Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
 

ROMA;SANATIN TARİHİN VE DİNİN İÇ İÇE GEÇTİĞİ ÜÇBİN YILLIK BİR KENT…

27 Mayıs 2008 Salı | Kategori Seyahat | Etiketler : roma dÜnyanin baŞkentİ !!! İhbar Et
(0 Oy, 5 üzerinden 0 puan )
Loading ... Oyunuz Gönderiliyor ...

ROMA ŞEHRİ NASIL KURULMUŞTUR.

 Bir efsaneye göre Roma kenti MÖ 753’te Romus ve Romulus tarafından kurulmuştur. Bu efsaneye göre Romulus Roma’nın kurucusu, Romus ise onun ikiz kardeşidir.

Eski İtalyan kentlerinden Alba Longa’nın Numitor adında bi kralı vardır. Numitor’un tahtına göz diken kardeşi Amulius onu devirir ve tahtını güvenceye almak için, Numitor’un kızı Rhea Silvia’ya hiç evlenmeyeceğine ilişkin yemin ettirir. Evlenirse, doğacak çocukları tahta sahip çıkacağından korkmaktadır. Oysa savaş tanrısı Mars, Rhea’ya aşık olur. Rhea’nın Mars’tan ikiz oğulları dünyaya gelir.
Rhea’nın oğullarının büyüyüp kendisini tahtından edecekleri kaygısıyla, Amulius bebekleri bir sandığın içinde Tiber Irmağı’na attırır. Taşan ırmağın suları alçalınca ikizlerin içinde bulunduğu sandık kıyıya vurur. Onları bulan dişi kurt, sütüyle besleyerek büyütür. Kurt gibi, Mars’ın kutsal saydığı hayvanlardan olan ağaçkakan da çocuklara yiyecek taşır.
Daha sonra ikizleri bulan kralın çobanı Faustulus onları karısına götürür. Çobanla karısı Romus ve Romulus adlarını verdikleri çocukları öz çocuklarıymış gibi büyütürler. Her ikisi de gözünü budaktan sakınmayan, güçlü ve yiğit delikanlılar olur ve serüvenci birçoban çetesinin başına geçerler.
Bir gün Romus yakalanır, cezalandırılmak üzere Numitor’un huzuruna çıkarılır. Delikanlının hiç çobana benzemediğini gören Numitor, onu sorguya çeker ve çok geçmeden kim olduğunu anlar. Amulius’a baş kaldıran Romus ve Romulus onu öldürüp krallığı büyükbabaları Numitor’a geri verirler.

Bir kent kurmaya karar veren Romus ve Romulus, dişi kurdun onları emzirip büyüttüğü yeri seçerler. Romulus, Palatium (günümüzde Palatino) Tepesi’nin çevresine bir duvar örmeye başlar. Romus yaptığı duvarın çok alçak olduğunu ileri sürerek kardeşiyle alay eder ve kanıtlamak için üzerinden atlar. Öfkesine yenik düşen Romulus, Romus’u öldürür.

 

ROMANIN KURULUŞUNDA BİLE KARDEŞ KANI !

Hakkında söylenebilecek her şeyin zaten söylenmiş olduğuna" inanılan Roma, sanatın, tarihin ve dinin iç içe geçtiği üç bin yıllık bir kent.
Sanki, İtalyan yönetmen De Sica’nın "Bisiklet Hırsızı" adlı filminin geçtiği sokaklarda yürüyoruz sürekli!..
Tiber Nehri’nin iki yakasına kurulmuş olan Roma, dünya tarihindeki belirleyici rolünü asırlar boyu sürdürdüğünden olsa gerek "dünyanın başkenti" ünvanına lâyık görülmüş.

Efsaneye bakılırsa, kentin tarihi İ.Ö. 753′lere dek uzanıyor. Dişi bir kurtun emzirdiği Romulus ile Remus adlı ikizlerden Romulus kenti kurar ve surların temellerini, beyaz bir inek ile beyaz bir öküzün çektiği sabanın bıraktığı izle belirler. İkiz kardeşini alaya alan Remus ise bir sıçrayışta sınırı aşar, Romulus da onu öldürür.
Böylece, kuruluşuna bile kardeş kanı karışır Roma’nın!..

 

ROMA / ÖLÜMSÜZ KENT  :  Italya’nın başkenti Roma’da bugünlerde yaklaşık 2.800.000 kişi yaşamaktadır.Roma şehri için şöyle denilmekte: Bütün yollar Roma’ya çıkar. Roma şehir merkezinde her köşebaşı tarihle doludur.  Italya’nın başkenti Roma’da bugünlerde yaklaşık 2.800.000 kişi yaşamaktadır.Roma şehri için şöyle denilmekte: Bütün yollar Roma’ya çıkar. Roma şehir merkezinde her köşebaşı tarihle doludur.  Eski ve yeni yapıların ve sokakların işlekliğine ve labirent gibi karışık olmalarına karşın Roma’yı gezmek çok kolaydır. Roma’yı gezerken bilmeniz gereken   en temel bilgi; eğimli Tiber Nehri’nin Roma’yı doğu ve batı olarak ortadan ikiye bölmüş olmasıdır, çoğu tarihi mekan doğu kısmında kalmaktadır. Roma’nın eski şehir merkezinin güney sınırını Via del Corso ile birlikte piazza Venezia (Venedik Meydanı) çizmektedir. Eski Roma’nın bulunduğu yer olan Capitoline ve  Palatine Tepeleri güneyden kuzeye doğru yerleşmiştir ve Villa Borghese de kuzey sınırını oluşturmaktadır. Vatikan ise Roma haritasının batı bölümünde kalmaktadır. Roma, 3000 yıllık tarihinde bu coğrafyada kurulan bir çok devletin merkezi olmuş bir şehirdir. Günümüzde hala İtalya’nın başkenti olmasının dışında, tarihsel gelişiminden getirdiği kendine has karakterini korumaktadır. Roma sınırları içinde bulunan ve Katolik Kilisesi’nin lideri Papa’nın yaşadığı bağımsız Vatikan Devleti, bu karakteri oluşturan önemli unsurlardan biridir. Ayrıca 3 milyona yaklaşan nüfusuyla Roma, İtalya’nın en kalabalık ve en büyük şehri olma özelliğini de elinde tutar. İstanbul gibi 7 tepe üzerine konumlanmıştır. Denize uzaklığı yaklaşık 30 km’dir.    Roma şehri, binlerce yıllık medeniyetin canlı sembolü gibidir. Hıristiyanlık’ın en önemli ve en büyük kilisesi olan 60 bin kişi kapasiteli San Pietro Kilisesi burada bulunmaktadır. St. Peter Basilikası, Sistine Şapeli, Colosseum, Trevi Çeşmesi, İspanyol Merdivenleri ve daha bir çok tarihi yapı, Roma’ya o eşsiz güzelliğini veren birer taç gibidir. Şehirde Raphael, Bottecelli, Pinturicchio and Belini gibi değerli sanatçıların da eserlerinin sergilendiği sayısız müze bulunmaktadır.  Şehrin iklimi genelde ılımlı bir yapıya sahiptir. İlkbahar ve yaz ayları, havanın güneşli ve yumuşak olması sayesinde Roma’yı ziyaret etmek için ideal zaman dilimini oluşturur.

 

Eski Roma/ Efsane ve tarih
Roma’nın en etkileyici harabeleri olan Forum ve Colosseum, Capitoline ve Palatine Tepeleri arasında bulunmaktadır. Yıkılmış kolonlar ve mermer parçaları arasında gezinirken, bunların görkemiyle bu harabeleri kafanızda birleştirerek Sezar’ın ülkeyi nasıl bir yerde yönettiğini canlandırmanız mümkün. Forum’un hemen yanında dördüncü yüzyıla ait kemerler bulunmaktadır. Çeşitli restorasyonlardan sonra, gladyatör savaşları olmasa da, çeşitli gösterilere ev sahipliği yapmaya başlayan amfitiyatro, aynı zamanda çok kapsamlı müzikal ve sanatsal etkinlikler için de kullanılmaktadır. Amfitiyatronun hemen arkasında eski Roma’da iki tekerlekli savaş arabalarının yarıştığı çimlik araziyi görebilirsiniz.
Bütün bu manzarayı yukarıdan gören Capitoline Tepesi’ne ulaşmak için Marcello Tiyatrosu’nun basamaklarını kullanabilirsiniz. Nefes kesici güzellikte ki Campidoglio Meydanı Michelangelo tarafından tasarlanmış olup, tamamlanması bir yüzyıl kadar sürmüştür. Bu meydanın zıt taraflarında bulunan Palazzo Nuovo ve Palazzo dei Conservatori birleşerek Capitoline Müzesi’ni oluşturmaktadır. 1471 yılında Pope Sixtus IV tarafından açılan müze, dünyanın en eski halka açık müzesi olmakla birlikte mükemmel heykellere ve Rönesans sanatının örneklerine ev sahipliği yapmaktadır.

Tepenin yamacında bulunan Santa Maria Kilisesi, Juno’nun (Eski Romalıların evlilik tarıçası), Jupiter’in Minevra’nın tapınaklarının bir zamanlar bulunduğu yeri işaret etmektedir. Ancak; Vittoriano Anıtı’nın iri gövdesi bu güzellikleri sokaktan geçerken görmenizi engeller. Bu anıt 19. yüzyılda yapılmış olup Venezia Meydanı’nı tepeden görmektedir. Aynı zamanda, Mussolini eskiden burayı genel karargahı olarak kullanmaktaydı. Eski Roma’dan günümüze kadar en iyi şekilde korunarak getirilen Pantheon, Hadrian tarafından 12 Tanrı için yaptırılmıştır. Rotondo Meydanı’na tepeden bakan Pantheon, Navona ve Corso Meydanlarının da ortasında bulunmaktadır.

HER KÖŞE BAŞINDA BİR TARİH

Ölümsüz şehir Roma, engebeli bir bölgede bulunan 7 tepe üzerine kurulmuştur.  Bal-renkli çeşmelerin şehri, Augustus tarafından yaratılan mermerler şehri, efsanalere göre M.Ö. 753 yılında Romulus (Romolo) tarafından kurulmuş.
Tiber (tevere) Irmağı üzerinde ve Tiren Denizine yaklaşık 25 km uzaklıkta bulunan Roma, hiç şüphesiz, dünyanın hakkında en fazla yazılar yazılan, resimlerle güzellikleri sergilenen ve en fazla övülen şehirlerinden bir tanesidir. Onun hakkında daha fazla şeyler söylemek veya cazibesini özetlemeye çalışmak çok kolay bir iş değildir. 
Roma, 1870 yılından beri İtalyan Cumhuriyeti’nin başkenti ve Papalığın ikamet yeridir. 
Kendisine önemli mimari özellikler saglayan sayısız anıtları, gözalıcı seması ve mükemmel konumu açısından karşılaştırılamayacak güzellikteki Roma, büyük modern bir metropolitan şehir izlenimi vermektedir. Batı uygarlığının beşiği ve Katolik dininin kalbi olan Roma, bugün İtalya’nın siyasi,       

idari ve kültürel hayatının merkezidir. Tipik özelliklerini gösteren en önemli noktaları; Piazza del Campidoglio, Via dei Fori Imperiali, San Pietro Meydanı, Pincio, Villa Borghese, Gianicolo Tepesi ve antik Appia karayoludur.

GEZİLECEK YERLER

Roma’yı mümkün olduğunca yürüyerek gezmeye çalışın. Her sokağı her binası size ayrı bir zevk verecek, ayrı bir dünyanın kapılarını aralayacaktır. Müzeleri, galerileri, caddeleri, sokakları, "Pentheon Tapınağı" ile hepsi ayrı bir dünya sanki.

Colosseum: İki bin yıldır dimdik ayakta kalmayı başaran bu yapı, Roma’nın sembolleri arasında yer alıyor. Bir zamanlar vahşice eğlence uğruna, gladyatör ve hayvan dövüşleri yapılan bu mekanda şu anda, 50 bin kişilik kapasitesiyle turistlere görsel bir şölen sağlıyor. Bu muazzam yapı günümüzde görselliği kadar geçmişinde yaşanan hikayeleri ve efsaneleriyle de çok dikkat çekicidir.

Aşk Çeşmesi: Dilek tutmaya ne kadar inanırsınız yada inanmazsınız bilinmez  ama! Roma’ ya gelen herkesin mutlaka görmesi gereken bir yerdir. Romalılar özellikle gençler ve şehri gezmeye gelen turistler tarafından Roma’nın merkezi buluşma yeri ilan edilmiş sanki! Dilek tutma inançlarından güzelliği gölgelenmiş gibi olsa da, siz kendi gözünüzle gördüğünüzden dolayı bu görüntüyü hiçbir                                                                                 

şeyin gölgeleyemeyeceğini anlayacaksınız. Her şeye rağmen belki olur inancıyla çeşmeye para atmayı da ihmal etmeyin.

İspanyol Merdivenleri: Bu merdivenler mermer bir merdiven olmanın dışına çıkıp, Roma’nın özelliğine özellik katan yerlerden biridir. Merdivenlerin en tepesinden görünen Roma’yı seyre dalmak etraftaki çiçeklerin kokusunu içinize çekmek ayrı bir duygu.

 
 Kiliseleri: Roma hrıstiyanlığın merkezi olarak görülüyor ve buda Roma’da birçok kilise bulunmasına,
 etrafta çok fazla sayıda rahibelere rastlamanıza nedendir. Birçok kilisenin yapıları, yapılış tarihleri ve çeşitli efsanelere konu olan hikayelerini mutlaka bu kiliseleri gezerken öğrenmeye özen gösterin. "Michelango" tarafından yapılan "St. Peter Basilikası" büyüleyici görüntüsü dışında yapılış hikayesi de çok hoşunuza gidecektir.
 
Arkeolojik Anıtlar

Bir zamanlar Vesta, Saturn, Castor ve Pollux tapınaklarının ve diğer anıtların bulunduğu Forum, Cesare (Sezar) döneminde şehrin dini, politik ve ticari merkeziydi.
Ziyaretçiler, binlerce yıl önce generallerin yürüdüğü Via Sacra’da bugün de yürüyebilir.
İmparator Traiano (Trajan) zamanında 180.000 kişilik kapasitesiyle ve zenginler için mermer, fakirler için tahta oturma yerleri ile at yarışları ve sportif karşılaşmaları seyretmek için kullanılan Circo Massimo, bugün Aventino ile Palatino tepeleri arasındaki vadide, çiçeklerle dolu bir piknik alanına dönüşmüştür. Today the Circus Maximus is only a long esplanade planted with flowers.
Bu eski semtin Batısında, Piazza Navona’nın yakınında, orjinal kapıları, antik granit sütunları ve haşmetli iç kubbesi ile Pantheon bulunmaktadır.  M.Ö. 27′de Venüs ve Mars tapınağı olarak inşa edilmiş, M.S. 125′de Hadrianus tarafından tekrar inşa edilmiş, yedinci yüzyılda kiliseye çevrilmiş olan Pantheon, bugün bile Hadrianus dönemi özelliklerini korumaktadır. Diğer meşhur şahsiyetlerin yanında Raphaello’nun mezarı da burada bulunmaktadır.
 
Müzeler
 
Roma’nın dünyaca meşhur müzeleri arasında en önemlileri; Musei Vaticani (Vatikan Müzeleri), Museo Nazionale Romano (Roma Ulusal Müzesi), Borghese Galerisi, Musei
Capitoline (Capitoline Müzesi), Galeria Nazionale (Ulusal Galeri), Doria Pamphili Galerisi, Villa Giulia Müzesidir.
0,45 kilometrekare alan sahip Dünyanın en küçük bağımsız ülkesi olan Vatikan Şehrine özel bir ziyaret yapılabilir. Devletin başkanı Papa olan Vatikan, Roma’nın sınırları içerisinde bulunmaktadır. Berninin tarafından yapılan 1666 mimber ve Michelangelo tarafından yapılan Pieta’ (Merhamet) heykelinin de bulunduğu, 1641 yılında inşaatı tamamlanan San Pietro Bazilikası’na ev sahipliği yapmaktadır. 1508-1512 yılları arasında Michelangelo tarafından yapılan Rönesans dönemi tavan resimleri ile Capella Sistina (Sistina Şapeli), Vatikan Müzelerinin en önemli bölümünü oluşturmaktadır.Roma’nın yakın çevresinde yerel halkın ve geleneklerinin mirası bulunmaktadır.Ziyaretçiler, çok iyi korunmuş kalıntılara ve Pompeii ile karşılaştırılamayacak zenginlikteki anıtsal komplekse sahip olan Ostia Antica’yı mutlaka ziyaret etmelidirler; Roma’nın Doğusunda bulunan Tivoli, Roma imparatorluğunun en önemli tanığı olan Hadrianus Villaları ve harikulade güzellikteki bahçeleri ve havuzları dünyaya nam salmış Villa D’Este ile meşhur olmuştur.
Lazio (Latium) bölgesi binlerce yıllık tarihi ve büyük uygarlıkları ile dünyanın bazı önemli sanat etkinliklerinin yer aldığı zengin bir bölgedir. Gezilecek ilk bölge Roma’nın Kuzeyinde bulunan Etrüsk Bölgesidir: Cerveteri, Tarquinia, Tuscania ve Viterbo. Turistlerin odak noktası olan bir başka yer ise, bir zamanlar yerel Lord’ların villalarının bulunduğu, bugün kiliseler ve anıtlardan ziyade, ırmak ve ağaçlarla bezenmiş, panoramik manzaralı bir bölge olan Castelli Romani’dir.
Vatikan Müzeleri ve Sistina Şapeli
Viale del Vaticano - 06 6988 3333
Dünyanın en ünlü müzelerinden birisidir. Mısır, Etrüsk, Roma, Rönesans ve Barok eserlerinin arasında, Michelangelo, Rafaello, Caravaggio ve Canova gibi ünlü sanatçıların eserleri de bulunmaktadır. Müzede öncelikle Sistina Şapelinin (Capella Sistina) ziyaret edilmesi tavsiye edilir. Pazartesi kapalı. Giriş; 7 Euro, her ayın son Pazar günü ücretsizdir.  08:45 - 16:45 arası açıktır.

Musei Capitolina
Piazza del Campidoglio -
Sadece Roma’nın değil Dünya’nın en önemli müzelerinden birisidir. Müzenin yanı sıra, Conservatori sarayı ile Resim Galerisi de gezilebilmektedir. Pazartesi kapalı. Giriş; 09:30 - 19:00 arası açıktır.

Villa Borghese
Piazza Scippione Borghese, 5 - 06 328101
Villa Borghese Parkının içerisinde bulunan Borghese Villasında sergilenen en onemli eserler; A. Canova‘nın yapmış olduğu Venere Vincitrice, G. Lorenzo Bernini‘nin yapmış olduğu David (1623), Apollo e Dafne, (1622-1625), Il ratto di Proserpina (1621-1622), ve La verità (1646-1652) dir. Ayrıca,  Lorenzo di Credi, S. Botticelli, Fra Bartolomeo, Rafaello, Andrea del Sarto, Pinturicchio, Bronzino, Caravaggio, P.P.Rubens, Gian Lorenzo Bernini, Correggio, G. Bellini, D.Dossi, Tiziano, Barocci’nin yapıtları de sergilenen eserler arasındadır. Pazartesi kapalı. Giriş; 5 Euro, 09:00 - 21:00 arası açıktır.
Colosseo
Piazza del Colosseo Roma’nın sembolü olan Flaviano anfitiyatrosu, M.S. 72′de inşa edilmiş ve 50.000 kişiliktir. Giriş 5 Euro. 09:00 - 17:00 arsı açıktır.
Piazza di Spagna (İspanyol Meydanı)
İspanyol Elçiliğinin bulunduğu meydanda görülecek en önemli yer Trinita dei Monti Kilisesi ile İspanya Meydanı’nın arasında yer alan İspanyol merdivenleridir (La Scalinata dei Trinita dei Monti). Merdivenlerin yukarısından Roma’ya kuşbakışı yapılabilir ,  sokak ressamlarına resminizi yaptırabilirsiniz. Piazza Spanga ve çevresi, İtalya ve Dünyaca meşhur markaların bulunduğu mağazalar ile çevrilmiştir.

Piazza Navona
Bir zamanlar Roma Stadyumunu bulunduğu yer bugün sokak ressamlarının, falcıların, sokak panayırlarınımekanı olmuştur. Meydanda bulunan ünlü kafelerde Capuccinonuzu yudumlarken, G. Lorenzo Bernini’nin meşhur 4 ırmak havuzuna bakarak geçmişe dönebilirsiniz.

Pantheon
Roma’nın en ünlü ve en iyi korunmuş anıtlarından birisidir. Hadrianus tarafından yeniden inşa edilen anıt, daha sonraları kiliseye dönüştürülmüştir. Bugün, Roma’nın en güzel meydanlarından birisinde bulunan Pantheon, İtalya’nın ünlü krallarının yanısıra Rafaello’nun mezarına ev sahipliği yapmaktadır.

San Pietro Bazilikası
San Pietro Dünyanın en büyük, en meşhur ve en herikulade kilisesidir. İnşaatı yakalşık 125 yıl süren kilisede Michelangelo’yu meşhur eden Pieta heykelini de ziyaret ettikten sonra, Kubbeye çıkarak Roma’ya kuşbakışı yapabilirsiniz. Kubbeye çıkış ücreti 3 Euro ve açılış saatleri 08:00 - 18:00 arasıdır.

ROMAYA GİDİNCE

Restaurantlarda " house wine " icilir.. sokaklarda kaybolunur..
Via delle Carrozze’de bulunan Toto adli restauranta gidilir bir aksam, makarnalari ve risottolari afiyetle yenir.
Piazza di Spagna’daki Leonardo Cafe’de ogle yemegi yenir, salatalari ve izgara sebzesi tavsiye olunur. Bu cafe’de calisanlar cok sicak ve Turkce biliyorlar cok az da olsa, Turkleri gorunce seviniyorlar. Hemen Ispanyol Merdivenlerinin orada.
Grand Plaza Hotel tavsiye olunur..Orada kalmasaniz bile, otelin icine bir girip bakin duvarlarina..yakinda otelle ilgili de bir yazi sunacagim sizlere, fotograflarla birlikte..
Via Condotti oldukca guzel ve ilginc bir alisveris sokagi..oraya gidilir, alisveris yapilir..
taksilere dikkat edin…para ustlerini sayarak alin..bazen kendilerince " cinlik " yapiyorlar.
Benetton’da uzeri Roma yazili rengarenk tshirtler var, onlardan alin.
Vatikan’a ( St. Pietro ) gidecekseniz sabah erken gidin, Vatikan’i bekleyen askerler bir tek cocuklarla fotograf cektiriyorlar, buyuklere yasak!
St. Pietro’dan dumduz yuruyerek kaleye ulasin, oradan kopruden karsiya gecip sokaklarda kaybolun, detaylar icin gozunuzu dort acin.. Yemek sonrasi grappa veya limoncello icmeyi ihmal etmeyin.. Roma’nin dondurmalari da con unlu ve cookk guzel, Gelateria’larda cesit cesit dondurma yiyin, limoncellolusu tavsiye olunur.Ispanyol Meydanindaki Tea Shoplarda cay ve kurabiye esliginde sohbetler edin. Ask cesmesine para atin, dilek tutun, havuza sirtinizi donuyorsunuz, 3 adet bozuk para atmak adettenmiş:) dileklerinizden biri de Roma’ya geri gelmek olmalıymış :)

 

                                                                                                      

Yorum yaz

Yorum yazmak için Giriş yapınız