Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

KARYAZCA

28 Nis

!!!!!Yaşamın Farkına Varmanız Dileğiyle.. !!!!!

Bitmiş ömründen bir gün alacaklı olduğunu düşün. Nasıl olduysa, sen öldükten sonra, ömründen bir gününü eksik yaşadığın hesaplanmış. Alacaklı olduğun günü yeryüzünde yaşayıp sessizce geri dönebileceğini söylüyorlar.

Mezarlığın kapısından bir gölge gibi süzülüyorsun sabaha doğru. Ölümünün üzerinden yıllar geçmiş. Çoktan ölmüş biri olarak biliniyorsun. Yapmak istediğin ilk şey ne olurdu? Eve gitmek mi? Elbette! Yola çıktın. Her zaman yürüdüğün sokaktan evine doğru yürüyorsun. Özlediğin dostlarının yüzünü görmeyi umuyorsun. Ama birden özel durumunu hatırlıyorsun. Onlara ödünç bir gün daha verilmedi ki.. Boş yere selam verecek bir dost yüzü arıyorsun. Umutsuzca yüzünü görünce sevinecek bir ahbabının yanıbaşından süzülmesini bekliyorsun. Mahallen tanınmaz halde. Daha kötüsü, sen tanınmıyorsun. Neyse ki, az ilerde bakkal olacak, oradan kızına bir şekerleme almak niyetindesin. Şükür ki bakkal yerinde duruyor: sevdiğini bildiğin akide şekerlerinden dolduruyorsun cebine.
Kapının ziline bastın heyecanla. Açıldı. Eve geç kalmışsın. O kadar geç kalmışsın ki. Ne şekere sevinecek bir yüz var evinde ne de şekerlere sevinince sevineceğin bir yüzün kalmış evdekilerin gözünde. Yılların hasretini bir anda söze taşımak istiyorsun ama düğümleniyor boğazın. Kendini tanıtsan bile, inanmayacaklar. İnansalar bile, o günü, o tek gününü, o biricik gününü onların şaşkınlığı, tedirginliği, inanmaz bakışları, şüpheli sorgulamaları ile geçireceksin. O kısacık gününü, canından çok sevdiğin torunlarınıı kendine alıştırmakla harcayacaksın. Bu zor işte başarılı olsan bile, bir günlük ömrün bittiğinde arkandan ağlamasını bilmeyecekler. “Yine bekleriz” diyemeyecekler içtenlikle. Evden uğurlanırken, akşama dönmesi beklenen, yolu gözlenen bir baba yahut anne, bir kardeş, bir evlat olamayacaksın. Kendi varlığını sahicileştirme yolunda sarp bir yokuş çıkacak önüne. Asla, ömrünün eksik kalan o gününde hak ettiğin yere tırmanamayacaksın. Varlığın o kadar lüzumsuz gelecek ki yakınlarına, hayatlarından çekildiğinde, derin bir “oh!” çekecekler. Bu tuhaflık geçti diye, konu komşuya ne deriz mahcubiyetinden kurtulduk diye rahatlayacaklar.

Öyle sıcacık bir aşinalıkla karşılanmıyorsun evde. Öyle her zamanki tatlı bekleyişle beklenmiyorsun kapılarda. Elindeki oyuncaklar çocukları sevindirmeye yetmiyor. Gülün ve gülücüğün sevgili bir muhatap bulamıyor. Dünyanın telaşına bile katılamıyorsun canı gönülden. Bıraktığın yerden devam edeceğin bir meşguliyetin yok. Bir pencere önünü doldurmuyor yüzün. Yarım kalmış sevinçleri tamamlamaya yetmiyor tebessümlerin. Herhangi bir şeyin parçası, herhangi bir işin tamamlayıcısı değilsin. Sesini duyanlar seviniyor değiller. Hasret dolu bakışların boşluğa düşüyor. Varlığın bir yeri dolduruyor değil evinde bile. Yokluğun varlığından daha çok kanıksanmış. Sensiz de olsa her şey tamam. Hatta, çoğu şeyi varlığınla eksiltiyorsun. Mutlulukları yarısından bölüyorsun. Huzuru kaçırıyorsun hayret dolu bakışlarınla. Yabancılıklar düşürüyorsun aşina yüzlere. Soğuk bir hançer gibi sokuluyorsun neşeli dakikalara.

Dağıttığın huzuru, parçaladığın sevinçleri ardında bırakıp, varlığının lüzumsuzluğunu acıyla görüp, kocaman bir hayal kırıklığı ile geri dönerdin belki… “Böyle yaşamaktansa, öleyim daha iyi” deyip mezarlık kapısından içeri süzülürdün bile-isteye. Belki de sitem ederdin ömrünün eksik gününü sana böylece ödemeye kalkanlara. Tedirginlikle yaşadığın, yabancı görülüp bir köşeye atıldığın, dost seslerini hiç bulamadığın, aşina yüzlere hiç varamadığın o günü yaşanmış saymazdın. “Bunu saymam!” derdin. Yeni bir gün daha isterdin. Yepyeni bir gün…

Aslında ölmüş olduğunun kimselerce bilinmediği.. Hayata, kaldığın yerden, kimseyi şaşırtmadan devam edebileceğin. Dostlarının seni hemen tanıdığı. Evde beklendiğin. Yakınlarının adeta “ay yine mi sen!” alışkanlığı ile seni kapıda hiç şaşırmadan karşıladığı. Tebessümünün sımsıcak mutluluklar başlatabildiği. Bilindiğin, beklendiğin, önemsendiğin, kanıksandığın. Hiç ölmeyecekmiş gibi yarından sonralar için hayaller kurabildiğin. İçinde acı da olsa, yoksulluk da olsa, sevindiğin, sevindirebildiğin. Varlığının küçük ve önemsiz de olsa bir şeyleri tamamladığı. Aranmıyor da olsan, cep telefonlarında adının yazılı olduğu. Yarım kalmış işlerin seni beklediği. Ödünç bir günü yaşadığını bile unuttuğun. Hiç bitmez sandığın zorlukları olan. Öyle ki, bu sınavı geçebilir miyim diye telaşlandığın, iş bulamazsam n’olacak benim halim diye kaygılandığın. Nasılsa barışırım diye rahatlıkla küsebildiğin. Sonra özür dilerim diye hoyratça kızabildiğin. Birden kayboluversen, ardından ağlayacaklarının olduğu. Nasılsa yarın var diye özensizce harcayabileceğin sıradanlıkta bir gün.
Farkında mısın?

O gün, bugün…

28 Nis

Bir Çocuk Ve Bir Kadının Yazışmaları..

HASTA ÇOCUK

Merhaba Abla..Ben Hasta Bir çocuğum.Sen benle yazışmak istemişsin galiba..Öyle söylediler.Benim Gibi Kanser bir cocukla kim yazışmak ister ki ? Ama Sen iyi bir insansın değil mi abla ? O yüzden istemişsin.Mektuplarım uzun zamanda gelebilir çünkü parmaklarım acıyor yazarken.Seni Görmek isterim bu altın kalpli kadın kim diye.Diğer Mektubunda bir resmini koyarmısın ? ben koyamam çünkü çok çirkinim..Eski pırıl pırıl sarı saçlarımdan eser yok şimdi..Yüzümde Sapsarı abla..Sen görme Beni..Ben burada Yaşam deden şeyle savaş veriyorum.8 yaşındayım ben,o ise Kooooocaaammmaaan Bir sonsuzluk yaşında..Cevabını bekleyeceğim..

KADIN

Selam Ufaklık..Sen ne kadar tatlı yazmışsın böyle,Ne kadar şirin yazmışsın canım..İstediğin Resmimi Koyuyorum tamam mı ? bak istiyorsan.Hemm,benden başka bir sürü kişi senle konuşmak istiyor.Bir tek ben değil,Herkes.Sende bizdensin.Biz seni o pırıl pırıl Sarı saçlarınla görüyoruz.Bembeyaz teninle görüyoruz.Böyle düşüncelere kapılma.Hem o Yaşam Denen Aptal da Kimmiş ? Benim Tatlıma Savaş Açıyormuş ? Sen buna aldırma,ama savaşmaya devam et.Ben kaldığın yere kılıçta göndereceğim..Mektuplarını İstediğin Zaman Gönderebilirsin..1 Yıl beklerim..Bir gelsinde..Cevabını yaz Tamam mı ?

HASTA ÇOCUK

Abla sen çok iyisin biliyor musun ? Annemle babamdan başka senin kadar iyi birini görmedim ben..Merak etme,o savaşı yürüteceğim.Kalkanda getir bana olur mu ? kılıç yetmez.Beni koruyacak kalkanıda getir.Sende gel savaşa benle,birlikte savaşalım..Sen Çok tatlıymışsın abla,Resmini gördüm.Beni kırmamışsın sağol..Dediğin gibi tenim,Dediğin gibi saçlarım yok..Ama Altın Kadar Değerli Bir kalbim var benim..Gerçekten herkes bana mektup yazmak istiyor mu ? herkes görmek istiyor mu beni ? Çok sevindim.Burda hergün acı çekiyorum.Koluma Serum denen bir şey takıyorlar.Sivri ve ipince bir şeyi etime sokuyorlar ve canım yakıyorlar.Birde her gün küçük yuvarlak şeylerden yutuyorum suyla.. Seni seviyorum abla..Cevabını Bekliyeceğim..

KADIN

Tabiki Herkes Görmek İstiyor Canım..Seni Göreceğiz Diye Canımız Çıkıyor Ayol.. Senin Tonlarca Elmas ve altından daha değerli bir kalbin var Elbette..Taştan değil,kumdan değil yada betondan değil o kalp..Tamam Geleceğim Savaş alanına ben Sen merak etme..O koluna takılan ve içirilen şeyleride her zaman iç ve acısına aldırma,onlar senin savaşabilmen için yemek ve dopinglerin Tamammı Tatlım ? Evet Ben iyi biriyim senin gözünde..Kalplerimiz birbirine benziyor nedense.. Resmini yollarmısın bana diğe mektupta ? Ben seni gördüm ama sen uyuyordun..Hatıra kalsın bende gnder fotoğrafını..Cevabını heyecanla bekleyeceğim.. SENİ SEVİYORUM..

…..

Merhaba Hanımefendi..Ben yavrumun babasıyım..Onu hepimiz çok sevdik,doğduğundan beri baktık ve özenle büyüttük..Sizlerin Güzel mektuplarınızı her akşam okuyordu bizlere,iğne yapılırken ağlamıyor ve artık haplarını içiyordu.İkiniz svaşta yapıyormuşsunuz,öyle dedi.Ama Bugün o Savaş Bitti.Savaşı kazanan yaşam oldu.Yaşam küçük meleğimizi yendi ve ona bir çift kanat vererek başka biriyle savaş vermek için yola koyuldu..Melek olurken ki Son Sözlerinde,"Ablama söylemeyin.." dedi..Başımz Sağolsun..

KADIN

Çok Üzüldüm Efendim,Hemde Çok.Ama üzülmüyorum artık.Bende Yaşama bir savaş ilan ettim ve savaşımız bitti.Yaşam beni Yendi.Bİr Çift Kanat verdi ve Başka birine gitti.Meleğimizden sonraki uğradığı kişi ben oldum..

28 Nis

^^^^HİÇ^^^^

3 katlı bir apartmandan İnsan bedeni, kuş tüyünden daha hızlı düşüyorsa;
Yemeksizlik ve susuzlukla yaşamak imkansızlıksa;
Yirmisini de bitiriyorsa yavaş yavaş insan;
Birkaç saniyelik depremden sonra bitiyorsa ömür ;
Ambulansın hastaneye yetişme süresi yetmiyorsa merhuma;
Bir dakikalık nefessizlikle pes ediyorsa ciğerler;
Hepimiz sonuçta buluşacaksak aynı mezarda;
Aslında bir hiçtir insan…

28 Nis

^^^^Gülüşlerimden öperek uyandır beni..^^^^

Tanyeri ağarırken çiğ taneleri üzerinden şavkını paylaştırdığı zamanlardan sesleniyorum sana..
Güneşin, karanlıkla aydınlığın üzerine tüllendiğinde "imkansız sevdamı " yolluyorum sana..

Durgun suyun dibinden görünen beyaz çakıl taşların üzerine adını yazıp sana geliyorum ve bu sevda mektubunu kelebeğin kanadında sana yolluyorum..

Dolunayda çığlık atan bir gecede sevdim seni.. Göremesem de gülüşlerini, seher yelinde yapraklarını güneşe açan ciceklerin yüreğinde bildim gözlerini. Sırtımı sıvası dökülmüş duvarlara yaslayıp seni anlatırım karanlıkla inatlaşan yıldızlara. Her sabah papatyanın ayak uçlarında uykuya dalmış ceylanları kaldırıp onlarla nice selamlar yollarım sana…

Sakın kederlenme sen. Kozasından hayata gülümseyen kelebeğin kirpiklerinde öğüttüm arsız acılarını. Çünkü sen, doğan güne “ umutla " uyanmalısın. Ne olur düşünme içinde kanattığın sancıları.. Ben sen uyanmadan gül kokulu yağmurlarla yıkarım kanayan dudaklarını. Cünkü sen, her soluğunda “ baharları “ solumasın..

Duası ıslak, yarınları aydınlık cocukların düşlerinde büyüttüm seni. Karakışlara sürgüledim dudaklarına acıyı süren ayazları. Kaç kez dualarıma kattım o narin yüreğini. Kaç kez iç geçirdim alnımdan dudaklarıma yuvarlanan damlaların gözyaşı değil, senin gül kokulu terin olmasını bilemiyorum…Sen uyanmadan rüzgarı giyinip üzerime, nice uçurumları aştım saçlarına iğde kokuları bırakmak için.Gelincik tarlalarının üzerinde gezinen çardak kuşlarının kirpikleriyle sildim alnının terleyen çizgilerini.

Beli kırık virgüllerle uzattım senli cümleleri. Susamış karanfillerin dudaklarına sundum ıslak kirpiklerini. Ve birazdan tüm şehir uyanacak. Kaldır üzerindeki hüznün ağır yorganını. Pencerelerini aç ve hayatı solu bir an. Ilık nefesinden bir yudumunu uzat şehrin titrek tenine. Yüreğinin sıcaklığını avuçlarından akıtıp yetim güvercinleri emzir terinle..

Perdelerini güneşe aralayıp aynalara gülümse. Karanlıklarda ezilmiş bu topal şehir senin varlığında ayağa kalksın. Ve güneş ısıtmadan karlı tepeleri, memleketimin mahzun yüklü çocuklarına sevdanın umutlarını uzat. Uzat ki ; yetim uçurtmalar karanlık göğü aşıp vuslat yağmurlarını getirsin kurak bozkırlara..

“ Sana baharları getirirken
Terlemiş yüreğimi
Ilık nefesinle kurula.
Sevdanın kundağına sarıp
Düşlerinde uyut beni.
Üşüyen tenimi
Nefesinin sıcaklığıyla sar.
Avuç içlerinde uyurken
Gülüşlerimden öperek uyandır beni..

28 Nis

^^^^^^AŞKA DAİR^^^^^^

Bu Yalnız olanlara;

Aşk bir kelebek gibidir.
Peşinden koştukça hep senden kaçar..
En iyisi bırak uçsun,
İnan ki hiç beklemediğin bir anda gelip omzuna dokunuverir…
Aşk mutlu eder, bazen de üzer…
Ama aşk özeldir,
Aşkını hak eden birine sunarsan eğer..

Bu sevgilisi olanlara;

Aşkın amacı birileri için "mükemmel insan" olmak değildir.
Seni mükemmelliğe en çok yaklaştıracak insanı bulmaktır..

Bu çapkın olanlara;

Sevmediğin birine asla "seni seviyorum" deme..
İçinde olmayan duygulardan varmış gibi söz etme..
Kimsenin hayatına kalbini kırmak için girme..
Sevgi dolu bakan gözlere asla yalan söyleme..
Çünkü birine verebileceğin en büyük acı,
Aşık olmadığın birini kendine âşık etmektir.

Bu evli olanlara;

Seven insan "senin hatan" yerine "özür dilerim" diyendir.
"Neredesin" yerine "ben buradayım" diyendir..
"Nasıl yaparsın" yerine "niye yaptığını anlıyorum" diyendir..
Ve aşk "keşke" yerine daima "iyi ki" diyendir…

Bu evlenmek için gün sayanlara;

Bir kadın ve bir erkeğin birbirleri için ne kadar uygun olduğu,
Birlikte geçirdikleri zamanın değil,
Birbirlerine duydukları aşkın ne kadar sürdüğüyle anlaşılır.

Bu kalbi kırık olanlara;

Kalp yarası siz kanatmaktan vazgeçinceye kadar sürer..
Ve ilacı bu acıya alışmak değil, ondan ders çıkarabilmektir.

Bu aşık olmaktan korkan olanlara;

Aşka düş ama tökezleme..
Anla ama bekleme..
Paylaş ama isteme..
Yaralan ama asla acıyı içinde büyütme…

Bu sevdiğini fazla sahiplenenlere;

Sevdiğinin bir başkasıyla mutlu olduğunu görmekten
Daha acı bir şey varsa,
O da sevdiğinin seninle mutsuz olduğunu görmektir..

Bu aşkını itiraf etmeye çekinenlere;

Sevdiğinden ayrılınca aşk acı verir..
Sevdiğin seni terk edince daha da çok acı verir..
Ama en acısı,
Onu ne kadar sevdiğini bilmesine
Hiç fırsat vermemektir..

Ve bu da…
Dönmeyecek birini hala bekleyenlere;

Hayatın en hüzünlü anı,
Deli gibi sevdiğin insanın
Buna hiç değmediğini gördüğün andır..
Ve en büyük kaybın
Onun için harcadığın yıllardır..
Senin aşkını şu gün hak etmeyen,
Bil ki 10 sene sonra yine hak etmeyecektir…
Bırak, gitsin…!!

28 Nis

^^^^ BEN YATIYORUM ..SONRA DA ARTIK SOYLEYIN ONLARDA YATSINLAR! ^^^^^

BEN YATIYORUM
Akşam annemle babam televizyon seyrediyorlardı.
Annem, "Geç oldu," dedi, "zaten yorgunum, ben yatıyorum."
Annem kalktı, mutfağa gitti. Çerez-meyve tabaklarını çalkaladı kaldırdı.
Sabaha hazır olsun diye çaydanlığı doldurdu, demliğe çay koydu.
Şekerliğe baktı, dibinde az kalmış, üstüne ekledi.
Kahvaltı için buzluktan ekmek çıkardı, akşam yemeği
için çözülsün diye de eti aşağıya koydu.
Kahvaltı masasını hazırlamak için masanın üstündekileri topladı.
Telefonu şarja koydu, telefon defterini kapatıp
yerine koydu. Sonra çamaşır makinesinden ıslak
çamaşırları çıkarıp astı ve makineyi tekrar doldurdu.
Banyodaki çöp sepetini boşalttı. Islak bir havluyu
kurusun diye duş perdesinin borusuna astı. Bir gömlek
ütüledi, kopuk düğmesini dikti.
Çiçekleri suladı. Esneyerek gerindi ve yatak odasının yolunu tuttu.
Çalışma masasının yanından geçerken durdu, öğretmene
tezkere yazdı, okul gezisi için para sayıp ayırdı, eğildi, sandalyenin
altına girmiş ders kitabını aldı, masanın üstüne koydu.
Kek tarifleri defterini çıkardı,arkadaşına söz
verdiği tarifi bir kağıda yazdı, çantasına koydu.
Bakkaldan alınacakları not etti, notu da çantasına koydu.
Sonra gitti, 3′ü 1 arada temizleme losyonuyla yüzünü
yıkadı,dişlerini fırçaladı. Gece kremini ve kırışık
önleyici nemlendiricisini sürdü.
Tırnaklarına baktı, törpüledi. İçeriden "sen yatmaya
gitmemiş mıydın" diye seslenen babama "şimdi
gidiyorum" deyip köpeğin su kabını doldurdu.
Kapıları pencereleri kontrol etti, holdeki lambayı yaktı.
Kardeşimin odasına gitti, oğlan uyumuş, lambasını
söndürdü, bilgisayarını kapattı,gömleğini astı,
yerdeki kirli çorapları toplayıp sepete attı. Bana
geldi, "haydi yat artık, biraz da yarın çalışırsın," dedi.
Kendi odasına gitti, saati kurdu, ertesi gün
giyeceklerini hazırladı. 6 maddelik acil işler
listesine 3 madde daha ekledi.
Kendi kendine iyi geceler diledi, hayallerinin
gerçekleştiğini gözünün önüne getirdi.
İşte o sırada babam televizyonu kapattı, ortaya
öylece bir "ben yatıyorum" dedi ve gitti yattı.
Sizce bu işte bir gariplik yok mu? Kadınların neden
daha uzun yaşadığını merak etmiyor musunuz?
ÇÜNKÜ ONLARIN YAPISI UZUN ÇEKİŞLİ (ve işleri
bitirmeden öyle çabuk çabuk ölemezler)!
Şimdi bu yazıyı tanıdığınız olağanüstü kadınlara
okutun - emin olun, hepsi bayılacaktır.
SONRA DA ARTIK SOYLEYIN YATSINLAR!

28 Nis

^^^dünyadan erkekler ve kadınlar hakkında söylenmiş ilginç sözler..^^^^

27 Nis

^^^^^^ERKEK DEDİĞİNDE BÖYLE OLACAK^^^^^^

Erkek dedigin ozu sozu dogru olacak, sozunun eri bir delikanli olacak. Eline kagit kalem alsa delikanliligin kitabini yazacak böyle… Komple olacak Yakisikli olacak nasil giyinmesi gerektigini bilecek ama aklini sende tutacak kadar da akıllı.. Seni elinin tersiyle degil avucunun iciyle kavrayacak. Bileceksin ki emin ellerdeyim, baskasi tutamaz elimi boyle. Rahat olacaksin yaninda. İnce olacak; seni senin kadar dusunecek. Sen onu merak ettiginde kendisine hesap soruluyor havalarina girmeyecek.. Erkek dedigin ilgi gordugunde ilgiyle, sevgi gordugunde sevgiyle karsilik verecek.Erkek dedigin, sen onun icin kendine baktiginda, sirf ona daha guzel gorunmek icin giyinip kusandiginda hicbir sey olmamis gibi davranmayacak.trene bakar gibi bakmayacak!. Ruhunu oksamasini bilecek.. Özel gunleri unutmayi marifet sanmayacak. "Ökuz" olmayacak senin butun zarafetine karsi.. Gercekten seven bir kadin sevgi ve ilgi bekler.. Ben daha cok aranmayi severim, cok aramayi sevmem demeyecek. Her sey kendi istedigi gibi olsun istemeyecek. Erkek dedigin, hissettigiyle yaptigi sey arasinda ucurum olmayacak.Cesur olacak cesur. Seni seviyorum derken korkmayacak, baska seylerin arkasina gizlenmeyecek. Seviyorum deyip bir sonraki perdede kacmayacak, ozluyorum diyorsa gelecek, kaybetmek istemiyorum diyorsa kaybetmeyecek. Erkek dedigin askina sahip cikacak. Korkak olmaz erkek dedigin. Asksiz yatmayacak yataga ve sen bunu bileceksin.. Bir baba sefkatiyle seni alnindan optugunde bileceksin ki sevgisi gecici ve zayif degildir. Ve sevgiyle optugunde dudaklarindan bileceksin ki öpüşün tek sebebi şehvet degildir. Erkek dedigin aldatmayacak.. Seviyorum diyorsa aldatmaz erkek dedigin.. Erkek dedigin yakisikli olacak, cekici olacak ama bundan cok daha ote bir sey… Zeki olacak. Kadinin küçük yalanlara, bahanelere inanmayacagini, kendisini kendi gibi tanidigini bilecek.. Zeki olacak, seni bir hamur gibi karmasini bilecek, o hamura kendisi katmasini da. Degerlerini bir anlik hevesler ugruna satmayacak. Namussuzlugunu, ahlaksizligini ancak ve ancak seninle yataktayken kullanacak. Yan gozle hatun kesmeyecek. Koluna girip gezmesini bileceksin gururla, koynuna alip sevismesini de. Babaligini da bilecek, ana-babaya hurmet etmeyi, kadir kiymet bilmeyi, vefakarligi, fedakarligi…Erkek dedigin seni koruyacak, kusatacak. O nerede olursa olsun seni koruyacagini bileceksin. Pisirik olmayacak erkek dedigin.. Seni sadece sen oldugun icin sevecek.Parayla pulla, kariyerle, gucle, kimin ne dedigiyle hareket etmeyecek. Hem sevgilin, hem arkadasin, hem dostun, hem baban, hem cocugun olacak, huzurla bagrina basacaksin. Bileceksin ki evde o erkegi beklemenin zevkini, huzurunu baska hicbir sey yasatamayacak sana..

27 Nis

^^İŞTE GÜZEL BİR KONU Kadınlar hangi erkeklerden hoşlanmıyor?

Yapılan araştırma ve anket sonuçlarına göre, çoğu kadın, temiz ve bakımlı erkek seviyor. Tanışma aşamasında fark edilemeyen önemli ayrıntılar, daha sonra ilişkinin sonunu getirebiliyor.
Burun kılları

Yapılan anketlerin sonuçlarına göre birçok kadın, burun kıllarından tiksiniyor.

Erkekte göbek

Kadınlardan formlarını korumalarını beklerken bira göbeği yapmaları, erkeklerin en büyük hatalarının başında geliyor. Dikkatlerden kaçan göbek deliğinde biriken kirler aşkı öldürüyor.

Tırnaklara dikkat

Sevgilinizi elinizden kaçırmak istemiyorsanız tırnaklarınızı temiz tutun. Özellikle gitar çalan genç erkekler tırnaklarını uzatır. Ancak bu kadınlara mide bulandırıcı ve pis bir görüntü gibi gelir.

Ana kuzusu sevilmiyor

Kadın, birlikte olduğu erkeğin anne sözünden çıkmayan bir süt kuzusu olduğunu görmeye hiç tahammül edemez.

TV karşısında yayılmak

Kadınlar, erkeğin eline kumandayı alıp zap yapmasından nefret eder.

Traşlı olmalı

Her gün traş olan erkeğe bütün kadınlar bayılır. Sakalı çıkmayan erkekler de kadına dayanılmaz gelir.

Ter kokma

Kadınlar, hoş kokmayan erkeklerden kaçar.

Bol pantolon

Aşırı bol bir pantolon erkeğin fiziğini kötü gösterir. Çok dar olanlar da iticidir. Ortasını bulmanız şart.

Dağınık olmak

Erkeklerin sürekli etrafı dağıtması da eksi bir puandır.

Sürekli tartışmak

Her konuyu her fırsatta bir tartışma haline getiren erkek itici gelir.

Beyaz çorap

Beyaz çorap da kadınların itici buldukları şeylerden.

Yemek yerken

Eğer hızlı, ağzınızı doldurarak, ses çıkararak, bir de ağzınız doluyken konuşarak yemek yiyorsanız bittiniz!

Vücut tüyleri

Bu bölgelerdeki tüyler elinizde olmasa da kadınlar sırtta kıldan hoşlanmaz.

Bakımsız ayakkabılar

Aman ayakkabınızın her zaman boyalı ve cilalı olmasına dikkat edin.

Fazla jöle

Jöleyi abartmak, saçları kafaya yapıştırmak da birçok kadına itici gelir. Mutlaka ortasını bulun!

Sararmış dişler

Dişlerinizin sapsarı görünmemesi için elinizden geleni yapın.

Süslü takılar

Küçük parmağa, orta parmağa süslü, taşlı kocaman altın yüzük takmayı kimi erkekler çok sever. Ancak onlar, güzel bir kadın bulma şansını da oldukça azaltanların başında gelir.

Takma diş

Peruk ya da ekme saçları kadınlar daha kolay kabul edebilir. Ancak ağzınızdan her an fırlayacakmış gibi duran takma dişler güzelim bir rüyayı bitirebilir. Bunların dışında zevksiz giyinmek ve burun karıştırmak da istenmeyen davranışlar arasında yer alıyor.

27 Nis

!!!!!^^^^İster ağla, ister sevin; Sana inat ^^^^!!!!!

 

İster ağla, ister sevin; Sana inat

yaşayacağım bu hayatı…….



 

 

tarif

bir bardak dolusu gülümseme ile baslayın
bir kap dolusu dostluk ilave edin
bir tutam yumusaklık ve biraz da nezaket tozu ile kabartın
bir kaşık ümit
bir büyük porsiyon yardımlaşma
cok miktarda ıkım ve bir tutam alcakgönulluluk ile çırpın
kuvvvetlendırmek için de bir corba kasıgı güvene ihtiyacınız olacak
bir sadakat kasesi içinde bir ölçü inanç iki ölçü aklı selim ve bir kac damla hosgoruyu azar azar ilave ederek sevgi ile karıstırın iki kaşık gülücük bir kaşık sabır ve bir tutam övgü ilave edin şevk ile hiç durmadan karıstırın ve şükran ile tatlandırın

yemegin adı mı?

insanlııık…

Sayfalar : 1 [2] 3 4 5 6 7 ...
Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.