Bu gün Pazar…
Tatil günü, iş güç yok ya (sanki başka gün var da) oturdum düşündüm ve sonunda bir karara vardım.
Ben “Kadınları eve kapatacaksın, burunları bile dışarı görünmeyecek. Eğer illa ki dışarı çıkmaları gerekirse, bu kez türban mürban hak getire, burakaya sokacaksın…” diyorum…
Bu “Deme”bana, benim gibi düşünen bir adama yakışıyor, yapışıyor mu?
Yok… Ne yakışıyor, ne de yapışıyor. Daha da ötesi, kendimi böyle bir düşünceye kaptırmaktan alıkoyamadığım için de ayrıca kınıyorum.
Evet, yanlış okumadınız, kendi kendimi kınıyorum…
Ama gelin bir de sorun bakalım, ben niye böyle düşünüyorum.
Öyle bir kadın ki, işi gücü yok, televizyonlardaki kadın programlarını geziyorlar. Katıldığı bir tarafa, mikrofonu eline aldığında abuk sabuk konuşmalarına ne demeli? Evlenmek için çıkanları saymıyoruz daha…
Tarak, Özcan Deniz… Ne bileyim ben benzer şarkıcılar.
Konserlerini gördünüz mü?…
Kadınlar, kızlar şarkıyı dinlemeyi bir tarafa bırakıp ciyak ciyak niye bağırırlar, doğrusu anlayabilmiş değilim. Erkek milleti de tam tersi, kadın sanatçıların konserlerinde aynı…
Tesettür defilesinin fotoğraflarını gördünüz mü? Başı poşetlenmiş, üzerinde gömlek, kıçında bulicin pantolon, ayağında soket çorap, spor ayakkabı. Pantolon ile çorabın arası bacak ortalık yerde. Kendisine sorarsanız, tesettürlü…
Sonra, bir müzik yarışması…
Hep bir ağızdan bir bağrış, çağrış…
Tür-ki-ye… Se-nin-le… Gu-rur… Du-yo-yor…
Abi… Bu adam (Kadın ya da erkek, fark etmiyor) bir programda yarışıyor, nesiyle guru duyuyor Türkiye, orasını anlamıyorum. Türkiye’ye, kendisi ile guru duyması için ne gibi bir katkı sağlıyor?
Bu nasıl bir kadındır ki, bir herife üçü birden “Kadınlık”yapıyor?
Bu noktada haklı olarak bir soru soracaksınız bana…
Peki, “Erkek”cinsiyetinin kadından farkı var mı?
Vallaha haklısınız… Al birini vur ötekine…
Hatta duyuyor gibi oluyorum “Müslüm Gündüz, Ali Kalkancı”gibiler ne olacak?…
Hadi onlar bir tarafa, Sayın Başbakan’ın “Her aileye üç çocuk”sözünü yanlış anlayarak “Üç tane karım var”diye gerine gerine söyleyen, kendine evinde “Özel kerhane” kuran, ama din iman lafları il ve Kuran’dan ayetler söyleyerek cebini doldurana ne demeli?
Hadi onu da geçtik, televizyonlara çıkacaksın, dinden, imandan, ahlaktan söz edeceksin, kendinden 50 yaş küçük birisiyle evleneceksin, o da yetmeyecek, 14 yaşındaki bir kızla cinsel ilişkide bulunacaksın…
Bunlara ne yapmalı, değil mi?
Soru bu olmalı…
Bana kalsa, çözüm kolay…
Asacaksın, keseceksin… Desem acaba işin kökü kuru mu?
Yok… Kurumaz, aksine daha da güçlenir, sanki bahçeden maydanoz kesiyor gibi, arkası daha güçlü gelir. Çözüm, tek bir yerde…
Eğitim ve özellikle de “Kadının eğitimi”nden geçiyor…
Kadını eğitirseniz, bir erkeğe üçü birden cinsel azgınlığına çare olmaya kalkışmazsa, toplum içindeki gerçek yerini, saygınlığını ve etkinliğini anlatırsanız, sorun kökünden çözülür.
Ama Müslüm’lere, Kalkancıl’ara, tesettür modacılarının çıkarlarına hizmet ederlerse, hiçbir amacı, faydası olmayan kadın programlarında boy göstermeye devam ederlerse…
İşte o zaman “Burka”yı da hak etmiyorlar mı sizce?
Eğer “Kadın eğitimli olursa, erkeği de eğitir”diyorum.
Bana göre her şeyin “Anası” kadın…
Pazar günü yanlış düşlünü sürçülisan ettiysek affola…
Dünyanın çivisi çıktı, farkında değiliz…

27 NİSAN 2008