutlarim terketmislerdi beni coktan oysa. Mutululuklarsa uzaktilar bana, bir o kadar da ulasilmaz.
Yalnizlik bir yagmur misali yagiyordu ruhuma hic durmaksizin. Zincirleyip yuregimi, hapsetmistim ben de issizligima kendimi.
Ta ki ellerin dokununcaya kadar ellerime…
Atip yuregimdeki zinciri bir kenara, actim butun kapilarimi sana..
Susturup aklimdan gecen butun dusunceleri, kulak verdim icimdeki cigliklara...
Evet, sendin beklenen,
Evet, sendin istenen,
EksIkligi gozlenen,
Yoklugunda ozlenen…
Bir yanim hep eksik  hep yarimdi yoklugunda.
Neyi ozledigimi, neyi bekledigimi bile bilmiyordum. Neyi aradigimi, neyi istedigimi bile fark etmiyordum.
Yollarim vardi benim.. Onumu gormeden, bilmeden nereye varacagini, gittigim.
Bazen hizla kostugum, bazen yavas adimlarla yurudugum. Yollarin sonu karanlikti, sen cikmadan once yollarima…
Asabiydim ondandi,
Hep mutsuzdum ondandi,
Yillar yili saklandim, gozyasiyla kutlandim…
Bulutlarin arkasina gizlenmis gunes misali, korkuyordum sevdaya gostermekten kendimi.
Butun karanliklarimi cikarip aydinliga, gunesim olup dogdun dunyama.
Susuz kalip kururken ruhum bir toprak gibi, yagmurum oldun, yagdirdin sevdani uzerime.
Cumlelerimin gizli kalmis ozneleri, "sen" li oldular, "biz"li oldular…
Umutsuzluklara ait tum gozyaslarimi silip, mutluluga dair damlalar doktum gozlerimden..
Gidisin de cok ani oldu ya,
Gelisin gibi…
Isin dogrusu;
Varligina alismaktan daha zor oldu,
Yokluguna alismak.
Alistim mi bilmiyorum,
Ama mecbur oldugumu biliyorum.
Bosver…
Coskusuda cok guzeldi varliginin,
Yoklugunun acisi da, hic fena degil hani…

Seni gormedigim zamanlarda, hani hic dokunmadigim gunlerde, hani bakislarin degmediginde bile gozlerime, bir an dahi dusunmedim cikarip atmayi icimden. Senli kelimelerim cigliga donustugunde, kayboldugunda yoklugunun karanliginda, sen duymadiginda bile vazgecmedim sana seslenmekten. Duslere, hayallere sarilip, gunlerce gecelerce avundum onlarla. Sensizlikte de sevmeyi ogrendim seni.. Hasretini de sevdim.. Seninle herseyi sevdigim gibi.. Varliginin heyecani gibi sahip ciktim, benimsedim yoklugunun acilarina da..
Guldureni de, aglatani da, sevincler yasatani da, huzunlere bogani da…
Sana dair, sevdana dair ne varsa, benimdi onlar da…
Soranlara neden boyleyim,
Bilmedigimi soyledim.
Yalandi bu,
Sensizlikti keyifsizlik sebebim.
Gelisinle eksIk parcam bir anda tamamlandi...
Sende gordum ya o an,
Sevincten nasilda aglandi…
Geldiginde sona erdi tum acitanlar, tum sancitanlar. Ciplak yureginle basip yuregime, dindirdin yaralarimin kanayanlarini.
Dunyama gelmeden once kapaliydi gozlerim, actim gozlerimi, uyandim sevdana.
Hic beklemedigim bir anda, hic ummadigim bir zamanda tuttun yine ellerimden..
Cikmazlara dogru giden adimlarimi, dondurup geriye yurudum sana dogru gelen yollara..
Yarim kalmis bir hikayenin bilmedigim bir satirinda biraktigim sevdani, alip oradan devam ediyorum kelimelerime..
En guzel dunlerim, en inanilasi duslerimdin sen. Simdi en yasanilasi bugunlerim, en umut dolu yarinlarimsin benim…
Evet, sendin beklenen,
Evet, sendin istenen,
EksIkligi gozlenen,
Yoklugunda ozlenen…
Hep "Ask" Olarak Kalacaksin Sen..
Yuregimin Kalemiyle Yazilan, Her Satirimda..

Sayfalar : 1 2 [3] 4 5 6 7 8 ...
Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.