Haberi okuyunca “Dur… Bu konuda bir yazı yazayım” dedim. Sonra “Sana ne adamın üç karısından, alan memnun veren memnun. Devlet de gereğini yapmıyorsa… Sana ne…” dedim.

Demesine dedim de, kendimi yine yenemedim ve yazdım işte…

Evet… İslamiyet’te dört kadına kadar evli olma “Ruhsatı” şartlar oluşmuşsa, var…

Bakın Kuran’da bu konudaki ayet nasıl…

Nisa suresi 3. ayet: Yetimler konusunda adaleti koruyamayacağınızdan korkarsanız, sizin için temiz kılınan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. Eğer bu durumda adaleti gözetemeyeceğinizden korkarsanız, bir tek kadınla yahut yeminlerinizin/sağ ellerinizin sahip olduklarıyla yetinin. İşte bu, haksızlığa sapmamanız için en uygun yoldur.

Yani…

Belli şartları var “Dört kadınla” evli olabilmek için. Ama asıl olan, “…durumda adaleti gözetemeyeceğinizden korkarsanız” diyor “…bir tek kadınla…”dır.

Öncelikle, ilk eşin ikici ve ziyade eşe izin vermesi önemlidir. Burada ilk eşin “Kişilik” ve “İnsanlık” hakları öne çıkar. İkincisi, KADIN nüfusunun ERKEK nüfusundan fazla olması gerekir. Kadınların, ekonomik olarak “Düşkün ve yetersiz” olmaları gerekir. Üçüncüsü, evlenecek erkeğin, kadınları arasında “…adaleti koruyamayacağınızdan korkarsanız” uyarısını dikkate alarak “Adil” davranabilmeliler. Dördüncüsü ise, devletin bu konuda “İzin” vererek “Şartların oluştuğunu ortaya koyması” gerek.

Dediğim gibi, İslamiyet’te dört kadına kadar evlenmeye “Ruhsat” şartlar oluştuğunda var. Dikkat ediniz “Ruhsat var” diyoruz.

Ruhsatın kullanılması için de elbette şartların yerine gelmesi gerekir.

Haberde adı geçen kişi için “Şartlar” nasıl oluşmuştur, orasını bilemem. Üç eşi de bu evliliğe izin verdiyse, aralarında adalet(!) sağlanıyorsa, kimsenin gerçekten ve “Kalbi” bir şikayeti yok ise, yasalara rağmen, biri resmi diğer ikisi kurallara uymayan bir şekilde karısı olmaktan mutlu iseler, bizim diyeceğimiz bir şey olmaz. Bir de yasalar da demesi gerekirken demiyorsa!…

Diğer bir konu…

Nikâh tektir…

Bunun “Dini” si de yoktur. Çünkü Kuran’da nikâhın şartları olarak ortaya konulan kurallar, medeni kanunumuzda aynen vardır.

Birincisi; evleneceklerin evliliği kabul etmeleri…

ikincisi; evleneceklerin bizzat evlenme isteklerini, alenen ve kendi ağızlarından beyan etmeleri…

üçüncüsü; şahitler huzurunda yapılması…

Dördüncüsü; ve en önemlisi, bu evliliğin “Sicile” işlenmesidir.

Bu dört şart Kuran’da da vardır, bunlardan biri eksik olduğunda o nikâh geçerli olmaz.

Şimdi sormak gerekir üç kadın ile evli olan zatı muhtereme…

Sen hangi nikâhla üç kadınla evlendin de bu evliliklerin “Geçerli” oluyor? Zina sayılmıyor?

Aslında bu sorunun cevabını kendisi vermiş.

Bu kişi, üç kadınla evliliğine kılıf olarak söylediği söze bakın şimdi.

"Tekeşlilik mümkün olsaydı, umumhaneler, kerhaneler olmazdı."

İslamiyet’e göre, şartlar oluşmadığından, nikâh şartları yerine gelmediğinden üç eşten ikisinin nikâhları hem dinen hem de yasal olarak geçerli olmayan bu evlilikler için böyle bir lafı edebiliyor, böyle bir savunma getiriyorsa, ben o kişiye bir soru daha sormak isterim.

Efendi…

Sen, tek eşle yetinemeyeceğini, kendini yenemeyeceğini anlayınca, kendi evinde, evinde kendine özel “…umumhaneler, kerhaneler…” mi kurdun?

Amacım, kimseyi aşağılamak, işine karışmak filan değil…

Ancak "Tekeşlilik mümkün olsaydı, umumhaneler, kerhaneler olmazdı" diyerek ağzını bozan, bu anlayışı taşıyan, İslamiyet’i kendi çıkarlarına göre yorumlayan, çarpıtan, insanları kandırarak çıkar sağlayan bir adama da böyle bir soru sormak hakkımız olmalı…

Ben o hakkımı kullandım.

26 NİSAN 2008