Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

islami sohbet ve dini site blogu

İslami sohbet nedir?

son devirde internette islami sohbet siteleri aldı başını gidiyor. kimi dini bilgiler kimi chat kimi evlilik siteleri…

ancak kalıcı ve temeli oturmuş islami bir site malesef pek fazla yok.

onun için şöyle bir karar aldık. müslüman kardeşlerimizin tavsiyesiyle fikirleriyle düşünceleriyle bir portal kurmayı düşünüyoruz.

yorumlarınızı bekliyoruz. vesselam.

Bu devirde tasavvuf

Bir şey asırlardır insanlığın gündeminde kalabilmişse, onun insan fıtratı ve toplum haya-tıyla ciddi bir irtibatı mevcut demektir. Ortaya çıktığı günden itibaren gönüllerden ve gündemden hiç düşmeyen kavramların birisi de tasavvuf. Onu birileri tenkid ederek, diğerleri de tatbik ederek hep gündemde tuttular.

Tasavvufu dışarıdan tenkid edenler, onu insanın dünya ile ilişkilerini koparan bir miskinlik ve tembellik merkezi olarak görürken, içine girip yaşayarak tadanlar, insanı Kur’an ve Sünnet dairesinde terbiye eden ve ilahî edeple süsleyen bir okul olarak tanıtı-yorlar.

Bu konuda kime kulak verilmelidir. Yolunca gidene ve bilene mi, hiç tatmadığı şeyi inkâr edene mi?

Tasavvufu değerlendirirken yapılan temel yanlışlardan biri, ehil kaynaklara başvurmamak… Oysa, özellikle dini konularda ehil kaynaklara başvurmak şarttır. Ayrıca dini anlamak için başvurulan kişinin ehil olmanın yanında, ârif ve zikir ehli olması da gerekiyor.

Allah Teâlâ, “sabah akşam Rabbinizin rızasını isteyerek ona yalvaran kimselerden ayrılma ve onlardan gözünü ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız kimseye de tabi olma” (Kehf/28) buyuruyor. Ayrıca “bilmiyorsanız zikir ehline sorun” (Nahl/43) ayeti diğer ilahî emirler gibi tasavvufu öğrenme konusunda da izlenecek yolu belirlemiş oluyor.

Dolayısıyla, tasavvufu anlamanın yolu, ilim ve zikir ehli kişilere başvurmaktır.

Özellikle İslamî yaşantısı ve takvasıyla temayüz etmemiş kişiler, hele de müslümanların gücünü zayıflatmak i çin İslâm üzerine araştırma yapan gayri müslimler (Oryantalistler) dini öğrenme noktasında asla referans olamazlar.

Tasavvuf deyince Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat çizgisinde giden bir terbiye yolunun anlaşılması gerekiyor. Bu tezkiyenin başındaki “takva imanı” ve ona Allah için tabi olan “sûfi cemaati” de bu kapsamda mütalaa edilmelidir. Hemen şunu ekleyelim ki psikiyatristlerin alanına giren mistik hezeyanlar, kendisi terbiyeye muhtaç olan sahte şeyhler ve tasavvufun adını kullanarak Kur’an ve Sünnet’e aykırı yapılan yanlışlıklar ölçü olamaz ve asla savunulamaz.

Asıl hedefi takva olan tasavvuf, her zaman geçerli ve herkes için gereklidir. “Bizim mesleğimizin tek hedefi hakiki imanı elde etmek ve rıza makamı için gerekli olan ihlası tahsildir. Ulaşmak istediğimiz en son mertebe, halis kulluk mertebesidir. Bunu bize te’min edecek tek yolumuz da Kur’an-ı Hakim’in ve sünnet-i seniyyenin emirlerine harfiyyen uymaktır.” diyen bir müceddid arifin, İmam Rabbâni’nin (K.S.) başını çektiği tasavvuf terbiyesi için; “bunun bu zamanda gereği yoktur, gerçerliliği kalmamıştır.” denilebilir mi?

Elbette denilemez. Ancak, şu söylenebilir: “Anlatıldığı gibi bir tasavvuf ve İmam Rabbâni gibi bir mürşid bu devirde var mıdır? Kendisini tasavvuf ehli olarak tanıtıp bir sürü sakıncalı işlere bulaşanlara ne demelidir?”

Bu şikayette haklılık payı vardır. Aynı kanaati, bütün ilim dalları için söylemek de mümkündür. Ancak, Hz. Rasûlullah’ın (A.S.) müjdesine göre, bu ümmetin içinden bir grup insan -Allah’ın izniyle- kıyâmete kadar hak üzere gitmeye, dini hakkıyla temsil ve tatbik etmeye muvaffak olacaklardır. “O Kur’an’ı biz indirdik, hiç şüphesiz (kıyamete kadar) onu muhafaza edecek de biziz.” (Hicr/9) ayetinin verdiği garanti muhakkak tahakkuk edecektir. Yani her devirde bu dinin gerçek temsilcileri bulunacaktır.

Evet bu gün müslümanlar dine ancak dilleriyle sahip çıkmaktadırlar. Kâmil mürşidler ve rabbâni âlimler hak yolunda yalnız gitmektedirler. Onların tek dertleri, yanlarında gerçek hak yolcularını bulamamaktır. Bu dert çok önceleri başlamıştır. Hicrî üçüncü asırda yaşayan ve tasavvuf kollarının piri sayılan Cüneyd el-Bağdadî (K.S.): “Hakikat ilmi sergisini topladı, iş lafa kaldı. Biz tasavvufun ancak kıyısından köşesinden bahsedebiliyoruz!” diyerek bu işin ehlini bulamamanın üzüntüsünü dile getirmiştir.

İmam Şa’rânî (K.S.) de aynı dertten muzdariptir. Der ki: “Allah’a hamdolsun, ben yetmiş civarında mürşide yetiştim; ancak hepsi de Allah yolunda hoşlarına gidecek gerçek bir müridi bulamamanın sıkıntısıyla vefat edip gittiler.”

Tasavvuf, yüksek seviyede takvâyı tahsil için kurulmuş bir terbiye okuludur. Ancak, günümüzdeki insanların birinci derdi takvâ noksanlığı değil, iman eksikliğidir. İmansız din başlamaz ki, takvâ tahsil edilsin. Onun için kâmil mürşidler, bugün işe iman noktasından başlamaktadırlar ve imandan sonra, namazı muhafaza ettirmeye, büyük günahlardan el çektirmeye, adım adım diğer farzları yerine getirt-meye ve özellikle Allah u Teâlâ’yı zikrettirmeye çalışmaktadırlar. Muhammedî sevgiyle herkese kucak açan veliler, bu yolla nice dinsiz ve ibâdetsiz insanları dine ısındırmışlar ve kulluğa başlatmışlardır.

Bir şeyin tamamı elde edilemiyorsa, hepsini de elden bırakmamalıdır.

Dinimiz, takvâya ulaşma ve kemâle erme yolu olarak en güzel gidişâtın, Allah için cemaat olmak ve böylece birbirini tamamlamak olduğunu belirtmiş; kurtuluş için sâlihlere tâbi olmamızı emretmiştir.

“Takvâya ve iyiliğe ulaşmak için birbirinizle yardımlaşın.” (Mâide/2)

“Hep berâber Allah’ın ipine sarılın, dağılıp parçalanmayın.” (Âl-i İmran/103)

“Ey mü’minler! Hep beraber Allah’a tevbe edin ki kurtuluşa eresiniz.” (Nûr/31) âyetleri bizden, hak yolunda birlik içinde olmamızı istemektedir.

Takvâda imam ve örnek yapılan bir ârifin nezâretinde cemaat halinde İslâm’ı yaşamanın, büyük bir fazileti, hiç bitmeyen bir bereketi vardır. Bu yol olarak en selâmetlidir. Çünkü yolu bilenle giden kimse menziline hem tez, hem kolay, hem de tehlike-lerden emin olarak ulaşır.

Bu yol en canlıdır. Çünkü onun her halinde ilâhî aşk, her işinde Rabbânî heyecan hakimdir. Bunun da zevki zevâl bulmaz, tadan hiç usanmaz, bulan biteceğinden korkmaz. Allah sevgisi kalbe ilaç olur, bedene kuvvet verir, âşıklar yorulmaz, sâdıkların gönlü ihtiyarlamaz.

Bu yol en bereketlidir. Çünkü bu yolda her amel ihlasla yapılır. Bütün amellerin sevâbı kalben ona katılanlara da dağıtılır. Böylece bir amel yapan kimse, onunla birlikte sevgi ve rızâsıyla katıldığı diğer kardeşlerinin amellerinden de mânen bir hisse alır, kârı binlere katlanır.

Bu yol en tecrübelidir. Çünkü bu yolda bütün ameller, binlerce kâmil insan tarafından yapıla yapıla sahiplerini kemâle erdirmiş, gayretler en güzel meyvelerini vermiş, iyi kötüden, sağlam çürükten seçilmiş, bütün güzel hâl ve ahlâklar silsile halinde sonrakilere intikal etmiştir. Yani yol çok işlek, seyir çok belirgin, kâfile çok kalabalık, kılavuzlar çok uyanık ve mâhirdir.

Bu yol en istikâmetlidir. Çünkü bu yolun imam ve cemaatinin tek derdi ve biricik hedefi, iç ve dışlarıyla, gizli ve açıklarıyla, rûh ve maddeleriyle, zevk ve vecdleriyle, his ve hevesleriyle bütün hallerinde Kur’an ve Sünnete uyarak ilâhî rızâya ulaşmaktır. Kâmil mürşidler, Rasûlullah (A.S.) Efendimizin normal bir oturuş-kalkış şeklinde bile kendisine uymaya çok ehemmiyet verirler. Sünnetleri farz hassâsiyeti ile yerine getirirler, sadık talebelerinden de bunu isterler.

Bu yol Allah’a en yakındır. Çünkü bu yolda kırık kalble gidilir, her adımında, bütün menzil ve duraklarında Cenâb-ı Hakk zikredilir. Böylece Allah Teâlâ’nın: “Beni zikredin ki ben de sizi (özel olarak) zikredeyim.” (Bakara/152) âyetindeki müjdeye ve “Ben, beni zikredenle beraberim” (Buharî, Müslim) kudsî hadisindeki rahmete erilir. Bu yolda edeb ve tevâzû hakimdir. Nâfile ibâdetlere ihtimam gösterilir. Hep yakınlık vesilesi olacak şeyler tercih edilir. Özellikle ilâhî huzura girmeye mâni olan kibir ve ucub gibi huylar kalbten defedilir.

kaynak: semerkand

HZ. MEVLÂNÂ (K.S.)’DAN

İnsanın varlığı bir ormana benzer. O deme agâhsan çekin bu varlıktan, çekin!

Vücudumuzda binlerce kurt, binlerce domuz… temiz, pis, güzel, çirkin, binlerce sıfat var.

Hangi huy galipse hüküm onundur. Madende altın bakırdan fazlaysa o maden altın sayılır.

Vücudunda hangi huy galipse o huyun suretine göre haşredilmen gerekir.

İnsanda bir an olur, kurtluk zuhur eder. Bir an olur, ay gibi Yusuf yüzlü bir güzel haline gelir.

İyiliklerle kinler gizli bir yolda gönüllerden gönüllere gidip durmaktadır.

Hattâ insandan, öküzle eşek bile bilgi sahibi olur, akıllanır, hüner elde eder.

Serkeş at rahvan bir hale gelir, alışır. Ayı oynar, keçi de selâm verir.

Köpeğe insanın huyu geçer, nihayet çoban olur, av avlar, yahut sürüyü korur.

Ashab-ı Kehf’in köpeğine onlardan öyle bir huy sirayet etti ki sonunda Allah’ı aramaya koyuldu.

Kalbde her an bir çeşit şey baş gösterir… İnsan bazen şeytanlaşır, bazen melekleşir. Bazen tuzak kesilir, bazen yırtıcı hayvan!

Aslanların bildiği o acayip ormandan, gönüller tuzağına gizli bir yol bulunan o meşelikten,

İçten içe hırsızlık et, can mercanını çal! Ey köpekten aşağı! Âriflerin gönüllerinden o mercanı elde et!

Madem ki hırsızlık ediyorsun, bari lâtif inciyi çal!.. Madem ki hamallık ediyorsun, bari yüce bir yük yüklen!..

kaynak: semerkand

Mail List yapımı

Bu dersimizde Jmail bileşeni ile maillist yapımınına değineceğiz.

 

Mail göndermenin çeşitli yolları vardır.

Biz ilk önce hangi bileşeni kullanarak mail göndereceğimizi belirlemeliyiz. Bunu yaparken sunucumuzun desteklediği mail bileşenini kullanmanızı öneririm. Ben en çok kullanılan bileşenlerden biri olan Jmail bileşenini kullanacağım. Bunun dışında CDOSys, Persits AspEmail, Cdonts gibi email bileşenleri bulunmaktadır.

<%
Set Jmail = Server.Createobject("JMail.Message") ‘nesneyi tanımlıyoruz

Jmail.Charset = "ISO-8859-9"
Jmail.From = "mail@domain.com"
Jmail.MailServerUserName = "Kullanıcı adım(mail@domain.com)"
Jmail.MailServerPassWord = "sifrem(şifre)"
Jmail.Subject = "Maillist"

Jmail.AddRecipient "birisi@mail.com"
Jmail.Body = "Maillist yapımı gönderilecek mesaj"
Jmail.Send("mail.domain.com")

Jmail.close
%>

Böylece kendi mail’imizden "birisi@mail.com" a "Maillist yapımı gönderilecek mesaj" mesajını yollamış olduk.

Şimdi bunu veritabanımızdan aldığımız bütün isimlere sırayla gönderme koduna çevirelim.
Mesela veritabanımızdaki mailleri "mail" alanı farzedelim. (Aşağıdaki kodu yazmadan önce veritabanı bağlantısı yapmanız gerekir.)

<%

On error resume next

do while not rs.eof

Set Jmail = Server.Createobject("JMail.Message")

Jmail.Charset = "ISO-8859-9"
Jmail.From = "mail@domain.com"
Jmail.MailServerUserName = "Kullanıcı adım(mail@domain.com)"
Jmail.MailServerPassWord = "sifrem(şifre)"
Jmail.Subject = "Maillist"

Jmail.AddRecipient rs("mail")
Jmail.Body = "Maillist yapımı gönderilecek mesaj"
Jmail.Send("mail.domain.com")

rs.movenext
loop

Jmail.close
%>

Böylece veritabanımızdaki maillerin hepsine sırayla aynı mesajı göndermiş olduk.

kaynak aspogren